Emma Bad | Emma Bad ne demek? | Emma Bad anlamı nedir?

Emma Bad | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: emma bad

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. difficult position. dilemma. deceit. trick.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Adı ve ismi olan, adlanmış: Ahmed adlı = Ahmed nâm, Ahmed ismiyle müsemmâ. 2. Meşhur, tanınmış, şöhret kazanan. 3. Fenalıkta adı çıkmış. İyi adlı = itibarlı, iyi şöhretli. Adlı sanlı = Şöhret, şan ve itibar sahibi.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça «ayıp», Farsça «cüsten» = aramak). Herkesin ayıbını arayan, noksanını ve lekesini meydana çıkarmak isteyen, Ar. zemmâm, zemmedici.

Türkçe Sözlük

(i. F.) Yel, rüzgâr. Bâd-ı sabâ: Sabah rüzgârı, sabahleyin esen bir rüzgâr. Bâd-peymâ = Pek çabuk yürüyen (rüzgâr ölçen). Bâd-reftâr = Çabuk yürüyen (rüzgâr yürüyüştü). B8d-ı havı = (bk.) BAdıhevâ.

Türkçe Sözlük

Yahut bâdâ. (F. «bûden» fiilinden). Olsun, ola (Bazı Farsça terkiplerde kullanılır). Herçi b4d-Abid = Ne olursa olsun!

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باد] rüzgar, yel. 2.defa, kez. 3.yük. 4.olsun.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).(worse,worst) kötü, nahoş; değersiz; kifayetsiz; yanlış, kusurlu; geçersiz; bozuk, zararlı; keyifsiz, hasta; pişman, müteessir; şiddetli, sert; çürük. in bad k. dili güç durumda. be bad at something bir şeyi becerememek. bad debt şüpheli alacak, tahsi

Türkçe - İngilizce Sözlük

headgear. prelims. helmet. bonnet. cap. head-dress. headpiece. title. headline. heading. caption. casque. chapiter. hood. lemma.

Türkçe Sözlük

(i. F. be = bağlama edatr, nâm = ad). 1. Adlı, müsemmâ: Rüstem nâmiyle be-nâm bir adam. 2. Meşhur, Ar. şehîr, Fars. nâm-dâr: Şâir-i be-nâm.

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead-end. inerasable. dead. dead end. deadlock. quicksand. dilemma. impasse. toughie. cleft stick. crunch. culde-sac. den. extreme. fix. predicament. quag. quagmire. scrape. stalemate.

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead end. deadlock. dilemma. futile. indelible. scrape. stalemate. stand.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarak; midye ve istiridyeye benzer eti yenir bir deniz hayvanı, (zool). Cardium edule; bu hayvanın kabuğu; küçük hafif sandal. cockleshell (i). tarak kabuğu; küçük hafif sandal; kırışık. corn cockle karamuk, (bot). Agrostemma githago It warmed the co

Türkçe Sözlük

(i.) (asıl demek ve komak fiillerinin mazileridir). 1. Boş söz. Ar. kiyl-ü-kaal, Fars. güft-ü-gû. 2. Şunu bunu çekiştirme, nemmâmlık, suhançinlik, laf getirip, götürme, laf toplama.

Türkçe Sözlük

(i.). Dedikoduyu sever. Osm. nemmâm, suhançtn.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kil). diyakozluk, şemmaslık; diyakozlar heyeti.

Türkçe - İngilizce Sözlük

In popular use a dilemma can be almost any sort of difficult choice, but in logic a dilemma is a choice in which there are only two options, attractive or not One can refute a dilemma, that is, show that is not a real dilemma, by finding a third possibili

Türkçe - İngilizce Sözlük

Catch-22 , dilemma , fix , jam.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müşkül durum, çıkmaz; (man). ikilem, dilem. the horns of a dilemma her biri imkânsız olan iki şık.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Her canlının ve insanın ölüm vakti: Ecel gelince baş ağrısı bahane olur. Ecel-i kazâ = Bir kazaya uğrayarak ölüm. Ecel-1 müsemmâ, ecel-i mev’Üd = Tanrı katında tekdir edilmiş olan: Ecel-i mev’Üdlyle öldü.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ücûr). 1. Bir iş karşılığı verilen şey, karşılık (bu mânâ ile ücret kelimesi daha uygundur). 2. Bir iyi iş yahut sabır ve tevekkülle karşılanan bir musibete karşı verilen mânevî mükâfat, sevap: Allah ecir ve sabır versin, (hukuk) Ecr-i misil = Bir iş için ehli vukuf tarafından tayin olunan ücret. Osm. ücret-i hakikiye. Ecr-i müsemmâ = Mukavele ve pazarlıkla tayin olunmuş ücret.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. emârât). Alâmet, nişan, eser: Buradan geçmiş olduğunu gösterecek hiçbir emâreye tesadüf edemedik (emmâre yanlıştır), (bk.) Emmâre.

Türkçe Sözlük

(i. A. emr’den imüb.) (müzekkeri kullanılmaz). Fazlasıyle emredici. Ar. mücbir: Nefs-i emmâre = İnsana kötülükleri emreden nefis ve şehvet duygusu.

Türkçe Sözlük

(e. A.) (fe edatı ile emmâ’dan mürekeptir). Kaldı ki, ona gelince.

