Enek Yahut Ene ne demek? | Enek Yahut Ene anlamı nedir? | Enek Yahut Ene

Enek Yahut Ene anlamı nedir?

Enek Yahut Ene ne demek?

Enek Yahut Ene anlamı nedir?

Enek Yahut Ene | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: enek yahut ene

Türkçe Sözlük

(i.). Yanağın alt yanı, çeneyi örten yer. Enek ağacı = Zaptolunmaz hayvanların orasına kıstırdıkları yavaşa. Sapan eneği = Sapan ağacına geçirilen ufkî ağaç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) cansızdan canlı oluşumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). accuracy. ac.curs.ed (s). lanetlenmiş, melun,meşum, nefret uyandıran, menfur.accursedly (z). meşum olarak, uğursuzca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asetilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (bot). aken, kapçık meyva, tek tohumlu, açılmaz ve sert kabuklu bir meyve tipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم موازنت] dengesizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Common Stock)

Şirket ana sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmayan ve sahiplerine eşit haklar sağlayan hisse senedidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nezaket, tatlılık, hatırşinaslık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

african violet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاق حسنه] iyi huy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözün saydam tabakasında bir yara veya çıbandan kalan ve görmeyi derece derece azaltan beyaz benek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıktan, Aşikâr, meydanda, gizlemeksizin, saklamaksızın: Alenen kumar oynamak, ben yapamıyacağımı alenen söyledim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

publicly. openly. in public. avowedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

publicly. openly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

publicly. openly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علنا] açıkça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower jaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Körlük, görmezlik, (Fars. nâbinâİ): Gözlerine amâ târi oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zenci, siyah, siyahî ki, memleketimize Arap ülkelerinden geldiklerinden dolayı böyle isimlendirilmeleri Adet olmuştur. Ve tefrik için asıl Araplar’a «Beyaz Arap» yahut «Ak Arap» denilmeğe mecburiyet elvermiştir. Arap köle, Arap halayık. Arapsaçı = Karma karışık ve müşevveş şey. Arap darısı = Kara buğday dahi denilen hububat nevi. Fr. sarrazin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baş düşman; şeytan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Üçgen biçiminde yelken asmak üzere, direğe, ortaya yakın bir noktadan ve eğik olarak takılan seren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça’da fiili: Ateşfeşânden). Ateş saçan, ateş püsküren: Köh-i Afeş-feşân = Yanar dağ, volkan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Atena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Nükleer tepkime sırasında serbest kalan enerji. Nükleer enerji

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). kendiliğinden vücut bulma, kendi kendine peyda olma. autogenet'ic (s). kendi kendine peyda olan; jeol suyun tesiri ile peyda olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yardımcılar mânâsiyle Avân yerine ve en fazla kötülükte birine yardakçılık yapanlar hakkında kullanılıyorsa da, Arapça’da böyle bir kelime yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gang. helpers. accomplices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عونه] yardakçılar, avene.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Independent External Auditing)

Ortaklıkların ve sermaye piyasası kurumlarının kamuya açıklanacak veya Kurulca istenecek mali tablolarının, genel kabul görmüş muhasebe kavram ilke ve standartlarına uygunluğu ile bilgilerin doğruluğunun ve gerçeği dürüst bir biçimde yansıtıp yansıtmadığının, denetçiler tarafından denetim ilke ve kurallarına göre, defter, kayıt ve belgeler üzerinden incelenmesini ve tespit edilen sonuçların rapora bağlanmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Angıt gibi kanatlan kırmızı bir cins kaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Rabt ve kayd ve bend olunmuş. Bağlı, merbut, düğümlü: Kazığa bağlı at. 2. Sed ve bend olunmuş, kapatılmış: Bağlı kapı, geçit. 3. Dayalı, alâkalı, mütevakkıf: Bunun anlaşılması kelimelerinin bilinmesine bağlıdır. 4. Cinsî iktidarı olmayan, cinsî iktidarını kaybeden. Eli, ayağı bağlı = İstediğini yapamayan. Başıbağlı = Nişanlı, nikâhlı. Basireti bağlı = Gafil. Dili bağlı = Dilsiz, ebkem. Gözü bağlı = Ummî, habersiz, gafil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Baytarlık ilim ve fenni: Fenn-i baytara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). (mü. baytariyye). Baytarlığa mensup ve müteallik: Fenn-i baytarî, ulûm-ı baytariyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At vesair hayvanların tedavi ve tımarları ilim ve usûlü: Baytarlık bilir, baytarlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Bedeniyle, cismiyle, şahsen, vücudiyle, nakden ve bedenen mukabili: bedenen hizmet etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بدنا] vücutça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

due. inevitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

due. foregone. prospective. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anticipated. expectation. expected. foreseeable. likely. specific performance. prospective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat) altına, altında, altta; (edat) aşağıda, -den aşağıda; rütbece altında; yakışık almaz. beneath one's dignity -e yakışmaz, yakışık almaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (ünlem) şükretme;(ünlem) Hamd olsun!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Shakespeare'in Much Ado About Nothing,- adlı oyununda kendine çok güvenip de sonunda evlenen bekâr: yeni evli adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzun bir bekârlık devresinden sonra evlenen adam; yeni evli adam; evli adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Benediktin papazları tarikatlnln üyesi; k.h. ilk önceleri Benediktin papazlan tarafından yapılan bir Fransız likörü; s. bu tarikata ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takdis, kilise ayinlerinin sonunda okunan takdis duasıı; takdis sonunda hasıl olan bereket, rahmet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyilik, ihsan, hayır, nimet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyilik eden kimse; hayır sahibi; velinimet. benefactress i. hayır sahibi kadır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. maaşlı papazlık makamı; arpalık, tımar. beneficed s. maaşlı makam sahibi olan; arpalık sahibi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyilik, hayır, lütuf, ihsan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyilik eden, hayır yapan, lütufkar. beneficently z. iyilik ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayırlı; faydalı, yararlı. beneficial association huk. hayır cemiyeti, umumi menfaatlere hizmet eden cemiyet. beneficial enjoyment huk. malik sıfatlyla kendi nam ve hesabına tasarruf. beneficially z. faydalı bir şekilde. beneficialness i. faydalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., sig. faydalanan kimse, müstefit sahip; maaşlı papazlık makamı veya tımar sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fayda, kar, yarar, menfaat; menfaat için tertiplenen eğlence veya gösteri; hak, imtiyaz, yetki; f. hayır işlemek, iyiliği dokunmak; istifade etmek, yararlanmak. benefit of clergy eskiden ruhban sınıfına tanınan dokunulmazlık imtiyazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Menekşe denilen güzel kokulu, küçük çiçek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بنفشه] menekşe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Menekşe renkli. mec. Gökyüzü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Menekşelik, menekşe tarlası, bahçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «benefşe» den Arapçalaşmış). Menekşe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بنفشی] mor.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ben gibi leke, pul, benek benek: Ben gibi leke ve pulları olan: Benek basma, at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spot. dot. freckle. speck. fleck. macula. mottle. speckle. splash. splodge. splotch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dot. fleck. speck. spot. speckle. freckle. sunspot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freckle. speck. sunspot. dot. fleck. mackle. speckle. splotch. stain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Benekler peyda etmek, lekelenmek, pul pul olmak: Kitaplar rutubetten beneklenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lekeli, pullu: Benekli basma, yüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brindled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dappled. mottled. piebald. spotted. spotty. speckled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotted. speckled. dappled. mottled. pied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Belçika, Hollanda ve Lüksemburg, Benelux Devletleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyilikseverlik; cömertlik; yardım, sadaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yardımsever, başkalarına iyilik etmek isteyen; kar gayesi gütmeyen.benevolently z. yardımseverlikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Teninde ve bilhassa yüzünde tabiî bir küçük lekesi olan, Fars. hâl-dâr. 2. Lekeli (üzüm vs.).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. uçma veya yanma kabiliyeti olan renksiz karbonlu hidrojen, benzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayakta, Ar. kaaim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif ve hızlı yürüyüşlü bir cins hecin devesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanesi ve taze iken kabuğu dahi yenen nohuda benzer maruf sebze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geçen sene, bir sene evvel: Bıldır bu kadar sıcak olmadı; bıldır gitti idim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Malûmat, vukuf, ilim, mârifet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. canlı organizmaların sadece canlı organizmalardan geldiklerine ait kuram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Embriyonu bir çenekten ibaret olan çiçekli bitki sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Kapsüllü yemişlerin tek parçalı olanları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Geviş getiren memelilerde midenin kısımlarından biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe clamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dar geçit, dar boğaz; engel; iş1erin yürümesini engelleyen kimse veya durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins bülbül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Henüz açılmamış çiçek, konca. 2. Tomurcuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

windy. talkative. garruluous. chatterbox. babbler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamfen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

teneke açacagı, konserve açacagı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüzeyden sertleştirilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağzın altında enek kemiklerinin birleştikleri yer. Ar. zakan, Fars. zenehdân. 2. (denizcilik). Baş bodoslamanın altındaki nihayetinden ileriye doğru çıkan dirsek. 3. mec. Gevezelik, çok söyleme, beyhude lâf: Bu adamda ne çene var. Çene altı = Ar. gabgab. Çene atmak = Komaya girmek, ölmek üzere olmak. Çene oynatmak = Oburluk etmek, çok yemek. Çene çalmak = Çok söylemek. Çalçene = Yorulmaksızın devamlı konuşan adam. Çenesi düşük = Durmadan konuşan adam. Osm. fertût adam. Çene yarıştırmak = LAkırdı yarışına çıkmış gibi durmadan konuşmak. Çene yormak = Boş yere çok söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chitchat. chin. chinwag. jaw. eloquence. chap. chop. gab. jowl. mandible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chin. jaw. jowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chin. jaw. lug. cheek. boss. ruff. deflector. lobe. gab. dog. bit. beard. backstop. cam. gripe. tab. claw. heel. finger. tumbler. guide. tripped. strut. chap. chop. circle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garrulous. chatterer. talker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). 1. Tohumun iç kısmını kaplayan etli kısım, filka: Bakla, fasulye gibi bitkilerin tohumunda ikişer çenek bulunur. 2. (zooloji). Kuş gagalarının alt ve üst kısımlarından her biri; böceklerde ağzın iki tarafında bulunan parçalayıcı sert organ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), mec. Çok konuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voluble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. general). 1. Albaydan yukarı rütbelerde bulunan subaylara verilen unvandır, (bk.) General 2. Umumî, baş, ser: Cenerai konsolos = başşehbender, şimdi: Başkonsolos.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sivrisinek, cibîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garrulous. chatterbox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

great talker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chinless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik). duygulanım; hal duygusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Çatlama sırasında meyve kabuklarının ayrıldığı parçalardan her biri: Fasulye ve baklanın kabukları ikişer çenetlidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüzyıla ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Eski Cenova (Genova) hükümeti ve ahalisi: Cenevizliler’den kalma; Ceneviz donanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geneva. geneva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Geneva. geneva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket lamp. torch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periwinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karadeniz’in bu ismi taşıyan iskelesinden gelen çıralı tahta. Başlıca ahşap yapıların dışarısını kaplamada kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göçebe ve menşeleri ihtilâftı, esmer renkte bir kavim. Kıbtî. Elek ve kalbur yapmakla, ayı ve maymun oynatmakla, demircilik ve çalgıcılıkla meşhurdurlar. mec. 1. Arsız, hayâsız. 2. Pek hasis, alçak. Çingene borcu = Bakkala, kasaba ve bu gibi esnafa olan ufak tefek borçlar. Çingene palamudu = Palamut batığının Adi ve ufak bir cinsi,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gypsy. gipsy. romany. zingaro. didicoi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gipsy. mean. stingy cimrigypsy. gypsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gipsy. tzigane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çingeneler’e yakışır surette. 2. Pek arsızca, hayâsızlıkla. 3. Pek fazla hasislikle, vakar ve haysiyet gözetmeksizin. 4. (hi.). Çingene dilinde: Çingenece söylemek. Çingeneler’in konuştukları dil: Çingenece, Arî dillerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çingene cinsiyeti: Onun çingeneliği yüzünden bellidir. 2. mec. Arsızlık, hayasızlık. 3. Pek fazla hasislik: Ne çingene adaml

