Em’a ne demek? | Em’a anlamı nedir? | Em’a

Em’a anlamı nedir?

Em’a ne demek?

Em’a anlamı nedir?

Em’a | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ema

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mia kullanılmaz) (anatomi) Barsaklar: Em’l-yı dakika = İnce barsaklar. Em’A-yı galize = Kalın barsaklar. İltihab-ı em’A = Barsaklara ait muhtelif hastalıklar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امعا] bağırsaklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu mod, filmlerin yönetmenin büyük ekran için amaçladığı üzere saniyede 24 kare hızında izlenmesine olanak sağlar. Günümüze dek, evde izlenen filmler sinema salonunda olduğundan ‘daha hızlı’ oynatılmaktadır. TV’de yayınlanan ya da DVD olarak satılan filmlerin, PAL biçimiyle uyumlu izlenebilmesi için ayarlanması gerekmektedir. Buradaki fark, filmler saniyede 24 kare hızında çekilirken standart bir TV’nin saniyede 25 kare hızında yayın yapmasından kaynaklanmaktadır.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güzellikleri kendinde toplayan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Acemler’e yakışırcasına.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجم عشيران] Türk mûsikisinde bir makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air cinema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عدم آباد] yokluk ülkesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آفتاب جمال] güzel yüzlü, parlak yüzlü, yüzü güneş gibi parlayan, sevgili, maşuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde: 1. 10/4 ile yazılan bir küçük usul. Aksak semaî (bk.) usulünün bir mertebesi ve: 2. Klasik bir şekil: Ağır aksak semâİ usulü ile bestelenmiş ağır semâİ.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agrément

uygunluk

Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). 1. Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul. 2. Türk musikisinde bir usûl ile ölçülmüş ağır semâİ çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul. Aksak semâİ usulünün bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gökkuşağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علائم سما] gökkuşağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainbow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالم آرا] dünyayı süsleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aforoz, Lânetleme (özellikle katoliklerde) ; aforoz edilmiş veya lânetlenmiş kimse; yasak edilmiş şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

anathematize (ing). (-tise) (f). afaroz etmek, lanetlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

insana benzeyen primat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آسایش برکمال] her yerde huzur hakim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yulaf veya yulaf cinsinden otlara benzer veya onlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan, göğse dayıyarak çalınan eski bir keman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan, göğse dayıyarak çalınan eski bir keman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A ). Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.a..i.) (Kadın İsmi) - Ay gözlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). «Bundan sonra, bundan böyle» mânâsında kullanılan eski kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

henceforth. after this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mavnacılardan biri; kumanda eden mavnacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعدما] bundan böyle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). beadsman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ay yüzlü. 2.Fatımi devleti vezir ve serdarlarındandır. 2 defa Şam valisi olmuştur. (1013-1094).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ortodoks kiliselerinde mihrabm etrafındaki çevrili kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yine o mânâya meâliyle kullanılan Arapça terkip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بزکمال] en iyi şekilde, mükemmel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی امان] amansız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). savaş gemisinde silahların bulunduğu zırhlı bölüm; kazamat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CEMAAT) (i. A. «cem’» den) (c. cemâat). 1. Bir yere toplanmış insanlar, gürûh, topluluk, takım, bölük: Orada bir cemaat var idi. 2. Bir imama uyup namaz kılan Müslümanlar topluluğu: Cemaate göre İmam. 3. Bir mezhebe tâbi ve bir zümre teşkil eden ahali: Edirne’nin Rum, Ermeni, Bulgar cemaati. Cemâat-i Islâmiyye; cemâat-i gayr-ı müslime. Son cemaat = Camiin içine sığamayıp iki kapısı arasında namaz kılanlar. Son cemaat yeri = Camiin iç ve dış kapısı arasındaki örtülü yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parish. congregation. community. crowd. boodle. caboodle. communion. flock. fold. parish. sect. troop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congregation. flock. community.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congregation. assembly. religious community. crowd. flock. house. troop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جماعت] topluluk. 2.camide ibadet edenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. cemâdât). Hayatı ve gelişmesi olmayan cisim, bitki ve hayvan dışında kalan cansızlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جماد] cansız varlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمادات] cansız varlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Hicrî takvimde ayların beşincisiyle altıncısının ismi olup, birincisine «cemadiyel-evvel» ve ikincisine «cemadiyel-Ahire» derler, mec. Cemâziyeievvel = Eski hal: Ben, onun cemâziyelevvelini bilirim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. cumhur). Cumhurlar, topluluklar, (bk.) Cumhûr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جماهير] cumhuriyetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güzellik, yüz güzeliği

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمال] yüz güzelliği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüz güzelliği, zahiri ve batıni güzellik. Allah’ın rahmetle tecellisi. Allah’ın lütuf, ihsan, rıza sıfatlarının karşılığı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dinin cemali, parlak yüzü. Daha çok şeref unvanı olarak kullanılmıştır. el-Cevad el-İsfahani tarafından ilk defa kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın lütfü, bağışı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Naz ile salınarak yürüyen. 2. Şarap kadehi. 3. Çemen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Salına salına yürüyen. 2.Nazlı sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinema, sinema dünyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cinema Black Pro modu, BRAVIA SXRD™ televizyonları ve Sony SXRD™ ev sinema projektörlerindeki kontrast oranını artırmak için Gelişmiş İris Kontrolü’nü kullanan benzersiz bir Sony özelliğidir. Bazı modeller, lamba gücü watt değerini de kontrol edebilmektedir. Resim Ayarları menüsünden Cinema Black Pro ayarlama işlevini seçebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sağlanan bu benzersiz özellik, Piksel x Piksel başına I/P (Titreşim/Kademeli) Dönüştürme ve V-Kenar Telafisi teknolojilerini kullanarak olağanüstü kademeli video sinyali üretir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Sinemaskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinema makinası; filim oynatma makinası, filim çekme makinası. cinematog'rapher (i). filim çeken kimse. cinematograph'ic (s). sinema makinasıyla ilgili veya ona ait. cinematography (i). filim çekme sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaban asması, akasma, meryemana asması. filbahar, filbahri, (bot). Clematis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (öluyü) yakmak. crema'tion (i). öIüyü yakma. cremator'ium, cre'matory (i). krematoryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Topluca, hep bir arada: Cümbür cemaat gittik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all together. the whole kit and caboodle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Evde dijital surround efektleri yaşamanızı sağlayacak bir özelliktir. DCS, surround sesleri Cinema Studio Mode’ları ya da Virtual 3D modlarıyla yeniden düzenleyerek, filmlerin amaçlandığı şekilde izlenmesini sağlayacak yüksek kaliteli surround sesler oluşturur.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دمادم] her an.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F.). Her an.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyüklük taslayan, kibirli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (elek). mıknatıs hassasını gidermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Demagoji yapan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démagogue

