Eq7 ne demek? | Eq7 anlamı nedir? | Eq7

Eq7 anlamı nedir?

Eq7 ne demek?

Eq7 anlamı nedir?

Eq7 | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: eq

Teknolojik Terim

62 Hz – 16 kHz arası yedi adet tanımlı orta frekans için tümleşik 7 bantlı ekolayzer. EQ7, yedi önceden tanımlanmış ayara (farklı müzik türleri için hafızalar) sahiptir. Her hafıza (Xplod, Vocal, Club, Jazz, New Age, Rock ve Custom) kişisel tercihlere göre istenen sese ulaşmak için ayrı ayrı ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ehliyet, yetenek, kifayet, yeterlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygun, ehven, elverişli, kifayetli, yeterli.adequately (z). layıkıyle adequateness (i). yeterlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., huk. vasiyet etmek, vasiyetle bırakmak, miras olarak bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. ölüme bağlı tasarrufla yapılan bağışlama, teberru; menkul (bilhassa para) vasiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çek traveler's check seyahat çeki. checkbook (i). çek defteri. checking account çek hesabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dama; kare, ekose deseni; kasiyer; müfettiş, kontrolcu; (f). damalı yapmak, ekose deseni ile kaplamak; değişiklik ve zorluklarla doldurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). checker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). eş; (s). eşit, müsavi; akran, denk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sonuç, netice, akibet; eser, semere; ehemmiyet, önem. in consequence of neticesinde, sebebiyle. of no consequence önemsiz. take the consequences cezasını çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). neticesi olan; bağlı, tabi; takip eden; (jeol). toprağın asıl meyline göre akan; (i)., (man). istidlâl, netice, istintaç; (mat). bir oranın ikinci rakamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). önemli ehemmiyetli, kibirli, azametli; neticesinde meydana gelen , -den çıkan. consequentially (z). netice itibariyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). netice olarak, binaenaleyh, bu sebeple.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diskotek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Malabo.

Nüfus: 410.000.

Yüzölçümü: 28.051 km2.

Komşuları: Güneyde Gabon, Doğuda ve Kuzeyde Kamerun.

Önemli Şehirleri: Malabo.

Din: Çoğunluk Katolik.

Dil: İspanyolca (resmi), Fang, Bubi.

Yönetim Biçimi: Geçiş Dönemi.

Tarih: 15 yy.da Portekizlilerce ele geçirilen Fernando Po adası (bugünkü Bako) 1778’de İspanya’ya devredildi. 12 Ekim 1968’de bağımsız oldu. Anakaradaki Rio Muni eyaleti ile ada arasındaki çekişmeler sonucu 1969’da bir dizi ayaklanma çıktı. 1972’de anakaradan Masre Nguema Biyogo ömür boyu, devlet başkanı oldu.

Masre’nin hükümdarlığı, ulusu iflasa sürükleyen, Afrika’nın en vahşi yönetimidir. Ağustos 1979’da bir askeri darbe ile görevinden uzaklaştırıldı. Darbenin lideri Teodoro Mbasogo devlet başkanı oldu.

21 Kasım 1993’te yapılacak seçimlere razı oldu. İktidar partisi tek başına galip geldi ancak muhalefet partileri, hile yapıldığı iddiası ile seçimleri boykot etti.

Devlet büyük ölçüde dış yardımlara dayalı olarak varlığını sürdürmektedir.


Ülke by

Teknolojik Terim

Gelişmiş ayrı ses ayarı için üç bantlı parametrik ekolayzer.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Müzik türüne göre düşük, orta ve yüksek frekansları hassas biçimde ayarlayan, ekranda gösterilen ekolayzer görüntüsüyle desteklenen tümleşik 3 bant ekolayzer. Yedi önceden tanımlanmış hafıza ayrı ayrı ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) düzgün, düzenli, muntazam; sakin, yerinde. equable climate ılıman iklim. equable style düzgün üslûp equable temper yumuşak huy. equabil'ity (i.) yumuşaklık, ılımlılık. equably (z.) tatlılıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (ed veya -Ied, -ing veya -ling)eşit olmak, bir olmak; eşdeğerde olmak,muadili olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) eşit, müsavi, aynı bir; eşdeğerli, muadil; dengeli muvazeneli; ehil olan; to ile akran emsal, eş; yeterli; aynı miktarda.equal to the task işin ehli. The cities are equal in size. Şehirler aynı büyüklüktedir. equal sign eşit işareti (=).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eşitlik müsavat; akranlık, aynılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) eşitlemek, birbirineeşit hale getirmek equalizer (i.) eşitlik sağlayan araç veya kimse; argo tabanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) eşit olarak, müsavi olarak,aynı derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) itidal, ılım,temkin, sükun, vakar. equa'nimous (s.) ılımlı,mutedil, sakin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) eşitlemek, müsavi kılmak,eşit olarak göstermek, eşit saymak, denklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) denklem, muadele,eşitleme. equation of time zaman denklemi.algebraic equation cebirsel denklem. cubic equation (mat.) üçüncü derece denklem.differential equation (mat.) farklı denklem. quadratic equation (mat.) ikinci derece denklem. simple equation

