Ender ne demek? | Ender anlamı nedir? | Ender

Ender anlamı nedir?

Ender ne demek?

Ender anlamı nedir?

Ender | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ender

Türkçe Sözlük

(i. A.) («nâdir» den itaf.). Daha veya pek nâdir: Yakutun iyisi ender bir taştır. Pek seyrek: Ender kullanılır bir kelimedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.)) De, içinde: Müşkilender-müşkil = Müşkülât içinde, müşkülât. Muhâl-ender-muhâl = Tamamen imkânsız (Türkçe isimlerle terkibi câiz olamıyacağından «kat ender kat» gibi tâbirler yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rare. unusual. exceptional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unusual. rare. rarely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who, or that which, makes an end of something; as, the ender of my life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very rare. precious. remarkable. unwonted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اندر] çok az bulunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - çok az, çok seyrek, çok az bulunur, pek nadir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (matb). satırın tepesine kadar uzantısı olan harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meyhanede içki veren kimse, barmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (c. benâdir). Ticaret-gâh, iskele: İzmir, büyük benderdir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بندر] liman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kerpeten gibi eğme ve bükme işlerinde kullanılan araç; A.B.D. (argo) içki âlemi; ing, (argo) altı penilik para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Deniz veya büyük nehir üzerindeki liman. Ticaret limanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

ve BENDER-GEH (i.). Ticaret limanı, iskele, (-gâh ve -geh ilâvesi fazladır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Bender’in küçültülmüşüdür). 1. Küçük iskele. 2. Boğaz ve liman ağızlarında yapılan küçük kale. (Mendirek lügati bunun galatıdır, (bk.) Mendirek).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بندرگاه] rıhtım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. blender

