Emir Eri ne demek? | Emir Eri anlamı nedir? | Emir Eri

Emir Eri anlamı nedir?

Emir Eri ne demek?

Emir Eri anlamı nedir?

Emir Eri | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: emir eri

Türkçe - İngilizce Sözlük

batman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyıl sonlarında İstanbul gençleri arasında şemsiye modası çıkmıştı. Rengarenk ipek püsküllü şemsiyeler yalın ayaklı, dökük kıyafetli gençlerin bile elinde görülürdü.

Kibar ve zengin gençler o zamanın kabadayılarından sayılan Levent’lerin külhanbeyi kıyafetlerini giyerler, at üstünde şemsiye açarak dolaşırlardı.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek, eşsiz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, üstün olan. Allah’ın kulu. (bkz.Ferid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Keremi bol, cömert olan Aziz ve Celil Allah’ın kulu. - Kerim; Allah’ın isimle -rindendir. (bkz.Kerim).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bendeniz, ben.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). geçici, muvakkat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

address book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

address book / booklet. directory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). telsiz anteni; (s). havaya ait; havada yapılan; havai, görülmez; hava ilmine ait; (bot) açık havada yetiştirilen (ufak kökler). aerial car hava hattı arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yükseklerdeki kuş yuvası (kartal v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hava halinde, gaz halinde; hayali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). içine hava karıştırmak, havayla temas ettirmek; gaz haline getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Aferîden fiilinden imef.). Yaradılmış, mahlûk: Ferd-i Aferîde = Hiç kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفریده] yaratık, yaratılmış, mahluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفریدگار] yaratan, Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (asıl «Aferîden» fiilinden emir olup sıfat terkibi teşkiline girer). Yaradan, hâlık, Tanrı, CihSn-İferîn = Dünyayı yaradan. Aferîn-hSn = Aferin okuyan, takdir eden, öven, beğenen. Aferîn-hân olmak = Takdir etmek, beğenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Beğenme ve takdir için kullanılır: Aferin sana! Aferin himmetine! Bazen de istihza yoluyla tekdir için kullanılır. Aferin almak = Beğenilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good for you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravo. well done. good for you. good mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-done ! bravo ! splendid. bully for you. good on you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفرین] bravo, çok yaşa, aferin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفرین] yaratan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) «Aferîn» diyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaradan, .hâlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفریننده] yaratıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaratma, hilkat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفرینش] yaratılış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. affairiste

dalavereci

Çıkarı için hileye başvuran kimse.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir çeşit ney’in ve bir çeşit düzenin adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü ve temiz yürekli. Yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock candy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar candy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notebook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul. Aksak semâİ usulünün bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scoundrel. bugger. unredeemed blackguard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Cezayir. Algiers (i). cezayir (cezayirin başkenti) algerian (i). (s) Cezayirli. Algerine (i). (s). Cezayirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Cezayirli Algerine (i)., (s). Cezayirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receive transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transceiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Satınalma işi: Ben alışverişe çıkıyorum. 2. Alım satım işi: Geçen ay alışveriş çok durgundu. 3. Münasebet: Benim, seninle bir alışverişim yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shopping. buying and selling. trading. deal. connection. dealing. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealings. shopping. trade. buying and selling. relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. commerce. trade. shopping. dealing. custom. trading. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Derhal almak, hemen alıp geçmek. 2. Derhal satın almak, hemen mübayaa etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Anatomi). Deriyi meydana getiren iki tabakadan iç tarafta olanı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika; Güney ve Kuzey Amerika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Amerika kıtalarına mensup; Amerika Birleşik Devletlerine ait;(i). Amerika kıtalarının yerlisi; Amerika Birleşik Devletleri tebaasına ait olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerikalılara mahsus âdet, kelime veya deyim; Amerika Birleşik Devletlerine bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). Amerikalılaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

america.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

states. america. the states.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(The United States of America) Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Amerika’da, Kuzey Atlas Okyanusu ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Kanada ile Meksika arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 38 00 Kuzey enlemi, 97 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Kuzey Amerika.

Yüzölçümü: 9,631,420 km².

Sınırları: toplam: 12,248 km.

Sınır komşuları: Kanada 8,893 km (2,477 km Alaska dahil) Küba 29 km, Meksika 3,326 km.

Sahil şeridi: 19,924 km.

İklimi: Çoğunlukla ılıman, Hawaii ve Florida’da tropikal, Alaska’da arktik, Mississippi Nehri kıyısında yarı bozkır, güneybatıda çorak iklim görülür.

Arazi yapısı: Geniş merkez ovası, batıda dağlar, doğuda tepelikler ve alçak dağlar, Alaska’da engebeli dağlar ve geniş nehir vadileri, Hawaii’de engebeli, volkanik arazi.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Death Valley -86 m.

en yüksek noktası: McKinley Dağı 6,194 m.

Doğal kaynakları: Kömür, bakır, kurşun, molibden, fosfat, uranyum, boksit, altın, demir, cıva, nikel, potas, gümüş, tungsten, çinko, petrol, doğal gaz, kereste.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %18.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %30.

Diğer: %27 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 223,850 km² (2005 verileri).

Doğal afetler: Volkanlar, depremler, kasırgalar, toprak kaymaları, tsunami.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 298,444,215 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.91 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 3.18 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.43 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.85 yıl.

Erkeklerde: 75.02 yıl.

Kadınlarda: 80.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.09 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.6 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 950,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 14,000 (2003 verileri).

Ulus: Amerikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: beyaz %81.7, zenci %12.9, Asyalı %4.2, Kızılderili %1, Hawai ve diğer Pasifik Ada yerlileri %0.2 (2003).

Din: Protestan %52, Roma Katolikleri %24, Musevi %1, diğer %12, inançsız %10 (2002).

Diller: İngilizce, İspanyolca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.

erkekler: %99.

kadınlar: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Amerika Birleşik Devletleri.

kısaltma: US yada USA (ing.), ABD (tr).

ingilizce: United States.

Yönetim biçimi: Federal Cumhuriyet.

Başkent: Washington, DC.

İdari bölümler: 50 eyalet ve 1 bölge; Alabama, Alaska, Arizona, Arkansas, California, Colorado, Connecticut, Delaware, Kolombiya, Florida, Georgia, Hawaii, Idaho, Illinois, Indiana, Iowa, Kansas, Kentucky, Louisiana, Maine, Maryland, Massachusetts, Michigan, Minnesota, Mississippi, Missouri, Montana, Nebraska, Nevada, New Hampshire, New Jersey, New Mexico, New York, Kuzey Carolina, Kuzey Dakota, Ohio, Oklahoma, Oregon, Pennsylvania, Rhode Adası, Güney Carolina, Güney Dakota, Tennessee, Texas, Utah, Ve


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika kıtasından olan kimse. Daha çok Amerika Birleşik Devletleri halkı için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yankee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

american.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be americanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika’dan gelen, menşei orası olan kaba bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

american.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar where drinks are served.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbleached and coarse calico.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

american english.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Pasifik Okyanusu’nda adalar grubu.

Coğrafi konumu: 14 20 Güney enlemi, 170 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Okyanusya.

Yüzölçümü: toplam: 199 km².

Kara: 199 km².

Su: 0 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 116 km.

İklimi: Tropikal deniz iklimi, güneydoğudan hafif rüzgarlar esmekte; Kasım - Nisan ayları yağışlı, Mayıs - Ekim ayları kuru geçer.

Arazi yapısı: Dik kayalıklı beş volkanik ada, sınırlı kıyı ovaları, iki mercan adası yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Lata dağı 964 m.

Doğal kaynakları: Sünger taşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %10.

Otlaklar: %10.

Ormanlık arazi: %70.

Diğer: %10 (2005 verileri).

Doğal afetler: Aralık - Mart ayları arasında ortaya tufanlar çıkmaktadır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 57,794 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %34.7 (erkek 10,388; kadın 9,654).

15-64 yaş: %62.4 (erkek 18,698; kadın 9,654).

65 yaş ve üzeri: %2.9 (erkek 633; kadın 1,071) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.19 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -21.11 mülteci/1,000 nüfus (2006 verileri).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.06 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.08 erkek/kadın.

15-64 yaş: 1.08 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.59 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 1.06 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 9.07 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 76.05 yıl.

Erkeklerde: 72.48 yıl.

Kadınlarda: 79.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.16 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Amerikan Samolilisi.

Nüfusun etnik dağılımı: Samoliler (Polonezler) %89, Beyaz ırklar %2, Tongan %4, diğer %5.

Dinler: Hıristiyanlar %50, Roma Katolikleri %20, Protestanlar ve diğer %30.

Dil: Samoaca, İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %97.

Erkeklerin: %98.

Kadınların: %97 (1980 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: American Samoa.

kısaltma: AS.

ingilizce: American Samoa.

Başkent: Pago Pago.

Bağımsızlık günü: yok (ABD yönetiminde).

Milli bayram: Bayrak günü, 17 Nisan (1900).

Anayasa: 1966’da imzalanmış, 1967 yürürlüğe girmiştir.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), SPC (Güney Pasifik Komisyonu).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Toprakların %90’ı halka aittir. Ekonomik aktiviteler ABD’ye kuvvetli şekilde bağlıdır ve ABD Amerikan Samoa’sının diş ticaret hacminde büyük rol oynamaktadır. Ton balığı üretimi ve ihracatı Amerikan Samoa’sı ekonomisinin en başlıca unsurlarından biridir.

İş gücü: 17,630 (2005).

Sektörlere göre işgücü dağılımı: devlet %33, ton balığı avcılık ve üretimi %34, diğer %33.

İşsizlik oranı: %29.8 (2005).

Bütçe: gelirler: 121 milyon $; Giderler: 127 milyon $.

Endüstri: Tonbalığı üretimi, el sanatları.

Elektrik üretimi: 130 milyon k


Ülke by

Yabancı Kelime

Fr. américanisme

Amerikancılık

Amerikancı olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Atom ağırlığı 241 olan ve sunî olarak elde edilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Amerikalı Kızılderili veya Eskimo'larla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). her iki cinsten; her iki yönden etkili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Anberden ibaret, anber gibi kokan: Zülf-i anberîn = Anber kokulu saç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yayla çiçeği. 2. Güzel kokulu veya anberli iksîr. 3. Ayyaşların rakıya verdikleri isimdir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i).ecdadı ingiliz ve kendisi Amerikalı olan; (i). Anglo-Amerikan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı.

İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’de Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını- adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsino-re’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldüklen sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı. İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’te Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsinore’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kaza ait, kaz gibi; aptal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

öğleden evvel, sabah; (kıs). AM.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). evvelki, önceki, mukaddem , eski; ilerde, önde; (biyol). ön, öndeki, ön tarafta bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Barsak iltihabı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). papaz sınıfına muhalif, papazların siyasete karışmalarına karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). müshil, laksatif; (i). müshil tesiri yapan ilaç veya yiyecek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İştahı açmak için yemekten önce içilen içki, açar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. apéritif

ön içki

İştah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperitif. aperitive. drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taken before a meal as an appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apéritif. appetizer. short drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drink taken before a meal to stimulate the appetite. a drink before a meal designed to encourage the appetite: it could be either a commercial product or a mixed cocktail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A before-dinner drink; a drink to arouse the appetite before a meal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any wine drunk before eating, ostensibly to induceappetite, but in fact as an excuse to start drinking early.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Affects digestive system and nutrition due to its ability to act as an appetizer before a meal Usually is a drink this contains alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wine taken before a meal to induce good appetite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Although the term once meant a before-dinner liqueur drink, it is now used with the word cocktail almost interchangeably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any wine served before a meal Traditionally, aperitifs were vermouths or other similar wines flavored with herbs and spices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A beverage served as an appetizer before a meal. taken before a meal as an appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperitive , appetiser , appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aperitif, yemekten evvel içilen iştah açıcı içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. felsefe). Tecrübeyi takip ederek, tecrübeden sonra mânâsındaki bu kelime, muhakemenin tecrübeye dayanması prensibini ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

fel. sonsal

Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan (bilgi).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). (man). aposteriori, sonsal .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da bu özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar burada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde olduğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olur. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘arabalar görüldüğünden daha yakındadırlar’ şeklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. Şüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdan gösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da b özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar brada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde oldğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olr. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘’arabalar göründüğünden daha yakındırlar’’ şekklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. İüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdangösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Altıgen diğer çokgenlere gore kenar uzunluklarının toplamı en kısa olan şekildir. Bunu bilen arı peteğini altıgen yaparak en az malzemeyle en fazla peteği üretir. Böylelikle malzeme tasarruflu kullanarak balmumu israfı önlemiş olur. Ayrıca altıgenler, yapıldığı petekte üretilen balı muhafaza etmek açısından maksimum hacim sağlar. Bir arı kolonisi peteklerini yatayla 7-8 derecelik bir açı yapacak şekilde inşaa eder. Bunun nedeni peteğin içine bırakılan balın yere dökülmemesidir. Ve bu açı hiçbir zaman şaşmamamıştır.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Arılar doğanın gerçekten usta mimarlarıdırlar. Kesiti düzgün altıgenler oluşturan prizma şeklindeki petek gözlerinin dipleri bir piramit oluşturarak sona ererler. Kovanlardaki şekliyle dik duran her petekte, petek gözleri yatayla sabit bir açı yapacak şekilde inşa edilirler.

Her bir gözün derinliği 3 santimetre, duvar kalınlığı ise milimetrenin yüzde beşi kadardır. Bu kadar ince duvar kalınlığına rağmen altıgen yapı nedeniyle büyük bir direnç kazanırlar ve arıların depoladıkları kilolarca balı rahatlıkla taşıyabilirler.

Arıların petek gözlerini kusursuz bir şekilde altıgen yapmalarının başka sebepleri de vardır. Eğer beşgen, sekizgen veya daire şekillerini seçselerdi bitişik gözler arasında boşluklar kalacak, işçi arılar fazla mesai yaparak ve daha fazla balmumu harcayarak bu boşlukları doldurmak zorunda kalacaklardı.

Gerçi üçgen veya kare yapsalardı bu boşluklar olmayacaktı ama altıgenin bir başka özelliği daha vardır. Alanları aynı olan üçgen, kare ve altıgen şekillerden toplam kenar uzunluğu en az olanı altıgendir. Yani aynı miktarda balmumu ile daha çok altıgen odacığın kenarı çevrilebilir.

Aslında matematiğin, geometrinin ve simetrinin en kusursuz örnekleri sadece bal peteklerinde değil doğanın her yerinde görülebilir. Ancak bizler günlük hayatın hayhuyu içinde bu mükemmelliğin farkına varamayız.

Kar taneciklerinin hepsi birbirlerinden farklı altıgen şekilleri, tohumların dizilişlerindeki spiraller, mineral krislallerindeki geometrik yapılar ve değişmez açılar, tavus kuşunun kuyruğundaki lekeler, sümüklü böceğin kabuğu, örümcek ağları, tüm bunlar görünümü olarak kusursuz olmalarına karşın müthiş bir matematik düzen de gösterirler.

Papatyanın ortasındaki sağ spirallerin sayısının 21, sol spirallerin ise 34 olması, Himalaya çamının kozalaklarındaki pulların aynı şekilde 5 sağ, 8 sol spiral oluşturması, kara çam kozalaklarında ve ananas meyvesinde ise 8 sağ, 13 sol spiral bulunması tesadüf değildir elbette.

Leonardo Fibonacci (1170-1250) isimli büyük matematik ustası ta o yıllarda, her sayının kendinden önce gelen iki sayının toplamı olduğu bir dizi geliştirdi;

1, 1, 2, 3, 5. 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, ...

Dikkat ederseniz yukarıda verilen sağ, sol spiral sayıları, bu dizide artarda yer alan sayılardır.

Bu dizinin ilginç bir yanı da on ikinci terimden yani 144’den sonraki ardışık sayıların birbirlerine oranlarının (233/144 = 377/233 = 610/377) 1,61803 olması, 5. Sayı ile 12. Sayı arasındaki oranların da bu sayıya çok yakın olmalarıdır.

15. Yüzyılın ikinci yarısında yaşamış matematikçi Pacial Luca tabiatta daima kenarları arasında 1,618 oranı bulunan bir dikdörtgen bulunduğunu, hatta insan vücudunun da bu oranda yaratıldığını ileri sürüyor, mahkeme tarafından yakılma tehlikesine karşı da Leonardo da Vinci’nin çizimlerini göstererek meydan okuyordu. Zamanın heykeltraşlanın heykellerinde de bu oranı kullandıklarını belirtmeleri üzerine bu oran ‘Tanrısal Oran’ olarak da anılmaya başlandı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kuş ile sürüngen arası bir hayvan fosili.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). atardamarlardaki temiz kanla ilgili; atardamarlarla ilgili; atardamarlara benzer. arterial blood temiz kan. arterial highway ana şose, anayol, büyük yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). oksijen vasıtasıyla ciğerlerdeki pis kanı temiz kan haline getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). damar sertliği, arterioskıleroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. askeriyye). Askere mensup ve müteallik, askere ait, ceyşî: Silk-i askerî, fenn-i askerî, umûr-ı askeriyye, dâire-i askeriyye: Bâb-ı seraskerî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Askere mensup adam, askerliğe dahil adam, asker, ordu mensubu, subay veya er: Bir askerî geldi. Askerîlerin hukukî işleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

martial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military. warlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military. pertaining to the army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Orduya mensup. Orduyla alakalı. Askeri (Ebu Ahmed el-Hasan b. Abdullah el): Zamanının ünlü alimlerdendir (903-993). Ebu Davud esSicistani’nin talebesiydi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Askerî bir durum almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

militarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pürüz, sertlik; kabalık, şiddet; zorluk, güçlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yıldız şeklinde yansıtan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıldız işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., astr. yıldız kümesi; matb. uç yıldız işareti; bazı kristalleşmiş madenlerin i çinde yıldız şeklinin belirmesi özelligi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting gallery. range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Atmosferle ilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmospheric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmospheric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Atmosferin alt tabakasında yüksekliğin artması ile oluşan ısı düşmesi oranı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Video bilgisiyle birlikte ek yardımcı (AUX) verisi de kaydedilir. Bu bilgi, kayıt tarihi/saatini, Geniş/PALplus bilgisini ve kaydedilen resim kaynağını içerir. AUX verisi, DHR-1000 tarafından da okunabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light infantry soldier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Marangozların kullandığı kavisli bir keser çeşidi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Mevlevî Ayîni’ne verilen ad. (bk.) Ayîn.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Romalılar milattan 758 yıl önce 10 aylık takvim uygulamasına başladılar. Bu ilk orijinal Roma takviminde aylar, gündüz ve gecenin eşit olduğu, binlerce yıldır hayatın başlangıç zamanı olarak kabul edilen Mart ayından başlamak üzere, Martius (Mart), Aprilis (Nisan), Maius (Mayıs), Junius (Haziran), Quintilis (Temmuz), Sextilis (Ağustos), September (Eylül), October (Ekim), November (Kasım) ve December (Aralık) idi.

Bu ay adlarından Quintilis’den (Temmuz), December’a (Aralık) kadar olanlar, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 rakamlarının Roma’lılarca telaffuz ediliş şekliydi yani, Mart başlangıçlı takvime göre bu aylar yılın 5’inci, 6’ncı, 7’nci, 8’inci, 9’uncu, ve 10’uncu aylarıydılar. Bu 10 aylık takvim geride hesaba katılmamış daha 60 gün bırakıyordu.

Yedek olarak bırakılan bu 60 gün sorun yaratınca, Janarius (Ocak) ve Februarius (Şubat) adları ile iki ay daha eklenerek takvim tamamlandı. Yani yılın ilk ayı Martius (Mart), son ayı ise Februarius (Şubat) oldu.

Asırlar sonra milattan 46 yıl önce Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar), muhtemelen politik sebeplerden takvimde bazı değişiklikler yaptı. On bir ayı 30 ve 31 gün olarak iki şekilde düzenledi, yılın son ayı olan Şubat’a 29 gün verdi, her dört senede bir Şubat’a bir gün ilavesini kabul etti. Ancak sonra nedendir bilinmez Janairus’u (Ocak) yılın ilk ayı olarak ilan etti. Böyle olunca da, her 4 yılda bir eklenecek bir günün, yeni durumda yılın ikinci ayı konumuna gelmesine rağmen Februarius’a (Şubat) eklenilmesine devam edildi.

Julius Caesar’ın beklenmeyen ölümünden (Sen de mi Brütüs olayı!) sonra, Romalılar bu çok sevdikleri imparatorlarının anısına Quintilİs (Temmuz) ayının ismini July olarak değiştirdiler.

Ondan sora tahta çıkanlardan, Augustus kendi şerefine, Sextilis (Ağustos) ayının adını kendi ismi ile değiştirerek, bu aya August adını verdi. Ama ortaya başka bir sorun çıkmıştı. Sezar’ın ayı 31 gün, Augustus’un ayı ise 30 gün çekiyordu. Sorunu yine imparatorun kendisi çözdü ve zaten 29 gün olan Şubat’tan bir gün daha alarak Ağutos’a ekleyiverdi. Böylece iki ay da eşitlenmiş oldu.

İşte size takvimin, niçin 12 ay olduğunun, ayların isimlerinin nasıl konduğunun ve niçin farklı sayıda günlerden meydana geldiklerinin, dört sene sonra eklenecek artık günün niçin yılın sonuncu değil de, alakasız bir şekilde ikinci ayına eklendiğinin küçük bir hikayesi.

Özellikle ortaçağda takvimler üzerinde o kadar oynanmıştır ki, yapılan bilimsel hesaplamalara göre, İsa’nın bugün kabul edilen Milattan, yani İsa’nın doğumundan yaklaşık 6 yıl önce doğduğu, 36 yıl yaşayıp Milattan sonra 30 yılında öldüğü ileri sürülmektedir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Kadın İsmi) - Ay yüzlü güzel, dilb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Ateşe ve Ateş-perestliğe mensup ve müteallik. 2. Azerbaycanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

azerbaijani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an ethnic group living in Azerbaijan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Azerbeijani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an ethnic group living in Azerbaijan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

azerbaijani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). bakteriler. bacterial (s). bakteriye ait, ondan ibaret olan veya ondan ileri gelen bacterially (z). bakteriyle ilgili olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakterileri yok eden bir madde, bakterisid. bacterici'dal s bakterileri yok eden maddeye ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakteriyoloji, bakterileri tetkik ilmi, mikrop ilmi, bakteri bilgisi. bacteriolog'ical (s). bakteriyoloji ilmine ait. bacteriolog'ically (z). bakteriyolojiyle ilgili olarak. bacteriol'ogist (i). bakteriyoloji uzmanı, bakteriyolog

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakteriler vasıtasıyla meydana getirilen kimyasal ayrışma; bakteri hücrelerinin imhası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakterileri yok eden küçücük cisimler

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakteri yoskopi, mikroskopla bakterileri inceleme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacillus. bacteria. bacterium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacterium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakterileri içine alan bir bitki ailesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İstenmeyen bakterileri öldürmek için kullanılan kimyasal bileşik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Bakteriyoloji dalında ihtisas yapmış hekim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Bakterilerin ve umumiyetle mikropların biçimlerini, hususiyetlerini inceleyen bilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacteriology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakteriologie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli, şirin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bale yapan kız veya kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballerina. ballet dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballerina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballerina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balerin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bütün vücudumuz, bir kısmı gözle görülebilen, büyük bir kısmı da ancak dikkatli bakınca fark edilen kıl ve tüylerle kaplıdır. Bu tüy ve kılların dibinde ‘sebum’ adı verilen yağ bezleri vardır. Bunların çıkardığı yağ, su geçirmez keratin bir tabaka oluşturur ve suyun derimizden içeri girmesini önleyerek derimizi yumuşak tutar.

Belki de en çok kullanılan yerler olmaları nedeni ile vücudumuzda sadece parmak uçlarımız ve tabanlarımızda kıl veya tüy yoktur. Dolayısı ile koruyucu keratin tabaka da yoktur. Ayrıca parmaklarımızın uçları ve ayaklarımızın tabanları kalın bir deri tabakası ile kaplanmıştır.

Parmaklarımızın uçları ve tabanlarımız suyun altında belli bir süre kalıp iyice ıslanırsa, osmos denilen daha sulu bir maddenin daha koyu bir maddenin içine girişi sonucunda derimizin altına su girer ve bu su burada kendine yer bulmak ister. Ancak buradaki kalın derimizin genleşerek bu suya ayırabileceği fazla yeri olmadığı için, aynen yazın çok sıcak havalarda yollardaki asfaltlarda olduğu gibi eğilir, bükülür yani büzüşür.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir.

Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için buz küpçükleri bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan buzlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için bu küpçükler bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan bazlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.

Elmas gibi değerli bir taş cam kesmede nasıl kullanılıyor?

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en serti olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da cam kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkla grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistör telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince isçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

Sağlık Bilgisi

Hasta, kendisinin veya etrafındaki eşyanın boşlukta döndüğünden şikayet eder. Tıp dilinde vertigo denen baş dönmelerinin nedenleri çeşitlidir. Bunlardan başlıcaları şunlardır:

- Kulak ağrısı

- Araç tutmaları

- Ani hava değişimi

- Bazı göz hastalıkları

- İlaç zehirlenmeleri

- Düşük veya yüksek tansiyon

- Damar sertliği ve bazı kalp hastalıkları

- Kansızlık ve kan hastalıkları

- Mikrobik hastalıklar

- Beyin hastalıkları

- Sara ve bazı ruh hastalıkları

Tedaviye başlanmadan önce hastalığın gerçek nedeninin tespit edilmesi gerekir. Baş dönmelerine yapılacak ilk iş; hemen oturmak veya öne eğilmek ve mümkünse hemen yatmaktır. Baş dönmesi sık sık oluyorsa mutlaka bir doktora gitmek gerekir. Basit baş dönmelerinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Anason, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı suya 1 kahve kaşığı anason konur. 10 dakika demlendikten sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Caz orkestralarında davul, zil, vurma sazların meydana getirdiği grup.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. batterie

müz. davul

Orkestrada vurmalı çalgı takımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drum. drums.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. batteriste

müz. davulcu

Orkestrada vurmalı çalgı takımını kullanan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drummer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden kale duvarlarını ve kapılarını yıkmak için kullanılan kalın kütük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair grounds. holiday ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ability. accomplishments. attainments. skill. know-how. accomplishment. address. adroitness. art. artfulness. artifice. craft. cunning. deftness. dexterity. faculty. feat. finesse. ingeniousness. ingenuity. knack. resource. savoir faire. science. sle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplishment. artistry. asset. competence. facility. faculty. flair. knack. skill. stunt. trick. ability. dexterity. agility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skill. cleverness. being in shape. art. artifice. device. hand. ingenuity. knack. technique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işi başarı ile halletme, muvaffakiyyet, kâr-güzârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinden iş gelir, tuttuğu işte muvaffak olur. Fars. kâr-güzâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resourceful. capable. efficient. skilful. skillful. skilly. dextrous. adept. adroit. agile. clever. deft. designing. dexterous. facile. gifted. handsome. ingenious. knowing. light-handed. neat. nimble-fingered. performing. practical. pushful. pushing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplished. adroit. clever. deft. dexterous. efficient. good. ingenious. practical. practised. proficient. skilful. skilled. capable. resourceful. accomplished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adroit. clever. skilful. resourceful. able. adept. deft. dexterous. diplomatic. facile. great at. handy. hot and strong. ingenious. inventive. savior faire. tricky. versed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deftness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleverness. skill. adroitness. dexterity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinden iş gelmez, bir işde muvaffak olamaz. Ar. Aciz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy. impractical. maladroit. left-handed. inexpert. resourceless. awkward. bungling. duff. feckless. fumbling. gauche. gawky. ham-fisted. ham-handed. heavy-handed. helpless. inapt. incompetent. ineffective. ineffectual. inefficacious. inept. manqu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy. impractical. maladroit. left-handed. inexpert. resourceless. awkward. bungling. duff. feckless. fumbling. gauche. gawky. ham-fisted. ham-handed. heavy-handed. helpless. inapt. incompetent. ineffective. ineffectual. inefficacious. inept. manqu. ama

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinden iş gelememe, bir işde muvaffak olamama, Ar. acz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompetence. clumsiness. incompetency. improficiency. awkwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Hallolunmak, muvaffakiyetle icrâ olunmak: O iş becerilemedi. 2. mec. Katil ve idam etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bekata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waist belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çamura batırmak, çamura bulamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bendeperverlik, kendi mensuplarını kayırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suchlike. kind of. quasi. quasi-. suchlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like. reminiscent. suchlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Berâberlik, farksızlık, eşitlik, müsâvilik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برابری] birliktelik. 2.eşitlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herewith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

along with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. berberiyye). Berber kavmine mensup ve müteallik: Memâlik-i Berberiyye = Berber ülkeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Berber kavmiyle meskûn yer. Berber ülkeleri. Eskiden bilhassa Cezâyir’e Avrupalılar’ın verdikleri ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BERÜ (i.). Bu tarafta, yakında, daha yakın, öte mukabili: Beri gel, beride dur, beriye gel, beriden geç. Ötede beride, öteye beriye, öteden beriden: Uzak ve yakın çeşitli yerler. Yakında bulunan, bu cihette olan, yakın, öte mukabiM: Beri taraf. Yakında ve bu cihette olan yer: Berisi ötesinden geniştir. Zaman zarfı — dan beri: Bir vakitten başlayarak devamlılık gösterir. —dan itibaren: Uç seneden beri görüşmedik. O günden beri hastayım. Görüşeliden beri: Görüştüğümüz vakitten itibaren. Öteden beri: Eskiden beri, Ar. minel-kadîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berâet»den smüş.). 1. Kurtulmuş, Ar. sâlim, Fars, Arî, Azâde: Her hastalıktan beridir. 2. Pâk, temiz, münezzeh: Cenâb-ı Hak, gözle görmekten ve kulakla işitmekten beridir. 3. Hiç bir ilgisi ve medhali olmayan, berâet kazanan. Beriyyüz-zimme = Zimmetinde bir şey olmayan,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

since. from. on. onward. onwards. down. from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the near side. this way. since. ever since. for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here. near. since.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بری] arınmış, temiz, uzak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Salim, kurtulmuş. 2.Temiz, Arınmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Olgunluk ve güzelliğiyle akranlarından üstün olan sevgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Seylanca). Asya’nın güney doğusu ile Okyanusya, Senegal ve Brezilya’nın yerli halklarında görülen bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beriberi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acute disease occurring in India, characterized by multiple inflammatory changes in the nerves, producing great muscular debility, a painful rigidity of the limbs, and cachexy. avitaminosis caused by lack of thiamine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avitaminosis caused by lack of thiamine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beriberi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tatar, posta, ulak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برید] ulak. 2.postacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Haberci. 2.Eskiden müslüman devletlerde posta ve haber alma örgütünün adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

yahut BERÜKÜ (i.). Bu taraftaki, yakındaki, öteki mukabili: Beriki, ötekinden büyüktür. Öteki beriki = Her kim olursa, herkes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beryl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beryl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Zümrüt gibi bazı taşların bileşiminde bulunan bir elemandır. Be senbolü ile gösterilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BERRİN) (i. F.). Yüksek (daha çok manevî mânâda): Kasr-ı barîn (berrin) = Yüksek saray.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برین] yüksek, yüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.En yüksek, çok yüce. 2.Soylu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bering Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İnam ve ihsan sahibi. Saliha ve vazifesini yapan hanım.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çöl, Ar. sahrâ, Fars. beyâbân: Beriyye-tüş-ŞAm = (Suriye) Şam çölü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. berâyâ). Halk, Ar. nâs, enâm, insanlar: Hayrül-beriyye = İnsanların en iyisi olan Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برترین] en üstün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. beşeriyye). İnsana mensup ve müteallik. Ahvâl-ı beşeriyye = İnsanlık halleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

human.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

human.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشری] insanlıkla ilgili, insanî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BEŞERİYET) (i. A.). İnsanlık, insanın tabiî hâli: Beşeriyyet icabı. «Beşeriyyet» ile «insaniyyet» arasında çok fark vardır. Beşeriyyet, insanın her türlü tabiî hallerine, insaniyyet ise yalnız faziletlerine ve mânevî büyüklüklerine aittir. Meselâ unutkanlık, korku, iştaha, şehvet gibi haller beşeriyyet; kerem, cömertlik, vefa, kanaat gibi haller ise insaniyyet vasıflarındandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mankind. humanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanity. humankind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشریات] antropoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشریت] insanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanoğlu ana rahmine düşünce, embriyon halinde iken, hücreleri bölünerek çoğalmaya baslar. İleride vücudun hangi parçasının bir hücresi olacaklarını bilirler. Yani bir kısmı kas hücresi olarak gelişirken bir diğeri göz, sinir, vb. hücresi olmak üzere çoğalır.

