Erc ne demek? | Erc anlamı nedir? | Erc

Erc anlamı nedir?

Erc ne demek?

Erc anlamı nedir?

Erc | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: erc

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kadir, kıymet, değer. 2. (zooloji) Gergedan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارج] değer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu mod, filmlerin yönetmenin büyük ekran için amaçladığı üzere saniyede 24 kare hızında izlenmesine olanak sağlar. Günümüze dek, evde izlenen filmler sinema salonunda olduğundan ‘daha hızlı’ oynatılmaktadır. TV’de yayınlanan ya da DVD olarak satılan filmlerin, PAL biçimiyle uyumlu izlenebilmesi için ayarlanması gerekmektedir. Buradaki fark, filmler saniyede 24 kare hızında çekilirken standart bir TV’nin saniyede 25 kare hızında yayın yapmasından kaynaklanmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beklenmedik olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kavga etmek, atışmak , şiddetli münakaşa etmek. alterca'tion (i). kavga, çekişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). para cezasına çarptırmak, ceza vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakış, nazar; özet, hulâsa, plan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kavramak, idrak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idrak, kavrama, intikal kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Askere yakışır surette olan: Askerce yürüyüş. Askerce bir ifadesi var. Askere yakışır tarz ve surette: Ben, size askerce söyliyeyim. Askerce yazmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, fercam = encâm). Encamı kötü, sonu fena.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدفرجام] kötü sonlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Berber kavminin tarz ve usul veya dilinde olan. Berber dilinde veya Berberler’e mahsus tarzda: Berberce söylemek. 2. Berber dili: Berberce’ nin hangi dil ailesinden olduğu henüz bilinmemektedir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برجا] yerinde, uygun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Yerinde tam doğru ve münasip. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılabilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F). Mısra-ı berceste = Güzel, kuvvetli, metîn ve latif olan mısra: Eğer maksûd eserse mısra-ı berceste kâfidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برجسته] seçkin, seçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Seçilmiş, beğenilmiş. 2.Güzel, hoş, latif.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr., müz. ninni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Toplayıcı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Müşteri seyyaresi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.”Müşteri” denilen yıldız, Jüpiter gezegeni. 2.Sütü çok olan deve.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thousands of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thousands of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düğün çiçeği, bot. Ranunculus; altıntabak altın çiçeği, bot. ranunculus acris: kâğıthane çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çalıhorozu, (zool). Tetrao urogallus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «çâr-çûbe» den olduğu zannolunuyor). 1. Cam yahut ayna veya tabla denilen oymalı, tahta takılmaya mahsus doğrama kafesi. Pencere, kapı, ayna, levha, resim çerçevesi. Korniş. 2. Basmacı tezgâhı. Çerçeve kâğıdı = Cam yerine çerçeveye takılan yağlı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame. casing. mount. rim. skeleton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame. mount. rim. setting. window frame. sash. limits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame. outline. window frame. sash. cadre. casing. chassis. framing. mount. mounting frame. framework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirletici emisyonlarının denetimi bağlamında amaçlanan sınırlamaların uygulanmasında, belirli kirleticilerin çıkış kaynaklarından ziyade bunların etkiledikleri alanların ele alınması gerektiğini savunan yaklaşım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

framer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeye çerçeve geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame. to frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çerçevesi olan: Çerçeveli resim, levha. 2. Kenarı cetvelli, Çizgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frameless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ufak tefek satılık eşya. 2. Böyle eşya satan tuhafiyeci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haberdasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddler. hawker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedlar. peddler. mercery. mercer. monger. tradesman. trucker. haberdasher. trader. haberdashery. hawker. sundryman. hardware. small dealer. general dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak tefek şeyler satan tuhafçı, pilever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyun ve sığır ciğerlerinin, yürek ve bumbarının satıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of liver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden, bir kır bitkisi (achillea millefolium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milfoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(yaraotu): Bileşikgillerden; çeşitli türleri olan bir kır bitkisidir. Kuru topraklarda, yol kenarında yetişir. Yaprakları uzun ve parçalıdır. Çiçekleri beyaz ve pembedir. Kandil şeklinde gruplaşmıştır. Kokusu çok güzeldir. Hekimlikte dal, yaprak ve çiçekleri kullanılır. İçinde Achillein denilen acı bir madde vardır. Kullanıldığı yerler: Hazımsızlığı ve kansızlığı giderir. Kanı temizler. Balgam söktürür, öksürüğü keser. Sinirleri ve vücudu kuvvetlendirir. Bağırsak ve mide gazlarını giderir. İshali keser. Basur memelerini tedavi eder. Kızamık, boğmaca, raşitizm, albasması, aybaşı gecikmesi ve kemik hastalıklarında faydalıdır. İdrar söktürür. Yaraları iyileştirir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (eski ve leh). tırmalamak; küfretmek, sövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zorlamak, mecbur etmek; baskı altında tutmak, tazyik etmek. coercion (i). tazyik, zorlama, baskı. coercionist (i). baskı politikası taraftarı. coercive (s). cebri, zorla yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ticaret, iş, alım satım; toplumsal ilişkiler; cinsel ilişki. chamber of commerce ticaret odası. domestic commerce iç ticaret. foreign commerce dış ticaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alışveriş etmek; ilişkide bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ticari; (i). radyo veya televizyon ilânı. commercial college ticaret öğretimi yapan yüksekokul .commercial law ticaret hukuku. commercial paper kıymetli ticari vesika; kısa vadeli ticari senet; emre yazılı senet; poliçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ticari gelenekler; ticari tutum; ticari terim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). -ise (f).ticarileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı suçlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). karşı koymak; bir daha kontrol etmek; (i). engel; tekrar kontrol etme. counter check bankadaki hesaptan para çekmek için düzenlenip müşterilere imzalattırılan zimmet fişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (huk). karşı dava; (f). karşı dava açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). saat yelkovanının ters yönünde, sola doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anafor, ters akıntı; ters eğilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [درج] içine alma, biriktirme. derc edilmek içine alınmak. derc etmek içine almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sokma, dâhil etme, araya sıkıştırma: Yazacağınız mektuba şunu da dercedin. O kaideyi kitabına dercetmemiştir. 2. Bir makale veya fıkrayı gazeteye koyup neşretme: Bu havadisi gazeteye dercettiler. Falân gazete dercetmiştl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DER-CENG-İ EVVEL) (i. F. A.) (eskimiştir). Her şeyden önce, daha işe başlar başlamaz.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Benzersiz Sony algoritmalarını kullanan DRC, standart tanımlamalı bir TV sinyalinden yüksek tanımlamalı TV görüntüsü oluşturmaya çalışır.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Dilekte, istekte bulunan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnspit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğer yapan ve satan sanatçı, saraç. 2. Bir büyük dairede at takımlarına bakan adam. Saraç başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Her ne kadar... Olsa da... vâkıa... ise de: Eğerçi öyle ise de... Gerçi öyledir ama... Bazan bunu eki, kim» bağlama harfi takip eder: Gerçi kim şiir değildir ol kelâm — Nazm-ı şâirde ne mümkin ol nizâm. Şiirde sonra gelmesi de câizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demir çivi yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «râcih» len itaf.). Daha veya pek çok tercih edilen, tercihe lâyık: O da iyidir, lâkin bu, ondan ercahtır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Canlı, diri, sıhhatli erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Erkence, biraz erkence, (bk.) Er.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çelik gibi güçlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ercümend.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, güçlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çevik, hızlı erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Erkek İsmi) - Cihanın tanıdığı erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Merdiven, basamak. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Erkek İsmi) - Genç erkek.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارجمند] değerli, saygın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Muhterem, muazzez, şerefli, değerli, saygı değer (aslı: ercmend).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Muhterem, şerefli, itibarlı, haysiyetli, seçkin, saygın, değerli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

