Erda ne demek? | Erda anlamı nedir? | Erda

Erda anlamı nedir?

Erda ne demek?

Erda anlamı nedir?

Erda | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: erda

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Beyaz karınca.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). grizu patlamasından kalan zehirli gaz karması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amsterdam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saçma sapan söz, boş laf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهره پرداز] ressam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Civânmerd’ln c. civânmerdler, cömertler, eli açık olanlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim)., (den). batardo, koferdam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Devletin gelirleri ile masraf defterini tutan. Bu mânâ ile vaktiyle maliye nâzırına denirdi. Defttrdâr-ı şıkk-ı evvel; defterdlr-ı şıkk-ı sânî ve şıkk-ı silis = Tanzimat’tan önce maliye nâzırı, müsteşarı ve müsteşar muavini. 2. Şimdi bir vilâyetin maliye işlerine bakan görevli (eskiden sancaklardakilere muhasebeci ve kazadakilere malmüdürü denirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head of the financial department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

district treasurer. the official heading on provincial treasury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دفتردار] ildeki en üst düzey maliye yetkilisi. 2.maliye bakanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle maliye nezâreti. 2. Şimdi vilâyetlerin malî işlerine bakan daire: İzmir, Konya defterdarlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal revenue office. revenue board. revenue office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financial office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenue office. office of the director of finance of a province.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yazık, vah vah!

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دردا] ne yazık ki, eyvahlar olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek erkek, dal gibi uzun erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Güzel, anlaşılır ve açık konuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yarın, yarınki gün, erte, ertesi gün: Ferdâya, ferdalara salmak = Yarına bırakmak, geciktirmek. Osm. tehir etmek. Ferday-ı kıyamet = Kıyametin ertesi. Ferdası gUn = Ertesi gün