Sinir sistemimizdeki nöron hücreleri ise anne karnında oluşumlarının son safhasına ulaşırlar, tüm yaşam boyunca ulaşabilecekleri en çok sayı olan bu miktarda da kalırlar. Beynimizin milyarlarca hücresinin bu safhada oluşabilmesi için dakikada 2,5 milyon nöron meydana gelir.

Beyin hücreleri oluştuktan sonra ölünceye kadar sayı olarak artmazlar. Aslında vücudumuzda sonradan çoğalmayan başka hücreler de vardır. Ama boyut olarak büyüyebilirler. Eğer vücudu geliştirmek için halter çalışılırsa, kaslar büyür ama bu yeni kas hücrelerinin oluşması demek değildir. Mevcut hücrelerin boyutları büyümüştür. Çalışma bırakıldığında bu kaslar tekrar pörsüyebilirler.

Bir insan doğduğunda beyni 350 gram ağırlığındadır. Bir yaşında 1000 grama, gelişme tamamlanınca da nihai ağırlığına ulaşır. Beyin hücreleri daha anne karnında iken son şekillerini aldıklarına göre bu artış miktarı nereden geliyor diye sorulabilir. Burada da kas örneğinde olduğu gibi hücrelerin çoğalması değil büyümeleri söz konusudur.

20 yaşına gelince beyin hücrelerinde eksilme başlar. Her gün yaklaşık 50 bin tanesi ölür. Bu sayı 60 yaşlarında günde 100 bin hücreyi bulur. 75 yaşına geldiğimizde tüm nöronların yüzde 10’unu kaybetmiş oluruz. Tabii bu doğduğumuz ana oranla zekamızın yüzde 10 azaldığı anlamına gelmez. İnsan hayatında iyi beslenme, tecrübe ve öğrenme gibi faktörler geriye kalan nöronların kapasitelerinin daha da gelişmelerini sağlarlar. Yani beyin ne kadar çok kullanılırsa o kadar iyi durumda olur.

Beynin oksijen tüketimi sabittir. Beyinde oksijenle birlikte sadece glikoz kullanılır ve bunların beyinde yedeği yoktur. Bu demektir ki, sinir hücrelerinin yaşaması her an için kan dolaşımının getireceği miktara bağlıdır. Oksijensizliğin ve kanda glikoz azalmasının yol açtığı kötü ve onarılmaz sonuçlar hatta beynin bazı bölümlerinin ölmesi bununla açıklanabilir. Beyindeki bu kan akımı vücudun diğer kısımlarına oranla bağımsızdır. Kalpten çıkan kanın yaklaşık beşte biri buraya gider.

Vücut ağırlığımızın yalnızca yüzde 2’sini oluşturan beynimiz, toplam enerji üretimimizin yüzde 20’sini tüketir. Bu enerjiyi kanın taşıdığı oksijen ve glikozdan alır. Kanımızdaki glikoz (kan şekeri) seviyesi düşerse önce acıkır ve huzursuz oluruz. Seviye daha da alçalırsa beyin faaliyetini azaltır, biz de yarı baygın hale geliriz. Oksijen daha da hayati bir önem taşır. Oksijensiz kalan beyin hücreleri en fazla 5 dakika içinde ölürler. Beynin bir bölümünde kan dolaşımı duracak olursa, o bölgede hayatiyet sona erer.

Spor yaparken kalp daha hızlı çalışır, daha fazla kan pompalar. Bu durumda beyne daha çok kan gitmesi, dolayısıyla beynin daha iyi çalışması gerekmez mi? Hayır. Beyne giden kan miktarı hep aynıdır. Ortalama bir kalp dakikada yaklaşık 5 litre kanı vücudun her tarafına pompalar. Bunun 750 mililitresi beyne giderken 600 mililitresi de bacakların diz altındaki kısımlarına gider. Spor yaparken kalbin pompaladığı miktar 17 litreye kadar çıkar. Bunun 14.000 mililitresi bacaklara giderken beyne giden miktar yine aynı, yani 750 mililitredir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rosemary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rosemary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kuşdili): Ballıbabagillerden; Akdeniz çevresinde çok yetişen; küçük, kalınca, ensiz ve kokulu yaprakları ile çiçeklerinden faydalanılan bir bitkidir. Yaprakları iğneye benzer. Boyu 2 metre kadardır. Çiçekleri mavi veya eflatundur. Çiçeklerinden renksiz veya soluk sarı renkte olan biberiye esansı çıkarılır. İçeriğinde kafuru, sineol, kamfen, pinen, borneol ve bornilasetat vardır. Kullanıldığı yerler: Hazımsızlığı giderir. Çarpıntıyı keser. Yarımbaş ağrılarını giderir. Baş dönmesini keser. Astım, bronşit ve kansızlıkta faydalıdır. Yağlı saçların yağını alır. Burkulmalarda ve deri yaralarında da haricen kullanılır. İdrar ve adet söktürür. Safra ifrazatını arttırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Eklîl-i cebel denilen bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). En iyi, alâ, enfes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). En iyi, alâ, enfes.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - En iyi, pek iyi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. mücevherat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bijouterie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewellery. jewelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بنابرین] bundan dolayı, buna dayanarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

some people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(United Arab Emirates) Başkent: Abu Dabi.

Nüfus: 2.791.000.

Yüzölçümü: 30.000 sg.m:.

Komşuları: Kuzeyde Katar, Batıda ve Güneyde Suudi Arabistan, Doğuda Umman.

Önemli Şehirleri: Abu Daki, Dubavy.

Din: %96 Müslüman, Hindu, Hristiyan.

Dil: Arapça (Resmi) birçok diğer diller.

Yönetim Biçimi: Emirler Federasyonu.

Tarih: Bölgedeki Şeyhler 19. yy. da Dışişleri ve savunmanın kontrolünü İngiltere’ye verdi. 2 aralık 1971’de bu şeyhlikler bağımsız olmak için birleştiler.

Abu Dabi Petrol Şirketi, 1975’de tamamen ulusallaştırıldı. Petrol hatları BAE’ye dünyanın en yüksek kişi başına GSMH’nı sağlar. Son yıllarda uluslararası bankacılık gelişme içindedir.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saçmalayan, zırvalayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi, ‘ring’ kelimesi, İngilizce’de daire, halka anlamındadır. Parmağa takılan yüzüğe bile bu nedenle ‘ring’ denilir. Aslında geçmişte profesyonel boksta, boksörler grup halinde, kasabadan, kasabaya dolaşır, oradaki yerli boksörlerle maç yaparlardı.

Boks yapılacak alana seyirciler daire şeklinde yerleştirilir, en önde oturanlara alanı çevreleyen ip tutturularak, başkalarının boks yapılacak yere girmeleri önlenirdi. Ayrıca sahnedeki boksöre meydan okuyan biri kafasını bu ipe çarparak dövüşmek isteğini belirtirdi.

Seyirci miktarı artınca bu usulü uygulamak zorlaştı. Yere dikilen kazıklara ip bağlanarak boks yeri belirlenmeye başlandı. Tabii ki bu iş için en uygun şekil kare idi.

Boks yapılan yerlerin dünyanın her yanında kare olmasına rağmen “ring” diye adlandırılmasının hikayesi işte bu!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi, “ring” kelimesi, İnglizce’de daire, halka anlamındadır. Parmağa takılan yüzüğe bile bu nedenle “ring” denilir.

Aslında geçmişte profesyonel boksta, boksörler grup halinde, kasabadan, kasabaya dolaşır, oradaki yerli boksörlerle maç yaparlardı.

Boks yapılacak alana seyirciler daire şeklinde yerleştirilir, en önde oturanlara alanı çevreleyen ip tutturularak, başkalarının boks yapılacak yere girmeleri önerilirdi. Ayrıca sahnedekiboksöre meydan okuyan biri kafasını bu ipe çarparak dövüşmek istediğini belirtirdi.

Seyirci miktarı artınca bu usulü ugulamak zorlaştı. Yere dikilen kazıklara ip bağlanarak boks yeri belirlenmeye başlandı. Tabii ki bu iş için en uygun şekil kare idi.

Boks yapılan yerlerin dünyanın her yanında kare olmasına rağmen “ring” diye adlandırılmasının hikayesi işte bu!


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock-exchange value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Stock Exchange Experts)

Menkul kıymetlere ilişkin alım-satım emirlerinin ilgili iç yönetmelikte belirtilen esaslara göre karşılaştırılması ile fiyatların teşekkülünü izleme ve alım satım işlemlerinin sonuçlandırılmasını sağlamakla yükümlü olan görevlilerdir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Stock Exchange Orders)

Müşteri emirleri, aracı kurum üye temsilcileri tarafından seans içinde borsa bilgisayar sistemine aktarıldığında borsa emrine dönüşür.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange commisionary / warden. exchange commissionary. exchange warden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Stock Exchange Members)

Sermaye Piyasası Kurulu’ndan yetki belgesi ve Borsa’dan üyelik belgesi almış aracı kuruluşlardır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir eserden ahlaka aykırı olduğu düşünülen kısımları çıkarmak veya değiştirmek; ıslah etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhabbetkuşu, zool. Melopsittacus undulatus; kıs. budgie

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meeting place. meet. rendezvous. tryst. trysting place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bilinenin aksine bütün bumeranglar geri gelmezler. Fırlatana geri dönebilen bumeranglar sadece Avustralya yerlileri Aborijinler tarafından spor olarak veya kuş sürülerini avlamakta kullanılırlar. Aborijinlerin tarih öncesi zamandan beri bumerangları kullandıkları biliniyor.

Bumerangın İngilizce’de ‘boomerang’ olan ismi de Aborijinlerin kullandığı isimden türemiştir. Aslında bugün Avustralya’da kullanılan ve bu kıtaya özgü isimlerin çoğunun kökeni Aborijinlerden kaynaklanır. Örneğin Avustralya’yı ilk keşfedenler kanguruları görünce çok şaşırmış ve Aborijinlere bunların isimlerini sormuşlar, onlar da ‘kanguru’ cevabını verince, bu acayip hayvana kanguru ismini vermişlerdir. Halbuki kanguru Aborijin lisanında ‘bilmiyorum’ demektir.

Bumerang şeklinde ancak geri dönme özelliği olmayan benzerlerinin Aborijinler gibi Mısır’da, güney Hindistan’da, Endonezya’da (Borneo) ve Amerika’da yerliler tarafından tarihin ilk çağlarından itibaren kullanıldığı biliniyor. Bu tipler daha uzun ve ağırdırlar. Av hayvanlarını öldürmede kullanılırlar. Savaşlarda çok ağır yaralanmalara ve ölümlere sebep olurlar. Hatta bazılarının ucu tesiri arttırmak için kanca şeklinde yapılır.

Aborijinlerin yaptıkları geri dönebilen bumeranglar ise hafif ve ince olup toplam uzunlukları 50 - 75 santimetre, ağırlıkları da 350 gram civarındadır. Bumerangın iki kolunun ucu yapılırken veya yapıldıktan sonra kül ile ısıtılarak birbirinin aksi istikamete kıvrılır.

Bumerang yere paralel veya biraz aşağı doğru atılırsa biraz sonra yükselişe geçerek, 15 metre yüksekliğe kadar tırmanır.

Eğer bir ucu yere çarpacak şekilde atılırsa, yere çarpan bir mermi gibi müthiş bir hızla dönerek yükselir, 45 metrelik bir daire veya elips çizerek yörüngesini tamamlar, fırlatanın yakınma düşer.

Bumerangın nasıl geri döndüğü günümüzün bilim insanları tarafından tam anlaşılmış değildir. Dönüşün aerodinamik kaldırma gücü ile üç eksende yaptığı cayroskobik dönüşün birleşiminin yarattığı sanılmaktadır. Geri dönebilen bumerangların, diğerlerinin uçuş şekillerinin gözlemlenerek veya tamamen tesadüf sonucunda geliştirildiği sanılıyor.

Aborijinlerin bumerangla kuş avlamaları ise ilginç. Bumerangı, kuş sürülerinin uçuş yüksekliğinin üzerine fırlatıyorlar. Bumerangın yerdeki gölgesini gören kuşlar arkalarında yırtıcı bir kuş olduğunu sanıyorlar. Kaçmak için dalışa geçiyorlar ve sonunda ağaçlar arasına gerilmiş ağlara takılıyorlar.

Bumerang fırlatma, tarihte kaydedilmiş en eski sporlardan biridir. Günümüzde başta ABD’de olmak üzere bazı ülkelerde, hedefe yakınlık, mesafe, hız ve yakalama kategorilerinde spor olarak hala yapılıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilinenin aksine bütün bumeranglar geri gelmezler. Fırlatana geri dönebilen bumeranglar sadece Avustralya yerlileri Aborijinler tarafından spor olarak veya kuş sürelerini avlamakta kullanılırlar. Aborijinlerin tarih öncesi zamandan beri bumerangları kullandıkları biliniyor.

Bumerang İngilizce’de “boomerang” lan ismi de Aborijinlerin kullandığı isimden türemiştir. Aslında bugün Avustralya’yı ilk keşfedenler kanguruları görünce çok şaşırmış ve Aborijinlere bunların isimlerini sormuşlar, onlar da “kanguru” cevabını verince, bu acayip hayvana kanguru ismini vermişlerdir. Halbuki kanguru Aborijin lisanında “bilmiyorum” demektir.

Bumerang şeklinde ancak geri dönme özelliği olmyan benzerlerinin Abojinler gibi Mısır’da, güney Hindistan’da, Endonezya’da (Borneo) ve Amerika’da yerliler tarafından tarihin ilk çağlarında itibaren kullanıldığı biliniyor. Bu tipler daha uzun ve ağırdırlar. Av hayvanlarıı öldürmede kullanılırlar. Savaşlarda çok ağır yaralanmalara ve ölümlere sebep olurlar. Hatta bazılarının ucu tesiri arttırmak için kanca şekllinde yapılır.

Aborijinlerin yaptıkları geri dönebilen bumeranglar ise hafif ve ince olup toplam uzunlukları 50 - 75 santimetre, ağırlıkları da 350 gram civarındadır. Bumerangın iki kolunun ucu yapılırken veya yapıldıktan sonra kül ile ısıtılarak birbirinin aksi istikamete kıvrılır.

Bumerang yere parelel veya biraz aşağı doğru atılırsa biraz sonra yükselişe geçerek, 15 metre yüksekliğe kadar tırmanır. Eğer bir ucu yere çarpacak şekilde atılırsa, yere çarpan bir mermi gibi müthiş bir hızla dönerek yükselir, 45 metrelik bir daire veya elips çizerek yörüngesini tamamlar, fırlatanın yakınına düşer.

Bumerangın nasıl geri döndüğü günümüzün bilim insanları tarafından tam anlaşılmış değildir. Dönüşün aerodinamik kaldırma gücü ile üç eksende yaptığı cayroskobik dönüşün birleşiminin yarattığı sanılmaktadır. Geri dönebilen bumerangların, diğerlerinin uçuş şekillerinin gözlemlenerek veya tamamen tesadüf sonucunda geliştirildiği sanılıyor.

Aborijinlerin bumerangla kuş avlamaları ise ilginç. Bumerangı, kuş sürülerinin uçuş yüksekliğinin üzerine fırlatıyorlar. Bumerangın yerdeki gölgesini gören kuşlar arkalarında yırtıcı bir kuş olduğunu sanıyorlar. Kaçmak için dalışa geçiyorlar ve sonunda ağaçlar arasına gerilmiş ağlara takılıyorlar.

Bumerang fırlatma, tarihte kaydedilmiş en eski sporlardan biridir. Günümüzde başta ABD’de olmak üzere bazı ülkelerde, hedefe yakınlık, mesafe, hız ve yakalama kategorilerinde spor olarak hala yapılıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thereupon. whereupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at this. hereupon. whereon. whereupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «câfer» den). İmâm CAfer-i Sadık bin Zeyn-ül-Abldîn bin Hüseyin bin Ali Ebî TAlib mezhebine intisap davasında bulunanlar, onların mezhebieri: Câferî mezhebi ki, İran’ın resmî mezhebidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kafeterya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(prunus spinosa): Bir çeşit eriktir. Ağacı bodurdur. Çiçekleri beyazdır ve yapraklarından önce çıkar. Meyvesi yuvarlak ve yeşildir. Tadı buruktur. Çiçekleri; Mart ve Nisan aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: İshali keser, mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Ateşli hastaların kalbini kuvvetlendirir. Terletir ve vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kullarını besleyip kayıran kerem sahibi zâta mensup, müteallik veya lâyık: Nİmet-i çâkerperverâneleri, çâker-perverîleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kul ve bendeye mensup ve müteallik (konuşan şahıs nezaket ve tevazu alâmeti olarak kendisi hakkında kullanırdı). Mârûz-ı çâkerîdir, sûy-i çâkerîye irsal buyurulması (tarafıma gönderilmesi).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاکری] kulluk. 2.hizmetkârlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dostluk, arkadaşlık, yoldaşlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.)(Erkek İsmi) - Özü güçlü, demir gibi sağlam kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeşilken yenir güzel bir cins erik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalay cevheri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. catering

yemek hizmeti

Bir kuruluş tarafından yemeğin hazırlanması ve dağıtılması işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çarkı felek; el yardımı ile yanlamasına atılan takla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sohbet, konuşma, söyleşi, hasbıhal; sohbet tarzında yazılmış kısa makale veya deneme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing)-ise (f)., (tıb). yakmak, dağlamak cauteriza'tion (i). dağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolled iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kereviz, (bot). Apium graveolens rapaceum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hız, sürat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çenkçilik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جنگاوری] savaşçılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket almanac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket lamp. torch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind the front-lines. army service area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cür’et» den smüş.). Cür’ etli, gözü korkmaz, cesaretli yiğit: Bir merd-i cerl. Ceriyy-ül-lisân = Serbest söz söyleyen. Cerî-ül-kalem = Serbest yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı çirik = diri, canlı). Asker, Ar. cünd, ceyş, Fars, leşker, sipâh. Çeri başı = Vaktiyle sergerde, başbuğ. Fars. sâlâr, ser-çeşme mânâsında kullanılır idiyse de, şimdi yalnız Çingeneler’in muhtarı yerinde olan reislerine denir. Yeniçeri = Vaktiyle kurulmuş olan meşhur asker ocağı. Osmanlı ağır piyade tümeni, (bk.) Yeniçeri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Asker, savaşçı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Arabistan’da kullanılan bir çeşit ölçek. 2. Eni ve boyu 60 arşın olan arazi ölçüsü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Hububat için kullanılan bir ölçek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Asker başı, kumandan. 2. «Çerge başı» sözünden bozma olarak Çingeneler’in ileri gelenlerine denir. bk. Çeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. cerâid). T. Vaktiyle haraç tahsildârlarının arazinin mesahasını yazdıkları kâğıt veya deftere denirdi. Bir çeşit kadastrodur. 2. Sonradan mühim vak’aların yazıldığı kâğıda dendi. Bu münasebetle memleketimizde ilk çıkışında gazeteye bu isim verilmiş ise de, bugün kullanılmamaktadır: Cerîde-i askeriyye, cerîde-i bahriyye, cerîde-i tıbbiyye: Eski bazı Osmanlı mecmualarının adıdır. 3. Resmî dairelerin bazı büyük defterleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جریده] gazete. 2.tutanak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yara jnânâsiyle dilimizde kullanılıp, mecrûh (yaralı) mânâsiyle cerîhadâr dahi deniliyorsa da Arapça’da yaraya «cerh» ve «karha» denilip, «ceriha» kelimesi yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جریحه] yara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kabahatli, cânî, suçlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cürm» den smüş.) (c. cerâim). 1. Suç, kabahat, günah. 2. (Sonradan türetilmiş bir kelimedir). Para cezası, tazmin: Cerimesini çekmek. Mecazen de kullanılır. Halk dilinde «cereme» olmuştur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جریمه] suç. 2.para cezası, cereme. 3.ceza ödeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) İp, halat. Yular anlamında. Sahabeden bu ismi taşıyanlar vardır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kiraz kırmızısı; (s). kiraz kırmızısı renginde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Verimsiz çorak y(Erkek İsmi) 2.Bekar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). seryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چشم دریده] arsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). diğerleri eşit olmak üzere; (kıs). cet. par.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. cevheriyye). 1. Asıl, maya ve tıynete mensup ve müteallik. 2. Elmas vesair kıymetli taşlara ait. 3. Yalnız noktalı harfleri hesap olunan (tarih).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جوهری] mücevherle ilgili. 2.mücevherli. 3.öz ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mücevherden, cevherden.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Cezayir.

Nüfus: 27.895.000.

Yüzölçümü: 919.595 km2.

Komşuları: Batıda Fas, Güneyde Moritanya, Mali ve Nijerya; Doğuda Libya ve Tunus.

Önemli Şehirleri: Cezayir, Wahran, Qacentina.

Din: %99 Sunni Müslüman.

Dil: Arapça ve Berberi Fransızcası.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Ulusal Kurtuluş Cephesi, İslami Kurtuluş Cephesi, Sosyalist Güçler Cephesi, Cezayir’de Demokrasi Hareketi.

Tarih: Ülkenin bilinen ilk yerlileri, Berberilerin, Romalıların, Vandalların ve son olarak da Arapların atalarıdır. 1518’den Fransa’nın yönetimi devraldığını 1830 yılına kadar, ülkeyi Türkler yönetti. Geniş ölçekli Avrupa göçleri ve Fransızların kendi kültürlerini yerleştirmeye çalışmaları, Arap milliyetçiliğinin bir gerilla savaşına atılmasını önleyemedi. Barış ve Fransızların geri çekilmeleri Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle ile müzakere edildi. Bağımsızlık 5 Haziran 1962’de geldi. 1965’te askeri bir darbe olup da Albay Hovari Boumedienne liderliğe gelinceye kadar, bu iç savaşın galibi ve ülkeyi yöneten Ahmet Ben Beila idi. 1967’de Cezayir İsrail’e savaş ilan etti. ABD ile bağlarını kopardı ve SSCB ile askeri siyasi bağlar kurdu. 1988’deekonomik sıkıntıları protesto eden ayaklanmalarda 500 kişi öldü. 1989’da ise seçmenler, çok partili sisteme geçişi düzenleyen yeni bir anayasayı onayladılar. Hükümet islam kökten dincilerinin kazanacağı tahmin edilen 1992 Ocak seçimlerini iptal etti ve cezayiri 10.000 camisinde yürütülen tüm din dışı faaliyetleri yasakladı. 29 Haziran 1992’de devlet başkanı Muhammed Boudiaf uğradığı suikast sonucu öldü. Gruplar arası çatışmalar halen devam etmektedir.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). diğerlerinden aylrıcı nitelikte olan, tipik; kendine has; (i). özellik, hususiyet, vasıf; logaritma karakteristiği. characteristically (z). ayırıcı nitelikte olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavsif, tanımlama, tarif, nitelendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tanımlamak, tavsif etmek. characterizer (i). tanımlayan şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ingiliz yazarı. Chaucer'ın eserleri ile ilgili; (i). Chaucer uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). alkış, taraf tutma; (s). memnun edici, neşelendirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ünlem, (ing). , (k.dili). merhaba; Allaha ısmarladık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aziz tutmak; bağrına basmak: gütmek. cherisher (i). aziz tutan kimse. cherishingly (z). aziz tutarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hayali, gerçek olmayan. chimerically (z). hayali olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (cihan = dünya, Aferîden = yaratmak). Alemi yaratan (Tanrı).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جهان آفرین] dünyayı yaratan, Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exit. outlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place of origin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Homer'in destanlarında adı geçen ve karanlıkta yaşadıkları söylenen bir batılı ırk ile ilgili; kasvetli, iç kapayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında nedeni tam bilinmiyor. Bir görüşe göre, vakti zamanında Çin imparatorlarından biri halkın ayaklanmasından korktuğundan, eritilip silah olarak tekrar kullanılabilecek metal olan her şeyin toplanmasını emretmiş. Ellerindeki bıçak, kaşık ve benzeri şeyleri vermek zorunda kalan Çinliler ne yapsınlar, çaresiz bambu kamışlarından yapılmış ince çubuklarla yemek yemeye alışmışlar.

Akla daha yatkın gelen diğer bir görüşe göre ise çubukla yemek adeti Çinlilerin yiyeceklerini küçük parçalara bölüp yeme alışkanlıklarından ve buna bağlı olarak zaman içinde çok önemli bir ihtiyaçtan kaynaklanıyor.

Yemek çubukları milattan bir yüzyıl önce doğmuş. Yemeği içindeki yağa atıp karıştırarak pişirmeye yarayan tava benzeri kaplar kullanılmadan önce yiyecekler odun ateşi üzerinde pişiriliyormuş. Nüfus çoğaldıkça artan yiyecek ihtiyacından dolayı ormanlar kesilip tarlalar açıldıkça bu sefer de odun, yani yakacak sıkıntısı başlamış.