laf cambazı

Bir kimsenin, bir grubun duygularını kamçılayarak abartılı veya gerçek dışı sözler söyleyen kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Demagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an orator who appeals to the passions and prejudices of his audience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demagog, halk avcısı. demagogic (s). demagojiye dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir topluluğun duygularını okşayarak, onu kendine çekme ve bu vasıtayla kendi davasını yürütme yolu, halk avcılığı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démagogie

laf cambazlığı

Bir kimsenin, bir grubun duygularını kamçılayarak abartılı veya gerçek dışı sözler söyleyip onları kazanmaya çalışma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demagogy halkavcılığı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demagogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Heyecanlı, hiddete kapılmış. 2. Kükremiş. 3. Bağırıp çağırma. 4. Heybetli, güçlü. 5. Vakit, zaman, müddet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). talep etmek, istemek; emretmek, ısrar etmek, icbar etmek; sormak, zorla istemek; muhtaç olmak; (huk). mahkemeye celbetmek , bir hak talep etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). talep, istek; ihtiyaç; (huk). talep, dava. in great demand çok revaçta, çok aranan, büyük rağbet gören, tutulan. Iaw of supply and demand arz ve talep kanunu. on demand talep vukuunda, istenilince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakit, zaman, müddet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Helâk, telef, ölüm. Tîg-ı demâr = Ölüm kılıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Helâk eden, intikam alan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hudut çizmek; ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hudut tayini, sınır çekme. Iine of demarcation sınır çizgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). diplomatik hareket, siyaseti değiştiren adım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. demarké

sp. sıyrılmış, boşta kalmış

Rakip oyuncular tarafından tutulmaktan kurtulmuş.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A). Şeyhülislâmlara verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony Ses Mühendisleri ve ses uzmanları tarafından Sony Pictures Entertainment’ta geliştirilen Digital Sinema Sesi, film deneyimini evinize taşır. Bu teknoloji, Sony’ye ait üç prestij sahibi ses dublaj salonlarında Kim Novak, Barbara Streisand ve Cary Grant’ın yardımlarıyla geliştirilmiştir. Bu salonlarda ses alanı ölçüleri alarak Sony, sinemadakiyle aynı aural hissini yeniden yaratabilen dijital işleme teknolojisini geliştirmiştir. Çoğu Sony HiFi alıcıları ve ev sinema sistemleri DCS özelliğine sahiptir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) Gök cisimleri, yıldızlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجرام سماویه ]gök cisimleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb.) egzama, bir çeşit deri hastalığı, mayasıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb.) ödem, vücudun bir yerinde su toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir şey verilince tam olmalı, bir iyilik edilince bu iyilik tamamlanmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Unsur.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. élément

öge

Birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element. component. factor. personnel. rmployee. staff member.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element. staff member. employee. worker. component.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

component. element. staff member. part. primary matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çok zayıflatmak, bir deri bir kemik hale getirmek. emaciated s. (açlıktan veya hastalıktan) çok zayıflamış, sıska. emacia'tion i. anormal derecede zaylflatma, bir deri bir kemik hale gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. emced). Emcedler, en şanlılar, en şerefliler, (bk.) Emced.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mekân). Mekânlar, yerler, (bk.) Mekân.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اماکن] mekanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Korkusuzluk, Ar. emn, emniyet: O ülkede emn ü emân vardır. 2. Af, müsaade: Eman vermek (aman vermek). 3. Sığınmak, teslim olmak: Emân istemek: El-emân (el aman) = Af, merhamet, medet. Emân vermemek = Müsaade etmemek, aslâ merhamet etmeyip cezasını vermek. Fi-emân-Allâh = Allah selâmet versin, (bk.) Aman.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امان] aman dileme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Emniyet. 2.Himaye, masuniyet. Güvence. - Müslüman her ferde eman verebilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. emânet). Emânetler. Emânât-ı Mukaddese = Topkapı Sarayanın Hırka-i Saâdet dairesinde saklanan, Peygamberimiz’e ve diğer din büyüklerine ait kutsal eşya ve nesneler. Emânât-ı Şerife de denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [امانات مبارکه] kutsal emanetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çıkmak, hâsıl olmak; yayılmak, fışkırmak. emana'tion i. çıkma, dışan akma; çıkan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. özgür kılmak, azat etmek, serbest bırakmak; huk. aile hakimiyetinden kurtarmak. emancipa'tion i. azat etme, özgür kılma, serbest bırakma; aile hakimiyetinden kurtarma. emancipa'tionist i. koleleri azat etme taraftan. eman'cipator i. azat eden veya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. emn’den) (c. emânât). 1. Birine bir şeyi bırakma tevdi etme: Bunu size emanet edeceğim, emanet bırakacağım. 2. Birine emniyet edilip bırakılan şey: Emanetimi iade ediniz. 3. Osmanlı devletinde bazı devlet dairelerine verilen isim: Rüsûmat emaneti, şehremaneti. Allaha emanet olun = Sizi rabbime emanet ederim, Allaha ısmarladık. Emanetullah = Tanrıca emanet Hükmünde vatandaşlar, bilhassa tab’anın himayeye muhtaç olan takımları. Sandık emaneti = Sandık eminliği, sandıkkârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trust. deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security. trust. deposit. left-luggage office. baggage room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escrow. custody. person or thing entrusted to another's safekeeping. a trust. checkroom for baggage. entrusted to one's safekeeping. charge. check room. consignation. safe custody. security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ امانت] eminlik. 2.emanet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Emniyet edilen kimseye bırakılan şey, eşya veya kimse. 2.Osmanlı devletinde bazı devlet dairelerine verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commend. consign. entrust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commend. consign. delegate. entrust. to place in escrow. intrust. recommend. commit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Emanetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yerden bir yere götürülen eşyayı emanet suretiyle alıp yerlerine teslim eden adam ki, bazen kendisi gidip gelir ve bazen ortağına gönderir: Bursa, izmir emanetçisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depository. depositary. trustee. bailee. consignee. depot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trustee. consignee. depository.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage checkroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yerden bir yere emanet suretiyle gönderilen eşyayı alıp teslim etmek vazifesi: İstanbul ile Bursa arasında emanetçilik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work of a checkroom attendant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [امانت دار] emanetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Emanet yolıyle, emanet olarak: Bunu size emânet veriyorum. 2. Bir resmî daire tarafından bizzat, ihâle şeklinde ve iltizam suretiyle olmayarak: Vilâyetin Aşârı iki sene emâneten, iki sene de ihâleten idare olundu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for safe keeping. on deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on deposit. as a trust. for safekeeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امانة] emanet olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Emanet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın emaneti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. emniye). Emniyetler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın emaneti. Devletin tebası, halk, millet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). (m. emâre). Emâreler, belirtiler, izler, eserler, deliller.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امارات] işaretler, belirtiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. emârât). Alâmet, nişan, eser: Buradan geçmiş olduğunu gösterecek hiçbir emâreye tesadüf edemedik (emmâre yanlıştır), (bk.) Emmâre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign. mark. indication belirti. iz. ipucu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign. mark. token. indication. circumstantial evidence. symptom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اماره] işaret, belirti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. emr’den). 1. Emîrllk, beylik, bir emîr veya beyin hal ve sıfatı: Emâret-i Mekke-i Mükerreme. 2. Bir emîr, bey veya prensin idaresinde bulunan memleket, beylik, prenslik: Bulgaristan Emâreti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امارت] beylik, emirlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. kenarı veya tepesi çentikli, dişli (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. hadım etmek, enemek, burmak; kuvvetten düşürmek; (bazı kısımları çıkarmak veya sansür etme yoluyla) edebi bir yazıyı hafifletmek; s. kuvvetten kesilmiş; efemine, erkekliği olmayan. emascula'tion i. hadım etme veya edilme; kuvvetten düşürme, kuv

