Ense ne demek? | Ense anlamı nedir? | Ense

Ense anlamı nedir?

Ense ne demek?

Ense anlamı nedir?

Ense | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ense

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başın arka tarafının alt kısmı, boynun üstü, kafa: Ense kemiği, en se çukuru. 2. mec. Geri taraf, arka, art: Ensesinden gitmek («arka» ve «ard» kullanmak daha iyidir). Enseye binmek = Dala binmek, galip ve musallat olmak. Ensesi kalın = İnatçı, zengin. Ense mıhı = Başı belkemiğinin üzerinde durduran yüksük gibi olan kemik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back of the neck. nape. back of the head. the nape of the neck. scruff. scruff of the neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nape. nape of the neck. buttocks. arse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back of the neck. nape. scruff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). art fikir, gizli düşünce veya maksat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical. corporal. bodily. carnal. corporeal. fleshly. gestic. material. organic. sensual. somatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal. bodily. corporal. earthy. personal. physical. sensual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bodily. fleshly. material. physical. physically. sensual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). buhur yakmak, tütsülemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). buhurdan, buhurdanlık, buhurluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (kim)., (fiz). yoğunlaştırmak, koyulaştırmak; özetlemek, kısaltmak. condensed milk teksif edilmiş süt. condensable (s). yoğunlaştırılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kondensatör, buhar sıkıştırma makinası, tazyik makinası; elektrik kondensatörü ; teksif adesesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). defence (i). savunma, müdafaa, korunma, vikaye, himaye; muhafaza eden herhangi bir şey, koruyan şey. defenseIess (s). müdafaasız, korunmasız, muhafazasız, biçare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sık, ağır, koyu, kesif, kalın, kalabalık; kalın kafalı, ahmak; (fiz). kırılma kuvveti çok olan (mercekcamı); şeffaf olma; kesif densely (z). kesif bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dağıtmak, tevzi etmek, vermek; üstesinden gelmek, başarmak; yap- mak, hazırlamak (ilâç reçetesini) dispense with vaz geçmek, yol vermek. dispenser (i). dağıtan kimse; yöneten veya idare eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir eksen doğrultusunda ya da bir eksene göre oluşturulmuş kompozisyonları nitelemek için kullanılır. Örneğin, Rönesans resimleri eksensel bir düzen gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scruff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nesîb» den itaf.). Daha münasip, daha veya pek lâyık ve şayan: O adam bu ise ensebdir; cümlenin ensebi odur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ensesinden yakalamak. (argoda). Yakalamak, ele geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seize by the neck. take smb. by the scruff of the neck. catch. nick. cop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to seize. to collar. to seize by the neck. cop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be collared. to be caught.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genel tesir, parçaların tümünün bir bütün teşkil edercesine bir arada algılanması; iki veya daha fazla parçadan ibaret kadın kostümü, takım, döpiyes; müz. bir müzik topluluğunun birlik, denge ve başarı derecesi; topluluk, orkestra, koro; piyesteki

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük çivi, ekser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich. influential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universal. global. cosmic. cosmical. worldwide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmic. global. universal. global üniversal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universal. catholic. common. cosmic. pandemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - “Alemşümül” karşılığı olarak. - Fransızca “Universal’e benzetilerek kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universality. catholicity. globalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). masraf, fiyat, paha, harcama, sarf etme, verme; masraflı kimse veya şey. a Iaugh at his expense bir kimse ile alay etme. at the expense of pahasına, hesabıma; zararına. pay his expenses masraflarını ödemek. with no expense to you bedava, size masraf