ERCUVANİ (i), (bk.) Erguvan, erguvanı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) 1.Erguvan çiçeği. 2.Kızıl şey. 3.Kırmızı kadife. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارجمند] değerli, saygın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Esericedit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az esmer, buğday rengine çalan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) uygulama, tatbik, icra, yürütme, ifa, yerine getirme, kullanma;talim, alıştırma egzersiz; beden terbiyesi, jimnastik, idman; deney, tecrübe; (çoğ.) tören; (f.) icra etmek, ifa etmek, ettirmek, yaptırmak;idman yapmak, egzersiz yapmak; hareket et

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) egzersiz, pratik, işletme (bedeni veya zihni) talim yetiştirme,eğitim; edebi kabiliyet gösterisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dersi anlar anlamaz ezber etmeyi Adet etmiş talebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who learns parrot fashion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısa kesilmiş bir saç modeli (kadın).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fener satan veya yapan kimse. 2. Deniz feneri bekçisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse keeper. lighthouseman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kadının ve dişi hayvanın cinsiyet organı (Arapça’da erkeğinkine de derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فرج] yarık. 2.vajina.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kadınların üreme organlarının dış kısmının kaşınması; döl yolundan gelen akıntıdan kaynaklanabilir. Ayrıca, böyle bir neden olmadığı halde kullanılan sabun ve iç çamaşırın cinsi de kaşıntıya neden olabilir. İç çamaşırı veya kullanılan sabundan kaynaklanan ferç kaşıntılarında; bunları kullanmamakla şikayet ortadan kalkar. Diğer kaşıntılarda aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı süzme bal ile 1 tatlı kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Günde üç kere ferç’in çevresine ve içine sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Son, Ar. Akibet, Fars. encâm. Bed-fercâm, nâfercâm = Akibeti iyi olmayan, bedbaht, talihsiz, uğursuz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرجام] son, akıbet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yarık, şak. 2. Girecek yer, medhal. 3. Açıklık, ferahlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. ferce = girecek yer, Fars. yâften = bulmak). Girecek yer bulan, fırsat bulan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şiddetli, hiddetli, sert, vahşi; öfkeli: hararetli, şevkli, ateşli; argo çok berbat. fiercely (z). şiddetle, sert bir şekilde. fierceness (i). şiddet, sertlik, vahşet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

fiz. radyoaktivite öIçme aracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

false claim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğru, Ar. sahîh, vâkî, muhakkak: Gerçek haber, gerçek söz. 2. Sahte olmayan, hakiki, halis: Gerçek altın, gerçek sırma. Gerçek insan. 3. Sadık, yalan söylemez: Gerçek adam, gerçek dost, gerçeksiniz. 4. Gerçekten, doğru, hakikaten: Gerçek söylüyorum. Gerçek geldi mi? 5ı Tamam, iyi hatırıma geldi: Gerçek size bir şey söyleyecektim. Gerçek, o iş nasıl oldu? 6. Doğruluk, sıhhat, hakikat: Gerçeği söylemek. Gerçekten = t. Filvâkî, filhakika, hakikaten: Gerçekten öyledir. 2. Hakikî, sahih, sahte olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