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sanat öğrenmek maksadiyle bir ustanın yanında ve hizmetinde bulunan genç: Marangoz, eczacı çırağı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cenesthesia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağdayı ve giyeceği ağartmak için kullanılan, reçel ve helvaya konulan bir nevi kök.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Enerji üretim sürecinde sadece elektrik enerjisini değil, aynı zamanda üretim süreci sırasında ortaya çıkan ısıyı da kullanmaya dayanan uygulama. Cojenerasyon, benzinin çok daha verimli ve ucuza kullanılmasını sağlar, yerel binaları ısıtmak için gerekli ısı miktarı düştüğünden, elektrik talebi de düşer. Türkçe birlikte üretim, beraber üretim de denmektedir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aynı cins, sınıf veya familya üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karşı gelmek, muhalefet etmek; itiraz etmek; bozmak, ihlâl etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). toplamak; (huk). mahkemeye celbetmek ; toplanmak, bir araya gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). grupu toplantıya çağırıp oturumu açan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dustbin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dustbin. trashcan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage can. dustbin. refuse bin. street tidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). crenellated.(s). mazgallı. crenelation (i). mazgallı siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akar su, nehir, dere, çay.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hareli çizgilerle süslemek, kakma iş ile süslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dağ eteği, çevresi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامنه] yamaç, dağ eteği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pencereden fırlatılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Değnek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yozlaşma, soysuzlaşma, bozulma, dejenere olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yozlaşmış, soysuzlaşmış,alçalmış, dejenere. degenerately (z). (z). yozlaşarak, soysuzlaşarak. degenerateness (i). yozlaşma, soysuzlaşma, bozulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bozulmak, yozlaşmak, soysuzlaşmak, dejenere olmak; düşmek sukut etmek; (biyol). cinsi bozulmak, daha alçak bir duruma düşmek . degenera'tion (i). yozlaşma, soysuzlaşma, bo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dégénération

1. yozlaşma, 2. soysuzlaşma, 3. fiz. ve kim. bozunum

1. Yozlaşmak durumu. 2. Soysuzlaşmak işi. 3. fiz. Işın etkin bir çekirdeğin ışınım salarak değişikliğe uğraması olayı. 4. kim. Birleşik bir maddenin daha yalın bileşiklere veya bileşenlere tek yönlü olarak ayrılması.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. dégénéré

1. soysuz, 2. yoz, 3. fiz. ve kim. bozulmuş, 4. fiz. ve kim. bozunmuş

1. Soyunun özelliklerini yitirmiş olan (kimse, bitki vb.). 2. Biyolojik ve toplumsal ölçüler yönünden göze batacak kadar kötüye giden (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degenerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degenerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smith's vise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). deniz kenarında bulunan kumlu yol veya tepe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inkâr, yadsıma, tekzip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experimental. subject. test subject. reagent. guinea-pig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bale. subject. test subject. guinea pig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criterion. sounding board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. test. testing. trial. pilot. trial. testing. test. experimentation. experiment. shot. try. try-out. assay. bash. dissertation. effort. essay. fling. go. practice. probation. proof. proving. study. tentative. touch. whack. workout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. test. testing. trial. pilot. experimentation. experiment. shot. try. try-out. assay. bash. dissertation. effort. essay. fling. go. practice. probation. proof. proving. study. tentative. touch. whack. workout. attempt. competition. shakedown. shy. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essay. experiment. experimentation. proof. proving. test. testing. trial. try. tryout. quiz. examination. probation. tentative. trying. rehearsal. assaying. cut-and-try. experimental. being tested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trial period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guinea pig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gereken vasıflara sahip olup olmadığını anlamak için bir şeyi kullanmak veya bir kimseye bir işi yaptırmak, tecrübe etmek: Şu ilâcı bir kere denemeli. Gücünü denemek istiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

have a stab at. try. test. experiment. try out. give it a try. give it a shot. have a try. experience. attempt. have a go. have a go at. assay. chance. condition. essay. prove. put. sample. have a shy at. take a chance. put to the touch. take a whack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. chance. endeavour. practise. test. try. to try. to attempt. to essay. to have a stab at. to test. to try sb/sth out. to try sth on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to test. to try. to experiment. attempt. chance. essay. experience. go. prove. to give a run. to make a stab at. taste. to give sth a whirl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sınanmak, tecrübe edilmek: Bu, denenilmiş bir ilâçtır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). (bk.) Denenmek, denenilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tested / tried / experimented. to be on trial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kir, pas, murdarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Murakabe, kontrol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

control. inspection. supervision. audit teftiş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Murakıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censor. comptroller. controller. auditor. checker. inspector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditor. supervisor. inspector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditor. inspector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditing. inspection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

control. check. test. audit. review. superintendence. governance. discipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. check. control. inspection. supervision. audit. censure. censorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervision. check. inspection. auditing. control. audit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisory board. auditing commission. control / supervisory committee / board. board of supervisors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. runaway. uncontrolled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspection. auditing. checking. supervision. check. inspectorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reappraisal. inspection. supervision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditing. supervision. inspection. control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censor board. auditing / control commission. auditing commission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Murakabe etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. control. audit. inspect. examine. supervise. superintend. oversee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. control. guard. inspect. monitor. police. superintend. supervise. to control. to check. to inspect. to supervise. to oversee. to audit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audit. control. to check. to control. to inspect. to supervise. to oversee. to audit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be inspected. to be supervised. to be audited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controlling. supervisory. controller. inspector. supervisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Denemek işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. fizik, kimya), ilmî bir gerçeği göstermek için yapılan deneme, tecrübe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilot. experiment. test. proving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experiment. test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experiment. test. trial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

test tube.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experimenter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experimental. experimenter. empiricist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experience. experimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experience. experimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experienced. old. practical. skilled. versed. veteran. practiced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experienced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

callow. child. fresh. green. inexperienced. ingenuous. raw. tender. unskilled. unsophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperienced. johnny raw. strange. tiro. tyro. unexperienced. unsophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experimental. tentative. empirical. empiric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empirical. experimental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alias. empirical. experimental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trancendental. metaphysical. theoretical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Geceleri gemilere yol göstermek için sahilin bazı noktalarına yahut deniz ortasındaki kayalık yerlerde yakılan fener. Bu fenerler özel kulelerde veya şamandıralara yerleştirilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beacon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çan çiçeğinin bir türü.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İttihat ve Terakki’nin son sadrazamı Talat bey, trenle Ankara’ya giderken Tuzla’yı geçtikten bir müddet sonra suikaste uğramıştı. Kıyı boyu giden trene birden bire Tuzla açıklarında suyun üstüne çıkan bir denzialtından ateş açılmış, Talat Bey’e bir şey olmamasına rağmen trenin yola devam edecek hali kalmamıştı. Denizaltının ve suikastın kimler tarafından yapıldığı tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir türlü, bir çeşit: Ne denli? Ne türlü? Nasıl? 2. Bir miktar ve derecede olan: Ne denli = Ne miktarda, ne derecede, ne kadar? 3. itinalı, dikkatli, mûtenâ. Sayılır, itibarlı, mûteber (şimdi kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Government Debt Securities)

Devletin cari yıl bütçe kanununa dayanarak, bütçe açıklarının finansmanı amacıyla çıkarmış olduğu borçlanma senetlerinin genel adıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Government Debt Securities Indices)

Bu tür menkul kıymetlere yatırım yapanlarının kıymetleri fiyat ve getirilerindeki gelişmeleri basit ve anlaşılabilir göstergeler yardımıyla izleyebilmelerini sağlamak amacıyla oluşturulmuşlardır. Ayrıca yatırımcıalrın sabit getirili menkul kıymetlere yaptıkları yatırımlar ile diğer yatırım seçenekleri arasında kolay karşılaştırma yapabilmelerini sağlar.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit küçük dikenli balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hanım, k’adın (eski tâbir olup sonradan başlıca Ermeni kadınlarına ve bunların yaşlılarına denirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Bütün, tam. 2. Kuvvetli, tüvânâ, dinç.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hill aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. Şarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. Şarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti. Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik Şirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hİll aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. İarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. İarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti.

Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik İirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça’ da kayısı demek olan «dürâkan» dan galat olsa gerektir). Tüysüz şeftali cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gelinin veya yeni doğmuş çocuğun başına takılıp yüzünü örten tülden süslü örtü. Gelin, çocuk duvağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sivrisinek, arı gibi şeylerin iğnesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrivance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanism mekanizma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanism. setup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. efkenden fiilinden imas., sıfat terkîbi teşkiline girer). Düşüren, yere atan, yığan, salan: Şİrefken = Arslanı yere atmaya muktedir. Sâye-efken = Gölge salan. Fars. sâye-endâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. feşânden fiilinden imas. sıfat terkibi teşkiline girer). Serpen, saçan, dağıtan, silken: Zer-efşân = Altın serpen. Dâmen-efşân = Etek silken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Her ne kadar... Olsa da... vâkıa... ise de: Eğerçi öyle ise de... Gerçi öyledir ama... Bazan bunu eki, kim» bağlama harfi takip eder: Gerçi kim şiir değildir ol kelâm — Nazm-ı şâirde ne mümkin ol nizâm. Şiirde sonra gelmesi de câizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağ sarmaşığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keçeden bir nevi teğelti, eğer altı örtüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Zerdüşt dinine mensup eski Iranlılar’ın inandıkları iki kuvvetin biri ki, kötülük ve karanlık kaynağı idi. Diğeri iyilik ve aydınlık kaynağı idi, İzd denilirdi. İslâm’dan sonra İzd ismi Allah’a ve Ehrimen, Şeytan’a verildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra allowance. weighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Davetsiz ziyafete giden, dalkavuk (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yol üzerındekı köprüden geçen demıryolu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashlight. torch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill to order. promissory note. note of hand. bill made out to order. bill payable to order. instrument to order. instrument payable to order. order instrument. negotiable note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. felsefe). Ben.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انا] ben.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yanağın alt tarafı. Çeneyi örten kısmı. Ene kemiği = Us t çene.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Hallâc-ı Mansûr’un söylediği: «Ben Hakk’ım» mânâsına gelen ve tasavvufta çok geçen meşhur söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Enenmiş, iğdiş olmuş, burulmuş (erkek hayvan).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yanağın alt yanı, çeneyi örten yer. Enek ağacı = Zaptolunmaz hayvanların orasına kıstırdıkları yavaşa. Sapan eneği = Sapan ağacına geçirilen ufkî ağaç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. lavman, tenkıye, şırınga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (erkek hayvanın) Husyelerini çıkarıp erkekliğini gidermek, burmak. Osm. ihsâ etmek: Atı eneyip iğdiş ederler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geld.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. düşman, hasım (olan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Husyeleri çıkarılıp iğdiş edilmek. Osm. ihsâ olunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Husyeleri çıkarılıp iğdiş edilmiş, ihsâ olunmuş (hayvan).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - En yiğit, en kahraman kişi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. faal, enerjik, çalışkan, yorulmaz; kuvvetli, şiddetli. energetic measures şiddetli veya etkili tedbirler. energeti cally z. enerjik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - En olgun, çok olgun.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. enerji, güç veya kudret vermek; kudret sarfetmek, harekete geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cinli, cin çarpmış kimse; herhangi bir şeye aşırı düşkünlüğü olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. enerji, erke, güre; kudret, kuvvet; faaliyet, gayret. Devote your energies to this Gayretinizi buna hasrediniz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Güç, kuvvet, gücünü harcama isteği ve kabiliyeti. 2. (fizik). Bir cismin taşıdığı ve iş yapmaya yarayan güç: Elektrik enerjisi. Mekanik enerji

