Epe ne demek? | Epe anlamı nedir? | Epe

Epe anlamı nedir?

Epe ne demek?

Epe anlamı nedir?

Epe | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: epe

Türkçe - İngilizce Sözlük

Estimated Position Error The term used by Airbus Industries as a measure of the current estimated navigational performance Also referred to as Actual Navigation Performance or Estimated Position Uncertainty Note: The RTCA DO-236 Term is Estimated Position

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Electronic Plan Examination - the comparison of new with old survey information utilising specially developed computer software and an electronic survey accurate plan database. extended period of eligibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

European Partners for the Environment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Curse causing total malfunctioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sondan üçüncü hece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). art fikir, gizli düşünce veya maksat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). barmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arı yetiştiricisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhasebeci. bookkeeping i. muhasebecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهره پرداز] ressam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (çevre kelimesiyle beraber ki. anılır). Çepeçevre veya çepçevre: Etrafında, Ar. dâiren-mâdâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çepeçevre, (bk.) Çepçevre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyu, kesif, bulanık: Çepel hava Karlı. 1. Karışık fırtına. 2. Çamur mevsimi (eski kelime).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fırtınalı, şiddetli (hava). 2. Karlı, kar yağacağını gösterir (hava). 3. Çamurlu, batak, cıvık (mevsim).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cidar, duvar,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

membrane. wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (cleped veya clept, ycleped veya yclept)., (eski). adlandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wastebasket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste paper basket. litter basket / bin. waste-paper basket. litter basket. litter bin. waste- paper basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sürünen şey veya kimse, emekleyen kimse; sürüngen asma; birkaç çeşit tırmaşık kuşu, (zool). Certhia: (çogğ). bebek tulumu; telefon direklerine tırmanmak veya buz üzerinde yurümek için ayağa takılan demir dişler; kamyonlarda en yavaş hızı sağlayan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). krep; (bak). crape. crepe de Chine krepdöşin. crepe paper krepon kâğıdı. crepe rubber krepsol, ayakkabı tabanı için kullanılan tırtıklı Lastik. crepes suzette (ahçı). krep suzet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). derinleşmek, derinleştirmek; artırmak; koyulaştırmak (renk); kalınlaşmak (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). on veya upon ile güvenmek, itimat etmek; bağlı olmak, tabi olmak, mütevakkıf olmak; ihtiyacı olmak; from ile asılmak, sarkmak; sallantıda kalmak mualIâkta kalmak. Depend upon it Emin olunuz. dependable (s). güvenilir, emniyet edilir, itimada layık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlı olma; taalluk; itimat, güven; bir kimsenin eline bakma; dayanma; muallâkıyet, sarkma, asılma; tabi oluş, bağlılık, emir kulluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlı olma, tabi olma; sömürge, müstemleke; müştemilat, ek bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). asılı sarkan; bağlı, tabi; ait; (gram). bağlı, merbut dependent variable (mat). bağlı değişken dependently (z). bağlı olarak, tabi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başkasının yardım veya desteğine ihtiyacı olan kimse; bir kimsenin bakmakla yükümlü olduğu şahıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kişisel ilişkilerini kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

up hill and down dale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dinyeper nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskrimde kullanılan kılıç meç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. ses türemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofra ortasına konulan tabak veya kase.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izahlı ilave.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça fazla, epeyi. bk. Ep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

some. a good deal of. a great many. not a little. goodish. tidy. quite. well. a great deal of. fairly. reasonably. pretty well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretty. quite. respectable. rather. fairly. considerably. a great deal of. a lot of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blooming. heartily. many. much. quite. reasonably. sort of. tidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goodish. notably. rather. quite. fairly. pretty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considerably. fairly. a good few. mightily. rather. relatively. respectable. some. tolerably. tons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Epeyce, (bk.) Ep.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i avlak bekçisi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mavi tepe.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Lakırdıda şaşirıp tereddüt etme (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evde kâhya kadın, ev işlerine nezaret eden kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خرافه پرور] hurafelere inanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) hurafelere inanış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, dency i. serbestlik, bagımsızlık, istiklal, hürriyet; geçinecek kadar malı olma. Independence Day Birleşik Amerika'da Bağımsızlık Günü (4 Temmuz). Declaration of Independence Birleşik Amerika'da bağımsızlığı ilan eden resmi belge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hür, bağımsız, başlı başına, ayrı, serbest; kendi geliri ile geçinebilen; pol. parti dışı olan; i. bağımsız kimse; parti üyesi olmayan kimse. independently z. bağımsız olarak; aynca, birbirini etkilemeden, birbirinden habersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karşılıklı dayanışma. interdependent (s.) bir birine bağlı olan. interdependently (z.) birbirine dayanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قافيه پرداز] şair.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kanepe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couch. sofa. davenport. lounge. settee. canape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

