Erme ne demek? | Erme anlamı nedir? | Erme

Erme anlamı nedir?

Erme ne demek?

Erme anlamı nedir?

Erme | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: erme

Türkçe - İngilizce Sözlük

accession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To grieve; to feel sad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ).asgari giyecekler ve teçhizat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speedy dispatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evince. manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denominate. entitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarar alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ampèremètre

fiz. akımölçer

Bir elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter. ammeter amperölçer. akımölçer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjourn. interspace. pause. recess. remit. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a break. to take a break. intermit. interrupt. recess. to give time off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crave for unusual foods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Güzellikle icrâ ve tesviye etmek, halle muvaffak olmak: Bu işi becerebilecek misiniz? O adam bir iş beceremiyor. 2. mec. Katil ve idam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

do well. manage. get things done. tackle. swing. knock off. fuck. have a screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrive. manage. to manage. to contrive. to break up. to mess up. to ruin. to seduce. to lay. to make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carry out successfully. to mess up. to kill sb. to rape sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sag. sagging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BERELMEK) (f.). Gözü, akı iri iri görünecek şekilde açılmak: Gözü belerdi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Islah, iyileşme; huk. gayri menkul üzerinde yapılan devamlı Islahat ve masraflar; bir gayri menkulün, yol açılması gibi devlet faaliyetleri dolayısıyle iktisap ettiği kıymet fazlası, şerefiye. betterment tax şerefiye, değerlenme resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlighten. inform. instruct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to furnish information. to give information. acquaint. clue. enlighten. inform. render information. advise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Çay kıyılarında sulu ve yeşil y(Erkek İsmi) 2.Akarsuların topraktan çıkan sızıntısı. 3.Kaynak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Germen, Alman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Germence, Almanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to encourage. hearten. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. to deliver a replication. respond. return. answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause havoc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇÖKERTMEK (f.). Çöktürüp oturtmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı tedbir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Üç farklı parazit giderme teknolojisinin birleşimini eş zamanlı olarak kullanarak ‘dijital paraziti’ azaltan yenilikçi bir Sony teknolojisi: Çerçeve Paraziti Azaltma, Blok Parazit Azaltma ve Sinek Paraziti Azaltma.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). erteleme, tehir; mecburi askerlik hizmetinin ertelenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Toplama, devşirme. Ar. cem’, tahşîd, Iktitâf. Öteden beriden toplanıp bir yere getirilmiş. Derme çatma = 1. Öteden beriden devşirilip çatıştırılmış çalı çırpıdan ibaret: Derme çatma ev. 2. Öteden beriden toplanmış intizamsız topluluk, derentl, devşirme: Onun askeri hep derme çatma İdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uydurma, şöyle böyle, lâyıkıyla olmayan, eksiği ve kusuru olan. Şuradan buradan toplanmış: Derme çatma bir yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovenly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gathered at random. jerry-built. patched up. unsound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toplamak, cem’etmek, devşirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درميان] ortada. dermeyân edilmek ortaya konulmak, ele alınmak. dermeyân etmek ortaya koymak, ele almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecture. teach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give a course of lectures. to give lessons. to hold a course. to give lectures. deliver a course of lectures. instruct. lecture. school. teach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital Gürültü Giderme, aydınlık (YNR) ve renkseme (CNR) parazitlerini en aza indirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha yumuşak geçişli filmler için istenmeyen renk parazitlerini ortadan kaldırır. Bir mikroişlemci, video görüntüsünde arka arkaya iki alanı (=1 çerçeve) karşılaştırarak resim üzerindeki paraziti algılar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital parazit giderme devreleri temiz ve net bir görüntü sağlamak için piksel düzeyinde filtreleme kullanarak, blok paraziti ve sinek sesini azaltır. Orijinal bir görüntü ayarlama ve gürültü azaltma işlemi olan BRAVIA Engine, canlı ve yüksek kontrasta sahip görüntüler elde etmek için Sony tarafından geliştirilmiştir. Karmaşık gürültü azaltma işlemi, düşük kontrasta sahip görüntüleri net ve gerçekçi bir hale gelene dek geliştirir ve renk zenginliği ile doğruluğu elde etmek için mavi, yeşil ve beyazları her bir çerçeve içerisinde işleme alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.) (el-vermek). 1. Yetmek, Osm. kifayet etmek, kâfi olmak: Bu kadarı bana elverir. 2. Münasip ve muvafık olmak, uymak, uygun gelmek: O, benim işime elvermez. 3. Faydalı ve nâfî olmak, hesaba gelmek: Onun teklifi bana elvermez. 4. Vuku bulmak, vâki olmak, çökmek, hükmünü icra etmek: Pişmanlık elverdi. Elverir = KAfi, yeter, artık istemez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give an order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارمغان] armağan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yetişmek, vâsıl olmak: El rafa, baş tavana ermek. 2. İsteğine erişmek, nail ve mazhar olmak, kavuşmak: Meramıma erdim. 3. Olmak, olgunluk bulmak: Şeftaliler daha ermedi, bülûğ yaşına erişmek, yetişmek: Daha ermemiş bir çocuktur. 4. Evliyâlık mertebesine erişmek: Ermiş bir zattır. Ayak suya ermek = Ayılmak, kendine gelmek. Mühim bir şeyin farkına varmak. El ermek, el değmek = El değmek, fırsat bulmak. Baş göğe ermek = İftihar etmek. Akıl ermek = Anlamak, Osm. fehm ve idrâk etmek: Bu işe aklım ermedi. Aklı ermez = Kısa akıllı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach. arrive at. attain. to attain. to ripen. to mature. to become a saint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to attain. to reach. to arrive at maturity. to ripen. to reach spiritual perfection. get at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.) (Ar. Ermenî). Güney Kafkasya’da yaşıyan, Hıristiyan Ortodoks Gregoryen mezhebinden, Ermenice konuşan, Hind Avrupa kavimlerinden bir millete mensup olan şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armenian. armenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Armenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Ermeni dili. 2. Ermeni tarzında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Armenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Erivan.

