Esa ne demek? | Esa anlamı nedir? | Esa

Esa anlamı nedir?

Esa ne demek?

Esa anlamı nedir?

Esa | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: esa

Türkçe Sözlük

(i. A.). Merhem, ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

openbill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open account. open account. deficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Afet, felâket, belâ getiren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آفت رسان] bela getiren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. F.). Hesâba sayarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça’da fiili: Ateşfeşânden). Ateş saçan, ateş püsküren: Köh-i Afeş-feşân = Yanar dağ, volkan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش فشان] ateş saçan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski iskandinav kahramanı; zırhsız asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Pelesenk ağacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Arnavutça’dan). 1. Arnavut yemini. Besa vermek: Taahhüt etmek. 2. Kan güden hasımlar arasında yeminle akdolunarı anlaşma: Aralarında iki aylık besa vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسا] nice.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A. c.) (m. basit). Basiteler. (bk.) Basit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şecaat, cesaret, yiğitlik, bahadırlık: Ibraz-ı besâlet etti = Yiğitlik gösterdi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Korkusuzluk, yüreklilik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güleryüzlülük, şenlik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin müjdesi. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Müjde, bir iyi haber tebliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Yukardaki kelimeden galattır). Yeni çıkma garip şey, Ar. bid’at, kabîha, Ücûbe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشارت] müjde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Müjde, muştu, iyi hab(Erkek İsmi) 2.Güler yüzlülük, gülümseme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Müjdeci, haberci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güler yüzlülük: Izhâr-ı beşâşet etmek = Güler yüzlü davranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bostan). Bostanlar, sebze bahçeleri, (bk.) Bostan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بساتين] bahçeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hesapsız, çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hesapsız, çok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حساب] hesapsız, sonsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F.). Maymun iştahİıcasına.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Sezar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kayseri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). Cesarean.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlakıyet idaresi; emperyalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان فشان] canını hiçe sayan, fedai.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاره ساز] çare bulan. çâresâz olmak çare bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاره سازی] çare bulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current account. account / current / running account. account current. book account. continuing account. controlling account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جلسات] oturumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cism»den). Büyüklük, irilik: Bu binanın cesâmeti (işin ve meselenin cesâmeti gibi mecâzen ehemmiyet mânâsiyle de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hugeness. bulkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسامت] irilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük, iri, cesîm: Hayli cesâmetli bir binâdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Sezar'a ait. cesarean operation, cesarean section sezaryen ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yiğitlik, çekinmezlik, korkmazlık, atılganlık: Bu işe cesaret edemem, onun şecaat ve cesareti malûmdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courage. heart. daring. boldness. bravery. fearlessness. audacity. chivalry. doughtiness. enterprise. fortitude. gallantry. grit. gumption. hardihood. hardiness. nerve. pecker. pluck. prowess. sand. spirit. spunk. stoutness. ticker. valiantness. valo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravery. courage. daring. enterprise. fortitude. gallantry. guts. heart. mettle. pluck. spunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravery. courage. assurance. fortitude. grit. gumption. guts. hardihood. heart. mettle. nerve. pecker. pluck. prowess. resolution. sands. spine. spunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسارت] cesurluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yüreklilik, korkusuzluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dare. to venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to encourage. hearten. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daunt. demoralize. discourage. dishearten. unnerve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abate. throw / pour cold water on. to cast a damper on. discourage. dishearten. dismay. unnerve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abetment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessing. boost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolster. encourage. to encourage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to encourage. brace up. embolden. give scope for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cesaret almak, cür’etlenmek, korku ve çekinme duymaksızın serbestlik gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take courage. take heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take courage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take courage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Cesareti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spunky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. spirited. courageous. bold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courageous. brave. bold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cesareti olmayan, çekingen, ürkek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fainthearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timid. cowardly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Merak, tecessüs, casusluk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جلوه ساز] kırıtan, cilve yapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zenginlerle düşüp kalkan fahişe; fahişe, kahpe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Çalışma yeri. 2. Atölye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دسائس] hileler, oyunlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deniz suyunun tuzunu çıkarıp kullanılır hale getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (deniz suyundan) tuzu çıkararak içilebilir hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. décharge

