Erk ne demek? | Erk anlamı nedir? | Erk

Erk anlamı nedir?

Erk ne demek?

Erk anlamı nedir?

Erk | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: erk

Türkçe Sözlük

(i.). Kudret, kuvvet, güç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ovuşturma, delk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm. power. faculty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power. faculty. authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

center of gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

center of gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(croton elutheria): Antil adalarında yetişen “liquidamber/sığla ağacı” denilen ağacın kabuğudur. Kabukların dışı kahverengiye yakın gri; içi ise sarıdır. Yandığı zaman hoş bir koku verir. Kullanıldığı yerler: Dizanteri ve ishali keser. Hazım bozukluklarını giderir. Kansızlıkta faydalıdır. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matriarchal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matriachal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eğer dünyanın merkezinden geçen ve öbür tarafa açılan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun ağzından içeri atlasaydık ne olurdu?

Kesin olan bir şey var ki, dünyanın merkezine ulaştığımızda, erimiş magma içinde eriyip yok olacaktık. Biz yine de magmayı ve hava sürtünmesini unutup, bu boş kuyuda yapacağımız yolculuk nasıl olurdu, ona bakalım.

Dünyanın merkezine ulaştığımızda ağırlığımız sıfırlanırdı. İnsanı dünyanın merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde aynı olduğundan, ağırlığımız sıfır olur, ama ilk hızla merkezi geçer Öbür uca doğru seyahate devam ederdik.

Kuyudan atladığımızda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yavaşlamaya başlar, kuyunun öbür ucunda, yani başladığımız noktadan yaklaşık 13.000 kilometre sonra hızımız sıfırlanır, kuyunun kenarına iyi tutunamazsak, gerisin geriye düşer ve bu hareket kuyunun iki ucu arasında sonsuza kadar devam ederdi.

Ama unutmayalım ki, başlangıçta hava sürtünmesini hesaba katmadığımızı söylemiştik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzaklaşır ve sonunda merkezde hareketsiz kalırdık. Siz, siz olun, her gördüğünüz kuyunun içine atlamayın!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Eğer dünyanın merkezinden geçen ve öbür tarafa açılan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun ağzından içeri atlasaydık ne olurdu?

Kesin olan bir şey var ki, dünyanın merkezine ulaştığımızda, erimiş magma içinde eriyip yok olacaktık. Biz yine de magmayı ve hava sürtünmesibi unutup, bu boş kuyuda yapacağımız yolculuk nasıl olurdu, ona bakalım.

Dünyanın merkezine ulaştığımızda ağırlığımız sıfırlandı. İnsanı dünyanın merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde aynı olduğundan, ağırlığımız sıfır olur, ama ilk hızla merkezi geçer öbür uca doğrun seyahate devame ederdik.

Kuyudan atladığımızda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yavaşlamaya başlar, kuyunun öbür ucunda, yani başladığımız noktadan yaklaşık 13 bin kilometre sonra hızımız sıfırlanır, kuyunun kenarına iyi tutunamazsak, gerisin geriye düşer ve bu hareket kuyunun iki ucu arasında sonsuza kadar devam ederdi.

Ama unutmayalım ki, başlangıçta hava sürtünmesini hesaba katmadığımızı söylemiştik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzaklaşır ve sonunda merkezde hareketsiz kalırdık. Siz, siz olun, her gördüğünüz kuyunun içine atlamayın!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İster saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığım taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi Önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İşter saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığını taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آسایش برکمال] her yerde huzur hakim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchal. patriarchal pederşahi. patriarkal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sağlam ay, sağlam kişilik. 2.Şimşek, ay’ın şimşek gibi parlaklığı. 3.Yaprak, ay yaprağı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egocentric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Şimşek (elektrik mânâsına dahi getirilip Iran ve Hint’ te telgrafa «TAr-ı berki» derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaprak, varak. Berk-i gül: Gül yaprağı. Gül-i sadberk = Bir nevi gül. Berk ü bâr = Yaprak ve meyve. Bîberk ü neva = Elde, avuçta yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pek katı, sert. 2. Sağlam, metin, muhkem, e. Pek, sağlam olarak. («Pek» sözü bunun hafifletilmişi olsa gerektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard. solid. firm. strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a stupid person who is easy to take advantage of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fool, especially one who got himself into a mess when he should have known better.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fool, especially one who got himself into the mess when he should have known better. a stupid person who is easy to take advantage of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برق] şimşek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sağlam, kuvvetli. 2.Katı, sert. Şiddetli. 3.Hızlı. 4.Orman. 3.Arı, şimşek, yaprak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Selçuklu Sultanı. (Öl. 1104). Melikşah’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Kuzey Afrika’da eski bir şehir. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Şakıma, parıldama. 2.Kıvırcık tüylü kuzu postu kürkü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, bozulmaz, yemin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. Farsça ber = istilâ edatı ve karar). Kararlı, kararlaşmış, yerleşmiş, devamlı, dâim: Şimdiki hâlinde berkarâr olmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برقرار] yerinde duran, karar eden. berkarâr olmak devam etmek, kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Berk).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kama. 2.Altınordu hükümdarı. Cengiz Han’ın torunu ve Cuci’nin 3.oğludur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - güçlü el.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. berkelyum, bir radyoaktif unsur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aktinitlerden, atom ağırlığı 244 olan radyoaktif bir eleman. Bk senbolü ile gösterilir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بزکمال] en iyi şekilde, mükemmel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sağlam kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şimşek gibi parlak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam güçlü kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.) . Pekişmek, katılaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Katılaştırmak, takviye ve tahkim etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Peklik, katılık, sertlik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sağlam, kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü tanınan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Berksan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soğuk ve keskin su.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam, güçlü tanınmış.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. iskandinav efsanelerinde adı geçen cesaret ve kuvvetiyle meşhur bir kahraman; sş bu kahraman gibi çılgınca hareket eden go berserk çıldırmak, tahripkar bir hal almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bak. berserk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sağlam kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Kafkas kavimlerinden biri ve bu kavme mensup olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Çerkesler’in tarz ve usulünde veya dillerinde: Çerkesçe hora tepmek, Çerkesçe ata binmek, Çerkesçe söylemek. Çerkesler’in tarz ve usûlüne uygun. Çerkeş dili: Kafkas dillerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circassian. circassian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circassian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circassian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). katip, yazıcı; (ABD). tezgahtar, satıcı; (f). katiplik yapmak; tezgahtarlık yapmak. clerk of the court zabıt katibi. parish clerk (ing). kilise katibi. clerkship (i). katiplik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epicentre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anlama, Ar. tefehhüm: Öyle ince imâları derk edebilecek adam değildir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [درک] anlama, idrak etme. 2.alma. derk etmek anlamak, idrak etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Afrika’nın kuzeybatısında, Fas-Cezayir’i içine alan müslüman tarikatların genel adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Derkava’ya mensup. - (bkz.Derkava).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just then.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

while trying to. when intending to. just at that moment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