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ekvator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ekvator ile ilgili; ekvatoral; (i.), (astr.) iki eksen üzerinde dönen ve eksenlerinden biri dünyanın eksenine paralel olan teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mir-i ahur; ahır bakıcısı; İngiliz kral ailesinden birinin şahsi hizmetlerinde bulunan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) biniciliğe ait; atlı; şövalyelere ait; (i.) atlı. equestrian feats binicilik oyunları. equestrian statue atlı heykel. .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek eşit

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) eş köşeli, eşit açılı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) eşit uzaklıkta,aynı mesafede olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) eş kenar; eşkenar şekil; (s.) eşkenar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) denge unsuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) denge sağlamak, muvazene temin etmek, denkleştirmek; birbirine denk olmak, eşitolmak. equilibra'tion (i.) denge, muvazene.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akrobat, ip cambazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) denge, muvazene; bak. balance.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ata ait, ata benzer; (i.) at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) gece ile gündüzün eşit olduğu zamana ait, ekinoksa ait;ekvatora ait; (i.) ekvator üstünde güneşin geçtiği daire, göksel ekvator; ekinoks fırtınası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), astr. ekinoks, güntün eşitliği. autumnal equinox sonbahar noktası (21 Eylül'e rastlayan ekinoks). mean equinox ortalama ilkbahar noktası spring equinox, vernal equinox ilkbahar noktası (21 Mart'a rastlayan ekinoks).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (-ped, -ping) teçhiz etmek, gerekli alet veya silâhları sağlamak, hazırlamak; donatmak, giydirmek. equipment (i.) teçhizat, levazım, donatım; kişisel bilgi veya kabiliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ask.) levazım; konak arabası (atlı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) denge, muvazene;karşıt ağırlık, denge unsuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kuvvetçe eşit müsavi; (mat.) eşdeğer, eş, muadil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ağırlık yönünden eşitlemek; eşit olmak, denk gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gücü bir olan; (elek.) aynı voltajda olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) (ikisi) aynıderecede muhtemel olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. -tums, -ta) atkuyruğu, kırk kilit, (bot.) Equisetum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tarafsız, bitaraf,adil, insaflı, haktanır; (huk.) adalet ve nısfete uygun; mahkemede müdafaası mümkün. quitableness (i.) insaf, adalet; tarafsızlık. equitably (z.) insafla, adaletle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) binicilik, atıcılık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) adalet, insaf, hakkaniyet,denkserlik; (huk.) resmi kanunlara ilave edilen adalet üzerine kurulmuş kurullar ve evvelki emsal; (huk.) davalı ve davacı arasında eşitlik ve denkserlik namına verilen karar; (tic.) borç ve ipotekten sonra firma ve sahibini

