Erat ne demek? | Erat anlamı nedir? | Erat

Erat anlamı nedir?

Erat ne demek?

Erat anlamı nedir?

Erat | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: erat

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Erden assubaylara kadar olan askerlere verilen umumî ad: Er, onbaşı ve kıt’a çavuşları, (bk.) Efrâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recruits. noncommissioned officers. enlisted man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hızlandırmak, süratlendirmek , tacil etmek, hızlanmak, sürat kazanmak accelera'tion (i). hızlandırma, tacil etme, süratin artması accelerator (i)., oto gaz pedalı; (fiz). siklotron veya benzeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). karıştırmak, safiyetini bozmak; (s). karışık, mahlut adultera'tion (i). karıştırma, karıştırılmış olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). içine hava karıştırmak; havalandırmak, havayla temas ettirmek aerator (i) havalandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava aldırma, havalandırma ; havayla temas ettirerek temizleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), (i). toplamak, bir araya getirmek, yığmak;(i). toplama; (jeol). volkanik parçaların bir araya toplanması. agglomera'tion (i). toplama; yığın; bir araya toplanmış şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir satır veya cümlecikte aynı sesi tekrar etmek. allitera'tion (i). bir cümlecikte aynı sesi tekrar etme. alliterative (s): aynı sesin tekrar edildiği par,ca veya cümleciğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ajer) (matematik). Onluklar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beyan ve iddia etmek, katiyetle bildirmek. assevera'tion (i). iddia, soyleme, beyan, söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. berevât). Rütbe ve nişan veya bir imtiyaz verildiğini tasdik eden ferman. Gemi beratı: Geminin tâbiiyyetini gösteren kâğıt. Leyle-i berât = Peygamberimiz’e peygamberliğin Cebrâil vasıtasıyle tebliğ buyrulduğu gece ki, ŞAbân’ın on beşine tesadüf eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. charter. franchise warrant. title of privilege. practicing certificate. vesting deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Resmi belge, imtiyaz belgesi. 2.Osmanlıda bir kimseye verilen nişan, rütbe veya toprak imtiyazını gösterir belge. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. azarlamak, haşlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ünlem can sıkıntısı, üzüntü, telaş veya sıkıntı yaratan durum; ünlem Aman ! Bırak şunu !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ecza). balmumu veya yağ ile yapllmış bir merhem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boynuz gibi; boynuzlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). mercan ve denizanası gibi torba vücutlu hayvan, selentere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kederini paylaşmak, dert ortağı olmak, rikkat göstermek. commisera'tion (i). teselli, rikkat, acıma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). müttefik, müttehit, birleşik; (i). suç ortağı. Confederate (s)., (i). Amerikan iç harbi sırasında Güney Eyaletlerinin federasyonuna bağlı olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ittifak etmek, ittifak ettirmek, birleşmek, birleştirmek, (bak). federate confederated (s). birleşik, (bak). federated confederation (i). konfederasyon, birleşik devletler, (bak). federation.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). küme halinde toplanmış; (i). küme; (tic). holding; (jeol). yığışım, konglomera (taş cinsi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karışık birikinti, birbirinden ayrı unsurlardan meydana gelen yığın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düşünceli, saygılı, hürmetkar; nazik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saygı, düşünce; gözönüne alma; karşılık, bedel; önem, ehemmiyet; itibar, saygınlık; (huk). borsada verilen pey akçesi. for a consideration para mukabilinde. in consideration of sebebiyle, itibariyle, hasebiyle; karşılığında. take into considerati

