Emme Basma Tulumba ne demek? | Emme Basma Tulumba anlamı nedir? | Emme Basma Tulumba

Emme Basma Tulumba anlamı nedir?

Emme Basma Tulumba ne demek?

Emme Basma Tulumba anlamı nedir?

Emme Basma Tulumba | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: emme basma tulumba

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of suction pump. primer pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp), Katarakt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arrive at. to enter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Basmak işi. 2. Beyaz dokunup sonra renk ve çiçekleri basılmış pamuklu ince dokuma: ingiliz basması. 3. Tabaat, tab’ = Hurufat basması, tipografya. Taşbasması = Litografya. Kalıp basması = Istraotip. Basılmış, tab’olunmuş. Matbû = Basma kitap, yazma mukabili. Basmakalıp (basma kalıp) = Aynen sureti çıkarılmış, tıpkı tıpkısına taklit, yapan kimsenin zekâsı eklenmeyen iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıkrıkçı tezgâhının kütüğü: Delikli başma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calico. print. printed cloth. cotton print. calico. chintz. pressing. printing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressure. printed cotton. calico. printed matter. printed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embossing. pressing. print. publishing. printed. printed cloth. squeezing. burnishing. thrust. strain. exertion. direct printing. imprint. stamping. compression. strike. invasion. raid. flood. india print. printed cotton. printed calico. cotton prints. im

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

template.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Tülbent üzerine kalıp basan adam. 2. Matbaacı. 3. Basma yapan ve satan adam. 4. Türkistan’da Ruslar’a karşı çete savaşı veren Türk gerillası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Basmacı sanatı, (bk.) Basmacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Basma yeri, matbaa. Ar. dâr-üt-tab’.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(müzari: Basar). 1. Ayakla çiğnemek, pây-mâl etmek: Buraya basmayın. 2. Ağırlık vermek, tazyik etmek: Sandığın içine eşyayı basarak yerleştirmeli. 3. Kalıp vurmak: Tülbendi basmak, mühür basmak. 4. Tab’ ve temsil etmek, dizilmiş veya litografya taşına geçirilmiş yazıyı makine veya tezgâhta kâğıda geçirmek: Kitap, gazete basmak. S. Birdenbire hücum etmek, ansızın üstüne varmak: Geç vakitte misafirler bastılar. 6. Kabahat işlerken üstüne varıp tutmak: Bir kalpazanın evini basmışlar. 7. Kuluçka oturtmak: Bir tavuk bastım. 8. Vurmak, koymak: El basmak. 9. Vurmak, dövmek: Dayak basmak. 10. Yatırıp boğazlamak, kesmek: Sığır basmak. Tl. Ayakta durmak: İki yaşında çocuk da daha basmıyor. Yeni yeni basmaya başlıyor. 12. Çökmek, oturmak: Bu binanın bir tarafı basmış. 13. Gelmek, tutmak, musallat olmak, galebe etmek: Ateş bastı, hararet bastı, uyku bastı, ağırlık bastı. Ayak bastı. 14. Gitmek, uğramak: Bir daha onun evine ayak basmayacağım. 15. Israr etmek: Gitmemeye ayak basıyor. Ağır basmak. 16. .Yavaş yürümek. 17. Ehemmiyetini göstermek. Ağırlık basmak = KAbusa tutulmak. Al basmak = Loğusalara musallat olan bir nevi yılancığa tutulmak. Aybasmak = Aybaşı tutmak, tecennün etmek, çıldırmak. Ayaklar yere basmamak = Çok sevinmek. El basmak = Yemin etmek. İz basmak = iz takip etmek. Bağra basmak = Kucaklamak. Bamteline basmak = Hiddetlendirmek. Çürük tahtaya basmak = Şüpheli ve muhataralı bir işe girişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Ayakkabı, haf, kefş, pabuç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step on. print. press. publish. raid. break into. attack suddenly. flood. come upon. weigh. catch. come on. flow. foray. impress. imprint. irrupt. jam. letter. sink. stamp. stencil. step. stomp. tread. tread on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. bust. compress. counterfeit. depress. imprint. invade. press. print. publish. push. raid. step. strike. trample. tread. utter. to tread. to step. to trample. to press. to depress. to compress. to print. to raid. to bust. to descend. to flood. to f

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. to stamp. to raid. to follow. to set in. to let out. to drop. to compress. to push. to inundate. to attack. to storm. to surprise. to invade. to depress. to mill. to exert. to imprint. to heft. to print. to coin. to tread on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Gazete ve dergilerin baş tarafına konan önemli makale, başyazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