Nüfus: 3.522.000.

Yüzölçümü: 11.500 km2.

Komşuları: Kuzeyde Gürcistan, Doğuda Azerbaycan, Güneyde İran, Batıda Türkiye.

Din: %94 Ortodoks.

Dil: Ermenice.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Bugünkü Ermenistan 2 Nisan 1921’de bir Sovyet Cumhuriyeti olarak kurulmuştur. 30 Aralık 1922’de SSCB’nin bir parçası olan Kafkas seddini oluşturmak üzere, 12 Mart 1922’de Gürcistan ve Azerbaycan’la birleşti. Ermenistan, 5 Aralık 1936’da SSCB’nin anayasal bir cumhuriyeti oldu. 7 Aralık 198’de meydana gelen bir deprem sonucu 55.000’den fazla insan öldü, bir çok şehir yıkıntı haline dönüştü. Ermenistan 23 Eylül 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan etti ve 26 Aralık 1991’de SSCB dağılınca da tamamen bağımsız bir devlet oldu. Çoğunluğu Hıristiyan olan Ermenistan ile çoğunluğu Müslüman olan Azerbaycan arasındaki savaş 1992’de yayıldı ve 1993’te, 1994’te de devam etti. Azerbaycan’da Dağlık Karabağ Enklavi üzerine iki tarafın da egemenlik iddiaları vardı. 1994 Mayıs’ında Ermeni güçlerinin bu bölgede kontrol kazanmaları üzerine geçici bir ateşkes ilan edildi.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(f.). Evlendirmek, Osm. tezvîc etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çıtçıt.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fermé-jup

çıtçıt

Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snap. fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press stud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.) Şeref ve mevki sâhlbi kimse.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Mevki ve şeref sahibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. işlemeli dar ve yuvarlak yanlı yelek. 2. Eskiden esnaf tabakasına mahsus elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fermene diken terzi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ferment

kim. maya

Bazı besinlerin yapımında mayalanmayı sağlamak için kullanılan madde.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which causes fermentation, as yeast, barm, or fermenting beer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Intestine motion; heat; tumult; agitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gentle internal motion of the constituent parts of a fluid; fermentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cause ferment of fermentation in; to set in motion; to excite internal emotion in; to heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To undergo fermentation; to be in motion, or to be excited into sensible internal motion, as the constituent particles of an animal or vegetable fluid; to work; to effervesce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be agitated or excited by violent emotions. a substance capable of bringing about fermentation cause to undergo fermentation; 'We ferment the grapes for a very long time to achieve high alcohol content'; 'The vintner worked the wine in big oak vats' wo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enzyme. ferment. yeast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a state of agitation or turbulent change or development; 'the political ferment produced a new leadership'; 'social unrest'. a substance capable of bringing about fermentation. a process in which an agent causes an organic substance to break down into sim

