Epa ne demek? | Epa anlamı nedir? | Epa

Epa anlamı nedir?

Epa ne demek?

Epa anlamı nedir?

Epa | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: epa

Türkçe Sözlük

ABD Çevre Koruma Kurumu ( Environmental Protection Agency )

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. départ

sp. çıkış

Verilen bir işaretle yarışa başlama.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayrılmak, gitmek; hareket etmek; ölmek, göçmek vefat etmek; from ile sapmak, inhiraf etmek ayrılmak; bir yeri terketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). geçmiş, müteveffa, vefat etmiş. the departed ölmüşler. ölmüş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. département

bölüm

Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department. squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısım bölüm şube, daire, kol; vekâlet, bakanlık .departmentstore her şeyi satan büyük mağaza, bonmarşe. departmen'tal (s). kısımlara ait; bölüme ait, daireye ait. departmen'talize (f). şubelendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hareket, gidiş ayrılış, terk; kalkış (vapur, tren); yenilik; dönüşme; sapma, ayrılma, inhiraf; vazgeçme, feragat; den bir geminin doğuya veya batıya doğru kestiği mesafe; bir geminin yola çıkmadan evvelki boylam ve enlem derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayrılık, zıtlık, ihtilaf, başkalık. discrepant (s). farklı, zıt, muhalif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tamire muhtaç olma; bakımsızlık. in disrepair tamire muhtaç, harap halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş ve ay yılları arasındaki gün farkı (genellikle on veya on bir gün); yeni doğan aydan itibaren geçen günlerin yılın ilk gününe eklenen sayısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Yunanistan'da vali; Rum Ortodoks kilisesinde piskopos. eparchy i. eski ve bugünkü Yunanistan'da vilâyet; Rum Ortodoks kilisesinde piskoposluk bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. apolet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ön taraf, ilk kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karacigere ait; karaciğer renginde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ciğerotu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hepatitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hepatitis. hapatitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karaciğer iltihabı, kara sarılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,,(tıb). bir dokunun bir hastalık esnasında karaciğer rengini ve kıvamını alması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayrılmaz; bağlı; gram. ayrılmaz surette kullanılan (önekler). inseparables i. ayrılamayan şeyler, çok yakın dostlar. inseparableness i. ayrılmazlık. inseparably z. birbirinden ayrılmaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tamir olunamaz, çaresiz, telâfisi imkânsız. irreparabil'ity (i.) tamir kabul etmeme. irrep'arably (z.) tamir veya telâfi edilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «kebâde» den galat). 1. Tâlim için kullanılır yay. itibarsız, kıymetsiz, müptezel: Ucuzlatmada biribirlerine rekabet ederek san’atı kepaze ettiler. 2. Saygıya lâyık olmayan, haysiyetsiz, rezil: Pek kepaze adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vile. infamous. scandalous. shameful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ridiculous and contemptible. shameless. disgraceful. infamous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kepazeletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İtibar ve haysiyetini kaybetmek, rezil, maskara rüsvây olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kıymetsiz ve itibarsız etmek, rezil ve rüsvây etmek, haysiyetini gidermek: Böyle hareketlerle kendini kepazeletti. 2. Pek ucuzlatarak veya bozarak kıymet ve itibardan düşürmek: San› attan anlamaz birtakım matbaacılar baskı san›atını kepâzelettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıymetsizlik, itibarsızlık, hakaret, rezalet: Onun ettiği kepazeliktir; ben, o kepazeliği yapmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignominy. degradation. contemptible act. scandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dizkapağı kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunanistan'da İnebaht şehri ve limanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. lalssez-passer). 1. Bir ülkenin sınırından geçebilmek için verilen izin kâğıdı. 2. Gümrük engellerini kaldırmak isteyen liberal ticaret sistemi.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Asya’da, Çin ile Hindistan arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 28 00 Kuzey enlemi, 84 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 140,800 km².

Sınırları: toplam: 2,926 km.

sınır komşuları: Çin 1,236 km, Hindistan 1,690 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Kuzeyde serin yazlar ve sert kışlar, güneyde subtropikal yazlar ve ılıman kışlar yaşanır.

Arazi yapısı: Güneyde Gang Nehri havzası, orta kısımlarda tepelikler, kuzeyde dik Himalaylar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Kanchan Kalan 70 m.

en yüksek noktası: Everest Dağları 8,850 m (1999 verileri).

Doğal kaynakları: Kuvars, su, kereste, doğa güzelliği, linyit yatakları, bakır, kobalt, demir.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %17.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %15.

Ormanlık arazi: %42.

