Engel Olma ne demek? | Engel Olma anlamı nedir? | Engel Olma

Engel Olma anlamı nedir?

Engel Olma ne demek?

Engel Olma anlamı nedir?

Engel Olma | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: engel olma

Türkçe - İngilizce Sözlük

debarment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disruption. opposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go. relate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to belong. to concern. to regard. to relate to. to pertain to. to be owned by sb. to be sb's property. appertain. pertaining. revert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be an instrument to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bewildered. to turn into a mess. shatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be in a mess. to be ruined. badly shaken. turn over. turn turtle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be out of work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be set free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depend. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be affiliated to / with. depend on. appertain. cling. connect. depend. hang on. hinge. relate. turn on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

click. prosper. thrive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring home the bacon. bear sail. bring off. to go down. prosper. to stand the racket. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ruined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to agree (on a plan of action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to owe debts. owe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be vacant. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Orman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «çengâl» den). 1. Demirden, asılı ve bir şey asmaya mahsus büyük kanca: Kasap çengeli. Ar. külüb. 2. Kanca, ucu eğri demir. 3. Eskiden işkenceli idamlarda çengele asmak cezası. Çengele gelmek = Bu suretle asılmak. Çengel takmak = Asılmak, bir işe yapışıp artık ayrılmamak. Kuyu çengeli = Kuyuya düşen kova vesair şeyleri tutup çıkarmaya mahsus Alet. Bu Alet ipe takılı bir büyük yahut demirden bir halkaya bağlı birkaç küçük çengelden ibarettir. Çengel şekil ve suretinde olan: Çengel burun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hook. grappling hook. grappling iron. holdfast. grapnel. grapple. hanger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hook. gudgeon. hanger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جنگل] orman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Orman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çok sık ağaçlardan müteşekkil orman. Bilhassa Hindistan ve daha çok Bengal ormanları hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sık ağaçlı orman. Bilhassa Bengal ormanları hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çengeli takmak, çengele asmak. 2. Çengel cezasıyle idam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ucunda çengel bulunan, ucu çengel şeklinde olan, kancalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooked. having a hook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go away. be off. clear off. clear out. beat it. push off. vamoose. vamose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go away. to beat it. to piss off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go away. to clear out. pike off. vamoose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balancing. compensation. stabilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. fizik). Kuvvet katarak veya eksilterek denge haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. equalize. equilibrate. level. stabilize. cancel out. counterpoise. juggle. offset. poise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. cancel. equate. offset. scale. to balance. to poise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. to balance. to stabilize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equalizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balancing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stabilizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Denge halinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balanced. well-balanced. stable. level-headed. level. equable. equal. even. even tempered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balanced. equable. level. poised. well-balanced. level-headed. stable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balanced. moderate. stable. stabilized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Deri bedeni bütünüyle sarar. Ağız, burun, anüs gibi doğal deliklerde mukoza adı verilen, yapısı deriye benzeyen ama daha ince bir tabaka ile birleşir. Dudaklarımızın renginin yüzümüzden farklı, biraz daha kırmızımsı olmasının da nedeni budur. Dudaklarımız yüzümüzdeki derimizin bir parçası değil sindirim ve solunum sistemimizin bir parçası olan ağzımızın dışa dönük devamıdır.

Vücudun hayati organlarını sayın deseler, derimiz pek akla gelmez. Halbuki derimiz vücudumuzun en hayati organlarının başında gelir. Derinin önemi o kadar büyüktür ki, yanma sonucunda üçte birinin yok olması hatta üçte birinin yağlıboya ile sıvanarak üzerindeki deliklerin kapatılması hayati sorun doğurabilir. Ayrıca derimiz vücudumuzun en büyük organıdır. Yetişkin bir insanın derisi 4-5 kilogram ağırlığındadır ve yaklaşık 7 metrekare alan kaplar.

Derimiz diğer tüm organlarımızdan daha hızlı büyür ve insan hayatı boyunca sürekli kendini yeniler. Devamlı kendini yenileyen bu organın, insan yaşlandıkça kırışmasının nedeni kendisi değil, altındaki kasların etkinliklerini yitirmeleridir.