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A natural conversion process performed by yeast cells that turns sugars into alcohol and carbon dioxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To change the chemical composition of certain foods through the action of microorganisms For example, yeast acts on malt to produce beer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). tahammür ettiren şey, maya; tahammür, mayalanma, ekşime; telâş, karışıklık, galeyan, heyecan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mayalanmak ekşimek, tahammür etmek; mayalandırmak, tahammür ettirmek: coşmak (fikir), heyecanlanmak, telaş etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mayalanma, fermantasyon, tahammür: galeyan, heyecan, fer'mentative (s). mayalanan, mayalayan: mayalanma sonucu hasıl olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Price Quotation)

Piyasa yapıcının görevli olduğu sermaye piyasası aracında seans sırasında ilan ettiği alış ve satış fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (hayvan) Ölmek, telef olmak. Osm. mürd olmak: Araba atlarının biri geberdi. Bu hayvan açlıktan geberecektir. 2. mec. Telef ve mahv olmak: Kendisine bakmıyor, bir gün geberip gidecektir (insan için küfür ve hakaret yerine kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to die. to peg out. to pop off. to kick the bucket. to croak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to kick the bucket. to die like a dog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to send back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give back. to return. negotiate back. redeliver. render. repay. restitute. restore. retrocede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tension. stretching. spreader. tie. anchor. tieback. string course. stirrup. span. clamp. tension member. diagonal member. bolt stay. tentering. gib. spreading. brace. bracer. bracing. framing piece. reinforcement. straining piece. take-up. crosspiece. st

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Germek, çekip uzatarak kurmak: ipi, teli, yayı germek. 2. Çekip uzatarak asmak: Perde, çarşaf germek. Haça, çarmıha germek, asmak. Göğüs germek = 1. Güvenmek, övünmek, hakkıyla iftihar etmek: Göğsümü gere gere gezerim. 2. Karşı durmak, mukavemet etmek: Düşmana göğüs geren bir alay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretch. stretch out. strain. tighten. tighten up. tense. bag. distend. draw. hang on. lift. rack. span. sprawl out. stay. string. tauten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extend. flex. stretch. tense. to tense. to extend. to scretch. tighten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stretch. to tighten. to spread out and stretch over. to extend. to pull. to rack. to stiffen. to clamp. to frame. to brace. to spread. to bar. to span. to stram. to stress. to hang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kermen, kale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. biyoloji). Canlılardaki üreme unsurlarının tamamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). HindAvrupa menşeli bir kavim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Germ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teutonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Germen dili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sokmak, karıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relieving. removing. slaking. remedy. cure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir arızayı, bir rahatsızlığı ortadan kaldırmak, yok etmek: Bu ilâç ağrınızı giderir. Otomobildeki bozukluğu bir türlü gideremedik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remove. eliminate. clear. satisfy. supply. allay. appease. avert. dispel. disperse. dissipate. efface. fulfil. fulfill. gratify. iron out. obviate. quench. repair. resolve. smooth away. smooth out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appease. counteract. dispel. dissipate. repair. sate. satisfy. to remove. to dissolve sth. to cease. to stop. to dissipate. to dispel. to satisfy. slake. to appease. to quench. to slake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to remove. to make disappear. to cause to cease. correct. counter. dispel. efface. obviate. overcome. retrench. rid. work off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run over. to transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÖVERMEK) (f.). 1. Yeşermek: Ağaçlar göğerdi. 2. Morarmak: Omuzumu öyle çarptım ki, göğerdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmitting. sending. forwarding. consignment. conveyance. reference. shipping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismissal. dispatch. transmission. transportation. sending. reference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispatch. dispatching. expedition. forwarding. reference. sending. shipping. transmittal. shipment. traffic. conveying. mailing. transmitting. consignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ası I Türkçe’de geri dönmek ve eğrilmek demek olan gönmek fiilinin müteaddtsidir). Yollamak, salmak, Osm. irsâl, isbâl, ba’s etmek: Babama bir mektup, bir hediye gönderdim. Oğullarını okula gönderiyor. Haber, selâm göndermek; ileri göndermek: Sürmek, öne geçirmek. İçeri göndermek = Sokmak, ithal etmek. Geri göndermek = Red ve iade etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

send. send away. dispatch. consign. forward. address. bundle off. conjure away. expedite. freight. order away. refer. relegate. remit. route. send forth. send off. send out. ship. ship off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

send. send away. dispatch. consign. forward. address. bundle off. conjure away. expedite. freight. order away. refer. relegate. remit. route. send forth. send off. send out. ship. ship off. discharge. dismiss. emit. flash. transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

