Elli ne demek? | Elli anlamı nedir? | Elli

Elli anlamı nedir?

Elli ne demek?

Elli anlamı nedir?

Elli | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: elli

Türkçe Sözlük

(si.). Beş defa on, yüzün yarısı. Ar. hamsîn, Fars pencâh: Elli gün, elli koyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eli olan. Ar. zül-yed, Fars dest-dâr: İnsan iki elli, iki ayaklıdır. 2. Sap ve kulpu olan: Elli şamdan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fifty. handed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fifty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goddess of old age who defeated Thor in a wrestling match.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fifty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goddess of old age who defeated Thor in a wrestling match.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open handed. generous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit kokulu reçine; bu reçinenin elde edildiği ağaç; Mekke pelesenk ağacı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bedel ödenilen, bedeli olan. 2. Bedelci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having the value of. one who has paid to be exempted from his military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Capital Increase Through Rights Issues)

Şirketlerin sermaye artırımı karşılığında çıkardıkları hisse senetlerini nominal değerinden veya daha yüksek bir fiyattan satmak suretiyle gerçekleştirdikleri sermaye artırımlarına denir. Söz konusu hisse senetleri ortaklara satılabileceği gibi (rüchan hakkının kullandırılması), ortaklar dışındaki yatırımcılara da satılabilir. (rüchan haklarının kısıtlanması). Bedelli sermaye artırımına katılım bedeli belli bir süre ile sınırlıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i). Zahir, aşikâr, ayan, meydanda olan, bedihî: Bunun böyle olacağı belli idi. Zekâ kuvveti, alnının genişliğinden bellidir. Belli etmek = İzhâr eylemek, göstermek: Düşmanlığını belli etmiyor. Bell i başlı = MAruf, itibarlı. Besbelli = Pek aşikâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şöyle veya böyle beli olan: İnce belli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. clear. certain. specific. particular. known. avowed. broad. conspicuous. explicit. express. given. manifest. noticeable. palpable. patent. perspicuous. precise. prominent. self-evident. shadowless. stated. translucent. unmistakable. upfront.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. broad. concrete. manifest. obvious. palpable. prominent. unmistakable. evident. certain. definite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evident. obvious. clear. visible. certain. definite. broad / adj ,. express. notable. signal. unmistakable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main. eminent. notable. well-known.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinct. nebulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kavgacı, dövüşken, mücadeleci; savaşmayı seven. bellicosely z. dövüşkence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dövüşkenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. münakaşaya meyilli oluş, münakaşacılık; harpçilik, muhariplik, harp hali, harp etme. belligerency i. kavgacılık eğilimi, dövüşkenlik; harp hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. münakaşacı, kavgacı, dövüşken; cenkçi, harbe meyilli; muharip, harbe girmiş; harbe ait; i. harpte taraflardan birini teşkil eden devlet veya millet; bu devlet ordusunun mensubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Malûm olmayan, meçhul, belirli, muayyen olmıyan: Gidip gitmeyeceği bellisizdir. 2. Fark olunamaz, görülemez: Babil’in harabeleri bellisiz olmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açıkça belli: Besbelli artık gitmemiz lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evident. obvious. obviously. patent. self-evident. evidently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. obviously. certainly. quite evidently. clear. evident. self evident. point- blank. self-evident. sure as eggs is eggs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individualism ferdiyet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haecceity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamelya, çingülü, japongülü, (bot). Thea japonica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). savaşı gerektiren olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). viyolonsel çalan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ucunda çengel bulunan, ucu çengel şeklinde olan, kancalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooked. having a hook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fırtınalı, şiddetli (hava). 2. Karlı, kar yağacağını gösterir (hava). 3. Çamurlu, batak, cıvık (mevsim).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İstanbul menşeli bir oyun ve oyun havası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexuality. sex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sex. sexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birlikte harbeden devletlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). counterespionage.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ev, ikametgah, mesken. dwelling house, dwelling place ev, ikametgah, mesken, konut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elli kuruş vesaire kıymetinde olan: Ellilik tütün. 