Derimiz o kadar mükemmel bir organdır ki, kesildiği ya da yaralandığı zaman çevresindeki sağlam dokunun hücreleri hızla çoğalarak bu yarayı ya da kesiği kapatır. Kesilen yerin iki kenarı dikişle birbirlerine yaklaştırılırsa, onarılması gereken açıklık daralacağından iyileşme daha da çabuk olur. Bazen bu açıklık ne kadar kapatılırsa kapatılsın aradaki doku yeterince kendini onaramadığı için derimizde kalan bu yara izini ömrümüz boyunca taşırız.

Derimizin kalınlığı l-4 milimetre arasında değişir. En kalın derimiz avuçiçlerinde ve topuklarımızın altındakilerdir. Elleriyle çalışan kimselerin ellerinde veya uygun ayakkabı giymeyenlerin ayaklarında nasırlar meydana gelir. Bunlar derinin fazla sertleşmiş biçiminden başka bir şey değillerdir. Göz kapakları üzerindeki deri ise vücudun en ince derişidir.

Eğer vücudumuz deri ile kaplanmış olmasaydı yaşamımız düşünülemezdi. Derimiz bizi yalnız sıcağa, soğuğa karşı değil, aynı zamanda çarpmalara, sürtünmelere, ıslaklığa, rüzgara, güneş ışınlarına, zararlı bakterilere ve dışarıdan gelecek tehlikelere karşı da korur. Derimizin bütünü üzerinde soğuk ve sıcaklığı duymamıza yardım eden dokunma cisimciklerinin sayısı 600,000’den fazladır.

Derimiz terleme yolu ile solunum yapar, toksinleri atar, vücudun ısı dengesini korur. Bir santimetrekarelik bir deri yüzeyinde binlerce ter deliği bulunur. Her gün buharlaşarak derimizden çıkan ter ortalama l litre kadardır.

Öteki organlarımızın aksine derimiz kısa zamanda aşınır. Yüzeydeki hücreler bir kaç hafta içinde ölür ve dökülürler ama aşınan derinin yerine sürekli yenisi gelir. Hiç başımızdaki kepeklerin nereden geldiklerini düşündünüz mü? Kepekler aslında derimizin küçük pulcuklar halinde ufalanıp düşmesinden başka bir şey değillerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boost. brace. nourish. sustain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dolmak işi: Havuzun bu kadar çabuk dolması. 2. İçi pirinç, üzüm ve fıstıkla veya kıyma ile doldurulup pişirilen kesilmiş hayvan yahut kabak, yaprak gibi sebze yemeği: Kuzu, hindi, midye, kabak, patlıcan, lahana dolması: Yalancı dolma = Zeytinyağı ve pirinç ile yapılan yaprak dolması. 3. Bir şeyin içine doldurulan madde: Duvar dolması. 4. Doldurulmuş, içine pirinç vesaire doldurulan: Dolma kuzu, dolma domates. 5. Taş, toprak ve moloz vesaire ile doldurulup tesviye edilmiş: Dolma bahçe, dolma tepe. Dolmayı yutmak = Söylenen aldatıcı sözlere inanmak: Ben bu dolmayı yutmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid. stuffed. stuffed vegetables. reclaimed bank. embankment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being filled up. made by filling up. swamp or shallow water. a vegetable stuffed w. submergence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain pen. stylograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (boş kap vesaire) İçine bir şey konup boşluktan kurtulmak, dolu hale gelmek: Testi, sandık, havuz doldu; sarnıç daha dolmadı. 2. Bir kap ve zarf vesaire içine girmek, girip onu doldurmak: Dışarıda bırakılan kazana su dolmuş; karnına hava dolmuş; çocuklar kapıyı açık bulup içeri dolmuşlar. 3. Şişmek, kabarmak: Midem doldu; bu minder çok dolmuş. 4. Sabrederek hiddet ve kinini içinde saklamakla taşacak dereceye gelmek: Artık sabrede ede dolmuştum. 5. Tam olmak, tamamlanmak. Osm. ikmal olunmak: Tamam, hesap doldu. 6. Boş yeri kalma mak, artık alamamak: Araba, vapur, doldu. Kulak dolmak = Çok işitmekle öğrenmek. Gözler dolmak = Ağlayacak olmak, göze yaş gelmek. Yürek dolmak = Çok üzgün hale gelmek, ağlamaklı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fill. be full. swell. clog. congest. lapse. swim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fill. be full. swell. clog. congest. lapse. swim. charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get full. to be filled. to be packed with. to be completed. to come to an end. fill. fill up. well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen. fountain pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain pen. fill- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolma yapmaya yarayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit for stuffing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit giysi, dolama; bir çeşit kadın paltosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraternize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become ally ies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kesintiye uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to retire (on a pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mâni, Ar. hâil, men veya gecikmeye sebep olan şey, zorluklar: Engel olmak = MAni olmak, müşkülât çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. İlik, düğme. 2. Sözü sohbeti çekilmeyen kaba kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uskumru familyasından bir balık, engel balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstacle. barrier. bar. barricade. difficulty. drawback. handicap. hurdle. balk. barrage. baulk. block. check. clog. countercheck. counterwork. cramp. crimp. dam. determent. discouragement. disincentive. drag. encumbrance. entanglement. fence. hedge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. barricade. barrier. block. cramp. curb. drag. drawback. handicap. hindrance. hitch. hurdle. impediment. liability. objection. obstacle. obstruction. shackle. stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottleneck. barricade. barrier. block. check. clog. difficulty. handicap. hindrance. let. obstacle. obstruction. stop. boom. drawback. holdall. backset. interfrence. traverse. accomodation works. balk. bar. countercheck. cramp. curb. disqualification. dra