then.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marginal note. note written in / on the margin. marginal nfr. postscript up s. ). sidenote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [درکنار] kenar yazısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T.). Anlamak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیگرکام] başkalarını düşünen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Elipslerde, odaklar arasındaki, uzaklığın büyük eksen uzunluğuna oranı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şimşek gibi yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erkek kal, adam olarak kal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (m. rakam). Rakamlar, sayılar, (bk.) Rükün.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ارقام] rakamlar. 2.yazılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rakamlar, sayılar, yazılar. Erkam b. Erkam: İlk müslüman olan sahabilerden birinin adı. Peygamberimiz ve müslümanlar Mekke döneminde bir müddet çalışmalarını gizlice Erkam’ın evinden yürüttükleri için, evi İslâm tarihinde meşhur olmuş ve günümüze Daru’l-Erkam olarak ulaşmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. rükn). Rüknler, direkler, (bk.) Rükn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

great men. high officials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ارکان] direkler. 2.temeller, esaslar. 3.ileri gelenler, üst düzeyde bulunanlar. 4.önderler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir topluluğun ileri gelenleri, büyükler, üstl(Erkek İsmi) 2.General ya da amiral aşamasındaki askerl(Erkek İsmi) 3.Yol, yöntem, adet, usûl. 4.Temel esaslar. Rükünler, direkl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Devletin ileri gelenleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Genelkurmay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Ordunun sevk ve idaresiyle meşgul en yüksek askerî makam, genelkurmay.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارکان حربيهء عموميه] genel kurmay başkanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). 1. Namazın usulleri. 2. Yol, usûl, Adâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kurmay: Erkân-ı harp zabiti = Kurmay subay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Slothful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.İş başarma gücü. 2.Nazlı serbest büyütülmüş çocuk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Erkek keçi. Erkeçsakalı = Gülgillerden bir bitki, çayır melikesi (spirea).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masculine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masculine. virile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsan ve hayvanın dişiyi dölleyecek cinste olanı, doğurtmak ve baba olmak hassa ve kuvvetini haiz olanı, dişi mukabili. Ar. zeker, Fars. ner: Erkek adam, erkek çocuk, erkek kedi. 2. Güçlü, kuvvetli, tüvânâ: Erkek bir adam. 3. Sert, kolay eğilip bükülmez. Fars. dürüşt: Erkek demir, erkek ifade. 4. Koca, zevç: Bu kadının erkeği yanında değil midir? 5. Bir çift teşkil eden iki şeyden eşine geçecek bir çıkıntısı olanı veya diğeri içine girecek surette bulunanı: Erkek kopça, anahtar. Erkek insan, recül, merd, kadın mukabili: Bekleme salonlarının biri erkeklere ve diğeri kadınlara mahsustur, erkek kadın hep birlikte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

male. masculine. he. man. male. he. jack. gent. he-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

he. male. man. manly. courageous. reliable. rigid. hard. husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

male. man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid-stemmed key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yüzyıllarca önce insanlarda şeytani güçlerin, bebeklerin veya küçük çocukların odalarında dolaştıklarına, onların vücutlarına girmek için fırsat kolladıklarına ilişkin ortak bir inanç vardı. Ayrıca bu şeytani güçlerin, mavi renk tarafından kovulduğuna da inanılıyordu. Çünkü mavi göklerin rengi idi. Hatta bugün bile hala Ortadoğu’da şeytanı kovmak için, bazı evlerin kapıları maviye boyanmaktadır.

O zamanlarda, sülalenin devamı için, erkek bebeklerin önemi daha fazla olduğu için, şeytan korkar da gider diye, erkek bebeklerin ve küçük erkek çocukların giysilerinin mavi olması adet haline geldi ve yüzyıllar boyunca devam etti.

Çok sonraları kız bebekler de “erkek bebekler kadar önem kazanınca”, onların giysilerine de bir renk verilmesi ihtiyacı doğdu ve de çiçeklerin en güzeli olan gülün rengi, yani pembe renk verildi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Genel kural olarak gelişmiş hayvanların beyinleri basit yapılı hayvanlarınkinden, iri yapılı hayvanların beyinleri de küçük hayvanlarınkinden daha büyük ve karmaşıktır. Ama beyin büyüklüğünün zeka ile hiçbir bağlantısı yoktur. İnsanlarda yetişkinlerin beyinlerinin çocuklarınkinden, erkeklerin beyinlerinin kadınlarınkinden biraz daha büyük olmaları yalnızca yaş, vücut ağırlığı ve cinsiyet farkından kaynaklanır.

Bir beyine bakarak, onun bir kadına mı yoksa erkeğe mi ait olduğuna karar veremezsiniz, çünkü aralarında şeklen gözle görülür büyük bir fark yoktur. Ancak her iki cinsiyetin beyinleri arasında ortalama bir büyüklük ve ağırlık farkı vardır. Kadın beyinleri erkeklerinkinden yaklaşık yüzde 10 daha küçüktürler. Ortalama yetişkin bir erkeğin beyninin ağırlığı 1.375 gramdır.

Burada unutulmaması gereken en önemli husus, kadınların vücut ağırlıklarının da erkeklerden yüzde 10’un üstünde bir oranla hafif olmasıdır. Yani kadının beyninin vücuduna oranı yaklaşık yüzde 2,5 iken erkeğin yüzde 2’dir. Sonuçta kadınlar vücutlarına oranla daha büyük bir beyne sahiptirler.

Tek bir beyne bakarak hangi cinse ait olduğuna karar veremezsiniz ama ortada 100 tane beyin varsa en küçüğünün bir kadına, en büyüğünün ise bir erkeğe ait olma ihtimali çok kuvvetlidir.

İnsan beyninin hacim olarak büyüklüğünün zeka ile bir alakası yoktur. Bilimsel çalışmalar ilk insanlardan Neanderthal adamının beyninin günümüz modern erkeğininkine göre 100 santimetreküp daha büyük olduğunu göstermiştir.

Bilinen en büyük beyinlerden biri Rus yazar Turgenyev’inki idi ve 2021 gramdı. Dünyanın en zeki bilim adamlarından biri kabul edilen Einstein’in beyni ise ortalama boyutta bir beyindi.

Yunusun beyni ortalama 2270 gram ağırlıkta olup insanınkinden yaklaşık 1,66 kat daha ağırdır. Ancak bu, yunusların insanlardan daha zeki oldukları anlamına gelmez. Beyin ağırlığı ile zeka orantılı olsaydı 5 kiloluk beyni ile fil karadaki hayvanların hepsinden, 9 kiloluk beyni ile balina tüm canlılardan daha zeki olurdu.

İnsan beyninden 7 kat daha ağır olan balina beyni, kendi vücudunun 40000’de biri kadardır. Memelilerin beyinlerinin ağırlıkları genel olarak vücut ağırlıklarının 100’de biri, kuşların 200’de, sürüngenlerin 300’de, balıkların ise 5 - 6,000’de biridir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man to man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man-to-man. man to man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomcat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tom. tomcat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkulan ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi birçok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim insanları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemelerin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkuları ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi bir çok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim adamları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemenin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nephew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erkek tavır ve hâlinde, erkek gibi, erkeğe yakışacak şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manly. manlike. mannish. virile. manfully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virile. manly. manlike. manful. manfully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

he man. manful. manly. mannish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mankind. men. menfolk. sons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

menfolk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

1991’de Avusturya Alpleri’nde buzullar arasında donmuş bir erkek cesedi bulundu. Şaşırtıcı olan cesedin 5.200 yıl önce yaşamış birine ait olması ve bugüne kadar hemen hemen hiç bozulmadan kalabilmesiydi. ‘Alp Çobanı’ adı verilen bu cesette dikkat çeken bir başka husus da, yüzünde sakal ve bıyık olmamasıydı.