Zamanla etleri ve sebzeleri çok küçük parçalara bölüp, yağ içinde karıştırarak kızartmanın hem süratli pişmeyi hem de odundan tasarrufu sağladığını görmüşler.

O zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle, yemek masası kullanmak zenginlere mahsus bir lüks olduğundan insanlar bir elleri ile yiyecek veya pirinç tabağını tutuyor, yemek yemek için de sadece diğer ellerini kullanabiliyorlarmış.

Çinlilerin yemeklerinin bol soslu olduğunu söylemeye gerek yok. Yerken çubukları kullanmak, her şeyi tek elle yemek zorunda olan Çinlilerin bütün parmaklarının kirlenmesi sorununu çözdüğü için hızla yayılmış. O zamanlar çubukların çok azı ağaçtan, çoğunluğu fildişi ve kemiktenmiş.

Şimdi artık ne metal ne de ağaç kıtlığı var. Zaten onların yerini sentetik malzemeler çoktan almış durumda. Ne var ki bırakın Çin’i, diğer ülkelerdeki bir çok insan bile bir Çin lokantası bulup, çubuklarla yemeğe uğraşıp, Çin imparatorunun veya odun yokluğunun yarattığı eziyete seve seve katlanıyorlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sadece Çinlilerin değil Japonların, Orta ve Güneydoğu Asya’da yaşayanların hatta Eskimoların bile gözleri çekiktir. Aslında ‘çekik gözlü’ olmak tanımı kesinlikle yanlıştır. Göz yapısı dünyada bütün insanlarda aynıdır.

Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne doğru daha fazla inmiştir ve bu durum gözün sanki daha darmış gibi görünmesine sebep olur.

Peki bu, niçin böyledir? Bir teoriye göre göz kapağının üzerinde katlı olarak duran bu ikinci kıvrımı, bu insanların gözlerini yoğun olan kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için, bir nevi kar gözlüğü gibi gelişmiştir.

Her ne kadar yukarıda belirtilen bölgelerin bazılarında kar hiç yağmıyorsa bile bilim insanları bugün çekik gözlü diye nitelendirdiğimiz insanların atalarının son buzul çağında Sibirya’dan, yani Asya’nın kar ve buzla kaplı en soğuk bölgesinden güneye, bugün yaşadıkları yerlere göç ettiklerine inanıyorlar.

Bu kadar soğuk iklimde yaşayanların vücutlarının iklime uyum sağlamaktan başka çareleri yoktu. Sadece gözler değil, burun da rüzgara en az maruz kalacak şekilde küçülmüş, burun delikleri, solunan hava ciğerlere gidene kadar ısınsın diye daralmıştır. Ciltleri de bu nedenle yağlıdır.

Göz kapakları da daha yağlı olduğundan, daha sarkık durur ve bu oluşum gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani ‘çekik gözlü’ değil ‘düşük göz kapaklı’ tanımını kullanmak daha doğrudur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). rahip, papaz, vaiz; (s)., (bak)., clerical.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). katip veya yazıcıya ait; daire işiyle alâkalı, kırtasiyecilikle ilgili; kilisenin politikada yeri olmasını savunan; ruhban sınıfına dahil; (i). rahip, papaz, vaiz; (çoğ). papaz kıyafeti; kilisenin hükümetteki nüfusunu artırmayı savunan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). politikada kilisenin nüfüsu; bu nüfüsu destekleme; kilise mevzuatı, kilise yararları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). buhranlı yaş devresi; menopoz, adet kesilmesi; (s). buhranlı devreye ait. climacter'ical (s). buhranlı, buhranlı devreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müşterek miras, miras ortaklığı. coinheritor (i). miras ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Artı veya eksi işaretleriyle birbirine bağlı birçok terimlerden meydana gelen cebir ifadesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kompüter ile hesaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., topluluk ismi yığın, küme, top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat hasebiyle, göre, nazaran, göz önünde tutulursa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeni ürünlerin elde edilmesi amacıyla cam, çinko, plastik, kâğıt ve benzeri özel çöplerin değerlendirilmesi ve organik çöplerin kompost haline çevrilmesini ifade eden bir terimdir. (Abfallverwertung/waste treatment, waste recycling)

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zümre, heyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (pol). gerillacılarla savaşmak için yetiştirilmiş.(asker,komando).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). counterespionage.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). taharrüşe mani olan ilaç; ilgiyi başka yöne çekmek için yaratılan olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplama, muhafaza; kat, tabaka; perde, örtü. covering letter evrak ile gönderilen ve evrakın mahiyetini anlatan mektup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ criteria) öIçüt, kriter, tenkitçinin kullandığı ölçü, değer birimi, mikyas; denektaşı mihenk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde curcuna usulünün son iki darbının yer değiştirdiği usul. (bk.) Curcuna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tanrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Adâleti yayıcılık, adâletlilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter ribbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter ribbon. copying ribbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Tuzlu suyu içme suyuna dönüştüren büyük ölçekli tesisler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükümdar veya hâkim ve vezire mensup ve ait: Cânib-i Alî-i dâverânelerine, dâverîlerine (Osmanlı devri resmî yazışmalarında vezirlere hitâben kullanılan tâbirlerdendir).

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Book Value)

İşletmenin aktif toplamından, borçlarının düşülmesi ile bulunan özvarlığının, çıkarılmış/ödenmiş hisse senedi sayısına bölünmesi ile bulunur.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Deftere mensup. 2. Defterdâr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sağlıga zararlı, muzır, fena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtar, tembih (okullarda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski Türkçe’de: demür veya temür). 1. Fe senbolü ile gösterilen, 7.8 yoğunluğunda bir eleman. Demir 1510°’de erir. Kullanış yeri pek çok ve ehemmiyeti büyük olan demir, tabiatta oksit, karbonat ve sülfür halinde bulunur. Ar. hadîd, Fars. Ahen. 2. Gemiyi bir yerde durdurmak için zincirle denizin dibine bırakılan çengel şeklinde ağır demir Alet, lenger, çapa: Demir atmak = Gemi vesairenin, demirini denize salması. Demir almak = Demir kaldırmak. Demir üzerinde = Demirli. Demir taramak = Rüzgârın şiddetiyle demirin deniz dibinde sürünmesi. Demir yeri = Liman. Ocaklık demiri = Gemilerde ihtiyaten bulundurulan en büyük demir. Göz demiri = Teknelerin daima kullandıkları demirler. Tonoz demiri = Geminin kıç tarafından başını çevirmek için atılan küçük demir. Demir resmi = Bir limana demirlemek için verilmesi lâzım gelen para. 3. Bir Aletin demirden olan kısmı, namlı: Kılıç, bıçak, sapan demiri. 4. Pranga, zenclr: Ayağına demir vurdular. Demire vurmak. 5. Demirden yapılmış çeşitli Aletler: Kapı demiri, ocak demiri. Ak demir = Çekiçle dövülmüş demir. Kara demir = Kalıba dökülmüş demir. Erkek demir = Serti. Dişi demir = Yumuşağı. Demir kapan = Mıknatıs. Demirkapı = Nehirlerde gemilerin geçmesini engelleyen kayalık sed ve şelâle. Demir kırı = Demirin rengini andırır at donu. 6. Demirden yapılmış: Demir, karyola, demirkapı, demiryoju. 7. mec. Demir gibi sert ve katı yahut dayanıklı: Demir çarık.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi:Fe

Atom Numarası:26

Kütle Numarası:55,845

Yoğunluk:7,86g/cm3

Erime Sıcaklığı:1538 °C

Kaynama Sıcaklığı:2861 °C

Evrende yaygın olarak bulunan metallerden biridir.

Saf demir ya da çeşitli bileşikleri, endüstrinin hemen her alanında kullanılır.

Canlılar için yaşamsal önemi vardır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron. irony. ferrous. ferruginous. iron. anchor. cleat. ferr-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferrous. iron. anchor. made of iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron. anchor. base metal goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dayanıklı ve kullanış sahası geniş, mavimsi esmer renkli bir maden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to anchor. to drop. to cast anchor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron curtain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Demirden ağ.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sapotgillerden, odunu sert bir ağaç (sideroxylon).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi sağlam ve yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kiraya verilen çiftlik, ev fabrika vesairede kiracı tarafından kullanılıp mukavele sonunda aynen sahibine iadesi şart olan Alet ve eşya, hayvan vesaire. 2. mec. Değişmez ve daimî şey. 3. Kendi dediğinden dönmez, inatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixture. plant. old timer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permanent or heavy fixtures or equipment. in the nature of fixtures and equipment. long time functioning of employee. old-timer. fixed assets. fixtures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirağ).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Demiri işleyip çeşitli Alet ve eşya yapan sanatkâr. Ar. haddâd, Fars. Ahen-ger: Demirci dükkânı, demirci körüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacksmith. ironsmith. forger. hammersmith. smith. smithy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacksmith. smith. ironmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironworker. hardware dealer. ironmonger. dealer in construction iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smith's vise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demir işleyip ondan çeşitli Alet ve eşya yapmak sanatı, demirci sıfat ve işi: Demircilik her memleketin en fazla muhtaç olduğu bir sanattır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smithery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironworking. the hardware business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirağ).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü eli olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Demir işlerinin yapıldığı iş yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. baklagilerden). Meyvesinden şerbet yapılan bir bitki (tamarindus indica).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(tamarin): Baklagillerdn bir çeşit ağaçtır. Boyu 25 metre kadardır. Meyvesinden şerbet yapılır. Sıcak ülkelerde yetişir. Çiçekleri sarı kırmızı salkımlar halindedir. Meyvesi koyu kırmızımtırak, büyük ve tohumludur. Meyvesinin mayhoş lezzetli, macuna benzeyen öz kısmı kullanılır. İçeriğinde ekşi maddeler, nişasta ve şeker vardır. Kullanıldığı yerler: Susuzluğu giderir. Vücuda rahatlık ve serinlik verir. 20 gramı müshil tesiri gösterir. Bağırsakları temizler. Soğuk içilir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçe demir kelimesinden Arapça nisbet yâ’sı “katılarak yapılmış galat bir kelimedir). Demir rengine çalar kır at: Demirî bir çift at, demiri kır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Nehirlerde taşıtların geçmesine engel olan kayalık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchorage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casting anchor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Demirini takmak: Kapıyı demirlemek. 2. (gemicilik) Demir atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchor. moor. put over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchor. to cast anchor. to anchor. to bar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bolt and bar (a door. to anchor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing iron. chained. barred. anchored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü sağlam kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü demir gibi güçlü olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirhan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirhan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirtekin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Demiryolu işlerinde çalışan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde tren katarının yürüdüğü paralel iki raydan meydana gelen yol (demirden yol mânâsıyle sıfat olduğundan «demiryol» demek lâzımdır, izafetle «demiryolu» demek yanlıştır. Bununla beraber, şimdi bu şekil kullanılmaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Geceleri gemilere yol göstermek için sahilin bazı noktalarına yahut deniz ortasındaki kayalık yerlerde yakılan fener. Bu fenerler özel kulelerde veya şamandıralara yerleştirilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beacon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armada. navy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval forces. sea forces. marine / naval / sea forces. marine. marine forces. navy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Derisi dikenlilerden bazı türleri lâleye benzeyen bir sınıf (crinoides).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: tirik). 1. İnsan ve hayvanın bütün vücudunu örten kabuk, cilt, post: Deri sıyrılmak, soyulmak. Derisini yüzmek. 2. Hayvanın yüzülmüş ve kurutulmuş ve henüz sepilenmemiş cildi, gön. Deri tüccarı. 3. Meyvenin kabuğu, kışır: Kirazın derisi pek kolay soyulmaz. Eriğin derisi çıkarılırsa dişleri kamaştırmaz. Bir deri bir kemik = Etsiz, zayıf. Dış deri = Gastrulada dış hücre tabakası. İç deri = Gastrulada iç hücre tabakası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kapı demek olan «der» ismi Farsça olduğu halde Arapça sayılarak müennesi «deriyye» yapılmıştır). Eski edebî Farsça: Fârisî-i derî, Fârisiyye-i deriyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coriaceous. cutaneous. skin. derm. leather. hide. fell. integument. rind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coriaceous. cutaneous. skin. derm. leather. hide. fell. integument. rind. pelt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leather. skin. hide. peel. rind. crust. parchment. buff. peltry. fell. integument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Deride meydana gelen çatlakları tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Alkol, asilbend.

Hazırlanışı : 100 gram alkole 10 gram asilbend konup, merhem yapılır. Çatlaklara sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla kullanılan sabun, deterjan, boyalar ve bazı bitkilerin neden olduğu bu hastalığa tıp dilinde Dermatit denir. Tedaviye deride iltihaplanmaya sebep olan şeyi belirleyip, onu terk etmekle başlanır. Sonra aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nişasta, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 3 çorba kaşığı nişasta konur. Karıştırılarak eritilir. Sonra bu suya bastırılan temiz bir bez, iltihapların üzerine sarılır. Kurudukça değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Deri üzerinde ufak bir şişlik veya bir türlü iyileşmeyen bir yara şeklinde başlayabilen bir çeşit kanserdir. Şişlik, başlangıçta ufak bir yumru şeklindedir. Bir süre sonra aynı yer açılır ve yara haline dönüşür, sonra kabuk bağlar. Bu gibi durumlarda telaşlanmamak; ancak acele etmek gerekir. Erken tedavi edildiği takdirde iyileşir. Aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Menekşe yaprağı.

Hazırlanışı : 10 tane menekşe yaprağı, havanda iyice dövülür, lapa haline getirilir. Kanserli yere sürülür. Aynı işlem hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde iktiyoz denen bu hastalıkta deri, kuru, pul pul ve bazen de çatlak görünümdedir. Merak edilecek bir durum yoktur. Sık sık sıcak banyo yapmak şikayetlerin çoğunu geçirir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Acı bademyağı

Hazırlanışı : Yatmadan önce, vücut acı bademyağı ile iyice ovulur. Sabahleyin ılık su ile banyo yapılıp iyice kurulanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Deride görülen esmer lekelere “Karaciğer lekeleri”, beyaz lekelere de “Vitligo” adı verilir. Bunlar merhem veya kremlerle gizlenebilir. Aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Baharlıtere tohumu. (beyaz lekeler için)

Hazırlanışı :


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Küçük kapı, kapıcık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دریچه] pencere. 2.küçük kapı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leather dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leather trade. skin dressing. tannery. tanning. tanning industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yırtılmış, yırtık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). istihza etmek, sakalına gülmek, alay etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). mecburi, toplumun öngördüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Deri bağlamak, deri ile örtülmek: Yara derilendi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Çadır. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Deri bedeni bütünüyle sarar. Ağız, burun, anüs gibi doğal deliklerde mukoza adı verilen, yapısı deriye benzeyen ama daha ince bir tabaka ile birleşir. Dudaklarımızın renginin yüzümüzden farklı, biraz daha kırmızımsı olmasının da nedeni budur. Dudaklarımız yüzümüzdeki derimizin bir parçası değil sindirim ve solunum sistemimizin bir parçası olan ağzımızın dışa dönük devamıdır.

Vücudun hayati organlarını sayın deseler, derimiz pek akla gelmez. Halbuki derimiz vücudumuzun en hayati organlarının başında gelir. Derinin önemi o kadar büyüktür ki, yanma sonucunda üçte birinin yok olması hatta üçte birinin yağlıboya ile sıvanarak üzerindeki deliklerin kapatılması hayati sorun doğurabilir. Ayrıca derimiz vücudumuzun en büyük organıdır. Yetişkin bir insanın derisi 4-5 kilogram ağırlığındadır ve yaklaşık 7 metrekare alan kaplar.

Derimiz diğer tüm organlarımızdan daha hızlı büyür ve insan hayatı boyunca sürekli kendini yeniler. Devamlı kendini yenileyen bu organın, insan yaşlandıkça kırışmasının nedeni kendisi değil, altındaki kasların etkinliklerini yitirmeleridir.

Derimiz o kadar mükemmel bir organdır ki, kesildiği ya da yaralandığı zaman çevresindeki sağlam dokunun hücreleri hızla çoğalarak bu yarayı ya da kesiği kapatır. Kesilen yerin iki kenarı dikişle birbirlerine yaklaştırılırsa, onarılması gereken açıklık daralacağından iyileşme daha da çabuk olur. Bazen bu açıklık ne kadar kapatılırsa kapatılsın aradaki doku yeterince kendini onaramadığı için derimizde kalan bu yara izini ömrümüz boyunca taşırız.

Derimizin kalınlığı l-4 milimetre arasında değişir. En kalın derimiz avuçiçlerinde ve topuklarımızın altındakilerdir. Elleriyle çalışan kimselerin ellerinde veya uygun ayakkabı giymeyenlerin ayaklarında nasırlar meydana gelir. Bunlar derinin fazla sertleşmiş biçiminden başka bir şey değillerdir. Göz kapakları üzerindeki deri ise vücudun en ince derişidir.

Eğer vücudumuz deri ile kaplanmış olmasaydı yaşamımız düşünülemezdi. Derimiz bizi yalnız sıcağa, soğuğa karşı değil, aynı zamanda çarpmalara, sürtünmelere, ıslaklığa, rüzgara, güneş ışınlarına, zararlı bakterilere ve dışarıdan gelecek tehlikelere karşı da korur. Derimizin bütünü üzerinde soğuk ve sıcaklığı duymamıza yardım eden dokunma cisimciklerinin sayısı 600,000’den fazladır.

Derimiz terleme yolu ile solunum yapar, toksinleri atar, vücudun ısı dengesini korur. Bir santimetrekarelik bir deri yüzeyinde binlerce ter deliği bulunur. Her gün buharlaşarak derimizden çıkan ter ortalama l litre kadardır.

Öteki organlarımızın aksine derimiz kısa zamanda aşınır. Yüzeydeki hücreler bir kaç hafta içinde ölür ve dökülürler ama aşınan derinin yerine sürekli yenisi gelir. Hiç başımızdaki kepeklerin nereden geldiklerini düşündünüz mü? Kepekler aslında derimizin küçük pulcuklar halinde ufalanıp düşmesinden başka bir şey değillerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Derinliği fazla olan. Ar. amtk: Derin kuyu. Orada sular çok derindir. 2. Çukur, kuytu: Derin ova. 3. mec. Fazla dalınan: Derin uyku, derin düşünme. 4. İç yüzüne varacak derecede etraflı ve tafsilâtlı, ince: Derin fikirler, derin araştırma. 5. Derinlik: Derinden bir ses geliyordu. Pek derine gitti. 6. Derin olarak: Derin dalmak, derin düşünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep. profound. abstruse. fathomless. recondite. religious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep. exquisite. extensive. profound. recondite. sound. thorough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep. profound. bottom. depth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep-freezer. deep freeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep / sound sleep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deeply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep. profoundly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deeply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in-depth. inward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in depth. deeply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in depth. deeply. thoroughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Derin hale gelmek, derinliği artmak. Osm. taammuk etmek: Yara işledikçe derinleşir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deepen. to deepen. to become deep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get deep. to specialize in (a field of study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1; Dahe derin hale getirmek. 2. Derinliğine incelemek. Osm. tâmîk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deepen. to investigate the details of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Derinliğini arttırmak. Osm. tâmîk etmek: Şu kuyuyu bir iki kulaç daha derinletmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derin olanın hali ve derin olma derecesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depth. abyss. deep. deepness. perspective. profoundness. profundity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depth. deepness. profundity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depth. profoundity. fairway. profundity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimde oluşturulan planlar ile elde edilen derinlik duygusu veya yanılsaması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fathom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tipik nümunesi deniz kestanesi olan bir hayvan familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istihza, alay. hold in derision alay etmek. derisive, -sory (diray'siv, -sıri) (s). alaylı, istihza kabilinden. derisively (s). alay edercesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asıl, memba, köken, menşe; türetme, iştikak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). türemiş, iştikak etmiş, müştak; (i). türev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çıkarmak, almak; istihraç etmek; gram türemek, müştak olmak; kökünü araştırmak; sâdır olmak, hâsıl olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). fenalaşmak, bozulmak, alçalmak, gerilemek. deteriora'tion (i). fenalaşma, gerileme, bozulma, çürüklük, çürüme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Atom ağırlığı 2 olan hidrojen. Buna ağır hidrojen de denir; simgesi D’dir.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Devenin ana yurdu Kuzey Amerika’dır. Tarih içinde oradan Güney Amerika ve Asya’ya yayılmış, Kuzey Amerika kıtasında ise zamanla yok olmuştur. Güney Amerika’daki lama, alpaka (bir cins koyun), guanako {lamanın irisi) gibi hayvanlar devenin akrabaları sayılabilirler.

Yaşadıkları kum fırtınalarına ve diğer olumsuz şartlara uyabilmek için iki sıra koruyucu kirpikleri ve tüylü kulak delikleri oluşmuş, burun deliklerini açıp kapayabilme, çok uzaktan görebilme ve koku alabilme yeteneklerine sahip olmuşlardır.

Develerin tek hörgüçlülerine Arap devesi, çift hörgüçlülerine ise Baktriane (Bactrian) devesi adı verilir. Baktriane Afganistan’ın kuzeyinde bir yer olup bugün adı pek bilinmemesine rağmen çok çeşitli medeniyet ve kültürlere ev sahipliği yapmış, çok önemli tarihi geçmişi olan bir bölgedir.

Her iki cins deve de yük hayvanı olarak kullanılırlar. Çift hörgüçlü deve daha yavaştır (3-5 kilometre/saat) ama bir günde kervan içinde durmadan 50 kilometre yol gidebilir. Hörgücünün tepesine kadar olan yüksekliği 2 metre iken Arap devesinin sadece bacak yüksekliği neredeyse 2 metredir. Arap devesi 18 saat boyunca saatte 13-16 kilometre hızla yol alabilir. Develerin yük hayvanı olmalarının yanında etlerinden, sütlerinden, yünlerinden ve derilerinden de faydalanılır.

Genelde develerin hörgüçlerinde su olduğuna, bu sayede çöllerde uzun süreli yolculuklara bu kadar dayanıklı olduklarına inanılır ama gerçek bu değildir. Öyle olsaydı deve vücudundan su tükettikçe hörgücünün de bir balon gibi porsuyup inmesi gerekirdi.

Develerin hörgüçlerinde sadece yağ bulunur. Burası 30-35 kilogramlık bir yağ deposudur. Genellikle bir çok hayvan ilerde enerji kaynağı olarak kullanmak üzere vücudunda yağ depolar ama develer bunu hörgüçlerinde yaparlar. Yiyecek bulamadıkları zaman buradan faydalanırlar. Hörgücün bir ikinci işlevi de deveyi çölün kızgın güneşinden korumasıdır.

Develer zaten çölde suya az gereksinim duyarlar. 40 dereceyi bulan sıcaklıklarda iki haftaya yakın susuz kalabilirler. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Bu sayede nefes verirken havada bulunan nemin üçte ikisini geri kazanabilirler.

Bir devenin vücudundaki toplam suyun yüzde 22’sinin kaybı halinde karnı çekilir, kasları büzüşür ama bu, onun performansını çok etkilemez. Buna karşın bir insan vücudundaki suyun yüzde 5’ini kaybedince görme duyusunda azalma başlar, yüzde 12’sini kaybedince de ölebilir.

Develerin susuzluğa dayanıklı olmalarının nedeni su kayıplarının büyük bir kısmının dokularındaki sudan olması, kandaki suyun pek etkilenmemesidir. Ancak bütün bu özelliklere rağmen susuzluğa dayanma rekoru develerde değil, farelerdedir. Bu konuda zürafa da her ikisiyle yarışabilir.

Yeri gelmişken develerin bir başka özelliğine de değinelim, hayvanlar arasında sadece deve, kedi ve zürafa önce sağ taraftaki ön ve arka ayaklarını, sonra sol taraflakileri atarak yürürler. Yani sol - sağ seklinde değil sol - sol, sağ - sağ şeklinde. Hatta şiirdeki aruz vezninin ritminin Arap yarımadasındaki develerin bu yürüyüşlerindeki ritimden doğduğu bile rivayet edilir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hüner, maharet, el çabukluğu, beceriklilik, ustalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Kuşpalazı hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diphtheria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diphtheria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

another. other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Harici bir kablolu set üstü kutusuna ihtiyaç duymadan ücretsiz dijital kablolu TV kanallarına erişim sağlayan entegre televizyon yayın tuneri. Ücretsiz yayın, desteklenen operatörlere bağlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital karasal TV kanal ve radyo yayınlarını alan entegre televizyon yayın tuneri.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Dilde görülen; etrafı kırmızı, içi su dolu küçük kabarcıklar, dil ülserinin belirtisi olabilir. Derin ve sert kenarlı dil yaralarında, mutlaka doktora başvurmak gerekir. Diğer dil yaraları, hazımsızlık veya gripten kaynaklanabilir. Bunların tedavisi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Meyankökü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 200 gram meyan kökü konur. 20 dakika kaynatılıp süzülür. Günde 3 kere, gargara yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dilberlik, güzellik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). İskambil kâğıdı işaretlerinden karo.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kuşpalazı, difteri. diphtheric (s). difteriye benzer, difteriye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ectoderm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign affairs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mirastan mahrum etmek, reddetmek. disinheritance (i). mirastan mahrumiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kanlı basur.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bulaşıcı ve salgın bir hastalıktır. Hastada, ishal görülür. Dışkısı kanlı ve sümüklüdür. İştahsızlık karın ağrısı ve ateş de vardır Su veya besinlerle bulaşır. İki çeşit dizanteri vardır.

- Amipli Dizanteri : Vücuda mikrop girmesinden 10-21 gün sonra hastalık belirtileri ortaya çıkar. Hastada kanlı ishal, ateş, karın krampları, kilo kaybı, ve halsizlik görülür.

- Basilli Dizanteri : Mikrobun vücuda girmesinden 2-7 gün sonra belirtileri ortaya çıkar. Hastalığın salgın halini almasında kara sinekler başrolü oynar. Hastada; kanlı ve balgam kıvamında ishal, karın ağrısı, halsizlik ve ateş görülür.

Yapılacak ilk iş; hastayı, sağlamlardan ayırmaktır. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Su, tuz.

