Eşk ne demek? | Eşk anlamı nedir? | Eşk

Eşk anlamı nedir?

Eşk ne demek?

Eşk anlamı nedir?

Eşk | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: esk

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gözyaşı, Ar. dem’: Eşk-i tahassür = Hasretten akan gözyazı. Eşk-i şâdî = Sevinçten akan gözyaşı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اشک] gözyaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süslemede kullanılan bir tezyinat çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Musikide Arap stiline’ benzetilmiş, içiçe giren nağmelerle yapılmış parça. Balede bir pozisyonun adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش کار] külhancı, ateşçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armistice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armistice. truce. cease-fire. armistice mütareke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cease-fire. armistice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Birleşke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resultant. product.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.). Bir cisme tatbik edilen birkaç kuvvetin, tesir bakımından toplamını gösteren kuvvet, muhassala.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burlesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (eldiven yapımında kullanılan) kuzu veya koyun derisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÇİĞİSKİN yahut ÇİSKİN) (i.). 1. Pek ince çiğ, az ve hafif şebnem. 2. İnce ve güneş görünce eriyip görünmez olan kırağı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazı masası, yazıhane; daire, şube, masa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. descriptif

tasvirî

Tasvir niteliğinde olan, tasvirle ilgili.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

1991’de Avusturya Alpleri’nde buzullar arasında donmuş bir erkek cesedi bulundu. Şaşırtıcı olan cesedin 5.200 yıl önce yaşamış birine ait olması ve bugüne kadar hemen hemen hiç bozulmadan kalabilmesiydi. ‘Alp Çobanı’ adı verilen bu cesette dikkat çeken bir başka husus da, yüzünde sakal ve bıyık olmamasıydı.

Arkeologlara göre erkekler tarih öncesi devirlerde de tıraş oluyorlardı. Mağara duvarlarındaki bu devirlerden kalma resimler sakal tıraşı için kabukların, köpekbalığı dişlerinin, en çok da keskinleştirilmiş çakmaktaşlarının kullanıldığını göstermektedir. Günümüzde keşfedilen bazı ilkel kabilelerde çakmaktaşının bu amaçla kullanıldığı gerçekten de görülmektedir. Mısır’da açılan mezarlarda eski Mısırlıların M.Ö. 4. yüzyılda sakal kesmek için kullandıkları altın ve bakır aletler bulunmuştur.

Tarih öncesi erkeğinin sakal tıraşı olma nedeni, kesilmezse 150 santimetreye kadar uzayabilecek olan sakalın hareket kabiliyetini hayli kısıtlamasıdır. Ancak sinek kaydı tıraş olma ihtiyacının nedeni bilinmemektedir. Her gün kesilmesi gerekiyorsa erkekler niçin sakallı yaratılmışlardır, o da ayrı bir konu. Erkekler günümüzde olduğu gibi geçmiş zamanlarda da din, toplumsal konum ve moda gibi nedenlerle tıraş oluyorlardı. Örneğin, Roma’da sadece özgür insanlar tıraş olabilirdi.

MS. 14. yüzyılda şimdiki usturanın ilkelleri ortaya çıkmaya başladı, ama erkeklerin acılı ve kanlı tıraş derdi 20. yüzyılın başlarına kadar devam etti. King Camp Gillette (jilet) ABD’de 1901 yılında ilk iki taraflı jileti keşfetti. Ancak Birinci Dünya Savaşı yıllarına kadar 168 jilet ve 51 makine satabilmişti. Savaş başlarında ABD hükümeti ordunun ihtiyacını karşılamak için firmaya 3,5 milyon tıraş makinesi sipariş etti. Böylece tıraş bıçağı bir sektör haline geldi.

Kısa bir süre sonra eski bir kılıç üreticisi olan Wilkinson firması da tıraş bıçağı üretimine geçti ve bu ikili günümüze kadar piyasanın devleri olarak geldiler. Günümüzde Gillette dünya pazarının yüzde 66’sim elinde bulundururken, Wilkinson’un payı yüzde 20’dir. Daima sektörün motoru olan Gillette aslında kaşifinin ve firmanın ismi ve bir marka iken ürünün de ismi haline gelmiştir

1950’li yıllarda ilk elektrikli tıraş makineleri devreye girdi. Aynı yıllarda ise paslanmaz çelik tıraş bıçağı piyasaya çıktı. Günümüz erkeklerinin yaklaşık yüzde 80’i ıslak tıraşı yani tıraş bıçağı kullanmayı tercih ediyor. Dünyada tıraş olan 2 milyar erkek ve her birinin yüzünde ortalama 15 bin kıl varken ve hele hele bu kıllar günde yaklaşık 2 milimetre uzarken, yani bir erkeğin ömrünün ortalama 100 günü tıraş olmakla geçerken, kim bükebilir tıraş bıçağı sektörünün bileğini?