Arkeologlara göre erkekler tarih öncesi devirlerde de tıraş oluyorlardı. Mağara duvarlarındaki bu devirlerden kalma resimler sakal tıraşı için kabukların, köpekbalığı dişlerinin, en çok da keskinleştirilmiş çakmaktaşlarının kullanıldığını göstermektedir. Günümüzde keşfedilen bazı ilkel kabilelerde çakmaktaşının bu amaçla kullanıldığı gerçekten de görülmektedir. Mısır’da açılan mezarlarda eski Mısırlıların M.Ö. 4. yüzyılda sakal kesmek için kullandıkları altın ve bakır aletler bulunmuştur.

Tarih öncesi erkeğinin sakal tıraşı olma nedeni, kesilmezse 150 santimetreye kadar uzayabilecek olan sakalın hareket kabiliyetini hayli kısıtlamasıdır. Ancak sinek kaydı tıraş olma ihtiyacının nedeni bilinmemektedir. Her gün kesilmesi gerekiyorsa erkekler niçin sakallı yaratılmışlardır, o da ayrı bir konu. Erkekler günümüzde olduğu gibi geçmiş zamanlarda da din, toplumsal konum ve moda gibi nedenlerle tıraş oluyorlardı. Örneğin, Roma’da sadece özgür insanlar tıraş olabilirdi.

MS. 14. yüzyılda şimdiki usturanın ilkelleri ortaya çıkmaya başladı, ama erkeklerin acılı ve kanlı tıraş derdi 20. yüzyılın başlarına kadar devam etti. King Camp Gillette (jilet) ABD’de 1901 yılında ilk iki taraflı jileti keşfetti. Ancak Birinci Dünya Savaşı yıllarına kadar 168 jilet ve 51 makine satabilmişti. Savaş başlarında ABD hükümeti ordunun ihtiyacını karşılamak için firmaya 3,5 milyon tıraş makinesi sipariş etti. Böylece tıraş bıçağı bir sektör haline geldi.

Kısa bir süre sonra eski bir kılıç üreticisi olan Wilkinson firması da tıraş bıçağı üretimine geçti ve bu ikili günümüze kadar piyasanın devleri olarak geldiler. Günümüzde Gillette dünya pazarının yüzde 66’sim elinde bulundururken, Wilkinson’un payı yüzde 20’dir. Daima sektörün motoru olan Gillette aslında kaşifinin ve firmanın ismi ve bir marka iken ürünün de ismi haline gelmiştir

1950’li yıllarda ilk elektrikli tıraş makineleri devreye girdi. Aynı yıllarda ise paslanmaz çelik tıraş bıçağı piyasaya çıktı. Günümüz erkeklerinin yaklaşık yüzde 80’i ıslak tıraşı yani tıraş bıçağı kullanmayı tercih ediyor. Dünyada tıraş olan 2 milyar erkek ve her birinin yüzünde ortalama 15 bin kıl varken ve hele hele bu kıllar günde yaklaşık 2 milimetre uzarken, yani bir erkeğin ömrünün ortalama 100 günü tıraş olmakla geçerken, kim bükebilir tıraş bıçağı sektörünün bileğini?


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Takılar hariç üzerimizdeki her giysinin bir fonksiyonu vardır. Peki kravatın boğazı sıkmaktan başka fonksiyonu nedir? Her iki yakayı bir araya getirmekse düğme o işi görüyor. Düğmeleri örtüp giysimizi güzel ve renkli kılmaksa kadınlar niye takmıyor? Pek de kravat sever bir millet olmadığımız açıktır ama ister inanın, ister inanmayın kravatın ortaya çıkışında Türklerin de rolü var.

1660’da Osmanlılar Avusturya ordusuna yenilince o zamanlar Avusturya-Macaristan İmparatorluğu sınırları içinde olan Hırvatistan’dan (Croatia) bir alay asker zaferin kahramanları olarak Paris’e götürüldüler ve kralın huzuruna çıkarıldılar. Bu askerler boğazlarına renkli mendiller takmışlardı. Bu mendiller Romalılar devrinde hatiplerin, ses tellerini sıcak tutmak için boğazlarına sardıkları mendillere benziyordu. Kral çok beğendi ve kendisi de krallık kravatları takan bir alay kurdu. Kravat kelimesi de Hırvat anlamındaki ‘Croat’tan türedi.

Çok geçmeden bu moda İngiltere’ye sıçradı. Hiçbir centilmen boğazına bir şey sarmadan kendini iyi giyinmiş hissetmiyordu. Kravat o zamanlar o kadar yüksek bağlanırdı ki, insanlar vücudunu döndürmeden etrafa bakamıyorlardı, ama hiç olmazsa bir faydası vardı. Kılıç darbelerine karşı boyunu koruyordu.

Kravat çeşitli şekillerde yüzyıllarca yerini korudu, yüzden fazla değişik bağlama şekli geliştirildi. Bağlama şekilleri üzerine kitaplar yazıldı. 1960 gençliğinin düzene baş kaldırması sırasında biraz gözden düştü ama 1970’li yıllardan başlayarak popülaritesi yine arttı. Tabii ki patronlar kravat takınca çalışanlara da başka seçenek kalmıyordu.

Kravatlar erkeklerin elbise dolaplarının en kolay yıpranabilir aksesuarlarıdır. Genellikle erkekler kravatı düğümünün bir tarafından, ince ucunu çekerek çıkarırlar. Halbuki doğru yol kravatı bağlarken hangi hareketleri yaptıysanız, sökerken de ters sıra ile aynısını yapmanızdır.

Kravatı çıkardıktan sonra her iki ucunu birleştirip iki kat yapmanız, parmağınızın üzerine bir kemer gibi sarmanız, parmağınızı içinden çektikten sonra bütün gece o şekilde muhafaza etmeniz uzmanlar tarafından tavsiye ediliyor. Eğer söz konusu olan bir ipek kravat ise sabahleyin de hemen askıya asmanız gerekiyor, bu şekilde içindeki fiberler orijinal şekillerine gelecektir. Son bir uyarı: Üzerinde leke olsa bile ipek kravatları kuru temizlemeye göndermeyin, deforme olabilirler, mümkün olduğunca kendiniz temizlemeye çalışın bu da bir sonuç vermezse dikişlerim söküp mendil olarak kullanabilirsiniz.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hakikaten, niçin erkeklerin tüm giysilerinde düğmeler sağda, ilikler solda iken kadın giysilerinde tam tersidir?

İşte, insanların daha çok sağ ellerini kullanmalarından dolayı yerleşen bir alışkanlık daha. Sağ elini kullanan bir insan için, sağdaki bir düğmeyi, soldaki bir iliğe geçirmek daha kolaydır. Bu nedenle de erkeklerin düğmeleri daima sağdadır.