Türkçe Sözlük

(i.). Arkadan herkesin aleyhinde söz söyleyen, çekiştiren. Ar. fassâl, zemmâm.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. gemmae) bot., zool. tomurcuk, yaprak tomurcuğu; bazı bitki ve hayvanlardan ayrılıp bağımsız yaşayan kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f., biyol. tomurcuklanan, tomurcuklar vasıtası ile yeni filiz veren; f. tomurcukla çoğalmak. gemma'tion i., biyol. tomurcuklanma, tomurcuklarla çoğalma.

Türkçe Sözlük

(i.). Arkadan herkesin aleyhinde söz söyleyen, çekiştiren. Ar. fassâl, zemmâm.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boynuz; boynuz şeklindeki herhangi bir sey; müz boru; eyer kaşı; klakson, korna. horn of plenty bolluk, bolluk sembolü. horns of a dilemma birinin seçilmesi icap eden iki müşkül şık, bak. dilemma. blow one's own horn böbürlenmek. draw in one's horns

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin yapılması için o işlerle uğraşan birini vazifelendirmek: Masayı, marangoza ısmarladım. 2. Kendi hesabına başkalarına yedirip içirmek: Dün akşam arkadaşlara yemek ısmarladım. 3. Emanet etmek: Allahaısmarladık = Allah’a emmanet ettik. 4. Bir işin yapılmasını başkasına havale etmek: Acele etme, sana ısmarladığım şeyler var.

Şifalı Bitki

(agrostemma githago): Karanfilgiller familyasından, yurdumuzda hububat yetiştirilen tarlalarda görülen, çoğu zaman buğdayla karışık olarak biten, 30-100 cm yüksekliğinde, tohumları zehirli bir bitkidir. Üzeri tüycüklerle kaplıdır. Yaprakları almaşıktır. Çiçekleri büyük ve güzel ve morumsu pembe ve ender olarak da beyazdır. Kullanıldığı yerler: Soğuk algınlığını giderir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (Yu., çoğ. lemmata) man. yardımcı önerme; bir şiir veya yazı önsözü.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. levvâme) (levm’den imüb.). Levm eden, aşağılayan. Nefs-i levvâme = Bir kötülük yaptıktan sonra hâsıl olan vicdan rahatsızlığı; nefsin üç çeşidinden biri olup, diğer ikisine nefs-i emmâre ve nefs-i mutmaine denir, bk. Emmâre, mutmain.

Türkçe Sözlük

(i. A. «lem» den imef.) (mü. mülemaa). 1. Alaca, renkli, çok renkli. 2. (edebiyat) Her mısraı ayrı bir dilde olan (şiir): Arapça Türkçe bir mülemmâ. 2. (yanlış olarak) Sıvanmış, sıvama, bulaşmış, Fars. Alûde, Ar. mülevves: Üstüm başım mülemmâ çamur oldu.

Türkçe Sözlük

(I. A. «ism, semv, sümüvv» den imef.) (mü. müsemmât). Bir ismi olan, adlandırılmış: Ahmed ismiyle müsemmâ bir adam. İsmiyle müsemmâ = Kendisine yaraşır ve hâline uygun bir isimle isimlendirilen. Müsemmâ b’ln-nakiz = Hareket ve tutumunun tam tersi mânâda ismi olan: Kötü bir adamın adının «Hayri» olması gibi.

Türkçe Sözlük

(MUŞAMMA) (i. A. «şem » den imef.) (mü. müşemmaa). Muşamba (bk.) Muşamba.

Türkçe Sözlük

(halk dilinde: NEFİS) (i. A. (e. nüfûs, enfüs). 1. Ruh, can, hayat. 2. insandaki maddî ve beşerî ihtiyaçlar: Nefsine mağlûp olmak. Nefs-I emmâre = İnsanı kötülüğe sevk eden şehvet. Nefs-i levvâme = Vicdan rahatsızlığı. Nefs-i mulmainne = iyiliği kötülükten ayırtarak insana insanlık vazifesini tanıttıran kuvvet. Nefs-i nitıka = insan ruhu. 3. Şahıs, zat, kendi: Herkes kendi nefsini düşünür. 4. Asıl, cevher. 5. Bir şeyin asıl kendisi, merkezi: Nefs-i Bursa’da oturuyor. 6. Meni, nutfe, bel suyu. Balık nefsi = İspermeçet. Bi’n-nefs = Bizzat. Fî-nefsü’l-emr, nefsü’l-emrde = Haddi zâtında. Nefsine = Herkes kendini düşünerek, kimsenin kimseye hayrı olmama. Nefsi yenmek = Gayret ederek nefis ve şehvete galip gelmek.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nemâim). Nemmâmlık, kovculuk, dedikoduculuk, çekiştiricilik, gıybetçilik.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nemâim). Nemmâmlık, kovculuk, dedikoduculuk, çekiştiricilik, gıybetçilik.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kovcu, nemmâm, gammâz, dedikodusu.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kovcu, nemmâm, gammaz, dedikodusu.

Türkçe Sözlük

(i. A. «nemm» den imüb.) (mü. nemmâme). Ardından konuşan, münafık.

Türkçe Sözlük

(i. A. «nemm» den imüb.) (mü. nemmâme). Ardından konuşan, münafık.

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of cloth remmants. seller of spare parts. outlet store.

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of cloth remmants. seller of spare parts. outlet store.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. remmâl). 1. Kum. 2. Nokta ve çizgilerle gaipten haber verme dolandırıcılığı, remil.

Türkçe Sözlük

(I. A. «remi» den imüb.). Remmal açan, kumla fal bakan.

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud. burgeon. button. eye. fruit-bud. gemma. sprout.