fiz. boşalma

Elektrik yükünün başka bir iletkene geçişi veya sıfıra düşmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. destûr). Düsturlar. (bk.) Düstur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differential calculus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. feşânden fiilinden imas. sıfat terkibi teşkiline girer). Serpen, saçan, dağıtan, silken: Zer-efşân = Altın serpen. Dâmen-efşân = Etek silken.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kur’an-ı Kerim’de adı geçen bir peygamb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). ilgi çekici, dikkate lâyık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ısb). Parmaklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. üsbû). Haftalar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Oldukça mutlu, daha saadetli. 2.Çok hayırlı. – Türk dil kurallarına göre “d/t” olarak kullanılır. Esad b. Zürare: Sahabedendir. Künyesi Ebu Umame’dir. Akabe bey’atmdan önce müslüman oldu. 1.2.ve 3.Akabe bey’atlarında hazır bulundu. Medine’ye İslamı ilk tebliğ eden sahabidir. Hicretin II. yılında Şevval ayında (Bedir öncesi) vefat elti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. esfel). Esfeller, en alçaklar, (bk.) Esfel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Halkın en aşağı, en bayağı tabakası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hindistan’ da paryalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(g kalın) (i. A. c.) (m. esgar). Esgarlar, en küçükler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. sahîh’den itaf). Daha veya en doğru, en sağlam: Esah rivâyete göre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. üşâbe). Karışıklıklar,cins bozuklukları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. eş’em). En şomlar, en uğursuzlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. üslûb). Üslûblar. (bk.) Üslûb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ölmeyecek kadar az yiyecek, içecek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. esâmî’den galat). Asker ve bilhassa yeniçerilerin kaydı. Esâmesi okunmaz = Ehemmiyeti yoktur, kendisine ehemmiyet veren olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İsmi deftere kaydolunmuş, kayıtlı. Ar. mukayyed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ism). İsimler, adlar. (bk.) İsim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسامی] isimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. isnâd). İsnadlar. (bk.) isnad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synonymous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synonym.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Synonym. synonymous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Türlü yollarla bitkilerden elde edilen veya sunî olarak yapılan, kokulu ve uçucu sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essence. extract. perfume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfume. essence. scent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. giveaway. pattern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. sample copy. specimen copy. pattern reference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Tutsaklık, harpte karşı tarafın eline geçenin hâli, esirlik. 2. Kölelik, kulluk, bir efendinin malı olma. Ar. memlûkiyyet: Esaretin kaldırılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captivity. slavery. enslavement. bondage. enthrallment. enthralment. servitude. thraldom. thralldom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captivity. slavery. bondage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captivity. slavery. thrall. yoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسارت] tutsaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. esîr). Esirler, tutsaklar, (bk.) Esir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ebu Musa Abdullah b. Kays el-Eş’ari (Öl. 935). Ünlü kelam alimi, Eş’ari mezhebinin, kurucusudur. 40 yaşına kadar Mutezile görüşü benimsemiş, daha sonra Basra camiinden de herkese ilan ederek Mutezile’yi bıraktığını açıklamıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (esrâr’dan c. olup sırr’ın ikinci cem’idir. Ar. cem’ü’l-cem’). Avuç ve alındaki çizgiler ki, bazı dolandırıcıların gaipten haber vermek iddialarına dayanak olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Atkı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. écharpe

baş örtüsü

Kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarf. wrapper. kerchief. cravat. babushka. shawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kerchief. scarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. üss). 1. Temel. 2. Asıl, aslî durum: Bu işin esası böyle değildir. 3. Gerçek, hakikat, sıhhat: Haberin esası yoktur, (kimya) Bir asitle karışarak asit teşkil eden tuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main. principal. fundamental. basic. original. master. ultimate. authentic. basal. broad. central. constitutive. elemental. guiding. intrinsic. parent. pivotal. staple. underlying. foundation. the merits. beginnings. principle. base. basis. extract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. basic. basis. cardinal. cornerstone. essence. essential. footing. fundamental. ground. groundwork. intrinsic. kernel. mother. nucleus. principal. soul. staple. foundation. true state. principle. real.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. bottom. nucleus. source. foundation. basis. the true state of a thing. the essence. the fundamental principle. the essentials. fundament. origin. original. body. institute. ground. standard. keynote. matter. head. point. pith. staple position. top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اساس] asıl, kök, temel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. esas). Esaslar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اساسات] asıllar, esaslar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Esasından, temelinden, aslından: Mesele esasen böyle değildir. Dava esasen çürüktür. Bunu esasen kabûl etemem. Teferruatına girişmeye lüzum görmeksinzin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essentially. fundamentally. from the beginning. as a matter of fact. to tell the truth. actually. anyhow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fundamentally. essentially. as a matter of fact. to tell the truth. anyhow. basically. primarily. substantially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اساسا] aslında.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. esâsiyye). Asıl ve temele ait, asıl meseleye ve hâlin gerçeğine dair: Kavâid-i esâsiyye = Esas kaideler: Tedbîr-i esasi = Esaslı tedbir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Temelini atmak, bir temel üzerine bina etmek. 2. Sağlatmak, sağlam şekilde bağlamak. 3. Tashih ve tahkik etmek, düzeltmek, araştırmak. 4. Teferruatına sonra girişmek üzere asıl mevzuu kararlaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Temelleşmek, teessüs etmek. 2. Sağlamlaşmak, 3..Tahakkuk etmek, gerçekleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Teferruattan sayılan veya geçici olmayıp işin asıl ve esasına ait olan: Buna esaslı bir çare düşünmeli. 2. Sağlam, kuvvetli, dayanıklı: Esaslı bir binadır. 3. Sahih, doğru, muhakkak: Esaslı havadis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential. real. true. fundamental. main. based. founded. principal. basic. solid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fundamental. inclusive. broad. effective. good. drastic. elemental. essential. positive. radical. strong. vital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Temelsiz, sakat, çürük: Esassız bir teşebbüs. 2. Gerçek olmayan: Esassız havadis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. üstüvâne). 1. Üstüvâneler. (bk.) Üstüvâne. 2. mec. Bir topluluğun sütun ve direk yerini tutacak surette ileri gelenleri, erkân: Esâtin-i ulemâ = Bilginlerin ileri gelenleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Hurâfeler, Fr. mitoloji. Eski kavimlerin tanrıları hakkındaki hikâye, efsane, hurafe ve rivayetler: Yunan esâtiri, İran esâtiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