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). balina derisini yüzmek veya yağını çıkarmak, ayıbalığının derisini yüzmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). günlük, buhur, tütsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok büyük; hudutsuz, engin, geniş. immensely z. gayet, pek çok. immenseness, immensity i. genişlik, uçsuz bucaksız olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kızdırmak, öfkelendirmek, darıltmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tütsülemek, buhur yakmak; i. günlük, buhur, tütsü; herhangi güzel bir koku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şiddetli, kuvvetli, keskin, hararetli; gergin. intensely (z.) şiddetle, kuvvetle. intenseness (i.) şiddet, kuvvetlilik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomobile binildikten sonra kapı kollarını gizleyen sensör sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, İng. licence i. izin, ruhsat; izin tezkeresi, ruhsatname, lisans; ehliyet; aşırı serbestlik, çapkınlık; nizama riayetsizlik; yazıda ve sanatta kaidelere riayetsizlik.li- cense tax içki satışı için verilen ruhsat parası. export license ihraç ruhsat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, İng. Iicence f. izin vermek; izin tezkeresi vermek; salâhiyet vermek. licensee i. ruhsat sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MENŞE’) (i. A. «neş’et» ten im.). 1. Neş’et olunan yer, çıkış yeri, asıl, esas: Bu işin menşei meçhuldür. 2. Yetişilen meslek, tahsil olunan mektep vesaire. Menşe-i küttâb = Osmanlı devrinde ordunun sivil memurlarını yetiştiren mektep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

origin. source. provenance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

origin. root. source.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

origin. derivation. provenance. source. sort. place of origin. locality. root. rise. spring. basis. root of descent. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منشا] köken..

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., biyol. adet, aybaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilinmeyen bir sebep dolayısiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somehow. for some reason or other. someway. for some reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for some reason or other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causal. casual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causality. causation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principle of causality. law of causation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saçma şey, boş laf; önemsiz şey. nonsense verses eğlence için yazılmış saçma mısralar, anlamsız şiir. talk nonsense saçmalamak. nonsen'sical (s.) saçma, manasız, abuk sabuk. nonsensically (z.) saçma olarak. nonsensicalness (i.) saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kusur, kabahat; suç; tecavüz, hücum, saldırı; incitme, gücendirme. commit an offense kabahat işlemek. give offense gücendirmek, kızdırmak. No offense. Gücenmeyiniz. Ayıp olmasın. take offense gücenmek, darılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanardönerlik. opalescent s. yanardöner, şanjan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Kıskaç. 2. Küçük maşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nippers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pliers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. genel etki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Prens eşi veya baba tarafından hanedan kanı taşıyan kadın veya kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

princess. infanta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

princess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., huk. önceden düşünülmüş, tasarlanmış, kasıtlı. malice prepense kasti kötülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. pretence i. hile, bahane, hileli söz. false pretenses sahte görünüş, sahte tavır. make a pretense of yapar gibi görünmek, yalandan yapmak. on the slightest pretense en ufak bahane ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) karşılığını vermek, mükafatlandırmak; acısını unutturmak, cezasını vermek, Iâyığını vermek; (i.) karşılık, mükafat; ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAhinşah.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

huk. nefis müdafaası, meşru müdafaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. duyu, his; gen çoğ. akıl, dirayet, zeki, muhakeme; şuur; fikir, karar, düşünce; anlam mana, meal, mefhum; f. idrak etmek, sezmek; k.dili anlamak. sense impression duyunun dimağa yaptığı etki, sezgi. sense organ duyu organı. sense perception d

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusuz, hissiz, donuk; akılsız; saçma, anlamsız, manasız; baygın. senselessly z. manasızca, anlamsız olarak. senselessness i. şuursuzluk; saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağız kokularını gidermek için kullanılan baharlı bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scythes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. spence .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. İngiliz şairi Edmund Spenser'a ait. Spenserian stanza Faerie Queen şiirinde kullanılan nazım şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. askıda kalış, ümitle korku karışık bir his; muallakiyet, şüpheli durumda kalma, kesilme, inkıta. suspense account muallak hesap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) gergin, gerilmiş; sinirli; nazik, kopacak gibi; (f.) germek, gerginleşmek. tense'ly (z.) gerginlikle. tense'ness, ten' sity (i.) gerginlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (gram.) fiil zamanı, zaman. sequence of tenses (gram.) cümlede zaman uyumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremonious. ceremonial. ritual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yoğunlaşmamış; kısaltılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ehliyetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlar ve çevre birimlerinde bulunan bir veri bağlantı noktası.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Rumeli’nde yapılan kalın bir nevi fanila ki, örtü olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük by