Ermin ne demek? | Ermin anlamı nedir? | Ermin

Ermin anlamı nedir?

Ermin ne demek?

Ermin anlamı nedir?

Ermin | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ermin

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Armenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ermine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Keykubat’m dördüncü oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). coterminous.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hemhudut, sınırdaş, bitişik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. matematik). Denklemlerin çözümlerini kolayca bulmaya yarayan matematik tablosu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serving to determine or limit; determinative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which serves to determine; that which causes determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sum of a series of products of several numbers, these products being formed according to certain specified laws A mark or attribute, attached to the subject or predicate, narrowing the extent of both, but rendering them more definite and precise. a de

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any factor, whether event, characteristic, or other definable entity, that brings about change in a health condition, or in other defined characteristics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any factor, event, characteristic, or other definable entity that brings about change in a health condition or other defined characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any definable factor that effects a change in a health condition or other characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The attribute on the left-hand side of the arrow in a functional dependency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The attribute on the left-hand side of the arrow in a functional dependency. risk factors that include exposure level and influences probability of cumulative exposures, peak or remote exposures, recent or lagged exposures according to duration, place, en

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tayin eden, tarif eden; hükmeden, galebe çalan; (i). etkileyen veya tayin eden şey; (mat). determinant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. détermination

fel. belirlenim

Bir kavramın anlamının, içeriğinin, yapısının veya sınırlarının tam olarak belirlenmesi işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). belirli, muayyen, hudutlu, mahdut, kesin, kati; kararlaşmış, mukarrer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). azim, sebat, metanet, inat, kararlı oluş; hüküm, tespit, tayin; niyet, kasıt; sınırlama, tahdit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tahdit eden, tayin eden, tahsis eden; (i). tayin eden şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karar vermek, azmetmek; niyetlenmek, kesmek; tayin etmek, kararlaştırmak, belirlemek; bitirmek; belirtmek; sınırlamak, tahdit etmek; tanımlamak, tarif etmek; yön vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesin, kati, azimkâr, metin, niyetinden şaşmaz. determinedly (z). metanetle, azimle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). determinizm, gerekircilik. determinist (i). determinist, gerekirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Determinizme bağlı kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déterministe

fel. belirlenimci

Belirlenimcilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who believes in determinism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also adj.; as, determinist theories.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anyone who submits to the belief that they are powerless to change their destiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Aynı sebeplerin aynı şartlar eltında aynı neticeleri doğurduğunu ve her vakanın bir sebebi olduğunu ileri süren ilmî prensip.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déterminisme

fel. belirlenimcilik

Her olayın başka olayların gerekli ve kaçınılmaz bir sonucu olduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

DV Giriş/Çıkış terminali, DV-kaydedilmiş verilerin, bağlı DV cihazlara dijital sinyal olarak gönderilmesine izin verir. DV Giriş/Çıkış terminali kullanılarak , video/audio, dizin verileri ve dublaj sesler tek bir kablo bağlanılarak aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DV Giriş/Çıkış terminali, DV-kaydedilmiş verilerin, bağlı DV cihazlara dijital sinyal olarak gönderilmesine izin verir. DV Giriş/Çıkış terminali kullanılarak , video/audio, dizin verileri ve dublaj sesler tek bir kablo bağlanılarak aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) as, kakım, (zool.) Mustela erminea; kakım kürkü; siyah benekli beyaz kürk; rütbe ve mevki itibariyle as kürküyle süslü manto giyen kimse (hükümdar ve hâkim gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). imha etmek,yok etmek kökünü kazımak, bitirmek. extermina'tion (i). imha, izale. exter'minator (i). (fare böcek) imha eden ilâç veya şâhıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tohum veya mikrop kabilinden; oluşum safhasında (madde veya fikir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. filiz vermek, sürmek, filizlenmek; gelişmeye başlamak. germina'tion i. filiz verme, sürme, filizlenme ger'minative s. filiz vermeye ait. geronto- önek ihtiyarlıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belgilenemez ve sınırlanamaz; hallolunamaz. indeterminably z. çözülemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınırsız, belirli olmayan, meçhul, bilinmedik, bilinmeyen; şüpheli, bellisiz; mat. değeri tespit edilemeyen. indeterminate sentence süresi belirsiz ve suçlunun davranışlarına bağlı olan hapis cezası. indeterminately z. belirsiz olarak. indeterminat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kararsızlık, duraksama, tereddüt; sebatsızlık; belirsiz oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. yadgerekircilik, indeterminizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. indéterministe