true. real. factual. original. actual. authentic. genuine. rightful. truthful. right. exact. proper. literal. bona fide. dinkum. earnest. honest-to-god. honest-to-goodness. intrinsic. pucka. pukka. sincere. sterling. straight-out. substantial. tangib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actual. authentic. effective. fact. genuine. gospel. heartfelt. intrinsic. lowdown. outright. positive. proper. real. reality. regular. sincere. substantial. tangible. true. truth. veritable. virtual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real. authentic. genuine. true. actual. actuality. true copy. dinkum. essence. fact. factual. faithful. point of fact. positive. proper. reality. right. serious. sincere. solid. straight out. tangible. truth. truthful. veracity. veritable. verity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrealistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanciful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gerçek Görüntü İşlemcisi, tıpkı bir PC’deki işlemci gibi, fotoğraf makinesinin temel işlevlerini yürüten bir çiptir. Başlatma süresini, fotoğraf makinesinin çalışma hızını ve güç tüketimini kontrol eder. Daha iyi renk gösterimi ve gelişmiş sinyal-parazit oranı sunarak yüksek kaliteli fotoğraflar sağlar. İşlemci, fotoğraf makinesinin hızlı başlatma süresine ve minimum deklanşör gecikmesine (düğmeye basılması ile resmin gerçekten çekilmesi arasında geçen süre) sahip olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real person. natural person. physical person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gerçek Renk İşlemesi özelliği inanılmaz renk gösterimi sağlar. Tüm görüntüyü değiştirmeden, ekranda belirli renkler üzerinde ince ayarlar yapılabilmesine olanak sağlar. Örnek olarak, suyun rengini etkilemeden, gökyüzündeki mavi ayarlanabilir ve çimlerin rengini değiştirmeden, yeşil daha göze çarpar hale getirilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğru ve sadık, hakiki, halis, yalandan ve sahte olmayan: Gerçekçi elmas, gerçekçi dost (şimdi bu mânâ ile değil, Fr. realiste karşılığında kullanılıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realist. realistic. down-to-earth. exact. hard-headed. literal. matter-of-fact. practical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realist. realistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realist. realistic. down- to-earth. down to earth. tough- minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Düşünceleri gerçek birer varlık sayan bir ortaçağ felsefesi. 2. Tabiatı olduğu gibi aksettirmeyi hedef tutan sanat kolu. Fr. r£alisme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realism. literalism. literalness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realism. reality. realism realizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realism. reality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verification. confirmation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tasdik etmek, doğrulamak, Osm. teyit etmek, tahkik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to confirm. to verify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Doğru çıkmak, doğruluğu, sıhhati ortaya çıkmak; sahihleşmek, tahakkuk etmek: Haber gerçeklendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realization. materialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realization. fulfilment. fulfillment. accrual. fruition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tahakkuk etmek, gerçek hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialize. actualize. come true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become true. to materialize. to eventuate. come to the fruition. to come true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realization. fulfilment. fulfillment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realization. substantiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fulfilment. implementation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realization. fulfilment. implementation. implementing. realizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahakkuk ettirmek, gerçek haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realize. make real. achieve. actualize. materialize. carry out. carry through. effect. effectuate. execute. follow out. follow through. put into practice. substantiate. verify. practice. practise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effect. execute. fulfil. realize. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implement. perform. to realize. to make real. actualization. actualize. effectuate. implement. substantiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğruluk, sıhhat, hakikat: Bu sözün gerçekliğini temin edebilir misiniz?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truth. realty. reality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reality. actuality. authenticity. truth. veracity. verity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in fact. actually. in reality. in practice. in point of fact. in effect. practically. in sober fact. in sooth. in sooth to say. substantially. verily. in very deed. virtually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essentially. in reality. in actual fact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in fact. in point of fact. in actuality. in actual fact. as it is. de facto. in effect. essentially. as a matter of fact. fundamentally. in essence. in practice. virtually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahiden, gerçek olarak, filhakika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. truly. actually. honestly. in fact. for real. indeed. in very deed. forsooth. genuinely. honest. in point of fact. quite. real. regularly. in sooth. sure enough. true. of a verity. yea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actually. honestly. indeed. literally. positively. properly. really. simply. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. truly. indeed. actually. in deed. sure enough. in the flesh. honestly. literally. positively. quite. simply. sincerely. verily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surreal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealistic. surreal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealistic. surreal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealist. surrealistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Her ne kadar, ise de: Gerçi ağır bir şey ise de çaresi olmadığından tahammül etmeli. Eski nesir ve nazımda «gerçi kim» ve «gerçi ki» suretinde de kullanılır: Gerçi kim şiir değildir o kelâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albeit. although. though. tho'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گرچه] her ne kadar, ise de, gerçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Eski kabadayılar göğüslerini ustura ile tıraş ederler, yalnız bir tutam kıl bırakmayı ihmal etmezlerdi. Buna „göğüs perçemi’ derlerdi. Bu perçeme mali güçlerine göre boncuk ya da pahalı inciler takarlardı.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viewfinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grammarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, eski Eyvallah ! Sağol ! Çok teşekkür ! Allah Allah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Barut yapmaya yarayan bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saltpeter. potassium nitrate. nitre. niter. saltpetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for days.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gütaperka ağacından elde edilip tecrit maddesi olarak kullanılan beyaz öz, Sumatra zamkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzelliği ve etinin lezzetiyle tanınmış kuş ki, yabânî ve evcil olarak birçok cinsi vardır ve bazıları pek süslüdür. Ar. hamâme, fâhte, Fars. kebûter: Beyaz, siyah, paçalı, sorguçlu, ters tüylü güvercin, güvercin beslemek. Güvercinotu = Bir cins mine çiçeği. Güvercin budu = Bir cins yumurtalı köfte. Güvercin gerdanı = Yeşil ile mavi ve pembe arasında değişen renk, böcekkabuğu renginin daha güzeli ki, canfeste olur. Posta güvercini = Haberleşmede kullanılan güvercin, Fars. kebûter-i nâme-ber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pigeon. dove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dove. pigeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pigeon. rock dove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(jatrorrhiza palmata): Jatrorrhiza palmata adlı bitkinin köküdür. İçeriğinde kolombin ve barberin denilen maddeler vardır. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: İshali keser. İştahı açar. Mideyi kuvetlendirir. Fazla kullanıldığı takdirde, mide ve bağırsaklara zarar verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Güvercinlerin yatmasına ve yumurtlayıp palaz çıkarmasına mahsus tahtadan evciklere bölünmüş dolap. 2. Piyade kayığının kıçında, öte beri koymaya mahsus dolap ki, küçük bir kamara veya anbar şeklinde olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dovecote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pigeon-house. dove-cote. dove cote. dovecote. loft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haber veren, haber getiren kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

messenger. forerunner. courier. despatch rider. dispatch rider. dispatch-rider. harbinger. herald. precursor. reporter. runner. summoner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courier. forerunner. herald. messenger. precursor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herald. messenger. forerunner. courier. delivery boy. floor manager. harbinger. message bearer. monitor. precursor. summoner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curriculum vitae. biography. short autobiography. personal history. life history. enlistment engagement record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight-lifter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight lifter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight lfiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mendil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karışıklık, gürültü, nizamsızlık. Here ü merc (sıfat gibi) = Karma karışık, intizamsız, alt üst.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconstant. unsettled. fickle. capricious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconstant. fickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ هرجائی] şıpsevdi. 2.kararsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pansy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multicoloured violet. pansy. viola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconstancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(viola tricolor): Sarı, mor, mavi çiçekleri olan bir çeşit menekşedir. Boyu 20 cm kadardır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. İdraryollarındaki iltihapları giderir. Cilt hastalıkları ve özellikle egzamada faydalıdır. Öksürüğü keser. Damar sertliği ve sarılıkta da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hercâî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Her yerde bulunur, kendine mahsus yeri olmayan, serseri, derbeder, maymun iştahlı, fikir ve zevk değiştiren: Hercâyî menekşe — Bir cins menekşe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هرچند] ise de, her ne kadar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Ne olursa olsun!

