Erre ne demek? | Erre anlamı nedir? | Erre

Erre anlamı nedir?

Erre ne demek?

Erre anlamı nedir?

Erre | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: erre

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tahta kesecek dişli Alet, bıçkı (küçüğüne verilen testere ismi bundan gelir): Dest-erre = El bıçkısı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اره] testere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل مجرد] soyut akıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Karadan, kara yoluyla, bahren mukabili: İstanbul’dan Haleb’e berren gitti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برا] kara yolu ile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı devrim. counterrevolutionary (i)., (s). karşı devrimci; (s). karşı devrimle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski, (foto). gümüşlü levha üzerine çekilmiş fotoğraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ertelenmiş; kâr hisseleri ertelenmiş; mecburi askerliği ertelenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yırtıcı, yırtan: Şİr-I derende = Yırtıcı arslan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دره] dere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). engel olan, mâni olan, meneden, caydıran; (i). engel olan şey veya kimse, caydıran şey veya kimse. deterrence (i). engel oluş; caydırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bıçkı yeri, bıçkıhane, hizar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., out ile gizlendiği yerden bulup çıkarmak, kovmak; araştırmak; gelincikle avlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). tavşan veya sıçan tutmak için kullanılan gelinciğe benzer ufak bir hayvan, dağ gelinciği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit ensiz şerit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حيات روز مره] gündelik yaşam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ((çoğ.) -na, -nums) iki hükümdar devresi arasındaki hükümdarsız devre; hükümetin kanunen çaIışamadığı devre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karşılıklı münasebet. interrelated (s.) birbiri ile alâkası olan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کره] defa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.A.) (c. kerrât). Def’a, kez: Bir kerre yıkamak; üç kerre yıkamak; yüz kerre, bin kerre, pek çok defa (çokluk için kullanılır. Bazı kerre = Bazı defa, çok kerre, birçok defa. Ar. mükerreren. Bu kerre = Bu defa. c. Kerrât ile = Birçok defa, müteaddit defalar. Kerrat cedveli = Çarpma tablosu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde eski bir nefesli saz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Samanyolu. 2.Harekete müsait yol, cadde veya y(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. merrât). Kere, defa, kez. Merreten bl’de uhrâ = Birbirini müteakip birkaç defa. Merrâtla = Birkaç defa, defalarca, art arda.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مره] defa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sürür» dan mîmli masdar). 1. Sevinç. 2. Sevince alt tören, şenlik, düğün, Ar. sûr: icrây-ı meserret. Meserret-bahş = Sevindiren, meserret ve sevinç veren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسرت] sevinç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sevinçl(Erkek İsmi) Şenlik, sevinç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tecrübe» den imef.) (mü. mücerrebe). Denenmiş, tecrübe olunmuş: Böyle olduğu mücerrabdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Tecrübe olunmuş işler, görgü: O adamın ilmi yoksa da mücerrebâtı çoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mücerret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Clsmânt olmayıp rûhânt ve mânevi olan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜCERRED) (I. A.). 1. Tecrtd edilmiş, soyulmuş. 2. Bekâr. 3. (gramer) Yalın hâl. 4. Yalnız, ancak. 5. (felsefe) Soyut (y. k.), (Fr. abstralt).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. inert. isolated. free. plain. pure. distinct. infinity. single.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T.). Mücerret olma hâli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Meydanı olan, geniş. 2.Keder gideren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerem» den imef.) (mü. mükerreme). Saygı gören: Mekke-i Mükerreme. Düstûr-i mükerrem = Sadrâzam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Muhterem, aziz sayın, saygıdeğer, sayılan, onurlandıran, hürmet ve tazime erişmiş. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saygı göstererek: Mükerremen uğurladılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerr» den imef.) (mü. mükerrere). Tekrar olunmuş, bir daha olmuş, biribiri üstüne iki veya fazla vuku bulmuş, (musiki) İki defa çalınıp okunan mısrt, hâne, söz veya saz parçası. Kand-i mükerrer = Birkaç kere kaynatılmış bitki şekeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeated. reiterated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeated. reiterated. bis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tekrar olarak, bir daha: Mükerreren söyledim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şeref» ten imef.) (mü. müşerrefe). Şereflenmiş, şerefli, şeref ve izzete erişmiş, teşrifinizle müşerref olduk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Şereflendirilmiş kendisine şeref verilmiş, şerefli.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجرب] deneyimli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجرد] bekar. 2.soyut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکرر] tekrarlanmış, yinelenmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکررا] tekrar tekrar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şeref kazanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr.) takma isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yetişip geçmek; ötesine geçmek; aldatmak, dolandırmak yürürken art ayağının tırnağı ön ayağının ökçesine dokunmak (at).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muntazam tarhlara bölünmüş çiçek bahçesi; (tiyatro) parter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uçucu, uçan, Ar. tâir, tayyâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RÜz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şirret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Peygamberimlz’in iki torunu, Hz. Hasan ile Hz. Hüseyn.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), eski dünyevi; (i.), eski yer, arz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) istihkâmda topIarın konulduğu üst zemin; yerden yüksek düz zemin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) dünya veya karayla ilgili veya onlara ait; karadan meydana gelen; arza ait, dünyevi; karada yaşayan; karasal; (i.) dünyada var olan şey. terrestrial telescope görüntüyü düz gösteren teleskop. terrestrially (z.) dünyevi şekilde; karasal olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) at koşumunda dizginlerin geçirildiği halkaların biri; köpek tasmasındaki halka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. azimli; önlenemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. su çekmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zerrât). Pek küçük parça, bir arpanın yüzde bir parçası. Zerre kadar = Hiç, asla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atom. corpuscle. corpuscule. crumb. grain. granule. iota. jot. mite. molecule. monad. mote. particle. rap. ray. scintilla. shadow. sparklet. speck. tittle. touch. vestige. whit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grain. note. atom. minute particle. molecule. ingredient. atomic. corpuscle. molecular. monad. droplet. mote. element. crumb. glimmer. jot. quark. rap. scintilla. shadow. shred. spark. speck. stich. straw. tittle. vestige. whit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ذره] en küçük parça, molekül. 2.azıcık, birazcık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ذره شکاف] kılı kırk yaran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by