2. Elli aded veya parçadan mürekkep yahut elli şeyi olan: Ellilik defter (elli yapraklı). 3. Elli yaşında olan: Ellilik bir adam. 4. Elli sayısı. 5. Elli kuruş veya lira vesaire kıymetinde: Bir ellilik değer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Kırk dokuzdan sonra gelen, elli sırasına erişen: Ellinci defa, senenin ellinci haftası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiftieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiftieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elips; astr. bir gezegenin dönencesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -ses) i., gram. bir cümlenin anlamı bozulmaksızın öğelerinden birinin atılması; matb. çıkanlan kelimelerin yerini gosteren nokta veya işaretler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., geom. elipsoit. ellipsoidal s. elipsoit gibi oval şekli olan, elipsoidal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. beyzi, oval, eliptik; kısa, kısaltılmış, bazı kelimeleri çıkarılmıs (yazı, konusma). elliptically z. beyzi olarak, eliptik şekilde. elliptic'ity i. elips şeklinde oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Herbirine veya her defasında elli: Hepsine ellişer lira verdiler. Arabalara ellişer tahta koyarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fifty each.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. süslemek, tezyin etmek, güzelleştirmek; (hikâyeye) aslında olmayan hayal ürünü şeyler ilave ederek ilgiyi artırmak. embellishment i. süsleme, güzelleştirme; süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with obstacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having obstacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steeplerace. steeplechase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universality. catholicity. globalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antecedence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda üzerindeki renkle kodlanmış düğmeler, sayfa numarasını girmeden belirli sayfalara doğrudan ulaşmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) Köşe bucak, aramak, kaçmak, telâşla oraya buraya koşarak: Fellek fellek dolaşıyor. Fellik fellik arıyor, (bk.) Fillenk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot)., (zool). yelpaze şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Umumiyet, umumî olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.) Umumiyetle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generally. usually. normally. in general. on the whole. largely. at large. as a general rule. as a rule. by and large. exoterically. for the most part. ordinarily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonly. generally. ordinarily. usually. in general. mostly. as a rule. more often than not umumiyetle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usually. in general. persuasive advertising. by and large. authorized capital. generally. generally speaking. mostly. normally. ordinarily. for the most part. passenger service agent. principally. quick fix. widely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) çok yorucu, bitap düşürücü; (i.) çok yorucu şey, işkence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actuality. currency. up-to-dateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currency. current interest. up to dateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel olan şahıs veya şeyin hali. Ar. hüsn, cemâl, bahâ: Güzellik kadın için birinci süstür; kız güzelliğine güvenip ilim ve terbiye tahsilinden geri kalmamalıdır. 2. İyilik, Ar. tayyib, hoşluk: Bugünkü havanın güzelliği, bu sesin güzelliği. 3. Yavaşlık, tatlılık, Ar. hilm: Güzellikle kandırdım, güzellikle kaldırıp öbür tarafa koymalı, güzellikle söylemek. 4. Düzgün, süs. 5. iyi havadis, iyi haberler, iyilik, sağlık: Ne var, ne yok? Güzellik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmetic. beauty. prettiness. fairness. charms. feminene charms. comeliness. fineness. handsomeness. niceness. pulchritude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty. elegance. glory. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty. excellence. gentleness. kindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty queen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty salon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty parlour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty contest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gently. without using force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with gentleness. with kinds words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili haylaz kimse, mikrop, ortalığı birbirine katan kimse, haşarı kimse, muzır kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cehennemi, cehenneme ait; cehennem gibi, kötü, korkunç. hellishly (z). cehennemi bir şekilde, korkunç bir surette. hellishness (i). cehennemi oluş korkunçluk, kötülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homosexualism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homosexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akıl, zekâ, anlayış; istidat; zekâ sahibi; malumat, haber; bilgi, vukuf. intelligence bureau istihbarat bürosu. intelligence quotient zekâ bölümü, öIçülmüş zeka derecesini gösteren rakam. intelliqence service istihbarat teşkilâtı. intelligence te