myth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اساطير] mitoloji. 2.uydurma sözler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اساتيذ] ustalar. 2.üstadlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. üstâz). Üstadlar, bir güzel sanatın ustaları, (bk.) Ustad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sevâd). Sevâdlar, siyahlıklar, karalıklar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay kadar güzel.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabahati örten, vaziyeti kurtaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Mareşal rütbesine Almanlar’ın verdiği isim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fesat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فساد] fesat, bozukluk. 2.kötülük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. fesâd = karışıklık, F. Amihten = karıştırmak). Fesâd çıkaran, karıştıran, ikilik yaratan: FesâdAmîz birtakım sözlerle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ A. fesâd = karışıklık, F. engîhten = koparmak). Fesat koparan, ortalığı karıştıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Atılan okun havada çıkardığı ses, fış sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fasâhat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فصاحت] fasihlik, dilde düzgünlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Açıklık, duruluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hikâye, masal. (bk.) Efsâne, fesâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Efşân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Masal, esatir, asılsız ve harikulâde hikâye, (bk.) Efsâne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فسانه] efsane, masal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FESADA ) (i. A.) (c. fesâdâ). 1. Bozukluk, bozuk şeyin hali, çürüklük, yolsuzluk: Fesâd-ı mide = Mide bozukluğu. Fesâd-ı dimağ = Beyin bozukluğu. Fesâd-ı ahlâk = Ahlâk bozukluğu, bozuk ahlâk. 2. Karışıklık, nifak, fesat karıştırmak; aralarına fesat düştü. Ehl-I fesâd, erbab-ı fesâd = Fesât karıştıranlar, asayişi bozanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poisonous. low-minded. jaundiced. sinister. malice. depravity. intrigue. mischief. corruption. plot. agitator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinister. disturbance. disorder. sedition. mischief. treachery. intrigue. mischievous. factious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedition. disturbance. disorder. treachery. corruption. depravity. mischief. plot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فساد] bozukluk, kötülük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fesat karıştıran, karıştırıcı, nifakçı, iş bozan. Ar. münâfık: Fe satçı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troublemaker. trouble making. factious. firebrand. incendiary. mischief maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stirring up trouble. sedition. criminal mischief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedition. disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. feyz = bereket, Fars. resânîden = yetiştirmek). Feyz, bereket ve bolluk getiren, yetiştiren. Blrtn-ı feyz-retân = Bolluk getiren yağmur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent. fluorescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent. fluorescent flüorışıl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda ‘General Electric’ tarafından sergilendi. Amerikan evlerinin elektrikle aydınlatılmasından yaklaşık 60 sene sonra ortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampul ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi romantik ışığı ile ampul kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampul kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji harcayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine basıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki cıvayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınlar da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktarda enerjiyi bir saatlik açık durumda ancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50.000 saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20.000 saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampullerde açıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşil yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda “General Electric” tarafından sergileni. Amerikan evlerinin elektrikle ayınlatılmasından yaklaşık 60 yıl sonra oortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampül ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi rpmantik ışığı ile ampül kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılaması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampül kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji sağlayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine baıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki civayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınları da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktardaki enerjiyi bir saatlik açık durumdaancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50 bin saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20 bin saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampüllerde açılıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşi yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). trinketa yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking distance. length of brake path. stopping distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(eskiden: GECESAFA) (i. botanik). İkiçeneklilerden, süs bitkisi olarak yetiştirilen bir bitki (mirabilis ialapa).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gözyaşı saçan, acı acı ağlayan.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, projektör lensleriyle projektörün üzerine yansıttığı ekranın merkezi arasındaki mesafedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cevâhir saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. gül, feşânden = saçmak). Gül saçan, etrafa gül dağıtan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبل المساکن] sarmaşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countless. innumerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حساب] hesap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take sth into account. allow. comprise in an account. consult. figure on. include. make allowance for. reckon. reckon in. to include in the reckoning. take account of / into account. take into account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HİSABİ) (i. A.) (m. hisâbiyye). 1. Hesaba ait, hesap işleri. 2. (Türkçe) Hesabını bilir, idareli. Ar. mümsik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economical. thrifty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on account of. pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HİSAB) (i. A.) (c. hisâbât). 1. Sayı sayma, sayıya ait iş: Paramızı, alıp verdiğimizi hesap edelim. 2. mec. Tahmin, düşünce: Benim hesabıma göre, hesabım doğru çıkarsa. 3. Defter tutma, alacak, vereceğin ve alınıp sarf olunanın kaydı: Hesap tutar. 4. Alacak, verecek, paraya ait münasebet: Kendisiyle bir hesabımız vardı, benim, onunla hiç bir hesabım yoktur. 5. Sayıya ait kaide ve işlerden bahseden ilim ki, matematiğin ilk basamağı sayılır: Hesap ilmi, hesap okumak, hesap öğrenmek. Bilhesâb = Hesabederek, hesap olunarak. Bî-hesab = Hesapsız, pek çok. Parmak hesabı = Parmakla yapılan kaba ve cahilâne hesap. Hesap tutmak = Alacak, vereceği veya makbuz ve sarfiyatı deftere kaydetmek. Hesaba çekmek = Birinden hesap isteyip mesul tutmak. Hesâb-ı zihnî = Çocuklara ezberden öğretilen hesap. Hesaba gelmek = 1. Uymak: Benim hesabıma gelir, gelmez. 2. Sayılabilmek, sayılabilecek miktarda olmak: Onun mal ve serveti hesaba gelmez. Alelhesap = Hesaptan önce, hesap görüldükte sayılmak üzere parça parça verilen para: İşleyen aylıktan alelhesap ikiyüz lira almıştır. Indelhesâb, ledilhesâb = Hesap olundukta, hesap görülünce. Yevm-ül-hesâb, rûz-ul-hesâb = Kıyamet günü, mahşer günü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counting. reckoning. calculation. computation. arithmetic. calculus. account. bill. count. estimate. score. settling. sum. sums.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. arithmetic. bill. calculation. calculus. check. computation. count. estimate. recital. reckoning. score. statement. tab. tally. plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. arithmetic. financial record. money owned or on deposit. estimate. plan. expectation. bill. calculation. calculus. computation. estimate n. estimation. genealogy. reckoning. tab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir İnternet Servis Sağlayıcıya (İSS) kaydolduğunuzda size bir hesap adı veya hesap kimliğinin yanı sıra bir parola verilir. Bu bilgiler, modeminiz İSS’niz tarafından verilen erişim numarasını çevirdiğinde Internet’e girmenizi ve e-posta hesabınıza ulaşmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculator. calculation chart. tabular statement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deposit book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reckon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day of reckoning. settlement day. day of account. account day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculator. calculating machine. adding / calculating machine. computing machine. counting machine. adding machine. reckoner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account abstract. abstract account. account abstract / of statement. extract / statement of account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountant. auditor. certified public accountant. general accountant. field auditor. state auditor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hesabını iyi bilen, hesapla sarfeden, idareli, Ar. mümsik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reckoning. calculation. computation. sums.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computation. reckoning. calculation. compution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculation. calculating. casting. casting off. computation. computing. count. estimating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Takdir ve tahmin etmek, düşünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reckon. calculate. compute. figure out. check out. work out. cipher. count up. discount. foot. foot up. number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculate. compute. estimate. reckon. to calculate. to compute. to reckon. to figure out. to work sth out. to take into account. to take into consideration. to plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculate. compute. to calculate. to weigh the advantages against the disadvantages of. to estimate. to project. to take sth into consideration. to make a calculation. to work out the figures. figure. figure out. rate. scale. take stock. tally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be calculated / taken into account / projected / predicted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