Kadınların çoğunluğu da, daha çok sağ ellerini kullanmıyor mu?

Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlanıldığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin alamayacağı kadar pahalı idi. Düğme alabilecek zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı.

Peki kadınların düğmeleri niçin solda?

Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha rahat ve daha hızlı ilikleyebiliyorlardı (tabii erkeklerin de daha hızlı çözdüklerini söylemeye gerek yok). Bu neden(ler)le, terziler düğmeleri hizmetçinin sağına, hanımının ise soluna gelecek şekilde diker oldular. Günümüzde her kadın, kendi kendine giyinip soyunmasına rağmen nedendir bilinmez, bu adet değişmedi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Kocası veya koruyuculuk edecek bir erkeği bulunan (kadın). Erkekli dişili = 1. Erkek, dişi birlikte, erkekli dişili hep hindileri kesmeli. 2. Erkek-dişi olarak bir çift teşkil eden: Bu tavuslar erkekli dişilidir. Erkekli dişili kopça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Erkek insan veya hayvanın hal ve sıfatı. Ar. zükûriyyet. 2. İnsan erkekliği. Ar. recûliyyet, Fars: merdî. 3. Bülûğ, bülûğ yaşına erişme, evlât yetiştirebilecek bir yaş ve halde bulunma: Daha erkek olmadan kendisini evlendirmeğe kalkıştılar. 4. mec. Yiğitlik, bahadırlık, şecaat, cesaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masculinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manhood. virility. masculinity. courage. bravery. sexual virility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masculinity. virility. courage. manly behaviour. sexual potency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

male organ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavır ve hâliyle erkeğe benzer (kadın).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mannish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butch. mannish. masculine. tomboyish. mannish. mannish. manly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomboyish. mannish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kocası olmayan veya koruyucu bir erkeğe safıip olmayan (kadın). Fars. bî-vâye.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kudretli el.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: ir-ken, ir-iken). Geç mukabili, vakit geçmeden: Sabah erken kalkarım, erkenden, erken vakit, daha erkendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early. before time. premature. matutinal. early. soon. betimes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early. premature. soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dementia praecox. dementia precocious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az erken, çok geç olmayarak: Yarın erkence davranalım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rather early. somewhat early.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabah erken kalkmak veya akşam erken yatmak veya eve erken girmek, yahut evden veya yola erken çıkmak adetinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early riser. early comer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early riser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betimes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kılıç gibi keskin güçlü yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free. liberal serbest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Serbest, hür.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çalışan erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bağımsız, özgür insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, etkili, sözü geçen kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, iriyan erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - bkz.Koçak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, etkili san, tanınmış ad.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gücünü, kudretini göst(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erkek kul, güçlü kuvvetli adam, kul.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güçlü, dayanıklı erkek. 2.Mübarek insan, kutlu insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu ayda doğan erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homocentric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tes. ferkadân). Kuzey Kutbuna yakın olan iki parlak yıldız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tes.). (bk.) Ferkad.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak salatalık, turşuluk hıyar, adi veya yabani hıyar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). GUI yaprağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Gül yaprağı. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (y. k.). Yıldızın güneşin merkezinden bakıldığına göre ölçülen koordinatları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Malezya dilinden). Sumatra ve o çevredeki adalarda yetişen bir cins ağaçtan çıkarılan, zamklı bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staple of news.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zırh yelek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Kim varsa hepsi. Herhangi bir kimse: Bu, herkesin yapacağı iş değil. Herkes gider Mersin’e, biz gideriz tersine = Bir işin, göz göre göre ters yapıldığını ifade eder. Herkes kaşık yapar, ama sapını ortaya getiremez = Becerilememiş işler hakkında söylenerek, temiz iş yapmanın zor olduğunu anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one and all. to a man. the whole caboodle. all and sundry. every man jack. all. all hands. every damned one. people. everyone. everybody. all. every one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all. anybody. everybody. whoever. everyone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

everyone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

4. Murat bedensel olarak olağanüstü güçlü bir adamdı. Çok iyi silah kullanır, iyi dövüşür, bir ok atışta kalkanı delerdi. Yanında bulunan silahtar Musa Paşa’yı zaman zaman sağ eliyle kuşağından yakalayarak havaya kaldırır, bir müddet dolaştırdıktan sonra tekrar yere indirirdi.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Horozun sabah erkenden, gün doğarken ötmesinin, insanları uyandırma arzusu ile bir ilgisi yoktur. Onlar kendileri için öterler.

Aslında horozlar gün boyu öterler ama gün ağarırken ötmeleri daha kuvvetli, daha canlıdır. Ortalık da iyice sessiz olunca çok uzaklardan bile duyulabilir. Horozların ötüş tempoları öğleden sonra saat 3’e doğru düşer. Horozların ötmeye başlamaları tam şafak vakti veya çok az öncedir.

Gerek doğan Güneş’in ışığının etkisini gerekse yine aynı zamanda ötmeye başlayan diğer kuşların seslerinin etkilerini ölçmek amacıyla horozlar ışık ve ses geçirmez bir bölmeye konulmuşlar ama yine aynı saatte ötmeye başladıkları görülmüştür. Buradan da sabah sabah ötmenin horozun biyolojik saatinde ayarlanmış olduğu anlaşılıyor.

Sabah Güneş doğarken ötmek sadece horozlara mahsus değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasındandır.

Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde dallarda koro halinde ve kuvvetlice öterler. Gün boyu kuşlardan duyabileceğiniz en büyük ses hacmi bu saatlere rastlar.

Bu sabah ötüşünün nedeni kuşun kendi hakimiyeti altındaki alanı belirtmesidir. Horoz da her ne kadar uçamasa da bir kuş türü olduğundan onun da sabah ötüş nedeni aynidir. ‘Her horoz kendi çöplüğünde öter’ ifadesi bu bakımdan çok doğrudur. Öterek o gün boyu kendi alanı içinde olan kümesin ve tavukların yanına kimsenin özellikle diğer horozların yaklaşmamasını ikaz eder.

Gerek horozun gerekse diğer kuşların gün içinde ötmelerinin nedeni ise farklıdır. Bu ötüşler, yiyeceği, tehlikeyi haber veren, diğerlerinin gözden kaybolmamaları için ‘ben buradayım’ mesajını veren, zaman zaman da aşkını ifade eden iletişim ötüşleridir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

county seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seat of government. centre of government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انسانی المرکز] insan merkezli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business / trade center. centre. business centre. principal place of business. principal house. principal firm. business base. principal establishment firm house. principal office. business center. commercial centre. commercial center.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. birdenbire ve şiddetle çekmek; silkip atmak; sıçratmak. jerk out kesik kesik ve hızlı söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eti uzun parçalar halinde kesip güneşte kurutmak. jerky i. kurutulmuş et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şiddetli ve ani çekiş, silkinme, silkme; fizyol. büzülme, burkulma; (argo) görgüsüz kimse, kaba saba kimse, slang. ayı. the jerks bilhassa asabi sebeplerle yüz veya diğer uzuvların gerilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dar yelek; eski deri yelek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., k.dili taşra; küçük, önemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sarsıntılı; spazmodik; aptal. jerkily z. sarsıntılarla, sarsarak, silkerek. jerkiness i. sarsıntılı oluş; aptallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kişi yolsuz olduğunu bildiği bir işi yaparken kendini mazur göstermek için bahane uydurur. Atasözü

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gökkuşağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atmacadan ufak yırtıcı bir kuş (neophron percnopterus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kestrel. vulture. staniel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kestrel. egyptian vulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کرکس] akbaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akbaba.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seksen litrelik varil; on sekiz galonluk ölçü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کشورکشا] fatih, ülkeler alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) düşünmeden yapılan, tepke olarak yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural capital / centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hayvanlar aleminde genellikle dişiler erkeklerini seçerler. Bu nedenle erkek cazip olmak zorundadır. Sadece dış görünüşü ile değil kuşlarda olduğu gibi özellikle çiftleşme zamanında sesleriyle, yani ötüşleriyle de rakiplerinden üstün olmaları gerekir.