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هرچه بادا باد] ne olursa olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Herkül'e ait; Herkül gibi kuwetli; Herkül'ün yaptıkları gibi çok güç veya tehlikeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Herkül; çok kuwetli adam; (astr). kuzey burçlanndan biri, Herkül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Birbirine karışma, karışıklık, alt üst.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هرج و مرج] kargaşa, dağınıklık, düzensizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, Hovercraft i. tazyikli hava üzerinde karada ve denizde gidebilen pervaneli bir taşıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşırı tenkitçi kimse. hypercritical s. aşırı tenkit niteliğinde. hypercritically z. aşırı derecede tenkit ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karar vermeyen mütereddit, kuşkulu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tereddüt, vesvese, vehim, kuşku.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görülemez, seçilemez, farkedilemez, hissolunamaz; gayri mahsus. imperceptibil,ity, impercep'ti bleness i. görülemez oluş, farkedilmez oluş. impercep'tibly z. farkedilmez bir şekilde, görülmez olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) takvime ilave edilen; ilâve edilmiş ay veya günü olan (yıl); araya giren .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) araya sokmak, araya ilâve etmek; takvime gün veya ay ilave etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) araya girmek, aracılık etmek, tavassut etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (biyol.) hücrelerarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) durdurmak, yolunu kesmek; yolda iken tutmak, tevkif etmek. interception (i.) tevkif, durdurma. interceptor (i.) yol kesen kimse; avcı uçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rica, başkaları hesabına yalvarma; iltimas isteme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aracı, arabulucu; şefaatçi, başkası için iltimas isteyen kimse. intercessory (s.) arabuluculukla ilgili, başkası için yardım rica eden .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) değiştirmek, mübadele etmek, değiş tokuş etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mübadele, değiştirme, nöbetleşme; mukabele; vasıtaların trafiği aksatmadan giriş veya dönüş yapabildiği ve bir hız yoluyla diğer bir yolun kesiştiği kavşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bir biriyle değiştirilebilir. interchangeability, interchange'ableness (i.) birbiriyle değiştirilebilme, birbirinin yerini tutabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kolej veya üniversiteler arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mim.) bina direkleri arasındaki açıklık, iki sütun arasındaki aralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) dahili telefon sistemi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) birbiri ile konuşmak veya muhabere etmek, birinden diğerine serbestçe gidip gelmek. intercommunicable (s.) birinden diğerine geçilebilir. intercommunica'tion (i.) bir biriyle temas, ulaşım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) müşterek olma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) birbirine bağlamak. interconnection (i.)birbirine bağlı olma; bağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kıtalararası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kaburga kemikleri arasında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) görüşme, konuşma, münasebet; cinsi münasebet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aralarında cereyan eden; (tıb.) başka hastalığa karışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ispanak, vitamin ve diğer besin maddeleri bakımından oldukça zengin bir sebzedir. Yapısının büyük bir kısmını su oluşturur. Özellikle C vitamini diğer sebzelere oranla daha fazladır hatta limon, portakal gibi turunçgillere yakındır. Ispanak kalsiyum ve demir bakımından da zengindir.

Ancak ıspanağı diğer yeşil sebzelerden ayıran, demir bakımından aşırı bir zenginlik de söz konusu değildir. Eşit ağırlıklı bir hamburgerde de ıspanak kadar demir vardır. Ayrıca bir mineralin bir sebzede çok bulunması, yenilince doğrudan vücudumuza geçeceği ve vücudumuzu bu mineraller bakımından zenginleştirip kuvvetlendireceği anlamına gelmez.

Her ne kadar çizgi roman kahramanlarının en eskilerinden olan Temel Reis zorda kalınca, bir konserve kutusu açıp içindeki ıspanağı yiyince adeleleri, pazuları şişip insan üstü bir güce sahip oluyor gibi görünüyorsa da ıspanağın içindeki gerek kalsiyumun gerekse demirin insan vücudu tarafından emilmesi zordur. Bu nedenle ıspanaktaki demirin insana pek faydası yoktur.

Temel Reis’in neden başka bir sebze değil de ıspanağı tercih ettiği konusunda, teneke kutu içinde satılan ıspanağın reklamını yapması dışında iki görüş daha var.

Birincisi, içindeki okzalik asitin verdiği ekşimsi tadı nedeniyle ıspanak yemeyi sevmeyen çocuklara bu yemeği sevdirmek. İkincisi ise ıspanakla demir, demirle kuvvet arasında ilişki kurarak demir eksikliğinin vücutta yarattığı zayıflık ve halsizliğin, ıspanak yemekle giderileceğine insanları inandırmaktır.

Demir eksikliğinin anemi denilen kansızlık hastalığı yarattığı doğrudur ama çok demir almanın da insanın kuvvetlenmesiyle fazla bir alakası yoktur. Vücudumuzun bir günlük demir ihtiyacını sadece ıspanaktan karşılayabilmek için yılda vücut ağırlığımızın iki misli kadar ıspanak yememiz gerekir ki bu da çok iyi bir fikir değildir. Ispanaktaki okzalik asit aşırı alındığında, idrarda toplanarak böbreklerde taş oluşumuna sebep olabilir.

Gelelim ıspanağın niçin yoğurtla yenildiğine. Gıdaların bileşimlerinde bulunan bazı maddeler, o gıdanın besin değerini azaltır. Örneğin ıspanakta bulunan okzalik asit, kalsiyumun vücut tarafından alınmasına mani olur. Bu nedenle okzalik asitçe zengin olan gıdalarla yoğun olarak beslenildiğinde, vücudun kalsiyumu bol gıdalarla takviye edilmesi gerekir.