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beraber çalışmak, işbirliği yapmak. coopera'tion (i). birlikte çaIışma, işbirliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). işbirliğineait ; (i). kooperatif; katları ayrı ayrı satılabilen apartman. consumers' cooperative müstehlik kooperatifi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mukabil hücum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yavaşlamak; sürati kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yozlaşmış, soysuzlaşmış,alçalmış, dejenere. degenerately (z). (z). yozlaşarak, soysuzlaşarak. degenerateness (i). yozlaşma, soysuzlaşma, bozulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bozulmak, yozlaşmak, soysuzlaşmak, dejenere olmak; düşmek sukut etmek; (biyol). cinsi bozulmak, daha alçak bir duruma düşmek . degenera'tion (i). yozlaşma, soysuzlaşma, bo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kasti, önceden düşünülmüş,mahsus ; düşünceli, ihtiyatlı, tedbirli, telaşsız, aklı başında, ağır. deliberately (z). kasten, düşünerek, mahsus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düşünmek, ölçünmek, üzerinde durmak, tartmak, mütalaa etmek, istişare etmek. delibera'tion (i). üzerinde düşünme, kafa yorma, mütalaa; müzakere; tartışma; karar vermekte ihtiyat. deliberative (s). düşünceli, ihtiyatlı; düşünen, müzakere eden, kara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). arzulamak, istemek, özlemek; eksikliğini duymak, yokluğunu hissetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). istek belirten, arzu ifade eden; (i). dilek, istek; (gram). istek belirten fiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Lat). (çog -ata) aranılan vasıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ümitsiz; çaresizlikten deliye dönmüş; vahim, müthiş, korkunç, tehlikeli; dehşetli; aşırı despera'tion (i),. yeis, ümitsizlikten ileri gelen akıl dengesizliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. saymak, birer birer saymak veya söylemek. enumera'tion i. sayma, sayım; ayrıntılı liste, katalog. enu'merative s. birer birer sayan veya söyleyen, sayıma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ağırlık yönünden eşitlemek; eşit olmak, denk gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) bağırsaklarını çıkarmak, içini boşaltmak. eviscera'tion (i.) bağırsaklarını çıkarma, içini boşaltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) mübalâğa etmek, abartmak, büyütmek, izam etmek. exaggerated (s.) mübalâğalı, büyütülmüş, şişirilmiş. exaggeratedly (z.) mübalâğalı olarak. exaggera'tion (i.) mübalâğa, abartma, aşırılık, büyütme, izam. exag'gerator (i.) mübalâğacı, büyüten kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kızdırmak, öfkelendirmek, sinirlendirmek, çileden çıkarmak; şiddetlendirmek. exasperated (s.) darılmış,öfkeli, kızgm. exasperatingly (z.) kızdıracak surette. exaspera tion (i.) dargınlık, öfke, hiddet, sinirlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (tıb.) bir uzvu kesip çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) beraat ettirmek, temize çıkarmak, suçlamalardan kurtarmak; muaf tutmak, hizmetten affetmek exoneration (i.) beraat, temize çıkarma. exonerative (s.) beraat ettiren, temize çıkaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). coşmak, taşkınlık yapmak; taşmak, bereketli olmak, bol bol bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). federasyon halinde birleştirmek; birleşik devletler hükümeti idaresi altında örgütlendirmek; (s). birleşik, müttefik, müttehit. federative (s). federasyona ait, federasyon esasına dayanan, federatif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Federalizmle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

federative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). federasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. husule getirmek, vücut vermek, hâsıl etmek; çocuğu olmak, doğurmak, yavrulamak; geom. çizmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zürriyet husule getirme, doğuş, doğuruş, tenasül; nesil, soy, zürriyet, batın; vasat olarak insan nesli farzedilen otuz yıl. generation gap aile ile çocuk arasındaki görüş farkından doğan anlaşmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tenasül kabiliyeti olan; doğuş ve doğuruşa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. jenerator, dinamo; doğuran veya meydana getiren kimse; hâsıl edici cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ, -trices) geom. yapıcı çizgi; doğuran dişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kümelenmiş, yığın halinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حشرات] haşereler, börtü böcek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hazret). Hazretler: Ordu kumandanları paşalar hazerâtı. (bk.) Hazret.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حضرات] hazretler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). papaz sınıfına ait; (i). eski Mısırlılar tarafından kullanılan ve hiyerogliften türeyen bir yazı türü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hücre). Hücreler, gözler, odacıklar. Ağıllar. Sûr»-i Hücerât = Kur’an’ın kırk dokuzuncu sûresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patent. patent right. letters patent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okumamış, kara cahil, okuma yazma bilmeyen. illiteracy i. cehalet, okumamışlık, okuma yazma bilmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. itidalsiz, ıIımlı olmayan, aşırı, ifrata kaçan, çok fazla. immoderately z. aşırı olarak, ifrata kaçarak. immoderateness, immodera,tion i. itidalsizlik, aşırılık, ifrat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. zorunlu, mecburi, zaruri; emreden; gram. emir belirten; i. zorunlu şey elzem tedbir; gram. emir kipi. imperatively z. zorunlu olarak; emredercesine, amirane. imperativeness i. yüküm, mecburiyet, zorunluluk, zaruret; tahakküm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Roma imparatoru; komutan. imperator'ial s. imparatora ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. hapsetmek, kapatmak; s. hapsedilmiş. incarcera'tion i. hapsetme, hapsedilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yakıp kületmek. incinerator i. yakıp kül haline getiren makine veya alet. incinera'tion i. yakıp kületme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncesiz, saygısız; aceleye gelmiş, tedbirsiz. inconsiderately z. düşüncesizce inconsiderateness i düşüncesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işlemeyen, tesirsiz; boş, hükümsüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) taşkın, aşırı; sert, fırtınalı, bozuk (hava); şiddetli (söz); ayyaş, bekri. intemperately (z.) ifratla, taşkınca. intemperateness (i.) ifrat, taşkınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kökleşmiş, yerleşmiş, müzmin; düşkün, müptelâ, tiryaki. inveteracy, inveterateness (i.) müzminlik, yerleşme, kökleşme; tiryakilik. inveterately (z.) kökleşmiş olarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda üzerinde, menü sistemi üzerinden kolay ve anlaşılır çalıştırma için ir joystik/imleç kumandası bulunur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tekrarlamak, bir daha söylemek veya yapmak. itera'tion (i.) tekerrür, tekrarlama. it'erative (s.) mükerrer, yinelemeli; tekrarlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yolculuk etmek, bir yerden bir yere dolaşmak; gezici vaizlik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Bir enerji şeklini, başka şekilde bir enerjiye çeviren makine. Gaz jeneratörü, buharlı jeneratör. Elektrik jeneratörü = Dinamo.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. générateur