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi emsel kullanılmıyor, itaf.). Eşler, benzerler, akran: İftihâr-ül-emâsil-vel-akrân = Eskiden fermanlarda yazılan şeref unvanlarından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Mineli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enamel. glazing. varnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enamel. enamelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enameled. glazed. gloss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. temsil eden, temsil edici sembolik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. doku ve organlar arasında hava kalması, anfizem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göğüste ve özellikle akciğerin dış tarafında cerahat toplanması, ampiyem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. lavman, tenkıye, şırınga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Erdemli yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Erdem).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) eritem, vücudun bazı yerlerinde meydana gelen kızartı . erythemat' ic (s.) kızartı yapan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çog mata) (tıb.) eksantem, çiçek ve kızamık gibi hastalıklarda ciltte hasıl olan kızartı, leke ve kabarcıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). dişi dişil kadın cinsine mahsus; (bot). dişi; (mak). dişi; (i). kadın; dişi hayvan veya bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ustabaşı, baş kalfa; reis, başkan, özellikle jüri başkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). baş direği, pruva direği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köle olmayan kimse; hür adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bayt). erkek buzağı ile ikiz doğan cinsi yapısı kusurlu dişi buzağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mason.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -men) eski (ask). talim zamanında safların başında durup hareketleriyle askerlere ne yapacaklarını gösteren talimli nefer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) kibar adam, efendi, terbiyeli adam, nazik adam, iyi bir aileye mensup erkek, çelebi, centilmen. gentleman's agreement karşılıklı söz vermeye dayanan anlaşmaç gentlemanat arms iç kral muhafızlarından biriç gentleman farmer kendi zevki iç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in Central America; achieved independence from Spain in 1821; noted for low per capita income and illiteracy; politically unstable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Guatemala.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in Central America; achieved independence from Spain in 1821; noted for low per capita income and illiteracy; politically unstable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Guatemala.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Orta Amerika, Karayip Denizi’nin kıyısında, Honduras ve Belize arasında ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, El Salvador ve Meksika arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 15 30 Kuzey enlemi, 90 15 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 108,890 km².

Sınırları: toplam: 1,687 km.

sınır komşuları: Belize 266 km, El Salvador 203 km, Honduras 256 km, Meksika 962 km.

Sahil şeridi: 400 km.

İklimi: tropikal; mevsimler alçak bölgelerde sıcak ve nemli, yüksek arazilerde serin yaşanır.

Arazi yapısı: Arazi çoğunlukla dar kıyı ovaları olan dağlık bölgelerden ve engebeli kireçtaşı platolarından oluşmaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Tajumulco yanardağı 4,211 m.

Doğal kaynakları: petrol, nikel, seyrek ağaçlar, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %13.22.

daimi ekinler: %5.6.

Diğer: %81.18 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 1,300 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Dağlarda sayısız yanardağlar, arada sırada ser depremler ortaya çıkmaktadır. Karayip sahilleri kasırga ve tropikal fırtınalara meyillidirler.

Coğrafi Not: Batı kıyısında hiçbir doğal korunak yoktur.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 12,293,545 (temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.27 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -1.94 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 30.94 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: Toplam nüfus: 69.38 yıl.

Erkeklerde: 67.65 yıl.

Kadınlarda: 71.18 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.82 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %1.1 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 78,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 5,800 (2003 verileri).

Ulus: Guatemalalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Melezler, yaklaşık %55, Amerika yerlileri, yaklaşık %43, beyazlar ve diğer %2.

Din: Roma Katolikleri, Protestanlar, yerel Maya inançları.

