Ener ne demek? | Ener anlamı nedir? | Ener

Ener anlamı nedir?

Ener ne demek?

Ener anlamı nedir?

Ener | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ener

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - En yiğit, en kahraman kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Nükleer tepkime sırasında serbest kalan enerji. Nükleer enerji

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

teneke açacagı, konserve açacagı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. general). 1. Albaydan yukarı rütbelerde bulunan subaylara verilen unvandır, (bk.) General 2. Umumî, baş, ser: Cenerai konsolos = başşehbender, şimdi: Başkonsolos.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket lamp. torch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Enerji üretim sürecinde sadece elektrik enerjisini değil, aynı zamanda üretim süreci sırasında ortaya çıkan ısıyı da kullanmaya dayanan uygulama. Cojenerasyon, benzinin çok daha verimli ve ucuza kullanılmasını sağlar, yerel binaları ısıtmak için gerekli ısı miktarı düştüğünden, elektrik talebi de düşer. Türkçe birlikte üretim, beraber üretim de denmektedir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aynı cins, sınıf veya familya üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). grupu toplantıya çağırıp oturumu açan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yozlaşma, soysuzlaşma, bozulma, dejenere olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yozlaşmış, soysuzlaşmış,alçalmış, dejenere. degenerately (z). (z). yozlaşarak, soysuzlaşarak. degenerateness (i). yozlaşma, soysuzlaşma, bozulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bozulmak, yozlaşmak, soysuzlaşmak, dejenere olmak; düşmek sukut etmek; (biyol). cinsi bozulmak, daha alçak bir duruma düşmek . degenera'tion (i). yozlaşma, soysuzlaşma, bo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dégénération

1. yozlaşma, 2. soysuzlaşma, 3. fiz. ve kim. bozunum

1. Yozlaşmak durumu. 2. Soysuzlaşmak işi. 3. fiz. Işın etkin bir çekirdeğin ışınım salarak değişikliğe uğraması olayı. 4. kim. Birleşik bir maddenin daha yalın bileşiklere veya bileşenlere tek yönlü olarak ayrılması.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. dégénéré

1. soysuz, 2. yoz, 3. fiz. ve kim. bozulmuş, 4. fiz. ve kim. bozunmuş

1. Soyunun özelliklerini yitirmiş olan (kimse, bitki vb.). 2. Biyolojik ve toplumsal ölçüler yönünden göze batacak kadar kötüye giden (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degenerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degenerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Geceleri gemilere yol göstermek için sahilin bazı noktalarına yahut deniz ortasındaki kayalık yerlerde yakılan fener. Bu fenerler özel kulelerde veya şamandıralara yerleştirilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beacon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yol üzerındekı köprüden geçen demıryolu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashlight. torch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. faal, enerjik, çalışkan, yorulmaz; kuvvetli, şiddetli. energetic measures şiddetli veya etkili tedbirler. energeti cally z. enerjik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - En olgun, çok olgun.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. enerji, güç veya kudret vermek; kudret sarfetmek, harekete geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cinli, cin çarpmış kimse; herhangi bir şeye aşırı düşkünlüğü olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. enerji, erke, güre; kudret, kuvvet; faaliyet, gayret. Devote your energies to this Gayretinizi buna hasrediniz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Güç, kuvvet, gücünü harcama isteği ve kabiliyeti. 2. (fizik). Bir cismin taşıdığı ve iş yapmaya yarayan güç: Elektrik enerjisi. Mekanik enerji