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F. eşk = gözyaşı, bârîden = saçmak). Gözyaşı yağdıran, çok ağlayan: Eşk-bâr olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut EŞK-FEŞAN (i. F.). Gözyaşı saçan, döken, ağlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (eşk = gözyaşı, rîhten = dökmek). Gözyaşı döken, çok ağlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gözyaşı döken, ağlayıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun okunur) (i. A. c.) t m. sakîl = ağır). Ağır şeyler, eşya, kalabalık, ağırlık. Cerr-i eşkal = Mekanik ilmi (Fr. mechanique).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sakîl’den itaf.). Daha sakîl, daha ağır, daha çirkin veya en sakil, en ağır, en çirkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şekl). Şekiller, (bk.) Şekil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشکال] şekiller

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اشک آلود] gözyaşlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun okunur) (i. A. c.) (m. sakam), (bk.) Sakam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

esker (i.), (jeol.) buzulların bıraktığı kum veya çakıldan ibaret yığın veya sırt halinde küme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (matematik). Kenarları eşit olan: Eşkenar dörtgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lozenge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhombus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhombus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilateral triangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ortaya çıkmasından beri çok zaman geçmiş olan. Ar. kadtm, atîk, Fars dîrîn, göhen: Eski zaman, eski maden, eski adamlar, eski şarap. 2. Şimdikinden önce olan. Ar. mukaddem, sabık, sâlif, Fars. pîşîn: Yenisi, eskisini aratıyor, eski bahçıvan. 3. Eskiyip yerleşmiş. Ar müzmin: Eski bir öksürüğüm vardır. 4. Kıdem kazanmış, kıdemli, Fr. doyen: Vezirlerin en eskisi. 5. Hükmü geçmiş, Ar. muattal: Eski takvim, eski moda. 6. Yaşlı, ihtiyar. Eski adamdır. 7. Zamanla bozulmuş şey, Osm. fersude, köhne: Eski esvap, eski kundura. 8. Bozuk, harap, viran: Eski ev, eski kale. Eskiler = 1. Eski adamlar. Ar. kudemâ, mütekaddimîn. 2. Eski esvap vs. Eskiden = Eski zamandan beri, Ar. minelkadîm. Baş eski = Eskiden saray emektarlarının en kıdemlisi. Eski pabuç = Değersiz şey. Eski pabucumu alırsın = Bir şey kazanamazsın. Eski püskü = Köhne şey, yırtık pırtık. Eski tas, eski hamam = Eskisinden asla farkı yoktur. Eski kurt = Kurnaz adam, bulunduğu mesleğin her şeyini bilen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old. ancient. early. former. earlier. ex. out-of-date. old-time. used. secondhand. archaic. bygone. crusted. cut-and-dried. disused. erstwhile. immemorial. late. obsolete. olden. onetime. passe. passee. past. previous. prior. quondam. sometime. of lo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancient. antiquated. archaic. bygone. corny. dated. early. former. late. obsolete. old. onetime. past. shabby. sometime. unto. used. veteran. ex. previous. obsolescent. old-fashioned. out of date. outmoded. worn-out. secondhand. back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancient. ex. former. old. veteran. worn out. second hand. archaic. early. gray. grey. hoary. olden. one time. outworn. previous. primitive. pristine. quondam. stale. threadbare. used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Old World.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancient monuments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an old flame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanlar tarihlerinde çok uzun bir süre tuvalet kullanmadılar. Başlangıçta hayvanlar nasıl yapıyorlarsa, onlar da öyle yaptılar. İşlerini en yakın çalının dibinde veya bir ırmak kenarında görebiliyorlardı. Ancak toplumlar geliştikçe, köyler, kasabalar ortaya çıktıkça tuvalet ihtiyacını karşılamak için daha uzak mesafelere gitme zorunluluğu doğdu. Ayrıca açıkta bırakılan atıkların yarattığı kötü koku ve hastalık tehlikeleri de insanlarda bu konuda bazı önlemler almanın zamanının geldiği bilincini oluşturdu.

Binlerce yıl önce Sümerler, Mısırlılar ve Hindistan’da yaşayanlar oturakta oturup, ihtiyaçlarını giderdikten sonra oturağa düşenleri uzakta bir yerlere döküyorlardı. İki bin yıl önce ise Romalılar ilk basit tuvaleti kullanmaya başladılar. Atıklar oturdukları deliğin içine düşüyor, deliğin altından akan su onları uzağa taşıyordu.