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. énergie

fiz. erke

Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy. power. kick. drive. pep. pith. snap. steam. verve. vigor. vigour. vim. vinegar. guts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy. go. impetus. pep. power. push. steam. zip. drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir enerji biçiminin diğerine dönüşmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy source / resource. source of energy / power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Enerji Tasarruf Düğmesi, enerji tüketimini sıfıra düşürmek için BRAVIA TV’nizi tamamen kapatmanızı sağlar. Yeniden TV izlemek istediğinizde açmanız yeter; fişi çekip tekrar takmaya gerek kalmadan TV hemen bir önceki konumuna geri döner.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dashing. dynamic. energetic. snappy. vigorous. virile. perky. brisk. active. sprightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peppiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zayıflatmak, gevşeklik vermek, kuvvet veya cesaretini kırmak, moralini bozmak. enerva'tion i. zayıflatma, kuvvetten düşürme, zayıflık. en'ervate(d) s. zayıflamış, gevşemiş, kuvvetten düşmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İnsan. 2.Enes b. Malik: (Basra 709). Rasûlullah (s.a.s)’den çok hadis nakleden sahabelerdendir. Hicretten sonra annesi onu, 10 yaşındayken Rasûlullah (s.a.s)’ın hizmetine vermiştir. Rasûlullah (s.a.s)’ın vefatına kadar yanında kalmıştır. 97-107 yaşına kadar yaşadığı rivayet edilmektedir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.) (bir erkek hayvanı) İğdiş ettirmek, husyelerini çıkartarak erkekliğini gidermek, biri vasıtasıyle enemek: Piliçleri iyi semirtmek için enetmeli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işadamı, müessese sahibi; müteşebbis kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. eosen, üçüncü zaman arazisinin en eski tabakası, tersiyen tabakalarının eskisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) her iki cinse ait, her iki cinsin özelliğini taşıyan; (gram.) eril ve dişil şekilleri bir olan (kelime); ne biri ne öteki;cinsiyetsiz; kadınımsı (erkek)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (jeol.) yerkabuğunun yüzeyinde veya çok derin olmayan bir kısmında meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épigénèse

biy. sıralı oluş

Birbirini takip etme.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Maden yeri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergenç).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlıklı, rahat kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) milâttan biraz evvel ve sonra Filistin'de yaşayan bir Musevi tarikatı mensubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). 1. Hayvanlarda ana ile cenin arasındaki kan alış verişini sağlayan organ. 2. Bitkilerde yumurtacıkların yumurtalığa yapışık bulundukları doku. Ar. meşime.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) etilen, etilen gazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir çeşit beyez sansar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı fenâr). 1. Her tarafı camla kaplı mum veya lâmba mahfazası: Bahçe feneri; sokaklarda fener yanmazsa herkes gece fenerle gezmek mecburiyetinde kalır. Hırsız feneri = Karşısındakini gösterip sahibini göstermiyecek surette yalnız önü camlı fener: Hayâl-i fener = Resimli camları olup duvara o resimleri aksettiren fener. Fr. lanterne magique. Karpuz fener = KAğıttan açılıp kapanır yuvarlak çeşidi. Gelin feneri = Renkli ve süslüsü. Muşamba fener = Muşambadan yapılma açılıp, kapanır fener. 2. Sahillerin tehlikeli burunlarında veya açıktaki kayalar üzerinde vesair yerlerde geceleri gemilere yol göstermek için kuleler veya dubalar üzerine konan sabit veya döner şimşekli lâmba, deniz feneri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lantern. lamp. phanar. lighthouse. beacon. cresset. flambeau. glim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lantern. lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lantern. lighthouse. flashlight. beacon. lamp. light beacon. light house. monitor. pharos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.) (Erkek İsmi) - İçinde ışık kaynağı bulunan şeffaf mahfaza.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torchlight procession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light tower. pharos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fener satan veya yapan kimse. 2. Deniz feneri bekçisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse keeper. lighthouseman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. trae) (i)., (anat). ortakulak ile içkulağı birleştiren deliklerden her biri, pencere; (zool). bazı kelebeklerin kanadında bulunan şeffaf nokta; (tıb). bir uzuvda tedavi veya muayene için açılan delik. fenestral (s). pencereye ait. fenestrate (s).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. işlemeli dar ve yuvarlak yanlı yelek. 2. Eskiden esnaf tabakasına mahsus elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fermene diken terzi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phylogenèse

biy. soy oluş

Türlerin, ortaya çıktıkları zamandan bulundukları zamana kadar geçirdikleri gelişim evrelerinin tümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Elbise, diş vesaire temizlemeye, boya vesaire sürmeye mahsus kıldan veya sama. ve hasır gibi şeylerin tellerinden yapılmış Alet: Elbise, saç fırçası, diş, fırçası, boyacı, badanacı fırçası, ressam fırçası, zamk fırçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk ve fasılasız dönüp dolaşmayı tasvir ve taklit eder: Fırıl fırıl dönüyordu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). coşkun, çok heyecanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden, bir süs bitkisi cinsi (hesperis).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ürkmüş, korkmuş, dehşet içinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. fürûhten yahut efrûhten fiilinden imas. olup sıfat terkibi teşkiline girer). Parlatan, aydınlatan, tenvir eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ. F.). Donmuş, Ar. câmid: Füsürde-dil = Yüreği donmuş, hissiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. fütâde-gân, üftâde-gân). Düşmüş, düşkün, mübtelâ. mec. Aşık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Ziyadelik, çokluk, bolluk, artma. Ar. kesret: Cenâb-ı Hak füzûnî-i ömr ihsan buyursun I

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zaman, vakit, bazen, bazı defa, bazı vakit, kimi vakit: Gâh bulunur, gâh bulunmaz. Gâh olur ki... Gâh gâh, geh, geh = Vakit vakit, ara sıra. Bi-gSh = Vakitsiz. Nâ-gih = Ansızın. Gâh 0 bi-gâh = Vakitli vakitsiz, (bk.) KAh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bazı Farsça kelimelere katılarak zaman veya mekân gösteren mürekkep kelimeden meydana gelir: Seyir-gâh = Seyir yeri. Namaz-gâh = Namaz yeri. Seher-gâh = Sabah vakti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f, tlb kangren; f kan gren etmek veya olmak gangrenous s kangren olmuş, kangrenli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağacın üzerinde kuruyan yaprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passageway. corridor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Böcek vesaire sokması, geveleme (aslı geğeleme) Geğeç arı = Zehirli bir cins arı. Geğeçotu = Bir cins bitki. Geğeçkuşu = Atmacanın bir cinsi, seksek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. sosyoloji) (y. k.J. Anane, alışılagelmiş şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tradition. custom. groove. way. observance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom. tradition. convention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom. tradition. convention. sanction by usage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traditionalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old- line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (y. k.). An’anelerin cemiyet hayatında temelli vazifelerinin bulunduğuna inanan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traditionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traditionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traditional. customary. groovy. classic. conventional. folksy. institutional. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventional. customary. traditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Revenue Sharing Certificates)

Köprü, baraj, elektrik santralı, karayolu, demiryolu, telekomünikasyon sistemleri ile sivil kullanıma yönelik deniz ve hava limanları ile benzerlerinden, kamu kurum ve kuruluşlarına ait olanlarının gelirlerine, ortak olunması için çıkarılan senetlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Yine. (bk.) Yine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a segment of DNA that is involved in producing a polypeptide chain; it can include regions preceding and following the coding DNA as well as introns between the exons; it is considered a unit of heredity; 'genes were formerly called factors'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. still. nevertheless. even so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the unit of heredity A gene contains hereditary information encoded in the form of DNA and is located at a specific position on a chromosome in a cell's nucleus Genes determine many aspects of anatomy and physiology by controlling the production of protei

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fundamental physical and functional unit of heredity A gene is an ordered sequence of nucleotides located in a particular position on a particular chromosome that encodes a specific functional product See also: gene expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The functional and physical unit of heredity A gene is a sequence of nucleotide bases located in a particular position on a particular chromosome that encodes for a specific RNA molecule or protein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The segment of DNA on a chromosome that contains the information necessary to make a protein A gene is the unit of biological inheritance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The functional and physical unit of heredity passed from parent to offspring Genes are pieces of DNA, and most genes contain the information for making a specific protein 1.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of hereditary information A gene is a section of a DNA molecule that specifies the production of a particular protein More on genes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The gene is the functional unit of heredity which occupies a specific place on a chromosome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two different subtleties to the definitions, depending on whether you are refering to prokaryotic or eukaryotic genes! In both cases it is a unit of heredity, however in eukaryotes this unit may include both the protein coding region, and RNA coding regio

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of genetic material ; a segment of DNA that contains the information for a specific function.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The functional unit of heredity Each gene sits on a chromosome within the cell nucleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Segment of DNA specifying a unit of genetic information; an ordered sequence of nucleotide base pairs that produce a certain product that has a specific function.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organized sequence of molecules that 'spells out' the information necessary to construct a specific messenger called 'messenger RNA' which, in turn, makes a specific protein Every cell requires a host of genes that act as blueprints to produce highly s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Basic unit of hereditary information A gene consists of a DNA segment, which includes information for the synthesis of RNA In some cases this RNA itself is the final product However, it is mostly used for the transport of genetic information to the riboso

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

DNA segment which, due to its individual composition of pairs of bases, is responsible for the production of specific proteins Genes are the basic units of heredity The order in which the 4 bases of DNA are linked in a gene is called the sequence of a gen

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Made-up of DNA and contained in every cell, they are sets of instructions that control biological development and function You inherit genes as distinct units from your parents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fundamental physical and functional unit of heredity A gene is an ordered sequence of nucleotides located in a particular position on a particular chromosome that encodes a specific functional product. a unit of inheritance; a working subunit of DNA E

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fundamental physical and functional unit of heredity A gene is an ordered sequence of nucleotides located in a particular position on a particular chromosome that encodes a specific functional product See gene expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of heredity that occupies a particular position on the DNA molecule in a chromosome; a segment of DNA containing all of the information necessary to make proteins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A natural unit of the hereditary material, which is the physical basis for the transmission of the characteristics of living organisms from one generation to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The functional unit of of DNA Genes are segments of chromosomes found in the nucleus of cells This hereditary information usually directs the formation of a protein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fundamental physical and functional unit of heredity, responsible for specific traits such as eye color A gene is an ordered sequence of nucleotides located in a particular position on a particular chromosome that encodes a specific functional product