fel. belirlenmezci

Belirlenmezcilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Determinizmin tabiatta yaygın olarak gerçekleşemiyeceğini esas alan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. indéterminisme

fel. belirlenmezcilik

1. Nedensellik yasasına bağlı olmayan, bir sebebe bağlanmayan olay ve durumların da bulunduğunu öne süren görüş. 2. İnsan iradesinin hiçbir şarta bağlı olmadığını, içinde bulunduğu şartlarla belirlenmediğini, insanın özgür iradesinin nedensellik yasasına bağlı olmadığını savunan görüş.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sonsuz, nihayetsiz, bitmez, tükenmez. interminably (z.) sonu gelmeyerek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) birbirine karıştırmak veya karışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. baş yönetici, işi çeviren kimse; f çekip çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MICROMV ürünlerinde, dijital video görüntüsünün transfer edilmesi için i.LINK™ terminali kullanılır. Farklı bir veri sıkıştırması teknolojisi kullanıldığından DV ya da Digital8 biçimleriyle uyumlu değildir.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نرمين] yumuşak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yumuşak.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. nane, bot. Mentha piperita; naneşekeri; naneruhu; s. naneli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden tayin veya takdir etmek; önceden kararlaştırmak. predeterminate s. önceden tayin olunmuş. predetermina'tion i. önceden tayin veya takdir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. self-determination

öz belirtim

Kendini yönetme hakkını belirleme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elindelik, hür irade; kamunun kendi geleceğini saptaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Nermin, Şermin gibi adlara benzetilerek yapılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Utangaç, mahcup.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointed day , appointed time , appointment , date , event , term , time limit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kararlaştırılan gün/zaman. randevu. mahkeme günü. vade. mehil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sınırlanabilir, vadesi tayin edilir. terminabil'ity, terminableness (i.) vadeye tabi olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir ulaştırma yolunun sonu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminal. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to the end or extremity; forming the extremity; as, a terminal edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Growing at the end of a branch or stem; terminating; as, a terminal bud, flower, or spike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which terminates or ends; termination; extremity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Either of the ends of the conducting circuit of an electrical apparatus, as an inductorium, dynamo, or electric motor, usually provided with binding screws for the attachment of wires by which a current may be conveyed into or from the machine; a pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to a railroad terminal; connected with the receipt or delivery of freight; as, terminal charges.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The end of a line of railroad, with the switches, stations, sheds, and other appliances pertaining thereto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any station for the delivery or receipt of freight lying too far from the main line to be served by mere sidings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rate charged on all freight, independent of the distance, and supposed to cover the expenses of station service, as distinct from mileage rate, generally proportionate to the distance and intended to cover movement expenses; a terminal charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A town lying at the end of a railroad; more properly called a terminus. station where transport vehicles load or unload passengers or goods a contact on an electrical device at which electric current enters or leaves electronic equipment consisting of a d

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer - the software pretends to be a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer - the software pretends to be a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer - the software pretends to be a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry and is often referred to as a Dumb terminal - as in it cannot so any processing itself Usuall

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A monitor and keyboard attached to a computer, used for data entry and display Unlike a personal computer, a terminal does not have its own CPU or hard disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device or software program that allows you to send commands to a computer somewhere else This can be only a keyboard and a display screen In DNC applications this is a screen in software that emulates a physical terminal and allows you to type commands