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) eşit, müsavi; muadil; (i.) muadil olan şey; eşit miktar. equivalence (i.) eşdeğerlik, denklik, eşitlik, muadil olma, tekabül, karşılama equivalently (z.) eşdeğer şeklinde, eşdeğer olarak, eşit olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kaçamaklı, şüphe kaldırır, iki anlama gelebilen; iki anlamlı,belirsiz, müphem, muğlak, kapalı equivocally (z.) şüphe kaldırır bir surette, müphem surette, kapalı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) iki anlama gelecek söz söylemek, müphem veya kaçamaklı dil kullanmak. equivoca'tion (i.) kaçamak, çift anlamlı sözle aldatma. equiv'ocator (i.) kaçamak ifade kullanan kimse. equiv'ocator'y (s.) kaçamaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çift anlam, belirsizlik, müphemiyet, kaçamak;müphem söz; kelime oyunu -er sonek -ci; -li; daha (baker, New Yorker,colder gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (lng.) maliye; kraliyet veya devlet hazinesi; servet, para; (k.dili) bir kimsenin kişisel gelirinin tümü. Chancellor of the Exchequer (ing.) Maliye Bakanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir devletin diğer bir devletin konsolosunu tanıdığını gösterir belge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) cenaze alayı; (çoğ.) cenaze merasimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kasap). ön ayak ve yanındaki kısımlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sık sık vuku bulma, çok tekerrür etme; belirli bir zaman içinde tekerrür etme sayısı; (fiz). frekans. frequency modulation radyo frekans modülasyonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sık sık gitmek, çok uğramak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sık sık vuku bulan. frequently (z). sık sık. frequentness (i). sık sık vuku bulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir yere sık gitme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (gram). tekrarlama bildiren; (i). tekrarlama gösteren fiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaz kanadı tüyü; tüy kalem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) soytarı, palyaço; (s.) alacalı, çok renkli; dış köşeleri yukarı kıvrık (gözlük). harlequinade' (i.) pandomima, palyaço oyunu; soytarılık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kifayetsiz, yetersiz, liyakatsiz, elvermez, eksik, nakıs. inadequacy, inadequateness i. yetersizlik. inadequately z. kifayetsiz olarak, yetersiz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birbirini tutmayan, irtibatsız; mantıksız; konu dışı. incon'sequence i. mantıksızlık; irtibat sızlık. inconsequen'tial s. yersiz; önemsiz; irtibatsız incon'sequently z. konu dışı olarak; irtibatsız bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşitsizlik, farklılık; değişebilirlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insafsız, haksız, adalete aykırı. inequitably z. adaletsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insafsızlık, haksızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nadir, az bulunur, her zaman olmayan, seyrek. infrequency i. seyreklik. infrequently z. seyrek olarak, nadiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meyanköküne benzer bir bitki, bot. Abrus praecatorius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) sarı vernik; reçineli her hangi bir vernik; vernikli tahta veya meşin iş; (f.) verniklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kapı veya pencere üzerine asılan süs, perde; ortaçağda miğferi muhafaza için üzerine sarılan kumaş parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan modeli, manken; kadın manken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.), (huk.) takipsizlik kararı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(man.) ilgisiz sonuç, mantığa sığmayan sonuç: konuşulanla ilgisi olmayan söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) cenaze törenleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aşırı derecede itaatli, fazla boyun eğmiş; dalkavukluk eden. obsequiously (z.) dalkavukluk ederek. obsequiousness (i.) dalkavukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. önceden gerekli olan (şey).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. rica, dilek, niyaz, temenni, istirham; revaç, talep; istenilen şey; f. rica etmek, yalvarmak, niyaz etmek, istirham etmek, dilemek. a request for help yardım dileme. by request rica üzerine. grant a request bir ricayı kabul etmek. in great requ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Katoliklerde ölülerin ruhu için dua; müz. bu duaya mahsus ilahi; bir ölünün hatırasına yapılan merasim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Huzur içinde yatsın. Allah rahmet eylesin. (kıs. R.l.P.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. muhtaç olmak, ihtiyaç göstermek, gerekli bulmak; istemek, talep etmek. requirement i. gerek, icap, ihtiyaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. lazım, gerekli, zaruri, elzem (şey).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. talep, isteme, resmi emir; f. talep etmek, istemek, resmen istemek; mükellefiyete tabi tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karşılığını verme, mukabele, karşılık, lâyığını verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karşılığını yapmak veya vermek; mükâfat veya ceza vermek; telafi etmek, acısını çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) sequel; sonra gelen, arkası, müteakıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) başkasına tabi olma eğiliminde olan; tutarlı, uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) devam; son, sonuç, netice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. Iae) (Lat.), (tıb.) bir hastalığı izleyen anormal durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ardışıklık; ardıllık, bir birini izleme; sıra, düzen; seri; sonuç, etki; (müz.) ardıllık, artardalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ardışık, ardıl, birbirini izleyen; (i.) sonuç, netice, etki. sequen'tial (s.) seri meydana getiren; ardışık. sequentially (z.) sonucu olarak, neticesinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ayırmak, tecrit etmek; (huk.) haczetmek, el koymak, müsadere etmek. sequester oneself tenha bir yere çekilmek. sequestrate (f.) el koymak; kamulaştırmak. sequestra'tion (i.) zapt, müsadere, el koyma; inziva, köşeye çekilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. tra) (tıb.) nekroza uğramış kemik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski Venedik Cumhuriyetinin altın sikkesi; pul, payet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sekoya, (bot.) Sequoia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arkası gelme, sonradan gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sonra gelen, sonraki; sonuç olarak izleyen. subsequently z. sonradan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

3000 ile 30000 arasındaki megasikl şeridiÇ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Meksika'da içilen bir kaktüs likörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(radyo) 300 ile 3000 megasikl arasında frekans, kıs. uhf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eşitsiz, eşit olmayan; düzensiz; to (ile) yetersiz; haksız, adalete aykırı; birbirinden farklı, aynı vasıfta olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dengi bulunmayan, eşsiz, eşi bulunmaz; üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şüphesi olmayan; tek manalı; sarih. unequivocally z. su göturmez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok ziyaret edilmeyen; insan ayağı bas- mamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karşılık görmeyen, karşılıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by