settling accounts with. settlement. reckoning. payoff. revenge. liquidation. settling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearance. working- out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alacak, verecek hesabını görüp ilişiği kesmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to settle accounts mutually. to settle accounts with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to settle outstanding accounts with each other. to settle old scores with. to get even with. quit scores. settle. settle one's account. to have an account to a with sb. sort out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hesap ve takdir olunmuş, düşünülmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculated. economical. economic. well-balanced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economical. careful with money. rational. moderate. measured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sayısız, Ar. lâ-yuad ve lâyuhsâ, pek çok: Hesapsız malı vardı. Hesap etmeksizin, yetişip yetişmeyeceğini evvelden hesap ve tahmin etmeksizin: Hesapsız sarfediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undocumented. innumerable. incalculable. not properly thought out in advance. countless. measureless. uncounted. untold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrecorded. undocumented. thoughtlessly. at random. casually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of planning and forethought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. kimya). Gevreklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. heves’in c.). Hevesler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هوسات] istekler, hevesler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. impresario.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İnce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Damla saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (keh = saman, keşân = çekenler). Gökteki samanuğrusu, hacılar yolu, Samanyolu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کهکشان] samanyolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for one's own account. on one's own account. to one's own expense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çekişme, anlaşmazlık, münakaşa: Bu iş İçin aralarında bir keşâ-keş var ki, sorma. 2. Tereddüt, ıstırap: Bir keşâ-keşe düştü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کساد] sürümsüz, kesat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sıklık, tokluk: Kumaşın kesâfeti. 2. Kalınlık, yoğunluk, sıklık: Ağacın kesâfeti. 3. Şeffaflığın zıddı: Kâğıdın kesâfeti; bulutların kesâfeti. 4. Koyuluk: Bir sıvının kesâfeti. 5. mec. Kabalık, Osm. cismânîlik, akıl, zekâ ve duygu kabalığı: Bu adamın aklındaki kesâfet. 6. (coğrafya) Kesâfet-i nüfus = Nüfus yoğunluğu, Fr. densitâ (de population).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Üşenme, tenbellik, gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

