Elinde Tutmak ne demek? | Elinde Tutmak anlamı nedir? | Elinde Tutmak

Elinde Tutmak anlamı nedir?

Elinde Tutmak ne demek?

Elinde Tutmak anlamı nedir?

Elinde Tutmak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: elinde tutmak

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hold. govern. have. withhold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hold. govern. have. withhold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forfeiture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yas tutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. El ile almak, elde bulundurmak: Şu ipi tut. 2. Yakalamak, ele geçirmek: Bir kuş tuttum, haydutları tuttular. 3. El dokundurmak: Şu masayı tutma. 4. Emrinde bulundurmak, sahip ve mâliki olmak: O çiftliği şimdi kim tutuyor? 5. Nikâhında bulundurmak, zevci olmak: Onun büyük kızını filân tutuyor. 6. Riayet etmek, uymak: Oruç, perhiz tutmak. 7. Dokunmak, başa vurmak, sersem veya sarhoş etmek: Sizi deniz tutuyor mu? Bu şarap beni çok tutuyor. 8. Zabt ve işgal etmek, kaplamak: Bu kanape çok yer tutuyor, bir duman ortalığı tuttu. 9. Kiralamak: Bir ev, bir at, bir araba tutmak. 10. Kapamak: Bir kaya yuvarlanıp yolu tuttu. 11. itibar etmek, nazarıyla bakmak: Bunu bir şeref tutuyor. 12. Farzetmek: Tutalım ki geldi, tutun, bu da oldu. 13. Başlamak: İşi yoluyla tutmak. 14. Saklamak: Aklında tutmak, kin tutmak. 15. Hakkından gelmek, habsetmek, bırakmamak: Kendini tutmak, dilini tutmak, nefesini tutmak. 16. Kullanmak, Osm. istihdâm, istîmâl etmek: Uşak, at, araba tutmak. 17. Yayılmak, çok ün yapmak: Şöhreti Alemi tuttu. 18. Hesap etmek, saymak: Bunu kaça tutuyorsunuz? 19. Kabûl etmek, dinlemek: Söz tutmak, nasihat tutmak. 20. Sebat ve devam etmek: Sözünü tutmak 21. (bir yola, mesleğe) Girmek: Bir yol, bir iş, bir sanat tutmak. 22. Hedef almak, vurmak: Topa, tüfeğe, taşa tutmak. 23. Meşgul etmek: Lâkırdıya tutmak. 24. Arız olmak, yakalamak, musallat olmak: Sıtma tuttu, göğsüm tuttu, beni yine sızılar tuttu. 25. Zihne koymak, düşünmek, kurmak: Niyet tutmak. 26. Açmak, kullanmak: Örtü, yaşmak, şemsiye tutmak. 27. Bir şekilde başlamak: İşi uzun, büyük, çok masraflı tutmak. 28. Yapmak, hazırlamak, kurmak, beslemek, yetiştirmek: Hamur, ipekböceği, maya, turşu tutmak. 29. Bağlamak, vermek, hâsıl etmek: Tane, tohum, çiçek tutmak. 30. Borsada bir malın veya hisse senetlerinin fiyatını muhafaza etmek: Kahve daha düşecekti ama borsada tuttular. Geçişsiz fiil olarak: 1. İyi hâlde olmak, kullanılmak, vazifesini ifa etmek, sağlam olmak: Eli, ayağı tutuyor, hiçbir yerim tutmuyor. 2. Ağrımaya başlamak: Başım tuttu. 3. Kökleşmek, temelleşmek, kök salmak, temeli sağlamlaşmak: Diktiğimiz ağaçlar tutmadı. 4. işlemek, geçmek, tesir etmek: Bu boya tutmaz. 5. Uymak, uygun ve mütenasip olmak: Bu ibare üst tarafını tutmuyor. Ağız tutmak = Gevezelik etmemek. Ağzıyla kuş tutmak = imkânsızı gerçekleştirecek kadar gayret göstermek. El üstünde tutmak = Fevkalâde ikram etmek. Elini tutmak ■ El uzatmamak. Uzun tutmak = Lakırdıyı uzatmak. Hor tutmak = Yıpratmak, fena kullanmak. Hoş tutmak = iyi muamele etmek. Söz tutmak = Dinlemek. Sözünü tutmak = Sözünde sebat etmek. Şahit tutmak — Birini bir işte şahit göstermek Damarı tutmak = İnad etmek. Taraf tutmak = Birine taraftarlık etmek. Kafa tutmak = Kendinden büyüğüne karşı gelmek. Kulak tutmak = Söz dinlemek. Göz tutmak = Göze iyi görünmek. Lakırdıya tutmak = Birini lakırdı ile işgal etmek. Yakasını tutmak = Tevkif etmek. Yer tutmak = 1. İşe yaramak. 2. Yer işgal etmek. Yerini tutmak = Yerini doldurmak. Yüz tutmak = 1. Teveccüh etmek, bir işe doğru yönelmek: İyiliğe

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hold. hold up. get hold of. seize. catch. keep. take. favor. favour. support. stick to. affect. abide by. add up to. bespeak. bind. book. charter. check. choke. choke back. choke down. choke off. claw hold of. clench. clutch. cog. cohere. come to. co.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchor. bind. bite. book. bridle. capture. catch. charter. check. contain. curb. detain. dig. grasp. hire. hold. inhibit. keep. repress. restrain. retain. say. seize. stifle. take. to hold. to stop. to detain. to catch. to seize. to keep. to cover. to tak

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehend. hold. to come to. to hold. to catch. to take hold of. to grip. to grab. to hold back. to restrain. to nab. to arrest sb. to capture. to occupy (a position. to detain sb. to keep sb / sth. to maintain sth at a certain level. to take up (so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mourn. to be in mourning. sorrow. take on. wail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by