Esb-süvar ne demek? | Esb-süvar anlamı nedir? | Esb-süvar

Esb-süvar anlamı nedir?

Esb-süvar ne demek?

Esb-süvar anlamı nedir?

Esb-süvar | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: esb suvar

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ata binmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Şerit. Aptesbozan otu = Gülgillerden, yeşil ve siyah boya elde etmekte kullanılan bir bitki (Opterium spinosum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı saltanatının eski devirlerinde polis müdürü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sardalya balığı, daha çok konservesi yapılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش بار] ateş yağdıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتشباز] fişekçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kınkanatlılardan, karanlıkta vakit vakit parlayan maruf böcek. (Campyris noctiluca).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(macis): Hindistancevizi çekirdeğini örten özlü zardır. İçeriğinde esans ve yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Teskin edici iştah açıcı ve vücudu kuvvetlendiricidir. Tavsiye edilen milktarı aşmamalıdır Aksi halde zehirlenme belirtileri görülebilir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Açıkça belli: Besbelli artık gitmemiz lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evident. obvious. obviously. patent. self-evident. evidently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. obviously. certainly. quite evidently. clear. evident. self evident. point- blank. self-evident. sure as eggs is eggs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Beterin beteri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İri cins muşmula.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). c. Çâbük-süvârân, iyi at süren, ata iyi binen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut CESBAN (i. F.). Münasip, lâyık, şâyeste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Yakışır, lâyık. Fars. şâyeste, sezâ-vâr: Hâlime cesbân bir i; bulunamadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Alaca ata binmiş, mec. Yiğit, muharip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). At, beygir. Ar. feres. Esb-i sabâ-reftâr = Rüzgâr yürüyüşlü at.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اسب] at.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). At süren, at koşturan, süvari.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ata binmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sebeb). Sebepler. (bk.) Sebep.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسباب] sebepler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسباب موجبه] gerekçe, gerekçeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسباب مجبره] zorlayıcı sebepler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسباب ضروریه] zorunlu sebepler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şibh). (bk.) Şibih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. sâbık’tan itaf.) Bundan önce, kendisinden eski olan, bir görevde bir evvelkinden önce bulunmuş olan: Esbak vali, esbak bakan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسبق] önceki, daha önceki, eski.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kadın baş örtüsü. 2. Tül peçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causes. reasons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) (uyd. k.) 1. Yeryüzünde hava basınçları eşit olan noktalar. 2. Bu noktaların meydana getirdikleri eğri, isobar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sıbt). (bk.) Sıbt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şebîh» den itaf.). Daha veya en bezer, daha veya en çok benzeyen ve denk (az kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kömürlük.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alışkanlık kazanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کسب] çalışarak kazanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Çalışıp kazanma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کسبی] çalışarak elde edilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kazanma, kazanç, Ar. iktisâb, istifade: Hayli servet kesbetmiştl: Ayda birkaç bin lira kisbi vardır. 2. Edinme, Osm. hâsıl ve peydâ etme: Kisb-i malûmat etmek; yağmur altında av arkasından gezmekten hastalık kesbettim. 3. Geçimini sğalamak için çalışma ile buna Alet olan san’at ve meşguliyet: Kisb ü kâr sahibi, bk. Kesb.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, Lesbian i., s. homoseksüel kadın, sevici; s. sevicilige ait. lesbian love, lesbianism i. sevicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Midilli'nin eski ismi. Lesbian s. Midilli'ye ait; Midillili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. meşbûa). Doymuş, tok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مشبوع] dolu. 2.tok, doygun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ke ile) (i. A. «sebk» den imef.) (mü. mesbûke). Kalıba dökülmüş: Mesbûk madenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «sabak»dan imef.) (mü. mesbûka). 1. Geçilmiş, başkaları ilerleyip geçtiğinden, geride kalmış, arkada bırakılmış. 2. Önünde bulunan, ondan evvel geçmiş. Mesbûku’l-emsâl = Misilleri geçmiş. Zıddı: Gayr-ı mesbOk — Misli geçmemiş, görülmemiş, yeni ortaya çıkmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Lâyık olmayan, yakışıksız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامسبوق] olmamış, geçmemiş, cereyan etmemiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yaşlılık sonucu olarak yakını görme özelli- ğinin zayıflaması, presbitlik. presbyopic s. presbit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilise ileri gelenlerinden biri; papaz; Presbiteryen kiliselerinde yönetim kurulu üyesi. presbyterial s. yönetim kuruluna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ihtiyarlar meclisince yönetilen kilise sis- temine ait; i., b.h. bu sistemle yönetilen kilisenin üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilisede yalnız papazların girebildiği perdeli veya kapalı kısım; Presbiteryen kiliselerinde yö- netim kurulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدر اسبق] eski sadrazam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şeh-süvâr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İyi ata binen yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ŞAH-SÜVAR) (i. F.). Atlılar başı, pek mahir ve şanlı binici.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) [شش بش] altı ve beş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Atlı, ata binmiş, binici. Esb-süvfr = Ata binmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SUARE) (i. Fr. soir«). Akşam yemeğinden sonra yapılan eğlence.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SÜVARİ) (i.) (F. suvâr’dan). 1. Atlı. 2. Atlı asker, zıddı: piyâde. Süvari alayı, bölüğü. 3. Gemi kaptanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavalier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavalry. cavalry man. captain of a ship. cavalryman. captain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavalryman. rider. horseman. captain. cavalier. sea captain. ship master. shipmaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Atlı. Atlı ask(Erkek İsmi) 2.Gemi kaptanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavalcade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squadron. troops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavalry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atlı askerin işi ve sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sulamak tarz ve usûlü ve araziye bir kerede verilen su miktarı: Bir suvarım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (Hayvanlara) Su vermek, (araziye) su koyuvermek. 2. Demiri kızdırıp sertleştirmek için suya daldırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «seb’» den). Yediye çıkarma, yedileştirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şebâb» dan) (edebiyat). Şiir ile bir kadının güzelliğini övme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tespih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şibh» den) (c. teşbîhât). 1. Benzetme. 2. (edebiyat) Benzetme sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simile. similitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simile. comparison. similitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسبيح] tespih.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تشبيه] benzetme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

benzetilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

benzetmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sübût» tan). Sağlamca yerleştirme, yerinden oynamaz hâle koyma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تثبيت] sağlamlaştırma, tutturma. 2.kanıtlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.tutturulmak. 2.kanıtlamak. 3.belirlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.tutturmak. 2.kanıtlamak. 3.belirlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «subhan»dan) (c. tesbîhât). 1. Subhân-allâh diyerek Allah’ı tenzih ve takdis etme. 2. Duaları saymak için hazırlanmış taneler dizisi: Tespih çekmek. Tesbihağacı = Teşbih tanelerine benzeyen ve ipliğe geçirilip teşbih gibi kullanılan taneler veren büyük bir ağaç. Tesbihböceği = Teşbih tanesine benzer bir böcek, kanfeşe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alışmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yeşim denilen yeşil taş.

Türkçe Sözlük by