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) akıllı, zeki, anlayışlı; kabiliyetli; maharetli, usta. intelligently (z.) akıllıca, anlayışla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aydınlar, münevverler sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) anlaşılır, idrak edilebilen. intelligibly (z.) anlaşılır surette. intelligibil'ity (i.) anlaşılabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin yeni model DVD kaydedicilerinde kullandığı bu sistem görüntü ayarlarını ve diğer uygulamaları kendi yapay zekasıyla en uygun hale getirerek kullanmanızın önünü açıyor.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

* İşçi karıncaların neredeyse tamamı dişidir. Erkekler çiftleştikten kısa bir süre sonra ölürler.

* Karıncalar yaklaşık 60 milyon yıldır değişim geçiriyorlar.

* Kraliçe karınca 20 yıl yaşayabilir. Ve yaşamı boyunca yaptığı tek şey yumurtlamaktır.

* 500 binin üzerindeki bir karınca grubu bir kuşu, bir domuzu ya da atı öldürebilir.

* Bir karınca kendisinden 50 kat fazla bir ağırlığı taşıyabilecek güçte.

* Karıncalar acımasız savaşçılardır. Isırabilirler, sokabilirler ve arkalarından asit fışkırtabilirler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılığı kıyafeti düzgün, yaşlıca ve gösterişli kimse. bk. Kerliferli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kelliğe yakalanmış olma, kel illeti: Onun kelliği bellidir.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Saçlı deride, deriden 2-3 santimetre kadar yüksekte kabuklar şeklinde ortaya çıkan ve bir çeşit mantarın neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın ortaya çıktığı yerdeki saçlar ya tamamen dökülmüş ya da bir iki kıl kalmıştır. Tedavinin ilk şartı, temizliğe çok dikkat etmektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak, bal.

Hazırlanışı : 10 diş sarımsak kabukları soyulmadan dövülür. Üzerine 1 tatlı kaşığı süzme bal ilave edilir. İyice karıştırıldıktan sonra, hasta olan yerlere sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baldness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alopecia. baldness. favus. ringworm. bare wasteland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baldness. favus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Makyavel; Makyavel politikasını güden kimse. Machiavellian s. Makyavelce. Machiavellianism i. Makyavelcilik, Makyavelizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bal hâsıl eden bal taşıyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bal gibi akan, bal gibi tatlı. mellifluence i. tatlı dil. mellifluently, fluously z. tatlı dilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Midenin besinleri gereği gibi ve normal sürede hazmedememesine mide tembelliği bir başka ifadeyle mide zafiyeti denir. Nedeni, midede asit fazlalığı, mide kaslarının zayıflamış olması veya midenin hazım için gerekli olan salgıyı yapamamasıdır. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Fesleğen, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 3 tutam fesleğen konur. Kaynatılıp, süzülür Yemeklerden 10 dakika sonra, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modeling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitting as a model for an artist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimde gölgeleri, gölgelemeyi ve ışıklı noktaları kullanarak; biçimlerin gerçek oldukları ve hacme sahip oldukları yanılsamasını sağlama tekniği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bilâğ» dan if.) (mü. mübelliğa). Tebliğ eden, bir emir veya haberi yerine yetiştiren. Büyük camilerde son cemaate imamın ve müezzinin sözlerini tekrar ederek yetiştiren adam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Tebliğ eden, haber veren bildiren. 2.Büyük camilerde imamın söylediğini tekrarlayan kimse. - Hz.Peygamberin isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mücellit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. «cild» den İf.). Kitapları dikip kenarlarını düzelterek kap gaçiren işçi: Bu kitapları mücellide göndermeli, mücellit dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookbinder. bookbinder ciltçi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookbinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookbindery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kitapları dikip kap geçirme, ciltçilik san’atı: Mücellidlikte mahareti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book binding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookbinding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ülfet» ten if.) (mü. müellife) (c. müellifin). Kitap te’lif eden, yazar, muharrir: Bu kitabın müellifi en meşhur müelliflerdendir. Li-müellife = Kitabın müellifi tarafından söylenmiş olan şiirlerin başında geçen bir tâbirdir ki, şiirin başka yerden alınmadığını gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