fiz. üreteç

Herhangi bir mekanik enerjiyi elektrik akımına çeviren aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. generating set. power unit. power-plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. generator üreteç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (R. = boynuzlu). 1. Pezevenk, kaltaban, deyyus. 2. Ayakkabıları giymeyi kolaylaştıran boynuz, maden veya kemikten Alet, Türkçe: çekecek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rascal. rogue. shoehorn. son of a gun. dog. cuckold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoehorn. son of a gun. devil. scallywag scalawag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pezevenklik, deyyûsluk, namussuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keratin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceratine. keratin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A nitrogenous substance, or mixture of substances, containing sulphur in a loose state of combination, and forming the chemical basis of epidermal tissues, such as horn, hair, feathers, and the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is an insoluble substance, and, unlike elastin, is not dissolved even by gastric or pancreatic juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

By decomposition with sulphuric acid it yields leucin and tyrosin, as does albumin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Called also epidermose. a fibrous scleroprotein that occurs in the outer layer of the skin and in horny tissues such as hair feathers nails and hooves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Insoluble protein that is the major constituent of the outer layer of the skin, nails, and hair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A scleroprotein containing large amounts of sulfur, such as cystine; the primary component of skin, hair, and nails. is a highly fibrous protein that is the primary material in the cells of the skin, hair and nails.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein substance which is the chief component of wool fiber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tough, insoluble protein substance that is the chief structural constituent of hair, nails, horns, and hoofs. this strong protein is found in skin, hair, and nails It acts as a structural protein and also provides protection Dry skin tends to have more

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. keratin (boynuz, tırnak ve pençenin esas maddesi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boynuza veya boynuz maddesine benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boynuz maddesinden, boynuz maddesine benzer yapıda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. boynuz maddesine benzer teşekkülleri olan cilt hastalığı, keratoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). İş birliğine dayanan ortaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperative. co-op.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperative. a co-op. cooperative society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of a cooperative. manage of a cooperative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperative trading system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a cooperative. to be organized on a cooperative basis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yırtmak, yaralamak; (kalbini) kırmak, (hislerini) incitmek, üzmek. laeera'tion (i.) yutma, yaralama, incitme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. serbest bırakmak, azat etmek, salıvermek;kurtarmak. liberator i. kurtaran veya azat eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. azat etme, kurtarma, serbest bırakma; kurtuluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. okur yazar, tahsilli; edebiyat bilgisine sahip; i. okur yazar kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. münevverler sınıfı: edipler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., Lat. harfi harfine harfiyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. littérature