density. thickness. concentration. consistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کثافت] yoğunluk. 2.çokluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کسالت] tembellik, gevşeklik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çeken, çekerek: Keşan keşan götürdüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slack. stagnant. flat. slackness. dullness. scarcity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagnant. slack. tight / adj adv / sıkı , gergin ; su geçirmeyen ;.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sürümsüzlük, revaçsızlık, satılmama, geçmeme: Ticarette çok kesat var. 2. Revaçsızlık, azlık, kıtlık, yokluk, az bulunma, Ar. nedret, kaht: Tahıl kesâdı vardır; para üesâdı var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sürümsüzlük, revaçsızlık, kesat: Ortada kesatlık vardır. 2. Sürümsüzlük ve kıtlık vakti: O sene kesatlıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slackness. stagnation. letdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cankurtaran, hayat kurtaran kimse veya şey; b.h., tic. mark. şeker simidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr., Cerm.). Mareşallik rütbesinde olan en büyük rütbeli asker: Mareşal Fevzi Çakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orgeneralliğin üstündeki son askerî rütbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. maslahat). Maslahatlar, İşler. (bk.) Maslahat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Akşam. Subh-ü mesâ = Sabah, akşam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسا] akşam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. platform gibi yassı ve yanları dik tepe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Derece: Lâ-şey (hiçbir şey) mesâbesinde (değerinde).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. misbâh). Misbâhlar. (bk.) Misbâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mescid). Mescidler, camiler, (bk.) Mescid.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساجد] mesçitler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MESAFE) (i. A.) (c. mesâfât). İki yer arasındaki uzaklık: Bursa ile Konya arasındaki mesafe ne kadardır? Aramızda hayli mesafe vardı. Kat’-ı mesafe etmek = Yol alıp yaklaşmak, yakın olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. space. interval. breadth. journey. margin. remove. shoot. span. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. space. interval. breadth. journey. margin. remove. shoot. span. way. ways.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. interval. pitch. space. range. way. travel. march. journey. mileage. lag. intercept. cast. extent. fetch. flight. ground. length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسافه] uzaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). İzin müsaade: Bu işte mesâğ-ı şer’İ vardır, yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. c.) (m. meşgale). Meşgaleler, uğraşmalar, (bk.) Meşgale.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاغل] uğraşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surveying. measuring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساحه] ölçüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Arazinin ilmi şekilde ölçülmesi, arsa, tarla, ev ve toprağı ölçmek: Arsayı mesaha edip dört parçaya taksim ettiler. 2. Arazi vesalrenin ölçülmesi ilmi, geometrinin bundan bahseden kısmı: Fenn-i mesâha pek lüzumlu bir ilimdir. 3. Bir arsa vesairenin ölçüsü, miktarı. Mesaha-i sathiyye = Yüzölçümü: filân vilâyetin mesaha-i sathiyyesl şu kadar kilometrekaredir. Mesâha zenciri = Araziyi ölçmede kullanılan yüz mıkyaslı zencir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. meşhed). Meşhedler, şehit mezarları, (bk.) Meşhed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meşhûr). Meşhurlar, ünlüler, (bk.) Meşhur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاهير] ünlüler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MESAİ) (i. A. c.). Çalışmalar, çabalamalar: İyi mesai yaptı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساعی] çalışma, çalışmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. musibet). Musibetler. (bk.) Musibet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «suûbet» ten; müfredi yoktur). Güçlükler, zor İşler, müşkülât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصائب] musibetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mes’ele). Meseleler. (bk.) Mesele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. meş’al). Meş’ aller, meşaleler, (bk.) Meş’al,

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسائل] meseleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاعل] meşaleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). 1. Yazılı olarak bırakılan, sözle veya elden gönderilen kısa haber: Telefon edip bir mesaj bırakmış; mesajınızı aldım. 2. Devlet adamlarının bir topluluğa veya bir yabancı devlet adamına yazılı hitabı, tebliği.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. message

ileti

Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

message. communication. dispatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. dispatch. message. word. message ileti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

message. runner. sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. meşakkat). Meşakkatler, zorluklar, (bk.) Meşakkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mesken). Meskenler, (bk.) Mesken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. misktn). Miskinler, (bk.) Miskin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مساکن] yoksullar. 2.miskinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساکن] konutlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trouble. difficulty. gruelling. grueling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardship. trouble. difficulty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشقت] sıkıntı, güçlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sıkıntı çekmek, güçlüğe katlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şak» dan mimli masdar) (c. meşâk). 1. Güçlük, sıkıntı, zorluk, eziyet: Bu işte çok meşakkat çektim. 2. Zahmetli iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. hard. arduous. gruelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEŞ’ALE) (i. A. «şu’l»dan im.) (c. meşâil). 1. Aydınlatmaya mahsus Alet, kandil, lamba. 2. Açık yerleri gece aydınlatmak için kullanılan Alet ki, yere dikilmiş demir bir direğin ucundaki kafesin içinde çıra veya yağlı paçavra yakmakla olur (dilimizde daha çok ikinci mânâya gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torch. flambeau. cresset. link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torch. flambeau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torch. flambeau. cresset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meslek). Meslekler, bk Meslek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendisine uygun olmayan birisiyle evlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (cemü’l-cem’i: mesâmât; m. mesamme). (bk.) Mesamme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şemm» den im.). Koku alacak yer, burnun içi ve yukarısı, geniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Derideki delikler, gözenekler, mesâmeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Derideki küçük delik, gözenek, (bk.) Mesamma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسامه] derideki küçük delikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشام] burun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Sidik torbası, (tıp) İltihâb-ı mesâne, zâtü’l mesane = Mesâne hastalıkları, Fr. cystite.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrar torbası veya idrar yollarında meydana gelen taşlara; halk arasında mesane taşı, tıp dilinde kalkül denir. Boy şekli ve bileşimleri bakımından çeşitlidirler. Yerlerinde kaldıkları sürece pek rahatsızlık vermezler ama, yerlerinden ayrıldıklarında ağrı yaparlar. Ağrıyı hafifletmek için ağrının bulunduğu bölgeye ateşle ısıtılmış tuğla parçası veya içi sıcak su dolu bir şişe konulur. Ayrıca sıcak suya bastırılmış bir parça bezle de kompres yapılabilir. Taşları eritmek ve düşürmek maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Şalgam, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 3 tane şalgam doğranır. 15 dakika kaynatılıp süzülür. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Kur’an-ı Kertm’e, uzun sûrelerine veya yalnız FAtiha sûresine verilen isimdir. Seb’ü’l-mesânî — FAtiha sûresinin yedi Ayeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mesned). ■ Mesnedler, dayanaklar, (bk.) Mesned.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meserret), (bk.) meserret (dilimizde ekseriya müfred gibi ve «meserret» mânâsiyle kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصارف] harcamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشارق] doğular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mastar). Mastarlar, (bk.) Mastar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Kötülükler, kötü haller, fenalıklar: Onun mesâvîsi pek çoktur,