Diller: İspanyolca %60, Amerika dilleri %40 (Quiche, Cakchiquel, Kekchi, Mam, Garifuna ve Xinca’yı da içine alan 20 den fazla Kızılderili dili).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %70.6.

erkekler: %78.

kadınlar: %63.3 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Guatemala Cumhuriyeti.

kısa şekli : Guatemala.

Yerel tam adı: Republica de Guatemala.

yerel kısa şekli: Guatemala.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Guatemala.

İdari bölümler: 22 bölge; Alta Verapaz, Baja Verapaz, Chimaltenango, Chiquimula, El Progreso, Escuintla, Guatemala, Huehuetenango, Izabal, Jalapa, Jutiapa, Peten, Quetzaltenango, Quiche, Retalhuleu, Sacatepequez, San Marcos, Santa Rosa, Solola, Suchitepequez, Totonicapan, Zacapa.

Bağımsızlık günü: 15 Eylül 1821 (İspanya’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 15 Eylül (1821).

Anayasa: 31 Mayıs 1985.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: BCIE, CACM (Orta Amerika Ortak Pazar


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Guatemala .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Guatemalan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Guramâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجر سمائی] göktaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hanedan, sülâle. 2. Ev halkı ve eşyası: Hânemânım harap oldu. (bk.) HAnmân, hanümân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hâtemce.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hemato, hemo- önek kan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hemato, hemo önek kan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kan akıtıcı ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هم آگوش] sarmaş dolaş, kucak kucağa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sarmaş dolaş olmak, kucaklaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هم آهنگ] uyumlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hemâheng.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kana veya kan damarlarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همان] derhal, hemen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yiğit erkek, iri yarı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hemân-gâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). O anda, derhal, der-akab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sanki.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همانا] adeta, tıpkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هماندم] o anda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همانند] gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [هم عصر] çağdaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kanla ilgili; kanla dolu, kanlı, kan renginde; (tıb). kana tesir eden; (i). kanı etkileyen ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). hemoglobinin erimesinden meydana gelen koyu lâcivert bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Bir maden filizi. Kırmızı veya esmer renkte tabiî demir oksidinden ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haematite. hematite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hematit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hematit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hematoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هم آواز] bir ağız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal in rank. of the same kind / gender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hıdmet). Hizmetler, (bk.) Hizmet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدمات] hizmetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evde yapılmış, dışarıdan alınmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev kadını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. binici; süvari. horsemanship i. binicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orta hizmetçisi. housemaid's knee tıb. dizkapağı iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. yatılı okulda bir binayı idare eden öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hakîm). Hakimler, bilgeler, (bk.) Hakîm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصما] düşmanlar, hasımlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکما] bilgeler, hakîmler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buz satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kurtulamaz; nakde tahvil olunamaz; bedeli tediye edilerek kurtarılamaz; çaresiz, ıslah olunamaz. irredeemably (z.) kurtulamayacak derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerli Hint subayı; Hintli baş hizmetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kazamat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.) («gibi» demek olan «kef» edatıyla «mâ» isminden mürekkeptir). Nitekim, olduğu gibi: Kemâkân = Olduğu gibi, eskisi gibi, değiştirmeksizin. Kemâ-fi’s-sâbık = Eskisi gibi. Kemâ-yenbegıya = Gereği gibi, lâyıkı veçhile.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمابيش] az çok, aşağı yukarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کما فی السابق] eskiden olduğu gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کماکان] eskiden olduğu gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kemâlât). 1. Erginlik, olgunluk, pişkinlik, olma: Kemâl bulmuş, kemâle ermiş meyve. 2. Noksansızlık, tamlık, mükemmeliyet, fazlalık, çokluk: Kemâl-i ihtimamla; kemâl-i merhametinden; kemâl-i azametle. 3. Hayatın pişkinlik zamanı, gençlikten sonra ve ihtiyarlıktan önce olan hal ki, otuz ile elli (bugünkü telâkki ile elli ile yetmiş) yaşları arasındadır: Sinn-i kemâle vâsıl olmak; sinn-i kemâlde bulunan edam. 4. İnsanın bilgi ve ahlâkça eksiksiz ve mükemmel olması, Osm. fazl-ü hüner, ilm-ü fazi: Erbâb-ı kemâlden bir zat; fazl-ü kemâl sahibi (cem’i de başlıca bu mânâ ile kullanılmıştır): Kemâlât-ı beşeriyye; iktisâb-ı kemâlât etmek. 5. Türkçe’de: Değer, kadir, baha, kıymet: Bunun kemâli nedir? Kemâli beş para etmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfection yetkinlik. maturity olgunluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maturity. ful l ness. perfection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کمال] olgunluk, mükemmellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Olgunluk, yetkinlik, tamlık, eksiksizlik. 2.En yüksek değer, mükemmellik, değer baha. 3.Bilgi, fazilet.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) büyük bir dikkatle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

büyük bir özenle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kemâl). Kemâller, olgunluklar, bk. Kemâl.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İnsanın bilgi ve ahlak güzelliği bakımından olgunluğu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Din’de olgunluğa eren, dinin son derecesi. 2.Din bilgisi kuvvetli. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Atatürkçülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değersiz, kıymetsiz, boş, nafile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Vay, kavis: Tİr-ü keman = Okla yay (yaylı sazları çalmak için kullanılan yay mânâsına da gelir). 2. Maruf kirişli çalgı (Fr. violon). Keman çalmak. 3. Yaya benzer çeşitli Alet ve edevat. 4. Yay gibi güzel biçimli kaş hakkında kullanılır: Kemân-ebrû = Yay kaşlı, kaşı yay gibi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violin. fiddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddle. violin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violin. fiddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کمان] yay. 2.keman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biribirinden büyük olmak üzere kemana benzer dört çalgıya verilen isim: Keman, alto = viola, violonsel ve kontrbas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to play violin. fiddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddlestick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddlestick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ok atıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Türkçe’de kemençe şeklinde kullanılır), bk. Kemençe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keman yapan veya çalan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violinist. fiddler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddler. violinist. violin maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violonist. fiddler. violin. violinist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a violin-maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yay tutan, yay tutucu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Keman ve kemençe yayı. 2. Maskap (matkap) yayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bow for a violin. ship's headrail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمان ابرو] kaşı yay gibi olan sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Keman çalan çalgıcı, Fr. violoniste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KEMAN-KEŞ) (i. F.). 1. Yay kullanıp ok atan adam, Ar. kavvâs. 2. Sîne kemanı çalan çalgıcı (bu mânâsı çok eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمانکش] okçu, yay çeken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کما ینبغی] gerektiği gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Her nasıl. Keyfemâ-yeşâ = Her nasıl isterse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. harekete ait. kinematics i., fiz. hareket ilmi, kinematik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. fizik). Mekanik ilminin cisimlerin hareketlerini, yörünge, hız ve ivme gibi hususlar bakımından inceleyen kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematics. kinematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. cinematograph.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Sütün yüzünden toplanan yağlı kısım, kaymak. 2. Bir çeşit yumurtalı süt tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cream. custard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cream filling. cream from milk. cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Ölülerin yakıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. crématorium