author.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «elem» den if.) (mü. müellime). 1. Elem ve ağrı veren, acıtan, ağrıtan. Darb-ı müellim = Acıtan vuruş. 2. Elem ve keder veren, hüzünlü: Babamın ölümü pek müellim bir haberdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfection. excellence. faultlessness. class. consummation. finish. impeccability. soundness. thoroughness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excellence. perfection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superbness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selm» den if.). Tanzimat’tan önce kaymakam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «billûr» dan if.) (mü mütebellire) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Billûr şekil ve suretinde donmuş olan, tebellür etmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «celâ»dan if.) (mü. mütecelliyye). 1. Meydana çıkan, görünen, apaçık. 2. Parlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «elem» den if.) (mü. mütellime). 1. Elem ve kedere uğramış: Kendisini pek müteellim gördüm. 2. Acıyan, ağrıyan, hasta: Kalbim müteellimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(!. A. «kelâm» dan if.) (mü. mütekellime). t. Tekellüm eden, söyleyen. 2. (edebiyat, gramerde) 1. şahıs: Ben, biz, gelirim, gideriz... gibi. Türkçe’de müfred ve cem’i vardır. 3. Nutuk söyleyen, hatip. (I. A. c. mütekellimîn). Kelâm konuşan (İslâm felsefesi) bilgini).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «malaka»dan if.) (mü. mütemellika). Yaltakçılık eden, yaltaklanan, dalkavuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «melk, mülk» ten if.). Temellük eden, malın sahibi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulvân» dan if.) (mü. müteselliyye). Teselli bulan, bir ziyan ve acıya karşı bir fayda ve sevinç görüp acıyı unutur gibi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selm» den if.). 1. Teslim olunan şeyi alıp kabûl eden. 2. Vergi memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vely» den İf.) (mü. mütevelllyye). Bir vakfın idaresine memur adam ki, ekseriya vakfedenin neslinden olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trustee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vilâdet» ten if.) (mü. mütevellide). 1. Doğan, tevellüt eden, dünyaya gelen. 2. mec. Hâsıl olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caused by. resulting from. born of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zillet» ten if.) (mü. mütezellile). Alçaklanan, tenezzül eden, zillete katlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vilâdet» ten if.) (mü. müvellide). 1. Doğurtan, ebe, kadın doktoru. 2. (kimya, paleontoloji). Hâsıl eden, husule getiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Oksijen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Hidrojen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ebe kedin. (bk.) müvellid.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجلد] ciltçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مؤلف] yazar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متجلی] görünen, tecelli eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متألم] elemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متکلم] konuşan. 2.birinci tekil şahıs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متملک] dalkavuk, yardakçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متسلی] teselli bulan, avunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

teselli bulmak, avunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متولی] bir vakfın üst yöneticisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متولد] doğan. 2.ileri gelen, kaynaklanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causality. causation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principle of causality. law of causation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

objectivity. outwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Mızraplı bir halk çalgısı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Örümcekler günümüz teknolojisinin bile çözemediği inanılmaz canlılardır. Örümcek ağının çok özel nitelikleri olan sağlamlık ve esneklik bugüne kadar taklit edilemedi. Aynı çaptaki bir çelik telden iki kat daha güçlü olan bu doku ne kadar çekilirse çekilsin orjinal durumuna dönecek kadar esnektir.