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساوی] kötülükler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشایخ] şeyhler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şeyh). Şeyhler, ihtiyarlar, (bk.) Şeyh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Müesseseler, kuruluşlar, tesis olunmuş, kurulmuş şeyler: Müessesât-ı ilmiyye (İlmî müesseseler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). İyi bir haber veren, müjdeci, Ar. beşîr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mukaddes mefhumların bütünü, (bk.) Mukaddes.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقدسات] kutsal değerler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. matematik). Trigonometri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSTEŞAR) (i. A. «meşveret» ten imef.) (mü müsteşâre). 1. Kendisiyle istişâre olunan, danışılan. 2. Bakan veya büyükelçi yardımcısı; içişleri, maliye, başbakanlık, Londra büyükelçiliği müsteşarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undersecretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undersecretary. assistant secretary. secretary of state. under-secretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undersecretariat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank/duties of an undersecretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undersecretariat. undersecretaryship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şebeh ve şlbh» den if.) (mü. müteşâbihe). Birbirine benzer. 2. Ayât-ı müteşâbihe. (bk.) Müteşâblhât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ayât-ı müteşâbihe yâni Kur’an-ı Kerîm’in dış mânâsı kastedilmeyen Ayetler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Tesadüf eden, rastgelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadme» den if.) (mü. mütesâdime). Çarpışan, tokuşan, birbirine vuran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şa’b» dan İf.) (mü. müteşâibe). Dallara ve kollara ayrılmış, Osm. teşâub etmiş, çatallı, dallı, budaklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şâr» dan if.) (mü. müteşâirre). Kıllı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şi’r» den if.). Şairlik taslayan, şairlik satmak isteyen, sahte şair.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şekl» den if.) (mü. müteşSkile). Şekli bir olan. (edebiyat) Bahr-i Müteşâkil = Bir Arûz vezni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Tesânüd içinde olan, dayanışmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). TeşSşO eden, şâşaalanan, parlayan, gösterişli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sivâ» den if.) (mü. mütesîve). Birbirine eş ve eşit olen, birbiri kadar. Mütesâviyü’l-adli = Kenarları bir ve eşit olan. Mütasâviyü’z-zevâyâ = Açıları eşit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mütesâvî olarak, eşit olarak, (bk.) Mütesâvî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مباحثات] tartışmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مؤسسات] kurumlar, kuruluşlar, müesseseler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مثلثات] trigonometri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستشار] danışman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متصادف] rastlayan, tesadüf eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متشاعر] şair geçinen, şair müsveddesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متساوی] eşit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متساویا] eşit olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adaş, aynı adı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نارسا] ham. 2.uygun olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Kalça kemiğinden ayakların ucuna kadar uzanan sinir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nişasta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. neşîde). Neşîdeler, şiirler, şarkılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tarz, üslûp, tertip: Bir nesak üzere = Aynı tarzda, üslûbda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Burna çekmek, burunla çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sevinç, şen olma, keyif: Neşâta geldi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نشاط] sevinç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sevinç, neşe, şenlik, keyif. İran şairlerinden birisinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Sevinç veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Sevinç arttıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

density of population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint account. mutual currency account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint account. mutual currency account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. italya'da Parma şehrine ait. Parmesan cheese parmıcan peyniri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Fısıh .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. geleceği bildiren belirti; önsezi; f. olacağı önceden söylemek veya göstermek; kehanet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Yetişen yahut yetiştiren, mü|deei.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رسا] olgun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yetişen, yetiştiren, erişen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Doğru yolu bulup girme, hak yolunda yürüme. 2. Sultan Reşad adına basılan altın: Reşâd altını.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Doğru yolda, hak yolda yürüme. 2.Sultan Reşad; Osmanlı son dönem padişahlarındandır. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Osmanlı protokolünde şeyhlere verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Süsler, süs.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. risâle). Risaleler. (bk.) Risâle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رسائل] risaleler. 2.dergiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yetiştiren, götüren, eriştiren (birleşik sıfat teşkiline girer). Miljde-resln = Müjde götüren. Şeref-resln = Şeref getiren.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Erişenler, yetişenler, ulaşanlar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Özlem, hasret.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rasânet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sağlamlık, metanet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rasânet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskilik, köhnelik, yıpranmış olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Reşâd.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Layık, değer, yakışır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Zamanımızda, dünyanın büyük bir bölümünün ve bizim de kullandığımız rakam şekilleri, diğer ülkelerde ‘Arap rakamları’ diye bilinir. Aslında bu nitelendirme yanlıştır. Bu rakamların kökeni yani ilk ortaya çıktığı yer Hindistan’dır ve buradan önce Arabistan’a, daha sonra İslami kültür yayılımı ile birlikte Avrupa’ya geçmiştir.