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angel , angels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debarment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disruption. opposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avoid. balk. check. cramp. encumber. foil. forestall. frustrate. hamper. handicap. impede. prohibit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hinder. to prevent. baffle. balk. bind. blanket. check. clog. debar. disappoint. disrupt. hamper. inhibit. interfere. put the mocks on. obstruct. preclude. prohibit. shackle. shut in. thwart. trammel. trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Engel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Engellemek işi, engel olma, engel çıkarma, obstrüksiyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hindrance. obstruction. interference. stranglehold. inhibition. hedge. obstructiveness. prevention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crackdown. detention. frustration. inroads. interference. obstruction. repression. hindrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstruction. hindering. blocking. checking. objection. handicap. inturruption. coaction. detainment. detention. filibustering. handicapping. hindrance. holding. inhibit. kibosh. obstructing. prevention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Engel olmak, engel çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put the lid on smth. clamp the lid on smth. gum up. surety. embarrass. fetter. hinder. inhibit. obstruct. keep from. prevent from. save. balk. bar. baulk. block. circumvent. clog. counterwork. cramp. crimp. cross. cumber. dam. dam up. defeat. encum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balk. block. check. cripple. cross. curb. discourage. frustrate. hamper. handicap. hinder. inhibit. interfere. obstruct. preclude. prevent. restrain. stop. stunt. thwart. to hinder. to impede. to obstruct. to prevent. to thwart. to frustrate. to restrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hinder. to block. to handicap. to impede. to stave off. to ward off. to obviate. to prevent. to obstruct. to stop. to thwart. to frustrate. to foil. to circumvent. to damp. avert. bar. clip the wings. dam up. embarrass. encumber. forestall. provide aga

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frustration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frustration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstruct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be frustrated. to be hindered. to be blocked. clog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with obstacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having obstacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steeplerace. steeplechase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequal. uneven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gezici vaiz; dört İncil'i yazanlardan biri. evangelis'tic (s.) dört İncil'e ait, İncil va'zma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) Hıristiyan olmayanlara İncil'i öğretmek; Hıristiyanlığa çevirmek. evanlleliza'tion (i.) İncil'i öğretme, İncil'i öğrenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become paralyzed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ruined / destroyed / exhausted / worn out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get so sick that one needs hospitalization. to be badly beaten up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be overcome with admiration. to admire. to be tranced by. wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yitmek, yazık olmak, yok olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yazık olmak, yitmek, kaybolmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to perish. to be utterly exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.yok olmak, ortadan kalkmak. 2.ölmek. 3.çırpınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sarmaş dolaş olmak, kucaklaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aynı fikri paylaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.hırka giymek. 2.derviş olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