settee. sofa. couch. canapé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couch. divan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saklayan veya koruyan kimse; bekçi; gardiyan; bakıcı; uzun zaman dayanan şey. keeper of the King's conscience İngiltere'de başhakim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Buğday vesair hububatın öğütülmüş kabuklarından ibaret olup un elendikçe eleğin üstünde kalan kaba şey; hayvanlara yem de olur: Undan kepeği ayırmak; ata, tavuklara kepek vermek. 2. Derinin kabuklanıp düşmesinden ileri gelen baş konağı: Saçlarım çok kepek yapıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandruff. scurf. bran. whole meal. dandriff. scall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bran. chaff. scurf. scuff. dandruff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bran. dandruff. scurf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become scurfy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scurfy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholemeal. containing bran. scurfy. having dandruff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüylü buğday böceği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheat moth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsanları giydiğine bakarak değerlendirmek yanlışlara yol açar, değerli kişiler de bazen eski giymiş olabilir. Atasözü

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yukarıdan aşağıya inmek için yapılmış kapak örtüsü: Mahzen kepengi: Merdiven kepengi. 2. Bir Adî kapı veya açıklığın yukarıdan aşağı indirilerek veya iğreti takılarak kapanan kanadı: Dükkân kepengi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shutter. pull-down shutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal rolling shutter. roll top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz kenarındaki iri kaya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüzamlı kimse, miskin kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. millipede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mayın tarama gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (şiir) eski Yunanlılarca acı ve üzüntüyü unutturduğu farzolunan bir ilâç; ıstırabı yok eden herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sonuçlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gürültücü, şamatacı, yaygaracı; ele avuca sığmaz, idaresi güç, haylaz. obstreperously (z.) haylazca. obstreperousness (i.) ele avuca sığmama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arabulucu kimse veya grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gizlice gözetleyen kimse; (argo) göz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. civciv gibi öten hayvan; bir çeşit kurbağa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dili tutuk, kelimeleri rahatlıkla söyleyemeyip ilk harfelerini art arda söyleyen, kekeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pepelikle söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stutter. stammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dil tutukluğu, kekemelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pepe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pepelik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., huk. önceden düşünülmüş, tasarlanmış, kasıtlı. malice prepense kasti kötülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kaldırmak (kanun), feshetmek, iptal etmek; i. fesih, iptal. repealable s. feshedilir, lağvı mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tekrarlamak, tekrar yapmak, tekrar etmek; tekrar söylemek, bir daha söylemek; ezberden söylemek; A.B.D. aynı seçimde birden fazla oy kullanmak; i. tekrarlama, tekerrür; müz. nakarat; nakarat işareti. repeating circle astr. oktant nevinden tam da

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çeşitli tekrarlama işlevleri sağlanmıştır: tek parça, tüm disk ya da özel olarak programlanan bir seçim tekrarlanabilir. Bunlar, Shuffle Play (Karışık Çalma) işleviyle birlikte kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Çeşitli tekrarlama işlevleri sağlanmıştır: tek parça, tüm CD, RMS programı veya istenen bir başlangıç noktası (A) ile bitiş noktası (B) arası tekrarlanabilir. Bunlar, Shuffle Play (Karışık Çalma) işleviyle birlikte kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekrarlayan şey veya kimse; düğmesine basılınca çalarak saati belirten cep saati; mükerrer ateşli silah; A.B.D. sabıkalı kimse, suçlu kimse, birkaç kere hapse girmiş kimse; elektromanyetik işaretleri otomatik olarak tekrar gönderen bir alet; A.B.D.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. defetmek, geriye atmak; püskürtmek; bağdaşmamak, uyuşmamak; reddetmek; nefret uyandırmak. repellent s., i. defedici, uzaklaştırıcı; i. haşaratlı defedici ilâç; bir çeşit sugeçmez kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. yerde yatan; zool. sürünen, sürüngen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pişman olmak, nadim olmak, tövbe etmek, istiğfar etmek. repentance i. pişmanlık, nedamet, tövbe. repentant s. pişman, nadim, tövbekar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeniden iskân ettirmek; türü azalmış canlıları türetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geri tepme, seğirdim; yansılama, akis. repercussive s. geri tepip aksetmekten ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. repertuvar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazırlanmış piyesler listesi; depo. repertory theater repertuvarındaki piyesleri, her biri birkaç hafta olmak üzere, oynayan tiyatro topluluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. répertoire

1. müz. dağarcık, 2. birikim

1. Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar. 2. Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repertoire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repertoire. repertory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr). Bir tiyatro topluluğu veya bir orkestranın seçip hazırlamış olduğu piyes, musiki eserleri vs. nin listesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. zincirleme kesrin tekrar edilen kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki ve tiyatroda prova.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekerrür, tekrar yapma veya söyleme; ezberden okuma veya okunma. repetitious s. tekrarlayan, mükerrer, özellikle gereksiz tekrarlar yapan. repetitive s. tekrarlamalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki, tiyatro vs.de prova yaptıran.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çok mouse/ klavye kullanan veya çok yazı yazan insanlarda görülen hastalık. El ve bilekte sızı, uyuşma veya bu eylemlerin yapıldığı zamanlarda şiddetli ağrı başlıca semptomlarıdır.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Kafatası derisi üzerinde meydana gelen gevşek pul şeklindeki kabuklara kepek denir. Kuru ve yağlı olmak üzere iki çeşidi vardır. Yağlı sarımtırak görünüşteki kepeklenmeye, tıp dilinde sebore denir. Nedeni, derinin en üst kısmında bulunan tabakanın, ürettiği fazla parçalardır. Bunlar, çoğunlukla saçlar tarandığı zaman dökülür. Tedavinin ilk şartı; temizlik ve fazla miktarda unlu şeyler yememektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tuz, su.

