Erz ne demek? | Erz anlamı nedir? | Erz

Erz anlamı nedir?

Erz ne demek?

Erz anlamı nedir?

Erz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: erz

Türkçe Sözlük

(bk.) Ürz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارز] değer, kıymet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. İki şey arasındaki aralık. 2. Ölülerin ruhlarının kıyamete kadar duracakları yer ki, dünya ile ahret arasında farz olunur. 3. (Coğrafya). İki karayı birbirine bağlayan ve iki denizi birbirinden ayıran dar dil: Panama berzahı. 4. mec. Azap çekilen yer, cehennem. Bu mânâ ile mecâzen sıfat gibi de kullanılır: Berzah yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برزخ] cehennem. 2.dil, kara uzantısı. 3.sorun, dert.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ebu’l-Kasım b. Muhammed. - Arap tarihçilerinden-dir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Yöre, mahalle, yol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برزگر] çiftçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuru duvarın taşları aralarındaki yarıkları harçla doldurup malanın ucu ile çizgiler çekmek işi: Bağın duvarlarını derz etmek. Derz edilmiş duvar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seam. pointing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Terzi. (bk.) Terzi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درزی] terzi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Erkek İsmi) - Yiğit oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. rızk). Rızklar, geçinecek şeyler, (bk.) Rızk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supplies. provisions. stored food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provision. stored food. victuals. commissaries. food ration. provisions. rations. supplies. food supplies. supply. table board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارزاق] yiyecek, erzak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Ucuz. 2. Lâyık, değer, şâyân, münasip (eski nesir yazarlarının kullandıkları bir kelimeydi): Eltâf ve himem-i aliyyelerinin erzân buyurulması (Farsça aslı erzânî’dir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ارزان] ucuz. 2.yaraşır, layık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Ucuz, bol. 2.Uygun, münasip, layık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Ucuzluk. 2. Lâyık, şayan ve müstahak görme: Erzânî-i himem-i aliyyelerini temenni ederim (eskiden mektuplarda yazılan ve saygı gösteren klişe tâbirlerden).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ارزانی] ucuzluk. 2.liyakat, yeterlilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. rezîl’den itaf.) (c. erâzil). Daha veya pek alçak, rüsvây: Erzel-i nâs = insanların en rezil ve kötü huylusu. Erzel-i ömr = Pek kötürüm ve yaşlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارذل] en rezil, en aşağılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Darı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارزن] darı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erzincan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارزش] değer, kıymet, itibar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارزیز] kalay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Satranç oyununda vezir yerini tutan taş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İlim ve hikmet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bilgin, Alim. Ar. hakim, Fars. dânâ. 2. Emsal ve akranından farklı, seçkin: Edebiyatta ferzânedir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرزانه] bilge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Alim, bilgin, seçkin. 2.Benzerlerinden, akranlarından ileride. 3.Hakim, feylesof. 4.Tasavvufta, ncfsani bağlantılardan sıyrılmış olan derviş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. ilim, irfan. 2. Emsal ve akranına üstün olma, eşsizlik, seçkinlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı cilâ işlerinde kullanılan marangoz Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. ferzendân). 1. Oğul, erkek çocuk. 2. Çocuk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرزند] evlat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Oğula yakışacak surette; çocukça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cretin. dozy. fool. clot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbecile. moron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواهرزاده] yeğen, kızkardeşin çocuğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Boş lakırdı, saçma, hezeyan. Herze-gû = Saçmasapan sözler söyleyen, hezeyân eden. Herzevekil = Görevi dışında her işe karışan münasebetsiz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonsense. woffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هرزه] saçma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Herze söyleyen, saçma konuşan, zevzek, cem. Herze-gûyân.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hersek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هرزه گو] saçmalayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هرزه گویی] saçmalama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Üstüne vazife olmayan işlere burnunu sokan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couturier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress maker. dressmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Titreyen, titrek. Lerzân lerzân = Titreyerek, titreye titreye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لرزان] titrek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Titrek, titreyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Titreyiş, titreme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Titretme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Titreten, titreme veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Titreyen, titrek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Titreyen, titrek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Titreme, titreyiş, ürperti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لرزش] titreme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مادرزاد] anadan doğma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «merzibân) dan galat). 1. Hudut muhafızı. 2. Gayet iyi eşek. (bk.) Marsıvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hudut muhafızı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرزغی] bataklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rıza, hoşnutluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. Farsça merzegûş’ tan), (bk.) Merzengûş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir çeşit fesleğen, güveyi otu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rızk» dan imef) (mü. merzûka). Rızkı verilmiş, erzakı hazır edilmiş, rızıklanmış.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rızıklandırılmış, rızık verilmiş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Merzuk).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ مرزبان] sınır muhafızı. 2.sınır beyi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. müz. oynak; z. oynak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -zos, -zi) it., müz. sonat veya senfonide hafif ve canlı kısım, skerzo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ser = baş, zeniş = vuruş). Başa kakma, azarlama, tekdir, çıkışma, sitem etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reprehension. reproach. reproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرزنش] sitem, başa kakma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرزنشکار] sitem edici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eyer baltası, eyere asılan küçük savaş baltası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تبرزین] savaş baltası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تب لرزه] sıtma nöbeti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

terzarima.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ترزبان] hazırcevap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’dan Arapça’laşmış «derzî»den). Elbise biçip diken sanatkâr

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sartorial. tailor. dressmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tailor. dressmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tailor. dress maker. costume designer. needlewoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Terzi dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترزیق] rızıklandırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Rezil etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترذیل] rezil etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

rezil edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

rezil etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sartorial. tailoring. dressmaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tailoring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tailoring. tailory. tailorship. dressmaking. rag trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tailor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). işleme, çalışma, Ar. sây.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Çalışma, işletme. 2.Çalışmış.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al dünyanın içinde bulunduğu durumdan dolayı meydana gelen kötumserlik veya umutsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i., F. «sebzevât» tan galat). Yemekte kullanılan, yani et veyahut zeytinyağı ile pişirilen çeşitli bitkiler, patlıcan, bamya, domates, kabak, lahana, soğan gibi şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetables göveri. göverti. sebze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetables. garden ware. garden truck. produce. vegetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by