Enf ne demek? | Enf anlamı nedir? | Enf

Enf anlamı nedir?

Enf ne demek?

Enf anlamı nedir?

Enf | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: enf

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ünûf). 1. Burun. 2. mec. Kibir, gurur. Kesr-i enf = Burun kırma, kibir kırma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انف] burun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common good. public benefit. public interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Mikrop öldürücü ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfectant. disinfectant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfectant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfectant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Mikroplardan temizlenmiş. Dezenfekte etmek = Dezenfektan ilâçlar kullanarak mikroplardan temizlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. désinformation

bilgi çarpıtma

Kişiyi veya kurumu herhangi bir konuda bilinçli olarak gerçeği saptırarak yanlış bilgilendirme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). disfranchise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Çok yararlı, daha çok faydalı, (bkz.Nafi). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yüz tarafına yazmak veya basmak (poliçe, fatura).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nefel). 1. Ganimetler, düşmandan alınan mallar, emeksiz kazançlar. 2. Kur’an-ı Kerîm’de bir sûrenin adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ganimet. 2.Kur’an-ı Kerim’in 8 suresinin adı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. ailece, aile fertleri ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. yaramaz çocuk, soru veya sözleriyle büyükleri güç durumda bırakan çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kalbi besleyen büyük damarlardan birinin aniden tıkanması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Enfarktüs krizi geçiren hasta; kalp bölgesinde ani bir ağrı hisseder. Bütün benliğini ölüm korkusu sarar. Nefes almakta zorluk çeker. Yapılacak ilk iş, hastanın 45 derece bir meyille oturmasını sağlamaktır. Sonra; vakit geçirmeden doktor çağrılır. Enfarktüs krizini atlattıktan sonra kesin istirahat ve doktorun dediklerine uymak şarttır. Aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Portakal, toz şeker, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı yeni sıkılmış portakal suyu ile 1 su bardağı su karıştırılır. Üzerine bir tatlı kaşığı toz şeker ilave edilip, içilir. Aynı işlem saat 10, 15 ve 21’de tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infarct. heart attack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nefes). Nefesler. (bk.) Nefes.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انفاس] nefesler, soluklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zayıf düşürmek, dermansız bırakmak, mecalsiz bırakmak. enfeeblement i. zayıflatma, zayıflatılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., huk. tımar veya zeamet vermek, tımar şeklinde vermek. enfeoffment i. zeamet verme, tımar veya zeamet fermanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefîs» ten itaf.). Daha veya pek kıymetli ve makbûl, pek latif veya lezzetli: Anadolu’nun enfes mâmûlâtı halılardır; Aydın’da enfes üzüm ve incir çıkar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exquisite. grand. scrumptious. delightful. excellent. brilliant. gorgeous. delicious. slap-up. delectable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superb. splendid. delightful. delicious. excellent. grand. scrumptious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انفس] çok nefis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok güzel, en güzel.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zincire vurmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi) (mü. enfiyye). Buruna mensup ve müteallik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., ask. bir siper veya asker saffı boyunca ateş; f. bu şekilde ateş etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ENFİYYE) (i. A.) Buruna çekilen çürütülmüş tütün tozu. Enfiye çekmek; enfiye kutusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Enfiye yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. inflammation

tıp yangı

Vücudun mikroplara karşı koymak için herhangi bir yerine fazla kan hücumu ile orada şişkinlik, kırmızılık, ısı ve ağrı ile beliren irin toplaması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Piyasaya gereğinden çok kâğıt para çıkartmaktan paranın değeri düşüp fiyatların yükselmesi, para bolluğundan doğan pahalılık hali, para şişkinliği.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. inflation

ekon. para şişkinliği

Dolanımdaki para miktarıyla, malların ve satın alınabilir hizmetlerin toplamı arasındaki açığın büyümesinden ortaya çıkan ve fiyatların toplam yükselişi, paranın değerinin düşmesi biçiminde kendini gösteren ekonomik parasal süreç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflationary. inflation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. influenza) (tahmine göre Ar. «enf-ül-anz» dan). Nöbetli ve şiddetli nezle suretinde bir salgın hastalık. Osm. nezle-i müstevliye.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. katlamak, sarmak; kucaklamak, bağrına basmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mecbur etmek, icbar etmek; zorla almak veya yaptırmak; uygulamak, tatbik etmek, yerine getirmek, yürütmek; kuvvetlendirmek. enforceable s. uygulanabilir, tatbik edilebilir. enforcement i. uygulama, tatbik. law enforcement officer polis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. informatique