send. to send. to dispatch. to send away. to see off. to deliver. to delegate. to transmit. to expedite. to refer. to consign. to send in. to forward. despatch. relegate. send out. ship. ship off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display. exhibition. presentation. representation. showing. indication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indication. showing. denotation. designation. presentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gördürmek, Osm. izhâr, ibrâz etmek: Size bir kitap göstereyim. Aldığı atı bana gösterdi. 2. Öğretmek, anlatmak, İlâm etmek: Bana yolu gösterdiler. Ders gösteriyor. Bilmeyenlere doğruyu göstermeli. 3. Çıkarmak, gözüktürmek, takdim etmek, kaçırmamak: Akrabasına kızlarını gösteriyor. 4. Tanıtmak: Kendini göstermek istiyor. 5. Delâlet etmek, delil olmak: Birtakım viraneler orada vaktiyle bir şehir bulunmuş olduğunu gösteriyor. 6. İspat etmek, kabûl ve takdir ettirmek: Bu sözümün doğruluğunu size göstereceğim. Cesaretini gösterdi. 7. Tayin etmek: Kendisine yer gösterdi. Bana iş göstermediler. 8. Karşısında tutmak: Ateşe göstermek, aydınlığa göstermek. 9. Saklamamak, meydana koymak: Hiçbir kitabını göstermez. 10. Güzellik ve yakışıklığını meydana çıkarmak veya arttırmak: Kadını kıyafet gösterir. Atı takım gösterir. Ahşap yapıları gösteren boyadır. 11. Vermek, hasıl etmek, Osm. ikaa eylemek: Allah göstermesin. Kader bana sonunda onun hastalığını da mı gösterecekti? 12. Olduğundan genç görünmek: Elli yaşında vardır ama göstermiyor. 13. Belirtmek, şekil ve biçimini ortaya koymak: Bu ayna iyi gösteriyor. Bu dürbün İyi göstermiyor. Bakalım Aytne-i devran ne sûret gösterir? Parmakla göstermek = Şöhreti olmak: Onu parmakla gösterirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

show. point. point out. display. exhibit. demonstrate. prove. put forth. teach. betoken. denote. depict. designate. disclose. evidence. exercise. expose. hold up. indicate. initiate. introduce. look. manifest. point to. produce. represent. set out. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstrate. denote. depict. designate. display. evince. exemplify. exhibit. express. indicate. look. manifest. point. present. produce. promise. record. reflect. register. represent. reveal. show. suggest. tell. tinge. witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indicate. show. point. to show. to make sth visible. to demonstrate. to evidence. to expose. to instruct. to teach. to assign. to set off. to display. to indicate. to figure. to manifest. to exhibit. to represent. to illustrate. to point. to prove. to exe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir malı tanıtmak üzere alıcıya gösterilen parça, nümunelik. 2. Karagöz oyunu başlamadan önce hangi oyunun oynanacağını gösteren ve perdede takılı duran surat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. specimen. showpiece. for show only. not real.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. specimen. showpiece. scenery put up before the beginning of a shallow show. only for show. non-functional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Göğermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to intimidate. threaten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Orijinal bant genişliği, vericiye gönderilmeden önce sıkıştırılır. Alındığında, bant genişliği tekrar açılır ve cızırtı gürültüsü azaltılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advise. declare. notify. report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sb know. to inform (on sb. to report. to give out. advise. announce. call. declare. denounce. herald. inform. notify. peach. tell. wise up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tefsir eden, açıklayan tefsiri. hermeneutics (i). tefsir ilmi; dini kitapları tefsir ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (mit). tanrıların habercisi olan ilim ile seyahat ve belagat tanrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hava geçirmez, sımsıkı kapalı; simya ilmine ait, büyüye ait. hermetically (z). hava geçmez bir şekilde (kapalı); simya ilmine göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Cisimlerin hayali, gözün ağtabaksının gerisine düştüğü için iyi göremeyen göz veya kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farsighted. far-sighted. hypermetropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farsighted. longsighted. far-sighted. hypermetropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farsighted. hypermetropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sona ermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudicate. decide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kesin karar vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هنرمند] marifetli, becerili, hüner sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ilgi göstermek, iyi karşılamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hüsn-i kabul göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contain. include. implicate. imply. enclose. comprise. cover. embody. encapsulate. incapsulate. inclose. number. span. store. subsume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry. contain. count. embrace. imply. include. involve. to include. to contain. to comprise. to cover. to involve. to embrace. to embody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