Dişileri cezbetmek için bu kadar gösterişli olmak erkekleri düşmanları için çok kolay bulunan bir av haline getirir. Dişiler kendilerini tabiat içinde veya yuvalarında gösterişsiz renkleri ile daha iyi saklayabilir, düşmanların dikkatlerini çekmezken çoğunlukla erkekler hedef olurlar.

Aslında tüm kuşlar memeli hayvanlardan daha güzel ve süslüdürler. Bu, kuşların tüylerindeki melanin denilen bir maddeden kaynaklanmaktadır. Bu madde insanın saç ve derisinde de vardır ama miktarı kuşlardakine oranla çok azdır.

Hayvanlar dünyasında güzellik ve renklilik önemli bir iletişim aracıdır. Çevresindekilere büyüklük, güç, yaş ve cinsiyet konularında fikir verir, etkiler.

İnsanların aksine hayvanlarda erkek daha güzeldir, dişisinden görünüm ve ebat olarak farklıdır. Erkek geyiğin gösterişli boynuzları, erkek aslanın yelesi, horozun ibiği hep ya düşmana karşı veya sürü içinde liderlik yarışındaki rakiplerine karşı etkileyici bir silahtır.

Kuşlarda erkeklerin daha iri olmaları, parlak renkleri ve kuvvetli ötüşleri bir açıdan da yuvayı savunma sorumluluğunu taşımalarındandır. Bu özellikler ne kadar kuvvetliyse düşman o kadar ürküp çekinebilir, o yuvayı bırakıp daha başka kolay avlara yönelebilir.

Güzellik ve gösteriş sadece kelebeklerde güzel olma amacına yöneliktir. Onlar ömürlerinin büyük bir kısmını kuluçka devrinde geçirdiklerinden, kelebek şeklindeki kısacık yaşamlarında bu kadar güzel olmaları da haklarıdır doğrusu.

Hayvanlar aleminde kuşların en çok ötenleri de erkeklerdir. Bunu hem dişi kuşu davet hem de hakimiyetleri altında olan alanları belirtmek için yaparlar. İüphesiz dişi kuşlar da en çok öten erkeği tercih ederler. Bu tercih tabii ki erkeğin sesinin güzel olmasından dolayı değil güçlü olmasından, hakimiyet sahasının geniş olmasından ve daha fazla yiyecek imkanına sahip olmasındandır.

Tabiatın kanunu dişi kuşlar için de geçerlidir. Erkeklerini zengin ve güçlü oldukları için seçerler.

Aslında erkekler yiyecek bulmak için çok zaman harcamazlar, onlar daha çok öterler. İunu da ilave edelim ki, memeli hayvan türleri içinde sadece yüzde 3’ü tek eşli iken kuş türleri içinde tek eşlilik oranı yüzde 90’dır.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutbay).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (mürden fiilinden, yanılıp ü ile okumamalı). Ölüm, vefat, irtihâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rukud»dan im.) (c. merâkıd). 1. Yatak, yatacak yer. 2. Mezar, kabir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرقد] mezar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مرکب] binit. 2.eşek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

donkey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

donkey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rükûb» dan im.) (c. merâkib). 1. Yolculukta binilecek şey, hayvan, araba vesaire gibi. 2. Bilhassa gemi: Merâkib-i bahriyye. 3. (Türkçe) Eşek: Merkebe binmek, beyaz merkepler meşhurdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rekz» den imef.) (c. merâkiz). 1. Bağlı olduğu halde dönerek bir daire teşkil eden şeyin bağlı bulunduğu sütun veya milin bağlandığı yani saplandığı yer. 2. Daire veya kürenin tam ortasında bulunan nokta ki, daire çevresinin veya küre yüzeyinin her noktasından eşit mesafede bulunur: Daire merkezi, arz merkezi. 3. Orta, vasat: Şehrin merkezi. 4. Bir hükümdar, vali, hâkim vesairenin oturduğu yer, bir devletin başşehri. Merkez-i saltanat, Türkiye Cumhuriyetinin merkezi: Ankara. Vilâyet, nahiye merkezi. 5. Şubeleri bulunan bir dairenin umumî idare yeri: Bu vapur kumpanyasının, sigorta şirketinin merkezi nerededir? 6. Bir kasabanın veye şehrin bir mahalle ve semtinin karakol veya zabıta dairesi. 7. (Türkçe) Yol, hâl, suret: Sizin fikriniz ne merkezdedir. 8. (fizik) Merkez-i sıklet = Ağırlık noktası. Bir cismin ağırlığının orta noktası ki, yere dik bulunursa cismin her tarafını tutup durabilir, (fizik). Merkez-i eşı’a-i mün’akise = Parlak bir cisme aksedip dönen ışınların havada birleştikleri nokta ki, fazla ısı meydana getirip yakar. Tebâud-ı an-il merkez = Merkezden dışa kaçma, merkezkaç, Fr. force centrifuge. Takarrüb-i il-el merkez = Dıştan merkeze gelme, merkezcil, Fr. force centripfcte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centric. focal. centrical. centrically. center. centre. headquarters. head office. station. bosom. hub. navel. omphalos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arterial. artery. base. centre. focus. heart. root. seat. station. center. headquarters. central office. head office. administrative centre. police station karakol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

center. heart. centre. center. head quarters. main office. police station. midpoint. centre point. middle. focus. central point. principal firm. principal office. head office. home office. central office. head. central core. centrum. head firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Resmin sahne içeriğine bağlı olarak, istenen pozlama seviyesini tespit etmek için iki yöntemden biri kullanılabilir. Merkez Ağırlıklı (Center Weighted) Ölçüm, resmin ortasını kullanır ve bir çok genel çekim için uygundur. Nokta Ölçümü (Spot Metering) özelliğini kullanarak, sahnenin belirli bir noktasını da seçebilirsiniz. Bu durum özellikle, geniş kontrast aralığında fotoğraf görüntülerinde kullanılmak üzere yararlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu ayağın video delikleri, dış titreşimlerin iç devrelere ulaşmasını engellemek için merkezin dışına yerleştirilmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Merkeze doğru yönelen, santrioet. (bk.) Santripet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centripetal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centripetal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her işi merkezden yönetmeyi gerekli bulan idare usûlü, Osm. merkeziyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. merkeziyye). Merkeze ait, merkezde olan: Dâire-i merkeziyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

central. centric. centrical. centrically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

central. centric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

central. centric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Central Settlement)