Ispanak, semizotu, ebegümeci, pazı gibi gıdaların, kalsiyum zengini yoğurt ile yenilme alışkanlığının kökeni veya bilinçli olarak başlatılıp başlatılmadığı, insanların tat vermesi için mi yoksa sağlıklarını düşündükleri için mi bu alışkanlığı kazandıkları bilinmiyor ama kalsiyum eksikliğini gidermesi açısından yoğurt ilavesi son derecede yararlı ve sağlıklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatalist. fatalist fatalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. felsefe). Hâdiselerin Allah tarafından önceden ve değişmez bir şekilde tesbit edildiğine inanan felsefî görüş, cebriye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalorifer tertibatı yapan yahut kaloriferi yakan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock pigeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başörtüsü, eşarp; boyun atkısı; mendil. kerchiefed s. başörtülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kiler hizmet ve muhafazasına memur adam. Kilercibaşı = Osmanlı saray-ı hümâyûnu’nda kiler memurlarının başı, Fars. ser-kilârî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pantryman. larderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kilerci hizmet ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Misk keçisine benzer bir cins hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mürûc) (Farsça «merg» den Arapça’laşmış). Çayır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) («here» kelimesine eklenerek kullanılır). Herc-merc, herc-ii merc = Karma karışık, alt üst, Fars. zîr-ü zeber: Ortalık herc-ü merc oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Denizden çıkan ve denizin dibinde köklü olduğu halde ağaç gibi gelişmeye ve hayvan gibi duyguya sahip olan kırmızı madde ki, süse ait şeyler yapmaya yarar: Mercan teşbih, mercan avcıları. (Türkçe) 1. Mercandan yapılmış: Mercan gerdanlık. 2. mec. Pek kırmızı: Mercen dudaklı. Mercan balığı = Kırmızı renkli bir cins lezzetli balık. Mercan kayaları = Mercan iskeletlerinin birikmesi sonunda ada şeklinde suyun üzerine çıkan arazi, Fr. terrains madr6po’riques.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coral. coral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرجان] mercan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) Selenterelerin mercanlar sınıfından olup kayalık yerlerde koloni meydana getirerek yaşayan, iskeleti kalkerli kırmızı renkli deniz hayvanı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ballıbabagillerden yaprakları küçük bir saksı bitkisi (Lat. origanum malorana). Yabanî mercanköşk = Mercanköşkün kokulu bir cinsi, farekulağı (Lat. origanum vulgare).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Selenterelerin çiçeksi hayvanlar sınıfından bir takım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ticarete ait, ticari. mercantile agency tüccarlar hakkında bilgi toplayıp bildiren acente, ticaret ofisi mercantile fleet ticaret filosu. mercantile marine ticaret filosu; ticaret gemileri. mercantile law ticaret hukuku. mercantile system Avrupa'da d

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Felemenkli bir coğrafya ve harita uzmanının adı. Mercator's chart Merkator sistemine göre yapılmış harita. Mercator's projection Merkator projeksiyonu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). İçinden geçen ışınları muntazam bir şekilde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran cam vesair madde; yaklaştırın merceklerle bakılan şey olduğundan büyük, uzaklaştırıcı olanlarla ise, olduğundan küçük görünür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lens. condensing lens. condenser. object lens. glass. bulls eye. objective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lens. objective. lens lens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lens. glass. objective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yalnız kâr veya çıkar gözeten, paragöz; ücretli (yabancı orduda hizmet eden asker); i. yabancı orduda ücretli asker. mercenarily z. çıkarına düşkün şekilde. mercenariness i. çıkar düşkünlüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) («merzengûş» ve Arapça’laşmışı «merzencûs» tan galat). Bir çeşit fesleğen, güveyiotu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. kumaşçı, kumaş satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pamuklu kumaşları boyamaya hazırlamak için bunları alkaliye batırmak; parlaklık vermek suretiyle kumaşı ipeğe benzetmek, merserize etmek. mercerized s. merserize.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ticari eşya, satış eşyası, emtia, mal; f. alışveriş etmek, ticaret yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. tacir tüccar; mağaza sahibi, dükkâncı; s. ticarete ait, ticari, ticarette kullanılan. merchantman i. ticaret gemisi. merchant marine ticaret filosu. merchant prince çok zengin tüccar merchant tailor tüccar terzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «rücû» dan |m.) (c. merâcî). 1. Dönülecek yer, geri gelinecek yer. 2. Başvurulacak yer, herkesin işini gördürmek ve müşkülünü hallettirmek için başvuracağı yer veya kişi: Evi, iş sahiplerinin mercii olmuştu. 3. Bir idare veya memurun tâbî olduğu resmî daire: Vilâyetin mercii içişleri bakanlığıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recourse. reference. competent authority. department or office concerned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authority. agency. resort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرجع] başvuru yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. merhametli, şefkatli; acı çektirmeyen. mercifully z. merhametle; acı çekmeden. mercifulness i. merhametlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. merhametsiz, amansız, şefkatsiz, acımasız. mercilessly z. merhametsizce, şefkatsizce. mercilessness merhametsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hububatın ufak ve yassıca taneli cinsi ki, çorba ve pilavı olur. mec. Mercimeği fırına vermek = 1. Uyuşmak, uyuşarak bir işe karar vermek. 2. Kadın ve erkek anlaşarak Aşıklığa başlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lentil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lentil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(merdümek): Baklagiller familyasından; beyaz çiçekli, bir yıllık bir tarım bitkisi ve bunun besin olarak kullanılan yuvarlak, yassı tohumudur. Mart - Nisan aylarında ekilir. İlk çağlardan beri Akdeniz bölgesinde yetiştirilmektedir. İçeriğinde B vitaminleri ve fosfor vardır. Kullanıldığı yerler: Beden ve zihin gücünü artırır. Sinirleri kuvvetlendirir. Bağırsaklara yumuşaklık verir. Sinir zafiyetlerinde faydalıdır. Kan yapar. Anne sütünü artırır. Baharatlı çorba şeklinde yenmesi tavsiye edilir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. «recâ» dan imef.). 1. Umulan, ümit edilen. 2. Yalvararak istenilen, niyâz olunan: Bu işi yapmanız mercûdur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. canlı; kurnaz; değişken; cıva gibi, cıva kullanılmasından ileri gelen; i. cıvalı ilâç. mercurially z. canlılıkla; dönek tabiatla; cıva vasıtasıyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cıvalı; kim. iki değerli cıvalı. mercuric chloride aksülümen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merkürokrom, antiseptik bir ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. tek değerli cıvalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Romalıların ticaret mabudu; astr. Merkür, Utarit; k.h. haberci; kim. cıva; termometre veya barometrede bulunan cıva sütunu; yer fesleğeni, bot. Mercurialis perennis. mercuryvapor lamp civa buharlı lamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merhamet, inayet, lütuf; rahmet, mağfiret, af; bereket; insaf. Mercy!, For mercy's sake ! Aman ! Allah aşkına ! at the mercy of insafına (kalmış), elinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