include. to include. to contain. to imply. cover. embrace. involve. span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sanmak, tahmin etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. su veya hava geçirmez; içinden geçilmez. impermeabil'ity, imper'meableness i. su veya hava geçirmeme özelliği. imper,meably z.su veya hava geçirmeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) karışmak, müdahale etmek, qereksiz vere mudahale etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), tiyatro bir gösteride filim, teyp bandı, renkli ışıklar gibi çeşitli teknikler kullanma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) arada bulunan, aracılık eden, vasıta olan; meyan - cılık eden; (i.) vasıta, meyancı, aracı; ortada bulunan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ortadaki, orta seviyede bulunan, aradaki; (i.) orta seviyede bulunan şey; orta boy araba; meyancı, vasıta, aracı; (kim.) ara mamulü. intermediately (z.) ara yerde bulunarak; vasıta olarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) öIünün gömülmesi, defnetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Most often describes an instrumental piece played in the middle of an opera Can also describe a short piano piece, or a comic interlude played between scenes of an opera. its meaning has developed over the centuries During the Renaissance, it described li

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short, lyric piece or movement, often for piano Also a comic interlude performed between acts of an eighteenth-century opera seria. 1 A short, lyrical instrumental piece either part of a larger work or as an independent composition 2 Comical musical enter

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two meanings: A short comic opera, usually with just two or three characters and lasting less than a half hour. a short movement coming between the major sections of a symphony. a short piece of instrumental music composed for performance between acts of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermezzo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), tiyatro ara perdesi, iki perde arasında oynanan ufak piyes; fasılları birleştiren müzik parçası veya bale, küçük fasıl .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mum yapımında kullanılan balina yağı: İspermeçet mumu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yön vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

açıklamada bulunmak, açıklama yapmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allow. authorize. brook. consent. countenance. empower. excuse. have. let. permit. sanction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give a discharge. allow. consent. empower. grant permission. to give leave. to grant leave. let. okay. to give permission. to grant permission. permit. to give sanction. set one's seal to. suffer. to give time off. warrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudicate. choose. decide. determine. resolve. rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudge. adjudicate. to give a decision. to passjudgment to enter a decree. to form one's judgment. arbitrate. award. decide. determine. elect. to give judgment judgement. make a decision. make up one's mind. opt. pass. pass upon. to pass a resolution of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer. counter. counteract. react. rejoin. reply. retort. return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answerback. to answer. counter. respond. talk back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kale, kirmân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bayram veya panayır günlerinde küçük şehirlerde yapılan eğlence toplantısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kermess. kermis. sale of work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair. kermis. kermess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dried bodies of the females of a scale insect , allied to the cochineal insect, and found on several species of oak near the Mediterranean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

They are round, about the size of a pea, contain coloring matter analogous to carmine, and are used in dyeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

They were anciently thought to be of a vegetable nature, and were used in medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small European evergreen oak on which the kermes insect feeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A genus of scale insects including many species that feed on oaks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The adult female resembles a small gall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazaar. fête (held to raise money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boyası çıkanlan kurutulmuş kırmızböceği dişisi, zool. Kermes ilices kermes mineral kestaneye çalan kırmızı renkte ve eskiden terletici ilâç olarak kullanılan bir toz. kermes oak kırmızböceğinin uzerinde beslendiği bir çeşit meşe ağacı, kırmız meşes

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hollanda'da yılda bir yapılan açıkhava festivali; kermes, panayır, şenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kırmızı renkli bir kil çeşidi. Eskiden eczacılıkta kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hisar, kale.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

değer vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clap. release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Artık tutmamak, bırakmak, salıvermek, engel olmamak: Suyu koyuverdi; köpeği gündüzün bağlı tutup gece bahçeye koyuverirler. 2. Hapisten veya diğer bir bağlı halden çıkarmak, serbest bırakmak: Esirleri koyuverdiler; bir gece hapsedip gündüz kokuverdi. 3. İzin vermek, gitmeye müsaade etmek, bırakmak; ben gelinceye kadar sen misafirleri koyuverme. 4. Tutmayıp ve zaptetmeyip serbest bırakmak, koparmak: Bir kahkaha koyuverdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Yun.’dan gelir, Ar. da da kullanılır). Beyaz ve renklisi ve hârelisi bulunan güzel, sert taş, Fars. hârâ: Mermerden sütun, heykel. 2. Beyaz ve ince bir cins bez: Bir top mermer. Mermer-şâhî = Bu bezin bir cinsi. Su mermeri = Alçı. Mermer kireci = Mermer taşından yapılmış iyi cins ve pek beyaz kireç ki, sıvanın üst tabakasını teşkile yarar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marmoreal. marmorean. marble. marble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mermer döşeli merdiven elti ve kapı içi: Sofrayı mermerlikte kurmuşlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mesh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

varlık göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eğilim göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

süre tanımak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ad vermek, adlandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breathe out. to exhale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