bilişim

İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. imtiyaz vermek, ayrıcalık tanımak; vatandaşlığa kabul etmek, oy kullanma hakkı tanımak; azat etmek, serbest bırakmak. enfranchisement i. vatandaşlık haklarının tanınması; azat etme, özgür kılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. infrarouge

fiz. kızıl ötesi

Işık tayfında kırmızı alanın ötesindeki alanda yayılmış ısı ışınlarından oluşan, gözle görülmeyen ışınım.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. infrastructure

top. b. altyapı

Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nefs). Nefisler, kişiler, (bk.) Nefs, nüfus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nefiste meydana gelen, düşünülmüş şeye nisbetle, düşünene, zihne Ait bulunan. Fr. subjectif. Zıddı: Afâkî, Fr. objektif.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انفس] nefisler. 2.ruhlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akşam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گردن فراز] mağrur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lymph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lymph akkan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lymph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lymph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lymph akkan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lymph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. biyoloji). Özel damarlar içinde dolaşan, içinde akyuvarlar bulunan, solgun sarı renkte seydam bîr sıvı. Lenf boğumları = Lenf damarlarının meydana getirdikleri boğumcuklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (Yunanca’dan). Vücudun içinde dolaşan saydam sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lenfa sistemi normalden çok gelişmiş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lymphatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. lenfâvlyye). Dört sıvıdan lenfâsı kuvvetli olan ki, kansız ve zayıf olur, lenfatik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lymphocyte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lymphocyte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sürgün yeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منفی] sürgün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MENFAAT) (i. A. «nef» den mimli masdar) (c. menâfi). Fayda, istifade, kâr, Türkçe aslı (esığ): Bu ilâçtan çok menfaat gördüm, benim bunda bir menfaatim yoktur. Menâfi sandığı = Ziraat Bankasının kurulmasından önce, az faizle halka para vermeye mahsus, belediyeye ait sandık. Menfâat-bahş = Menfaat veren, istifadeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profit. advantage. benefit. use. expedience. expediency. the main chance. stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage. expediency. benefit. interest yarar. fayda. çıkar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage. benefit. interest. beneficium. gain. joint interest. profit. utility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منفعت] çıkar, yarar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Faydalı, kârlı, istifadeli: Çok menfaatlı bir iş, bir ilâçtır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MENFAAT-PEREST) (i. A. F.) Menfaatçı, çıkarcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [منفعت پرست] çıkarcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Faydasız, kârsız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) sürgün hayatı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Nefes alacak yer ve açıklık» mânâsiyle kullanılmış ise de galattır, aslı «menfez» dir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüfûz» dan im.). Bir şeyin nüfuz edecek yeri, delik, ağız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vent. culvert. headwall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inlet. vent. opening. aperture. air hole. culvert. orifice. mouth. outlet. aqueduct. issue. port. headwall. door- way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منفذ] nüfuz etme yeri, delik, yarık, giriş veya çıkış yolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MENFİ) (1. A. «nefy» den imef.). 1. Nefyolunmuş, memleketten sürülmüş, sürgün: Ebediyyen menfi kaldı. 2. (fizik) Elektiriğin iki kuvvetinden biri; negatif, zıddı: müsbet (pozitif). Kutb-ı menfi = Mıknatısın, menfi elektriği hâvi olan ucu. 3. mec. Müsbet olmeyan: menfi bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative olumsuz. negatif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative. privative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منفی] olumsuz. 2.hep olumsuz düşünen, her şeye olumsuz yaklaşan. 3.sürgüne gönderilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Sürgün olarak, nefiy (sürgün) suretiyle: Menfiyyen Fİzan’a gönderilmişti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili erkek kısmı, erkekler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefret» ten imef.) (mü. menfûre). Kendisinden nefret edilen, nefret olunacak, sevilmeyen, kendisinden kaçılan, iğrenç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منفور] nefret edilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık yürekli; tek dilim (sandviç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yeni kuvvet vermek, takviye etmek, imdat götürmek; fazla asker veya kuvvet göndererek takviye etmek; i. kuvvetlendirici şey. rein- forcement i. takviye; takviye için gönderilen asker. reinforced concrete betonarme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. başkasının üzüntüsüne sevinme, Oh! deme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symphony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symphony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symphony orchestra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symphony orchestra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symphonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symphonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ters huysuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefret» ten masdar). İğrendirme, nefret ettirme..

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z .on kat, on misli. tengallon

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یوما فيوما] günden güne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by