Diğer: %26 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 8,500 km (1993 verileri).

Doğal afetler: Sert yıldırımlı fırtınalar, su baskınları, toprak kaymaları, kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 25,284,463 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.32 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 74.14 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 58.22 yıl.

Erkeklerde: 58.65 yıl.

Kadınlarda: 57.77 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 4.58 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.29 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 34,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 2,500 (1999 verileri).

Ulus: Nepalli.

Nüfusun etnik dağılımı: Brahman, Chetri, Newar, Gurung, Magar, Tamang, Rai, Limbu, Sherpa, Tharu, ve diğer (1995).

Din: Hinduizm %86.2, Budizm %7.8, İslam %3.8, diğer %2.2 (1995).

Diller: Nepalca (1995).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %27.5.

erkekler: %40.9.

kadınlar: %14 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Nepal Krallığı.

kısa şekli : Nepal.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Katmandu.

İdari bölümler: 14 bölge; Bagmati, Bheri, Dhawalagiri, Gandaki, Janakpur, Karnali, Kosi, Lumbini, Mahakali, Mechi, Narayani, Rapti, Sagarmatha, Seti.

Bağımsızlık günü: 1768 (Prithvi Narayan Shah tarafından birleştirilmiştir).

Milli bayram: Kral Gyanendra’nın doğum günü, 7 Temmuz (1946).

Anayasa: 9 Kasım 1990.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CP, ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Fede


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Nepal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. bantla çerçevelenmiş camlı resim; bir binadaki bütün kilitleri açan anahtar ana anahtar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden tartıp paketlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazırlama; hazırlık; hazırlanan şey; hazır ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hazırlayıcı; hazırlık, hazırlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hazırlayıcı, hazırlık niteliğindeki. preparatory school üniversiteye hazırlayan özel okul. preparatory to sending it gönderilmesi için hazırlık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hazırlamak; düzenlemek; donatmak; pişirmek; yapmak; hazırlanmak, hazır olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazırlık, hazır olma; gerektiğinde savaşa hazır bulunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-paid) parasını önceden vermek, peşin ödemek. prepayable s. peşin ödenir. prepayment i. peşin ödeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gitmek, çekilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tamir etmek, onarmak; zararını telafi etmek, tazmin etmek; i. tamir, onarma; tazmin; çoğ. tamirat, onarım; iyileştirme, şifa verme. repairman i. tamirci. repair ship tamirat gemisi. repair shop tamirci dükkânı. in good repair iyi halde, tamirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tamiri mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eks. çoğ. tazminat, tamirat, onarım. reparative s. tamirat veya tazminat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazırcevap sözlerle dolu konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bölme, bölüm; yeniden bölme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yemek, taam; öğün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tekrar memleketine iade etmek; kendi memleketinin vatandaşlığına tekrar girmek; i. tekrar memleketine iade olunan kimse. repatria'tion i. kendi memleketine iade, kendi vatanına dönme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (repaid) geri vermek, ödemek; karşılığını yapmak veya ödemek; karşılığını vermek. repayable s. geri dönmesi mümkün, karşılığı yapılır. repayment i. yeniden tediye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzun saplı tencere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) çanak yaprağı, sepal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ayrılabilir, tefrik edilebilir. separabil'ity, separableness (i.) birbirinden ayrılabilme. separably (z.) ayrılır surette, tefrik edilebilir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (s.) ayırmak, tefrik etmek; bölmek; arasında bulunmak; aradaki bağlantıyı kesmek; ayrılmak, tefrik olunmak; ayrı bir cisim teşkil etmek; (s.) ayrı, ayrılmış, müstakil. be separated (huk.) ayrı yaşamak, ayrılmak. separately (z.) ayrı ayrı, başka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beş parmağın en küçüğü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( A.B.D.) net maaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .telepati, uzaduyum . telepath'ic s telepatiye ait. telepath'ically z. telepati ile. telepathist i. telepatiye inanan kimse; telepati kabiliyeti olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Uzaklardaki bir hâdiseyi tabiatüstü ve bilinmeyen bir hisle duyma hâli.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. télépathie

ruh b. uza duyum

Birinin düşündüklerini veya uzakta geçen bir olayı hiçbir bağlantı olmadan algılama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telepathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telepathy. telepathy uzaduyum. telephaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telepathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ned, -ning) tıb. kafatasını delmeye mahsus yuvarlak cerrah testeresi; kuyu delme burgusu; f. cerrah testeresi ile kafatasını delmek; mak. burgu ile delik açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. bir çeşit denizhıyarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hazırlıksız; ihtiyatsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atılacak kâğıt, çöp kağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by