payını almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

payını almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pleased with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hakim olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consist of. to be made up of. consist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to serve as lesson to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

iyileşmek, kurtulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concern. refer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to relate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

mümkün olmak, elvermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A .T.). 1. Mahvolmak, çok ezilmek. 2. mec. Çok üzülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be grieved. to be depressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inwardly to grieve deeply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

razı olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) yerine geçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ikna olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have to be taken to the police station. to be liable to be arrested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

karara bağlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow hot and cold. fluctuate. hang in the balance. to be infirm of purpose. to be in tow minds. to lack resolution. waffle. waver in one's resolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappearance. loss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. vanishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaybolmak, ortadan yok olup ne olduğu bilinmemek, bk. Kayıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be lost. disappear. go astray. lose one's bearings. clear away. die away. die down. go. lose. lose out. smear. wander. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melt. sag. to get lost. to lose ones' bearings. to disappear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get lost. to be lost. to disappear from sight. go. lose. set. vanish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrolment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be enrolled. be enroled. be enlisted. be written. check in. enter. enter into. sign up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to enrol. to enroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be enrolled. to be entered. to be recorded. to be registered. to be enlisted. enrol l oneself. put oneself down. register oneself. sign up. to enter one's name for the term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guarantee. sponsor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as surety. to stand surety. to bail. to sponsor. to act as guarantor for. to stand surety for. to go bond for. come forward as surety. guarantee. put in a bailiff. to come forward as a surety. to enter into a suretyship. to represent and warrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to impede. to hinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picked up here and there by listening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

giymek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lağv.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.kaldırılmak. 2.hükümsüz kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. deserve. merit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deserve. to be worthy of. to suit. to be appropriate for. command. merit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sayılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

haksızlığa uğramayarak zor durumda kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gururlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

utanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ashamed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ashamed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

haczedilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hüküm giymek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yoksun kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burton. destruction. perdition. ruination. smash. smash up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mahv.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go to the dogs. go phut. go to rack and ruin. go to ruin. be ruined. go smash. be destroyed. canker. go down. lie in ruins. shipwreck. smash. smash up. go west.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shatter. to be destroyed. to be ruined. to be spoiled. to be cut up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be destroyed. to be ruined. to be obliterated. to be wiped out. to go to the dogs. fall. perish. to go to pot. to go smash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hüzünlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eğilim göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) yansıtmak, yansıma yeri olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öldürülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlaşılmak, bilinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bayındır olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to obstruct. to prevent. clog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

engel olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görülmek, göze çarpmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tanınmak, bilinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

karşı karşıya kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

harcanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

karşılaşmak, nail olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zan altında kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görevden alınmak, azledilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlaşılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.kaybolmak. 2.yok olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

felç olmak, kımıldayamaz hale gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aşık olmak, tutulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), incik bileziği, Ar. halhal.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çare bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attend. busy. to care for. mind. tie up. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görülmek, gözlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

büyülenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

körkütük sarhoş olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be in existence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

umudunu yitirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sebep olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kırılmak, gücenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a question directed to oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depend on. demand. need. require. want. want for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

içermek, içine almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mind. to watch. to look after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uymak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

değişmek, dönüşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yıkılmak, çökmek, sönmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

vazgeçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. F. T.). Ölmek, gebermek (hayvanlar hakkında kullanılır), (bk.) Mürd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yakalanmak, tutulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bother. to poster. to pick on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get what is coming to one. to get one's just deserts. deserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to agree. to consent to sth. to give one's consent to sth. accord. concur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zarar görmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

itaat etmek, boyun eğmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be successful in. to succeed in. get on. succeed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

başarmak, başarılı olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zafer kazanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uğramak, tutulmak, yakalanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

idrak etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.karşılaşmak. 2.görüşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

berbirine benzemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) çelişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çevrilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sonuçlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

izi kalmamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gücenmek, alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yıkılmak, yok olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bozguna uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bölünmek, bölünmüş olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kalmamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sona ermek, son bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yok olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tutulmak, yakalanmak, uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şeref kazanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlaşılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yararlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

üzülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.üzülmek. 2.etkilenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

teselli bulmak, avunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.sarsılmak. 2.bozulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gerçekleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

pişman olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

muradına ermek, kavuşmak, erişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be engraved in (one's mind or memory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

inlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall to one's share.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

inmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

neşelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sonuçlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

umutsuzluğa kapılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gizlenmek, saklanmak, kaybolmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görünmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Olmak işi. (bk.) Olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being. happening. existing. existence. occurrence. maturation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Olmamış, vuku bulmamış, örneksiz: Olmadık iş değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unheard of. uprecedented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir durumdan bir duruma geçmek, yeni bir hâl almak: Şarap sirke oldu, ateş kül oldu. 2. Bir unvan, makam veya durum ve sıfat kazanmak: Müfettiş olmak, yüzbaşı olmak, adam olmak. 3. Haberi ile beraber fiil mânâsını verip değişiklik gösterir. İyi olmak = iyileşmek. Sağ olmak = Yaşamak. Hasta olmak = Hastalanmak. Sakat olmak = Sakatlanmak. 4. Arapça sıfatlar ve masdarlarla mürekkep fiiller yapar: Nâdim olmak, me’yûs olmak, defolmak, fevtolmak, zâyî olmak. 5. Yardımcı fiil gibi kullanılıp Türkçe fiillerin bazı mürekkep kiplerini teşkil eder: Gitmiş olacağım, gitmiş olursam, gidecek oldu, gelecek olursa. 6. Var ve mevcut olmak: Bu şartın olması ile olmaması birdir. 7. Vuku bulmak, vâki olmak, cereyan etmek: Ne oldu? Dışarda kavga oldu. 8. Câiz ve münasip olmak, yakışmak, elvermek: Bunu ikiye bölsek olur mu? 9. Yapılmak, imal veya icrâ olunmak: Turşu böyle olur. 10. Mümkün ve kabil olmak: Hiç olur mu? Dünyada olmayacak şey yoktur, her şey olur, olur iş değildir. 11. Ermek, yetişmek, olgunlaşmak: Üzüm oldu, armut iyice olmadıkça yenmez. 12. Gelmek, vâki olmak, ortaya çıkmak: Bir gün olur meydana çıkar. 13. Gelmek, çatmak: Sabah oldu, akşam oluyor. Olan oldu = iş işten geçti Oldum olası, oldum olalı = Çok eskiden, baştanberi. Oldubitti = Artık geçti, Osm. emr-i vâki. Olsa olsa = Nihayet, son ihtimal olarak, bundan fazla olamaz. Olsun = Peki, öyle olsun, zararı yok. Olursa o kadar = Son derecede, bundan fazla olmaz Ne oldum budalası, ne oldum delisi = Sonradan elde ettiği durumuna ve servetine mağrur olup övünen. Ne olacak = Daha ne istersin, bundan fazla ne olabilir? No’la = Ne ola, ne olacak. Hiç olmazsa = En az, en azından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be. happen. become. exist. occur. take place. have. mature. befall. come about. come off. come over. eventuate. fare. get. go. go on. hap. hatch. hit. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become. come. exist. form. get. go. grow. happen. mature. occur. reign. transpire. to be. to become. to exist. to happen. to occur. to take place. to go no. to come about. to transpire. to get. to fit. to be suitable for. to be present. to ripen. to matur

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be. to become. to exist. to come into being. to happen. to occur. to take place. to ripen. to mature. come about. fall out. get. go. grow. have. lie. make. originate. prove. stand. to go under the styles of. to go through accounts. transpire. turn out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vuku bulmamış. 2. Yetişmemiş, ham: Olmamış üzüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

green. unripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapılması, söylenmesi yakışık olmayan, uygun olmayan: Olmayacak işler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İmkânsız: O, olmaz iştir. Olur olmaz = Rastgele, her kim veya her ne olursa: Olur olmaz adamın işi değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible. unlikely. unseemly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

no. impossible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible. no ! it's not possible. it can't be done.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take sb / sth as one's model. to pattern oneself after sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take sb / sth as one's model. to pattern oneself after sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consociate. participate. to be at a partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consociate. participate. to be at a partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ezilmek, çiğnenmek, ayaklar altında kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

darmadağın olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regret. repent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to regret sth / having done sth. to feel remorse for sth / having done sth. repent. rue. smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geçip gitmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) ait olmak, dönük olmak, yönelik olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel at ease. to be relaxed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.yarılmak, gedik açılmak. 2.bozulmak, zarar görmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

binmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

boyun eğmek, itaat etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accede. accept. acquiesce. comply. consent. lump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accept. accede. acquiesce. agree. allow. cave in. concur. to swallow one's medicine. permit. settle for sth. to say yes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

incinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come of age. to come of age. come again of age. to come to years of discretion. attain full age. to reach lawful age. to be of responsible responsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gitmek, yola koyulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sevinmek, mutlu olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.çıkmak, meydana gelmek. 2.imzadan çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. enjoy. hold. own. possess. retain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquire. to own. to become the owner of. to acquire to get sb / sth under control. to do sth about sb / sth that is misbehaving. to have sexual intercourse with a virgin. get possession. have. hold. possess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become invalid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

düşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kapsamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çalışmak, gayret etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda bilgin; iskolastik görüşlü veya eğilimli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıkı disiplinli kadın öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkek oğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul arkadaşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause. to bring about. beget. breed. bring on. call forth. conduce. induce. to be the occasion of sth. to give occasion to sth. occasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

padişahın emriyle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

padişahın emriyle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tepetakla olmak, başaşağı gelmek, yenilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şifa vermek, iyileştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şifa bulmak, iyileşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

avlanmak, av olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

koşmak, seğirtmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Solmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fading. discoloration. discolouration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discolouration. withering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fading. discoloration. wane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Rengini ve parlaklığını kaybetmek, sararmak: Çiçek koparılınca çabuk solar; hastalıktan sararıp solmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fade. wither. be discolored. be discoloured. change colour. whiten. die. die away. die down. discolor. discolour. droop. pale. wane. wear. wear away. wilt. wither up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fade. pale. wither. to fade. to wilt. to become pale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get pale. to fade to wilt. discolour. fade. faint. wane. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colourfast. fast. non-fading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guaranteed not to fade. fade proof. fast. nonfading. unfading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Her zaman taze, körpe ve genç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reconciled. to come to an amicable agreement. to settle their differences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Susup sinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to want. to desire. to seek. to apply for. to seek the hand of a woman in marriage. aspire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kararmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.dağılmak, karışmak. 2.perişan olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.yok olmak. 2.yıkılmak. 3.bozulmak, çürümek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dönüşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pester. to plague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

emekliye ayrılmak, emekli olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haunted. eerie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.ölmek. 2.boşa gitmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yatışmak, sakinleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to capitulate. cave in. deliver over / up. give in. haul down one's flag. hold up one's hands. knuckle under. submit. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşları ile hayvan kemiklerinin üstüne resim kazırlardı. Türkçeye Arapçadan geçen kalem sözcüğünün kaynağı ‘kamış’ anlamına gelen eski Yunanca ‘kalamos’ sözcüğüdür.

Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinde saz ve bambu gibi bitkilerin içi boş saplarından yapılmış kamış kalemler kullanılırken, Ortaçağda kağıdın üretimi ile beraber, kaz, kuğu, karga gibi kuşların kanatlarındaki tüylerin mürekkebe daldırılması şeklinde kullanılan tüy kalemler yaygınlaştı.

Mürekkepli metal kalemler aslında ta Romalılar devrinden beri biliniyordu ama John Mitchell adlı bir İngiliz 1822’de ilk kez makine yapımı çelik ucu imal etti. Dolmakalemler ise sertleştirilmiş yapay kauçuğun elde edilmesinden sonra yapılabildi.

Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin son yılların bir buluşu olduğu sanılır. Halbuki bu kalemin ilk modeli 1880 yıllarında ortaya çıkmış ama pek rağbet görmemiş, seri üretimine geçilememiştir.

Alakasız gibi gözükse de tükenmez kalemin tekrar gündeme gelmesinde uçakların gelişmesinin etkisi olmuştur. Uçaklar 2-3 bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalemin haznesinde atmosferik basınç altında doldurulan mürekkep dışarıdaki basınç düşük olunca kendiliğinden akıp yazıları da, giysileri de berbat ediyordu.

İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan Hava Kuvvetleri uçuş personeli için havada kullanabilecekleri, mürekkep akıtmayacak bir kaleme ihtiyaç duydu. Bilye uçlu kalem aranan bu özelliklece sahipti. Başlangıçta sadece havacılar tarafından kullanılırken kısa zamanda geniş halk tabakalarına da yayıldı.

Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda, pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş olan minik bir bilye aracılığı ile aktarılır. Normal yazı kalemlerinde bu bilyenin çapı l milimetre, daha ince yazılar için 0,7 milimetredir. Bilye mürekkebin yuvadan dışarı çıkmasını önler ama yuvasında döndükçe yüzeyine sıvanan mürekkebi kağıda verir.

Tükenmez kalem mürekkebi, dolma kalem mürekkebinden daha farklı, özel bir kimyasal birleşime sahip olup çabuk kuruyan türdendir. Mürekkep uca sürekli ve düzgün olarak geldiğinden dolgun, temiz ve lekesiz bir yazı yazılmasını sağlar. Genellikle bir tükenmez kalemin 2-3 kilometre boyunda bir çizgi çizmeye yetecek kadar mürekkebi vardır.

Tükenmez kalemdeki bilye uç, kağıt üzerinde dolma kalem ucundan çok daha az bir sürtünmeyle ve çok daha çabuk hareket edebildiğinden yazma hızı büyüktür ancak bilye ucun kağıt üzerine sürekli olarak değmesini sağlamak için kalemi daima kuvvetle bastırmak gerekir, bu nedenle de parmaklar daha fazla ve çabuk yorulurlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction. deduction talil. dedüksiyon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eskiden ramazanda meyhaneler zorunlu olarak kapatılırdı. Bayram arifesinde meyhaneciler gedikli müşterilerinin evlerine midye ya da uskumru dolmaları gönderirlerdi. Bu ikramlara „unutma bizi dolması’ denirdi.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excel. predominate. surpass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exceed. excel. overtop. pass beyond. predominate. to be prevalent. shine. surpass. to hold the whip hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

köşesine çekilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gerekmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be necessary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.olmak, meydana gelmek, gerçekleşmek. 2.bulunmak, yer almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appear. be. exist. occur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be. breathe. come into being. exist. subsist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be likely to happen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ulaşmak, kavuşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.yıkılmak, harap olmak. 2.perişan olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make oneself useful. pay. to stand sb in good stead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappear. dissipate. evaporate. perish. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappear. come to grief. die. to cease to exist. perish. vanish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çekip koparmak, Osm. kal’ etmek: Ot, kıl yolmak, saçını, sakalını yolmak. 2. Soymak, dolandırmak, malını gasbetmek: Zavallı adamı yoldular. Saç, baş, yüz yolmak = Çok üzüldüğünü ifâde etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleed. fleece. pull. screw. strip. to pluck. to tear out. to strip bare. to rob. cheat. to milk. to bleed. to fleece. to rib sb off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pick. pluck. pull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

üstünlük kazanmak, muzaffer olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.gitmek. 2.sanıya kapılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ortaya çıkmak, görünmek, zuhur etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yok olmak, ortadan kalkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ağlayıp inlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kaybolmak, yitmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.alçalmak. 2.aciz kalmak. 3.güçsüz kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

süslenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

altüst olmak, yerle bir olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by