Hazırlanışı : Bir gün boyunca, hiç bir şey yenmez. Sadece tuzlu su içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dysentery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural sciences. general science. physical sciences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birthplace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place of birth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast iron. cast-iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). dolerit, dolantaşı, koyu renk birkaç çeşit volkanik taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pigskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pigskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir bellek türüdür. Bilgisayarın ana belleği, bu ilkeye göre çalışır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kızlık, bekârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde dinî eserlerde kullanılan 21 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MiniDisc müzik parçaları, herhangi bir kalite kaybı yaşanmaksızın taşınabilir, birleştirilebilir ya da bölünebilir. Başlık ya da disk adı da eklenebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Geri doğru uyumluluk, aygıtların eski kuşak biçimlerle çalışabilmesini tanımlayan bir terimdir. DVD Video oynatıcılar, DVD’lerin yanı sıra ses CD’leri ve Video CD’ler de oynatabilmektedirler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tekin olmayan, korku veren, ürkütücü, meşum. eerily (z). ürküterek, korku vererek, uğursuzlukla .eeriness (i) tekin olmayış, uğursuzluk, meşumluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mutasavvıfların en büyüklerinden Muhyiddîn İbni’l-Arabî tarafından kurulan tarîkat.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekranda gösterimin büyük karakterleri ve çubuklu grafikleri, TV alıcının tüm önemli çalıştırma durumunu temsil etmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Vizörde ya da LCD monitörde görünür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (ekseriya’dan kısalmış yahut sonundaki «i» Türkçe iyelik ekidir). En ziyade, çok zaman, ekseriya, umumiyetle: İnsanlar ekseri kendi nefisleriyle mukayese ederek karar verirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mostly. usually. most of the time. quite often.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اکثری] çoğu. 2.çoğu kez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pek çok zaman, en ziyade, ekseriyet üzere, alel-ekser: Şairler ekseriyâ ilhamlarına tâbi olurlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EKSERİYYET) (i. A.). 1. En büyük kısım, çokluk. 2. Bir topluluk ve heyetin yarısından fazlası: Bu taburda ekseriyet Ankaralılar’dadır. 3. Bir mecliste üyelerin verdikleri reylerin büyük kısmı ve bunların üstünlüğü: Mahkemede ekseriyet benim lehimde idi. Bu görüş mecliste ekseriyeti kazandı. Ekseriyyet-i Arâ = Bir mecliste verilen reylerin çoğu ve bunların üstünlüğü: Bu mecliste ekseriyet-i Arâ ile karar verilir. Ekseriyyet-i mahzâ, mutlaka = Mutlak bir ekseriyet. Ekseriyyet-i sülüsân = Ekseriyet kazanacak tarafın en az mevcudun üçte ikisi miktarında bulunması şartıyle olan ekseriyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority. generality. plurality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

largely. generally. mostly. usually çoğunlukla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generally. usually. mostly. with a majority of votes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکثریا] çoğu zaman, sık sık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکثریت] çoğunluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Reylerin, oyların çokluğu, en az yarıdan bir fazlası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکثریت آراء] oy çokluğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Yarımın bir fazlasıyle elde edilen ekseriyet, mutlak ekseriyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکثریت مطلقه] çoğunluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. expérimentalisme

fel. deneyselcilik

Gerçek bilginin ancak deney yoluyla elde edilebileceğini, bilgilerimizin varsayıma dayanan bir nitelik taşıdığını, gerçeğin insan yaşantısının bir ürünü olarak düşünülmesi gerektiğini, değerler ile ahlaklılığın mutlak değil, toplumsal olduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yol üzerındekı köprüden geçen demıryolu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashlight. torch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Hafif el ve ayak titremeleri; daha ziyade nevroz, isteri ve nevrastenide görülür. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya yarım kahve kaşığı kekik konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülür. Hepsi bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. müshil olarak kullanılan eşek hıyarı özü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü el.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. özgürlük bahşeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toffee toffy taffy apple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yeterlilik, Osm. kifâyet, kâfi ve vâfi olma. 2. Münasebet, muvafakat, uygunluk. 3. Fayda, hesaba gelme, mutabakat, menfaat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yeterli, kâfi, vâfi. 2. Münasip, denk, uygun: O, bana çok elverişlidir. 3. Faydalı, hesaba gelen, menfaate uygun: Bu alış veriş bana elverişli çıkmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable. convenient. sufficient. favourable. practicable. opportune. adequate. auspicious. practical. propitious. prosperous. streamlined. susceptible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adequate. convenient. favourable. fit. practical. right. satisfactory. strategic. suitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenient. suitable. adequate. convenable. economic. effective. efficient. eligible. favo u rable. fit. handy. opportune. practicable. practical. propitious. prosperous. ready made. serviceable. strategic. sufficient. usable. workable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenience. facility. suitability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability. practicableness. sufficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elverişli olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impracticable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantageous. inconvenient. unfavourable. unsuitable. adverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconvenient. unsuitable. impracticable. impractical. unhandy. unsuited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impracticability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impracticability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memuriyet unvanını muhafaza eden emekli (profesor).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EMR) (i. A.) (c. evâmir). 1. Buyurma, buyruk, ferman: Filân emretti. Gitmeye emir aldım. Emr-i Ali = Sadâret emri. Emr-i nezâret-penâhi (Osmanlı devrinde) = Emir sizindir. Emr ü ferman hazret-i men-leh-ül-emrindir = Eskiden resmi mektupların sonuna yazılması Adet nezâket tabiri. 2. Bir makamdan bir iş hakkında emri ihtiva eden yazı; emirnâme: Bakanlıktan bir emir geldi. Memuriyetiniz hakkındaki emri aldınız mı? Menfi şekliyle de: Bana gitme diye emrettiler, yani beni gitmekten men’ ettiler. 3. (tıp) Doktorun tertip ve tenbihi; reçete. 4. (gramer) Fiilin yap veya yapsın gibi emir mânâsını ifade eden sığası. Emr-i İlâhî = Allahın emri. Emr-i Hak vâkî olmak = Ölüm, vefat. Emr-i bil mâruf nehy-i anil münker = Şer’an yapılması lüzumlu olan işleri destekleme, yapılmaması gerekenleri de önlemeye çalışma. Emr-i Hak = Ölüm, vefat: Emr-i Hak vukuunda. Ulul-emr = Şer’ an halka emretmekle ve halkın emirlerine itaatle mükellef bulunan devlet otoriteleri. Emir kulu = Aldığı emri yapmaya mecbur bulunan ve o hususta fikir beyan edemeyen adam. Emre muharrer senet = Bono.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. umûr). İş, şey, madde, Osm. maslahat, husus, keyfiyet: Bu, emriazimdir = Büyük iştir. Umûr-ı hâriciyye, dâhiliyye, nâfia, umûr-ı siyâsiyye, mülkiyye, askeriyye, ticâriyye, berriyye, bahriyye. Ahır-ül-emr = En nihayet, Akıbet. İbtidâ-yı emirde, evvel emirde = Önceki, en evvel. Nefs-ül-emr = ZAt-ı madde, esâs-ı maslahat: Nefs-ü-lemre muvafık bir iş. Umûr-ı beytiyye, husûsiyye, zâtiyye = Bir memurun resmî olmayan ve kendisi ait iş leri. Umûr-ı me’mûre = Her memurun yapmakla görevli olduğu işler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. emr’den smüş.) (c. ümerâ). İ. Bir kavim veya memleketin başı, bey, reis: Küveyt emîri. 2. Büyük bir hanedana mensup asil zat. Emîr-I Ahûr yahut mîrâhûr (bk.) Ahûr. Emîr-ül-ümerâ. (bk.) Ümerâ. Emîr-ül-ceyş = Arap hükümetlerinde serasker, başkumandan. Emîr-ül-hac = Hacıların işlerine nezaret etmekle görevli kimse. Emîr-i Mekke-i Mükerreme = Mekke-i Mükerreme ve civarının idaresinde Osmanlıların Hicâz valisine yardım eden, «şerif» unvaniyle de anılan şeriflerden bir zat. Emîr-ül-mü’minîn = Halîfe (önce bu unvanı Hazret-i Ömer almıştır). Farsça’da «mîr» denilip bu da dilimize geçmiştir, (bk.) Mİr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperatival. imperative. jussive. order. command. word of command. word. direction. imperative. amir. ameer. behest. bidding. charge. commandment. decree. dictate. dictation. disposal. disposition. emir. fiat. mandate. precept. prescription. ukase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behest. bidding. captive. command. decree. edict. emir. imperative. injunction. mandate. order. ordinance. prescription. word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Arabian military commander, independent chieftain, or ruler of a province; also, an honorary title given to the descendants of Mohammed, in the line of his daughter Fatima; among the Turks, likewise, a title of dignity, given to certain high officials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree. instruction. warrant. behest. bidding. charge. command. commandment. commission. decision. dictate. dictation. direction. directive. emir. fiat. injunction. mandat. mandate. order. ordinance. pleasure. precept. prescript. prescription. statute. sw

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic word meaning 'commander' and used to refer to the virtually independent rulers of the conquered territories.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prince or governor of an Islamic territory. prince or commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic title for a military commander, governor or ruler. an independent ruler or chieftain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امر] buyruk, emir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امير] bey, emirlik başkanı, emir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. reis, emir emirate (emir'it) i. bir emrin hüküm sürdüğü memleket, emirlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir kavmin, bir şehrin başı. 2.Büyük bir hanedana mensup kimse. 3.Peygamberimizin soyundan gelen. 4.Kumandan. 5.Abbasi devletinde başkomutan. 6.Osmanlı devletinde beylerbeyi ve Tanzimat’tan sonra sivil paşalığın ilk derecesi.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Order Split)

Girilen bir emrin, orijinal emrin fiyatına eşit ya da orijinal emrin fiyatından daha iyi fiyatlı yeni emirlere bölünmesidir. Emir bölünmesi gerçekleştirildiğinde, bölünen emirlerin toplam miktarının (toplam emir miktarının) ilk miktara eşit veya daha büyük olması zorunludur.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

batman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) emir çıkartılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Order Improvement)

Alış emirlerinde fiyatların yukarıya, satış emirlerinde aşağıya çekilerek fiyat önceliğinin değiştirilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orderly officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) I. Beyazıd zamanında Buhara’dan Bursa’ya hicret eden mutasavvıf.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give an order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.), imrahor, ahır beyi, ahır müdürü. Pâdişâhın ahırlarına nezâret eden sancakbeyi (tümgeneral) rütbesindeki kumandan. Istab-ı Amire nâzırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hacılar emîri, Osmanlı devrinde hacılar kafilesine reislik etmekle vazîfeli bulunan zat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. emr-nâme). Bir emri içine alan resmî yazı ki, üstten asta yazılır: Emir-nâme-i nezâret-penâhî = NAzırlığın (bakanlığın) emri. Emir-nâme-i sâmî = Sadâret makamından yazılan yazı. Nezâket icabı hususî mektuplara da emirname denilirdi: Emirname-i Alîlerini aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Osmanlı devrinde sadrâzamın emrini bildiren resmî yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eski Arap devletlerinde serdar, serasker, başkumandan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Ortaçağ İslâm devletlerinde) Su beyi yani amiral ki, amiral kelimesi bu Arapça terkipten gelir ve bütün Batı dillerine geçmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mü’minlerin emîri, yani İslâm halîfesi. Osmanlı padişahlarının unvanlarındandı. By unvan önce Hz. Ömer’e verilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Emirlerin emîri. Abbâsî devletinde başkumandan. Tanzimat’tan sonra Osmanlılar’da sivil (mülkî) paşalığın ilk derecesi ki, askerî rütbelerden kaymakama (yarbay) eşitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. askerlik). Emir eri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yalıçapkını yahut iskele kuşu da denilen kuşun adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Emir).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Emir). - “Emir” kelimesine “han” eki getirilerek iki isimden meydana gelmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emirate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emirate. principality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mandate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [امرنامه] ferman, emir belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety belt. seat belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bağırsaklara ait. enteric fever bağırsak humması, tifo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bağırsak iltihabı, anterit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. senenin her gününde güneş ve birkaç yıldızın mevkiini tayin eden astronomik takvim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Ergenlik yaşındakilerin yüz, omuz, sırt ve karınlarında görülürler. Siyah noktalar, beyaz benekler, kırmızı veya mor lekeler halindedirler. İçleri cerahat dolu bu sivilcelere; akne de denir. nedeni; yağ bezlerinin tıkanmış olmasıdır. Ergenlik sivilceleri kendiliğinden kaybolur. Sıkmamak, oynamamak gerekir. Tedavinin ilk şartı sabırdır. Yüzü günde 3-4 kere kükürtlü sabunla yıkamakta fayda vardır. Bu arada baharatlı yiyecekleri ve çikolatayı terketmek gerekir. Ayrıca, aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Marul, su.

Hazırlanışı : Soğuk su ile yıkanan marul yaprakları iyice ezilir. Çıkan su yüze sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. erb’den) (mü. eribe). Akıllı, zeki.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Akıllı, zeki kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Erib).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. erimek’den). Ağızda erir gibi lezzetli ve hoş (meyve).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kanarya otu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meşhur meyve ki, çeşitleri olup ekseri ekşidir. Ar. icas, Fars. Alû: Amasya, bardak, türbe, can, çakal, serfice, üryânî, mürdüm eriği. Erik ağacı = Bu meyveyi veren ağacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(prune): Gülgillerden beyaz çiçekli bir ağacın yemişidir. Erik, çoğu ceviz büyüklüğünde, kabuğu ince, sarıdan kırmızıya ve mora kadar türlü renkte, tadı mayhoş veya tatlı, etli, sulu tek ve sert çekirdekli bir yemiştir. B vitamini bakımından zengindir. Kullanıldığı yerler: Sinirleri kuvvetlendirir. Zihin yorgunluğunu giderir. Kabızlığı giderir. İdrar söktürür ve vücudun rahatlamasını sağlar. Karaciğer şişliğini giderir. Böbrekleri dinlendirir. Kansızlığı giderir. Kalbi kuvvetlendirir. İştah açar ve hazmı kolaylaştırır. Romatizma, mafsal kireçlenmesi ve nikriste faydalıdır. Çekirdekleri de, bağırsak solucanlarını düşürmekte kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. erâik). Taht.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اریکه] taht.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Taht.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Becerikli, yürekli adam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masculine. male. he.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masculine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masculinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin erebileceği uzaklık: El erimi, ses erimi, mermi erimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compass. range. reach. shot. good news beşaret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bir şeyin erebileceği uzaklık. 2.Vakıf olmak, yetmek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Erimek fiilinin mânâsını kuvvetlendirmek için kullanılır: Üzüntüden erim erim eridi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erimek işi, katı halden sıvı hâline geçme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melting. fusion. fusing. thaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fusion. solution. melting. dissolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissolution. fusion. melting. dissolve. thaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Katı ve donmuş hâlinden sıvı hâline geçmek. Osm. zevebân etmek: Kurşun, içyağı, kar, şeker eridi. 2. mec. Yağı süzülüp zayıflamak: Zavallı adam bir hafta içinde üzüntüden eridi. 3. Şiş, ur vesaire dağılmak. 4. (bez vesaire) Üzülüp akarak bitmek. Eriyip donmak = Şaşırmak, hayrette kalmak. Yağı erimek, yürekte yağı erimek = Heyecan ve telâş iiçinde olmak veya pek fazla hiddet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melt. fuse. dissolve. pine away. pine. deliquesce. run. thaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissolve. melt. pine. resolve. thaw. to melt. to thaw. to dissolve. to fuse. to waste away. to pine away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to melt. to dissolve. to thaw. to pine away. to wear out. to be greatly embarassed. to fuse. to liquefy. to mingle. to flux. to run. to bleed. to leach. to wear-out. flag. give.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Erim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indissoluble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indissoluble. insoluble. refractory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Erim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature. adult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An early, and now a poetic, name of Ireland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A poetic name for Ireland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ireland. nII: freedom; free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İrlanda'nın eski ismi; bak. Eire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repose. rest. peace. rest dirlik. rahat. huzur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Rahat, huzur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Huzur veren kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üşenen, tenbel. 2. Utangaç, mahcup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tenbellik etmek, vücudu erimiş gibi gevşeyip tenbel olmak, tenbellikten esneyip gerinmek, üşenmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yumuşak, uysal erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sakatlanan bir organ için yaralayandan alınan şer’İ diyet. 2. Satıldıktan sonra kusuru belli olan malın kıymetinden bunun için indirilen miktar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارش] arşın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Zeki, uyanık, azılı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reached.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrival. communications. access.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

access.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Vücut gelişmesi tamamlanmış olan, kâhil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. mature. pubescent. of adult age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erişkin olma hali, olgunluk, kâhillik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erişmek işi. (bk.) Erişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

access. attaining. attainment. reach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yetişmek, vâsıl olmak: Erişir menzil-i maksûduna Aheste giden. 2. Uzanıp tutmak, el veya boy yetişmek: Şu rafa erişebilir misiniz? Ayağa kalksa başı tavana erişir. 3. (bir haber) Vasıl olmak: Bu hâdise o gün kendisine erişmiş. 4. Olmak, kemal bulmak: Üzümler daha erişmedi. 5. Evlenmeye elverişli yaşa gelmek, yetişmek: Erişmiş kızı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reach. attain. achieve. compass. range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attain. carry. extend. to reach. to attain. to access. to mature. to ripen. ripen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

access. retrieve. to reach. to arrive at. to attain. to mature. to amount to. to ripen. to come. to overtake. to touch. extend. find. go. hit. to have the key to the door. land. make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. iplik demek olan rişte’ den). Hamurdan kesme taze ev şehriyesi: Erişte çorbası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vermicelli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homemade macaroni. noodle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ihtilâflı, münakaşa kaldırır; (i.) münakaşa etmeyi seven kimse; (fels.) didişimcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éristique

fel. didişim

Konuşma ve tartışmayı bir araç değil, bir amaç sayan felsefe yöntemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yetiştirmek, Osm. İsâl etmek: Tanrı çok yıllara eriştirsin. 2. Haber vermek, Osm. ihbâr, inbâ etmek. Bir haberi yetiştirmek: Burada söylediklerimizi kendisine eriştirmişler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to convey. to bring to a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solvent. dissolving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defroster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Katı veya donmuş hâlinden sıvı hâline geçrilmek. Osm. izâbe olunmak: Kurşun, yağ, kar eritildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be melted or dissolved by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Çok eriten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolution. melting. dissolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fusion. melting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Katı veya donmuş halde bulunan bir cismi sıvı hâline komak. Osm. izâbe etmek: Kurşunu, mumu, karı eritmek, mec. Çok zayıflatmak, vücutta et ve yağ bırakmamak: Zavallıyı üzüntüler eritti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissolve. melt. resolve. thaw. to melt. to thaw. to dissolve. to fuse. to squander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to melt. to dissolve. to squander. fuse. thaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Asmera.

Nüfus: 3.200.000.

Komşuları: Güneyde Etiyopya Doğuda Cibuti, Batıda Sudan Kuzeyde Kızıldeniz.

Din: Müslüman ve Hıristiyan.

Dil: 7 yerli dil.

Yönetim Biçimi: Geçiş Döneminde.

Tarih: Eritre 1890’dan 1941’de İngilizlerin eline geçene kadar bir İtalyan kolonisiydi. İngiliz ve BM denetiminin ardından, 1952’de federe bir birim olarak Etyopya’ya bırakıldı. Etyopya 1962’de Eritre’yi bir eyalet olarak ilhak etti. Bu, 24 Mayıs 1993’te Eritre bağımsızlığını resmen ilan edene kadar sürecek olan 31 yıllık bir bağımsızlık mücadelesine neden oldu.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Eritre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. érythrocyte

anat. alyuvar

Kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücre.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erytrocyte. red blood cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Erivan, Revan şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik), içinde katı bir maddenin erimiş halde bulunduğu sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solution. tincture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yüzyıllarca önce insanlarda şeytani güçlerin, bebeklerin veya küçük çocukların odalarında dolaştıklarına, onların vücutlarına girmek için fırsat kolladıklarına ilişkin ortak bir inanç vardı. Ayrıca bu şeytani güçlerin, mavi renk tarafından kovulduğuna da inanılıyordu. Çünkü mavi göklerin rengi idi. Hatta bugün bile hala Ortadoğu’da şeytanı kovmak için, bazı evlerin kapıları maviye boyanmaktadır.

O zamanlarda, sülalenin devamı için, erkek bebeklerin önemi daha fazla olduğu için, şeytan korkar da gider diye, erkek bebeklerin ve küçük erkek çocukların giysilerinin mavi olması adet haline geldi ve yüzyıllar boyunca devam etti.

Çok sonraları kız bebekler de “erkek bebekler kadar önem kazanınca”, onların giysilerine de bir renk verilmesi ihtiyacı doğdu ve de çiçeklerin en güzeli olan gülün rengi, yani pembe renk verildi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hakikaten, niçin erkeklerin tüm giysilerinde düğmeler sağda, ilikler solda iken kadın giysilerinde tam tersidir?

İşte, insanların daha çok sağ ellerini kullanmalarından dolayı yerleşen bir alışkanlık daha. Sağ elini kullanan bir insan için, sağdaki bir düğmeyi, soldaki bir iliğe geçirmek daha kolaydır. Bu nedenle de erkeklerin düğmeleri daima sağdadır.

Kadınların çoğunluğu da, daha çok sağ ellerini kullanmıyor mu?

Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlanıldığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin alamayacağı kadar pahalı idi. Düğme alabilecek zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı.

Peki kadınların düğmeleri niçin solda?

Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha rahat ve daha hızlı ilikleyebiliyorlardı (tabii erkeklerin de daha hızlı çözdüklerini söylemeye gerek yok). Bu neden(ler)le, terziler düğmeleri hizmetçinin sağına, hanımının ise soluna gelecek şekilde diker oldular. Günümüzde her kadın, kendi kendine giyinip soyunmasına rağmen nedendir bilinmez, bu adet değişmedi.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Serim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ESER-İ CEDID) (i), iyi vasıflı yazı kâğıdı mânâsında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanlar tarihlerinde çok uzun bir süre tuvalet kullanmadılar. Başlangıçta hayvanlar nasıl yapıyorlarsa, onlar da öyle yaptılar. İşlerini en yakın çalının dibinde veya bir ırmak kenarında görebiliyorlardı. Ancak toplumlar geliştikçe, köyler, kasabalar ortaya çıktıkça tuvalet ihtiyacını karşılamak için daha uzak mesafelere gitme zorunluluğu doğdu. Ayrıca açıkta bırakılan atıkların yarattığı kötü koku ve hastalık tehlikeleri de insanlarda bu konuda bazı önlemler almanın zamanının geldiği bilincini oluşturdu.

Binlerce yıl önce Sümerler, Mısırlılar ve Hindistan’da yaşayanlar oturakta oturup, ihtiyaçlarını giderdikten sonra oturağa düşenleri uzakta bir yerlere döküyorlardı. İki bin yıl önce ise Romalılar ilk basit tuvaleti kullanmaya başladılar. Atıklar oturdukları deliğin içine düşüyor, deliğin altından akan su onları uzağa taşıyordu.

Çiftçilerin, açık arazide çalışanların ise zaten böyle bir dertleri yoktu. Tarlanın bir köşesine çukur kazıyor, çukur yeterince dolunca, toprakla dolduruyor ve başka bir çukur kazıyorlardı. Geceleri ise yataklarının altında bir lazımlık bulunduruyorlardı.

Ortaçağda kale ve şatolarda atık bir delik vasıtası ile binanın etrafındaki su birikintisine düşürülüyordu. Bir yere tuvaletini yapıp, onu bir tanktan gelen su ile sürükleyip, uygun bir yere bırakma fikri ilk olarak Kraliçe 1. Elizabeth zamanında, 1589 yılında John Harrington’dan geldi. Ancak o zamanlar İngiltere’deki evlerde ne böyle bir tankı dolduracak, ne de atığı alıp götürecek su sistemi vardı.

Günümüzdekilere benzer bir tuvalet ancak iki yüzyıl sonra 1778’de İngiltere’de bir saat yapımcısı olan Alexander Cumming tarafından tasarlandı ve Joseph Bramah tarafından geliştirildi. Tuvaletlerden evlere yayılan kötü koku ise 1849 yılında Stephen Green’in ‘U’ şeklinde bir boruyu tuvaletin çıkışına monte etmesi ile son buldu. Tuvaletlerin ve günümüzde lavaboların da altında bulunan bu ‘U’ şeklindeki boruda her zaman bir miktar su kalır ve kokunun oluşmasını önler. Tabii o zamanlar tuvaletler dökme demirden yapılıyordu. Sonra düzgün yüzeylerinin temizlenme kolaylığı bakımından seramik tuvaletler üretilmeye başlanıldı. 1888 yılında ise tuvaletlere zinciri çekilince suyu akan klozetler ilave edildi.

Bizde tuvaletler için hela, kenef, ayakyolu, WC., 00, yüznumara gibi birçok isim kullanılır. ‘WC.’ İngilizce ismindeki ‘Water Closet’in baş harfleridir. Yüznumaranın hikayesi ise değişik. Eskiden Fransa’da otellerde tuvaletler koridorların uçlarındaydı. Odaların her birine birer numara verirken, tuvaletlere numarasız demişler ve ‘00’ diye işaretlemişlerdi. Fransızca’daki ‘numarasız’ kelimesi ile ‘100 numara’ kelimesi hemen hemen aynı telaffuz edildiğinden, bizde Fransızcası biraz kıt birinin tercüme hatası sonucu ‘yüznumara’ olarak yerleşmiştir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Esmere çalan, buğday rengine bakan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) belirli bir grup tarafından anlaşılan veya onlara hitap eden, hususi, özel,anlaşılması zor; gizli, saklı, mektum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğanın terbiye kabûl etmez cinsi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) eter haline getirmek, eterle uyutmak etheriza'tion (i.) eterle uyutma, eterin verdiği uyku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) mitolojinin kişilerin ilahlaştırılmasından doğduğunu kabul eden kuram; mitlerin gerçek olay veya kişiler üzerine kurulduğunu ileri suren teori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Evimizdeki bitkiler veya süs çiçekleri solunumlarında gündüzleri havadaki karbondioksiti alarak oksijen verirler ama geceleri ise bizim gibi oksijen alarak karbondioksit verirler. Bu nedenle de çiçeklerle aynı odada uyumanın, havadaki oksijen azalacağı için zararlı olabileceği konusunda genel bir inanış vardır. Aslında bu doğrudur ama sanıldığı kadar tehlikeli değildir.

Konuyu daha iyi anlamamız için bir bitkinin aynı anda yaptığı iki işi bilmemiz lazım. Birincisi hücrelerin nefes alışı, ikincisi de ışık ve klorofil özümlemesi diye de adlandırılan fotosentezdir. Bu iki olay tamamen birbirinden farklı, iki ayrı işlemdir.

Tüm canlı hücrelerde olduğu gibi bitki hücrelerinin de yaşayabilmeleri için havadaki oksijene ihtiyaçları vardır. Havadan nefes yolu ile aldıkları oksijenle şeker gibi gıda moleküllerini yakarlar, enerji kazanırlar. Bu, gündüz ve gece yaşamları boyunca durmaksızın devam eder.

Bitkilerin yapraklarındaki hücreler aynı zamanda gündüzleri ışıkla birlikte fotosentez işlemini gerçekleştirirler. Yani bitki gündüzleri her iki işlemi birlikte yaparken geceleri sadece nefes almaya devam eder. Fotosentez işleminde bitkiler havadan karbondioksiti alıp oksijen verirler. Ancak hücreler buradan çıkan oksijeni nefes almada tekrar kullanırlarken, nefes verişteki karbondioksiti de fotosentezde kullanırlar.

Ortalama yetişkin bir insan, hareketsiz durumda bir dakikada 15, bir günde 20 bin kez nefes alır. Her solumada yarım litre hava ciğerlerine girer. Yani dakikada 7-8 litre havayı ciğerlerine çeker ve tekrar verir. Bu, günde 11 bin litre hava demektir. Aslında nefes alırken havadan oksijen alıp karbondioksit veririz ifadesi de tam doğru değildir.

Aldığımız havada hem oksijen vardır, hem de karbondioksit. Verdiğimizde de aynı şekildedir ama oranları değişiktir. Ciğerlerimize aldığımız havadaki oksijen oranı yüzde 21 iken dışarı verdiğimizdekinde yüzde 16’dır. Yani her nefeste aldığımız havanın yüzde 5-6’sı vücudumuzda oksijen olarak kullanılır. Dolayısıyla havadan aldığımız günlük oksijen miktarı ortalama 570 litre civarındadır.

Gündüzleri yeterli ışık altında, bitkilerdeki fotosentez işlemi, bitkinin nefes almasından daha yoğundur. Yani ortaya fazladan oksijen çıkar ve gündüzleri odanızdaki havadaki oksijen miktarını artırırlar. Geceleri ışık olmadığından ve karanlıkta fotosentez işlemi yapılamadığından, nefes almaya devam eden bitkilerden çıkan karbondioksit miktarı daha çoktur.

Evlerimizdeki bitkilerin veya süs çiçeklerinin gündüz çıkardıkları fazla oksijen ve gece verdikleri karbondioksit miktarı, insanın soluduğu havanın içindeki oksijen miktarı yanında o kadar azdır ki sağlığımızı etkileyebilmesi mümkün değildir. Ancak kapısı, penceresi hava sızdırmaz küçük bir odada, dev bitkilerle birlikte yatma gibi bir alışkanlığınız varsa başka tabii...


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte de aniden ortaya çıkıverirler. Yazın karasinekler gece gündüz evlerimizin baş köşesinde dolanırlarken sivrisinekler gündüzleri ortada görünmezler. Acaba mesai saatlerinin dışında ne yaparlar? Sinekler, böcekler uyurlar mı?

Sinekler ısıya çok hassastırlar. Güneş bir bulutun arkasına girdiğinde oluşan sıcaklık değişikliğinden bile etkilenirler. Kış günlerinde bazı bölgelerde sıfırın bile çok altına inen sıcaklıklar onların, özellikle gelişmiş olanlarının yaşama şanslarını yok eder.

Lavra veya yumurta halindekiler ise yaşamaya devam ederler. Bahar aylarında gelişmiş birer karasinek olarak yaşantımıza katılırlar. Yani evinizde gördüğünüz sinekler geçen senekiler değillerdir, onların çocuklarıdırlar.

İnsanların olduğu yerlerde yaşayan sivrisinekler çoğunlukla gece faaliyet gösterirler. Çoğu alacakaranlık saatlerinde, sabaha karşı ve akşamüstü daha aktiftirler. Aktif oldukları bu süre bir veya en çok iki saati geçmez. Öyleyse sivrisinekler aktif olmadıkları, günün en azından 22 saatlik bölümünde ne yapıyorlar?

Kuvvetli ışık, havadaki nem oranının düşük olması ve rüzgar, sivrisineklerin işe çıkmalarına mani olan en önemli faktörlerdir. Boş vakitlerinde çoğunluğu, bitkiler, otlar, çimenler ve ağaçlar üzerinde dinlenirler. Renkleri ve boyutlarından dolayı onları oralarda fark etmek kolay değildir. Bazıları ise evlerin odalarında loş köşelerde kalırlar.

Sineklerin, böceklerin uyuyup uyumadıkları ise uyumak fiilinin tanımına bağlıdır. Zaten uykunun gizemi de tam çözülmüş değildir. Hareketsiz kalıp, dış ortamdan bağlantıyı koparmayı uyku olarak nitelendirirsek böcekler de uyur, balıklar da. Fakat bu arada beyinlerinde neler oluştuğunu kimse bilmiyor.

