Erte ne demek? | Erte anlamı nedir? | Erte

Erte anlamı nedir?

Erte ne demek?

Erte anlamı nedir?

Erte | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: erte

Türkçe Sözlük

(İRTE) (i.). Bir gün sonraki gün: Vardığım günün ertesi panayır günü idi, ertesi gün, erteye kaldı: Bayram ertesi = Bayramdan bir gün sonra. Cuma ertesi, (cumartesi) = Cumadan sonra gelen gün. Ar. yevmü’s-sebt. Pazar ertesi, (pazartesi = Pazardan sonra gelen gün. Ar. yevm’ül-isneyn. Bazı sene hakkında dahi kullanılıp ertesi sene denilir, yani bir sene sonra.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Gelecek şafak, şafak sökme zamanı. 2.Yarın. 3.Herhangi bir işte ilk başarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برتر] daha üstün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Üstün, yüksek nitelikli, değerli.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برترین] en üstün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (eski). elbette, tabii, mutlaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). değiştiren şey veya kimse; çelik imalâtında Bessemer usulünde kullanılan kap; (elek). cereyanı değiştiren alet, çevirgeç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). kontrtenor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek, eşsiz yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu erkek. - Er ve tekin kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postponement. adjournment. delay. putoff. suspension. suspense. continuance. holdover. procrastination. respite. retardation. stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stay. suspension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjournment. deferment. postponement. putting back. putting off. standoff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Erteye bırakmak, bir gün geriye atmak: Orada ertelemeye mecbur oldu, yemek ertelerse bayatlaşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postpone. delay. adjourn. defer. suspend. carry over. continue. hang up. hold off. hold over. lay aside. lay by. lay over. leave over. procrastinate. reserve. respite. scrub. shelve. sidetrack. stay. table. waive. put off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjourn. defer. delay. postpone. shelve. stay. suspend. to postpone. to delay. to defer. to put sth off. to put sth back. to hold over. to adjourn. to suspend. to adjurn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postpone. defer. to postpone. to delay. to defer. to put off. to adjourn. carry over. continue. hold over. procrastinate. put back. put over. remit. respite. stall. stand adjourned. stay. suspend. table. wait. waive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postponement. deferment. adjournment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be hung up. lie over. stand over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjourn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be postponed / deferred / delayed. to be put off. to stand adjourned. to be delayed. to lie on the table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sabah güneşin doğduğu zaman. 2.Gün.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

next. following. ensuing. the following.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. the next. the following.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the next. the following.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. cuvarta) (denizcilik). Geminin anbar veya kamaralarının üstü, gezilecek yeri ki, mevkisiz bilet alan yolcular orada otururlar: Güverteye çıkmak, güvertede oturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deck of a ship. deck. tween deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güvertesi olan, yani üstü döşeme ile örtülmüş gemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yüksek tansiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkatsiz; kasıtsız, elde olmayan. inadvertence, inadvertency i. dikkatsizlik. inadvertently z. istemeyerek, kasıtsız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. intertextuality

ed. metinler arasılık

Bütüncül bir yapıya kavuşturulması amacıyla bir edebî metnin dokusuna hem edebiyat alanından hem de başka alanlardan metin parçalarının katılması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir şeyin başka şeyler arasına veya muhtelif şeylerin birbirine örülüp karışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (zool.) omurga kemiği olmayan, omurgasız, vertebrasız; mukavemetsiz, dayanıksız, zayıf iradeli; (i.) omurga kemiği olmayan hayvan; dayanıksız kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. quarto = çeyrek, Ar. rub’) (denizcilik). Pusulanın bölündüğü ve her biri rüzgâr gösteren otuz iki kısmın her biri; 11 derece ile 15 dakika miktarında bir açıdan ibarettir ve her biri dörde bölünmüş olup, bunlara yarım kerte ve çeyrek kerte denir. mec. Tam kertesinde = Tam zamanında, vaktinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. «kerlmek» ten). 1. Çentik, çizgi, işaret, nişan: Çetelenin, hayvan kulağının kertesi. 2. Oyuk yol, sapan kertesi. 3. Derece, mertebe, radde: İş bu kerteye geldikten sonra. 4. istenilen derece, Ar. nisâb, kıvâm: Kertesine düşürmek; kertesini geçmek. Barut kertesi = Ateşli silâhlarda nişan yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradualness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacertian. lizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuyruklarını bırakma yöntemi, kertenkelelerin bir savunma yöntemidir. Başka bir hayvan kendilerine saldırdığında, kertenkele kuyruğunu bırakır. Vücudundan ayrılan kuyruk, kasların kasılmasıyla bir süre yerde oynamaya devam eder. Saldıran hayvanın dikkati bu yöne kaydığından, kertenkele hızla oradan uzaklaşır.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Keler denilen dört ayaklı sürüngenlerin en bol cinsi ki, aşağı-yukarı bir karış uzunluğunda olup zararlı değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Bir noktanın gemiden bakılınca pusula kertelerine nazaran kaldığı yön. Kerteriz almak = Bir yerin yönünü pusula kertesi vasıtasıyle tâyin etmek. Kerteriz pusulası = Kerteriz almaya mahsus hedefeli pusula. Kerteriz noktaları = Geminin yer ve yönünü kerteriz vasıtasıyle tâyine yarayan fener kulesi veya dubası ve şamandıra gibi kıyıda bulunan bilinen noktalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point where bearing is taken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Merteban’da yapılan bir cins çanak çömlek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. merâtib). 1. Basamak, derece: Mertebe mertebe çıktılar. 2. Rütbe, pâye, menzile. Yükseliş derecesi: Bu mertebeye erişti. 3. Miktar, değer, kıymet: Bu mertebede sabır ve tahammülü herkes gösteremez. 4. (musiki) Musikide usullerin derecesi, 2, 4, 8 veya 16 derecesinde olması. Silsile-i merâtib = Rütbeye göre, aşağıdan yukarıya sırasiyle: Sllsile-i merâtibe rîayet etmek. Ali meritiblhlm = Rütbelerine göre, rütbe sırasiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extent. degree. stage. rank. position. grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degree. grade. rank. step. stage. position. place. point. quality. rate. state. estate. standing. extent. measure. peg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مرتبه] derece. 2.miktar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dört köşeli, uzun kereste. Elif’i mertek zannetmek = Cahil olmak, okur yazar olmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. baulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mert).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mert).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as. as possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde erdemli olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Işık, parlaklık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرتو] ışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Işık. Parlaklık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. pertev = ışık, efşândan = saçmak), (bk.) Pertev-endâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. pertev = ışık, endâhten = atmak). Işık ve nur yayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرتوسوز] büyüteç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sapık; sapkın, doğru yoldan çıkmış, kötü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, katı, acımasız el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Katı, sırt, acımasız.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek temiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spick and span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immaculate. spick-and-span. spotless. stainless. very clean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotless. very clean. without blemish. spanking clean. spick and span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travertine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tekzip edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değiştirilmemiş, çevrilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upper deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upper deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -brae, -bras) anat. omur, vertebra, fıkra. vertebral s. omurga kemiklerine ai. vertebral; omurga kemikleri olan, omurlu. vertebral column belkemiği, omurga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. belkemiği olan, omurgalı; i. omurgalı hayvan. vertebrated s. omurgalı, belkemikli. vertebra'tion i. omurların yapısı; belkemiğinin omurlara bölünmesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -texas, -tices) zirve, doruk, tepe; anat başın tepesi; astr. başucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by