üstünlük vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lend. loan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. float a ban. lend. lend out. to put out on loan. loan out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). 1. Teklif, 2. (mantık) Bir hükmü anlatan söz; doğru veya yanlış olabilen her söz, kaziye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suggestion. proposal. proposition. thesis. vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proposition. theorem. proposing. suggesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proposing. suggesting. proposition. premise. hypothesis. postulate. proffer. question. representation. resolution. suggestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propose. suggest. recommend. commit. proffer. propound. submit. vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counsel. move. proffer. propose. recommend. submit. suggest. vote. weave. to propose. to suggest. to counsel. to bring sth forward. to think of sth. to recommend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Suggest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poll. vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pass a vote of non confidence. throw. vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nüfuz edilebilen, geçirgen. permeabil'ity i. nüfuz edilme kabiliyeti, nüfuziyet, geçirgenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mesamatını doldurup geçmek, nüfuz etmek, içinden geçmek; içine geçip yayılmak. permea'tion i. nüfuz etme, içinden geçme; içine geçip yayılma. per mill binde nispeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.), ince halat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terfi, yükselme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beset. harry. haze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

titretmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tinge. to liven up. to enliven. to add spice and zest to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

canlılık kazandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

işe yaramak, rahatlatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advise. prescribe. recommend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commend. direct. recommend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

releasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tutulmuş olanı koyuvermek, bırakmak. 2. Mahbus olanı hapisten kurtarmak, mahbesten çıkarmak. 3. Uzatmak, koyuvermek: Sakal salıverdi. 4. Bir şeyi zaptedemeyip bırakıvermek; kaçırmak: Kahkahaları salıverdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let go. to set free. to release. to liberate. to free. to acquit. to unwind. to disengage. to dismiss. to outspan. to unbend. to unfasten. to blow-off. to leave. to relax. to discharge. to demobilize. to pay. to drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esteem. observe. respect. venerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to esteem. to respect. to behave respectfully. admire. esteem highly. honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sebep olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

durgunluk vermek, sekteye uğratmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.meyva vermek. 2.sonuç vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sermek işi. Serilmiş, yayılmış, Ar. münbasıt, mebsut. (bk.) Sermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ebediyyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرمد] ebedî, sürekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ebedilik, ebediyet, sonsuzluk. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sermediyye). Ebedî, dâimî, bâkî, ölümsüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaymak, açmak, yere vurmak, düşürmek. Ipa un sarmak = Boş, yersiz özürler ileri sürmek. Leşini sermek = Çok dövüp ölüm derecesine getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spread out. spread. lay. lay out. unfold. stretch. let things slide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drape. lay. spread. wrap. to spread out/over. to lay. to hang up. to beat down. to neglect. to lay along.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spread sth out on (the ground or floor. to spread sth over. to neglect sth. lay. lay out. leave in the cold. open. spread. stretch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Meleklerin başı, melek kadar güzel ve iyi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Utanmış, utangaç, mahçup. 2. Utanacak bir işte bulunan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شرمنده] utangaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Utangaç, çok utanan, mahcup.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شرمندگی] utangaçlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرمست] sarhoş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarhoş, sarhoşluktan başı ağırlaşıp sersemlemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarhoşluk, içmekten gelen beş ağırlığı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرمستی] sarhoşluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ağırlık vermek, rahatsız etmek, sıkıntı vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogate. close. heal. lift. scotch. terminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to terminate. to put an end to. abate. to put the boot in. call off. close. scotch. still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. conclude. die. expire. finish. terminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cease. to be drawing to a close. come to an end / to close. culminate. draw to close. draw to an end. to draw to an end. expire. pass away. pass off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pledge. promise. undertake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give one's word. to deliver / to make a promise. to promise. assure. engage. engage one's word. to pledge one's faith. pass. pass one's word. pledge one's word. to deliver a promise. stipulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alabaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alabaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to banish. to exile. relegate. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Memeli hayvanlarda erkeklerin süt üretmeleri fizyolojik olarak mümkündür. Bu hususta erkekler gerekli anatomik donanıma, fizyolojik potansiyele ve hormonlara sahiptirler. Ancak tabiatın bazı keçi ve yarasa türleri gibi çok özel bir iki istisnası hariç süt verme olayı ne insan türünde ne de diğer memeli türlerinin erkeklerinde gerçekleşmektedir.