Memeli hayvanların, örneğin kedilerin, köpeklerin, ineklerin uykuları ve bu sırada beyinde oluşan elektriksel dalgalar konusunda ciddi araştırmalar yapılmıştır. Onların da bizim gibi uyudukları hatta rüya bile gördükleri kesin olarak biliniyor.

Ancak bir karasineğin veya örümceğin beynine elektrik kabloları bağlayıp bir molekül boyutundaki beyinlerinde neler olup bittiğini araştırmak hala pratikte pek mümkün değil.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the first instance. for one thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) işin başında, her şeyden önce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). harici,zâhiri; genel, umumi; kolay anlaşılır; (fels). dışrak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tecrübe, deney,görgü, vukuf; bir kimsenin geçirdiği tecrübeler, yaşantı; hayat. in all my experience bütün hayatım boyunca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). görmek, başından geçmek, çekmek, maruz kalmak, tecrübe etmek, denemek, tatmak, hissetmek. experienced (s). görgülü, tecrübeli, bilgili, irfan sahibi, marifetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). deneysel, tecrubi, tecrübeye dayanan, ampirik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). deney, tecrübe, deneme; (f). deney yapmak, tecrübe etmek. experimen,tal (s). deneysel, tecrübeye dayanan, tecrübe. experimen'talism (i). deneyselcilik. experimen'tally (z). deneysel metotla,tecrübe ederek. experimenta'tion (i). deneme, deneyim,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). dış, harici, zahiri; hariçten gelen; yabancı memleketlere ait; (i). hariç, dış taraf dış, gösteriş, görünüş. exterior angle dış açı. exterior planets (astr). dünyanın yörüngesi dışında kalan gezegenler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb.) rahmin dışında olan veya oluşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. H.). Halvetiyye tarikatı şubelerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ésotérique

fel. içrek

Belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen, yalnızca sınırlı, dar bir çevreye aktarılan (her türlü bilgi, öğreti).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esoteric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(eski, bak.) fairy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Uyku, insana kaslarını ve diğer dokularını onarma, yaşlanan veya ölen hücrelerini yenileme şansı verir.

Uyku, insan beynine hafızasındaki bilgileri düzenleme, gereksizleri unutma ve arşlivleme şansı verir. Rüyalar da bu işlemin bir parçasıdır.

Uyku, enerji tüketimimizin miktarını azaltır. Bu nedenle günde dört-beş kez yerine üç öğün yemekle yetinebiliriz. Gece karanlığında zaten hiçbir şey yapamayacağımızdan, anahtarı kapatarak enerji tassarrufu yaparız.

Uyku, bütün gün çalışan beynin bir şarj süresi olabilir. Diğer organlardaki enerji harcamasını kısarak, beyin hücre aktiviteleri için gerekli olan enerjiyi artırabilir.

Uyku hakkında tüm bildiğimiz, geceleri iyi bir uyursak, sabahları kendimizi iyi hissettiğmiz, hem vücudumuzun, hem de beynimizin yeni bir gün için kendisini tazelediği olgusudur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bataklik. çayir. düzlük.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çil ve bıldırcın gibi kuşların pilici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary. accessory. derived.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yortu veya tatil günlerine ait; (kil). yortu veya perhiz günü olmayan günlere ait, adi günlerle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ing.). Araba vapuru.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. ferryboat

arabalı vapur

Kara yolu ve demir yolu araçları ile yolcuları bir kıyıdan öbür kıyıya geçirmeye yarayan gemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferryboat. ferry. passage boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferry. ferryboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferryboat. car-ferry. automobile ferry. ferry-boat. ferry craft. ferry steamer. passage boat. seatrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ferit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فرید] biricik, tek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek, eşsiz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, ölçüsüz, üstün. - Türk dil kurallarına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ferâid). Emsalsiz ve nâdir bulunur inci vesaire.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ferid). -Kendi reyiyle hareket eden, kibirli, gururlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin feridi, tek, eşsiz, kıyas kabul etmez kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Sekizinci gök. 2.Pişdadilerin 6.padişahı olup Cemşid sülalesinden demirci Gave’nin yardımıyla Dahhak-ı Mari’yi öldürmüştür. Lakabı Ferruh’tur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ferah» tan smüş). Sevinçli, şâd, gönlü açılmış. Ar. münşerlh-ülkalb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tes. ferîkayn) (c. F. ferîkan). 1. insan topluluğu, büyük bölük, takım, fırkadan büyük topluluk: Cennetlikten olan ferikten mi yoksa cehennemlik olan ferîkaynden mi (tesniyye sigasiyle) dir? 2. Bir fırkaya kumanda eden üstsubay, tümgeneral. Bahriye feriki = İkinci amiral, vis-amiral ki, eskiden «kapudane bey» denilirdi. Ferik elması = Bir elma çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ateşte kavrulup yenen yeşil buğday taneleri. 2. Küçük, zayıf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فریق اول] korgeneral.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فریق ثانی] tümgeneral.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فریقان] tüm veya korgeneraller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ferik rütbesi: Falan paşaya feriklik verildi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vahşi, yabani.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) Frenk, Hintlilerin AvrupaIılara verdikleri isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. feriştegân). 1. Melek, melâike. 2. Pek güzel ve uysal ta biatlı. 3. Masum, günahsız. Ferişte-sıfat = Huy ve tabiatça melek gibi olen kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرشته] melek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferd» den smüş.) (mü. feride). Benzersiz, misilsiz, yektâ. (bk.) Ferîd.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Avcı kuş. 2.Donmuş, katılaşmış şey.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vahşilik, yabanilik; gaddarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit süpürge darısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hararetli, ateşli; ateş veren, sıtma getiren, sıtmalı; heyecanlı, telâşlı, sabırsız. feverishly (z). hararetle, çok faal olarak. feverishness (i). ateşlilik, hararet; asabiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nişanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat)., (huk). mahkeme memuruna verilen yazılı haciz emri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Fillerin kulaklarının büyüklüğünün daha iyi işitmeleri ile bir ilgisi yoktur, kulaklar soğutucu görevi yaparlar.

Bilindiği gibi filler çok büyük hayvanlardır ve havanın çok sıcak olduğu bölgelerde yaşarlar. Filin kulaklarında bir çok kan taşıyıcı damar vardır. Bunlar sıcak kanı kulağın yüzeyine taşırlar ve sıcaklığın buradan havaya gitmesini sağlarlar. Böylece hayvancağız kulaklarını oynatarak kendini serinlemiş hisseder.

Afrika filleri çok az ağaç bulunan kurak yerlerde yaşadıklarından kulakları daha büyüktür. Asya’da özellikle Hindistan’da ise fillerin saklanabilecekleri ağaç gölgeleri çok olduğu için oralarda yaşayanların kulakları daha küçük ve üçgenimsidir.

Afrika filleri Asya fillerinden ortalama yüzde 5 daha büyüktürler.

Bugüne kadar yaşayan fillerin içinde büyüklük rekoru 4,10 metre yükseklik ve 10,7 ton ağırlık ile bir Afrika filine aittir. Fillerde dişler yeme değil de savunma amaçlı olup Asya fillerindekiler daha ince ve uzun ama daha hafiftirler.

Filin burnu değişikliğe uğrayarak uzamış, yakalayıcı bir hortuma dönüşmüştür. Bir insanın vücudundaki kasların sayısı 600 iken bir filin gövdesinde 50 bin kas vardır. İnsanda kalp tek bir kastan oluşmuşken gülmek için 17, surat asmak için ise 43 kasın çalışması gerekir. Yani gülmek daha az yorucudur. Fillerin kaslarının 40 bini hortumda bulunur. Bu hortumu ile fil bir ağacı devirebilir, yerdeki bir toplu iğneyi alabilir.

Filleri diğer hayvanlardan ayıran bazı ilginç özellikleri vardır. Örneğin fil zıplayamayan tek memeli hayvandır. Ayrıca fil insanın dışında başı üstünde amuda kalkabilen tek hayvandır.

Filler parmak uçlarına basarak yürürler, çünkü ayaklarının geri taraflarında kemik yoktur, bu bölge sadece yağdan oluşmuştur. Bir günde 30 kilometre yüzebilirler, bu arada hortumlarını şnorkel gibi kullanarak hava alabilirler. Suyun kokusunu 5 kilometre öleden alabilirler ve bir günde 250 litre su içebilirler. Filler, özellikle Asya filleri sakin ve uyumlu hayvanlardır. Ancak bugüne kadar sirklerde ölümcül kazalara aslan ve kaplanlardan çok filler yol açmışlardır.

Fillerin en önemli özelliklerinden birinin kendilerine yapılan bir hareketi unutmadıkları olduğu söylenir. Bu inanış tam doğru değildir. Yapılan deneylerde fillerin zor öğrenen ama bir kere öğrenince ömür boyu unutmayan hayvanlar oldukları saptanmıştır. Kendisine yapılan kötü bir hareketi hiçbir zaman unutmayan hayvan devedir. Kendisini döven kim olursa olsun fırsatını bulduğunda intikamını alır. Dayak yedikten yıllar sonra sahibini öldüren develer görülmüştür. ‘Deve kini’ tanımı işte bu nedenle kullanılır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parmakla dokunma, yoklama; (müz). parmakları kullanma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Price Indices)

Hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişimleri dikkate alarak hesaplanan endekslerdir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). tembellik, gevşeklik, ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. İ.). 1. Sanat eserlerinin konduğu, sergilendiği salon: Resim galerisi, heykel galerisi. 2. Maden ocaklarındaki yer altı yolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallery. salon. adit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallery. art gallery. working drift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallery. art gallery. balcony. showroom. heading. tunnel. tunneling. flow-line. aqueduct. tribune. drive. subway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mide ve bağırsakların iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toplantı, toplanma; topluluk; şiş, cerahat, apse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acemice tavır, beceriksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. geysérite

min. kaynaç taşı

Volkan bölgelerinde oluşan silisli çökelti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölü, gebermiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyi çekmeye mahsus çeşitli şekillerde Alet.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Çocuk annesine sormuş: ‘Anne gelinlerin giysisi niçin beyaz renkte?’ Annesi cevaplamış: ‘Beyaz renk masumiyetin ve mutluluğun sembolüdür.’ Çocuk tekrar sormuş: Teki o zaman damatlar niçin siyah giyiyorlar?’

Eski Roma’da gelinliklerin rengi sarıydı. Gelinler yine sarı renkte peçe takıyorlardı. Peçe evli ve bekar kadınları ayırt ediyordu. Ortaçağlarda ise gelinliğin rengi üzerinde pek durulmadı. Kumaşın kaliteli ve gösterişli olması daha önemliydi. Herkes en iyi elbiselerini giyiyordu, renk de herkesin kendi tercihine göreydi.

Beyaz gelinlik adetinin yaygınlaşması 16. yüzyılda olmuştur. Bu yıllarda kraliyet ailesi gelinlerinin gümüşi renkte gelinlik giymeleri gelenekti. Kraliçe Viktorya bunu reddetti ve beyaz gelinlik giymekte ısrar etti.

Bundan sonra İngiliz ve Fransız yazarlar, beyaz rengin masumiyetin simgesi olduğu konusunu işlemeye başladılar. O dönem ahlakına göre bekaret evliliğin vazgeçilmez koşulu olduğu için beyaz gelinlik adeti tuttu. Evlenirken beyaz giysi giymek genç kızların bekaretlerini topluma ilan etmelerinin vasıtası oldu.

Gelinlikle ilgili bazı batıl inançlar da var. Bunlara göre gelinin gelinliğini bizzat kendisi dikmesi, damadın düğünden önce gelini gelinlikle görmesi, gelinin gelinliği düğünden önce giymesi uğursuzluk getiriyor.

Söz evlenmeden açılınca evlilik yüzüğünden de bahsetmek gerekiyor. İnsanların evlenince yüzük takmaları eski Mısırlıların inançlarına dayanıyor. Milattan 2800 yıl önce Mısır’da yaşayanlar dairenin veya halka şeklindeki cisimlerin, başlangıç ve bitiş noktalarının olmaması nedeni ile sonsuzluğu temsil ettiklerine inanıyorlardı. Yüzük evliliğin sonsuza dek süreceğini simgeliyordu. Sonra bu inanç ve adet Romalılar vasıtası ile iyice yaygınlaştı. Kazılarda o devirlere ait çok ilginç evlilik yüzüklerine rastlanılmıştır.

Evlilik yüzüğünün sol ele ve sondan bir önceki parmağa takılmasının sebebi ise modern tıbbın gelişmesinden önceki devirlere ait yanlış bir insan anatomisi bilgisidir. O zamanlarda dolaşım sistemimizdeki ana damarın sol elimizde bu parmaktan başlayıp kalbimize gittiği sanılıyordu. Böylece buraya takılan yüzükler evli çiftin kalben bağlılığını simgeliyordu. Gerçi şimdi damarların nereden gelip nereye gittiği biliniyor ama bu da bir adet olarak kaldı.


Genel Bilgi by

Finansal Terim

(Revenue Sharing Certificates)

Köprü, baraj, elektrik santralı, karayolu, demiryolu, telekomünikasyon sistemleri ile sivil kullanıma yönelik deniz ve hava limanları ile benzerlerinden, kamu kurum ve kuruluşlarına ait olanlarının gelirlerine, ortak olunması için çıkarılan senetlerdir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jandarma gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cinse ait, fasileye ait; genel, umumi; şümullü, geniş kapsamı olan. generically z. kendi cinsine ait özellikleri taşıyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rear. back. reverse. backward. rearward. reversing. hind. posterior. slow. back. backward. backwards. behind. aback. back. rear. rest. re-. retro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. backward. rear. reverse. rest. remainder. hind. undeveloped. slow. stupid. half-witted. imbecile. backward. toward the rear. behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. backward. rear. the rest. reactionary. slow. about turn ! / face !. behind. little.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kick. kick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrecoverable. irreversible. irrevocable. unrecallable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retrieval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reclamation. recovery. redemption. withdrawal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recovery. repeal. resumption. withdrawal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, MiniDisc kaydediciden çıkartılmadığı ve kayıt düğmesine basılmadığı sürece son düzenleme adımlarının geri alınmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recall. recoup. recover. resume. retrieve. withdraw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undo. to regain. to recover. to get refunded. to get back. to take back. declare off. devest. to declare off. recall. repeal. resume. revoke. set back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feedback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

callback. recall. to call back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recession. recoil. retreat. withdrawal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing back. orderly retreat. recession. recoil. regress. regression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flinch. recede. recoil. retire. retreat. withdraw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat a retreat. to withdraw from. to retreat. beat retreat. draw off. give ground. pull back. recede. recoil. retrocede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retract. withdraw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backout. retract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to send back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-activity supply service behind the front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to demand back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back number. behind the times. reactionary. conservative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laggard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remainder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behindhand. late. slow. underdeveloped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refund. repayment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back pay. back payment. payback. proviso for redemption. refunding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pay back. draw back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

background.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kickback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recoil. kick of engine. repercussion. repulsion. back kick. back pressure. backset. back fire. back-firing. back draft. backing. back-up. blowback. backfiring. bound. rebound. repercussions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to recoil. to kick. back fire. rebound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give back. to return. negotiate back. redeliver. render. repay. restitute. restore. retrocede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Art, jirka, kıç, halef: Evin, geminin, kervanın gerisi. 2. Bir şeyin sonra gelen kısmı, son, art: Kışın, soğuğun, alınan haberlerin gerisi. 3. insan ve hayvanın arkasındaki organ, kıç, kuyruk. Ar. acz, verâ: Tavuğun gerisi. 4. Alt taraf, Ar. mâbâd: Gerisi gelecektir. Gerisi bundan iyidir. 5. Dönüş, avdet; arkaya doğru hareket: Sağdan geri, soldan geri. 6. Arkada bulunan, art, halef, Fars. pesîn: Binanın, geminin geri tarafı, kervanın geri kısmı. 7. Sonraki, Ar. muahhar, ait: Hikâyenin geri kısmı, yazın geri sıcakları. 8. Aşağı bulunan, Fars. dön. Derste arkadaşlarından geridir. 9. Gerçek vakitten az gösteren, ileri mukabili: Sizin saat geridir. 10. Arkada, artta: Geri kalmak, geri geri gidiyor. 11. Sonra, Ar. bâde, muahhar: Şimden geri. 12. Tekrar, yine: Geri gitmek, geri dönmek, geri çevirmek, geri vermek. Katılan harflerle beraber yer ve zaman zarfları teşkil eder: Geriden, geride, geriye, gerisince: Geride kalmak, geriye dönmek, geriden yürümek, gerisince gitmek. Geri almak = Tekrar almak: Malımı beğenmezse geri alırım. Bu sözü geri alın. Gerisini almak = Kalan kısmı da yapıpı bitirmek: O işin gerisini aldınız mı? Ayakları geri geri gitmek = Gönülsüz ve istemiyerek gitmek. Geri çevirmek = İade etmek, yüzgeri etmek. Geri dönmek = Avdet etmek. Geri durmak = Teşebbüs etmemek, karışmamak, ictinâb etmek, çekilmek. Geri kalmak = 1. Diğerlerine yetişememek, arkada kalmak: Arkadaşlarından geri kaldı. O, kimseden geri kalmıyor. 2. Tehir olunmak, geciktirilmek, muvakkaten vazgeçilip yapılmamak: O iş geri kaldı. 3. Uzak olmak, vazgeçmek: Çalışmaktan geri kalmıyor. 4. Gecikmek: Bugün vapur geri kaldı. Geri koymak = Tehir etmek, sonraya bırakmak. Geri gelmek = Geri dönmek. Geri gitmek = Çökmek, çözülmek. Geri vermek = Red, iade etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reverse gear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idiot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cretin. feebleminded. imbecile. retarded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. gériatrie

yaşlılık bilimi

Yaşlılık ve yaşlanmaya bağlı tüm klinik, biyolojik ve sosyolojik tıbbi sorunlarla ilgilenen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtiyarların sıhhi durumu ile ilgili. geriatrics i. ihtiyarlarla ilgili tıp ihtisası. geriatric'ian i. ihtiyarlık hastalıkları mütehassısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mürteci mânâsında kullanılan uydurma kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reactionary. unprogressive. obscurantist. stick-in-the-mud. die-hard. puritanical. retrograde. retrogressive. reactionary. obscurant. obscurantist. stick-in-the-mud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reactionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reactionary. blimp. unprogressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reactionism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reaction. reactionary attitudes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. behind. astern. down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rearward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gerilemek işi. 2. (mantık) Aklın neticelerden prensiplere, tesirlerden sebeplere ve birleşiklerden yalınlara doğru gidişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decline. recession. retreat. setback. regression. withdrawal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back tracking. retrogression. regression. deterioration. devolution. falling off. retrocession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Geri çekilmek. Daha aşağı bir dereceye düşmek. 2. (hastalık) İyi olmaya yüz tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lose ground. regress. recede. degrade. drop back. stand back. fall back. worsen. deteriorate. draw back. drop behind. drop off. redound. remount. retreat. retrograde. slip. turn back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recede. regress. retreat. retrogress. to move backward. to recede. to worsen. to draw back. to go back. to retrograde. to retrogress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to regress. to move backward. to retreat. deteriorate. to lose ground. retrogress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back space. to impede the progress of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regressive. retrograde.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delaying. retrogressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backward assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geri olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). 1. İki ucundan çekilen bir telin her noktasında, çekme gücüne karşı koyan kuvvet. 2. İki nokta arasındaki elektrik akımını sağlayan sebep, potansiyel farkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tension. intensity. voltage. potential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potential. stress. tension. voltage. frustration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tension. voltage. blood pressure. pull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under tension. tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without tension. slack. relaxed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca). Düşmana karşı nizamî birlikler, yahut perakende sivil kuvvetler tarafından yapılan hırpalama savaşı, çete savaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerrilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerilla war. guerilla fighting / war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerilla. partisan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kıvrılıp çekilme: Telin gerilmesi zordur. 2. (denizcilik) Gerilme kuvveti — Bir halatın gerilmekle tayin olunan tahammül kuvveti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tensile. stretching. stress. tension. distension. strain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretch. tension. strain. stress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tensile. tension. stress. span. hang. arching. stretch. streching. elasticity. tightness. tightening. distention. strain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıvrılıp, kurulup çekilmek, gergin olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıvrılıp çekilmek, gergin olmak: İp, bez gerildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretch. to be stretched. to be tightened. to be tensed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stretched / tightened / tensed / under tension. to span. to stretch. to spread. to tighten. to hang. to tighten up. distend. tauten. tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. germek’ten). 1. Hayvanın bacaklarını gerip açarak yürümesi. 2. Tezgâhın gerilmesiyle öne gelen miktar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (hayvan) Bacaklarını gerip açarak yürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabanî kızılcık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kolları ve başka organları çekip uzatarak esnemek: Gerinip durma. Sıtmaya tutulmuş gibi geriniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretch. to scretch oneself. to stretch oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stretch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geri geri, geriye doğru, geldiği yere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çirkef lağımı.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Return Indices)

Hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişimlerin yanı sıra şirketlerin ödedikleri kar paylarını da dikkate alarak hesaplanan endekslerdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Kuyumcu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوهری] mücevherci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Cevherli. 2. Mücevher gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

promenade. place for strolling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çabuk ve anlaşılmaz söz, karışık söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Gıda zehirlenmeleri; çoğunlukla bayatlamış ve bozuk yiyecekler veya bayat balık yedikten sonra görülür. Belirtileri : Hasta solumakta, yutkunmakta güçlük çeker. Kaslarında ağrı ve kramplar vardır. Baş dönmesi, halsizlik, mide ağrısı ve bulanık gördüğünden şikayet eder. Bazı hastalarda kabızlık, bazılarında da ishal görülür. Yapılacak ilk iş, hastayı kusturmaktır. Gerekiyorsa sunni solunum da yapılır. Vakit kaybetmeden hastaneye götürülür. Mümkün değilse aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon, kahve, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 4 tane limon sıkılır. Karıştırılıp bir kerede içilir. Sonra şekersiz kahve veya koyu çay içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

removing. remover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça gâhriz’den). Pislik ve çirkef lâğımı: Keriz tıkanmış, kerizi açmışlar. Keriz suyu. (bk.) Keriz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. giyerine). Tatlımsı yumuşatıcı bir sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glycerin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glycerine. glycerol. glycerin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glycerine. glycerol. glyceryl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(glis'ırin, -ol) gliserin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consignment. despatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yol lanmak, Osm. irsâl olunmak: Bu mal, dış ülkelere gönderilecektir. Bu kitap bana ahbabın biri tarafından gönderildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sent to. to be dispatched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. transmission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göndermek işi ve tarzı: Gece vakti haber göndermiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Dikkati çekecek şekilde yapılan hareket veya gösterilen hüner, oyun vs. 2. Bir topluluğun kendi duygusunu gösteren davranışı, tezahürat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performing. performance. show. play. program. programme. demonstration. demo. showing. parade. entertainment. exhibition. house. shew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performing. performance. show. play. program. programme. demonstration. demo. showing. parade. entertainment. exhibition. house. shew. display. pageant. pomp. spectacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rioter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indicative. projector. indicator. projector projektör. demonstrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstrator. projector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arz edilmek, teşhir edilmek, herkesin görüşüne sunulmak, Osm. irâe edilmek: Sorana yol gösterilir. Müzedeki eserler herkese gösterilmek içindir. Parmakla gösterilmek = Meşhur olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be shown. to be projected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection. run. presentation. staging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection. showing. variety show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notation. representation. projection. variety show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, projektör lensleriyle projektörün üzerine yansıttığı ekranın merkezi arasındaki mesafedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Göstermek işi, tavır ve şekil, Ar. irâe. 2. Dış görünüş, görünüş, şekil ve bütün: Bu binanın gösterişi güzel. Bu atın gösterişi yoktur. 3. Yalandan meydana koyma, yapmacık; göz boyama: Onunki bir gösterişten ibarettir. Bu hizmetçi yeni geldiğinde gösteriş için epey çalıştı. Bir gösteriş yaptı. 4. Yakışık, parlak, şan: Kendisi cesur adamdır ama hiç gösterişi yoktur. Onun gösterişine aldanmayın, koftur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put-on. show-off. ostentation. pomposity. show. display. showing-off. showiness. affectation. array. blazon. blazonry. dash. flashiness. flourish. frill. furbelows. gaiety. glitter. glossiness. panache. parade. pretension. pride. shew. splendidness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affectation. airs. flourish. ostentation. panache. parade. pretension. show. splash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display. ostentation. show. showing. vanity. demonstrating. showing off. imposing appearance. striking appearance. pomp. show-up. presentation. indication. challenge. magnificence. splendure. reading. manifestation. exposition. prospection. parade. moonsh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gösteriş yapmayı seven, gösteriş peşinde koşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostentatious. pretentious. poseur. show off. spread eagle. swanky. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostentation. showing off. exhibitionism. showmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekil ve dış görünüşü güzel, kılıklı: Gösterişli adam, at, bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showy. thoroughbred. ostentatious. flashy. spectacular. bombastic. artsy. arty. arty-crafty. baronial. dashing. declamatory. dressy. flamboyant. flash. flatulent. flossy. garish. gingerbread. glossy. meretricious. nobby. polished. posh. sleek. smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressy. flamboyant. flashy. florid. garish. gaudy. grandiose. meretricious. posh. pretentious. rakish. smart. sporty. swanky. swish. imposing. dashing. showy. poshy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of striking appearance. imposing. brilliant. dashing. deluxe. florid. gallant. garish. grandiose. lush. magnificent. mouth- filling. ornate. portly. pretentious. showy. smart. splendiferous. stilted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i,). Şekil ve dış görünüşü uygun olmayan, sevimsiz, kılıksız, kıyafetsiz: Hakikatte cesur olan adamlar gösterişsiz olur. Sağlam bina ise de gösterişsizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservative. homely. humble. modest. quiet. severe. simple. sober. unassuming. unpretentious. unimposing. inconspicuous. plain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor-looking. unimposing. inconspicuous. homely. homely atmosphere. quiet. sober. unassuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plainly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekil ve bütün uygunsuzluğu, kılıksızlık, biçimsizlik, sevimsizlik: Gösterişsiğliği değerinin düşmesine sebep oluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unattractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display of power. show of force. demonstration of power (in order to impress others. tour de force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sebze, yeşillik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemilerdeki çapaların bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Gözün bir kazayla yaralanması veya romatizmalı hastalarda üşütme sonucu ortaya çıkar. Bazen; şeker hastalığı, burun hastalıkları, ve frengili hastalarda da görülür. Tıp dilinde iritis denilen bu hastalık vakit kaybedilmeden tedavi edilmesi gerekir. Hasta, ışığa fazla bakamaz. Gözlerinde veya gözlerinin üst kısmına gelen bölgede şiddetli ağrılar vardır. Gözlerde; sulanma ve kızarıklık da görülür. Göze dikkatle bakıldığında; renkli kısmın etrafındaki rengin de koyulaştığı görülür. Üşütme sonucu ortaya çıkan gözbebekleri iltihabında, aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Meyan kökü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 50 gram meyan kökü konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower anchor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) içinden sayfaları keserek kitablı düzenini bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geyik derisinden meşin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buckskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamois (leather. buckskin. chamois. wash leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gizli gül.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şeş). Şimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Cuma-Arapça-toplama, toplanma)

Cumartesi-Arapça-(ertesi - Türkçe)

Pazar-Farsça-(ba = yemek, zar = yer)

Pazartesi-Farsça-(ertesi - Türkçe)

Salı-İbrânice-(üçüncü)

Çarşamba-Farsça-(cehar şenbe = dördüncü gün)

Perşembe-Farsça-(penç şenbe = beşinci gün)

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryanice, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.

Ocak = Türkçe (Kışın evlerde ateş yakılan yer)

Şubat = Süryanice

Mart = Latince (Maritus - mitolojik isim Mars’tan)

Nisan = Süryanice

Mayıs = Latince (Tanrıça Maria’nın ayı)

Haziran = Süryanice

Temmuz = Arapça / Süryanice

Ağustos = Latince (Roma İmparatoru Augustus’un adından)

Eylül = Süryanice

Ekim = Türkçe (Toprağı ekmekten)

Kasım = Arapça (Bölen)

Aralık = Türkçe (İki zaman dilimi arası)


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şes). İimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de İubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryani-ce, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan İubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Yerin güneşe en yakın bulunduğu nokta .