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. énergie

fiz. erke

Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy. power. kick. drive. pep. pith. snap. steam. verve. vigor. vigour. vim. vinegar. guts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy. go. impetus. pep. power. push. steam. zip. drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir enerji biçiminin diğerine dönüşmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy source / resource. source of energy / power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Enerji Tasarruf Düğmesi, enerji tüketimini sıfıra düşürmek için BRAVIA TV’nizi tamamen kapatmanızı sağlar. Yeniden TV izlemek istediğinizde açmanız yeter; fişi çekip tekrar takmaya gerek kalmadan TV hemen bir önceki konumuna geri döner.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dashing. dynamic. energetic. snappy. vigorous. virile. perky. brisk. active. sprightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peppiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zayıflatmak, gevşeklik vermek, kuvvet veya cesaretini kırmak, moralini bozmak. enerva'tion i. zayıflatma, kuvvetten düşürme, zayıflık. en'ervate(d) s. zayıflamış, gevşemiş, kuvvetten düşmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergenç).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlıklı, rahat kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. aslı fenâr). 1. Her tarafı camla kaplı mum veya lâmba mahfazası: Bahçe feneri; sokaklarda fener yanmazsa herkes gece fenerle gezmek mecburiyetinde kalır. Hırsız feneri = Karşısındakini gösterip sahibini göstermiyecek surette yalnız önü camlı fener: Hayâl-i fener = Resimli camları olup duvara o resimleri aksettiren fener. Fr. lanterne magique. Karpuz fener = KAğıttan açılıp kapanır yuvarlak çeşidi. Gelin feneri = Renkli ve süslüsü. Muşamba fener = Muşambadan yapılma açılıp, kapanır fener. 2. Sahillerin tehlikeli burunlarında veya açıktaki kayalar üzerinde vesair yerlerde geceleri gemilere yol göstermek için kuleler veya dubalar üzerine konan sabit veya döner şimşekli lâmba, deniz feneri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lantern. lamp. phanar. lighthouse. beacon. cresset. flambeau. glim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lantern. lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lantern. lighthouse. flashlight. beacon. lamp. light beacon. light house. monitor. pharos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.) (Erkek İsmi) - İçinde ışık kaynağı bulunan şeffaf mahfaza.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torchlight procession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light tower. pharos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fener satan veya yapan kimse. 2. Deniz feneri bekçisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse keeper. lighthouseman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. genus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Albaydan sonra başlayan ve mareşalliğe kadar çıkan yüksek rütbeli subay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to a genus or kind; pertaining to a whole class or order; as, a general law of animal or vegetable economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Comprehending many species or individuals; not special or particular; including all particulars; as, a general inference or conclusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Not restrained or limited to a precise import; not specific; vague; indefinite; lax in signification; as, a loose and general expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Common to many, or the greatest number; widely spread; prevalent; extensive, though not universal; as, a general opinion; a general custom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Having a relation to all; common to the whole; as, Adam, our general sire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As a whole; in gross; for the most part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usual; common, on most occasions; as, his general habit or method.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The whole; the total; that which comprehends or relates to all, or the chief part; opposed to particular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the chief military officers of a government or country; the commander of an army, of a body of men not less than a brigade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In European armies, the highest military rank next below field marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The roll of the drum which calls the troops together; as, to beat the general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The chief of an order of monks, or of all the houses or congregations under the same rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The public; the people; the vulgar. a fact about the whole ; 'he discussed the general but neglected the particular' a general officer of the highest rank the head of a religious order or congregation command as a general; 'We are generaled by an incompet

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general. pasha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a general officer of the highest rank. the head of a religious order or congregation. a fact about the whole ; 'he discussed the general but neglected the particular'. command as a general; 'We are generaled by an incompetent!'. applying to all or most me

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The export of this software is governed by US Department of commerce under the export administration regulations and by Canadian export regulations By downloading or using a Rupp software product you are certifying that you are not a national of Cuba, Ira

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Despite their impressive size, eland are excellent jumpers and clear 2m with apparent ease They are timid animals and become nervous with the slightest disturbance They are extremely docile and attempts have been made to domesticate the eland both for mea

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Origin The airport at which a passenger or cargo shipment or flight begins its journey Destination The airport at which a passenger or cargo shipment or flight ends its journey Scheduled Airline An air carrier which operates over certificated routes, base

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This area has a single subcommittee that calls itself None and deals mostly with the policies and etiquette of the IETF in its conduct of business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General information about the search engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Choosing a Host Hosting Terminology Protection of contents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Errors that can't be classified in any other way are considered general errors To fix the problem, read the details of the error and act accordingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Introduction Purpose Whats Gnu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sub-Farm Input.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Search index used by Item Lookup; the General index seems to contain all fields.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Main Page About Inspiritive People Company Policies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Formatting that aligns numbers on the right side of a cell, aligns text on the left side, indicates negative numbers with a minus sign on the left side of a number, and displays as many digits in a number as a cell's width allows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chapter : annual meeting of the heads of all abbeys.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Home Sitemap Glossary Recent News Related Links Contact Info. /Allgemeines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Heritage Dictionary Cambridge Dictionaries Online Dictionary com. number of terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General - 3 Star , Gen. , General , air chief marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. umumi, genel, külli; umuma ait, şümullü; içinde her şey bulunan; kesin olmayan, takribi; i. umum, avam, halk; ask. general. general average den. büyük avarya. general cargo den. karışık yük. general delivery postrestant, postanede sahibine te