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen an some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer- the software pretends to be a p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A computer Workstation linked to a Server or other computer over a Network on which a user may display information When it is merely a video display, it may be referred to as a 'Dumb Terminal'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device, usually a display monitor and a keyboard, used to communicate with the computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer - the software pretends to be a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else A minimun would be a keyboard and display screen and some simple circuitry On a PC it is software that emulates a terminal allowing you to type commands to another computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Usually you will use terminal software in a personal computer -- the software pretends to be

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An electronic device for communicating with a computer ; a terminal usually has a keyboard and a display screen and/or printer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that provides a keyboard and display screen Characters typed at the keyboard are transferred to a host computer system, and characters sent from the host system are displayed on the screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Although not as prevalent in recent years due to the rise of the PC, terminals are still in use in some places A terminal is a simple device with a keyboard, a screen, a connection to a data network and no CPU The sole function of a terminal is to rel ay

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A screen and keyboard connected to a computer somewhere else The terminal doesn't run Unix and all those neat programs itself, it just lets you use the computer that does.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A computer input/output device which allows a person to interactively communicate with the computer Most terminals have typewriter style keyboards and a CRT screen for displaying your commands and the computer responses Real 'terminals' are rare these day

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a machine that allows you to send commands to a remote computer This usually requires at least a minimum of a keyboard and display This will usually use terminal software, which emulates a physical terminal One such software, known as X-Win, bring

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows you to send commands to a computer somewhere else At a minimum, this usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry Using telnet, for example, you do not have to be at the console of the computer you wish to u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that works as a client of a central computer or host in a network It may simply consist of a keyboard and a video monitor or of a complete microcomputer using a special terminal emulation software In this case, it is called an intelligent termina

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a device that allows you to send commands to a computer somewhere else At minimum, this is usually means a keyboard and a display screen and some simple circuitry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A combination of a keyboard and monitor, which together provide the capability to interact with a computer system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device connected to a computer network that acts as a point for entry or retrieval of information Personal computers can be made to act as network terminals, by running terminal emulation programs. station where transport vehicles load or unload passeng

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data terminal , terminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) uçta veya sonda olan veya bunlara ait; (bot.) dal veya sapın ucunda bulunan; demiryolunun başına ait; belirli zamanlarda meydana gelen; ölümle sonuçlanan; (i.) uç, nihayet, bağlantı; terminal; (elek.) kutup, terminal; demiryolu başı ile ona

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (s.) bitirmek, son vermek; sınırlamak, hudut koymak; bitmek, sona gelmek; (s.) sınırlanmış, mahdut; sona eren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tahdit, sınır; nihayet, son, bitirme, bitim; sonuç, netice; (gram.) sonek, çekim eki. terminational (s.) sona ait; bitiren; (gram.) soneki olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bitiren, son veren; kesin, nihai. terminatively (z.) son vererek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sınırlayan veya tahdit eden şey; bitiren şey; (astr.) ay veya gezegenin aydınlık ve karanlık kısımlarını ayıran sınır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) soyut kavramların gerçek bir varlığı olmadığını ileri süren öğreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teknik terimler; terminoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. terminologie

terimler dizgesi

Bir sanat kolunda, bilim dallarında veya teknik alanlarda özel olarak kullanılan terimlerin tümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nomenclature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminology. nomenclature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. ni) hudut, sınır, son, nihayet; gaye, maksat; demiryolu başı; demiryolu başının bulunduğu istasyon veya şehir; son durak; sınır işareti; (bh) eski Romalıların sınırlarla ilgili tanrısı. terminus ad quem (Lat.) bitim noktası; (huk.) bitim gü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. altını kazmak, altına lâğım kazmak; el altından mahvına çalışmak; ayağını kaydırmak, düşürmek; zayıflatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kararsız; müphem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlar ve çevre birimlerinde bulunan bir veri bağlantı noktası.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. vermin) zararlı ve iğrenç küçük hayvan; haşarat; iğrenç mahluk; ayaktakımı; muzır adam, mikrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haşaratlı; haşarat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by