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specific sequence of DNA that encodes for a specific trait, characteristic, or protein in an organism. a segment of DNA that is involved in producing a polypeptide chain; it can include regions preceding and following the coding DNA as well as introns b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. jen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soy veya şecereye ait, şecereli. genealogical tree şecere. genealogically z. nesep şeceresi bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nesep, şecere, silsile, soy; nesep tetkiki. genealogist i. nesep mütehassısı, şecereci. genealogize f. nesep tetkiki ile meşgul olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Umumî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general. public. broad. common. collective. across-the-board. blanket. catholic. exoteric. generic. grand. liberal. overhead. plenary. prevailing. prevalent. running. sweeping. widespread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. broad. common. current. general. generic. grand. popular. prevalent. public. rife. running. sweeping. universal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general. global. public. broad / adj ,. catholic. common. overall. pandemic. sweeping. universal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amnesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amnesty. general pardon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government budget. master budget. general budget. overall budget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(General Finance Corporations)

(Corresponding Special Purpose Vehicles in Securitization) Alacakların temellükü ve bu alacaklar karşılık gösterilerek düzenlenen varlığa dayalı menkul kıymetlerin ihracı ve halka arzı amacıyla kurulan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general overhead. overhead cost. overhead s rate. total outlay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general outlook. overall picture / survey / view. overall picture. panorama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general assembly. general shareholders'assembly. general meeting. plenary meeting. General Assembly. General Meeting. plenary committee. house floor. full assembly. plenary assembly. plenary session. full session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general manager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general manager. general director / manager. chief executive. chief general manager. director general. head manager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head office. chief management. general management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretary general. general secretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whorehouse. brothel. bordello. bordel. bagnio. bawdyhouse. call house. disorderly house. house of ill fame. house of ill repute. stew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brothel. bawdy house. bordello. disorderly house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brothel. whorehouse. bawdy house. case house. house of ill fame. massage parlour. parlo u r house. sporting house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i) (uyd. k.). Tamim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular. notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general staff. horse guards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Tamim etme, umumîleştirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to generalize. to make general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generalize. to generalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth general. to generalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Umumiyet, umumî olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.) Umumiyetle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generally. usually. normally. in general. on the whole. largely. at large. as a general rule. as a rule. by and large. exoterically. for the most part. ordinarily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonly. generally. ordinarily. usually. in general. mostly. as a rule. more often than not umumiyetle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usually. in general. persuasive advertising. by and large. authorized capital. generally. generally speaking. mostly. normally. ordinarily. for the most part. passenger service agent. principally. quick fix. widely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. genus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Albaydan sonra başlayan ve mareşalliğe kadar çıkan yüksek rütbeli subay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to a genus or kind; pertaining to a whole class or order; as, a general law of animal or vegetable economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Comprehending many species or individuals; not special or particular; including all particulars; as, a general inference or conclusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Not restrained or limited to a precise import; not specific; vague; indefinite; lax in signification; as, a loose and general expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Common to many, or the greatest number; widely spread; prevalent; extensive, though not universal; as, a general opinion; a general custom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Having a relation to all; common to the whole; as, Adam, our general sire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As a whole; in gross; for the most part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usual; common, on most occasions; as, his general habit or method.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The whole; the total; that which comprehends or relates to all, or the chief part; opposed to particular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the chief military officers of a government or country; the commander of an army, of a body of men not less than a brigade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In European armies, the highest military rank next below field marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The roll of the drum which calls the troops together; as, to beat the general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The chief of an order of monks, or of all the houses or congregations under the same rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The public; the people; the vulgar. a fact about the whole ; 'he discussed the general but neglected the particular' a general officer of the highest rank the head of a religious order or congregation command as a general; 'We are generaled by an incompet

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general. pasha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a general officer of the highest rank. the head of a religious order or congregation. a fact about the whole ; 'he discussed the general but neglected the particular'. command as a general; 'We are generaled by an incompetent!'. applying to all or most me

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The export of this software is governed by US Department of commerce under the export administration regulations and by Canadian export regulations By downloading or using a Rupp software product you are certifying that you are not a national of Cuba, Ira

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Despite their impressive size, eland are excellent jumpers and clear 2m with apparent ease They are timid animals and become nervous with the slightest disturbance They are extremely docile and attempts have been made to domesticate the eland both for mea

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Origin The airport at which a passenger or cargo shipment or flight begins its journey Destination The airport at which a passenger or cargo shipment or flight ends its journey Scheduled Airline An air carrier which operates over certificated routes, base

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This area has a single subcommittee that calls itself None and deals mostly with the policies and etiquette of the IETF in its conduct of business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General information about the search engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Choosing a Host Hosting Terminology Protection of contents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Errors that can't be classified in any other way are considered general errors To fix the problem, read the details of the error and act accordingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Introduction Purpose Whats Gnu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sub-Farm Input.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Search index used by Item Lookup; the General index seems to contain all fields.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Main Page About Inspiritive People Company Policies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Formatting that aligns numbers on the right side of a cell, aligns text on the left side, indicates negative numbers with a minus sign on the left side of a number, and displays as many digits in a number as a cell's width allows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chapter : annual meeting of the heads of all abbeys.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Home Sitemap Glossary Recent News Related Links Contact Info. /Allgemeines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Heritage Dictionary Cambridge Dictionaries Online Dictionary com. number of terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General - 3 Star , Gen. , General , air chief marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. umumi, genel, külli; umuma ait, şümullü; içinde her şey bulunan; kesin olmayan, takribi; i. umum, avam, halk; ask. general. general average den. büyük avarya. general cargo den. karışık yük. general delivery postrestant, postanede sahibine te

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., it. başkumandan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genellik, umumiyet, umumilik. generalities i. genel konular, kesinlik ifade etmeyen söz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelleştirme, umumileştirme, genellik, umumilik, hepsini bir tutma, genel sonuç çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. genelleştirmek, umumilestirmek, tamim etmek, genel bir fikir vermek; herkese teşmil etmek; güz. san. ayrıntılarını belirtmeden genel olarak tamamlamak; tıb. hastalığı umumi bir hale koymak; tıb. yayılmak; umumileşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. generallik; bir generalin askeri bilgi ve yönetme yeteneği; önderlik, baskanlık, liderlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. husule getirmek, vücut vermek, hâsıl etmek; çocuğu olmak, doğurmak, yavrulamak; geom. çizmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zürriyet husule getirme, doğuş, doğuruş, tenasül; nesil, soy, zürriyet, batın; vasat olarak insan nesli farzedilen otuz yıl. generation gap aile ile çocuk arasındaki görüş farkından doğan anlaşmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tenasül kabiliyeti olan; doğuş ve doğuruşa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. jenerator, dinamo; doğuran veya meydana getiren kimse; hâsıl edici cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ, -trices) geom. yapıcı çizgi; doğuran dişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cinse ait, fasileye ait; genel, umumi; şümullü, geniş kapsamı olan. generically z. kendi cinsine ait özellikleri taşıyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cömertlik, âli cenaplık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cömert, alicenap, eli açık; asil; mebzul, bol, bereketli; verimli, mümbit; sert, çarpan (içki). generously z. cömertçe. generousness i. cömertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hilkat, yaratılış, meydana gelme; başlangıç, mebde, menşe; b.h. Tekvin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sansara benzer bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir şeyin aslına ait; jenetige ait genetic heritage biyol., psik. kalıtım. genetically z. jenetik bakımından, jenetik yoluyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. jenetik, soyaçekim olaylarını inceleyen biyoloji dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Canlılardaki veraset hadiselerini inceleyen biyoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Genetik

kalıtım bilimi

Bitki, hayvan ve insan genlerinin yapısını, görevini ve bir dölden diğerine nasıl aktarıldığını inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic. genetics. genetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetics. genetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic. genetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmadan alınan genleri izole etmek, bu genleri yönlendirmek ve başka bir organizmaya katmak için kullanılan teknolojiler. Bilim adamları, 1973 yılında DNA’yı kesip yapıştırmayı öğrendiler. Ticari genetik mühendislik firmaları ise 1976 yılında kuruldu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ardıç rakısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cenevre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarla sulamaya mahsus ince su yolu, suyun yerde açtığı ufak ark.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sokmak, karıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşınmakla beraber yanma hissi: Boğazımda bir gıcık vardır. Gıcığı yumuşatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Kaşınmakla beraber yanmak, Osm. taharrüş etmek: Boğazım gıcıklanıyor. 2. Gıdıklamak. 3. mec. Şüphe ve tereddüde düşürmek: Bu iş benim zihnimi gıcıklıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dişlerin birbirine sıkı sıkı sürülmesi gibi sert ve keskin bir sesi taklit ve tasvir eder: Dişlerini gıcır gıcır gıcırdatıyordu. Yeni potinleri gıcır gıcır ediyordu. Tahtalar gıcır gıcır ötüyordu. Gıcır gıcır giyinmek = Yeni kundura ve elbise giymek: Gıcır gıcır giyinmiş gidiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gıcır gıcır ötmek: Dişleri hiddetten gıcırdıyordu. Ayakkabıların gıcırdamasından hoşlanmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gıcır gıcır ses çıkarma: Dişlerin, yeni potinlerin, tahtaların gıcırtısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tavşan yavrusu. 2. Benekli tavşan. 3. Kır sansarı: Göçgen kürkü. Yergöçgeni = Köstebek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sulak yerlerde görülen tatarcık gibi ufak sivrisinek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) baygınlık, bitkinlik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaz boynu şeklinde şey .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), insanların birbirine bakarak yaptıkları şey, İdet, usul, alışılmış olan tarz, hareket: Göreneğe tlbi olmak: Düğün masrafları hep görenek bellsıdır. 2. Görgü, tecrübe, görgü ile kazanılan malûmat: Göreneksiz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom. observance. routine. usage. use. tradition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom. usage. practice. tradition. experience. unwritten law. manner. observance. empical. traditional. sanction by usage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventional. customary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kovandan bal alırken yüze geçirilen tel kafes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Göz göz oya: Gözenek. 2. Sıvama nakış. 3. Bitkilerin yaprak ve saplarındaki birtakım küçük organlar. Bunlar, bitkinin solumasını kolaylaştırır. Bazı hayvan dokularında bulunan aralıklar da «gözenek» diye anılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore. stoma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonporous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Cep telefonu şebekesi üzerinden veri transferi sağlayan paket temelli servistir. GPRS en iyi koşullarda maksimum 32 – 48 kbps veri aktarımına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeşillik, nebatat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yeşil gözlü, kem gözlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. güften fiilinden imas. olup sıfat terkipleri teşkiline girer). Diyen, söyleyen: Rlst-gO = Doğru söyleyen. GOft ü gû = Dedikodu, Ar. kıyl ü kaal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türlü, çeşit, nevi: Bir gûnâ. Bir güne = Bir türlü, bir veçhile (ve menfi cümle) hiçbir suretle. Bu gûnâ, güne = Bu türlü, böyle.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(gelinfeneri): Patlıcangillerden; kireçli topraklarda yetişen bir çeşit bitkidir. Çiçekleri pembe-beyazdır. Yemişleri kiraza benzer. Terkibinde C vitamini vardır. Lezzeti acımtıraktır. Meyveleri Eylül - Ekim aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: İdrar ve ter söktürür. Karında toplanan suyu boşaltır. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Sarılıkta da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Canbaz ayaklığı, Fr. 6chasse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haydisene.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come on ! hurry up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölkerli oda kilimi: Halı döşetmek: Uşak, Gördes halısı, halı seccade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yeni hal peydâ etmek, değişmek, başka bir hale geçmek: Bu hâl ile hallendiğimiz vakit. 2. İyi hâl peydâ etmek, hâli iyileşmek. 3. Zikir sırasında kendinden geçmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sertleştiren kimse veya madde; sikatif; çelik tavcısı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Yakma, yanma, yanıklık. Harkat-ül-bevl — Belsoğukluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hasenât). İyilik, güzel iş, iyi ve hayırlı iş, zıddı: Seyyie seyyiât: Hasenatı seyyiâtından fazladır = İyilikleri kötülüklerinden fazladır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسنه] güzel, iyi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A ). İki Hasan, yani Hz. Hasan ile kardeşi Hz. Hüseyin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation paper. accomodation bill. windbill. accomodation bill / note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Temiz hava kriterlerinin ve standartlarının saptanması ve uygulanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizme burnunun kalıbı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâin). Hainler. (bk.) HAin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fener.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Haydi artık. (bk.) Hadisene.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Helen, Yunanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Heper).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pansy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multicoloured violet. pansy. viola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(viola tricolor): Sarı, mor, mavi çiçekleri olan bir çeşit menekşedir. Boyu 20 cm kadardır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. İdraryollarındaki iltihapları giderir. Cilt hastalıkları ve özellikle egzamada faydalıdır. Öksürüğü keser. Damar sertliği ve sarılıkta da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Karaman ile kıvırcıktan melez, yassıca kuyruklu koyun cinsi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tefsir eden, açıklayan tefsiri. hermeneutics (i). tefsir ilmi; dini kitapları tefsir ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). farklı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kısımları veya içindeki fertler birbirinden farklı, hep aynı cins olmayan (grup, toplum); ayrı cinsten, heterogen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asılıp muhafaza olunmak üzere bir sapa geçirilmiş meyve bağı: Bir hevenk üvez, üzüm, elma, incir. Hevenk üzümü = Asılıp kış için muhafaza olunmuş üzüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Yunanca’dan ki, o dilde madde demektir). 1. Eski filozoflara göre ilk madde ve hayal Alemi. 2. mec. Var sayılamıyacak kadar zayıf veya ehemmiyetsiz şahıs veya şey. 3. Ürkütücü, belli belirsiz karaltı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boğaz tıkanarak ve derinden iç çekerek ağlamak: Hıçkırıp duruyordu. Hıçkıra hıçkıra ağladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian hemp. cannabis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Helikon dağında Müzlere adanmış pınar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern. police lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growth stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

share. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

share. stock. share certificate. stock certificate. share. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Stock)

Anonim ortaklıklar tarafından çıkarılan ve anonim ortaklığın sermayesine belirli bir katılma payını temsil eden, yasal şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmiş, kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı. cinsten olan, cinsteş, mütecanis, tek türlü, türdeş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sağlık bilgisi, hıfzıssıhha. feminine hygiene doğum kontrolü. hygien'ic s. sağlıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. yeraltında oluşan (kaya).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Insider Trading)

Sermaye piyasası araçlarının değerini etkileyebilecek, henüz kamuya açıklanmamış bilgileri kendisine veya üçüncü kişilere menfaat sağlamak amacı ile kullanarak, sermaye piyasasında işlem yapanlar arasında fırsat eşitliğini bozacak şekilde haksız yarar sağlamak veya bir zararı bertaraf etmektir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Tiksinmeyi gerektirecek, Osm. ikrâh olunacak, Ar. müstekreh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Tohumlarında iki çenek bulunan bitkiler sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). 1. Kabuğu çatladığı zaman iki çenete ayrılan meyve. 2. (zooloji) Midye ve istiridye gibi iki parçadan ibaret olan hayvan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. delinmez, nüfuz edilemez; anlaşllamaz, sökülemez, kestirilemez, idrak edilemez, anlaşlması imkansız; içine girilemez; zifiri, koyu (karanlık); fiz. geçişmesiz. impenetrabil'ityi delinmezlik; anlaşılmazlık. impenetrably z. nüfuz edilemez bir şekilde;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Preferred Stock)

Esas sözleşmede hüküm bulunmak kaydı ile, sahiplerine temettü ödemesi, rüçhan hakkı kullanımı, oy hakkı gibi konularda ayrıcalık tanıyan senetlerdir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerli insan veya hayvan ve bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tamamen içine girmek; birbirinin içine nüfuz etmek. interpenetra'tion (i.) tam olarak nüfuz etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) karışmak, araya girmek, müdahale etmek, düzeltme maksadıyle araya girmek; arada bulunmak; diğer olaylar arasında meydana gelmek; aracılık yapmak; (huk.) nüfuzunu kullanmak, dava dahili olmak. intervention (i.) aracılık; müdahale, karışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Dividend Right Certificates)

Şirket genel kurulunun alacağı kararla bazı kimselere çeşitli hizmetler ve alacak karşılığı olarak kuruluştan sonra verilen ve sermaye payını temsil etmeyen hisse senetleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). 1. Halatın üzerine sarılmış ip ve kendir. 2. Halat meydana getiren üç boy bükmenin her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piston.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iyice, adamakıllı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. génération

top. b. kuşak

Yaklaşık yirmi beş, otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Bir enerji şeklini, başka şekilde bir enerjiye çeviren makine. Gaz jeneratörü, buharlı jeneratör. Elektrik jeneratörü = Dinamo.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. générateur

fiz. üreteç

Herhangi bir mekanik enerjiyi elektrik akımına çeviren aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. generating set. power unit. power-plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. generator üreteç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. générique

sin. ve TV tanıtma yazısı

Bir filmde emeği geçen yapımcı, yönetmen, oyuncu vb.nin adlarını, filmin yapımıyla ilgili bilgileri içine alan, filmin başında veya sonunda bulunan liste.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credits. credits and titles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gençleşen; gençleştirici. juvenescence i. gençleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negotiable instrument. bill of exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İyilik, iyi hal, iyi iş, hayırlı iş. 2.Dünya ve ahiret saadeti. 3.Eski altın paralardan birinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Publicly Offered Dividend Right Certificates)

Nakit karşılığı satılmak üzere, ortaklık haklarına sahip olmaksızın kardan pay alma, tasfiye bakiyesinden yararlanma ve yeni pay alma gibi haklar sağlayan bir kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail bond. bailment. deed of suretyship. letter of indemnity / guarantee. bond of indemnity. indemnity bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کهنه] kahinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanların etine yapışıp kanlarını emen tahtakurusu gibi bir küçük böcek, sakırga: Köpek kenesi. Keneotu = Bir cins bitki. Buğday kenesi = Buğday biti. Kenegöz = Pek küçük gözlü adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tick. wood tick. acarid. hawk moth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mite. tick. acarid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood sucking insect like tick. mite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eknâf). 1. Taraf, çevre, nahiye, yüz, cihet. 2. mec. Himâye, sahip çıkma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kent» ten galat). Ayakyolu, abdesthane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toilet. bog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abort. latrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کنف] çevre. 2.sığınacak yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek küçük gözlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki katı cisim veya parçayı biribirine bağlayan demir veya telden bağ ki, iki ucu kıvrık olup hususî açılan deliklere takılarak pei-çinlenir veya kurşun ve mâcunla sağlam yerleştirilir: Rıhtım taşlarını havuzun kenarındaki mermerleri, kırık tabağın parçalarını kenet etmek; bu kenetsiz yapıştırılamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clincher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal clamp. cramp iron. bracket. cramp. spooling. pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kenet etmek, kenet denilen demir veya tel bağ ile bağlayıp yapıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clamp. to fasten together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clamp. to clasp together firmly. to lock. cramp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kenet denilen demir veya tel bağ ile bağlanıp yapıştırılmak: Bu taşlar kenetlenmezse açılır. 2. mec. Kenet olmuş gibi sıkı kapanmak: Dişleri kenetlendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be clamped together. to clasp. to dock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be clamped in place. to be firmly clasped together. to be locked. lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kenet ettirmek, kenet ile bağlatmak: Bu çerçeveyi kenetletmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kenet denilen demir veya tel bağ ile bağlanarak yapıştırılmış, kenetlenmiş: Kenetli taşlar; kenetli tabak. 2. mec. Pek sıkı kapalı, kenetlenmiş gibi açılmaz: Dişleri kenetlendi

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(iL.). T. Sapından kendir denilen ve ketenden kaba olan bir lif çıkan bir çeşit tarım bitkisi. 2. Bu bitkinin tohumu ki, kuş yemi olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bhang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemp plant. marijuana. bhang. hemp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(esrarotu): Kendirgiller familyasından, vatanı Hindistan olan, sıcak ülkelerde ve yurdumuzda da kültürü yapılan, bir yıllık bir bitki türüdür. Gövdesi diktir. İçi boştur. Yüzeyi pürtüklüdür. Yaprakları 5-11 parçalıdır. Meyvesi 3-5 milimetre boyundadır. Tanelerinin içinde etli bir cücük vardır. Dal uçlarında reçine ve uçucu bir yağ vardır. Meyveleri yağ bakımından zengindir. Tohumlarından çıkarılan yağ, sabun sanayiinde kullanılır. Gövdesinin kabuk kısmından kenevir veya kendir denilen bir lif elde edilir. Bunlardan ip, halat ve kaba dokulamalar yapılır. Kullanıldığı yerler: Yapraklarının suda haşlanması müzmin romatizma ağrılarını keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüylü buğday böceği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheat moth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsanları giydiğine bakarak değerlendirmek yanlışlara yol açar, değerli kişiler de bazen eski giymiş olabilir. Atasözü

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atmacadan ufak yırtıcı bir kuş (neophron percnopterus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kestrel. vulture. staniel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kestrel. egyptian vulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazyağı, gaz, colloq. petrol. kerosene lamp gaz lambası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction. sum of money deducted from a salary. purchase of the right to the income from sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax-farmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinetic energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak mutfak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Tümgeneralle orgeneral arasındaki rütbede bulunan general.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lieutenant general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corps commander. lieutenant general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Founder’s Shares)

Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK. Madde: 402) verdiği yetkiye dayanarak Anonim Şirketlerin kuruluşunda veya sermaye artırımında, kuruculara ya da önemli hizmeti geçenlere, şirket kârının bir kısmına iştirak hakkı temin etmek üzere nama yazılı olarak çıkartılan bedelsiz hisse senetleridir. Kurucu hisse senetleri, belli bir sermaye payını temsil etmediği gibi, şirketin yönetimine katılma hakkını da vermez.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eskiden Almanya'da ücretli piyade askeri; iskambil kâğıtları ile oynanan bir çeşit kumar oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suret, kılık; resim, tasvir; benzeyiş, benzerlik, benzeşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabani menekşe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Yasak edilmek, bırakılmamak, (bk.) Men.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça benefşe’den). Güzel kokulu küçük bir çiçek ki, yerde biter, yuvarlakça yapraklı bir bitkide olup ekseriya mor renkte olur: İt, Cezâyir, Mısır menekşesi, katmerli, hercâİ menekşe = Bu çiçeğin çeşitleri. Menekşe şurubu, menekşe moru = Menekşe renginde mor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(benefşe): Menekşegiller familyasından; çiçekleri tek renkli, bir veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları yürek biçiminde ve hemen hemen sapsızdır. Genellikle az veya çok koyu renkli olur. Beyaz renklileri de vardır. İlkbahar aylarında çiçek açar. Kullanıldığı yerler: Terletir. Vücuda rahatlık verir. Kanı temizler. Vücutta biriken zehirlerin atılmasını sağlar. Nikris ve romatizmada faydalıdır. Kabızlığı giderir. Sıracada faydalıdır. Cilt hastalıklarında da kullanılır. Lapası yaraların iyileşmesini sağlar. Menekşe yağı, egzama ve uyuzu tedavi eder. Boğmaca ve boğaz ağrılarında faydalıdır. Sulu temriyeleri de tedavi eder.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Menekşegillerden birçok çeşitleri bulunan koyu mor çiçek açan süs bitkisi. Koyu mor renk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden, menekşe çeşitlerini içine alan bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) MAnend.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. tıp). Beyin zarları iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Birtakım mikropların beynin üzerini kaplayan zara gelip, yerleşmesi ve orada iltihaplanma meydana getirmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastada aniden yükselen ateş ve şiddetli ağrılar görülür. Işığa bakamaz, boynunu bükemez, Hiç vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Ayrıca hastayı doktora götürünceye kadar aşağıdaki reçeteler uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Akasya yaprağı, akasya çiçeği.