Avrupa’da Romen rakamlarından günümüz rakamlarına geçiş Ortaçağda olmuştur. O yıllarda Avrupa’da hesap işleriyle uğraşanlar Romen rakamlarını hemen terk etmediler. Daha ziyade toplama ve çıkarma işi yapan tüccarlara Romen rakamları daha pratik geliyordu. Örneğin 68’den 16’yı çıkarmak için 68 yani ‘LXVIII’ rakamından 16’yı ifade eden ‘XVI’ rakamlarını silince geriye ‘LII’ yani 52 kalıyordu.

Diğer bir örnek olarak 77 (LXXVII) sayısından 15’i (XV) çıkartalım. Yapılacak iş 77’nin içinden X ve V rakamlarını silmektir. Sonuç ‘LXII yani 62’dir.

Bu arada Romen rakamları nelerdir bir görelim: I(1), II(2), III(3), IV(4), V(5), VI(6), VII(7), VIII(8), IX(9), X(10), XX(20), XXX(30), XL(40), L(50), LX(60), LXX(70), LXXX(80), C(100), D(500), M(1 000)

Romen rakamaları her bir sayının karşılığı olan harfler, büyükten küçüğe doğru ve soldan sağa yazılıp bunların hepsi toplanarak bulunur. MDCLXVI sayısı neymiş bulalım:

(M=1 000)+(D=500)+(C=100)+(L=50)+(X=10)+(V=5)+(I=1)=1966

Ancak günümüzde sistem tam böyle çalışmıyor, büyük rakamdan önce gelen daha küçük rakam büyükten çıkartılıyor. Örneğin IX=(10-1)=9, bu şekilde 1999 sayısı olan MCMXCIX (1 000+900+90+9)=1999 olarak bulunuyor.

Bir başka uygulama da aynı harfi üç kereden fazla tekrar etmemek şeklinde. IIII yerine IV, XXXX yerine XL kullanılıyor. Ancak Romen rakamlarında M’den büyük harf olmadığından 1 000’den sonra örneğin 4 000 MMMM şeklinde yazılabiliyor. Daha büyük sayılarda ise sayının kaç kere 10’un katı olduğunu ifade etmek için parantez işaretleri kullanılıyor.

Romen rakamlarında sayıdan önce ‘bir’ gelmesi sadece dört (IV) ve dokuzda (IX) vardır. Romen rakamlarında sıfır yoktur. Rakam gösterildiği işaret kadar yani ‘X’ nerede olursa olsun ‘10’dur. Halbuki günümüz rakamlarında ‘1’ tek başına iken ‘1’dir ama sağdan ikinci haneye geçince ‘10’ değerini, üçüncüye geçince ‘100’ değerini alır.

Tüm bu nedenlerle günümüzün karmaşık işlemlerinde Romen rakamlarının kullanılmaları mümkün değildir. Sıfır sayısının katılmasıyla hiç rekabet güçleri kalmamıştır. Duvar saatlerinde dekoratif amaçlı kullanılmaları yanında pratik bir kullanım yerleri yoktur.

Günümüzde milyon, milyar derken trilyonları hatta katrilyonları ifade eder hale geldik. İleriki yıllara hazırlık amacıyla milyondan başlayarak sonra gelen sayılara bir bakalım. Sayı isminin yanına bir parantez içindeki rakamlar o sayıda kaç tane sıfır olduğunu gösterir:

Milyon(6), milyar(9), trilyon(12), katrilyon(15), kuintrilyon(18), sekstrilyon(21), septrilyon(24), oktrilyon(27), nanilyon(30), desilyon(33), andesilyon(36), dudesilyon(39), tredesilyon(42), kattırdesilyon(45), kuindesilyon(48), seksdesilyon(51), septendesilyon(54), oktadesilyon(57), novemdesilyon(60), vijintilyon(63).


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Avrupa’da Orta Çağ’dan sonra meydana galen ve eski klasik Aleme dayanan ilim ve sanat çığırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renaissance. renascence. rebirth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renaissance. the renaissance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Renaissance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. reis). Reisler, başkanlar, (bk.) Reis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rızk yetiştiren, rızk veren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رؤسا] başkanlar, reisler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. tahterevalli; ileri geri hareket; iniş çıkış; s. aşağı yukarı (hareket); f. aşağı yukarı sallanmak, çöğünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref, Fars. resânîden = yetiştirmek). Şeref yetiştiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref, Fars. resânîden = yetiştirmek). Şeref yetiştiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Serkeşlikle.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) susam, (bot.) Sesamum indicum. sesame oil susam yağı, tahin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) (i.) (anat.) susam şeklindeki, susamsı; (i.) susamsı kemik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınlara mahsus ve yan binilen eyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ar. şifâ = iyileşme; Fars. resânîden = yetiştirmek). İyi eden, şifâ veren, Ar. Şâfî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شفارسان] şifa veren, iyileştiren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