Borsa’da gerçekleşen tüm işlemlerin takasının yine Borsa’da sonuçlandırılmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.A.) (Türkler’in yaptığı Arapça kelime). 1. Noktanın merkezde bulunması, merkez olması. 2. Otoriteyi merkezde toplayan idare usûlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merkezden dışa yönelen, santrifüj, (bk.) Santrifüj.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centrifugal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centrifugal. centrifugal santrifüj.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centrifugal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Otorite merkeze toplanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Eskiden mest ve çedik üzerine giyilen sarı meşinden yapılmış kundura.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. «rakam» dan İmef.) (mü. merkuume) (c. merkumân). İsmi yukarda yazılı: Merkum eşçı, nefer-i merkum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرقوم] adı geçen, anılan; yazılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Güneşe en yakın gezegen, Utârit.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fran.) (Erkek İsmi) - Güneşe en yakın gezegen.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرکوز] dikili, dikilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rekz» den if.). Temerküz eden, toplanmış olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. müzerkeşe) (Farsça zer-keş’ten Arapçaiaşmış). Sırma ile işlenmiş, sırmalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متمرکز] bir merkezde toplanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yapılan istatistik çalışmalarına göre dünya genelinde kadınlar erkeklerden daha uzun bir hayat süresine sahiptirler. Tarihte 60 - 70 yıl ve daha öncesine gidersek iki unsur öne çıkıyor: Savaşlarda ölenlerden dolayı azalan erkek nüfusu ve yalnız erkeklerin çalışabileceği yıpratıcı işlerden dolayı erkeklerin ömürlerinin kısalması.

Zamanımız için artık bu iki unsur da çok geçerli değil. Dünya savaşları dönemi bitti, yerel savaşlarda askerler kadar kadın ve çocuklar da ölüyor. Kadın ile erkek arasında iş güçlüğü kalmadı. Uzun yıllar aynı ortamda aynı işi yapanlar incelenmiş ve kadınların yine erkeklere göre daha uzun süre yaşadıkları tespit edilmiştir.

Aslında pek çok canlının dişisi erkeğine göre daha uzun ömürlüdür. Kadın vücudu zarif, yumuşak ve güzeldir. Erkeğin ki ise daha geniş, iri, bol kaslı ve kuvvetlidir. Bu nedenle erkek daha hızlı koşar, daha fazla ağırlık kaldırır yani fiziken daha güçlüdür.

Ancak zarafet ve çekiciliğin altında kadın büyük bir biyolojik üstünlük gizler. Dişiler daha anne karnında iken bile daha dayanıklıdırlar. Ceninlerde, erken doğumlarda, bebeklerde, kızların ölüm oranı erkeklere göre daha azdır. Büyüme çağında kızlar oğlanlardan daha çabuk gelişir ve belli bir yaşa kadar da daha çabuk büyürler.

Kadınların daha sağlıklı ve uzun ömürlü olma avantajlarının ardında insan türünün evrimsel devamlılığı ve gelişimi de vardır. İnsanlar oldukça yavaş ürerler. Kadınların gebeliği 9 ay gibi hayli uzun sürer ve sonucunda genellikle tek bir çocuk doğar. Neslin devamı için erkekten çok kadına iş düştüğünden, kadının verimlilik süresince birbiri ardına çocuk doğurabilmesi için kendisine doğa tarafından bu gizli güç ve dayanıklılık avantajı verilmiştir.

Günümüzdeki bilimsel araştırmalar üç noktada yoğunlaşıyor. İnsan dünyaya geldiği zaman hücrelerinde 23 çift kromozom taşır. Bunlardan yirmi üçüncüsü, yani cinsiyet kromozomu kadınlarda iki tane ‘X’ iken erkeklerde ‘XY’dir. ‘Y’ kromozomu ‘X’ den daha küçük olup, içindeki genler yüzde 3-6 daha azdır. Renk körlüğü, hemofili gibi hastalıklar sadece erkeklerde görülürken kadının fazla genleri bu hastalıkları önlemede rol oynar.

İkinci husus ise kadınların ‘estrojen’, erkeklerin ise ‘androjen’ diye bilinen cinsiyet hormonlarını daha fazla salgılamalarıdır. Estrojen hormonu kandaki yağ miktarını azaltmakta bu nedenle kadınlarda kalp ve damar hastalıkları daha az görülmektedir.

Kadınlarda üçüncü uzun ömür mekanizması, hemen her türlü bakteriyel enfeksiyonlara karşı dayanıklılıktır.

Bütün bunlara ek olarak kadınların uzun ömürlü olma oranları yıllar geçtikçe daha da artmakta, ortalama yaşam süresi uzadıkça kadın ile erkek ömrü süresi arasındaki fark daha da açılmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düşmanın fazlasıyle üstesinden gelebilecek askeri olanak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Özü güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Muhtar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autarchic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomous. autonomous muhtar. otonom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendi kendini yönetme yetkisi olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özgür, güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to achieve autonomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to achieve autonomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomy. autonomy muhtariyet. otonomi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-administration. self-government. autarchy. autonomy. self-rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Özünde güçlü olan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kağıt açacağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. başını dik tutmak; s. neşeli, şen; hoppa. perk up şen görünmek; canlı durmak, neşelenmek, gönlü açılmak; neşelendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili kahveyi filtreden geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ing., bak. perquisite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Katı, sert, güçlü berk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük brik çeşidi. PERKİ (i. i.). Yırtıcı bir cins göl balığı. Deniz perkisi = Bunun denizde yaşayan büyük cinsi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok güçlü kuvvetli, sağlam kimse.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. percussion

müz. vurmalı sazlar

Davul, zil, timbal, tef gibi vurularak çalınan çalgılar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

percussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hoppa, havai, canlı, kendinden emin. perkily z. havai bir tavırla, hoppaca; canlı olarak. perkiness i. havailik, hoppalık; canlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sad = yüz, berk yaprak). Yüz yapraklı, katmerli. Gül-i sadberk = Bir çeşit gül.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Yüz yapraklı, katmerli. 2.Katmerli bir gül türü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health centre / center.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gücüyle tanınmış, ün yapmış.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzlama lahana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendisine saygı gösterilen insan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