fırtınaa kırlangıcı, zool. Procellaria pelagica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jeweller. jeweler. jewel l er.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «recâ» dan imef.). 1. Ümit olunan, umulan. 2. Rica olunan, yalvarılan: Bu işi yapmanız müstercâdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «terceme» den) (mü. müterceme). Bir dilden diğer bir dile çevrilmiş, tercüme olunmuş: Fransızca’ dan mütercem bir kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «terceme» den if.) (mü. mütercime). Tercüme eden (ağızdan söylenen sözleri tercüme edene «tercüman» derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator çevirmen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a translator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مترجم] çevrilmiş, tercüme edilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مترجم] çevirmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Yersiz, yolsuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Asılsız, esassız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نافرجام] sonu iyi olmayan, yararsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boyun atkısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Fars. «nergis» den Arapça’laşmış). (bk.) Nergis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Fars. «nergis» den Arapça’laşmış). (bk.) Nergis.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Genellikle hayvanlar kendilerini ölüme yakın hissettiklerinde ölümü beklemek için bir yerlere gizlenirler. Bu, bir ağaç kovuğu, kayaların arası veya saklanabilecekleri herhangi bir yer olabilir.

Buradaki içgüdü, hayvanın kendisini güçsüz hissetmesi nedeniyle bir düşmanla karşılaştığında karşı koyamamak ve kaçamamak korkusudur.

İehir hayatının bir parçası haline gelen serçe, güvercin, karga gibi kuşlar da etrafta çok miktarda bulunmasına rağmen bunların ölülerine aynı nedenle hiç rastlayamazsınız. Saklandıkları yerlerde öldükten sonra da vücutları bir şekilde ya bir başka hayvan ya da böcekler tarafından yenilerek yok edilir veya kendi kendilerine çürüyerek toprağa karışırlar.

Sokaklarda, meydanlarda insanlardan hiç çekinmeden dolaşan güvercinler bazen balkonlarımıza bile konarlar. Hiç dikkat ettiniz mi? Bütün bu güvercinlerin boyutları üç aşağı beş yukarı aynıdır. Öbür hayvanlar gibi yanlarında yavruları, minik güvercinler yoktur.

Bunun nedeni güvercinlerin yuva kurdukları yerlerdir. Onlar yeterince emniyetli görmedikleri ağaçlara yuva yapmazlar. Güvercinlerin ana yurdu Kuzey Afrika’dır. Buralarda yuvalarını kayalıkların üst noktalarına kuruyorlardı. Bu sayede aşağıdan gelecek düşmanlarını görebiliyorlardı.

Sonradan başka bölgelere göç eden güvercinler bu içgüdüsel alışkanlıklarını buralarda da sürdürdüler. Yuvalarını yüksek binaların pencere, çatı gibi yüksek yerlerine kurdular. Yavrularını gelişene kadar buralarda büyüttüler.

Zaten güvercin yavruları çok hızlı büyürler. Kısa bir süre içinde vücutları tüy ve teleklerle örtülür, birinci ay sonunda uçarak anne ve babalarını izlerler. Yani yavrular uçabilecek hale gelince boyut olarak büyüklerinden farkları kalmaz.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., briç. fazla deklarasyon yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla dikkatli, çok titiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-cast) s., i. karartmak; sürfle yapmak; s. bulutlarla kaplı; kasvetli; sürfle yapılmış; i. kaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazla fiyat istemek; fazla yüklemek veya doldurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fazla yük; fazla fiyat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir cpu’yu normalde çalışması gereken saat frekansı’ ndan daha yüksek saat frekansıyla çalıştırma işlemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bulutlarla kaplı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. palto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-came, -come) galip gelmek, alt etmek; yenmek, hakkından gelmek; gidermek, çaresini bulmak. be over come (with) etkilenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazlasıyle karşılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendine fazla güvenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazla kalabalık etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özer can.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پابرجا] yerinde, duran, ayakta duran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekilmemiş biber, dövülmemiş biber, tane biber; önemsiz kimse veya şey. peppercorn rent huk., (eski) yalnız itibari mahiyeti olan kira bedeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince ve sık dokunmuş pamuklu bez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. anlamak, idrak etmek, farkına varmak, sezmek, görmek. perceivably z. gözle görülecek şekilde, hissedilecek derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle başını tıraş edenlerin tepede bıraktıkları saç. 2. Hayvanların, enselerinde bitip uzayan ve kalın kıllardan ibaret olan saçları, yele: At, arslan perçemi. Civanperçemî = Kandil çiçeğinin bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forelock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fringe. bang. forelock. forelock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lock of hair. curl. forelock. fringe. tuft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرچم] kakül. 2.yele. 3.bayrak. 4.bayrak püskülü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kâkül. Yele. 2.Mızrak, bayrak gibi şeylerin başlarına konan püskül.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s., i. yüzde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüzde yüzdelik, yüzde hesabına göre oran; kısım, nispet; k.dili kâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. frekans toplamlarının her yüzde birine tekabul eden x'' kıymeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. anlayış, idrak; idrak yolu ile hissedilen şey, algı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılabilir, idrak edilebilir, algılanabilir, duyulur, farkına varılır. perceptibil'ity i. duyulabilme, görülebilme; duyuş, seziş. perceptibly z. gözle görülecek şekilde, hissedilecek derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idrak, algı; anlama kabiliyeti, anlayış, seziş; huk. kira tahsili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. anlama kabiliyeti olan, idrak kabilinden. perceptively z. idrak ederek. perceptivity i. idrak kabiliyeti, anlayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idrakle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tünek; oturulacak herhangi bir yüksek yer; beş metrelik uzunluk ölçüsü; atlı arabanın ön ve arka dingillerini birbirine bağlayan orta kol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tatlı su levreği. European perch kalinos, zool. Perca fluviatilis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuş gibi konmak, tünemek, tüneklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. belki, şayet, ihtimal ki, muhtemelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Fransa'dan gelme kuvvetli ve iri yapılı bir at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çivinin öbür tarafa çıkan ucunun yassılandırılmasıyie veya vidalı çivinin arkasına somun geçirilmekle sağlamlaştırılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rivet. riveting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rivet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch. rivet. pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riveting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riveting. clinching. clincher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). 1. Perçin yapmak. 2. mec. Sağlamlaştırmak, kuvvetlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rivet. to clinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be riveted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riveted. clinched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. anlayışlı, idraki keskin; i. anlayışlı kimse, idraki kuvvetli kimse. percipience i. idrak, anlayış, seziş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. süzmek, filtreden geçirmek; süzülmek, sızmak. percola'tion i. süzme, süzülme, filtreden geçirme veya geçme. per'colator i. süzgeçli kahve ibriği; süzen herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuvvetli ve çabuk vurmak; tıb. muayene gayesiyle parmaklarla veya bir aletle hafif hafif vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vurma, çarpma; tüfek kapsülünü vurma; tıb. perküsyon, parmaklan birbirine vurarak organların durumunu muayene usulü; müz. piyano veya davul gibi bir çalgıya vurarak ses çıkarma. percussion cap tüfek kapsülü. percussion instrument vurularak çalınan m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(mavi kantoron): Bileşikgiller familyasından; özellikle ılık bölgelerdeki tahıl tarlalarında yetişen bir bitkidir. Çiçekleri mavi veya menekşe rengindedir. Kullanıldığı yerler: İştah açar. İdrar söktürür. Nikris hastalığında faydalıdır. Böbreklerdeki kumun dökülmesine yardımcı olur. Bazı göz hastalıklarında kullanılır. Ağrıları keser. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Fazla miktarda kullanıldığı zaman kalbe zarar verir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. delmek, içine işlemek, delip geçmek, delik açmak; nüfuz etmek; sırrını anlamak, içyüzüne vâkıf olmak; etkilemek, tesir etmek; bıçaklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyanın kendisi, çekirdeğindeki soğumamış kısımlarından dolayı dev bir mıknatıstır. Bu büyük mıknatısın artı ve eksi uçları kuzey ve güney kutuplarındadır. Ancak bildiğimiz coğrafi kutuplarda değil. Pusulanın minik ucu tam kuzeyi göstermez, gösterdiği noktaya magnetik kutup denir.