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun spots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestling mat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(gelinfeneri): Patlıcangillerden; kireçli topraklarda yetişen bir çeşit bitkidir. Çiçekleri pembe-beyazdır. Yemişleri kiraza benzer. Terkibinde C vitamini vardır. Lezzeti acımtıraktır. Meyveleri Eylül - Ekim aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: İdrar ve ter söktürür. Karında toplanan suyu boşaltır. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Sarılıkta da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer) (mü. haberiyye) Bir olayı haber veren (fiil ve cümle): Haberi fiil, cümle-i haberiyye. Mukabili: inşâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crusade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crusade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). isteklilik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خاکستری] kül rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyılda Üçüncü Ahmet’in oğlu İehzade Mustafa’nın sünnet düğününde bir cambaz Haliç’i gemi direkleri üzerinde gerilen bir ipte geçti.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

‘Ham’ kelimesinin İngilizce’deki anlamı ‘domuzun bacağının üst kısmından tuzlanarak ve kurutularak yapılan yemek’ demektir. Öyleyse hamburger domuz etinden yapıldığı için mi bu adı almıştır?

Kesinlikle hayır! Hamburgerin tarihi Orta Asya’ya Tatar diye bilinen Türk toplumlarına kadar uzanır. O zamanlar savaşçı Tatar atlıları çiğ et yiyorlardı. Zamanla bu eti eğerlerinin altına koyduklarında, uzun seferlerde atın hareketleri sonucunda bu etin bir şekilde az da olsa piştiğini ve daha kolay çiğnenebilir hale geldiğini keşfettiler.

Yıllar geçtikçe, Asya steplerindeki uzun seferlerinin sonunda bu eti eğerin altından çıkarttıklarında ona tuz, biber ve soğan da ilave ettiler ve sonunda bugünkü bilinen ‘Tatar Bifteği’ ortaya çıktı.

Almanya’nın Hamburg şehrinden bir tüccar, ticaret amacı ile gittiği Orta Asya’da 19. yüzyılın ortalarında Tatar Bifteği’ni görür ve Almanya’ya getirerek Hamburg Bifteği olarak sunar. Daha sonraları bir aşçı bu eti kızartarak servise sunar ve ona ‘Hamburg’a ait’ anlamında hamburger adını verir.

Hamburger Almanya’yı iki yolla terk eder. Yine 19. yüzyılda bir fizikçi ve aynı zamanda yemek geliştirme uzmanı olan Dr. J. H. Salisbury hamburgeri İngiltere’ye getirir. Salisbury sağlıklı bir yaşam için günde üç kere, önceden sıcak su ile yıkanmış biftek yenilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu şekilde hazırlanan hamburgere İngiltere’de ‘Salisbury Bifteği’ adı verildi.

Diğer yolla ise, 19. yüzyılın sonlarında Alman göçmenleri ile Amerika’ya gitti. Hamburger etinden yapılan köftelerin ismi burada hamburger olarak yerleşti. Yani tarihinin hiçbir safhasında hamburgerin içinde domuz eti olmadı. Gerisin geriye Türkiye’ye döndüğünde ise tarihinin atalarımıza dayandığını bilmeyenler geleneksel damak tadımıza uygun olmadığını ileri sürdüler.

Bu arada belirtelim ki, Birinci Dünya Savaşı sonrası ABD’de İngilizce’deki Alman kökenli kelimeleri ayıklamak için yapılan çalışmada, hamburgerin ismi de ‘Salisbury Bifteği’ olarak değiştirilmeye çalışıldı, ama tutmadı.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

“Ham” kelimesinin İngilizce’deki anlamı “domuızun bacağının üst kısmından tuzlanarak ve kurutularak yapılan yemek” demektir. Öyleyse hamburger domuz etinden yapıldığı için mi bu adı almıştır?

Kesinlikle hayır! Hamburgerin tarihi Orta Asya’ya Tatar diye bilinen Türk toplumlarına kadar uzanır. O zamanlar savaşçı Tatar atları çiğ et yiyorlardı. Zamanla bu eti eğerlerinin altına koyduklarında, uzun seferlerde atın hareketleri sonucunda bu etin bir şekilde az da olsa piştiğini ve daha kolay çiğnenebilir hale geldiğini keşfettiler.

Yıllar geçtikçe, Asya steplerindeki uzun seferlerinin sonunda bu eti eğerin altından çıkarttıklarında onatuz, biber ve soğan da ilave ettiler ve sonunda bugünkü bilinen “Tatar Bifteği” ortaya çıktı.

Almanya’nın Hamburg şehrinden bir tüccar, ticaret amacıyla gittiği Orta Asya’da 19. yüzyılın ortalarında Tatar Bifteği’ni görür ve Almanya’ya getirerek Hamburg bifteği olarak sunar. Daha sonraları bir aşçı bu eti kızartarak servie sunar ve ona “Hamburg’a ait” anlamında hamburger adını verir.

Hamburger Amanya’yı iki yolla terk eder. Yine 19. yüzyılda bir fizikçi aynı zamanda yemek geliştirme uzmanı olan Dr. J. H. Salisbury hamburgeri İngiltere’ye getiri. Salisbury sağlıklı bir yaşam için günde üç kere, önden sıcak su ile yıkanmış biftek yenilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu şekilde hazırlanan hamburgere İngiltere’de “Salisbury Bifteği” adı verildi.

Diğer yolla ise, 19. yüzyılın sonlarında Alman göçmenleri ile Amerika’ya gitti. Hamburger etinden yapılan köftelerin ismi burada hamburger olarak yerleşti. Yani tarihin hiçbir safhasında hamburgerin içinde domuz eti olmadı. Gerisin geriye Türkiye’ye döndüğünde ise tarihinin atalarımıza dayandığını bilmeyenler geleneksel damak tadımıza uygun olmadığını ileri sürdüler.

Bu arada belirtelim ki, Birinci Dünya Svaşı sonrası ABD’de İngilizcede’ki Alman kökenli kelimeleri ayıklamak için yapılan çalışmada, hamburgerin ismi de “Salisbury Bifteği” olarak değiştirilmeye çalışıldı, ama tutmadı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi) (mü. hançeriyye). Gırtlak başına ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thresher floor. stackyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnsanlık İcâbı olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haşarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diary. journal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airforce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air force. air forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hazeriyye). 1. Köy ve kasabada yaşayanların yaşayış şekil ve tarzına ait, bedevî zıddı. Medenî: Hazerî ömür, hazerî yaşama. 2. Sefer ve harbin dışındaki sulh ve asâyişe ait, seferi zıddı: Tertîb-i hazerî, askerin hazerî miktarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nibs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldukça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri uçaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri, kendi eksenleri etrafında dönebilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktur ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave bir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru denilir. Kuyruk rotoru aynen uçak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devirde döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalma ve yükselme sağlanır. Kanatlar arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldkça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri çaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktr ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave ir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru aynen çak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devire döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalmave yükselme sağlanır. Kanatlar arka arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir şehir ahalisinden olan, memleketli: Bir hemşeri gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hemşehrî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir memleket ahalisinden olanlar arasındaki münasebet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Adam. (bk.) Harîf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastard. beggar. bloke. bod. fellow. guy. sod. fallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow (derogatory. man. husband. beggar. bloke. cuss. dog. guy. swab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızılan kimse hakkında zamir gibi kullanılır: Herifçioğluna on defa söyledik dinlemedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pek ihtiyar ve zayıf adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). miras yoluyla intikali mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). miras, tereke; (biyol)., (psik). kalıtım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., varis, kalıtçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Hera'nın altın elmalarına bekçilik eden dört peri; bu altın elma bahçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Peygamber’irı hırkası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern. police lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İsteri.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Histogram ekranı, bir görüntüde her bir aydınlık değerinin kaç kez gösterildiğini belirtilen bir grafiktir. Aydınlatma koşullarını açık ve doğru biçimde gösterdiğinden pozlamanın ayarlanması için mükemmel bir araçtır. Bu işlev bir çok kayıt ve oynatma modunda kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlarda kullanılan bir çok sürücüdekine benzer, yüksek erişim hızı ve yüksek düzeyde güvenilirlik sunan bir sürücü mekanizması.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Homer ve şiirlerine ait. Homeric laughter kah kaha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HOŞMERYEM) (i.). Tuzsuz taze peynirle yapılan bir çeşit yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taze peynir ve unla yapılan bir çeşit tatlı. (bk.) Höşmerim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government commissioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. isteri, peri hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isterik, isteriye ait. hysterics i., çoğ. isteri nöbeti. hysterically z. isterik bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İberya; İberik yarımadası; eski Gürcistan. Iberian s., i. iberik yarımadasında yaşamış olan eski bir Avrupa kavmine ait; İberya'ya veya orada bulunan kavme ait; i. İberyalı; İberya dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endoderm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic affairs. internal affairs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitki kök, sap ve yapraklarında kabuğun iç kısmı.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Insider Trading)

Sermaye piyasası araçlarının değerini etkileyebilecek, henüz kamuya açıklanmamış bilgileri kendisine veya üçüncü kişilere menfaat sağlamak amacı ile kullanarak, sermaye piyasasında işlem yapanlar arasında fırsat eşitliğini bozacak şekilde haksız yarar sağlamak veya bir zararı bertaraf etmektir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Dahilde, dahile, Osm. derûna: İçeri gel, içeri otur, kapıdan içeri girdi. i. İçerdeki, dahilî, derûnî: İçeri daire, iç daire. 1. İç taraf, dahil, derûn: Bu evin içerisi dışarısından güzeldir. 2. Yürek, mide: İçerim almıyor. Ek harflerle zarf mânâsını alır: İçeride, içeriye, içeriden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indoor. within. in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in. inside. interior. clink. the cooler. the nick. the can kodes. to the inside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inside. interior. inner part. inner. in. into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

content. substance. meaning. theme. ingredient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. content. guts. matter. contents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Marangozlukta ağaç delmek için kullanılan çelik araç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binomial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binomial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ülkenin en sağlam, güçlü, kuvvetli kişisi,

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

eski: İLERÜ (aslı: il’den İLGERÜ) (i.). 1. Önde; zıddı: geri, Fars. piş: İleri olmak, oturmak, bulunmak; geçmek, ileri gel. 2. İlerde, önde bulunan, önden giden: İleri hat, ileri karakol. 3. Daha önde bulunan, Ar. mütekaddim, sâbık: O, bizden ileridir. 4. Terakki etmiş, yükselmiş, ilerlemiş, geçmiş, başta, önde: Sanayide İngiltere, Fransa’dan ileridir. Almanca’da o, benden çok ileridir. 5. Vakti, ileri gösteren (saat): Bu saat çok ileridir. Aksi: geri. 6. Ön taraf, bir şeyin önü: Kervanın İlerisi gözümüzden kaybolmuştu. Gidilecek olan yer, önde bulunan mesafe: Yolun ilerisi düzdür, ilerimiz ovadır. Gelecek zaman, Ati, müstakbel: İlerimiz yazdır. İleride = 1. Önde, başta. 2. Gelecekte, Osm. Atide, istikbalde. İleriden = Önden. İleri almak = Takdim etmek, öne geçirmek. İleride olmak = Yüksekçe bir görevde bulunmak. İleri çıkmak = Karşılamak, Osm. istikbâl etmek. İleri sürmek = 1. Sevketmek, götürmek. 2. Söylemek veye teklif etmek. İleri çekmek = İlerletmek = Terakki ettirmek. İleri geçmek = Yarışmak, yarışarak kazanmak. İleri gelmek = Çıkmak, bir sebepten dolayı olmak. Ilerigelen = Nüfuz ve iktidar sahibi. İleri gitmek = 1. Terakki etmek. 2. Haddini aşmak. İleri varmak = Aynı mânâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advanced. high. higher. sophisticated. ahead. forward. onward. forward. forwards. further. along. forth. onward. onwards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advanced. along. beyond. forth. forward. on. onwards. front part. forward part. future. the future part. the part to come. fast. ahead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advanced. front part. forward. toward the front. fore. ahead. fast. onward. pro. up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Biyolojik arıtma sonrası atık suyun kalitesini arttırmak için uygulanan fiziko-kimyasal süreçlerin tümü. ( Advanced treatment)

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dignitary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the great. top liner. top sawyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back and forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back and forth. back and forward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farseeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

far- sighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farsightedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance post. outsentry. outstation. patrol. outflying picket. advanced post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allege. propose. propound. submit. weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allege. adduce. assert. bring forward. contend. to bring forward s. maintain. make out. offer. propound. put forward. set forth. set up. submit. suggest. urge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (y. k.). ilerlemeyi hızlandırma taraftarı, Osm. terakkiperver.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

progressive. receptive. progressivist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

progressive. progressionist favoring reform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

progressivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

progressiveness. progressivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the future. in future. ahead of. further. infra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ahead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ahead. by and by. hereafter. on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mühim yer ve mevki tutan: İleride bir memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to the future. forward. forwards. along. farther. onward. onwards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ahead. along. forward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in advance. crowd forward. forth. off. on. up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.İltekin).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemsiz, ehemmiyetsiz; ilgisi olmayan; maddi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. imparatora veya imparatorluga ait; imparatora yakışır, şahane; ingiliz ölçü standartlanna uygun; i. keçi sakalı; ,çok büyük herhangi bir şey. imperial gallon ingiliz galonu (4546 cm3). imperially z. imparatora yakışır şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparatorluk sistemi, imparatorluk hükümeti; emperyalizm, sömürgecilik. imperialist i. imparator veya imparatorluk taraftarı; emperyalist, sömürgecilik taraftan imperialis'tic s. emperyalizme ait, sömürgeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed, -ing veya -led, -ling) tehlikeye atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mütehakkim, zorba, karşısındakilere söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayan, müstebit; zaruri, çaresiz; kaçınılmaz, mübrem. imperiously z. mütehakkim bir şekilde, emredercesine; zaruri olarak. imperiousness i. müstebitlik, tahakkum, emretme; zarur

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bozulmaz, çurümez, yokolmaz. imperishableness i. bozulmazlık, çürümezlik, yok olmazlık. imperishably z .zeval bulmadan, yok olmayacak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fakirleştirmek; kuvvetini kesmek mumbit toprağı kuvvetten düşürmek. impoverishment i. fakirleşme; kuvvetten düşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signature circular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüm çekilen resimlere genel olarak bakmanızı sağlar. Resimleri seçebilir, korumaya alabilir, silebilir ya da baskı için işaretleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tecrübesizlik, görgüsüzlük, acemilik. inexperienced s. tecrübesiz, acemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i. aşağı; adi, bayağı; mevki veya rütbede aşağı; ikinci derecede, ehemmiyeti az; astr. güneş ve dünya arasında olan; ufkun altında olan; bot. başka organın altında yetişen, alt; matb. harflerin veya satırların altına dizilen; i. aşağı derecede olan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşağılık, adilik, bayağılık, kıymetçe aşağılık. inferiority complex aşağılık kompleksi. inferiority feeling aşağılık duygusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hasadı toplama, devşirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. miras almak, kalıt almak; varis olmak. inheritor i. varis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. miras kalması mümkün olan, irsi, kalıtımla geçebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. miras, kalıt; huk. veraset; kalıt alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Televizyonda seyretmiş, gazetelerde okumuş belki de bizzat şahit olmuşsunuzdur. Bazı insanlar kızgın korlar üzerinde, üstelik de çıplak ayakla yürüyebilmekte, ayaklarına da bir şey olmamaktadır. Bu 3-4 metre uzunluğundaki ateş yığınım hiç acı çekmeden ve yara almadan yürüyerek geçenler bunu nasıl ve niçin yapıyorlar, kendilerini nasıl hissediyorlar?

Ateş yürüyüşü Hindistan, Japonya, Güney Afrika, Endonezya, Tahiti gibi yerlerde binlerce yıldan beri dini geleneklere dayanarak uygulanagelmiştir. Günümüzde ise gösteri ve psikolojik tedavi de dahil bir çok amaçla uygulanmakta, bu konuda bilimsel toplantılar ve seminerler düzenlenmektedir.

Psikolojik tedavi amacı ile uygulayanlar asıl amacın ateşin üzerinden yürümeyi başarmak değil, bunu başardıktan sonra güven duygusu ile özel hayatta ve iş yaşamında da başarılı olmak olduğunu söylüyorlar. Önemli olanın ateşe hükmetmek değil, güvenemediğimiz her şeyin üzerine cesaretle gitmek olduğunu savunuyorlar.

Peki nasıl oluyor da ateşte yürüyenlerin ayaklarına bir şey olmuyor? Olaya ruhsal bilinç değil de bilimsel açıdan yaklaşanların değişik görüşleri var. Bir görüşe göre 200 - 300 derece sıcaklıkta ayak tabanları normalden çok ter atmakta, bu ter tabakası koruyucu bir örtü oluşturmaktadır.

Nasıl kızgın bir tava üzerine düşen su damlası, aralarında oluşan buhar tabakası nedeniyle hemen yok olmaz, tava üzerinde zıplayıp durursa, onun gibi bir şey. Ancak ayak tabanı ile kızgın kömürler arasında böyle bir şeyin oluşması mümkün görülmüyor.

Bir diğer görüşe göre önemli olan ayağın kömürler üzerine basış süresidir. Buna göre yüksek sıcaklıklar, çok kısa bir sürede etkili oldukları zaman acı vermiyorlar. Deri yüzeyindeki alıcılar ısıya oldukça yavaş reaksiyon gösterdiklerinden 0,3 saniyeden kısa bir sürede etkili olan 500 derecelik bir sıcaklığı yalnızca 2 derece olarak algılıyorlar. Bu nedenle ateş üzerinde yürüyenler işin tekniğini biliyorlar ve çok hızlı hareket ediyorlar, böylece ateşe basış sürelerinin çok kısa olmasını sağlıyorlar.

Ama bu görüş de tam tatminkar değil. Basış süresi 0,3 saniyeyi geçmesine hatta 7 saniyeyi bulmasına rağmen ayakları yanmayan yürüyücüler de var. Ateş üzerinde çorapla yürüyenlerin ayaklarının duyarsızlığı trans hali ile açıklansa bile bu, çorapların nasıl olup da yanıtladığını açıklayamaz.

Yürüyüş sırasında beynin acıyı bastıran ‘endorfin’ gibi maddeleri salgıladığı doğrudur ama bu da ayak taban derilerinin nasıl olup da yanmadığına açıklık getirmez.

Psikologlara göre ateş yürüyüşü henüz bilimsel yöntemlerle tam açıklığa kavuşturulabilmiş değildir. Hiç bir dini inancı olmayanlar da dahil, ateşte yürüyenlere kendilerinin bu gücü nereden aldıkları sorulduğunda, tümü aynı cevabı veriyor: İnanç.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ayak yere basarak vücudun tüm ağırlığını taşır. İnsan gövdesinde en ağır görev ayaklara düşer. Yetişmiş bir insanın vücudunda 206 kemik vardır, bunların neredeyse dörtte biri, 62 adedi ayak ve bacaklarımızdadır. Vücut ağırlığım taşıyan ve hareketi sağlayan bu organın bakımı ayakkabı ile başlar.

Ayak kemikleri yere düz basmaz. Taban çukuru denilen içbükey bir kubbenin iki ucuna ve kenarlarına basılır. Ayağın taban kısmının yapısı oldukça karışıktır. Burada birçok kas, kiriş, damar ve sinir yer almaktadır. Vücudumuzdaki kasların içinde en güçlüsü tabanlarımızda bulunur. İnsanın en hassas bölgelerinden biri olan bu bölgeyi korumak insan hayatı için çok önemlidir.

Çoğu ayakkabı ‘taban’ adı verilen ve kullanıldıkça eskiyen kalın bir alt parça ile ‘saya’ adı verilen ve ayağı saran daha ince bir üst parçadan oluşur. Ayakkabılar dünyada çok farklı iklimlerde yaşayan insanların yaşam şartlarına göre değişiklik gösterdiği gibi tarih boyunca moda da ayakkabıların şekilleri üzerinde çok etkili olmuştur.

Gerçi İspanya’daki 12-15 bin yıl öncelerine ait mağara resimlerinde erkeklerde deri, kadınlarda kürkten yapılmış giysiler görülüyor ama dünyadaki en eski ayakkabı izine, kuruyan çamur içinde sertleşip günümüze kadar kalmış olarak Mezopotamya’da rastlanmıştır.

Günümüzdeki anlamı ve şekli ile ayakkabının ilk olarak sandalet şeklinde sıcak iklimli ülkelerde ortaya çıktığı sanılıyor. İlk ayakkabılar ham deri, ayağın girebileceği şekilde bir zarf haline getirilerek yapılırdı. Bu ayakkabılar ayağın altını kızgın kumlardan, üstünü güneş ve sıcaktan koruyorlardı.

Mısır sanat eserlerinde hükümdar ve tanrılar daima çıplak ayaklı olarak görülürler. Sandaletlerin ise bu devirde sadece ev içinde giyildiği tahmin edilmektedir. Hititler bugün Anadolu’da çok az da olsa hala kullanılan çarıklara benzer ayakkabılar giyerlerdi.

Ortaçağda kızı evlenen bir baba onun üzerindeki otoritesini evleneceği adama bir ayakkabı töreni ile devrediyordu. Bugün bazı Batı ülkelerinde yeni evlenen çiftin arabalarının arkasına ayakkabı bağlama adeti de o günlerden, kız babasının damadına kızının ayakkabılarından birini vererek, artık onun himayesine girdiğini belirtmesi adetinden kalmadır.

Avrupa’da 11. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar sivri burunlu ayakkabılar moda oldu. Ortadoğu bölgesinde ise ayağı kızgın kumlardan korumak amacı ile yüksekte tutabilmek için ayakkabılara topuk ilave edildi. Avrupa’da 16. ve 17. yüzyıllarda bütün ayakkabıların topukları kırmızı renge boyanıyordu.

Avrupa’da 18. yüzyıla kadar kadın ve erkek ayakkabıları farklı değildi. Yüksekliği 15 santimetreyi bulan topuklu ayakkabıları Avrupa’da o yıllarda sadece üst sınıfa mensup insanlar (tabii iki kişinin yardımıyla) giyebiliyordu.

19. yüzyıla gelene kadar tüm dünyada her iki ayak için de eş ayakkabılar kullanıldığını yani ayakkabılarda sağ sol farkının olmadığını biliyor muydunuz? Sağ ve sol ayaklar için ayrı ayrı ayakkabı üretimine ilk olarak ABD’de, Philadelphia’da başlandı.

Altı lastik ayakkabılar ise ilk olarak 1916’da yine ABD’de yapıldı ve bunlara ‘ket’ (ked) adı verildi. Botlar ise ata binmenin yaygın olduğu soğuk ve dağlık bölgeler ile sıcak ve kumlu çöllerde ortaya çıktılar. Kadınlar için ilk bot 1840 yılında Kraliçe Victoria için dizayn edildi. Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı ise Birinci Dünyâ Savaşı sırasında ortaya çıktı.

Osmanlı Türkleri’nde de deri işleme sanatının çok gelişmiş olması ve özellikle Yeniçeri Ocağı’nın at binmede uygun olan yumuşak deri çizmelere gösterdiği ihtiyaç yüzünden ayakkabıcılık çok gelişmiştir.

Bugün artık en ilkel topluluklarda bile insanlar bir çeşit ayakkabı giyiyor. Dünyada kaç çift ayakkabı var bilinmiyor ama uzayda dolaşan bir çift olduğu biliniyor. Ay’a ilk ayak basan astronot Neil Armstrong’un ayakkabıları dönüş yolculuğunda herhangi bir hastalık veya bilinmeyen bir kirlenme tehlikesine önlem olmak üzere dünyaya getirilmeyip uzaya bırakılmış. Şimdi uzayda dolanıp duruyorlar. Diğer astronot ile daha sonra gidenlerin ayakkabıları şimdi neredeler acaba?


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ayak yere basarak vücudun tüm ağırlığını taşır. İnsan gövdesinde en ağır görev ayaklara düşer. Yetişmiş bir insanın vücudunda 206 kemik vardır, bunların neredeyse dörtte biri, 62 adedi ayak ve bacaklarımızdadır. Vücut ağırlığını taşıyan ve hareketi sağlayan bu organın bakımı ayakkabı ile başlar.

Ayak kemikleri yere düz basmaz. Taban çukuru denilen içbükey bir kubbenin iki ucuna ve kenarlarına basılır. Ayağın taban kısmının yapısı oldukça karışıktır. Burada birçok kas, kiriş, damar ve sinir yer almaktadır. Vücudumuzdaki kasların içinde en güçlüsü tabanlarımızda bulunur. İnsanın en hassas bölgelerinden biri olan bu bölgeyi korumak insan hayatı için çok önemlidir.

Çoğu ayakkabı ‘taban’ adı verilen ve kullanıldıkça eskiyen kalın bir alt parça ile ‘saya’ adı verilen ve ayağı saran daha ince bir üst parçadan oluşur. Ayakkabılar dünyada çok farklı iklimlerde yaşayan insanların yaşam şartlarına göre değişiklik gösterdiği gibi tarih boyunca moda da ayakkabıların şekilleri üzerinde çok etkili olmuştur.

Gerçi İspanya’daki 12 - 15 bin yıl öncelerine ait mağara resimlerinde erkeklerde deri, kadınlarda kürkten yapılmış giysiler görülüyor ama dünyadaki en eski ayakkabı izine, kuruyan çamur içinde sertleşip günümüze kadar kalmış olarak Mezopotamya’da rastlanmıştır.

Günümüzdeki anlamı ve şekli ile ayakkabının ilk olarak sandalet şeklinde sıcak iklimli ülkelerde ortaya çıktığı sanılıyor, ilk ayakkabılar ham deri, ayağın girebileceği şekilde bir zarf haline getirilerek yapılırdı. Bu ayakkabılar ayağın altını kızgın kumlardan, üstünü güneş ve sıcaktan koruyorlardı.

Mısır sanat eserlerinde hükümdar ve tanrılar daima çıplak ayaklı olarak görülürler. Sandaletlerin ise bu devirde sadece ev içinde giyildiği tahmin edilmektedir. Hititler bugün Anadolu’da çok az da olsa hala kullanılan çarıklara benzer ayakkabılar giyerlerdi.

Ortaçağda kızı evlenen bir baba onun üzerindeki otoritesini evleneceği adama bir ayakkabı töreni ile devrediyordu. Bugün bazı Batı ülkelerinde yeni evlenen çiftin arabalarının arkasına ayakkabı bağlama adeti de o günlerden, kız babasının damadına kızının ayakkabılarından birini vererek, artık onun himayesine girdiğini belirtmesi adetinden kalmadır.

Avrupa’da 11. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar sivri burunlu ayakkabılar moda oldu. Ortadoğu bölgesinde ise ayağı kızgın kumlardan korumak amacı ile yüksekte tutabilmek için ayakkabılara topuk ilave edildi. Avrupa’da 16. ve 17. yüzyıllarda bütün ayakkabıların topukları kırmızı renge boyanıyordu.

Avrupa’da 18. yüzyıla kadar kadın ve erkek ayakkabıları farklı değildi. Yüksekliği 15 santimetreyi bulan topuklu ayakkabıları Avrupa’da o yıllarda sadece üst sınıfa mensup insanlar (tabii iki kişinin yardımıyla) giyebiliyordu.

19. yüzyıla gelene kadar tüm dünyada her iki ayak için de eş ayakkabılar kullanıldığını yani ayakkabılarda sağ sol farkının olmadığını biliyor muydunuz? Sağ ve sol ayaklar için ayrı ayrı ayakkabı üretimine ilk olarak ABD’de, Philadelphia’da başlandı. Altı lastik ayakkabılar ise ilk olarak 1916’da yine ABD’de yapıldı ve bunlara ‘ket’ (ked) adı verildi. Botlar ise ata binmenin yaygın olduğu soğuk ve dağlık bölgeler ile sıcak ve kumlu çöllerde ortaya çıktılar. Kadınlar için ilk bot 1840 yılında Kraliçe Victoria için dizayn edildi. Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı ise Birinci Dünya Savaşı sırasında ortaya çıktı.

Osmanlı Türkleri’nde de deri işleme sanatının çok gelişmiş olması ve özellikle Yeniçeri Ocağı’nın at binmede uygun olan yumuşak deri çizmelere gösterdiği ihtiyaç yüzünden ayakkabıcılık çok gelişmiştir.

Bugün artık en ilkel topluluklarda bile insanlar bir çeşit ayakkabı giyiyor. Dünyada kaç çift ayakkabı var bilinmiyor ama uzayda dolaşan bir çift olduğu biliniyor. Ay’a ilk ayak basan astronot Neil Armstrong’un ayakkabıları dönüş yolculuğunda herhangi bir hastalık veya bilinmeyen bir kirlenme tehlikesine önlem olmak üzere dünyaya getirilmeyip uzaya bırakılmış. İimdi uzayda dolanıp duruyorlar. Diğer astronot ile daha sonra gidenlerin ayakkabıları şimdi neredeler acaba?


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu konuda daha güncel ve romantik bir hikaye var. Biliyorsunuz insanda beş ana duyu var: Dokunma, görme, koklama, tat alma ve işitme. Yemeğe gidilen bir restoranda şarap ısmarlanırsa, garson şarabı getirdikten sonra bardağa bir parmak koyar ve kontrol etmesi için doğrudan erkeğe uzatır. Hiç bir kadının da itiraz etmediği bu durum gerçekten anlaşılmazdır. Çünkü dünyadaki aroma ve tat alma uzmanlarının çoğu kadındır.