yakmalık

Ölülerin yakıldığı yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crematorium. crematorium crematory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kadîm). Kadîmler, eskiler, eski adamlar, bk. Kadîm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدما] eskiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kerîm). Kerîmler, cömertler, bk. Kerîm.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kerim, asil, necip, iyiliksever, hayır sahibi cömert, eli açık kimsel(Erkek İsmi) 2.Ulular, büyükl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لاسيما] özellikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el çabukluğu, el marifeti, gözbağcılık, hokkabazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Pırıltı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Parlama, parıltı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Parlayan, parıldayan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telgraf veya demiryolu hatlarını döşeyerek kontrol ve tamir eden memur; ölçü şeridi veya zincirini taşıyan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemi yükletme ve boşaltma gibi liman işlerinde kullanılan işçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Gizlice, açıklanmamak şartıyla, ifşâ olunmayacağına itimat ederek: Ifade-i mahremâne; size mahremâne söylüyorum; mahremâne görüştüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1.Aritmetik, cebir, geometri gibi müsbet ilimlerin ortak adı. 2.Eski Yunanca matesis kelimesi matematik kelimesinin köküdür ve ben bilirim anlamına gelmektedir. Daha sonradan sırasıyla bilim, bilgi ve öğrenme gibi anlamlara gelen μάθημα (máthema) sözcüğünden türemiştir. μαθηματικός (mathematikós) öğrenmekten hoşlanan anlamına gelir. Osmanlı Türkçesinde ise Riyaziye denilmiştir. Matematik sözcüğü Türkçeye Fransızca mathématique sözcüğünden gelmiştir. 3.Matematik insanlık tarihinin en eski bilimlerinden biridir. Çok eskiden matematik, sayıların ve şekillerin ilmi olarak tanımlanırdı. Matematik de diğer bilim dalları gibi geçen zaman içinde büyük bir gelişme gösterdi; artık onu birkaç cümleyle tanımlamak mümkün değil. Matematik bir yönüyle resim ve müzik gibi bir sanattır. Matematikçilerin büyük çoğunluğu onu bir sanat olarak icra ederler. Matematik, başka bir yönüyle bir dildir. Galileo Galilei tabiat matematik dilinde yazılmıştır der. Matematik başka bir yönüyle de satranç gibi entelektüel bir oyundur. Kimi matematikçiler de ona bir oyun gözüyle bakarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Matematikle uğraşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında çok eğlenceli olabilecek matematik bizlere katı formüllerle ve mantığın kolay kabul edemeyeceği ifadelerle öğretilince bir kabus olup çıkıyor. Artının artı ile, eksinin eksi ile çarpım sonucu artı iken artı ile eksinin çarpım sonucu eksi oluyor. Peki bunun mantıki izahı nedir? Yani -5 derece sıcaklıkla -8 derece sıcaklığı çarpınca sonuç +40 derece olup ortalık ısınıyor mu?

Tabii bu bir şaka, şaşırtmaca. Esas bilmemiz gereken (-2)x(-2)=(+4) diye bir eşitlik yazdığımızda, bunun sadece rakamların ve önlerindeki işaretlerin belirlediği mantıksal bir denklem olmadığı, bir beyan, bir ifade olduğudur.

Eğer sayıları bir çizgi üzerinde gösterirsek, ‘-1’ sıfırın eksi tarafındaki ilk sayı olarak düşünülebilir ama eşitlik içinde bu böyle değildir. Çizginin neresinde olursanız olun bir adım geri atmaktır. Yani çizgide ‘+4’ noktasında iseniz ve ona ‘-1’ ilave ederseniz, bir adım geri atarak ‘+3’e gelmiş olursunuz.

Toplama ve çıkartmada nispeten kolay olan bu açıklama, iş çarpmaya gelince biraz zorlaşıyor. Örneğin haftanın 5 günü işe otobüs ile gidip geliyorsunuz. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor. 10 milyon tutarında 10 tane bilet aldınız. Her gün gidiş-geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri ‘-2’ dir. Siz bu işi 5 gün süresince yani 5 kere yaparsanız (-2)x(+5)=(-l0) olur ki biletler biter.

Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın perşembe ve cuma günlerine denk geldi ve tatil. Bu sefer yapmanız gereken hareketi yapmıyorsunuz. İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu hareket yapmanız gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Her gün bilet almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz. İki kere negatif hareketi ‘-2’ bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde (-2)x(-2)=(+4) bilet kalıyor.