town centre. city center. centre of the town. city centre. centre center of the town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Buğdaygillerden 10 metreye kadar uzayan, kamışı andırır bir bitki (saccharium officinarum).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Soylu kan, başkan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سرکاتب] başkâtip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir bitki çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سرکرده] lider, baş. 2.elebaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ser = baş, keşiden = çekmek). Baş kaldıran, itaatsiz, Ar. muannid: Serkeş adam, at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contumacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intractable. unruly. refractory. disobedient. lawless. lawless man. recalcitrant. truculent. vocal person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرکش] dikkafalı, inatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Serkeşlikle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Serkeşlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرکشی] dikkafalılık, inatçılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Serkeş olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unruliness. intractableness. refractoriness. contumaciousness contumacy. ill- nature. recalcitrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Kadın İsmi) - Baş kız, kızların, güzellerin başı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Mutlu, talihli, kutlu insan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرکوی] sokak başı, mahalle başı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu kandan gelen ask(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bunlar, dijital fotoğrafçılıkta kullanılan farklı Otomatik Odaklama yöntemleridir. Sürekli AF, deklanşör düğmesi kullanıldığından doğru odaklama sağlar. Normal olarak deklanşör düğmesine yarım basılması, görüntü odağını ‘kilitler’. Sürekli AF modunda, doğru odaklama elde edilene kadar odaklamaya devam eder. Çok Noktalı AF, çekim alanı kameranın merkezinde olmasa dahi mükemmel olarak odaklanırken, odak kilidi yapmanız gerekmez ve daha yaratıcı olabilirsiniz. Merkez Ağırlıklı AF, odaklama için görüntünün merkezini kullanır.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Memeli hayvanlarda erkeklerin süt üretmeleri fizyolojik olarak mümkündür. Bu hususta erkekler gerekli anatomik donanıma, fizyolojik potansiyele ve hormonlara sahiptirler. Ancak tabiatın bazı keçi ve yarasa türleri gibi çok özel bir iki istisnası hariç süt verme olayı ne insan türünde ne de diğer memeli türlerinin erkeklerinde gerçekleşmektedir.

Aslında memelilerin tümünde, yani her iki cinste de süt bezleri vardır. Erkeklerde bu bezler gelişmemiş ve işlevsizdirler. Bu durum da türe göre değişiklikler gösterir. Örneğin fare ve sıçanların erkeklerinde meme dokusu hiç bir zaman süt kanalları ve meme uçları oluşturmaz, memeler dışarıdan görülmez. İnsanlar ve köpekler de dahil bir çok memelide ise oluşturur. Hatta dişi ve erkeğin göğüs yapılarında ergenlik çağına kadar bir fark görülmez.

Erkeklerin niçin süt vermedikleri sorusunu memeli hayvanların yüzde doksanı için sormaya zaten gerek yoktur. Çünkü bu büyük çoğunlukta yavruya yalnızca anne bakar. Erkeklerin çiftleşmeden sonra yavruya hiç bir katkıları yoktur, genellikle onları terk eder giderler.

Yüzde ona giren insan, aslan, kurt gibi memelilerde ise babanın esas sorumluluğu aileyi ve yavruları korumak, onlara yiyecek bulmaktır. Belki de başlangıçta bu türlerin erkekleri de yavrularına süt veriyorlardı ama asıl görevleri nedeni ile evrim sonucu süt verme donanımları yerlerinde kaldığı halde üretim kabiliyetleri köreldi.

İşlevleri kalmadığına göre erkeklerin niçin hala memeleri var sorusunun yanıtı ise insanda erkek ve dişi yapısının aslında aynı olmasında yatıyor. İnsanın anne karnında iken oluşmaya başladığı embriyo halinin en başında erkek ve dişi arasında bir fark yoktur.

Zaten insanın taşıdığı 23 çift kromozomdan 22 çifti ve bunların taşıdığı genler her iki cinste de aynıdır. Sadece cinsiyet kromozomu olan yirmi üçüncü çift farklıdır. Eğer embriyo anne ve babasından birer ‘X’ kromozomu alırsa kız, annesinden ‘X’, babasından ‘Y’ kromozomu alırsa erkek oluyor.

Embriyo ‘Y’ kromozomunu aldıktan sonra hormonal sinyaller gelmeye ve erkeğe ait organlar gelişmeye başlıyor. Erkeklerin memeleri ise bu safhadan daha önce oluşmuş bulunduğundan aynen kalıyorlar ama ondan sonra hormonal bir takviye olmadığından fonksiyonel hale gelemiyorlar.

Dişilerde ise büyüme çağı sırasında salgılanan hormonlar süt bezlerini ve göğüsleri büyütüyor. Gebe dişilerde bu büyüme biraz daha artıyor, süt üretimi başlıyor ve bu üretim daha sonradan emzirmeyle tetiklenerek devam ediyor.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tamerk).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - 1.Şafak çizgisi. 2.Parlayan şimşek..

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,( A.B.D.), (argo) aşırı derecede kederli hikâye veya filim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «merkez» den). 1. Merkez tutma. 2. Toplanma, bir yere birikme, yığılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentration. centering. being centered. gathering in. coalition. being concentrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentration camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمرکز] toplanma, yığılışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

toplanmak, yığılışmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bırakma, koyuverme, salıverme. 2. Vazgeçme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abandonment. cession. desertion. conveyance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaving. abandonment. desertion. renunciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abandonment. desertion. leaving. quitting. forsaking. abdication. conveyance. demise. departure. dereliction. devolution. grant. obstinate desertion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ترک] bırakma. 2.vazgeçme. 3.ayrılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.bırakılmak. 2.vazgeçilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abandon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to abandon. to code. to depart. to desert. to discontinue. to forsake. to leave. to quit. to relinguish. to renounce. abdicate. cede. convey away. cop out. defect. devolve. ditch. give over to. give up. grant. grow out of. lay aside. relinquish. resign. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.bırakmak. 2.vazgeçmek. 4.ayrılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.bırakılmak. 2.vazgeçilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça «tîr-keş» den. Asıl Türkçesi sadak, sağdak). Ok kuburu, Ar. kenâne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ترکش] okluk, sadak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğerin arkasında bağlanan şey, fetrâk. Terki bağı = Terkiyi bağlamaya mahsus tokalı kayışlar. Terki çantası = Terki yerinde olarak eyere bağlı çanta. Terkiye asmak, almak = Terki kayışlarıyla bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the back past of a saddle. croup of a horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Terkip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترکيب] birleştirme, terkip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Terkiple alâkalı. Vasf-ı terkibi = Sıfat tamlaması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «rikkat» ten masdar). 1. İnceltme veya ince dövme. 2. Yumuşatma, rikkate getirme, duygulandırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «rakam» dan). 1. Rakam atma, rakamla işaret etme. 2. Yazı yazma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «terki» den). Birbirinin ardından gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (asıl mânâsı boyamak, çizmektir). Yezılmış bir isim veya rakamı bozma, çizme veya hükmü olmadığını gösteren bir işaret koyma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TERKİB) (i. A. «rükûb» dan masdar) (c. terkîbât). 1. Birkaç şeyi birleştirip birleşik bir şey vücuda getirme. 2. Bu şekilde meydana gelen cisim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixture. composition. compound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kombination. zusammensetzung. synthese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Terkimek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Köprücük kemiği.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترقوه] köprücük kemiği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emporium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial centre. emporium. centre of trade. trading / commercial center. central business district. centre center of trade. business center. commercial domicile. hub of commerce. merchandise mart. business centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. Fr.). Verem.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tuberculose

tıp verem

Herhangi bir organa ve en çok akciğerlere yerleşen Koh basilinin yol açtığı ateşli ve bulaşıcı bir hastalık.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white plague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuberculosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuberculosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit kandan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygın kişilikli yiğit..