editorial. leading article. feature article. shirttail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotype. conventional. cliche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakkabı yapan adam, haffaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Vaktiyle sultanların tahsisatı, has arpalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating by pushing/pressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emmek işi. Ar. mas, cezb: Çocuğun süt emmesi. Emmekle hasıl olan: Emme tulumba = Suyu çekerek veren tulumba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction. absorption. adsorption. sucking. suction. suck. aspiration. soak. sorption. vacuum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absorption. imbibition. occlusion. suck. suction. sucking. intake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction. sucking. absortion. soakage. intake. absorbed. absorption. suck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of suction pump. primer pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nefesle çekmek. Osm. massetmek: Sütü birden emerek içti. Memeyi, dudağını, parmağını emmek. Parmak emmek = Hayrette kalmak, parmak ısırmak. Süt emmek = Memede olmak: Hâlâ süt emiyor. Kanını emmek = Nesi varsa almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suck up. suck. suck in. absorb. adsorb. soak. soak in. sop up. drink in. siphon off. syphon off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absorb. suck. to suck. to absorb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to absorb. to suck. to soak. to draw. to lift. to drink. to pump. to press out. to profit from. to soak up. assimilate. imbibe. swallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kadınlarda âdetleri kolaylaştıran ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düşük kaliteli bir cins buğday, bot. Triticum dicoccum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göz merceğinin normal oluşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). kadın. femme de chambre oda hizmetçisi. femme fatale baştan çıkartıcı kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birkaç kişinin birini yakalayıp kaldırması: Adamı, kargatulumba götürdüler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gönlü daralmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkçe halk dilinde: merâmet). (bk.) Merâmet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرمت] onarım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

onarmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). T. Yerme, kınama, zemmetme. 2. Kötü iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Temin edilmiş, sağlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mehd.den imef.) (mü. mümehhede). 1. Yapılmış. 2. Düzenlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «kemâl» den imef.) (mü. mükemmele). Kemâle erdirilmiş, kemâl bulmuş, olgun, eksiksiz, kusursuz, tam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfect. excellent. complete. unique. accomplished. all-around. alpha plus. ambrosial. banner. beyond praise. bully. capital. champion. classic. classical. classy. commanding. consummate. copybook. dandy. dreamy. elegant. famous. faultless. fine. fin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. consummate. excellent. exquisite. fabulous. faultless. flawless. glittering. grand. ideal. immaculate. impeccable. masterly. perfect. prodigious. smashing. spectacular. splendid. superb. terrific. ultimate. prodigous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consummate. excellent. perfect. superb. absolute. clean. down to the ground. elegant. exemplary. fabulous. famously. fine. finished. first rate. gilt edged. good. great. groovy. impeccable. lush. on the nose. peachy. perfection to. splendid. terrific. tho

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfectly. superbly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mükemmellik, eksiksizlik, kusursuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfection. superbness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

processing. refinement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consummate. perfect. to perfect. to consummate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame up. tide it over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfection. excellence. faultlessness. class. consummation. finish. impeccability. soundness. thoroughness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excellence. perfection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superbness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «semân» dan imef.) (mü. müsemmene). 1. Sekiz kat, sekizli, sekizlik, sekiz parçadan yapılmış. 2. (matematik) Sekiz açılı, sekiz köşeli, sekizgen: Şekl-i müsemmen. 3. (edebiyat) 8 er mısralık kıtalarla yazılmış manzume. Müsemmen şarkı == 8 mısrâlı şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (musiki). Türk musikisinde 8 zamanlı bir usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şemsiden imef.) (mü. müşemmese). Güneşe gösterilmiş, güneş görmüş, güneş gören, güneşli: Müşemmes oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müteyemmin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکملا] tam olarak, mükemmel olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکمليت] mükemmellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coinage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coinage. coining. coin of money. minting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coinage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coinage. coining. coin of money. minting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). I. Bir kere koklama. 2. Pek az miktar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شمه] çok az.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. soubassement

mim. oturmalık

Sağlam bir taban oluşturmak için temel ile birlikte belli bir yüksekliğe ulaşmış yapının oturduğu bölüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(f. A.) «Bitti» ve «tamam oldu» mânâsıyla «tamam» dan Ar. geçmiş zaman kipi olup eskiden kitabın sonuna yazılırdı: Temme’l-kitâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. tromba’dan galat). 1. Suyu bir taraftan çekip diğer teraftan vermeye mahsus makine: Kuyu, yangın tulumbası. Firenk tulumbası = Su çıkarmaya mahsus madenî tulumbe, 2. Denizden suyu yukarıya çekip sonra boşaltan bir çeşit kasırga ki, rastgeldiği gemiler için pek tehlikelidir, hortum, Fars. gird-bâd. 3. (tıp) Vücudun İçinde biriken sıvıları çekip almaya veya sıvı bir ilâcı vücudun içine vermeye mahsus büyük şırınga. 4. Bir tulumbaya bağlı olup onu idare eden başıbozuk veya asker, tulumbacılar takımı. Tulumba tatlısı = Fıskiye gibi bir makineden sıkılıp çıkarılan bir cins hamur tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump. force pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump. fire engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump. water pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eskiden mahallelerde eski usul yangın tulumbalarını yangın yerine götürüp orada kullanan adam. 2. Evlerde su tulumbalarını tamir eden işçi. 3. mec. Çapkın, haylaz, terbiyesiz, hâl, hareket ve muamelesi pek kaba ve sert adam, hayta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker / seller of pumps. member of a fire brigade. hell-raiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yangın tulumbası idare edip yangın söndürmek ve su tulumbası tamir etmek işi: Tulumbacılık, tehlikeli bir iştir. 2. mec. Terbiyesizlik, çapkınlık, kaba ve sert hareket ve muamele, haytalık.

Türkçe Sözlük by