1. edebiyat, 2. kaynak

1. Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi. 2. Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. edebiyat: yazılmış kitaplar, eserler: edebi meslek: müz. belirli bir çalgı veya çalgı takımı için yazılmış parçaların bütünü: hususi bir mevzu hakkındaki eserler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. edip, edebiyatsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kab bir maddeyi sıvı bir maddede ıslatarak yumuşatmak; zayıflatmak; zayıflayıp erimek macera'tion i. yumuşama; zayıflama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savaş gemisinde güvenlik görevlisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mertebe). Mertebeler, dereceler, (bk.) Mertebe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مراتب] rütbeler, mertebeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ılımlı, mutedil; orta, ikisi ortası; i. ılımlı kimse. moderately z. mutedil olarak, ılımlı olarak; az çok. moderateness i. ılımlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yatıştırmak, itidale getirmek, yumuşatmak; yatışmak, yumuşamak; azaltmak, hafifletmek; başkanlık etmek, idare etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ılımlılık, itidal; insaf. in moderation ifrata gitmeden, aşırılığa kaçmadan, itidalle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moderato.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

With a moderate degree of quickness; moderately. moderate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderate speed. A tempo direction indicating a moderate pace Also used with other directions, as in allegro moderato, meaning 'moderately fast'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderate tempo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It : 'moderately' Often used together with other tempo markings, such as 'andante moderato' and 'allegro moderato'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderately, in a moderate time [back].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tempo marking meaning moderate [Tempo Notation].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderately, in moderate tempo Faster than Andante, slower than Allegro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the classical tempo markings, referring to a medium tempo. moderate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., it., müz. moderato.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yatıştıran kimse; toplantı başkanı; fiz. yavaşlatıcı madde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. e.). Elmas ve başka değerli taşlarla süslü takımlar: O kadının mücevherâtı çoktur, mücevherâtın kıymeti daima yüksektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewellery. jewelry. valuables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. communications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. communications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. muharrere bu mânâ ile kullanılmamıştır). Yazılmış şeyler, Ar. mekâtîb, evrak: Çekmecenin içinde birtakım muharrerât buldum; muharrerât-ı resmiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Tanrı’ca takdir olunmuş işler: Mukadderât-ı ilâhiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

things that are fated to happen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقدرات] yazgı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Alınan kararlar. (bk.) Mukarrer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقررات] kararlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şer’an câiz olmayan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negotiations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) numaralamak, numara koymak; (mat.) rakamları okumak. numera' tion (i.) numara koyma veya okuma usulü. numerator (i.), (mat.) pay; sayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yok etmek, silmek, bozmak, gidermek. oblitera'tion (i.) yoketme, silme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iş görmek, işlemek; etkilemek; borsada alışveriş yapmak (özellikle spekülasyon için); tıb.ameliyat et- mek; işletmek, idare etmek. operate on a person birini ameliyat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iş, fiil; etki, hüküm; süreç; işleme, çalışma, çalışma tarzı; harekat, tatbikat; tıb. ameliyat; mat. bir niceliğin değer veya şeklinde deeğişiklik yapma; alış veriş (borsada). delicate operation tıb. güç ve tehlikeli ameliyat. extend operations har

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ameli; kullanılmaya hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. işleyen, faal; etkin; etkili; tıb. ameliyata ait, ameliyat edilebilir; ameli; i. usta işçi; teknisyen; k.dili hafiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). 1. Operasyon, ameliyat yapan hekim, cerrah. 2. Bazı teknik makineleri kullanan kimse: Matbaa operatörü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. opérateur

1. cerrah, 2. bl. işletmen

1. Ameliyat yapan uzman hekim. 2. Bilgisayar vb. teknik aletleri işleten kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator. surgeon. operating surgeon. attendant. operative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgeon. operator. saw bones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. operator; teknisyen; ticari veya sınai kuruluş sahip veya yöneticisi; telgraf veya telefon memuru; tıb. cerrah, operatör; komisyoncu; argo beleşçi kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. psik. bir düşünce veya harekete fazlasıyle saplanıp kalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ağır çekmek; baskın gelmek, ağır basmak, galip gelmek; hâkim olmak. preponderance, -cy i. çoğunluk, üstünlük. preponderant s. ağır basan, baskın gelen, hâkim, galip. preponderantly z. üstün şekilde, çoğunlukla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şişmek, dışarı uğramak, yumrulanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., bak. Q.E.D.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sıhhat veya kuvvetini tekrar kazandırmak veya kazanmak; zararını telâfi etmek. recupera'tion (i.) nekahet. recuperative (s.) nekahet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) soğutmak, buzdolabı içinde dondurmak veya donmak. refrigera'tion (i.) soğutma, serin tutma, dondurma. refrigerative (s.) soğutucu, dondurucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) buzdolabı, soğutucu. refrigerator car frigorifik vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) ahlak ve hareketleri ıslah olmuş; yeniden doğmuş; (f.) yeniden teşkil etmek, tamamen ıslah etmek; yeni hayata kavuşturmak; hidayete erdirmek, ihya etmek; tamir ve ıslah etmek, yenilemek; manen yeniden doğmak; düzelmek, iyileşmek. regenera't