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., it. başkumandan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genellik, umumiyet, umumilik. generalities i. genel konular, kesinlik ifade etmeyen söz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelleştirme, umumileştirme, genellik, umumilik, hepsini bir tutma, genel sonuç çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. genelleştirmek, umumilestirmek, tamim etmek, genel bir fikir vermek; herkese teşmil etmek; güz. san. ayrıntılarını belirtmeden genel olarak tamamlamak; tıb. hastalığı umumi bir hale koymak; tıb. yayılmak; umumileşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. generallik; bir generalin askeri bilgi ve yönetme yeteneği; önderlik, baskanlık, liderlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. husule getirmek, vücut vermek, hâsıl etmek; çocuğu olmak, doğurmak, yavrulamak; geom. çizmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zürriyet husule getirme, doğuş, doğuruş, tenasül; nesil, soy, zürriyet, batın; vasat olarak insan nesli farzedilen otuz yıl. generation gap aile ile çocuk arasındaki görüş farkından doğan anlaşmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tenasül kabiliyeti olan; doğuş ve doğuruşa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. jenerator, dinamo; doğuran veya meydana getiren kimse; hâsıl edici cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ, -trices) geom. yapıcı çizgi; doğuran dişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cinse ait, fasileye ait; genel, umumi; şümullü, geniş kapsamı olan. generically z. kendi cinsine ait özellikleri taşıyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cömertlik, âli cenaplık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cömert, alicenap, eli açık; asil; mebzul, bol, bereketli; verimli, mümbit; sert, çarpan (içki). generously z. cömertçe. generousness i. cömertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cep telefonu şebekesi üzerinden veri transferi sağlayan paket temelli servistir. GPRS en iyi koşullarda maksimum 32 – 48 kbps veri aktarımına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeşillik, nebatat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(gelinfeneri): Patlıcangillerden; kireçli topraklarda yetişen bir çeşit bitkidir. Çiçekleri pembe-beyazdır. Yemişleri kiraza benzer. Terkibinde C vitamini vardır. Lezzeti acımtıraktır. Meyveleri Eylül - Ekim aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: İdrar ve ter söktürür. Karında toplanan suyu boşaltır. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Sarılıkta da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sertleştiren kimse veya madde; sikatif; çelik tavcısı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fener.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Heper).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern. police lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. génération

top. b. kuşak

Yaklaşık yirmi beş, otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Bir enerji şeklini, başka şekilde bir enerjiye çeviren makine. Gaz jeneratörü, buharlı jeneratör. Elektrik jeneratörü = Dinamo.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. générateur

fiz. üreteç

Herhangi bir mekanik enerjiyi elektrik akımına çeviren aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. generating set. power unit. power-plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. generator üreteç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. générique

sin. ve TV tanıtma yazısı

Bir filmde emeği geçen yapımcı, yönetmen, oyuncu vb.nin adlarını, filmin yapımıyla ilgili bilgileri içine alan, filmin başında veya sonunda bulunan liste.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credits. credits and titles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinetic energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Tümgeneralle orgeneral arasındaki rütbede bulunan general.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lieutenant general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corps commander. lieutenant general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı, bilgili kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Geniş, güven veren yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr.). En yüksek rütbeli general ki, görevi ordu komutanlığıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full general. army commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full general. army commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özden (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Özgenalp).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) ahlak ve hareketleri ıslah olmuş; yeniden doğmuş; (f.) yeniden teşkil etmek, tamamen ıslah etmek; yeni hayata kavuşturmak; hidayete erdirmek, ihya etmek; tamir ve ıslah etmek, yenilemek; manen yeniden doğmak; düzelmek, iyileşmek. regenera't

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeniden ihya eden kimse veya şey; kullanılmış gazın ısısından faydalanarak bazı ocaklarda içeriye verilen hava veya gazı ısıtmaya yarayan aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV ekranında net ve doğal görüntüler sağlayan bir resim geliştirme sistemi. Kayıttan sonra bulanık hale gelebilen nesne kenarları, sistem tarafından düzeltilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manzara; sahne dekorları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,(eski) mukavelenameleri yazan kimse, arzuhalci; noter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighty each. eighty a piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) - Mutlu, neşeli kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sevgi duyan, sevgi dolu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. emsalsiz, eşsiz, yegâne, tek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orduda en küçük rütbeli general.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier general. brigadier. air commodore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier generalty. brigadier generalship. brigadiership. air commodorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kara ve hava kuvvetlerinde tuğgeneralle korgeneral arasında olan general.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier. major general. air vice-marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major general. air marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türbinli jeneratör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Yüce, ulu kimse. - Ülgen - (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cömert olmayan, cimri; sert; âlicenap olmayan. ungenerously z. cömertlik göstermeyerek, cimrice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ıslah olmamış; ahlakla bağdaşmayan; tövbekar olmayan. unregenerately z. ahlakla bağdaşmaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhterem, saygı değer; kutsal, huşu uyandıran. venerably z. saygı uyandıracak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çok muhterem tutmak, hürmet etmek saygı göstermek, ululamak. venera'tion i. hürmet, saygı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cinsel ilişkiye ait; tıb. cinsel ilişkiden meydana gelen, zührevi. venereal disease zührevi hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) avcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) aşırı cinsel ilişki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. sosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

una bulanıp kızartılmış dana eti, şnitzel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Üstün gelen, kazanan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun erkek.

İsimler ve Anlamları by