Hazırlanışı : 10 bardak suya 1 avuç akasya yaprağı veya 3 çorba kaşığı akasya çiçeği konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Soğuduktan sonra, bu suyla hastanın başı yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meningitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhibitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prevention. restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Yasak etmek, bırakmamak, engel olmak. (bk.) Men.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. meneviyye). Meniye ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Terementi ağacı tohumu. 2. Kılıçta ve bazı kumaşlarda görülen dalga: Bu kılıcın, kumaşın güzel bir menevişi vardır (bu ikinci mânâ ile aslı «meviş» tir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilloche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallizing. moiré. iris. metachromatism. galling. bloom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dalgalanmak, dalgalı olmak, Osm. hârelenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: mevişli). Dalgalı: Menevişli kumaş, kılıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Sıkıştıracak veya basacak Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clamp. cramp. vice. vise. mangle. press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clamp. cramp. press. vise. screw vice. chuck. holdfast. bench clamp. calender. extractor. brake. mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Miskinlik, fakirlik, zavallılık. 2. Beceriksizlik, acizlik, tenbellik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسکنت] miskinlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yümn» den). Ordunun sağ kolu, sağ cenah, zıddı, meysere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ميمنه] sağ kanat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yümn» den mimli masdar) (c. meyâmîn). Uğur, bahtiyarlık, saadet, kutluluk, mutluluk, bereket: Bu işde meymenet vardır, çiftçilik meymenetli bir şeydir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. Miyosen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. mizansen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. bütün canlı organizmalann tek bir hücreden oluştuğu kuramı; biyol. metamorfoz olmadan büyüme; bütün insan ırklannln ayn soydan geldiği öğretisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Karadağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «avn» den masdar). Yardım, yardım etme, yardımcılık: Birisi muâvenet etsin, tek başıma yapamam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

help. assistance. social welfare. furtherance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معاونت] yardım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to help. to assist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yardım etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUAYENE) (i. A. «ayn» dan masdar) (c. muâyenât). 1. Gözden geçirip araştırma: Basılacak kitaplar dikkatle muayene olunmalıdır. 2. (tıp) Doktor tarafından araştırılarak bir insanın hastalığı olup olmadığının teşhisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultation. medical exam. exam. medical examination. examination. physical examination. physical. inspection. survey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examination. test. visit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examination. inspection. search. survey. test. testing. controlling. examining. assay. research. exploration. assaying. prospecting. revision. revise. review. overhaul. recension. look over. look through. sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examine. survey. test. vet. view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to examine. to inspect. to hold a post-mortem examination. to inspect the car. to inspect the goods. to control. to test. to look. to check. to sample. to survey. to try. to search. to revise. to explore. to reconnoitre. to overhaul. to oversee. to sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir veya birkaç doktor tarafından hastalara bakmak İçin kullanılan büro.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Eskiden gümrükte veya diğer bir resmî dairede muayene ile görevli memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctor's office. consulting room. surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beyn» den masdar). 1. Ayrılık, gayrılık, muhalefet, uyuşmazlık, ihtilâf. Miibiyenet-i efkâr = Fikirlerin uyuşmazlığı. 2. iki şeyin birbirinin zıddı ve eksi olması, zıtlık: Bu İki söz arasında mübâyenet vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clash. clashing. opposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dehn» den masdar). Şahsi menfaat İçin birini yüzüne karşı övme, koltuklama, dalkavukluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şahsi menfaati için birini yüzüne karşı öven, ikiyüzlü, koltuklayan, dalkavuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüze karşı övmeye ve ikiyüzlülüğe ait: Müdâhenell söz, muamele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İğtinâm edilmiş, yayınlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.« haden » den). Barışma, anlaşma, uyuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hedn» den). Dostluk, sadakat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «karn» dan). Bitişiklik, ulaşma, bir yere gelme: Bazı olayların mukareneti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «neb’-nübüvvet» ten if.) (mü. mütenebbiye). Nübüvvet dâvâsı eden, peygamberlik taslayan (X. asırda yaşamış büyük bir Arap şairinin lakabıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nübh» den if.) (mü. mütenebbihe). Uyanık, uyanan, bir ihtar, öğüt veya olaydan ders alıp aklını başına toplayan, ibret alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefret» ten if.) (mü. müteneffire). Nefret eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefes» ten if.) (mü. müteneffise). Teneffüs eden, soluk alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nüfuz sahibi (Türkler’in yaptığı galat bir Arapça kelimedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nekre» den if.) (mü. mütenekkire). Tanınmayacak hâl ve kıyafete giren, uydurme bir isim takınıp kim olduğunu belli ettirmeyen, tebdil gezen, İtalyanca: incognlto.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tebdil olarak, kendini belli ettirmeksizin, uydurma bir İsimle (hanedan mensupları ve büyük adamların, merasimden kaçınmak için başka bir isimle seyahatleri hakkında kullanılır), İt. incognito.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nev’»den if.) (mü. mütenevvia). Bir cinsten olmayan, türlü türlü, çeşit çeşit, muhtelif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nezh ve nüzhet» den if.) (mütenezzihe). 1. Gezip eğlenen. 2. Münezzeh, arınmış, temiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzûl» dan if.) (mü. mütenezzile). Tenezzül eden, alçalen, kendi hâl ve şanına yakışmayacak bir işi yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUVAZENE) (i. A. «vezn» den masdar). 1. İki şeyin ağırlıkça bir ve eşit olması, denge. 2. Karşılıklı iki şeyin ölçü ve başka bakımlardan bir gelmesi ile olan uygunluk, denk olma: Devletler muvazenesi. 3. Bir cismin ağırlık merkezi dik gelerek durabilmesi: Pencereden uzanırken muvazenesini kaybedip düştü. 4. Gelir ve giderin bir gelmesi: Bütçe muvazenesi. 5. Mukayese, ölçü: Eski servetinizle şimdiki servetinizi muvazene ederseniz ne kadar ilerlediğinizi anlarsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilibrium. balance. stability denge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. equilibrium. set-off. stability. equipose. poise. offset. equation. compensation. counterbalance. equanimity. equipoise. temperament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موازنه] denge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bütçe kanunu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1Uygun, denk. 2. Muvazenesi yerinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Ölçüsüz, dengesiz. 2. Ne yaptığını bilmeyen, sözleri ve hareketleri normal olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) dengesiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbalance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مداهنه] yağcılık, yardakçılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متنفذان] etkili kişiler, nüfuz sahipleri, sözü geçenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متنوع] çeşitli, türlü türlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Midilli adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Registered Shares)

Hisse senedinin üzerinde sahibinin adının yazılı olduğu ve şirketin pay defterine bu adın kaydedildiği hisse senetleridir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. naftalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Nasıra şehrinin yerlisi, Nasıralı; Nasrani, Hıristiyan; ilk Hıristiyanlık devirlerinde bir Yahudi Hıristiyan mezhebi üyesi. the Nazarene Hazreti İsa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., jeol. neogen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) iyice dikkat et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) müstehcen, açık saçık, edebe aykırı; ağıza alınmaz; tiksindirici, iğrenç. obscenely (z.) müstehcen olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Tahsisat. Bir iş için ayrılan para. Örtülü ödenek = Osm. tahsîsât-ı mestûre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appropriation. fund. grant. allocation. allowance. grant-in-aid. award. supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. allotment. allowance. bounty. grant. appropriation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. appropriation. subsidy. allowance. personal allowance. annuity. consideration money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı, bilgili kimse.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. ontogénèse

biy. birey oluş

Yumurtanın döllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiği gelişim evrelerinin bütünü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sonuca bağlanmamış, açık bırakılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açıkgöz dikkatli; şaşkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Circulation Restricted Stock)

Üzerinde devir ve satış yasağı bulunan hisse senedidir.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert ve geniş el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Geniş, güven veren yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr.). En yüksek rütbeli general ki, görevi ordu komutanlığıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full general. army commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full general. army commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. düz oluş, ortogenez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discretionary fund. secret funds (government appropriation which is to be spent on a secret pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discretionary fund. secret funds (government appropriation which is to be spent on a secret pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oksijen ile asetilenin bileşiminden meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özden (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Special

(Auditing)Menkul kıymetlerin halka arzı için kayda alınmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu’na başvuran veya Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında olup, birleşme, devir veya tasfiye durumunda bulunan anonim ortaklıklar ile aracı kurumlar ve yatırım ortaklıklarından Kurul’ca belirlenenlerin mali tablo ve raporlarının denetlenmesidir.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Özgenalp).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeniden doğma; tenasuh, ruh göçü, ruh sıçraması; biyol. üremede atasal özelliklerin yeniden meydana çıkması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay halesinin içinde bazen görülen parlak nokta, yalancı ay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Döllenmemiş yumurtalarla üreme. Bazı böceklerde görülür.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. parthénogenése

biy. döllenmesiz üreme

Döllenmemiş yumurtanın gelişmesiyle oluşan üreme biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. kendiliğinden. üreme, cinsi munasebet olmadan vaki olan doğum, partenogenez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. peneplen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. coğrafya). Yalama yazı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pénéplaine

coğ. yontuk düz

Erozyon etkisiyle oluşmuş, yumuşak engebeli yeryüzü parçası.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peneplain. peneplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Macarca’dan). Süs altını taklidi, sarı tenekeden para, pul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. girmek, içine işlemek; nüfuz etmek, tesir etmek, etkilemek; delip geçmek; anlamak, idrak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içine işleyen; nüfuz edici, delip geçen; zeki, anlayışlı; etkili, tesirli; keskin. penetratingly z. içine işler durumda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içine işleme, nüfuz etme, girme; etki, tesir; feraset,zekâ, anlayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. delici, nüfuz edici; keskin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk sevgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fizyol. kapalı göze tazyik sonucunda meydana gelen ışıklı hayal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. frenetic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitkilerin başlangıç ve gelişimi ile uğraşan ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. kıskaç gözlük, kelebek gözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i., jeol. pleistosene ait; i. pleistosen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., jeol. pliyosen; s. pliyosen devrine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok ülkede kullanılan analog telefon sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. psikojenez, akıl gelişimi, zihni gelişim. psychogenet'ic s. psikojenezle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pireneler. Pyrene'an s. Pirene'li.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. piroksen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ahçı. bir çeşit tavuk veya dana köftesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) ahlak ve hareketleri ıslah olmuş; yeniden doğmuş; (f.) yeniden teşkil etmek, tamamen ıslah etmek; yeni hayata kavuşturmak; hidayete erdirmek, ihya etmek; tamir ve ıslah etmek, yenilemek; manen yeniden doğmak; düzelmek, iyileşmek. regenera't

