Ems ne demek? | Ems anlamı nedir? | Ems

Ems anlamı nedir?

Ems ne demek?

Ems anlamı nedir?

Ems | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ems

Teknolojik Terim

İmaj ve ses içeren mesajlaşma sistemidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Adamsız.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Erkek İsmi) - Dinin güneşi.- Türk din bilgini ve hekim. (Şam 1389-Göynük 1459). Fatih’in hocasıdır. İstanbul’un fethinde bulundu. Ünlü sahabi komutan Eba Eyyub el-Ensari’nin mezarını bulduğu söylenir. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dünya çapında, dünyaya yaygın, evrensel, cihanşümûl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universal. worldwide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علم شمول] dünyayı kaplayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Güneş kaynağı. 2.Mısır’da bir kasaba. 3.Bir cins değerli taş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head nurse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Broker)

Borsamız mevzuatında Üye temsilcisi kavramı kabul edilmiş olduğundan tanım “Üye Temsilcisi” maddesi altına alınmıştır.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Fars) (Erkek İsmi) 1.Hz.Süleyman. 2.Cemşid’in oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Cemşasb’ın babası.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دمساز] yakın arkadaş.2.sırdaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ضروب امثال] atasözleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EMSAL) (i. A. c.) (m. mesel). 1. Eş, benzer, Fars. mânend, Ar. nazîr: Bunun emsali yoktur, emsalsizdir. 2. Örnek, nümOne, bir müsaade veya resmî işte açıklık olmadığı takdirde dayanılacak örnek: Emsal yoktur; başkalarına emsal olmamak şartıyle buna müsaade olunmuştur. Emsal rakamı (matematik) = Bir sayının kaç misli sayılacağını gösteren rakam. Durub-ı emsâl = Atasözleri, vecizeler. (bk.) Darb-ı mesel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal. peer. similar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peer. precedent. similars. equals. compeer. coefficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precedent. peer. similar cases. equal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ امثال] hikayeler. 2.masallar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ امثال] örnekler. 2.benzerler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kıssalar, hikayeler, destanlar. 2.Numuneler, örnekl(Erkek İsmi) 3.Eş benz(Erkek İsmi) 4.Yatış denk. 5.Katsayı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşsiz, benzersiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprecedented. matchless. peerless. incomparable. unequaled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matchless. peerless. unequalled. unprecedented. unsurpassed. without precedent. puller. unexampled. unique. unmatched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mısr). Mısırlar, büyük şehirler. «El-Mısrân» tesniyesi (ikilemesi) Küfe ile Basra’yı gösterirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. misSI). 1. Misaller, örnekler, (bk.) Misâl. 2. (gramer) Arapça’da fiil tasniflerinin çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امثله] örnekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inaction. inertia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. Güney Afrika'ya mahsus boynuzları uzun ve ince iri ceylan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıymetli taş, yontulmamış kıymetli taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasol. sunshade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harem dairesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حرم سرای] harem dairesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir şehir ahalisinden olan, memleketli: Bir hemşeri gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kız kardeş, Fars. hâher, Ar. uht.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همسال] yaşıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همسایه] komşu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [همسفر] yoldaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow townsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ هم شهری] hemşeri. 2.yurttaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همسر] eş, karı kocadan her biri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hemşehrî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir memleket ahalisinden olanlar arasındaki münasebet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [هم سن] yaşıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nurse. sick nurse. sister. health visitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nurse. sister. sister kız kardeş. bacı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nurse. sister. sicknurse. trained nurse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همشيره] kızkardeş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kız kardeş oğlu veya kızı olan yeğen. Kız kardeşten yeğen: Benim hemşîre-zâdemdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursing. sisterhood kız kardeşlik. nursing hastabakıcılık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursing. sisterhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [هم صحبت] sohbet arkadaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (terz). kumaşın kenarını ajurla bastırmak, ajur yapmak; (i). ajur, antika, sıçandişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (uyd. k.). İstem dışında yapılan, gayr-ı iradî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involuntary. reflex. automatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involuntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involuntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(halk ağzında: KUDÜMSÜZ) (i.). Uğursuz, meymenetsiz, Ar. meş’Üm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğursuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Daha çok başkasının adına kalem münakaşalarına girişen yazarlar hakkında alay yollu söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kekresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biraz di! buran, ekşice, buruksu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kerem).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Görev ve sınıfında eskimemiş, yeni, zamanca terfie hak kazanmamış: İktidarı varsa da kıdemsizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking seniority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıdemi olmama, sınıf ve görevde yenilik: Kıdemsizliği terfiine engel oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A.). 1. Dokunma, el ile tutma: Bir cismin sert veya yumuşak ve sıcak yahut soğuk olduğu lems ile anlaşılır. Beş duygudan biri, dokunma duygusu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لمس] dokunma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. lemsiyye). Dokunmaya ve dokunma duygusuna ait: Hiss-i lemsî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماتمسرا] yas tutulan ev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meme başı biçiminde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meşy»den im.) (memşâ-hâne şeklinde söylenmesi büyük yanlıştır). Ayakyolu, helâ, abdeshane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «mesh» den imef.) (mü. memsûha). Mesholunmuş, çirkin bir hayvan şekil ve suretine sokulmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çare bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.) (Slavca «dilsiz» demektir). 1. Alman, Almanyalı, Avusturyalı: Nemçe dili. 2. Almanya, Avusturya: Nemçe İmparatorluğu. Nemçe arpası = İç kabuğu çıkarılmış ve temizlenmiş beyaz arpa ki, aşure ve sütlacı olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.) (Slavca «dilsiz» demektir). 1. Alman, Almanyalı, Avusturyalı: Nemçe dili. 2. Almanya, Avusturya: Nemçe imparatorluğu. Nemçe arpası = İç kabuğu çıkarılmış ve temizlenmiş beyaz arpa ki, aşûre ve sütlacı olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Alman veya Avusturyalı tarz usul veya dilinde olan, Almanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Alman veya Avusturyalı tarz usul veya dilinde olan, Almanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Almanya veya Avusturya ahalisinden olan: Nemçelilerin ahlâk ve Adetleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Almanya veya Avusturya ahalisinden olan: Nemçelilerin ahlâk ve Adetleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nemçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nemçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caring. count. heed. opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

count. regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Mühimsemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

have a high opinion of. attach importance to. pay attention to. care. mind. care about. make much of. heed. take heed of. notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. heed. regard. to care. to mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consider sb / sth important. heed. overrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treat smb. like dirt. close one's eyes to. make light of. set at nought. piss on smth. not to care twopence for. play down. play it low down. have a low opinion of. disregard. ignore. pay no attention. coquet. discount. make little of. set at naught.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disregard. minimize. slight. to disregard. to make light of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play down. shrug off. slight. slur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be considered important.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be considered important.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Ehemmiyetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unimportant. of no account. unessential. small. insignificant. inconsiderable. no-account. worthless. secondary. back-burner. trivial. derisive. derisory. dinky. empty. fiddling. footling. not healthy. immaterial. inconsequential. inconspicuous. indi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

featherweight. footling. fractional. humble. immaterial. inconsequential. inconsiderable. inconspicuous. inessential. insignificant. irrelevant. little. measly. minor. negligible. null. paltry. peripheral. petty. piddling. scrubby. slight. small. trifling

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trivial. minor. unimportant. without importance. of no importance. of no import.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bagatelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chip. fig. fillip. knick nack. stiver. toy. trifle. a mere trifle. twopence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immateriality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unimportance. insignificance. nothingness. slightness. triviality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinkish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinkish. rosy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinkish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Penbe renge çalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şümûs). Güneş. Fars. Aftâb, hurşîd; Şems ve Kamer: Ay’la güneş, tulO-ı şems = Güneşin doğuşu, gurûb-ı şems = Güneşin batışı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شمس] güneş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güneş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.„Ar. şems = güneş, Fars. Abâd = bir şeyin çok bulunduğu yer). Güneşi çok, güneşli, güneş alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. Ar. şems = güneş; Fars. siper = kalkan). 1. Yüzü güneşten muhafazaya mahsus beyaz bezden yapılmış bir çeşit başlık. 2. Şapka siperi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Harçla işlemeli veya oymalı vesair türlü olarak güneş resminde pafta. 2. Bu tarzda yazma kitapların başındaki şekil.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin güneşi, dinin insanlara verdiği aydınlık. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır (Şemsettin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. şemsiyye). 1. Güneşe ait. 2. (astronomi). Manzûme-i Şemsiyye: Güneş sistemi. Sene-i şemsiyye: Güneş yılı ki 365 gündür, zıddı: Sene-i kameriyye ki, Aylarla hesaplanır. 3. (edebiyat). Hurûf-ı şemsiyye = Arapça’da harf-i târifleri «lâm = I» olarak değil, kelimenin ilk harfi gibi okutan harfler: te, se, dal, ve, re, ze, sin, şın, sâd, tı, zâl, lâm, nûn harfleri. Zıddı: Hurûf-ı kameriyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شمسی] güneşle ilgili. 2.güneş takvimi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güneşe ait, güneşle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) Güneşin aydınlığı, parlaklığı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) - Kadınların güneşi. Güneş gibi kadın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güneşin ışığı, nuru.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شمشير] kılıç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEMSİYYE) (i. A.). Güneş veya yağmurdan korunmak için tutulan el çadırı: Şemsiye açmak, tutmak. Şemsiye şeklinde yukarısı geniş ve gölge eder çeşitli ağaçlara da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