karıştırıcı

1. İki veya daha çok maddeyi birbiri içinde dağıtmaya, karıştırmaya yarayan araçların genel adı. 2. Çeşitli besin maddelerini karıştırma ve çarpma işinde kullanılan araç veya alet.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karıştırıcı şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). perdah makinası, silindir; (f). perdahlamak, silindirden geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalender, Kalenderiye tarikatına mensup derviş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saç uzatan (bitki).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Çamaşır ütülemeye mahsus iki ağaç üstüvâneden ibaret Alet: Cendereye koymak; cendereden geçirmek. 2. Ciltçilikte ve başka sanatlarda baskı ve perdah makinesi. 3. Kalın oklava: Cendere baklavası = Yufkaları bu cendere ile açılan baklava çeşidi. 4. Dar dere, boğaz. S. Sıkı ve dar yer. Cendereye koymak = Basınç altına almak. Su cenderesi = Fr. presse hydrolique denilen fevkalâde kuvvetli basınç Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. mangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. screw. wine press. mangle. book-binder's press. narrow pass. mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جندره] pres. 2.basınç, baskı. 3.oklava.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇOĞUNDUR (i.). Pancar, yer kökü, sehven havuç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Erkek üvey kardeş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koruyucu kimse, savunucu veya müdafaa eden kimse, himaye eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. cilt içine işleyen, cilde surülen (ilâç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. iç, dahil. 2. Kalb, gönül, iç yüz (bu iki mânâ ile derün daha çok kullanılmıştır). 3. Vaktiyle Osmanlı sarayının iç teşkilâtı ki, bir saray üniversitesini de içine alıyordu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ اندرون] iç, içerisi. 2.harem dairesi. 3.gönül, kalp.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اندرالوقوع] az rastlanır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hâsıl etmek, vucuda getirmek, meydana çıkarmak; doğurmak, tevlit etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çamurluk; şöminenin önüne konulan paravana; lokomotif mahmuzu; uzaklaştırıcı şey veya kimse; (den). usturmaça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. ismin cinsi, cinsiyet. common gender her iki cins için ortak olan kelime. feminine gender dişil, müennes. masculine gender eril, müzekker. neuter gender camit, cansız, nötr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Erkek İsmi) - M.Ö. 356-323 yıllan arasında yaşayan ve 20 yaşında hükümdar olan Makedonya kralı, Aristo’dan ders almıştır. Yunanistan, İran, Anadolu, Suriye, Mısır, Hindistan’ı istila eden hükümdara, Büyük İskender lakabı takılmıştır. 33 yaşında ölmüştür.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. kalenderân). 1. Dünyadan el çekip serserice gezen derbeder ve lâubâli derviş. 2. Dünya gösterişlerine aldırmayan adam, rind, filozof.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. unconventional. philosophic. philosophical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See 3d Calender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconventional and easy going. bohemian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calendar , calender , calendars.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Dünyadan elini eteğini çekip başı boş dolaşan. 2.Alçak gönüllü, gurur ve kibirden uzak, üstüne başına dikkat etmeyen bulduğu ile yetinen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalenderlere yakışır surette, serserice, lâubâlî bir şekilde, filozofça: Omr-i kalenderine; kalenderâne yaşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk halk şiir ve musikisinde bir form (şekil).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir tarikat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become carefree and unconventional in one's attitude towards life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalender tarz ve hâli. serserilik, lâubâlîlik, filozofluk; kalenderce davranış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.), (f.) lavanta çiçeği; bu bitkiden alınan lavanta; güzel koku; eflatun rengi; (s.) lavanta çiçeği renginde; f arasına lavanta çiçeği koymak, lavanta serpmek. lavender oil lavantadan çıkarılan yağ. lavender water lavanta suyu. French lavender k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Sun’İ liman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) (Menderes nehrinin adından). Akar bir suyun dolambaçlı kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.) (Erkek İsmi) - Akarsu yataklarının dolanbaçlı kısmı. Ege bölgesindeki 3 akarsudan birisinin adı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) sanrı uyandıran uyuşturucu madde; bu maddeyi kullanan kimse; şaşırtıcı şey; başkalarının aklını çelen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. faizci, tefeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.), (huk.) suç isnadına itiraz etmiyorum (sanığın suçu üstüne almadan cezayı kabul etmesi halinde kullanılan tabir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ender bulunan yaratılışta olan, değerli.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hakkı olmadan bir şeyi isteyen kimse, özellikle krallık tahtında hak iddia eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvan yemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. karşılık olarak vermek; iade etmek, geri vermek; vermek; teslim etmek; göstermek (hesap); icra etmek; etmek, kılmak,- laştırmak, -landırmak; tercüme etmek, çevirmek; anlatmak, tabir etmek; eritmek (yağ); i. iade, tediye, ödeme; sıva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şehbender.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Konsolos.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Konsolos; başşehbender — başkonsolos. Şehbender vekili = Konsolos muavini (bk. Şâhbender).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهبندر] konsolos.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Konsolosluk bina ve makamı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهبندر خانه] konsolosluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Konsolosluk, konsolos sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça’da da kullanılır). 1. Eskiden ateşte yaşadığı kabûl edilen bir hayvan. 2. Bir cins su kertenkelesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salamander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newt. salamander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salamander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fıçı kaburgası. 2. Tekire benzer büyücek balık. 3. Kaplamalık ince ve dar tahta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İskender.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ince, ince uzun; zayıf, kuvvetsiz, narin; az, yetersiz, ancak yetişecek kadar. slenderly z. ince uzun olarak; kuvvetsizce. slenderness i. kuvvetsizlik, incelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. incelmek, inceltmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydraulic press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. teslim etmek veya olmak, haklarından feragat etmek; kendini bırakmak, ümidini kesmek; herhangi bir duygu ve fikrin esiri olmak; i. teslim, feragat. surrender value sigorta poliçesi iptal edildiği takdirde poliçe sahibine verilecek para miktarı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., A.B.D. pantolon askısı; İng. çorap jartiyeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Lokomotif için gerekli su ve kömürü taşıyan ve lokomotife bitişik olan eraba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who tends; one who takes care of any person or thing; a nurse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vessel employed to attend other vessels, to supply them with provisions and other stores, to convey intelligence, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A car attached to a locomotive, for carrying a supply of fuel and water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To offer in payment or satisfaction of a demand, in order to save a penalty or forfeiture; as, to tender the amount of rent or debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To offer in words; to present for acceptance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An offer, either of money to pay a debt, or of service to be performed, in order to save a penalty or forfeiture, which would be incurred by nonpayment or nonperformance; as, the tender of rent due, or of the amount of a note, with interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any offer or proposal made for acceptance; as, a tender of a loan, of service, or of friendship; a tender of a bid for a contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The thing offered; especially, money offered in payment of an obligation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Easily impressed, broken, bruised, or injured; not firm or hard; delicate; as, tender plants; tender flesh; tender fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sensible to impression and pain; easily pained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Physically weak; not hardly or able to endure hardship; immature; effeminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Susceptible of the softer passions, as love, compassion, kindness; compassionate; pitiful; anxious for another's good; easily excited to pity, forgiveness, or favor; sympathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Exciting kind concern; dear; precious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Careful to save inviolate, or not to injure; with of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unwilling to cause pain; gentle; mild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adapted to excite feeling or sympathy; expressive of the softer passions; pathetic; as, tender expressions; tender expostulations; a tender strain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Apt to give pain; causing grief or pain; delicate; as, a tender subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Heeling over too easily when under sail; said of a vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Regard; care; kind concern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To have a care of; to be tender toward; hence, to regard; to esteem; to value. ship that usually provides supplies to other ships a boat for communication between ship and shore car attached to a locomotive to carry fuel and water something used as an off