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygın, yüce, soylu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şimşek gibi parlak akıllı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stepbrother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yabani güvercin, üveyik. 2.Açık, boz renk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soğuktan kurumuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Resmi yemeklerdeki en sıkıcı durumlardan biri de budur. Sağ ellerini kullanan insanlar için sol elle çatala hükmetmeye çalışmak sıkıntı verir. Hele etin yanında, aynı tabakta pilav da varsa, sol eldeki çatalla pirinç tanelerini düşürmeden ağza ulaştırmak gerçekten alışkanlık ister. Bereket çorba kaşığı için böyle bir kural yok da sıcak çorbayı üstümüze başımıza dökmeden içebiliyoruz.

Çatal - bıçak ile yeme adabımızı, kökeni saray ve asil sınıfına dayanan Avrupa kültüründen almışızdır. Her zaman rahat hareket etmeyi seven Amerikalılar ise bu görgü kuralına pek uymazlar. Eti sağ ellerindeki bıçakla kesip, ellerindeki çatal ile bıçağı takas ettikten sonra sağ ellerine aldıkları çatalla yerler.

Yemekte eti kestikten sonra bıçağı masaya bırakarak çatalı soldan sağa alıp eti ağza götürmek, sonra çatalı sola, bıçağı tekrar sağ ele almak ve bu hareketi yemek boyunca tekrarlamak yemek yeme hızını düşürür. Yemeği yavaş yemek bazı toplumlarda yemeğe saygı ifadesi olarak görülürken, bazı toplumlarda ise bu davranış yemek adabı bakımından saygısızlık olarak karşılanır.

Bir görüşe göre Amerikalıların çatalı tutuş şekillerinin ardında rahatlık değil alışkanlık yatıyor. 1700’lü yılların ortalarına kadar Amerika çatalsız bir toplumdu. İnsanlar yemek yerken sadece bıçak ve kaşık kullanıyorlardı. Kaşık kesilen eti tutmaya yararken bıçak hem kesmeye hem de batırıp ağza götürmeye yarıyordu. Daha sonraları sofralardaki bıçakların uçları yuvarlaklaştı. Eti kestikten sonra kaşığı sağ ele alıp eti ağza götürmek alışkanlığı başladı. Çatal kullanılmaya başlanınca da aynı alışkanlık devam etti.

Avrupalılar ise aradaki bu kaşık kademesini hiç yaşamadılar. Yemeği ağza götürmek bakımından doğrudan bıçaktan çatala geçtiler. Yemeğin temposunu düşürmek gibi bir görgü kuralları yoktu. Sağ elini kullanan bir insan için bıçağı sol elle ileri geri hareket ettirip eti kesmek zordu ama sol elle çatalı ete batırıp ağza götürmeye alışılabiliyordu. Asil sınıfının her zaman zorlayıcı ve gösterişe yönelik nezaket kuralları, çatal kullanımı halka yayılınca da devam etti.

Avrupa’da ve oradan yayılan kültürlerde, yemek süresince çatalın sol, bıçağın sağ elde tutulması gelenek haline geldi. Avrupalılar çatalı ellerinde tutarlarken çatalın uçları yere bakar. Amerikalılar ise çatalı sağ elde uçları yukarı bakacak şekilde tutarlar.

Yemekten sonra tatlı yenilirken çatalın sağ elde olması ise hiçbir kültürde görgüsüzlük anlamına gelmiyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Resmi yemeklerdeki en sıkıcı durumlardan biri de budur. Sağ ellerini kullanan insanlar için sol elle çatala hükmetmeye çalışmak sıkıntı verir. Hele etin yanında, aynı tabakta pilav da varsa, sol eldeki çatalla pirinç tanelerini düşürmeden ağza ulaştırmak gerçekten alışkanlık ister. Bereket çorba kaşığı için böyle bir kural yok da sıcak çorbayı üstümüze başımıza dökmeden içebiliyoruz.

Çatal - bıçak ile yeme adabımızı, kökeni saray ve asil sınıfına dayanan Avrupa kültüründen almışızdır. Her zaman rahat hareket etmeyi seven Amerikalılar ise bu görgü kuralına pek uymazlar. Eti sağ ellerindeki bıçakla kesip, ellerindeki çatal ile bıçağı takas ettikten sonra sağ ellerine aldıkları çatalla yerler.

Yemekte eti kestikten sonra bıçağı masaya bırakarak çatalı soldan sağa alıp eti ağza götürmek, sonra çatalı sola, bıçağı tekrar sağ ele almak ve bu hareketi yemek boyunca tekrarlamak yemek yeme hızını düşürür. Yemeği yavaş yemek bazı toplumlarda yemeğe saygı ifadesi olarak görülürken, bazı toplumlarda ise bu davranış yemek adabı bakımından saygısızlık olarak karşılanır.

Bir görüşe göre Amerikalıların çatalı tutuş şekillerinin ardında rahatlık değil alışkanlık yatıyor. 1700’lü yılların ortalarına kadar Amerika çatalsız bir toplumdu. İnsanlar yemek yerken sadece bıçak ve kaşık kullanıyorlardı. Kaşık kesilen eti tutmaya yararken bıçak hem kesmeye hem de batırıp ağza götürmeye yarıyordu. Daha sonraları sofralardaki bıçakların uçları yuvarlaklaştı. Eti kestikten sonra kaşığı sağ ele alıp eti ağza götürmek alışkanlığı başladı. Çatal kullanılmaya başlanınca da aynı alışkanlık devam etti.

Avrupalılar ise aradaki bu kaşık kademesini hiç yaşamadılar. Yemeği ağza götürmek bakımından doğrudan bıçaktan çatala geçtiler. Yemeğin temposunu düşürmek gibi bir görgü kuralları yoktu. Sağ elini kullanan bir insan için bıçağı sol elle ileri geri hareket ettirip eti kesmek zordu ama sol elle çatalı ete batırıp ağza götürmeye alışılabiliyordu. Asil sınıfının her zaman zorlayıcı ve göslerişe yönelik nezaket kuralları, çatal kullanımı halka yayılınca da devam etti.

Avrupa’da ve oradan yayılan kültürlerde, yemek süresince çatalın sol, bıçağın sağ elde tutulması gelenek haline geldi. Avrupalılar çatalı ellerinde tutarlarken çatalın uçları yere bakar. Amerikalılar ise çatalı sağ elde uçları yukarı bakacak şekilde tutarlar.

Yemeklen sonra tatlı yenilirken çatalın sağ elde olması ise hiçbir kültürde görgüsüzlük anlamına gelmiyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerküresinin dışını kaplayan ve karalar ile denizleri taşıyan katı kabuğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yarkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Üzerinde yaşadığımız küre, Osm. küre-i arz. 2. Üzerine dünyanın haritası çizilmiş olan küre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clay. sphere. terra. terrestrial globe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earth. globe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earth. terrestrial globe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.), t. Vaktiyle sofuların giydikleri mavi elbise. Zerk-pûş = Böyle elbise giyen. 2. mec. Riyâ, mürâİlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injection içitim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زرق] deri altına verme, şırınga etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Gök gözlü. 2.Gök mavisi. 3.Mavi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Vücuda, damara bir şey şırınga etmek.

Türkçe Sözlük by