Hala biraz karışık değil mi? Bir örnek daha verelim. Bir eşitliğin başına ‘-2’ yazdığınız zaman başlangıçta bu sizin sıfır noktasından iki kere geri sıçrayarak ‘-2’ noktasına ulaşacağınız anlamına gelir. Ama siz yapacağınız bu hareketin tam tersini yani negatifini iki defa yapıyorsunuz. Sıfırdan ‘-2’ye sıçrama hareketini iki kere ters yönde (-2) yapıyorsunuz ve sonunda ‘+4’ noktasına ulaşıyorsunuz. Ters bir kararın tersini yapınca doğruyu buluyorsunuz yani.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. matematikle ilgili, kesin, tam. mathematically z. matematik yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. matematik. abstract veya pure mathematics kuramsal matematik. applied mathematics . uygulamalı matematik. higher mathematics yüksek matematik. mathemati'cian i. matematikci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. memlûk). Memlûkler, köleler, (bk.) Memlûk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. memleket). Memleketler, ülkeler, (bk.) Memleket.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ممالک] ülkeler. 2.topraklar, diyarlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mevt» ten masdar). Ölüm, vefat: Hayat ve memât. Bâde’l-memât = Öldükten sonra.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممات] ölüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. memâtiyye). Ölüme alt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. komisyoncu, tellâl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., tar. her an savaşa hazır gönüllü asker; yeraltında saklanan kıtalararası roket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (Türkçe’de). Belirsiz bir mânâya delâlet eden kelimeler: Ne, kim, kaç vs. gibi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ محاکمات] hüküm yürütmeler. 2.yargılamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Şer’an haram ve yasak olan şeyler: Muharremâttan kaçınmalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محرمات] dinî yasaklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. muhkeme) (dilimizde kullanılmamıştır). Hüküm veren Ayetler ki, Kur’an’da bunlara fazla ehemmiyet verilip «ümmü’l-kltâb» denir, zıddı: müteşâbihât ki, örnek olarak söylenir ve te’vîle de gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bundan evvel, önce: Bu kelime mukaddemâ kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقدما] önceden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Herkesçe tasdik olunup İnkâr kabûl etmeyen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medy» dan if.) (mü. mütemâdiyye). Uzanan, süren, sürekli, devamlı, arasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous. continual sürekli. aralıksız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous. continual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mütemâdi olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuously. continually. all the time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuously. continually. invariably. always. on end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «maraz» dan if.) (mü. mütemârıza). Yalandan hastalanan, hastalık taslayan, Osm. temârüz eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «misi» den if.) (mü. mütemâsile). Birbirine benzer: Bu da ona mütemâsildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTEMAİL) (i. A. «meyi» den if) (mü. mütemâile). Bir tarafa eğilmiş, bir yana meyleden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «meyz» den İf.) temayüz eden, beliren, kendini gösteren, sivrilen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متمادی] sürekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متمادیا] sürekli olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متمایل] eğimli. 2.eğilimli, yönelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. derinin sertleşmesi ile his ve zekanın körleşmesi gibi belirtiler gösteren bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 3 hâneli aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli sengîn semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli yürük semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Artma, çoğalma. 2. Büyüme, uzanma, bitki veya hayvanın büyümesi. 3. Faiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Artma, çoğalma. 2. Büyüme, uzanma, bitki veya hayvanın büyümesi. 3. Faiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growth. increase. interest on money. accretion. income return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electrical Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electrical Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electrical Manufacturers Association neoprene A synthetic rubber with good resistance to oil, chemical, and flame Also called polychlorprene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electrical Manufacturers Association This organization sets standards for some non-electronic products like junctions boxes. acronym for the National Electrical Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for National Electrical Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ACRONYM - National Electrical Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electrical Manufacturers Association NNTP The protocol used to transmit Usenet messages across the Internet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for National Electrical Manufacturers Association Organization responsible for the standardization of electrical equipment, enabling consumers to select from a range of safe, effective, and compatible electrical products http://www nema org/.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electrical Manufacturer's Association; responsible for providing many industry standards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electrical Manufacturers' Association Provides voluntary standards that aid users and manufacturers in designing, selecting, and specifying electrical devices, enclosures, assemblies, and rotating machines. An organization associated with medical

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a commonly used acronym for the National Electrical Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acronym for National Electric Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electric Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The acronym stands for the National Electrical Manufacturers Association The agency provides specification standards for motors and drives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electrical Manufacturer's Association Acronym for an organization which sets standards for motors and other industrial equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A non-profit trade organization, supported by manufacturers of electrical apparatus and supplies in the United States Its standards alleviate misunderstandings and help buyers select the proper products NEMA standards for motors cover frame sizes and dime

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electrical Manufacturers Association Along with the American Collage of Radiology is the standards organization that developed and controls the DICOM Specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The motors of the series DN only can be supplied in the electrical design according to NEMA MG 1.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نما] gelişme, büyüme, serpilme. 2.faiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Artma, çoğalma. 2.Büyüme, uzanma. 3.Faiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Artan, büyüyen, gelişen. 2. Faydalı, fayda ve faiz veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Artan, büyüyen, gelişen. 2. Faydalı, fayda ve faiz veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nemâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nemâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accumulate interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. nematod.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نشو و نما] serpilme, gelişme, büyüme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gelişmek, yayılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NEŞV Ü NEMA) (i. A.). Yetişip büyüme, gelişme, yetişme, (bk.) Neşv, nemâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growth. development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) merasimlerde gürültü çıkaran zil, borazan ve benzeri; gürültü yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nedîm). Nedimler. (bk.) Nedîm.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Işıklı, aydınlık gökyüzü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dadı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) edema.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örnek alınan kimse; kalbin atış hızını ayarlayan gudde; kalbin atış hızını ayarlayan cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. barıştırıcı kimse, uzlaştırıcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «püşt-mâl» den galat; sırt silecek demektir ). 1. Büyük havlu, hamam havlusu, büyük silecek. 2. Hamamda veya çalışırken bele bağlanan futa. Peştemallık = İtibarlı bir dükkânın müşterisine karşılık, kiralayanın diğerinden aldığı ikramiye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پشتمال] peştemal, hamam havlusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük havlu yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kargılı asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. polis ,zabıta memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu Sony tarafından sağlanan benzersiz özellik, Piksel x Piksel başına I/P (Titreşim/Kademeli) Dönüştürme ve V-Kenar Telafisi teknolojilerini kullanarak olağanüstü kademeli video sinyali üretir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. prématuré

tıp erkendoğan, günsüz

Zamanından önce doğan (bebek).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vaktinden evvel olan veya gelişen; mevsimsiz; erken doğan. prematurely z. vaktinden evvel, mevsimsiz olarak, erken. prematurity i. vaktinden evvel gelişme, mevsimsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şüpheli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. problématique