Aslında memelilerin tümünde, yani her iki cinste de süt bezleri vardır. Erkeklerde bu bezler gelişmemiş ve işlevsizdirler. Bu durum da türe göre değişiklikler gösterir. Örneğin fare ve sıçanların erkeklerinde meme dokusu hiç bir zaman süt kanalları ve meme uçları oluşturmaz, memeler dışarıdan görülmez. İnsanlar ve köpekler de dahil bir çok memelide ise oluşturur. Hatta dişi ve erkeğin göğüs yapılarında ergenlik çağına kadar bir fark görülmez.

Erkeklerin niçin süt vermedikleri sorusunu memeli hayvanların yüzde doksanı için sormaya zaten gerek yoktur. Çünkü bu büyük çoğunlukta yavruya yalnızca anne bakar. Erkeklerin çiftleşmeden sonra yavruya hiç bir katkıları yoktur, genellikle onları terk eder giderler.

Yüzde ona giren insan, aslan, kurt gibi memelilerde ise babanın esas sorumluluğu aileyi ve yavruları korumak, onlara yiyecek bulmaktır. Belki de başlangıçta bu türlerin erkekleri de yavrularına süt veriyorlardı ama asıl görevleri nedeni ile evrim sonucu süt verme donanımları yerlerinde kaldığı halde üretim kabiliyetleri köreldi.

İşlevleri kalmadığına göre erkeklerin niçin hala memeleri var sorusunun yanıtı ise insanda erkek ve dişi yapısının aslında aynı olmasında yatıyor. İnsanın anne karnında iken oluşmaya başladığı embriyo halinin en başında erkek ve dişi arasında bir fark yoktur.

Zaten insanın taşıdığı 23 çift kromozomdan 22 çifti ve bunların taşıdığı genler her iki cinste de aynıdır. Sadece cinsiyet kromozomu olan yirmi üçüncü çift farklıdır. Eğer embriyo anne ve babasından birer ‘X’ kromozomu alırsa kız, annesinden ‘X’, babasından ‘Y’ kromozomu alırsa erkek oluyor.

Embriyo ‘Y’ kromozomunu aldıktan sonra hormonal sinyaller gelmeye ve erkeğe ait organlar gelişmeye başlıyor. Erkeklerin memeleri ise bu safhadan daha önce oluşmuş bulunduğundan aynen kalıyorlar ama ondan sonra hormonal bir takviye olmadığından fonksiyonel hale gelemiyorlar.

Dişilerde ise büyüme çağı sırasında salgılanan hormonlar süt bezlerini ve göğüsleri büyütüyor. Gebe dişilerde bu büyüme biraz daha artıyor, süt üretimi başlıyor ve bu üretim daha sonradan emzirmeyle tetiklenerek devam ediyor.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayrıntılı açıklamada bulunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zarar ödemesinde bulunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

direktif vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

react.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to react. make a response.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins yaban turpu