GSM şebekesi üzerinden 160 karaktere kadar kısa mesajlar gönderilmesini sağlayan iletim servisi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hekimlikte kullanılan zehirli bir çeşit hezaren, bot. Delphinium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صبح و مسا] sabah akşam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congratulatory message.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şibh» den). Benzeşme, birbirine benzeme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تشابه] benzeşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şecer» den). Odunla vuruşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Rast gelme, aramaksızın bulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluky. flukey. coincidence. incidence. hap. fortuity. chance. encounter. accident. conjunction. contingency. happenstance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluky. flukey. coincidence. incidence. hap. fortuity. chance. encounter. accident. conjunction. contingency. happenstance. chance meeting. chance event. happening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence. chance event. accident. a chance meeting. an accidental encounter. chance. hazard. casual event. casus. conjunction. lottery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Rastgele

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by chance. by coincidence. accidentally. haply. incidentally. fortuitously. by accident. casually. causelessly. in passing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidentally. incidentally. by chance. by coincidence. by accident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by chance. by accident. fortuitously. by coincidence. coincidentally. accidentally. by haphazard. by misadventure. peradventure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Rastgeie olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidental. casual. chance. coincidental. concurrent. contingent. fortuitous. incidental. stray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidental. coincidental. fortuitous. chance. casual. adventitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadm» dan) (c. tesâdümât). Çarpışma, tokuşma (müsademe gibi).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تصادف] rastlama. 2.rastlantı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

rastlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

rastlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصادفا] rastlantı eseri, rastgele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصادفی] rastlantı eseri, rastgele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصادم] çarpışma, tokuşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çarpışmak, tokuşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şahs» tan). 1. Şahıs şekline girme, mücessem şekilde görünme, Ar. tecessüm. 2. Ayrılıp belirme, teşhis olunma, Osm. taayyün etme: Hastalık henüz teşahhus edemedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sahip çıkma, koruma ve muhafaza etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تصاحب] sahip çıkma. 2.arkadaşlık etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claiming or pretending to be the owner of sth which does not rightfully bel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to claim or pretend to be the owner of sth which one does not rightfully po. to support and protect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şekvâ»dan). Birbirine şikâyet etme, halleşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şekl» den). Şekilce bir olup benzeşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «semahat» tan). 1. Müsamaha mânâsıyle kullanılıyorsa da, asıl mânâsı karşılıklı olarak müsamaha etmek ve birbirinin kusuruna bakmamaktır. 2. (edebiyat) Bir kelimeyi, alâka bulunmadan asıl yerinden başka yerde kullanma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسامح] hoşgörü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تسامحکار] hoşgörülü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) hoşgörü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تشامح پرور] hoşgörülü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tasnif). Tasnifler. (bk.) Tasnif (tasnîfât gibi).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصانيف] kitaplar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dayanışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solidarity. mutual support. cooperation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تساند] dayanışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tasrif). Tasrifler. (bk.) Tasrif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şirk» ten). Ortak olma, ortaklık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصاعد] göklere yükselme, ağma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şi’r» den). Şairlik iddiasında olma, şairlik taslama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sevi» den). Bir ve müsavi olma, beraber ve aynı derecede bulunma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تساوی] eşitlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tasvir). Tasvirler. (bk.) Tasvir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصاویر] resimler, tasvirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şeytân» dan). Şeytanlık etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şaşaalanma, parıldama.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تشعشع] ışıma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şa’b» dan) (c. teşa’ ubât). Şubelere ayrılma, dal ve budak peyda etme, dallanma, çatallaşma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تشعب] şubelenme, dallanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şu’l»dan). Parlama, tutuşma, alevlenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperation. joint effort. working together. collaboration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ri) kavramlar dizini; hazine, ambar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vakit kazandıran usul, zaman kazandıran aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculation given in round figures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اس الاساس] asıl, temel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deposit account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forward account. time deposit. forward s account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demand deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. evsâh). Kir, pas, pislik, murdarlık, Fars. çirk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. vesika). Vesikalar, (bk.) Vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documents. papers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وثائق] belgeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vesîle). Vesileler. (bk.) Vesile.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وسائل] sebepler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

and so forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

et cetera. etc. and so forth. and so on. and what not.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i..A. c.) (m. vâsıta). Vasıtalar. (bk.) Vasıta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of transportation. vehicles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وسائط] araçlar. 2.aracılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وشق] vaşak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Güzellik, güzel olma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Araya girme, vasıta olma, aracılık, Osm. meyancılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وساطت] aracılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vasıyyet). Vasiyetler. (bk.) Vasiyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وصایا] vasiyetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Vasiyet. 2. Vasîlik. 3. Emir, tenbih, tavsiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tutelage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ward. executorship. trusteeship. guardianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardianship. wardship. curatorship. tutelage. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i., f. toptan yapılan, toptan satılan; z. toptan; i. toptan satış; f. toptan satmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Biteviye, bir düziye hep aynı şekilde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniform. monotonous. drab tekdüze. monoton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. even running. humdrum. uneventful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformity. monotony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony. monotone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Varlık, servet, refah, Osm. sia-ı hâl: Servet sahibi. 2. Sol taraf, sol kol, sol. Yemin ve yesâr = Sağ ve sol, Fars.çep ü râst.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یسار] sol, sol taraf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Varlık, zenginlik. 2.Sol, sol tarafı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Kolaylık. 2.Zenginlik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sol, solla ilgili, sol tarafa ait. 2.Zenginlikle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygın bir adı olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F„ zer = altın, feşânden, efşânden = saçmak). Altın saçan, serpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Işık, ziyâ saçan. (bk.) Ziyâ-efşân.

Türkçe Sözlük by