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeniden ihya eden kimse veya şey; kullanılmış gazın ısısından faydalanarak bazı ocaklarda içeriye verilen hava veya gazı ısıtmaya yarayan aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. dininden dönmüş kimse; firari; s. dininden dönen; kaçan, firar eden; hain.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iskambilde oyun kuralına aykırı hareket etmek; sözünü geri almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yenilemek, yenileştirmek; yeni hayat vermek; tekrar başlamak, yeniden başlamak; tekrar etmek; tazelemek, canlandırmak, gençleştirmek; tamir etmek; eksiğini tamamlamak; müddeti uzatmak; yenilenmek; yeniden başlamak. renewable s. yenilenir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yenileme, tamir, tekerrür; abonenin yenilenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «râziyâne» den). Dereotune benzer bitki. Su rezenesi = Subaldıranı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fennel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sürüş sırasında kolay çalıştırma ve gelişmiş sürüş güvenliği sunan bir uzaktan kumanda.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

TV ekranında net ve doğal görüntüler sağlayan bir resim geliştirme sistemi. Kayıttan sonra bulanık hale gelebilen nesne kenarları, sistem tarafından düzeltilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical examination. sanitary inspection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eskiden tıpta kullanılan bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Menegokok adı verilen bir çeşit mikrobun; beyin zarına yerleşmesi ve orada iltihaplanmalar meydana getirmesi sonucu ortaya çıkan bulaşıcı ve tehlikeli bir hastalıktır. Hastalık, boğazlarında mikrop taşıyan hastalar veya kendileri hasta olmadıkları halde boğazlarında menenjit mikrobu taşıyan sağlam kimseler tarafından bulaştırılır. Hastalık çoğu kere üşüme, titreme ve ateşin birdenbire yükselmesiyle başlar. Halsizlik, başağrısı, ve kusma görülür. Dudak ve burun deliklerinin kenarlarında uçuklar belirir. Gözlerini açmakta zorluk çeker. Bir süre sonra, ensesi sertleşmeye ve başını öne eğememeye başlar. Hiç vakit geçirmeden tedaviye başlamak şarttır. Aksi halde, ölümle sonuçlanabilir. Bu günkü tedavi yöntemleri sayesinde hastanın sağlığına kavuşması mümkündür. Salgın menenjit salgını sırasında sağlıklı kimseler hastalarla görüşmemelidir. Kalabalık yerlere gidilmemelidir. Bütün vücudun, özellikle ağız ve burunun temiz tutulması gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçük kavun şeklinde yenmez lâkin güzel kokulu bir meyve. 2. mec. Cılız ve biçimsiz yamrıyumru adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asker eyerinin örtüsü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iç astarlık olarak kullanılan ince canfes. sarco-, sarc- (önek) et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Gözde, ağtabakanın en hassas noktası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yassı bir şeyle vurmaktan çıkan sesi taklid ve tasvir eder: Şark şark, şırak şırak yanaklarına vuruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A., F. «sedrenç» den veya Hindçe «set-renk» den galatı: santraç). Dama gibi hânelere bölünmüş bir tahtanın üzerinde pullarla oynanılan oyun: Şatranç oynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit kazak kayığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., geom. kenarları birbirine eşit olmayan (üçgen). scalene muscle, scalenus i., anat. skalen kası, kaburgaları kaldıran kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manzara; sahne; sahne dekoru, mizansen; bir olayın geçtiği yer ve şartlar; perde; hikâyede olayların geçtiği yer. scene painter sahne dekoru ressamı. scene' shifter i. sahne dekorunu değiştiren kimse. behind the scenes perde arkasında; gizlice. Do

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manzara; sahne dekorları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. ortasından bölünme suretiyle üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,(eski) mukavelenameleri yazan kimse, arzuhalci; noter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice. option. alternative. selection. pick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. choice. pick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. option.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. şeh-zâde). Şehzâdeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sâkin). (bk.) SAkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhabitants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سکنه] oturanlar, sâkinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighty each. eighty a piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sinin). Yıl, Fars. sâl: Beş sene, kırk sene, her sene.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

year. year yıl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

100 sene equal 1 tala.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

100 sene equal 1 tala.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنه] yıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنهء هجریه] hicrî yıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنهء قمریه] kamerî yıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Artık yıl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنه< ميلادیه] miladî yıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنهء شمسيه] şemsî yıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سنه بسنه] yıldan yıla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سند] belge. 2.tapu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Tapu senedi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سندات] belgeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sütotu bot. Polygala; sütotunun öksürük söktürücü kurutulmuş kökü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senegal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gum senegal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See under Gum. a republic in northwestern Africa on the coast of the Atlantic; formerly a French colony but achieved independence in 1960.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Senegal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in northwestern Africa on the coast of the Atlantic; formerly a French colony but achieved independence in 1960.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Senegal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Afrika, Kuzey Atlas Okyanusu kıyısında, Gine Bissau ve Moritanya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 14 00 Kuzey enlemi, 14 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: 196,190 km².

Sınırları: toplam: 2,640 km.

sınır komşuları: Gambiya 740 km, Gine 330 km, Gine Bissau 338 km, Mali 419 km, Moritanya 813 km.

Sahil şeridi: 531 km.

İklimi: tropikal.

Arazi yapısı: Genellikle alçak, inişli çıkışlı ovalar, güneydoğuda dağ eteği tepeler yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: 581 m.

Doğal kaynakları: Balık, fosfat, demir.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %12.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %16.

Ormanlık arazi: %54.

Diğer: %18 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 710 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Su baskınları, periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 10,284,929 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.93 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0.21 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 56.75 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 62.56 yıl.

Erkeklerde: 60.94 yıl.

Kadınlarda: 64.22 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 5.12 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %1.77 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 79,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 7,800 (1999 verileri).

Ulus: Senegallı.

Nüfusun etnik dağılımı: Wolof %43.3, Pular %23.8, Serer %14.7, Jola %3.7, Mandinka %3, Soninke %1.1, Avrupalılar ve Lübnanlılar %1, diğer %9.4.

Din: Müslüman %92, yerel inançlar %6, Hıristiyan %2.

Diller: Fransız (resmi), Wolof, Pulaar, Jola, Mandinka.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %33.1.

erkekler: %43.

kadınlar: %23.2 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Senegal Cumhuriyeti.

kısa şekli : Senegal.

Yerel tam adı: Republique du Senegal.

yerel kısa şekli: Senegal.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Dakar.

İdari bölümler: 10 bölge; Dakar, Diourbel, Fatick, Kaolack, Kolda, Louga, Saint-Louis, Tambacounda, Thies, Ziguinchor.

Bağımsızlık günü: 4 Nisan 1960 (Fransa’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 4 Nisan (1960).

Anayasa: 3 Mart 1963. 1991 yılında yeniden gözden geçirilmiştir.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), ECOWAS (Batı Afrika Ekonomik Topluluğu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), FZ, G-15, G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İsla


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Senegal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Şen ve mutlu ev. Bölge, il.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yearly. annual yıllık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which extends to so many years. of years of age. annual. yearly. for a year. annual payment. annual rent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Boş bir yer insanların yerleşmesiyle yurt hâline gelmek, meskûn olmak. 2. Gelişip serpilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şen hâle getirmek, meskûn kılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to populate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Put. İsim olarak kullanılmaz, (bkz.Sanem).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) - Mutlu, neşeli kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaşlılık, ihtiyarlık. senescent s. yaşlanan, ihtiyarlayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda derebeyi kethüdası veya teşrifatçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SENED) (i. A.) (c. senedât). 1. Üzerine dayanılan şey, dayanılacak yer. 2. Başkasında olan bir hakkın, alınacak bir malın, alınmış bir paranın aidiyetini belirten kâğıt, iki veya daha çok kimseler arasında bir anlaşmayı isbat için tanzim olunan kâğıt ki, borçlu tarafından alacaklıya verilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voucher. note. bond. bill. proof. commercial paper. copy. indenture. instrument. muniment. obligation. script.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bond. deed. note. obligation. voucher. promissory note. iou. title deed. receipt. bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill. bill of exchange. commercial / trade bill. draft. security. promissory note. bond. title deed. acknowledgement. act. debenture. deposit slip. real estate. foreign items. instrument. judicial entitlement. legal instrument. muniment. allotment nfr. pa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Senet alıp vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Senetle tasdik olunmuş, bir senede dayanan: Mânâyı kuvvetlendirmek için «senetli, sepetli» de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fully certified or set forth in writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Seneler, yıllar, sinîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنوات] yıllar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Seneler, yıllar, sinin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. seneviyye). Sene ile alâkalı, seneye ait; bir yılda veya yılda bir olan, yıllık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sünâİ» den). Bir hayır ve şer yaratıcısı tasavvur eden (tâife).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنوی] yıllık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Seneye mensup, sene ile ilgili, bir yıllık.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) berrak, açık, sakin; yüce, âli. His Serene Highness Zati Samileri (Avrupa'da prensler için kullanılan bir unvan). serenely (z.) sakince, sükunetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sükunet, huzur; durgunluk, berraklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demir takke.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sevgi duyan, sevgi dolu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Azamet ve heybet sahibi: Şevketlû pâdişâhımız efendimiz hazretleri.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Limited Auditing)

Ara mali tablo düzenlemekle yükümlü olan anonim ortaklıklar, aracı kurumlar, yatırım ortaklıkları ve yatırım fonlarının düzenleyecekleri ara mali tabloların, sürekli denetleme ile görevli bağımsız denetleme kuruluşları tarafından incelenmesi ve rapora bağlanmasıdır.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ستتين سنه] altmış sene. 2.belirlenemeyecek kadar uzun bir zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Top arabası okunun önüne konan ağaç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Slovenyalı; s. Slovenya'ya veya Slovenya'lılara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. spermatozoon teşekkülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dalağa ait; ters huylu, aksi, titiz; i. titiz veya ters huylu kimse. splenetical s. dalakla ilgili; aksi, huysuz, ters. splenetically z. dalakla ilgili olarak; aksilik ederek, huysuzlanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. sporla üreme; spor husule gelmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. desteklemek, yardımına yetişmek; araya girmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. emsalsiz, eşsiz, yegâne, tek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial respiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial respiration. kiss of life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. takip etmek, izlemek, arkasından gelmek; sonra meydana gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Continuous Auditing)

Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi ortaklıkların, mevzuat ve genel kabul görmüş denetim ve muhasebe esas ve ilkelerine uygunluk yönünden, defter, kayıt ve belgelerinin her yıl denetlenmesidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kompakt tasarımın yanı sıra özel montaj çerçevesi, hoparlörlerin, ekstra delik açılmasına gerek olmaksızın bir çok popüler araba markasının mevcut hoparlör yerlerine doğrudan takılabilmesine olanak tanımaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security bond. guaranteed bill of exchange. covering deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تنه] gövde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nebeân» dan). (su) Yerden kaynama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Uyanma, uykudan kalkma. 2. Gafletten kurtulma, birinin hatırlatması ile aklını başına toplama («intibâh» daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nebât» tan masdar) (botanik). Bitme, yerden çıkma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nübüvvet» ten). Nübüvvet ve peygamberlik dâvâsına kalkışma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تنبه] uyanma. 2.uyarım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنبت] bitme, yeşerme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bitmek, yeşermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paskalyadan evvelki haftanın son üç gününde okunan dualar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karanlık eden, karartan, kasvet veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karanlık, kara, koyu; kasvetli .tenebros'ity, tenebrousness karanlık, kasvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bozcaada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tınab»dan). Çadır ipi. çadırın eteklerini kazıklara bağlayan iplerin herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefret» ten masdar). 1. iğrenme, tiksinme, ikrâh etme: O adam zeytinyağlı yemeklerden teneffür eder. 2. Nefret etme, çekinme, kaçma: Bu işten teneffür ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefes» ten masdar). 1. Nefes alma, soluk, soluk alma: Burnu tıkanmış olduğundan ağzından teneffüs ediyordu. 2. Geçici olarak işini bırakıp istirahat etme, dinlenme, yorgunluk alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respiration. break. playtime. pause. recreation. slack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. interlude. respiration. rest. recess. breathing solunum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respiration. breathing. recess. breather. recreation. relaxation allowance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F., Ar. teneffüs = dinlenme, Fars. hâne = ev). Teneffüse mahsus salon ve yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recreation room or play area (in a school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنفر] nefret etme, iğrenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

nefret etmek, iğrenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تنفس] soluk alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

soluk alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

soluk almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üstü kalaylanmış ince demir tabakası. 2. Tenekeden yapılmış kap, kova, ibrik vesaire: Su tenekesi, zeytinyağı tenekesi, gaz tenekesi. 3. Tenekeden yapılmış: Teneke ibrik, teneke cezve. Sarı teneke = İnce pirinç tabakası veya yaldızlanmış teneke. Ağzı teneke kaplı = mec. pek sıcak yemeye tahammül edebilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tin. tin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bin. tin. tinplate. can/canister. tin. tin plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tin. tinplate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Teneke yapıp satan veya lehimleyip tamir eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tinker. tinman. tinner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tinner. tinsmith. tinman. maker or repairer of tinware. whitesmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Teneke kaplı, bir tarafında tenekesi olan: Tenekeli sandık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nekr» den masdar). Kendini bildirmeme, Osm. tebdil gezme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle ucuz ve adi apartman; huk. mülk olabilen herhangi bir şey; ev, kiralık ev; kiralık apartman; konut, mesken, ikametgâh. tenement district adi ve ucuz apartmanlann bulunduğu semt. tenement house kalabalık ailelerin oturduğu ucuz apartman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

serpilmek, gelişip büyümek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalnız teleskopla görülebilen: teleskopa ait: uzağı gören: iç içe girmek suretiyle uzayıp kısalan. telescopic boiler iç içe kayar kısımları olan makina kazanı. telescopicchimney iç içe kayar kısımları olan vapur bacası. telescopic stars yalnız teles

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fars. «ten-şûy» dan). Üzerinde ölü yıkanan dört ayaklı tahta kerevet, salacak, Ar. mugassal. Teneşire gelmek mec. = Ölmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wooden bench on which a corpse is washed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. idrar veya aptes bozma zorluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inan, doktrin, akide, öğreti, prensip, ilke, görüş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TENEVVÜ’) (i. A. «nev» den masdar). Birkaç çeşit olma, çeşit çeşit olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nûr»dan). Parlama, ışıklı ve aydınlık olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming lit or illuminated or enlighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنور] aydınlanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aydınlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنوع] çeşitlilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzhet» ten). Eğlenmek için gezip dolaşma, teferrüç: Tenezzüh için seyahat ediyor, bir tenezzüh vapuru vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excursion gezinti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plesure outing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzûl» dan masdar). 1. İnme, aşağılama, gerileme, zıddı: terakki. 2. Gönül alçaklığı, kibirsizlik, kendini olduğundan aşağı tutma: O, bizimle konuşmaya tenezzül etmiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condescension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deigning. condescension. lowering oneself. falling. decrease. condescesion. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gönül alçaklığı ile, kibirsizlikle: Lutuf ve tenezzül ederek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنزه] gezinti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gezinti yapmak, gezinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تنزل] alçalma. 2.alçakgönüllülük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنزلا] alçakgönüllülükle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.: dentelle). Dantela. Mendil, elbise vesaire etrafına dikilen süs (yanlış bir kelimedir, (bk.) Dantela).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), eski dünyevi; (i.), eski yer, arz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Başka üreticilerinkiler de dahil olmak üzere video kaydediciler, Lazer Disk oynatıcılar ve ses cihazlarının temel çalıştırma işlevlerini öğrenme ve kullanma kapasitesine sahip bellekli kızılötesi uzaktan kumanda.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit balsamdan çıkarılan ve ilaç veya boya imalâtında kullanılan benzin gibi bir sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nitrat ile toluenden mürekkep kuvvetli bir patlayıcı madde, kıs. T.N.T.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orduda en küçük rütbeli general.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier general. brigadier. air commodore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier generalty. brigadier generalship. brigadiership. air commodorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kara ve hava kuvvetlerinde tuğgeneralle korgeneral arasında olan general.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier. major general. air vice-marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major general. air marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türbinli jeneratör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Yüce, ulu kimse. - Ülgen - (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cömert olmayan, cimri; sert; âlicenap olmayan. ungenerously z. cömertlik göstermeyerek, cimrice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mayasız (hamur, ekmek). unleavened bread hamursuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ıslah olmamış; ahlakla bağdaşmayan; tövbekar olmayan. unregenerately z. ahlakla bağdaşmaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upper jaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alms deeds. settlement deed. trust indenture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). 1. italya’nın kuzey doğusunda bir şehir. 2. Eski Venedik devleti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kaplamak, kaplama yapmak; fig. cilâlamak, yaldızlamak; i. kaplama tahtası; gösteriş, yapma tavır, yaldız, cilâ. veneering i. kaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhterem, saygı değer; kutsal, huşu uyandıran. venerably z. saygı uyandıracak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çok muhterem tutmak, hürmet etmek saygı göstermek, ululamak. venera'tion i. hürmet, saygı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cinsel ilişkiye ait; tıb. cinsel ilişkiden meydana gelen, zührevi. venereal disease zührevi hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) avcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) aşırı cinsel ilişki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıb. toplar damardan kan alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Venedik'e ait; i. Venedikli. Venetian blind jaluzi. Venetian glass Venedik kristali. Venetian pearl camdan yapılmlş taklit inci. Venetian window orta kısmı enli ve diğer iki yan ensiz uç bölümlü pencere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

venezuela. venezuelan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in northern South America on the Caribbean; achieved independence from Spain in 1811; rich in oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Venezuela.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in northern South America on the Caribbean; achieved independence from Spain in 1811; rich in oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Venezuela.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Amerika’nın kuzeyinde, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu kıyısında, Kolombiya ile Guyana arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 8 00 Kuzey enlemi, 66 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika, Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 912,050 km².

Sınırları: toplam: 4,993 km.

sınır komşuları: Brezilya 2,200 km, Kolombiya 2,050 km, Guyana 743 km.

Sahil şeridi: 2,800 km.

İklimi: tropikal.

Arazi yapısı: Kuzeybatıda And Dağları ve Maracaibo ovaları, orta kısımda ovalar, güneydoğuda Guyana dağlık arazisi yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Pico Bolivar (La Columna) 5,007 m.

Doğal kaynakları: Petrol, doğal gaz, altın, boksit, diğer mineraller, değerli taşlar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %4.

daimi ekinler: %1.

Otlaklar: %20.

Ormanlık arazi: %34.

Diğer: %41 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 1,900 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Su baskınları, toprak kaymaları, periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 23,916,810 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.56 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -0.15 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 25.37 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 73.31 yıl.

Erkeklerde: 70.29 yıl.

Kadınlarda: 76.56 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.46 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.49 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 62,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 2,000 (1999 verileri).

Ulus: Venezuelalı.

Nüfusun etnik dağılımı: İspanyol, İtalyan, Portekiz, Arap, Alman, Afrikalı, yerli halk.

Din: Roma Katolikleri %96, Protestan %2, diğer %2.

Diller: İspanyolca (resmi), bir takım yerel lehçeler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: : %91.1.

erkekler: %91.8.

kadınlar: %90.3 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Venezuela Cumhuriyeti.

kısa şekli : Venezuela.

Yerel tam adı: Republica Bolivariana de Venezuela.

yerel kısa şekli: Venezuela.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Caracas.

İdari bölümler: 23 eyalet,1 federal bölge, ve 1 federal bağımlı; Amazonas, Anzoategui, Apure, Aragua, Barinas, Bolivar, Carabobo, Cojedes, Delta Amacuro, Dependencias Federales, Distrito Federal, Falcon, Guarico, Lara, Merida, Miranda, Monagas, Nueva Esparta, Portuguesa, Sucre, Tachira, Trujillo, Vargas, Yaracuy, Zulia.

Bağımsızlık günü: 5 Temmuz 1811 (İspanya’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 5 Temmuz (1811).

Anayasa: 30 Aralık 1999.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: CAN, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G- 3, G-11, G-15, G-19, G-24, G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Venezuela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(VE YAHUT) (e.). Yahut, veya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. sosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

una bulanıp kızartılmış dana eti, şnitzel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pörsümüş, pörsük, kart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sansargillerden Kuzey Amerika'ya özgü bir hayvan, zool. Gulo luscus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. cansızdan doğma; neslinden tamamen farklı olduğu düşünülen üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Foreign Stock)

Yabancı ortaklıklarca bulundukları ülke mevzuatına uygun olarak çıkarılan ve ortaklık hakkını temsil eden menkul kıymetlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(YAHÜD) (e. F.). İki şekilden birini ifâde eder: Bugün yahut yarın geliniz. Ya bugün gideriz, yahut yarın. Bana haber yollarsınız, veyahut ben haber gönderip sorarım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Çeneleri gaga biçiminde uzamış balıklar takımı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یک تنه] tek başına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Üstün gelen, kazanan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Petrol ve kömür gibi kullanımla birlikte yavaş yavaş azalan sonlu kaynakların aksine doğal olarak ortaya çıkan ve güneş enerjisi, rüzgar enerjisi gibi kullanımla azalmayan kaynaklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Kabiliyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ability. accomplishments. accomplishment. parts. aptitude. aptness. artistry. bent. caliber. calibre. capability. capacity. competence. competency. disposition. dower. dowry. efficiency. facility. faculty. fitness. flair. gift. hand. instinct. power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ability. artistry. bent. capability. capacity. competence. dexterity. facility. faculty. gift. knack. power. touch. to content. aptitude. talent. acumen. flair. bent kabiliyet. kapasite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capability. adequacy. aptitude. capacity. competence. faculty. fitness. flair. genius. ordinary ability. power. predispostion. talent. timber. turn. vocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

able. capable. clever. competent. fit. gifted. handsome. inclined. intelligent. practised. promising. skilful. skilled. skillful. strong. talented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

able. adept. capable. competent. crack. gifted. good. great. talented. skilful. skillful. apt. adept kabiliyetli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brilliant. facultative. intelligent. to be a man of parts. ready.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopeless. incapable. incompetent. inept. untalented. inept kabiliyetsiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ungainly. incapable. ineffective. poorly gifted. unendowed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inability. incompetence. incapacity kabiliyetsizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inaptitude. lack of ability. lack of authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eznâb). Kuyruk. Neem-i zü’z-zeneb = Kuyruklu yıldız. Zeneb-ül-esed = Esed burcunun Beta yıldızı. Zensb-üd-düccâce = Düccâce burcunun Alfa yıldızı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذنب] kuyruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Çene. Sîb-i zenehdân = Sevgilinin elmaya benzeyen çenesi. Çâh-ı zenehdân = Çenenin ortasındaki çukur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنخدان] çene.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by