Neyse biz gelelim restorana... Kadehin soğuk temasıyla dokunma duyusu tatmin edildikten sonra kadeh havalı bir şekilde göz hizasına kadar kaldırılıp şarabın rengine bakılır. Görme duyusu kontrolünden sonra kadeh burun hizasından bir sağa bir sola gezdirilerek koklanır.

Minik bir yudum alarak tadını da algıladınız. Zaten şaraptan pek anlamıyorsunuz. Garsonun da mantarını açtığı şarabı kendisi içmezse başka birine verecek hali yok. Mecburen ‘mükemmel’ diyorsunuz. Ama hala bir duyu kaldı, işitme duyusu. İşte o duyuyu da kadehleri tokuşturup, ‘çınnn’ sesini duyduktan sonra tatmin ediyoruz.

Hikaye gerçekten romantik ama işin aslı biraz değişik. Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip, onu ortadan kaldırmak için zehirli bir içki sunması görülmemiş bir şey değildi. Ev sahibi içkisinin zehirsiz olduğunu ispat etmek için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir miktarını kendi bardağına dökmesine müsaade ederdi. Her iki kişi de içkilerini aynı anda içerek birbirlerine olan güvenlerini gösterirlerdi.

Misafir ev sahibine olan güveninin çok fazla olduğunu göstermek için bardaklar havada yan yana geldiğinde, kendi içkisinden onun bardağına bir şey dökmez, bardağını yavaşça onun bardağına vururdu. Duyulan ‘çın’ sesi gerçek bir güvenin ifadesi idi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özel bir durum veya farklı olmak düşüncesi yoksa insanların çoğunluğu saatlerini sol bileklerine takarlar. İlk anda insanların çoğunun sağ ellerini kullanmaları, bu kolun daha hareketli olması dolayısıyla saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığının da daha yüksek olması nedeniyle sol bileğe takılmasının tercih edildiği düşünülebilir.

Bu düşünce şüphesiz doğrudur. Sağ ellerini kullanan insanların, sağ kol düğmelerini iliklerken ne kadar zorlandıkları malumdur. Peki sol ellerini daha çok kullanan solaklar da niçin saatlerini yine sol bileklerine takıyorlar?

Saatin ilk kullanılma yıllarında insanlar çoğunlukla cep saati kullanıyorlardı. Bu saatlerin kurma düğmesi sağda ‘3’ rakamının yanındaydı. Sık sık kurulması gereken bu saatleri cepten çıkartıp sol elle kurmak (hangi el daha baskın olursa olsun) çok zordu. İnsanlar bu saatleri zaten yeleklerinin sol tarafında bulunan ceplerinden sol elleri ile çıkarıp bakmaya ve sağ elleri ile kurmaya alıştılar. Daha sonra kol saatleri de yaygınlaşıp kurma yerleri yine ‘3’ rakamının yanında olunca bunlar da sol kola takılır oldu. Zaten sağ ellerini kullananlar bu elleri meşgulken ister cep ister kol saati olsun saate sol kollarım kullanarak bakmayı tercih ediyorlardı.

Her iki taraf da durumdan memnun olduklarından, saat üreticilerine kurma yeri solda olan bir saat üretmeleri için piyasadan bir talep hiç bir zaman gelmedi. Artık pilli, güneş enerjili veya hareketle kendi kendine kurulan saatler kullanılıyor ve kurmalı saatler neredeyse tarihe karıştıysa da insanlar saatlerini sol bileklerine takmaya devam ediyorlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özel bir durum veya farklı olmak düşüncesi yoksa insanların çoğunluğu saatlerini sol bileklerine takarlar. İlk anda insanların çoğunun sağ ellerini kullanmaları, bu kolun daha hareketli olması dolayısıyla saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığının da daha yüksek olması nedeniyle sol bileğe takılmasının tercih edildiği düşünülebilir.

Bu düşünce şüphesiz doğrudur. Sağ ellerini kullanan insanların, sağ kol düğmelerini iliklerken ne kadar zorlandıkları malumdur. Peki sol ellerini daha çok kullanan solaklar da niçin saatlerini yine sol bileklerine takıyorlar?

Saatin ilk kullanılma yıllarında insanlar çoğunlukla cep saati kullanıyorlardı. Bu saatlerin kurma düğmesi sağda ‘3’ rakamının yanındaydı. Sık sık kurulması gereken bu saatleri cepten çıkartıp sol elle kurmak (hangi el daha baskın olursa olsun) çok zordu. İnsanlar bu saatleri zaten yeleklerinin sol tarafında bulunan ceplerinden sol elleri ile çıkarıp bakmaya ve sağ elleri ile kurmaya alıştılar.

Daha sonra kol saatleri de yaygınlaşıp kurma yerleri yine ‘3’ rakamının yanında olunca bunlar da sol kola takılır oldu. Zaten sağ ellerini kullananlar bu elleri meşgulken ister cep ister kol saati olsun saate sol kollarını kullanarak bakmayı tercih ediyorlardı.

Her iki taraf da durumdan memnun olduklarından, saat üreticilerine kurma yeri solda olan bir saat üretmeleri için piyasadan bir talep hiç bir zaman gelmedi. Arlık pilli, güneş enerjili veya hareketle kendi kendine kurulan saatler kullanılıyor ve kurmalı saatler neredeyse tarihe karıştıysa da insanlar saatlerini sol bileklerine takmaya devam ediyorlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Vejetaryenler, yani etyemezler lobisine göre, et yemek insan doğasında yoktur. Et yemenin insan sağlığı üzerine olumsuz etkisi olduğu gibi damakta tat alma hissini de bozmaktadır. Ancak etoburların gözleri önde, ot oburların ise yanda olur teorisine göre, insanın ot obur olduğunu iddia etmek biraz haksızlık olur. İnsanlar et de yer, ot da. Ama niçin pişirerek? İnsandan başka yiyeceğini pişirerek yiyen, bilinen hiçbir hayvan türü yoktur.

Genel açıklamalara göre, pişirildikçe yiyecekler yumuşamakta, yemek ve hazım kolaylaşmaktadır. Bu şekilde onları küçük parçalara ayırarak yiyebildiğimiz için, zaman ve enerji kaybı en aza indirilmiş olur. Ayrıca pişirilen yiyeceklerde, bazı hoş olmayan kokular ve sağlığımıza zararlı toksik bakteriler de yok olmaktadır.

Bu görüş insanların pişmiş yiyeceklerden niçin daha çok tat aldıklarını tam olarak açıklayamaz. Bu konu kimya ilminin kapsamına girer. Yiyecekler ısıtıldıkça, bünyelerinde bulunan şeker ve amino asitler parçalanır ve her biri ayrı tat ve kokuya sahip yeni moleküller oluştururlar. Örneğin şekeri yeteri kadar ısıtırsanız rengi kahverengiye dönmeye başlar ve etrafa çok güzel bir koku yayılır. Şeker moleküllerinin içindeki karbon, hidrojen ve oksijen atomları, havanın içindeki oksijen ile reaksiyona geçerek, ağzımıza ve burnumuza hoş gelen yüzlerce moleküler yapı oluştururlar.

Pişmiş bir biftekte en az 600 değişik ve hoşumuza giden koku türü oluştuğu ileri sürülüyor. Bunu sadece birkaç değişik koku türü taşıyan buğday ve arpa ile karşılaştırırsak, pişirmenin lezzete yaptığı katkının büyüklüğü ortaya çıkar. Tabiattaki hali ile çok koku türüne sahip yiyecekler sadece meyvelerdir. Bir çilekte yaklaşık 300, ahududunda ise 200 koku çeşidi bir aradadır.

Yiyeceklerin pişirilmeleri sırasında, sağlığımıza zararlı bakterilerin yanında, vücudumuz için gerekli vitaminler de ölür. Yanlarına sadece iyice pişirilmiş et alarak yola çıkan kutup kaşiflerinde, vitamin eksikliği problemlerinin yaşandığı tespit edilmiştir. Bu nedenle pişirilmiş yiyeceğin yanında salata, meyve veya haşlanmış sebzeler de yiyerek bu vitamin açığı kapatılmalıdır. Tost ve kahve makinelerinde veya mangalda çok ısıtılan her şeyde vitaminler yok olur ama lezzet artar. Yiyecekleri çok fazla sıcakken yemenin sindirim sistemimize verdiği zararın dışında hiçbir faydası yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Vejetaryenler, yani etyemezler lobisine göre, et yemek insan doğasında yoktur. Et yemenin insan sağlığı üzerine olumsuz etkisi olduğu gibi damakta tat alma hissini de bozmaktadır. Ancak etoburların gözleri önde, ot oburların ise yanda olur teorisine göre, insanın ot obur olduğunu iddia etmek biraz haksızlık olur. İnsanlar et de yer, ot da. Ama niçin pişirerek? İnsandan başka yiyeceğini pişirerek yiyen, bilinen hiçbir hayvan türü yoktur.

Genel açılamalara göre, pişirildikçe yiyecekler yumuşamakta, yemek ve hazım kolaylaşmaktadır. Bu şekilde onları küçük parçalara ayırarak yiyebildiğimiz için, zaman ve enerji kaybı en aza indirilmiş olur. Ayrıca pişirilen yiyeceklerde, bazı hoş olmayan kokular ve sağlığımıza zararlı toksik bakteriler de yok olmaktadır.

Bu görüş insanların pişmiş yiyeceklerden niçin daha çok tat aldıklarını tam olarak açıklayamaz. Bu konu kimya ilminin kapsamına girer. Yiyecekler ısıtıldıkça, bünyelerinde bulunan şeker ve amino asitler parçalanır ve her biri ayrı tat ve kokuya sahip yeni moleküller oluştururlar. Örneğin şekeri yeteri kadar ısıtırsanız rengi kahverengiye dönmeye başlar ve etrafa çok güzel bir koku yayılır. İeker moleküllerinin içindeki karbon, hidrojen ve oksijen atomları, havanın içindeki oksijen ile reaksiyona geçerek, ağzımıza ve burnumuza hoş gelen yüzlerce moleküler yapı oluşturular.

Pişmiş bir biftekte en az 6 yüz değişik ve hoşumuza giden koku türü oluştuğu ileri sürülüyor. Bunu sadece birkaç değişik koku türü taşıyan buğday ve arpa ile karşılaştırırsak, pişirmenin lezzete yaptığı katkının büyüklüğü ortaya çıkar. Tabiattaki hali ile çok koku türüne sahip yiyecekler sadece meyvelerdir. Bir çilekte yaklaşık 300, ahududunda ise 200 koku çeşidi bir aradadır.

Yiyeceklerin pişirilmeleri sırasında, sağlığımıza zararlı bakterilerin yanında, vücudumuz için gerekli vitamimler de ölür. Yanlarına sadece iyi pişirilmiş et alarak yola çıkan kutup kaşiflerinde, vitamin eksikliği problemlerinin yaşandığı tespit edilmiştri. Bu nedenle pişirilmiş yiyeceğin yanında salata, meyve veya haşlanmış sebzeler de yiyerek bu vitamin açığı kapatılmalıdır. Tost ve kahve makinelerinde veya mangalda çok ısıtılan her şeyde vitaminler yok olur ama lezzet artar. Yiyecekleri çok fazla sıcakken yemenin sindirim sistemimize verdiği zararın dışında hiçbir faydası yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yüzümüz kişiliğimizin aynasıdır. Duygularımızı, düşüncelerimizi yansıtır. Yüzümüz sayesinde birbirimizi tanır, bir kimsenin yaşını hatta hangi coğrafyadan olduğunu tahmin edebiliriz. Çocuklar konuşmada olduğu gibi insan yüzlerini ayırt etmeyi de sonradan öğrenirler.

Yetişkinler ise başka ırktan olan kişileri tanıyıp ayırt etmekte zorluk çekerler. Beyaz ırka göre tüm Japonların birbirlerine benzemesi gibi. Oysa aynı milletten olanların hatta dışa kapalı bir toplumda yetişmiş olanların bile yüzleri birbirlerinden çok farklıdır. Bu özellik sayesinde insanlar birbirlerini tanımayı başarırlar.

Bildiğimiz, gördüğümüz kişilerin bırakın şimdiki yüzlerini görür görmez tanımayı, o kişiye ait çocukluk fotoğrafını bile ilk gördüğümüzde, ona ait olduğunu çıkartabiliriz. Tüm insanların yüzlerinde aynı organlar var, kaş, göz, ağız, kulak, burun, vb. Beynimiz nasıl oluyor da bu organların insandan insana değişen ve her insana değişik ve kişisel bir yüz ifadesi veren bu çok küçük farkları tespit edebiliyor?

Yüzün hangi bölümünün kişiyi tanımada daha önemli bir rol oynadığı sorusu kesin bir cevap bulabilmiş değildir. İnsanların karşısındakileri tanımak için yüzün tamamına bir göz atması yeterlidir.

Karşımızdaki yüzü beynimizin algılaması ve tanıması bir kaç kademeden sonra oluyor. Önce yüzden yansıyan ışık gözümüze giriyor, yani aydınlık ortam şart. Beyin önce açık ve koyu renkli noktalan, sonra da renkleri tespit ediyor. Daha sonra da her şeklin köşelerini kontrol ediyor. Bütün bunlar çok süratli oluyor ama bir anda değil. Bu yüksek seviyede tespitte asıl şaşırtıcı olan bunu beynimizin çok küçük ve sırf bu işle görevlendirilmiş bir kısmının yapmasıdır.

Beynimizin bu minik kısmı yüz görüntüsünü tespit ettikten sonra hafıza ile kontrol ederek, kime ait olduğunu bize hatırlatıyor. Tüm bu kademelerin sırrı henüz çözülebilmiş değildir. Günümüzde en gelişmiş bilgisayarların bile halen başaramadığı bu işlem en çok bilgisayarlarla ilgili araştırma yapan bilim insanlarının ilgisini çekmektedir.

Hayvanlar insanları çoğunlukla kokularından ayırt ederlerken insan beyninin yüzleri hafızaya alma ve zamanı gelince karşılaştırmalı değerlendirme için geliştirdiği mekanizma gerçekten çok şaşırtıcıdır.

İnsan beyninin bu görüntü hafızası ile bilgisayarlar arasında çok önemli bir fark vardır. Bilgisayarlar yazı ve numaraları hafızalarına daha kolay alırlarken resimler hafızada daha çok yer kaplarlar. İnsan beyninde ise durum bunun tam tersidir. Bu nedenle beynin resim hafıza kapasitesi çok geniştir.

Beynin bir yüzü tanıyabilmesi için bazen de ilave bilgiler gerekir. İlk bakışta tanınamayan bir kişi hakkında geçmişi ile ilgili biraz bilgi verildiğinde hemen akla gelebilir. Bütün bu müthiş meziyetine rağmen beynimiz, insan isimlerini hatırlamada bu kadar başarılı değildir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) aralık, fasıla (zaman); (s.) muvakkat; geçici. ad interim muvakkaten, geçici olarak, aradaki zaman müd- detince. in the interim aradaki zamanda .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) içerideki, iç yerlere ait, dahili; sahil veya huduttan uzak; içten, manevi; (i.) iç, dahil; iç yerler, iç kısım. interior decoration iç dekorasyon. interior planet güneş ile dünya arasında bulunan gezegen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Dividend Right Certificates)

Şirket genel kurulunun alacağı kararla bazı kimselere çeşitli hizmetler ve alacak karşılığı olarak kuruluştan sonra verilen ve sermaye payını temsil etmeyen hisse senetleridir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(tıb.) hamileliği önlemek için kullanılan ve dölyatağı yoluna yerleştirilen küçük alet, spiral .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Ermiş, erken yetişen meyve. Erik bu kelimeden gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «irmek» ten). 1. Ulaşma, erme, tefe’Ül. 2. Erecek mesafe. 3. Fal açma. Ar. tefe’ül, istihâre. Göz irimi = Gözün görebileceği mesafe, gözle ancak görülebilecek büyüklükte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacation spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work place. business place / sites. business quarter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Oyun kartlarının nerede ve ne zaman ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor. 7. ve 10. yüzyıllar arasında Çin’de ortaya çıktığı ve 13. yüzyılda Marco Polo tarafından Avrupa’ya getirildiği tahmin ediliyor. Hindistan’dan veya Arabistan’dan geldiğini ileri sürenler de var ama bugünkü şekilleriyle kullanılmalarının 14. yüzyıl Fransa’sına dayandığı kesin gibi.

O tarihlerde, Fransa’da dört sınıf vardı ve iskambil kağıtlarındaki kupa, maça, karo ve sinek bu dört sınıfı temsil ediyordu. Kupa bir kalkanı andıran şekli ile asil sınıfı ve kiliseyi, maça bir mızrağın ucunu çağrıştıran şekli ile orduyu, karo ticari deniz işletmelerinin eşkenar dörtken kiremitlerinden esinlenerek orta sınıfı, sinek ise yonca yaprağına benzeyen şekli ile köylüyü temsil ediyordu. Bugün briç, poker veya benzeri oyunlarda, kupanın en değerli, sineğin ise en değersiz kart Olmasının nedeni işte bu sınıflamadır.

Aslında bizde papaz adı verilen kartın adı İngilizce’de kral (king), kızın ise kraliçedir (queen). Vale veya oğlan için ilk zamanlarda düzenbaz anlamına gelen ‘knave’ kelimesi kullanılırken, günümüzde ‘jack’ ismi kullanılmaktadır. Yani yabancı kartlarda kral ve kraliçe evli iken, bizde biraz yaşlı görülerek krala papaz adı verilmiş, kraliçeye de ‘kız’ denilerek oğlana layık görülmüştür.

Bazı ülkelerde oyun kartlarında değişik isim ve semboller kullanılmasına rağmen, en yaygın olanı Fransızların kullandıklarıdır. Fransızlar ‘maça’ şeklini mızrağa benzeterek ‘pique’ adını vermişlerdir. İngilizce’de ise aynı anlamdaki ‘spades’ kelimesi kullanılmaktadır. Her ne kadar bir kalkanı andırdığı için asil sınıfı temsil ettiği ileri sürülse de ‘kupa’ klasik bir kalp şeklidir. Bu nedenle Fransızlar ona ‘coeur’, İngilizler ise ‘heart’ adını vermişlerdir.

‘Karo’ için Fransızca’da kare anlamındaki ‘carreau’ kullanılırken İngilizler elmas anlamındaki ‘diamond’u tercih etmişlerdir. Bizim ‘sinek’ dediğimiz şekil ise çok açık üç yapraklı bir yoncadır. Fransızlar bu anlamdaki ‘trefle’ kelimesini kullanırlarken, İngilizler ‘club’ (kulüp) ismini kullanmışlardır.

İşte bu nedenle briç oyuncuları ‘maça’ya ‘pik’, ‘kupa’ya ‘kör’, ‘sinek’e de ‘trefli’ derler, zaten aslına uygun olan ‘karo’yu da olduğu gibi kullanırlar. Birli, papaz, kız ve oğlan için kullanılan as, rua, dam ve vale isimleri de yine Fransızca karşılıkları As, Roi, Dame ve Valet kelimelerinden dilimize geçmiştir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (kim.) izomerili. isom'erism (i.) izomeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ispanak, vitamin ve diğer besin maddeleri bakımından oldukça zengin bir sebzedir. Yapısının büyük bir kısmını su oluşturur. Özellikle C vitamini diğer sebzelere oranla daha fazladır hatta limon, portakal gibi turunçgillere yakındır. Ispanak kalsiyum ve demir bakımından da zengindir.

Ancak ıspanağı diğer yeşil sebzelerden ayıran, demir bakımından aşırı bir zenginlik de söz konusu değildir. Eşit ağırlıklı bir hamburgerde de ıspanak kadar demir vardır. Ayrıca bir mineralin bir sebzede çok bulunması, yenilince doğrudan vücudumuza geçeceği ve vücudumuzu bu mineraller bakımından zenginleştirip kuvvetlendireceği anlamına gelmez.

Her ne kadar çizgi roman kahramanlarının en eskilerinden olan Temel Reis zorda kalınca, bir konserve kutusu açıp içindeki ıspanağı yiyince adeleleri, pazuları şişip insan üstü bir güce sahip oluyor gibi görünüyorsa da ıspanağın içindeki gerek kalsiyumun gerekse demirin insan vücudu tarafından emilmesi zordur. Bu nedenle ıspanaktaki demirin insana pek faydası yoktur.

Temel Reis’in neden başka bir sebze değil de ıspanağı tercih ettiği konusunda, teneke kutu içinde satılan ıspanağın reklamını yapması dışında iki görüş daha var.

Birincisi, içindeki okzalik asitin verdiği ekşimsi tadı nedeniyle ıspanak yemeyi sevmeyen çocuklara bu yemeği sevdirmek. İkincisi ise ıspanakla demir, demirle kuvvet arasında ilişki kurarak demir eksikliğinin vücutta yarattığı zayıflık ve halsizliğin, ıspanak yemekle giderileceğine insanları inandırmaktır.

Demir eksikliğinin anemi denilen kansızlık hastalığı yarattığı doğrudur ama çok demir almanın da insanın kuvvetlenmesiyle fazla bir alakası yoktur. Vücudumuzun bir günlük demir ihtiyacını sadece ıspanaktan karşılayabilmek için yılda vücut ağırlığımızın iki misli kadar ıspanak yememiz gerekir ki bu da çok iyi bir fikir değildir. Ispanaktaki okzalik asit aşırı alındığında, idrarda toplanarak böbreklerde taş oluşumuna sebep olabilir.

Gelelim ıspanağın niçin yoğurtla yenildiğine. Gıdaların bileşimlerinde bulunan bazı maddeler, o gıdanın besin değerini azaltır. Örneğin ıspanakta bulunan okzalik asit, kalsiyumun vücut tarafından alınmasına mani olur. Bu nedenle okzalik asitçe zengin olan gıdalarla yoğun olarak beslenildiğinde, vücudun kalsiyumu bol gıdalarla takviye edilmesi gerekir.

Ispanak, semizotu, ebegümeci, pazı gibi gıdaların, kalsiyum zengini yoğurt ile yenilme alışkanlığının kökeni veya bilinçli olarak başlatılıp başlatılmadığı, insanların tat vermesi için mi yoksa sağlıklarını düşündükleri için mi bu alışkanlığı kazandıkları bilinmiyor ama kalsiyum eksikliğini gidermesi açısından yoğurt ilavesi son derecede yararlı ve sağlıklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). His bozuklukları, çeşitli ruhî şaşkınlıklar, çırpınma, kasılmalar ve bazan inmelerle kendisini gösteren bir sinir bozukluğu.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Psikonevrozlar grubuna giren bir çeşit hastalıktır. Tıp dilinde babinski hastalığı veya pithiatisme adı verilir. Hastalığın belirtileri; hastanın sosyal ve entellektüel seviyesine göre değişir. Hastanın gayesi, çevresinin ilgisini üzerine çekmektir. Bunun için aşağıdaki şikayetlerin biri veya birkaçı birden görülebilir. Hastada; ağrılar, baş dönmesi, bayılma, iştahsızlık, titreme, boğazında düğümlenme duygusu, kaslarda gerilme, geçici körlük, sağırlık, herhangi bir uzuvda uyuşma, hafıza kaybı görülür. Tedavinin temeli telkindir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kediotu, bal, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 30 gram kediotu konur. Kaynatılıp süzülür. 1 çay bardağı kediotu suyuna, 1 tatlı kaşığı süzme bal konulup, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hysteria. hysteria histeri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hysteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İsteri halleri gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hysterical. hysteric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hysterical. hysterical histerik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hysterical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. i sos: eşit, meros: kısım) (kimya). Birbiriyle izomerili olan cisimlere «aralarında izomeri var» denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isomerism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Kendilerini meydana getiren maddeler aynı olduğu halde moleküllerinin yapısı yüzünden ayrı hususiyetler taşıyan cisim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. générique

sin. ve TV tanıtma yazısı

Bir filmde emeği geçen yapımcı, yönetmen, oyuncu vb.nin adlarını, filmin yapımıyla ilgili bilgileri içine alan, filmin başında veya sonunda bulunan liste.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credits. credits and titles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cirit, cirit oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eriha şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Artık belirli BRAVIA TV’lerde kablolu yayın şebekelerinde kullanılmak üzere, entegre televizyon tuneri bulunmaktadır. Bu da, bir alıcı kutusuna gerek kalmadan, BRAVIA TV’nizi anten girişi aracılığıyla doğrudan kablolu yayın şebekesine bağlayabilmenizi sağlar. Teknik ya da ticari nedenlerle, tümleşik TV tunerlerimiz her ülkedeki yerel kablolu yayın şebekeleri ile uyumlu değildir. Hangi entegre TV tunerin bulunduğunuz yere uygun olduğunu kontrol edin.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kaderiyye). 1. Kadere ait. 2. Mûtezile mezhebinin bir dalı ki, bunlar cebriyye mezhebinin aksini savunurlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaderi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlandığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin almayacağı kadar pahalı idi. Zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı. Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha hızlı ilikleyebiliyorlardı Bu nedenle, terziler dügmeleri hizmetçilerin sağına, hanımların ise soluna gelecek şekilde diker oldular.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overwhelming majority. crushing majority. whooping majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careening ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk halk şiir ve musikisinde bir form (şekil).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir tarikat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kâmperverllk, istek sahibi olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kameriyye). Ay’a ait: Devr-i kameri = Ayin dönmesi. Sene-i kameriyye = Ay ile hesaplanan sene. ŞuhOr-i kameriyye = Ayin birer devrinden ibaret olan aylar. e. Hurûf-ı kameriyye = Arapça’da kelimenin beşında harf-i târlfle beraber oldukları vakit harf-i tarifin lâmı okunan harfler ki elif, be, cim, ha, hı, ayn, gayn, fe, kaf, kef, mim, vâv, he, ye harfleridir: El-bâb, el-ayn gibi. Diğerlerine hurûf-ı şemslyye denir. Bu iki isim «el-kamer ve’ş-şems» kelimelerinden çıkmıştır. Hangi harflerin hurûf-ı kameriyye’den, hangilerinin hurûf-ı şemsiyye’den olduğunu bilmek, eski harfleri doğru okumak için mutlak bir zarurettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar month.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar month.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summerhouse. arbour. bower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bower. arbor. alcove. pergola. summer house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Mehtapta oturulmak üzere üstü örtülü ve etrafı açık çardak veya küçük köşk: Bahçenin bir tarafında güzel bir kameriye yaptırmış; bizi kameriyede kabûl etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قمریه] çardak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leukemia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. musiki). Türk musikisinde 1700 yıllarında kullanılmış bir ebced notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continental power. land forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur. Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olamayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni(U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k,’k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi gözlü olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olmalarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Ayırıcı vasıf. 2. (matematik) Bir logaritmanın tam birimler ifade eden kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. characteristical. typical. significative. distinctive. representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notebook for rough drafts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

* İşçi karıncaların neredeyse tamamı dişidir. Erkekler çiftleştikten kısa bir süre sonra ölürler.

* Karıncalar yaklaşık 60 milyon yıldır değişim geçiriyorlar.

* Kraliçe karınca 20 yıl yaşayabilir. Ve yaşamı boyunca yaptığı tek şey yumurtlamaktır.

* 500 binin üzerindeki bir karınca grubu bir kuşu, bir domuzu ya da atı öldürebilir.

* Bir karınca kendisinden 50 kat fazla bir ağırlığı taşıyabilecek güçte.