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

avutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crawl. creep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shudder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mayalandırılmamış, ekşimemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Urkmek veya üşümekten tüylerin diken diken kalkması ve derinin iğne iğne kabarması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chill. creep. flicker. rigor. rigour. the shivers. tremble. tremor. trepidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rigour. tremble. tremor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ürkme veya üşümeden tüyler kalkıp dikilmek ve deri iğne iğne kabarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chill. feel chilly. creep. shiver. shudder. tremble. tremble all over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creep. shiver. shudder. tingle. tremble. to get goose pimples. to have one's hair stand on end. to shudder. to shiver. to get the creeps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chill. creep. quiver. tremble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir toprağın yetişme ortamının, bitki ve hayvan toplumunun veya akarsuların arzu edilen ürünü, yararlanılabilir biyolojik kütleyi verebilme yeteneği veya kapasitesidir. Bu yetenek veya kapasite, iklim, toprak, bitki, hayvan, bakım ve işletme tekniğinin kombinasyonuna (ortak etkisine) bağlıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conferment. lodgment. rendering. supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giving. cession. conferment. dation. deliverance. dotation. expense. feeding. granting. issuance. pay. rendering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., (siir) parlak kırmızı; yaldız; lal, yakut; s. parlak kırmızı lal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vermek, teslim etmek, Osm. İtâ etmek: Paketi bana verin, parayı kime verdiniz? 2. Hediye ve ihsan etmek, bağışlamak: Fakirlere verir, o kimseye bir şey vermez. 3. Ödemek, Osm. tediye etmek: Aldığınız eşyanın parasını verdiniz mi? 4. Çıkarmak, neşretmek: Islanınca fena bir koku veriyor. 5. Hâsıl etmek, meydana getirmek; verimi olmak: Bu tarla senede ne veriyor? Bankaya yatırılan para ne kadar faiz verir? 6. Yormak, tefsîr etmek: Bu sözünü neye veriyorsunuz? Bana olan dargınlığına veriyorum. Yardımcı fiil olarak, sür’at bildirir: Alıvermek, gidivermek, yazıvermek ki, hemen alıp geçmek vesaire demektir. Ateşe vermek = Yakmak. Ara vermek = Fasıla vermek, kesmek. Ara vermeksizin = Fasılasız. Arka vermek = Dayanmak. Arka arkaya vermek = Birbirine dayanmak, yardımlaşmak. Elvermek = Yetmek. Ele vermek — Haber verip teslim etmek, sırrını meydana çıkarmak. Aman vermek = 1. Affetmek. 2. Zaman vermek, müsaade etmek. Uste vermek = 1. Değiştirilen bir şey için fazla bir şey vermek. 2. Fayda beklerken zarar görmek: Paramı almadıktan başka kaybettiğim şemsiyeyi de üste vermiş olduk. Baş vermek = 1. Canını feda etmek, baş koymak. 2. Başaklanmak, baş bağlamak. Başbaşa vermek = Konuşmak. Bereket versin = Allah bolluk versin. Bereket versin ki = İyi ki, Allah’a şükrolsun ki. Bel vermek = Eğilmek, öne doğru kanburlaşmak, beli çıkmak: Bu duvar bel vermiş. Boy vermek = Uzamak. Boyun vermek = İtaat, baş eğme. Pay vermek, payını vermek = Paylamak, çıkışmak, sövmek. Pey vermek = Satın aldığını temin için bir şeyin kıymetinden bir miktarını önceden vermek. Teminat vermek = Sağlamlaştırmak İçin bir karşılık göstermek. Can vermek = 1. Ölmek. 2. Pek fazla istemek. Hak vermek = Haklı bulmak. Renk vermek = Belli etmek. Zahmet vermek = Yormak. Senet vermek = Taahhüt etmek. Söz vermek = VAd ve taahhüt etmek. Falan şey süsünü vermek = Ona benzetmek, onun gibi tanıtmak: Adam kendine tüccar süsü verdi. Şan vermek = Şöhret kazanmak. Kaçamak vermek = 1. Firar etmek. 2. Vazifesi başına gitmemek. Kulak vermek = Dinlemek. Mânâ vermek = Tevil etmek, başka bir maksada yormak: Benim sözüme, buraya gelişime mânâ vermiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accord. allow. assign. bear. bestow. bring in. cede. come across with. confer. contribute. dedicate. deliver. deliver up. dispose of. distribute. donate. endow. extend. furnish. give. give away. give in. grant. hand. hand in. hand out. hand over. imp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administer. assign. attribute. award. bestow. cede. concede. consign. deal. devote. dispense. distribute. emit. extend. furnish. give. grant. impart. lend. pass. present. provide. supply. treat. vest. to give. to hand. to pass. to give sth away. to conced

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give sth to. to hand sth to. to bequeath / to leave sth to. to vie in marriage. to produce. to yield. to hold. to give. administer. afford. ascribe. attach. bestow. blossom. concede. confer. consign. dedicate. defray. deliv.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karpuz, bot. Citrullus vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayret, şaşkınlık; harika, harikulade şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koşmak, sürat ve telâşla gitmek. Yel yeperek = Alelacele, telâşla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burlesque. obloquy. satire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bringing down. criticism. adverse criticism. obloquy. slur. stricture. vilification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı: yirmek) (halk ağzında: ermek). Beğenmemek, hoşlanmamak, tiksinmek, nefret ve istikrah etmek. Aş ermek = Gebe kadın yemek beğenmeyip münasebetsiz şeyler arzu etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burlesque. decry. satirize. vilify. to criticize. to disparage. to run down. to decry. to satirize. to blame. criticize. slander. to ridicule. deride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criticise. cry stinking fish. cut out. denigrate. excoriate. malign. revile. run down. satirize. vilify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yeşil olmak, y Şİİ renk peyda etmek. 2. (bitkiler) Sürmek, yapraklanmak: Ağaçlar yeşerdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accredit. authorize. depute. empower. entitle. licence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to delegate authority. capacitate. chair. clothe with powers. commission. delegate. delegate power. empower. entitle. invest. vest sb with authority. warrant. to confer powers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guide. marshal. pilot. shepherd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conduct. guide. instruct. lead. pilot. take in tow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounce. dismiss. send about one's business. to make way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. damage. harm. impair. injure. prejudice. strain. vandalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by