umbrella. gingham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brolly. umbrella. parasol. beach umbrella.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

umbrella. parasol. beach umbrella. gamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شمسيه] güneşlik. 2.şemsiye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şemsiye yapan ve satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Şemsiye yapmak işi ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Şemsiyeler ilk olarak 3400 yıl önce Mezopotamya’da, bir rütbenin, bir ayrıcalığın sembolü olarak kullanılmaya başlandı. Bu ilk şemsiyeler Mezopotamyalıları yağmurdan değil, yakıcı güneşten korumak için kullanılıyordu.

Şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı. Bugün bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı görülmektedir. Hatta İngilizce’de şemsiye anlamındaki ‘umbrella’ kelimesi, Latince gölge anlamına gelen ‘umbra’ kelimesinden türemiştir.

Milattan önce 1200 yıllarına gelindiğinde şemsiye Mısırlılarda biraz dini bir anlam kazandı. Gökyüzünün Tanrının vücudundan yapılmış, dünyayı koruyan bir şemsiye olduğuna inanıyorlardı ve başlarının üzerinde taşıdıkları şemsiye yüksek ahlak sembolü idi.

Romalılar şemsiye kültürünü Mısırlılardan aldılar ama onu hep kadınsı bir sembol olarak gördüler ve erkekler tarafından hiç kullanılmadı. Yağlı kağıttan yapılan şemsiyelerin yağmuru da geçirmediği görülünce, kadınlar tarafından yağmurda da kullanılmaya başlandı. Artık antik tiyatrolarda, yağmurda kadınlar şemsiyeler altında rahat rahat otururlarken, erkekler sırıl sıklam ıslanıyorlardı.

Avrupa’da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına 1700’lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu.

Bir çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam edildi. Günümüzde yazın şemsiye kullanma adeti pek kalmadı ama yağmurda erkekler siyah şemsiye taşımada hala ısrarlı. Kadınlar ise cıvıl cıvıl renklerdeki şemsiyelerle dolaşıyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

umbrella stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

umbrella stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.)- - Güneş parçası. Çok parlak. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنهء شمسيه] şemsî yıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsystematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsystematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEMSİL) (i. A.) (c. temsîlât). 1. Benzetme, teşbih: Bu işi falan şeye temsil ediyorum. 2. Bir şeyin aynını çıkarma, tiraj: Bu kitap ilk defa basıldı, temsil olundu. 3. Mesel söyleme: Durun size bir temsil ile anlatayım. 4. (Türkçe) Sahne oyunu, piyes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representation. acting. stage play. presentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rendering. rendition. representation. show. spectacle. performance. for example. performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representation. performance analogy. comparison. assimilation. example. for example. show. simile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تمثيل] tiyatro oyunu. 2.sözgelişi. 3.özümseme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting. exponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perform. play. present. represent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to represent. embody. impersonate. stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمثيلات] tiyatro oyunları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birinin veya bir topluluğun adına davranan kimse, mümessil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representative. rep. representative. agent. spokesman. ambassador. commissionaire. coryphaeus. delegate. deputy. emissary. envoy. nominee. substitute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. delegate. representative. substitute. envoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attorney. agent. representative. sales account. commissary. concessionnaire. delegate. one's man of business. rep. vicarious agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representation. legation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representative office. agency. representation. being representative. office of a representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Temsile ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representative. imaginative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representative. imaginative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meşy» den masdar). Yürütme, ilerletme, ileriye götürme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Temşiye.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zam.) kendileri, kendilerini, kendilerine, kendilerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Member Representative)

Borsa’da işlem yapma yetkisine sahip aracı kuruluş temsilcisidir


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Rusya'da vilayet meclisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by