Hazırlanışı : Saçlar önce tuzlu su sonra bol su ile yıkanır. Her gün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fully certified or set forth in writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değirmen taşının dili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Sersem» sözüyle beraber kullanılır: Sersem sepelek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yağmur). Serpinti hâlinde hafif hafif yağmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Üzerlik tohumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kamıştan, ince söğüt dalından veya saman vesaireden yapılmış muhtelif şekillerde örme ki, ekseriya yemiş, ekmek, çamaşır vesaire koymakta kullanılır. 2. Bir sepetin aldığı miktar: Bir sepet incir, iki sepet çiçek. Sepet sandık = Sepet gibi örülmüş ve üstü meşin kaplı sandık. Balık sepeti = Balık tutmaya mahsus sepet şeklinde ağ. Değirmen sepeti = Değirmen eleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basket. skep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basket. pannier. sidecar. wickerwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basket. pannier. sidecar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I). Sepet ören veya satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basket maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sepet şeklinde örülmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sepete koymak. 2. (argo) Hoş olmayan bir tarzda uzaklaştırmak:

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get rid of sb. to send sb packing. to fire sb. can. pay off. to give sb the shake. stall off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dükkâncı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Üzerlik tohumu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyuyan kimse; kış uykusuna yatan hayvan; yataklı vagon; demiryolu traversi; A.B.D., (argo) beklenmedik bir başarı kazanan filim veya kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dükkâncı, mağazacı; ambar memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Miskin, mıymıntı, üstü başı pis, murdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supine and slovenly dressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çöpçü, sokak süpürücüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tümsek yer, küçük dağ. 2. Zirve, bir şeyin en yukarısı. 3. İnsan ve hayvan başının ucu, en üstü: Tepesine vurdu. Kuşların başındaki hotoz gibi süs. Tepe atmak = Öfkelenmek. Tepeüstü = Başaşağı. Tepesi üstü dönmek = Bozguna uğrayarak geri dönmek. Tepeden tırnağa = Baştan ayağa. Kan tepeye sıçramak = Pek fazla hiddet etmek. Tepegöz = 1. Yukarı bakan. 2. Bir masal kahramanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

top. apical. peak. hill. top. crown. tip. roof. apex. cap. crest. down. eminence. eminency. fell. head. height. hump. mount. peak. ridge. rise. topknot. vertex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apex. brow. crest. crown. hill. mount. top. summit. peak. mound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crest. crown. hill. top. top part. vertex. apex / n /. cap. elevation. eminence. head. height. hump. mount. peak. pinnacle. summit. tip. topknot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vertex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

top down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head foremost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hilltop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük tepe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hillock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hillock. small hill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which comes from a high official.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from head to foot. from top to bottom. up- and-down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Amerika kızılderililerine mahsus konik çadır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ılık yapmak; ılıklaşmak, ıIımak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclopes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overhead projector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overhead projector. low-browed sb who has a very low brow or forehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. mec. Öldürme. 2. İyice dövme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tepe teşkil edecek surette doldurulmuş, çok dolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beating or thrashing severely. heaping full or brimful. heaping portion of. heap of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Öldürmek. 2. İyice dövmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give sb a severe beating or thrashing. to defeat soundly. to kill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Öldürülmek 2. Dövülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be beaten or thrashed severely. to be defeated soundly. to be killed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Öldürtmek. 2. Dövdürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başında kaba ve top tüy, hotoz, sorguç gibi bir süsü bulunan (kuş): Tepeli tavuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulbul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden kavuk ve fes gibi başa giyilen şeyin tepesine dikilen düğme veya yafta ki, ekseriya sırma ve inci ile donanmış olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kalın kaltak bellemesi. 2. Enli eyer kolanı (eski Türkçe’de kaltağa tepengü ağacı denirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upside down. head over heels. on one's head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head foremost. head over heels. upside- down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. üç peni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zaman göstergesi; saat tutan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tövbe etmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. su çekmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağıtçı: şapkadan sarkan matem kurdelesi; daldan sarkan yosun; duvarda damlama deliği, akak; çoğ., k.dili pırasa bıyık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nârin, ince yapılı, (bk.) Yepermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koşmak, sürat ve telâşla gitmek. Yel yeperek = Alelacele, telâşla.

Türkçe Sözlük by