* Karıncalar acımasız savaşçılardır. Isırabilirler, sokabilirler ve arkalarından asit fışkırtabilirler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: kâh-rîz, halk dilinde: keriz). Yer altında çirkef yolu, lâğım (Farsça’da yer altındaki su yoluna da derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Otomobillerde, motor, makine, tekerlek ve şasi gibi kısımların dışında kalan doğrama, döşeme gibi şeylerin tamamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash book. cashbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blotter. register.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book of record. inscription book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kayseri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kayseriyye). Kaysere ait (Kayseri şehrinin adı buradan gelir ve aslı Kaysariyye’dir). (tıp) Ameliyyât-ı kayseriyye = Sezaryen. Çocuğun sezaryenle alınması ki, meşhur Sezar bu şekilde dünyaya gelmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burun, göz ve kulak kıkırdağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyruğun kemikli kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodent. rodent. gnawer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji) (y. k.). Tavşan, kobay, kirpi, sıçan ve kunduz gibi köpek dişleri olmayan ve kesici dişleri iyice gelişmiş bulunan, memeliler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dişle sert şeyleri oyan: Kemirici hayvanlar, Osm. hayvânât-ı kaz ime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosive. gnawing. rodent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nibble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fare gibi dişle oymak: Kemikleri kemirip duruyordu; fare tahtayı kemiriyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eat. gnaw. pick. to gnaw. to corrode. to eat into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gnaw. to corrode. eat. erode. fret. nibble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kemircik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kemtere ait (Osmanlı yazı dilinde tevâzu tâbirlerindendi): İş’Ar-ı kemterî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «kemter» den mübalağa kipidir). En küçük veya alçak ve hakir: Bende-i kemterîn; kemterîn-i bendegân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerh» ten smüş.) (mü. kerihe). İğrenç, pis, murdar. Ar. menfûr: Kerîh-ün-nefes = Ağzı fena kokan. Kerîhül-manzar = Şekil ve görünüşü çirkin ve iğrenç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کریه] iğrenç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kerâih). 1. iğrenç ve murdar şey. 2. Muharebe, cenk. 3. c. Savaşın tehlike ve kötülükleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerem» den smüş) (mü. kerîme) (c. kirâm). 1. Asalet ve şeref sahibi, zıddı: leîm: Kerîm bir adamdır. 2. Kerem ve cömertlik sahibi, cömert, lutuf ve ihsan sahibi: Kerîm olan adam vâdini borç sayar. 3. Büyük, yüksek, şan ve şeref sahibi, saygıdeğer, Ar. muhterem, azîz, muazzez: Kur’an-ı Kerîm; Ayet-i kerîme. Allah kerîm = Allah kerem ve ihsan sahibidir; Allah verir. Yokluğa karşı teselli tâbiridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kind. generous. magnificent. gracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کریم] cömert. 2.yüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kerem sahibi, cömert, verimcil. 2.Ulu, büyük. 3.Lütfü, ihsanı bol, ihsan yönünden ulu. 4.Allah’ın isimlerinden, “abd” takısı alarak kullanılır, (bkz.Abdülkerim).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Kerim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kerem sahibine ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ayet-i kerîme, Ayet-i Kur’aniyye. 2. Kız, kız çocuk: Kerîme hanım, kerîmenizi nikâhladınız mı? («Kerem» den saygı ve nezaket tâbiri olarak kullanılır. Kendi kızı için kullanmak doğru değildir, tevâzua aykırıdır; muhâtabın kızı hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کریمه] kız çocuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.(bkz.Kerim). 2.Âyet. 3.Kız evlat.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kerim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credulous guy. fall guy. simpleton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

green. drain. sewer geriz. lağım. gambling kumar. dupe. sucker. gull. frolic. party eğlenti. gullible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewer. drain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Bir noktanın gemiden bakılınca pusula kertelerine nazaran kaldığı yön. Kerteriz almak = Bir yerin yönünü pusula kertesi vasıtasıyle tâyin etmek. Kerteriz pusulası = Kerteriz almaya mahsus hedefeli pusula. Kerteriz noktaları = Geminin yer ve yönünü kerteriz vasıtasıyle tâyine yarayan fener kulesi veya dubası ve şamandıra gibi kıyıda bulunan bilinen noktalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point where bearing is taken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. in fine fettle. high jinks. in high spirits. like the cat that stole the cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red indian. indian. american indian. red indian. redskin. amerind. amerindian. injun. red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indian. american indian. red indian. redskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red-skin. an American Indian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. bolt. crossbar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholesterin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counter guerilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Köpekler, çevrelerine yakın yerlere, ihtiyaçları olacak yiyecekleri gömerek, besinlerini depolarlar. Bu, insanlar tarafından istifçilik veya besin depolama olarak adlandırılır. Ev hayvanları arasında sadece köpekler, kemiklerini gömmeye eğilimi olan hayvanlardır. Vahşi hayatta yaşayan kurtlar, yakaladıkları küçük avları, daha sonra kullanmak üzere gömerler. Evcil köpekler ise kemiklerini gömdükten sonra onunla ilgilenmez, yani daha sonra çıkarıp, kullanmaz ve unuturlar. Evde yaşayan köpekler de gıdalarını koltuk araları, halı veya elbiselerin altına vs. saklar ve koku yardımıyla tesadüfen bulmazlarsa, unuturlar. Demek oluyor ki, evcil köpekler gömme işlemini besin ihtiyaçlarını garanti altına almak için yapmamaktadırlar. Bu, tamamen vahşi hayattan kalma bir içgüdüdür.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Toprağı rüzgar erozyonundan korumak için dikilen ağaçlar ve çalılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur.Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olmayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni (U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k, k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olamlarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Mevlevîler’in kudûm’a verdikleri ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscript.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Founder’s Shares)

Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK. Madde: 402) verdiği yetkiye dayanarak Anonim Şirketlerin kuruluşunda veya sermaye artırımında, kuruculara ya da önemli hizmeti geçenlere, şirket kârının bir kısmına iştirak hakkı temin etmek üzere nama yazılı olarak çıkartılan bedelsiz hisse senetleridir. Kurucu hisse senetleri, belli bir sermaye payını temsil etmediği gibi, şirketin yönetimine katılma hakkını da vermez.


Finansal Terim by

Genel Bilgi

Kuşların kış ayları gelirken niçin güneye, ılıman bölgelere göç ettiklerinin nedeni herkes tarafından bilinir. Kışın beslenemeyecekleri için göç ettikleri bilgisi genel anlamda doğrudur ama kuşların göçü sanıldığı kadar basitçe izah edilebilecek bir olay değildir.

Kuşların göç nedenlerinin atalarından, buzul çağı zamanlarından kalma olduğunu ileri sürenler de var. Ancak günümüzdeki görüşler, kuşların iç biyolojik takvimlerine göre belirli zamanlarda hormonal dengelerinin değiştiği, uzun bir yolculuğa hazırlık olarak vücutlarında yağ depolama miktarlarını arttırdıkları, kışı beklemeden hava şartlarındaki değişiklikleri hissettikleri an göç yollarına düştükleri şeklinde.

Bu görüşlere göre kuşlar Eylül ayı civarında göçe başlasalar bile yağ depolamaya çok daha önce, yazın en sıcak günlerinde başlıyorlar. Belki kar yağışının geleceğini bilmiyorlar, belki de göçmen kuşlar hayatlarında hiç kar görmediler, karlı ortamda yaşamadılar, yiyeceksiz kalmadılar ama göçme işini tecrübeleriyle değil biyolojik takvimleri ve bunun tetiklediği hormonal değişimler sayesinde otomatik olarak yapıyorlar.

Soğuk havalar gelirken kuşların daha ılıman yerlere göç etmeleri tamam da göç ettikten sonra niçin tekrar geri dönüyorlar? Daha sıcak iklimlerde yaşamak, bol yiyecek bulmak, daha mutlu olmak için yüzlerce kilometre yol git, sonra da gerisin geriye dön.

Bu, biraz insanların yaz aylarında yazlığa gidip dönmelerine benziyor ama insanlarda durum farklı, çocukların okulları, ebeveynlerin işleri var.. Gerçi insanlarda da göçmenlik yaygın ama onlar göç ettikleri yerlerde kalırlar. Zaten bu düşünülmüş, belirli bir ihtiyaç ve amaç uğruna yapılmıştır, kuşların bu göç işini oturup düşünerek yapmadıkları bir gerçek.

Kuşların göç ettikten sonra baharda tekrar geri dönmelerini uzmanlar çeşitli sebeplere bağlıyorlar. Birinci sebep, şüphesiz baharda kuzey yarımkürenin ısınması. Bu mevsimde gündüzlerin uzaması nedeniyle yiyecek arama sürelerinin artması ve ana besinleri olan böceklerin çoğalması da diğer sebepler.

Bu arada güney yarımkürede bu kadar kuşu besleyecek yiyecek olmaması aksine kuş avlayarak beslenen hayvanların çok olması da ilkbahardaki geri dönüşe etken. Bütün bu nedenlere rağmen geri dönüş sinyalini yine de biyolojik takvimlerinin verdiği biliniyor.

Kuşların göç ettikten sonra geri dönmeleri kadar, Ekvator Afrikası’ndan dönen bir kuşun Doğu Anadolu’da bir ahırda bir evvelki yıl yaptığı yuvayı tekrar bulabilmesi de ilginçtir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, göçmen kuşların başlıca dayanak noktalan gündüz Güneş, geceleri ise yıldızlardır. Hava kapalıysa akarsular, dağlar gibi yeryüzündeki coğrafik şekilleri kullanıyorlar. Göçmen kuş türlerinin bir çoğunun yolculuklarında yerin manyetik alanından da faydalandıkları tespit edilmiştir. Yakıt olarak vücutlarındaki yağı kullanan kuşların göç süresince kat ettikleri mesafeler de inanılmazdır. Örneğin dış görünüşü ile diğer kırlangıçların aynısı olan Kutup Denizi Kırlangıcı her yıl Arktika’dan Antarktika’ya ve tersine 17 bin, toplam 35 bin kilometre uçar. Ama birbirinin benzeri iklimde ve buzlarla kaplı bu iki yer arasında gidip gelmekte ne bulur bilinmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Kuşların bacaklarının arkasında, ayaklarının altına kadar uzanan ‘fleksor tendonu’ denilen bir kilitleme mekanizması vardır. Kuş uyuyacağı vakit bacaklarını kısar ve ağırlığı bu bağlantıya yüklenir. Bunun sonucu pençelerini tünediği yer etrafında iyice kapatır.

Bu kilitleme o kadar güçlüdür ki, kuşun minik gövdesinin salınımına hiç bir şekilde müsaade etmez. Kuş hareket edeceği vakit bacaklarını düzleştirir, tendon gevşer ve kilit açılır. Bu sayede kuşlar elektrik tellerinin üzerlerinde, evcil olanlar kafeslerinde incecik bir tel veya tahta parçası üzerinde düşmeden uyuyabilirler.

İşin bir başka ilginç boyutu da kuşların bir kısmının, özellikle leylek, flamingo gibi uzun bacaklı olanlarının sadece uykuda değil uyanıkken de tek bacak üzerinde durmayı tercih etmeleridir. Bu durum basitçe diğer ayaklarını dinlendirme olarak yorumlanır ama asıl sebep başkadır.

Kuşların bacaklarında tüy yoktur. Kar, buz veya soğuk sığ suların üzerlerine konduklarında, vücutlarından önemli miktarda bir ısı enerjisini bacakları yoluyla kaybederler. Bu nedenle tek bacakları üstünde durarak ciddi bir enerji tasarrufu sağlarlar.

Belki dikkat etmişsinizdir kuşların büyük bir kısmı uyurken kafalarını kanatlarının altına sokarlar. İşte bunun sebebi de kafalarından oluşacak ısı kaybını sıcacık tüylerinin altında önlemektir.

Kuşların niçin hep havada pislediklerini düşündünüz mü hiç? Kuşların, özellikle güvercinlerin yoğun olduğu yerlerde çok fazla kuş pisliği göremezsiniz, çünkü kuşlar tuvaletlerini havada yani uçarken yaparlar. Bu da nedense insanlar tarafından bir uğur olarak kabul edilir. Kafasına kuş pisliği isabet eden biri önce onu nasıl temizleyeceğini düşüneceğine en yakın piyango bayisini aramaya başlar.

Aslında üzerimize düşen kuşun dışkısı değil idrarıdır. Kuşun idrarında üre değil suda çözülemeyen ürik asit bulunur. Bu ürik asit toksik değildir, kendi vücutlarına zarar vermez {arabalarımızın boyalarını ise mahveder). Böylece idrarlarını yaparken su kaybını da önlemiş olurlar. Bu güç/ağırlık oranlarını korumaları için kuşlara tanınmış bir ayrıcalıktır.

Ancak bu durum kuşların hiç dışkıları yok anlamına gelmez. Kuşların pisliği genellikle beyaz renktedir ama ortasındaki küçük siyah kısım, dışkıdır. Yani kuşlarda idrar ve dışkı aynı anda aynı yerden atılır.


Genel Bilgi by

Finansal Terim

(Odd Lot Orders)

İşlem biriminin ihtiva ettiği hisse senedi sayısından daha az miktarlar için verilmiş emirlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. Fr. jeoloji). İçinde demir yumrukları bulunan bir toprak çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir cins kırmızı kil; bu kilden meydana gelen verimsiz toprak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman letters. the Latin characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman letters. the Latin characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harflerle işaret etme; tabela üzerine yazılan harfler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Liberya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, liqourish s., eski ahlaksız, kadın düşkünü; obur, pisboğaz; sefih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İrlanda'da bir şehrin ismi; bir, iki ve beşinci mısralan bir kafiyede ve üç ile dördüncü mısraları başka bir kafi- yede olan nükteli bir şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Limit Value Orders)

Özel limit fiyatlı emirlerin belirli bir tutar sınırı konmuş şeklidir. Özel limit fiyatlı emre ilaveten maksimum işlem değeri “TL” olarak yazılır. Sistem, belirtilen tutardan fazla olmamak şartıyla, belirtilen fiyat seviyesine kadar, en iyi fiyatlı emirlerden başlıyarak tüm fiyat seviyelerinde işlem gerçekleşmesine olanak sağlayacaktır. Eğer belirtilen fiyat seviyesine ulaşmadan girilen tutar karşılandıysa, karşılanan tutardan fazla işlem olmasına sistem izin vermeyecektir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Limit Price Orders)

Fiyat ve Miktarın girildiği emirlerdir. İşlem kısmen veya tamamen olmazsa, gerçekleşmeyen kısım sistemde pasif olarak görünür.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Limit Orders)

Emri veren alıcının, işlemin gerçekleşmesi için kabul ettiği en yüksek fiyatı; satıcının ise satmaya razı olduğu en düşük fiyatı belli ettiği emir tipidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın iç çamaşırı ve gecelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili rahatsız; sinirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahammüllü, sabırlı, azap çeken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kereste için ağaç kesimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hantal, kaba; gürültülü. lumberingly z .hantalca

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Luther mezhebine olan, Protestan Hıristiyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine ore. mineral ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine ore. mineral ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Anaya ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مادری] anne ile ilgili, ana tarafı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD oynatıcının, ekranda gösterimli menülerle uzaktan kumanda aracılığıyla yönetilmesini sağlayan bir grafik kullanıcı arayüzü (GUI).

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakime ait, hakimane, amirane; tumturaklı; salâhiyetli maggisterially z. hâkimane surette. magisterialness i. amirane tavır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ay gibi peri kadar güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mahşeri andıran, mahşerle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Gülglllerden bir ağaç ve bunun erik büyüklüğündeki iri meyvesi, yenidünya (eriobotrya).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hususi bir tavır ve harekete fazla bağlı olma; yapma tavır; sanatta bir uslubu aşırı derecede kullanma. mannerist i. bir üslubu fazla kullanan sanatkar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Manuel kontrol düğmeleri, kullanıcıya odak, pozlama ve diğer fotoğraf makinesi ayarlarının belirlenmesinde büyük bir esneklik tanır. Bu sayede, daha yaratıcı çekimler yapabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. margrit, bot. Chrysanthemum frutescens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mâşere, topluluğa alt olan, ortaklaşa: Mâşerî vicdan, mâşerî devlet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معشری] kollektif, ortaklaşa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıbbi maddeler; tedavide kullanılan maddelerle ilgili tıp dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. maddi, özdeksel, cismani; bir şeyin esasına ait; bedensel; önemli, mühim, gerekli; to ile değgin, etkili; i. madde, malzeme; çoğ. gereçler; bez, dokuma, kumaş. material wellbeing maddi refah. materials science maddelerin kullanım ve nitelikleri i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i özdekçilik, maddecilik, materyalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maddilik, cismanilik; maddiyet; lüzum, önem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. maddileşmek, cisim haline girmek, cisimleşmek; gerçekleşmek; maddileştirmek; maddi bir nitelik vermek; cisim vermek (ruh), tecelli ettirmek. materializa'tion i. maddileştirme,maddileşme, cisimlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. levazım, malzeme, materyel, gereç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. damgalanmamış ve sahipsiz dana, başıboş buzağı; A.B.D., k.dili toplum kurallarına uymayan kimse; parti disiplinine uymayan politikacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معشری] kollektif.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalnız fosilleri bulunan ve Amerika kıtasına mahsus iri bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکاتب عسکریه] askerî okullar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabanıl hayvanlar koleksiyonu; yabanıl hayvanların sergilendiği yer, hayvanat bahçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pamuklu kumaşları boyamaya hazırlamak için bunları alkaliye batırmak; parlaklık vermek suretiyle kumaşı ipeğe benzetmek, merserize etmek. mercerized s. merserize.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Balkan yarımadasının güneydoğu kesiminden geçen akarsu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «merâdet» ten smüş). isyan ve serkeşlikte inat ve ısrar eden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., boylam dairesi, meridyen daire; doruk, zirve; s. meridyen; dorukta olan; öğle vaktine ait. meridian circle meridyen daire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. boylam dairesine ait veya benzer; güneye ait; güneyde olan; i. güneyli; güney Fransalı. meridionally z. meridyen doğrultusunda kuzey ve güney.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ekvatora dik olarak geçtiği farzedilen dairelerin her biri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méridien

gök b. boylam

Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen çemberiyle başlangıç olarak alınan Greenwich gözlemevinin meridyen çemberi arasındaki açı değeri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meridional. meridian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meridian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meridian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MERİH) (i. A.). Güneşten uzaklık bakımından gezegenlerin dördüncüsü, dış gezegenlerin ilkidir, Fars. behrâm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مریخ] Mars.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dünya’dan sonra güneşe en yakın olan gezegen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pasta üzerine konan bir çeşit krema; beze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. merinos koyununa veya yününe ait; i. merinos koyunu; merinos yününden yapılan kumaş; merinos yünü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méristème

bit. b. sürgen doku

Bitkilerde kök ve sapların gelişebilecek durumda olan uç bölümlerindeki, çok yüzlü, kolay üreyebilir hücrelerden oluşan bir doku türü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yararlık, değer; hüner, marifet; hak; mukâfat; fazilet; f. hak etmek, değer kazanmak, lâyık olmak. merit system A.B.D. devlet memurluğunda başarıya göre atama ve terfi sistemi. on his merits değerine göre. Order of Merit ingiliz kral veya krali

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hürmete layık, değerli, methedilmeye değer. meritoriously z. övülecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). 1. Parlaklık verilmiş iplik. 2. Bu iplikle yapılmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ondokuzuncu yüzyılda manyetizma ile hastaların tedavi edilebileceklerini ileri süren bir teori; ipnoz. mesmerize f. ipnotizma ile uyutmak; bütün dikkatini çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tedavi edilmeyen mide ülseri, müzmin gastrit ve çok içki içmenin neden olduğu bir çeşit kanserdir. Hastanın göğüs boşluğunda, yanma ve ağrı, sık sık susama, bulantı, kusma, kansızlık, ruhi çöküntü, az idrar ve sert büyük abdest görülür. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, iyileşme ihtimali o kadar fazla olur. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karanfil, su.

Hazırlanışı : Bir bardak sıcak suya, taze koparılmış ve ufalanmış 1 tane karanfil çiçeği konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülüp, aç karnına içilir. Bu işlem her yemekten önce tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Midenin iç yüzündeki belirli bir kısmın aşınması sonucu meydana gelen yaraya mide ülseri denir. Sinir bozukluğu, midede asit fazlalığı, zamanında ve iyi tedavi edilmeyen gastrit, mide zafiyeti, karaciğer yetersizliği veya safra azlığı, kalp hastalıkları, sindirilmesi güç yiyeceklerin aşırı derecede kullanılması, haddinden fazla sigara, çay, kahve veya asit yapıcı meşrubat içmek, alkol kullanmak veya bazı ilaçların uzun süre kullanılması mide ülserini doğuran nedenler arasındadır. Hastalığın başlangıcında mide ekşimesi ve ağırlık hissi vardır. Hastanın ağzına, sık sık ekşi su gelir. Tat alma duygusu hafiflemiştir, dil paslıdır, hastanın rengi solmuştur. Karnın üst kısmına bastırılınca, acıma hissedilir. Bu belirtiler ortaya çıktıktan sonra; en kısa zamanda tedaviye geçilmezse; yemeklerden 2-3 saat sonra sırta doğru yayılan şiddetli mide ağrıları başgösterir. Baş dönmesi ve terleme de görülür. Bu devrede, kusma ile bir miktar kan da görülebilir. Bazı kimselerin büyük abdestleri katran gibi olur. Bu işaretler, ülserin ilerlemiş olduğunu gösterir. Mide ülseri, bilhassa ilk bahar ve son bahar aylarında, çok rahatsız edici bir hal alır. Ağrı ve kanamalar artar. Mide ülseri, başlangıcında teşhis edilip de tedaviye başlanılacak olursa, telaşlanmaya ve korkmaya gerek yoktur. Bu durumda yapılacak ilk iş, üzüntüye kapılmamak, aksine bütün üzüntülerden sıyrılmaya gayret sarfetmektir. Sonra tedaviye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki hususlara kesinlikle uymak gerekir.

- Tedavi süresince istirahat edin.

- Yemeklerinizi, her gün belirli saatlerde yiyin.

- Bağırsaklarınızın düzenli bir şekilde çalışmasını sağlayın.

- Sigara, çay, kahve ve alkolü bırakın.

- Diş sağlığına önem verin.

- Süt ve sütlü yiyecekler, yumurta, kızarmış ekmek, tereyağı, pelte ve haşlanmış balık, sebze püreleri ve patates yemeğini sofranızdan eksik etmeyin Ayrıca aşağıdaki reçetelerden herhangi birini kullanmak da faydalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana

Hazırlanışı : İki avuç dolusu lahana yaprağı, önce soğuk su ile yıkanır. Sonra ezilerek suyu çıkarılıp, 1 kahve fincanı içilir. Aynı işlem 6 saat ara ile 3 hafta boyunca yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. miğferiyye) (botanik). Tulga şeklinde olan: Miğfer şeklinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Misafirleri iyi kabûl etme, misafirlere ikram eden adamın hâil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakanlık veya orta elçilik görevine ait; papaz veya vaizin görevine ait; yöneticiliğe ait; zorunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda yaralı şovalyeyi azaptan kurtarmak için son darbenin vurulduğu hançer; manastırda oruç gibi bir vecibeden affedilme; manastırda böyle affedilenlere mahsus oda; kilisede ayakta ilâhi soyleyenlerin dayandığı küçük çıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. merhamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayınvalide, kaynana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. annelik etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «feriy’» den if.) (mü. müfteriyye). Başkasına, aslı olmayan bir töhmet ve suç isnad eden, iftiracı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calumniator. slanderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. «fers» ten if.) (mü. müfterise). Yakaladığı, diğer hayvanları yırtıp paralayarak yiyen, yırtıcı: Hayvânât-ı müfterise. mec. Kindar, azgın kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hareye» den if.). 1. icat eden, bulan, meydana koyan, mucit: Dikiş makinesinin muhterîi. 2. Birine aslı olmayan şeyler isnad eden, iftira atan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hark» den if.) (mü. muhterika). Yanmış: Geçen günkü yangında üç ev muhterik oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hırs» tan if.). ihtirası olan, hırsı olan, çok istekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hırz» dan if.) (mü. muhterize). Sakınan, çekinen, ihtirâz eden: Ben, böyle iftiralardan pek muhterizim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محترز] kaçınan, uzak duran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kurb» den if.) (mü. mukteribe). Yaklaşan, Osm, takarrüb eden.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Gerçi şimdi elektrikler kesilince otomatik olarak devreye giren lambalar, hatta jeneratörler var ama mum hayatımız boyunca evimizin demirbaşı olmuştur. Onu o kadar hayatımızın olağan bir parçası olarak algılamışızdır ki, fitiline bir kibrit çaktığımızda onun nasıl yandığını, yandıkça katı kısmının nereye gittiğini düşünmeyiz bile.

Tarihi çok eskiye uzanan mum ışığının adeta büyülü bir gücü vardır. İnsanda romantik duygular uyandırdığı gibi, tüm dinlerde ruhani bir yeri de vardır. Ayin ve adakların vazgeçilmez malzemesidir. Mum tarihin ilk icatlarından biridir. Mısır’da ve Girit adasında milattan 3000 yıl önceden kalma mumlar bulunmuştur ama en yaygın kullanışı ortaçağda Avrupa’da olmuştur. Tarihi bu kadar eski olup da günümüzde de popülaritesini yitirmeyen ve çok yaygın olarak kullanılan başka hiçbir şey yoktur.

Aslında mumun yapısı çok basittir ama yanma mekanizması o kadar basit değildir. Mumun yapısında iki ana eleman vardır. Birincisi yakıt görevini gören, bir çeşit balmumu, ikincisi de emici özelliği olan bir çeşit sicim, yani fitil. Fitilin emici özelliği çok önemlidir. Çünkü mumun yanma sırrı burada gizlidir. Bu özellik gaz lambalarının fitillerinde de vardır ve onlar da aynı prensiple çalışırlar.

Elinize herhangi bir sicim alıp ucundan su dolu bir kaba daldırdığınızda suyun sicim tarafından emildiğini ve suyun sicim boyunca yukarı çıktığını renginin koyulaşmasından anlayabilirsiniz. İşte fitil de mumun üst kısmında alevden dolayı eriyen balmumunu emerek üst kısmına taşır ve bu bölgede yanmanın devamını sağlar, yani burada asıl yanan ve ışığı veren fitil değil balmumunun kendisidir.

Parafin balmumları ham petrolden yapılır, yani koyu bir hidrokarbon olup iyi bir yanıcıdırlar. Çakmağı çakıp fitili tutuşturunca, mumun en üst tabakasının da erimesine ve dolayısıyla mekanizmanın çalışmaya başlamasına sebep olursunuz. Fitil, bu erimiş balmumunu yukarı aleve doğru taşır, balmumu alevin sıcaklığında buharlaşır ve tutuşur. Yanan şey aslında mumun katı kısmı olduğundan mum tümüyle yanıp bittiğinde geriye pek bir şey kalmaz.

Mum yapmada en çok arı balmumu, benzin üretiminde petrolden çıkan bir yan ürün olan parafin veya bitkisel ve hayvansal yağlardan yapılan ‘stearin’ kullanılır. Günümüzde en fazla kullanılan mumlar bunların karışımı ile elde ediliyor. Mumlar çekme yöntemi ile, dökülerek veya pres edilerek yapılıyor. Her şey tamamlandıktan sonra boya banyolarına sokulurlar ve en sonunda da parlaklık kazandırmak için soğuk suya daldırılırlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Gerçi şimdi elektrikler kesilince otomatik olarak devreye giren lambalar, hatta jeneratörler var ama mum hayatımız boyunca evimizin demirbaşı olmuştur. Onu o kadar hayatımızın olağan bir parçası olarak algılamışızdır ki, fitiline bir kibrit çaktığımızda onun nasıl yandığını, yandıkça katı kısmının nereye gittiğini düşünmeyiz bile.

Taeihi çok eskiye uzanan mum ışığının adeta büyülü bir gücü vardır. İnsanda romantik duygular uyandırdığı gibi, tüm dinlerde ruhani bir yeri vardır. Ayin ve adakların vageçilmez malzemesidir. Mum tarihin ilk icatlarından biridir. Mısır’da ve Girit adasında milattan 3000 yıl önceden kalma mumlar bulunmuştur ama en yaygın kullanılışı ortaçağda Avrupa’da olmuştur. Tarihi bu kadar eski olup da günümüzde de popülaritesini yitirmeyen ve çok yaygın olarak kullanılan başka hiçbir şey yoktur.

Aslında mumun yapısı çok basittir ama yanma mekanizması o kadar basit değildir. Mumun yapısında iki ana eleman vardır. Birincisi yakıt görevini gören, bir çeşit balmumu, ikincisi de emici özelliği olan bir çeşit sicim, yani fitil, Fitilin emici özelliği çok önemlidir. Çünkü mumun yanma sırrı burada gizlidir. Bu özellik gaz lambalarının fitillerinde de vardır ve onlar da aynı prensiple çalışırlar.

Elinize herjangi bir sicim alıp ucundan su dolu bir kaba daldırdığınızda suyun sicim tarafından emildiğini ve suyun sicim boyunca yukarı çıktığını renginin koyulaşmasından anlayabilirsiniz. İşte fitil de mumun üst kısmında alevden dolayı eriyen balmumunu emerek üst kısmına taşır ve bu bölgede yanmanın devamını sağlar, yani burada asıl yanan ve ışığı veren fitil değil balmumunun kendisidir.

Parafin balmumları ham petrolden yapılır, yani koyu bir hidrokarbon olup iyi bir yanıcıdırlar. Çakmağı çakıp fitili tutuşturunca, mumun en üst tabakasının da erimesine ve dolayısıyla mekanizmanın çalışmaya başlamasına sebep olursunuz. Fitil, bu erimiş balmumunu yukarı aleve doğru taşır, balmumu alevin sıcaklığında buharlaşır ve tutuşur. Yanan şey aslında mumun katı kısmı olduğundan mum tümüyle yanıp bittiğinde geriye pek bir şey kalmaz.

Mum yapmada en çok arı balmumu, benzi