Pusulanın gösterdiği kuzey yönünü devamlı takip ederseniz kuzey kutbuna hiçbir zaman ulaşamazsınız. O noktadan 7 derece yani kilometrelerce uzaklıktaki magnetik kutba varırsınız. Olayın ilginçliği bu kadarla da bitmiyor. Bilimin kesin olarak saptadığı bir sürpriz daha var. Bu magnetik kutupların yerleri de sabit değil, zamanla değişiyor, kuzey güneye, güney kuzeye geliyor.

Eğer elinize bir pusula alıp zaman yolculuğu yapabilseydiniz, birkaç milyon yıl önce pusulanızın kuzey gösteren ucuna bakarak seyahat edince sizi penguenlerin büyük atalarının karşıladığım, yani güney kutbuna vardığınızı şaşırarak görürdünüz.

Magnetik kutupların niçin ve nasıl yer değiştirdikleri henüz tam bilinmiyor. Bu olayın dünyada kraterlerin oluşması, iklimlerin değişmesi, bazı canlı türlerinin yok olması gibi olaylarla yakın ilgisi olduğu sanılıyor. Bilim insanları magnetik kutupların yer değiştirmesinin 170 milyon yılda yaklaşık 300 defa tekrarlandığını, bugünkü konumuna en son 750 bin yıl önce geldiğini ileri sürmektedirler.

Sadece magnetik kutupların yer değiştirmelerinin değil dünyanın magnetik alanının bile başlangıçta nasıl oluştuğu tam açıklığa kavuşmuş değil. Teorilere göre dünyanın merkezindeki sıvı halindeki çekirdek bölümündeki ısı, dış demir katmanlara ulaşarak dünyanın dönüşü ile beraber bir dinamo etkisi yaparak magnetik alanı meydana getirmiştir.

Yerkürenin magnetik alanının şiddet ve doğrultusunu ölçmek için 1979 Ekim’inde uzaya gönderilen ‘Magsat’ uydusu 3 yıla yakın görev yapıp da yanmadan önce gönderebildiği en önemli bilgi, magnetik alanının şiddetinin gittikçe azaldığı, her on yılda şiddetinden yaklaşık yüzde birini yitirdiği, böyle giderse muhtemelen bin yıl sonra magnetik kutupların yerlerinin tekrar değişebileceği bigisiydi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. siyah meşenin kabuğundan alınan sarı bir boya tozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., meşeye ait, meşeyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Birleşik Amerika'ya mahsus bir çeşit siyah meşenin iç kabuğu; bu kabuktan çıkarılan sarı boya ve tanen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (Fr.) dikkatle seçilmiş; az bulunur, nadir, çok zarif; yapmacık tavırlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geri tepme, seğirdim; yansılama, akis. repercussive s. geri tepip aksetmekten ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resim Çerçevesi Modu, BRAVIA TV’nizi bir tablo ya da geniş ekran fotoğraf çerçevesi gibi kullanabileceğiniz anlamına gelen, gelişmiş bir özelliktir. Televizyon izlemediğiniz zamanlarda, oturma odanıza çarpıcı bir başyapıt yaratmak için en sevdiğiniz resimleri görüntüleyin ya da önceden yüklenmiş fotoğraflar arasından seçim yapın.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for hours on end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for hours / on end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (c. sefâric). Ayva.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Şeker yapan ve satan. 2. Şekerden, şekerleme, reçel ve şuruplar yapıp satan: Şekerci dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Şekerciboyasıgillerden, üzüme benzer meyvesinden kırmızı bir boya çıkarılan bitki (phytolacca).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İklçeneklllerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekerci işi ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of packsaddles or porters'frames.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sürOc). Eyer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anus, kıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anus, kıç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sevgili, sevilen, başcan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Serçegilerden bir kuş Asıl Türkçe’si çuğur ve çuğurcuk olup sığırcık bunun galatıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adsız parmak, yüzük parmağı. (Halk dilinde: En küçük parmak).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sparrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sparrow. house sparrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sparrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Serçe, tarla kuşu gibi kuş cinslerini toplayan bir ta kim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beş parmağın en küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سرچشمه] kaynak. 2.pınarbaşı. 3.önder.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir çeyrek dinar kıymetinde eski bir Roma sikkesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dışkılı, pislikli, gübreli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sumercimeğigillerden yüzUcü bir su bitkisi (L. lemna).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklllerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi sumercimeğidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şilepte mal sahibi tarafından tayin olunan satış memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok büyük uçak gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kompresörle güçlendirmek; fazla yüklemek; i. fazla yük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kompresor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaşa ait; kaşın üstündeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mağrur, kibirli. superciliously z. kibirle. superciliousness i. kibir, gurur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. aşırı soğukken elektrik akımını dirençsiz olarak geçirebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (bir sıvıyı) donma derecesinin altında dondurmadan soğutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Genç, taze, delikanlı. 2.Kırmızı buğday. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) erkek alaca doğan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترجمه] çeviri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) üç yüzyıla ait; (i.) üç yüzüncü yıldönümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.), şiir üç mısralı kıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترجيع] geri çevirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rücû» dan). Geri çevirme, döndürme, tekrar etme. Tercî-i bend = (bk.) Ben d.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rüchân» dan). Bir şeyi diğerinden üstün tutma, daha ziyade beğenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preference. choice. option. dish. fondness. predilection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice. option. preference. preferance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preference. choice. predilection. preferential terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترجيح] yeğleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prefer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prefer. favour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferably. rather. soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