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeniden ihya eden kimse veya şey; kullanılmış gazın ısısından faydalanarak bazı ocaklarda içeriye verilen hava veya gazı ısıtmaya yarayan aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrarlamak. reiterative s., i. tekrarlanan; i. az bir değişiklikle tekrarlanan kelime veya hece (bomboş gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hakkını vermek, mükâfatını vermek, emeğinin karşılığını vermek. remunerable s. emeğinin karşılığının ödenmesi mümkün. remunera'tion i. karşılık, mükâfat, bahşiş, ücret, hak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karlı, kazançlı. remuneratively z. kazançlı olarak. remunerativeness i. kazanç temin etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aksettirmek, aksolunmak, yankılamak, yankılanmak, geri vurmak, geri tepmek, yansımak. reverbera'tion i. yankılama, yansıma; yankı, yansı, akis. reverberator i. aksettirici alet; yansıtaç, yansı lambası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yankı meydana getiren; yansımalı. rever- beratory furnace uzun alevli fırın, yansımalı fırın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV ekranında net ve doğal görüntüler sağlayan bir resim geliştirme sistemi. Kayıttan sonra bulanık hale gelebilen nesne kenarları, sistem tarafından düzeltilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sodyum bikarbonat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sekre lisanımızda kullanılmamıştır). Sarhoşluk, mestlik. Sekerâtü’l-mevt ‘= Can çekişirken gelen dalgınlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ثمرات] meyvalar. 2.ürünler. 3.sonuçlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yemişler, meyvel(Erkek İsmi) Faydalar, veriml(Erkek İsmi) 2.Neticel(Erkek İsmi) 3.Devlete ait mülklerden alınan vergil(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şezre). (bk.) Şezre.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İşlenmeden maddenin içinde toplanan altın parçaları. Süs olarak kullanılan inci ve altın taneleri.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) on sekizinci yüzyılda Thomas Sheraton tarafından icat edilen zarif ve hafif mobilya stili ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلسلهء مراتب] hiyerarşi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ılıman iklim kuşağının nispeten daha soğuk bölgelerine özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mutedil, ılımlı ılıman, ılık, sarhoş edici maddelere düşkün olmayan; perhiz yapan. Temperate Zone çoğ. ılıman bölge, dönenceler ile kutuplar arasındaki mıntıka. temperately z.ılımlı olarak. temperateness. ılımlı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ısı derecesi; sıcaklık, sühunet: tıb. insan vücudunun ısı derecesi; ateş,ısı, hararet. temperature curve belirli bir süre içindeki ısı değişikliğini gösteren eğri. critical temperature kritik sıcaklık. normal temperature normal vücut ısısı. take one's

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek ucube, acayip ve tabiat üstü şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.), (biyol.) teşekküldeki biçimsizlik ve anormallikleri inceleyen biyoloji ve tıp dalı. teratologist (i.) bu ilmin uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Allah kahretsin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tahammül etmek, menetmemek, müsamaha etmek, hoş görmek, yapılmasına müsaade etmek, katlanmak; tıb. bir ilaç veya sarsıntının tesirine dayanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müsaade, müsamaha, hoşgörü; tahammül, sabır; yapılmasına müsaade etme; dini işlerde fikir farkını hoş görme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başka dilin alfabesiyle yazmak. translitera'tion i. transkripsiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türbinli jeneratör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ülser olmak, kendi kendine yara olmak; ülsere sebep olmak. ulcera'tion i. ülserleşme; ülser. ulcerative s. ülsere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karıştırılmamış, safiyeti bozulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ıslah olmamış; ahlakla bağdaşmayan; tövbekar olmayan. unregenerately z. ahlakla bağdaşmaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

producers'cooperative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çok muhterem tutmak, hürmet etmek saygı göstermek, ululamak. venera'tion i. hürmet, saygı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. veratrin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. tam, harfi harfine, kelimesi kelimesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., psik. arka arkaya manasız kelimeler sıralamak, kelime salatası yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sövüp saymak, şiddetle azarlamak. vitupera'tion i. sövüp sayma, hakaret etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sövüp sayan, azarlayıcı, ağzı bozuk, küfürbaz. vituperatively s. sövüp sayan bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bağırmak, çağırmak, nida etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by