sorunsal

Doğru olma ihtimali bulunmakla birlikte, şüphe uyandıran, kesin olmayan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problematic. problematical sorunsal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yosun sporlarının çimlenmesinden meydana gelen iplik biçiminde organ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The primary growth from the spore of a moss, usually consisting of branching confervoid filaments, on any part of which stem and leaf buds may be developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Batlamyus'a ait. Ptolemaic system dünyanın sabit olduğu ve bütün gökcisimlerinin bunun etrafında döndüğü düşüncesine dayanan sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kül, ateş külü, Fars hâkister.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. remâdiyye). Kül çeşidinden veya kül renginde olan.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MiniDisc ya da DAT üzerinde kalan zamanı gösterir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kalmak, durmak; baki kalmak; geri kalmak, gitmemek; değişmeyip olduğu gibi kalmak, mevcut kalmak, zail olmamak; fazla kalmak, elde kalmak. remains i., çoğ. bakaya, kalıntılar; ceset, cenaze; bir kimsenin ölümünden sonra basılan eserleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bakıye, kalıntı, artan şey; mat. artan; f. (kitap, kumaş) değerini kaybetmiş diye ucuza satmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (remade) yeniden yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. geri göndermek, iade etmek; bir mahpusun sorgusunu tamamlamadan başka soruşturma yapılmak üzere kendisini hapishaneye iade etmek; i. geri gönderme, bir mahpusu hapishaneye iade etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. söylemek, demek; dikkat edip görmek; i. işaret; söz; dikkat etme, görme, mülâhaza; mütalâa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkate değer; tuhaf, garip; olağanüstü, harikulade. remarkableness i. fevkaladelik. remarkably z. dikkate lâyık derecede, çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boşandıktan veya dul kaldıktan sonra yeniden evlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fiilden türetilmiş (kelime); kelime yapımına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipçi, halatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biberiye, bot. Rosmarinus officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sadme’nin c.). 1. Çarpmalar, çatmalar. 2. mec. Ansızın başa gelenler. 3. Patlamalar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صدمات] sadmeler, çarpmalar, darbeler. 2.musibetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب جمال] güzel yüzlü, güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب کمال] olgun insan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -mata) plan, tasarı, şema. schemat'ic s. şematik, şema halinde. schematically z. şematik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sistemli bir şekilde düzenlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden İstanbul belediyesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.-T.) 1.belediye. 2.belediye başkanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Musiki dinleme. 2. Mevlevi dervişlerinin ney, kudüm ve husûsî bir usulle, dönerek yaptıkları zikr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. semâvât). Gök, gökyüzü, felek, sipihr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İşitme, Osm. mesmuu olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). t. Bir cihazın içindeki parçaların konuluşunu ve birbirine olan bağlılığını göstermek üzere yapılan şekil. 2. Bir edebî eserin planı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sky. heaven. firmament. welkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firmament. sky. heaven. sphere. welkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schema. diagram. exploded view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schema. scheme. plan. diagram. sketch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagram. plan. scheme. outline. schema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سما] gökyüzü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İşitme, duyma. Musiki dinleme. 2.Gökyüzü. 3.Felek. 4.Mevlevilikte musiki eşliğinde icra edilen dönme hareketi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. semâ, Fars hâne — ev). 1. Mevlevi tekkesinin semâ icrasına mahsus salonu. 2. Tekkelerde zikr ve mukabeleye mahsus yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سماجت] çirkinlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Gemilerde işaretle haberleşmek için kullanılan Alet. 2. Kara nakil vasıtalarına yolun açık veya kapalı olduğunu gösteren ışık tertibatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semaphore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سماع خانه] mevlevî dervişlerinin semâ ettikleri özel mekan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cömertlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سماحت] iyilikseverlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Cömertlik, el açıklığı, iyilikseverlik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). t. Cömert. 2. Eskiden kazaskerlik pâyesini alanlara ve «devletlû» unvâniyle beraber şeyhülislâma verilen resmî unvandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. semâiyye). İşitme esasına dayanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Türk Muıikisi’nde büyük formlu bir söz eseri çeşidi. 2. 3 zamanlı basit ve küçük bir usul, vals usûlü. 3. Türk halk şiir ve musikisinde bir form.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Semâvî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Semaya, göğe havaya ait. 2.Gökten düşmüş. Allah tarafından olan, ilahi. 3.- İşitme esasına dayalı olarak öğrenilen, (bkz.Semavi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Huylar, ahlâk, tabiatlar. Şemâil-i Şerife = Hz. Muhammed’in ahlâkı ve bundan bahseden kitap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شمائل] huylar, tavırlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Huylar, davranışlar, alışkılar. 2.Bir kimsenin dış görünüşünün özellikleri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(si. A.). Sekiz.Sahn-ı Semân = Osmanlı devrinde sekiz fakülteli FAtih ve Süleymânlye üniversiteleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثمان] sekiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Gökyüzü. 2.Güneş ayının 27.günü. 3.Bıldırcın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Seman).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Semân.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sekiz. (bkz.Seman).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. anlambilim, semantik. semantic s. anlamsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kelimelerin mânâsını birbiriyle karşılaştırarak veya bunların zaman içindeki gelişmelerini göz önünde tutarak inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sémantique

1. anlam bilimi, 2. anlam bilimsel

1. Dili anlam açısından inceleyen bilim dalı. 2. Anlam bilimi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semantics. semantic. semantical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semantics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثمانون] seksen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A.). Seksen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. semafor; f. semaforla konuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaretlerle anlamları arasındaki ilişki ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شماطه] şamata.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işaret eden; biyol. tehlikeyi belirten (zehirli veya tehlikeli hayvanların renkleri gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. semâ). Semalar, gökler, (bk.) Semâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سموات] gökler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gökl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça). Çay yapmak için su kaynatmaya yarayan ve içinde bir ocağı ve bacası olan kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea urn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

samovar. urn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

samovar. urn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. semâviye). 1. Gökyüzüne, semâya ait. 2. ilâhî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celestial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celestial. firmamental. empyreal. etheral. heavenly. supernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سماوی] gök ile ilgili. 2.tanrısal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Semaya mensup, sema ile ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Sema yapan, törenle dönen mevlevi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Brezilya ve Paraguay'a özgü kariyama denilen kuş, (zool.) Cariama cristata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) asker; tamirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kunduracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Göğse dayanarak çalınan eski Türk kemanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sînekemânı çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Sinematografik filimleri çekme ve oynatma sanatı, 2. Sinema filimlerinin oynatıldığı salon, bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinema. movie theater. the movies. movies. picture palace. silver screen. picture theatre. pictures. movie house. cinematography. flicks. cine-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinema. motion-picture theater. cinematography. drive in. movie house. movie theater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