before.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferably. rather. liefer. preferentially. by choice. for choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TERCEMAN) (i. A. «terceme»den). 1. Bir dilden başka bir dile çevirip maksadı anlatan adam, dilmaç. 2. mec. Birinin maksat ve meramını anlatmaya veya bir şey tasvir ve ifadeye Alet ve vasıta olan: Falan gazete filan fikirlerin tercümanıdır («tercüman» ile «mütercim» arasında şu fark vardır ki, tercüman ağızdan ve mütercim ise kalemle tercüme edene derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpreter. translator. dragoman. cicerone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpreter. translator. translator çevirici. dilmaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpreter. translator. dragoman. vocal proponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tercüman vazife ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpretership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work of interpreter çeviricilik. dilmaçlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpreting. being an interpreter. position of interpreters. translatorship. interpretership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TERCEME) (i. A.) (c. terâcim). 1. Bir dilden başka bir dile çevirme, nakil. 2. Bir insanın hayat hikâyesi, biyografi (Türkçe’de bu mânâda yalnız tercüme değil, tercüme-i hâl kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translation. interpretation. rendering. rendition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rendering. translation. version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpretation. translation. rendition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. terâcim-i ahvâl). Bir insanın hayat hikâyesi, biyografi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ترجمان] çevirmen. 2.duyguları, görüşleri dile getiren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gök gürlemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırtına bulutu; asık surat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 42 galonluk fıçı; kil. sabahın üçüncü saati, sabah duası saati; üçlü takım; eskrimde bir vaziyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir yapıtın içinde gerçekleştirildiği sosyal veya tarihsel ortam. Tüm sanatçılar etkileşim içinde oldukları değerleri ve gelenekleri olan sosyal çevrelerde çalışırlar. Bir sanat yapıtının içinde gerçekleştirildiği koşullar üzerine düşünmek üç açıdan önemlidir. İlki , onu gerçekleştiren sanatçı veya içinde yaratıldığı kültür hakkında bilgi edinmemizi sağlamasıdır. İkinci olarak, gözden kaçırmamamız gereken bir nokta, bir yapıta baktığımızda veya ondan bir şeyler öğrendiğimizde; bunların içinde yaşadığımız zaman, deneyimlerimiz ve inançlarımız nedeniyle önyargılı olabileceğinin bilincine varmaktır. Bizim yorumumuz, resmin yaratıldığı devirdeki yorumdan oldukça farklı olabilir. Üçüncü olarak, bir yapıtın bir kitapta yer alan imgesinin, gerçekleştirildiği yapı içerisinde olduğundan da halkın izlemesi için konduğu müzeden de farklı algılanacağıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sivri aletle delmek, delip geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tümsecik, tüberkül; bot. küçük yumru, yumrucuk; tıb. ufak ur, kabarcık, şiş. tuber'cular s. yumrulu; tüberkülozlu, tüberküloza özgü. tuber'culous. s verem kabilinden, tüberkülozlu. tuber'culate(d) s. urlu, yumrulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tüberkülin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tüberküloz, verem, colloq. ince hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapıyı tutan iskelet; hav. iniş takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hakkından az ücret istemek; yeteri kadar patlayıcı madde koymamak; i. hakkından az ücret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,A.B.D. üniversitede birinci veya ikinci. sınıfta okuyan öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. iç çamaşırlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. astar, astar boyası, taban boya; iç ceketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. undercover

gizli

Görünmez, belli olmaz bir durumda olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gizli, casus gibi. under cover gizlice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alt cereyan veya akıntı; gizli cereyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-cut, -cutting) i. altını oymak; fiyat kırmak;otoritesini baltalamak; i. alttan kesme; sığır filetosu; alttan kesilmiş kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. merhametsiz, insaniyetsiz, zalim. unmercifully z. merhametsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. idrak edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lise veya üniversitede üçüncü veya dördüncu sınıf öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boksta aşağıdan yukarıya doğru vuruş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su yolu, kanal; dere, su.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizcilik veya su sporlarında maharet; gemi, kayık; deniz taşıtları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suteresi, bot. Nasturtium officinale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırıldak, rüzgârgülü; dönek kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zümrüde benzer yeşil ve mavi renkli bir çeşit kıymetli taş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زبرجدی] fıstık yeşili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysolite krizolit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Zümrütten daha açık yeşil olan, zümrüt kadar değerli olmayan bir süs taşı.

İsimler ve Anlamları by