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فردا] yarın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Yarın. 2.Gelecek zaman, ati. 3.Ahiret, öbür dünya.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Tekli, yalnız.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Erkekçesine çalışma, gayret etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گرد آلود] tozlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dönen devreden, Ar. devvâr: Sipihr-i gerdan = Dönen felek, Dünyamız. Rû-gerdân = Yüz çeviren, vazgeçen. Ser-gerdân = Serseri, Asî, mekânsız, perişan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça gerden’den). 1. Boğazın dışı, boynun ön tarafı: Çifte gerdan = Semizlikten iki kat gerdan. 2. Umumiyetle boyun: Gerdanı eğri. Gerdan kırmak = Naz ile boyun sallamak; (at) yürürken boynunu sallamak. Gerdankıran = Bir cins kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jowl. neck. throat. double-chin. front of the neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neck. throat. front of the neck. double chin. dewlap. neck. chuck. jowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گردان] dönen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (yanlış bir kelimedir). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Türk musikisinde bir perdenin adı. Portenin beşinci çizgisi üzerindeki boşluğa yazılan sol notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile biten mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadınların gerdana taktıkları inci, altın vesaire dizileri, gerdan süsü. Ar. kılâde, tavk; kolye, Fr. collier.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gorget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necklace. neckband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necklace. neckband. collar. interlace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. haber, Fars. dâşten = tutmak, mâlik olmak). Bir işten haber ve malûmatı olan, Ar. habîr, malûmatlı, vâkıf, Fars. Agâh: Vaktiyle haberdar olamadım; beni işden haberdar ediniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aware. informed. hip. knowing. on to. cognizant. au fait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aware. informed. knowing. aware of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informed. having knowledge about. aware. cognizant. in the known. in the know. in the swim. well- informed. wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خبردار] haberli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD erkek giyimi satan mağaza; (ing.) tuhafiyeci. haberdashery (i.) şapka dükkânı; (ing.) tuhafiye eşyası veya dükkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Garip ve anlaşılmaz kelimeler kullanan, ıstılah ve lügat paralayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kafiye uyduran, şâir, nâzım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قافيه پرداز] şair.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kâr = iş, perdâhten = düzmek, becermek). 1. İş beceren, kâr-güzâr (işgüzâr). 2. Iran konsolosu: İzmir kâr-perdâzı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (c. kasîdeperdâzân) (edebiyat). Kasîde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kasîde-perdâz). Kasîde yazanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F). Kasîde yazıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(iRumca). Altıparmak balığının tuzlanmışı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pickled tunny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salted tunny. pickled tunny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salt bonito.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Mertler, insanlar, erkekler, yiğitl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Merd olana yakışır şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Matbaa tezgâhında dizilmiş sahifelere mürekkep vermeye mahsus tutkal veya meşinden silindir. 2. Aşçıların yufka açtıkları kalın ve kısa oklava. 3. Tarlanın işlenmiş toprağını bastırmaya mahsus ağırca silindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling pin. roller. rolling press. wringer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll. roller. bravely. valiantly. rolling pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling pin. shaft. roller. cylinder. wringer. mangle. road roller. paint roller. lawn roller. bole. cylindrical roller. drum mandrel. muffle. roller stone. muff. trundle. platen press. caster. runner. calender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مردانه] yiğitçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. İnsaniyetsizlikle. 2. Korkaklıkla, alçakcasına, nâmertçe: Nâmerdâne hareket etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نامبردار] ünlü, sanlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ناطقه پرداز] düzgün ve etkili konuşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz er dal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. «perdâht» tan galat). 1. Cilâ, parlaklık, parlama. Perdah etmek = Parlatmak, cilâ vermek. 2. Tıraştan sonra ustura ile kılların en kısa diplerinin dahi alınması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glaze. polish. gloss. finishing shave. lustre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facing. finish. glaze. polishing. sheen. giving a sheen to. polish. shaving one's beard again. luster. smoothing. floating. honing. lap. friction. glazing. honed finish. gloss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Cila, parlaklık, parlama. Parlatma, parlaklık verme. 2.Budanmış asmadan yeni süren çubuk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glazier. polisher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Perdah etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give sth a sheen. to polish. to burnish. to glaze. to buff. to grind. to smoothen. to lap. to hone. to broach. to stone. to calender. to satinize. to satin. to sleek. to pounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glazed. polished. smooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpolished. unglazed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). I. Tanzim ve tertip olunmuş, düzeltilmiş. 2. Cilâlı, parlak, perdahlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «perdâhten» fiilinden imas.). Düzeltici, tertip ve tanzim eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (rû = yüz, gerdânîden = çevirmek). Yüz çeviren, istek ve rağbet göstermeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hz. Alî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «Doğrusu: «şâh-merdâne» olsa gerektir). Büyük ve ağır çekiç ve tokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drop hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ram. pile driver. steam hammer. beetle. battering ram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beetle. pile driver. drop press. punch press. hammer. ram. drop block. tup. tilt-hammer. drop-hammer. monkey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Askerbaşı, kumandan. Serdir-ı ekrem = Osmanlı devrinde, pâdişâh olmadığı zaman onun yerine kumanda eden başkumandan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başı dönen, şaşkın, Avâre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça c. serâdib). Suyu soğuk tutmaya mahsus yer; sıcak memleketlerde serinlikte oturmaya mahsus yeraltı odası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Serdâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sirdar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سردار] önder. 2.komutan, başkomutan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Başkumandan, başbuğ. Sefer zamanında padişah yerine ordunun başında sefere giden veziri azamlara verilen unvan, serdar-ı ekrem.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Serdarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Serdar sıfat, unvan ve vazifesi, başkumandanlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سرگردان] avare, aylak. 2.şaşkın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, gen. çoğ. çamura karşı giyilen uzun tozluk, çamurluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Düzgün ve muntazam söz söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سخن پرداز] ağzı laf yapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). ı. Balta ile silâhlı asker ve muhafız, baltalı nefer. 2. Teber denilen ve dervişler tarafından kulla nılan ucu hilâl şeklindeki baltayı taşıyan adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تبردار] baltacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تردامن] iffetsiz. 2.namussuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gül.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeşil, taze; yeşillikli; toy, pişmemiş. verdancy i. yeşillik, tazelik. verdantly z. yeşil bir halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yeşil somaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., z. dün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., zerd = sarı, Alû = erik. Türkçe’si; zerdeli). Şeklen eriğe ve lezzetçe kayısıya benzeyen meyve ki, mayısta yetişir. Zerdali ağacı = Bu meyveyi veren ağaç (talaffuzu: zerdali).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zerdali.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زردالو] zerdali.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derisinden kürk yapılan bir cins küçük memeli hayvan.

Türkçe Sözlük by