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tender coupled to a locomotive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To offer for delivery against futures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An unconditional offer of a party to a contract to perform their part of the bargain For example, if the contract is a loan contract, a tender would be an act of the debtor where he produces the amount owing and offers to the creditor In real property law

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give notice to the clearing house of the intention to initiate delivery of the physical commodity in satisfaction of the futures contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Small vessel used to transport passengers and/or crew or supplies to and from shore when ship is at anchor Most large ships carry their own tenders, which are maintained as lifeboats in case of an emergency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Offer to purchase securities, usually at a premium above the market price, with the objective of taking control of the target company A tender offer may arise from friendly negotiations between the company and a prospective buyer or may be unsolicited and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An offer which incorporates the sum of money, time and other conditions required to carry out the contract obligations in order to complete a project or a part of it consisting of specified works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act on the part of the seller of futures contracts of giving notice to the clearinghouse that he intends to deliver the physical commodity in satisfaction of the futures contract The clearinghouse, in turn, passes along the notice to the oldest buyer

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Small vessel used to transport passengers and/or crew or supplies to and from shore when ship is at anchor Most large passenger ships carry their own tenders, which are maintained as lifeboats in case of an emergency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An offer, especially an offer of money in settlement of a claim or debt, made in the form of an auction The classic form of tender was developed by the UK Treasury, whereby applicants would tender for an issue of Treasury bills, stating the price at which

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give notice to the clearinghouse of the intention to initiate delivery of the physical commodity in satisfaction of the futures contract Also see Retender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The term tender can be used to describe any plant that will suffer from cold temperatures --even a light frost These plants generally come from tropical or sub-tropical regions and need special care when planted out of their native zone. A formal offer to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The description of a plant that cannot withstand the frost and is likely to die if kept outdoors in cold conditions Tenderness is relative to the local climate in which the plant is grown. 1 To deliver payment or an item one is obliged to deliver;.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Offer of goods for transportation by shipper, or offer of delivery by carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A formal request for prices from a supplier where all potential suppliers receive exactly the same details on which to prepare a quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An offer of money, usually in satisfaction of a claim or demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Small boat used to transport people to and from shore when the ship is at anchor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An offer to enter into a contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An offer of performance If it is unjustifiably refused, it places the other party to a contract in default.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support ship , tender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. yardımcı gemi; gemiye ait olup yolcuları sahile getirip götüren kayık; lokomotife bağlı kömür ve su taşıyan vagon, tender; bakan veya hizmet eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. arz ve teklif etmek, sunmak; huk. kira veya borç vermeyi teklif etmek; i., huk. borç karşılığında para teklifi; teklif olunan şey. tender one's resignation istifasını vermek. tender one's services hizmet teklif etmek. legal tender geçerli para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nazik, kolay üzülür, kolay incinir; ufak şeyden etkilenir; zayıf, olgunlaşmamış; müşfik, merhametli, şefkatli; dokunaklı, hassas; ince, narin, cılız; sevgi dolu, seven; dikkatli, incitmekten çekinir; körpe, gevrek, yumuşak. tenderly z. şefkatle . te

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.ağzı geme alışmamış (hayvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (ço. foots, feet) Batı Amerika'nın çetin şartlarına henüz alışmamış kimse, güçlüklere alışkın olmayan kimse; başlangıç sınıfındaki erkek izci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müşfik, yufka yürekli, şefkatli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yumuşatmak (et). tenderizer i. eti yumuşatıcı bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nazik büyümüş kimse; yeni çıkmış geyik boynuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sığır veya domuz filetosu. tenderloin district cinayet ve ırza geçme gibi suçların islendiği ve polise rüşvet vererek kolaylıkla örtbas edildiği bölge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by