BRAVIA ve Sony Pictures Entertainment arasındaki işbirliği çerçevesinde geliştirilen yeni bir resim ayarı. Filmlerin yönetmenin özgün çalışmasına mümkün olduğunca yakın biçimde izlenmesine olanak sağlayan Sinema Modu doğal ten rengi, aydınlatma, renk ve kontrast gibi ayrıntıları yüksek hassasiyetle verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sinema Modu size gerçek bir film kalitesi sunar. BRAVIA televizyonunuzun uzaktan kumandasındaki Theatre tuşuna bastığınızda, Sinema Modu açılır ve BRAVIA Theatre Sync etkinleştirilir. Sinema Modu ile BRAVIA TV’niz, orijinal filmi birinci sınıf bir film haline getiren tüm renk ve dokularla birlikte, orijinal stüdyo ayarlarına sadık kalır. Sinema Modu en gerçekçi sinema deneyimini yaşadığınızdan emin olmak için bir görüntü geliştirme özelliği olan Motionflow +100Hz özelliğini de devre dışı bırakır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

film theater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movie maker. distributor of motion-picture films. cinema actor / actress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinema business. cinematography. film making.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinemascope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinamathéque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, Y,), Hareketle alâkalı,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Hareketli görüntü verecek şekilde seri halinde fotograf çeken ve bunları beyaz perdeye aksettiren makine, sinema makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sinematografla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systematic. systematical. scientific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systematic. systematic dizgesel. dizgeli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. satranç oyununda şahın kiş denmemiş fakat nereye oynarsa kiş denecek vaziyette olması, pata; iki taraftan her biri kımıldanamaz halde olma; faaliyetsizlik; f. satrançta şah demeden hareket edemez hale getirmek; kımıldanamaz hale koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşçı, duvarcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstünlük, yücelik, ululuk; herkesten üstün olma, büyüklük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitkilerin özellikle tahılların dokularında yaşıyan ve bitki hastalığına sebep olan mantarlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. usul ve kaideye göre veya uygun; usulüne göre iş gören, sistematik. systematic liar daima yalan söyleyen kimse. systematic worker düzenli çalışan kimse. systematically z. sistemli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.)f. düzen vermek, usul veya kurallara uydurmak, sistematik hale koymak, sistemleştirmek. systematiza'tion i. düzene sokma, sistemleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstü baş perişan kimse, pejmürde kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayakta dönmek veya çabucak durabilmek için ağırlığı öndeki kayağa verip ucunu içe doğru çevirerek yapılan dönüş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Mevzua hâkim olan duygu, fikir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theme. subject. topic. plot. leitmotif. leitmotiv.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject. motif. theme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uzama, sürme, devam edip gitme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمادی] uzama, sürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uzamak, sürmek, devam etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «maraz» dan). Yalandan hasta olma, hasta gibi görünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malingering. feigning illness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEMAS) (i. A. «mess»den). Birbirine değme, dokunma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. touch. communication. contiguity. feel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. contact. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. touch. communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تماس] dokunma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dokunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bakıp seyretme. 2. Gezme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viewing. contemplating (with pleasure. play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تماشا] seyretme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hoşlanarak bakma, seyretme. 2.Gezme, gezi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

seyretmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gezinti, eğlence yeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تماشاگاه] seyir yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seyir yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. timsâl). Timsâller. (bk.) Timsâl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تماثيل] resimler. 2.semboller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «misi» den). Benzeme, benzeyiş, Ar. müşâbehet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تماثل] benzeşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meyi» den) (c. temâyülât). 1. Bir tarafa eğilme, çarpılma. 2. mec. Bir şeye, kimseye ilgi duyma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tendency. inclination. propensity. liking. fondness. affection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yükselme, üstün olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming distinguished / noted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمایل] eğilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمایلات] eğilimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمایز] seçkinlik, üstünlük, ayrıcalık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

seçkinlik kazanmak, ayrıcalık kazanmak, dikkat çekmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bir konuya ait; (dilb.) köke ait; (müz.) esas makama ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mesele çıkaran kimse: baş belası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Adaletli kimse. Yasa adamı, hukukçu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Alim). 1. Alimler, bilginler, (bk.) Alim. 2. Osmanlı devrinde yüksek din, hukuk ve ilim adamları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A college or corporation in Turkey composed of the hierarchy, namely, the imams, or ministers of religion, the muftis, or doctors of law, and the cadis, or administrators of justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A college or body composed of the hierarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That of Turkey alone now has political power; its head is the sheik ul Islam. the body of mullahs who are the interpreters of Islam's sciences and doctrines and laws and the chief guarantors of continuity in the spiritual and intellectual history of the I

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the body of mullahs who are the interpreters of Islam's sciences and doctrines and laws and the chief guarantors of continuity in the spiritual and intellectual history of the Islamic community.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علما] bilginler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ulema.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nezaketsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sistemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk halk şiir ve musikisinde «müstezâd» a tekabül eden bir form.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.) (mü. Yemâniyye). 1. Yemen’e ait. Hacer-i Yemâni = Bir nevi akik. 2. (tıp) DÜd-ı Yemâni = Yemen’e mahsus olup vücudun etleri içinde meydana gelen pek ince bir kurt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koldaş, iş veya hayat arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde küçük bir usul ve büyük bir form.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zemîme). Kötü işler, zemîmeler. (bk.) Zemîme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ زمان] zaman. 2.çağ. 3.süre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ زمانه] devir. 2.felek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zulmet). Karanlıklar, zulmetler, (bk.) Zulmet.

Türkçe Sözlük by