Örümcek ağları kendine yüksek hızla çarpan nesneleri yırtılmadan esneyerek frenler. Tekrar gerisin geriye yaylanmadığından nesne ters yöne fırlamaz, yapışır kalır. Örümcek ağının esneme kapasitesi bugün yapay olarak üretilmiş en iyi telin neredeyse dört katıdır.

Bu maddeyi yapay olarak elde etmeyi hala başaramayan bilim insanlarının örümcek çiftliği kurup, örümcekleri sağarak, ipliklerini aldıklarını biliyor muydunuz? Yaklaşık 2.5 santimetre boyundaki bu örümceklerden günde hayvan başına 320 metre (yaklaşık 3-5 gram) iplik elde ediliyor ve bu iplikler ABD ordusuna kurşun geçirmez yelek yapmada kullanılıyor.

Dünyada 34 bin örümcek cinsi tepit edilmiştir. Yani her cins örümcek farklı özellikler taşır. Örümceklerin hepsinde zehir bezleri vardır, ama karadul örümceği, kahverengi örümcek gibi çok az türü insana zarar verebilir. Dünyanın en büyük örümceği ise Güney Amerika’nın kuzey kısmında yaşayan “Goliath Trantula” isimli dev örümcektir. Erkeğinin bacağının boyu 25 santimetreyi bulur. Kurbağaları, kertenkeleleri, fareleri ve hatta küçük yılanları yakalayıp yiyecek kadar güçlüdür.

Örümcekler, diğer böceklerden farklı olarak sekiz bacağa ve sekiz göze sahiptirler. Büyüme safhasında bir bacak kırılırsa yerine yenisi gelebilir. Vücutları iki parça olup arka kısmındaki bezlerden ağ üretimi başlar, buradaki çok ince deliklerden sıvı ve damlalar halinde verilen ağ malzemesi dışarı çıkar çıkmaz donar.

Örümcek ağının her tarafı yapıştırıcı değildir. Kurban ağa yakalanınca yapışkan kısmı bildiklerinden kendileri de ağa yakalanmadan onun yanına kadar giderler. Örümcek ağını amacına göre farklı şekillerde örer. Ağdaki ipliklerin de cinsleri yerlerine göre farklıdır. Yumurtaların sarmalanması için ürettiği yumuşak iplik onu aynı zamanda bir uçurtma gibi uçurabilir. Ağın ana yapısı, dairesel kısımları, avı yakalayacak kısmı için elastikiyetleri ve sağlamlıkları farklı ipler üretir.

Örümceklerin birçok türünde erkeğine göre 4 – 5 kat büyük olan dişinin çiftleştikten sonra erkeğini yediği doğrudur. Ancak bu erkeklerin bir gecelik zevk uğruna katlandıkları bir sonuç değil, kendi nesillerini devam ettirebilmek, kendi evlatlarını üretebilmek için kendilerini dişiye kurban etmeleridir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Özel olma hâli, hususiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speciality. specialty. characteristic. particularity. peculiarity. property. feature. special feature. attribute. attribution. cachet. character. hall mark. hallmark. idiosyncrasy. particular. plate-mark. point. quality. quiddity. singularity. stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

character. characteristic. feature. individuality. nature. peculiarity. property. qualification. quality. speciality. trait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. feature. attribute. attribution. character. genius. invention. particularity. peculiarity. point. privacy. property. quality. ring. self. special feature. speciality. token. trait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

especially. specially. in particular. particularly. exclusively. above all. in especial. expressly. notedly. principally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

especially. notably. particularly. peculiarly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

especially. particularly. above all. accepted pairing. bosom. chiefly. consumerization. expressly. fat cat. intransigent. notably. peculiarly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subjectivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subjectivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parallelism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parallelism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapışkanotu, bot. Parietaria officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) isyan, ayaklanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) asi, serkeş, isyankâr. rebelliously (z.) asice, isyan ederek, isyankâr şekilde, serkeşçe. rebelliousness (i.) asilik, isyankarlık, serkeşlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uydu navigasyon sistemi. Uydudan gelen sinyaller sayesinde, küçük elektronik araçların koordinatları belirlenebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uydu, peyk, satelit, bir gezegenin uydusu; büyük bir kimsenin peşinde dolaşan kimse, bende, uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imlâ, yazılış, yazım; heceleme, imlasını söyleme. spelling bee, spelling match imlâ yarışması. spelling book imlâ kılavuzu. spelling reform imlâ reformu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İnsan gözünü yormadan titreşimli görsel görünümler sağlamak için ince ayarlanmış resimler elde etmeyi sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldızlarla dolu, yıldızlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldız şeklindeki, yıldızımsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «celâ» dan masdar) (c. tecelliyyât). 1. Görünme, açığa çıkma. 2. İlâhî kudret eserlerinin görünmesi, açığa çıkması. 3. İlâhî lutfa erişme. 4. Talih, kader: Benim tecellim böyle imiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfiguration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifestation. fate. luck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifestation. becoming manifest. revelation. destiny. fate. phenomenon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تجلی] görünme, ortaya çıkma. 2.kader.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Görünme, belirme. 2.Kader, talih. 3.Allah’ın lütfuna erişme.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görünmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تجليگاه] görünme yeri, zuhur yeri, ortaya çıkış yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Teller takınmış, tel ile süslenmiş: Telli gelin. 2. Kaba bir surette süslendirilmiş, cicili bicili: Telli pullu. Telli bebek = mec. Delişmen, hoppa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

string instruments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tesirli, etkili .tellingly z. etkili bir şekilde, tesirli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolence. inertia. laze. sloth. laziness. inaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolence. sloth. laziness. idleness. laze. sluggishness. torpor. vacuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Temeli olan, esaslı. 2. Sebatlı, devamlı, sürekli, geçici olmayan. 3. Eski, eskiden kurulmuş: Oranın temelli bir mektebi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a foundation. true. well-founded. permanent. permanently. fundamental. for good. for good and all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which has a foundation. permanent. old. application for life. for good.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üşenme hâli, Ar. kesel. 2. Ağırlık, Ar. batâet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (e. teselliyât). Bir acıyı kısmen unutturacak iyilik veya nasihat, avutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolation. comfort. cheer. salve. solace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balm. comfort. consolation. solace. comfort avunç. avuntu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort. consolation. solace. alleviation. relief. silver lining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسلی] avutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commiserative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort. condole. console.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to console. to comfort. to give sb consolation / comfort / solace. cheer up. to offer a mite for comfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hono u rable mention. consolation stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

avutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. teselli, Fars. Amîhten = karıştırmak). Teselli veren, teselli yollu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tesellî, Fars. pezîreften = kabûl etmek). Teselli kabûl eden, teselli edilebilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tesellî, Fars. yâften = bulmak). Teselli bulan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تسلی کار] avutan, teselli veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsolable. disconsoled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tevellâ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. barometrenin ana ilkesini keşfeden İtalyan fizik bilgini; Toricelli'ye ait veya onunla ilgili Torricellian tube barometrenin cam tübü Torricellian vacuum barometre cıvası üzerindeki hava boşluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bahçede veya evin dış tarafında bulunan kafes işi; f. kafes işi yapmak; dallarını kafese sarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F,, Ar. teselli, Fars. bahşîden = Bağışlamak). Teselli veren.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akılsız, zekasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. seğirmek; seğirtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tel şehriye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. yumurta sarısında bulunan bir protein.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Wellington, Yeni Zeland'ın başkenti; çoğ. çizme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Rüzgârlı, rüzgârı çok: Yelli gün, hava. 2. Sızıları olan, romatizma ve benzeri hastalığa tutulmuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,(argo) ödlek, korkak; sarı göğüslü(kuş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by