Çiftçilerin, açık arazide çalışanların ise zaten böyle bir dertleri yoktu. Tarlanın bir köşesine çukur kazıyor, çukur yeterince dolunca, toprakla dolduruyor ve başka bir çukur kazıyorlardı. Geceleri ise yataklarının altında bir lazımlık bulunduruyorlardı.

Ortaçağda kale ve şatolarda atık bir delik vasıtası ile binanın etrafındaki su birikintisine düşürülüyordu. Bir yere tuvaletini yapıp, onu bir tanktan gelen su ile sürükleyip, uygun bir yere bırakma fikri ilk olarak Kraliçe 1. Elizabeth zamanında, 1589 yılında John Harrington’dan geldi. Ancak o zamanlar İngiltere’deki evlerde ne böyle bir tankı dolduracak, ne de atığı alıp götürecek su sistemi vardı.

Günümüzdekilere benzer bir tuvalet ancak iki yüzyıl sonra 1778’de İngiltere’de bir saat yapımcısı olan Alexander Cumming tarafından tasarlandı ve Joseph Bramah tarafından geliştirildi. Tuvaletlerden evlere yayılan kötü koku ise 1849 yılında Stephen Green’in ‘U’ şeklinde bir boruyu tuvaletin çıkışına monte etmesi ile son buldu. Tuvaletlerin ve günümüzde lavaboların da altında bulunan bu ‘U’ şeklindeki boruda her zaman bir miktar su kalır ve kokunun oluşmasını önler. Tabii o zamanlar tuvaletler dökme demirden yapılıyordu. Sonra düzgün yüzeylerinin temizlenme kolaylığı bakımından seramik tuvaletler üretilmeye başlanıldı. 1888 yılında ise tuvaletlere zinciri çekilince suyu akan klozetler ilave edildi.

Bizde tuvaletler için hela, kenef, ayakyolu, WC., 00, yüznumara gibi birçok isim kullanılır. ‘WC.’ İngilizce ismindeki ‘Water Closet’in baş harfleridir. Yüznumaranın hikayesi ise değişik. Eskiden Fransa’da otellerde tuvaletler koridorların uçlarındaydı. Odaların her birine birer numara verirken, tuvaletlere numarasız demişler ve ‘00’ diye işaretlemişlerdi. Fransızca’daki ‘numarasız’ kelimesi ile ‘100 numara’ kelimesi hemen hemen aynı telaffuz edildiğinden, bizde Fransızcası biraz kıt birinin tercüme hatası sonucu ‘yüznumara’ olarak yerleşmiştir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuddy-duddy. fusty. square. stodgy. straight. stuffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidebound. old hat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shabby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old and battered. ragged. shabby. tattered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az eski, eskimsi, (bk.) Eski.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eski esvap vs. alıp satan adam. 2. Eski kundura veya elbise yamalayıp tamir eden adam, yamacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old clothesman. junk dealer. ragman. rag-and-bone man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second hand dealer. junk dealer. ragman. ragpicker. second-hand clothes dealer. shoe repairman. cobbler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junk dealer. itinerant buyer of junk. reg-and-bone man. shoe repairman. cobbler. buyer up. dealer in rags. second-hand dealer. old clothesman. secondhand buyer. secondhand dealer. wardrobe dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in old times. in times of old. of old. before now. once. beforetime. sometime. formerly. anciently. erstwhile. lang syne. onetime. in days of yore. of yore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formerly. once. in the old days. in the past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formerly. in the old days. in the past. autrefois. catchpol. once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski olan şey veya şahsın hali. (bk.) Eski.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancientness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oldness. agedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsolescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing out. becoming old. obsolescence. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ortaya çıkışından beri çok zaman geçme. Osm. kadîm ve köhne olmak: Zeytinyağı eskidikçe iyileşir: 2. Müzmin olmak: Bu öksürük eskidi. 3. Kıdem kazanmak, kıdemli olmak: Bir memuriyette eskimek bu adama nasip olamıyor. 4. Hükmü geçmek, muattal olmak: O moda eskidi, fen kitapları birkaç senede eskir. 5. ihtiyarlamak, kocamak: O adam da çok eskidi. 6. Bozulmak, Osm. fersude ve köhne olmak: Elbisem eskidi, yenilemeye mecburum. 7. Harap ve viran olmak: Ahşap evler yirmi senede eskir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wear out. become old. grow old. date. frazzle. stale. wear away. wear down. wear off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age. to wear out. get old. to become worn out. to age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become worn out / old. to grow obsolete. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old. dated. outworn. worn. worn-out. timeworn. obsolescent. decrepit. effete. moss-grown. rusty. stale. superannuated. well-worn. worm-eaten. out. detrited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hackneyed. obsolete. shot. old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of date. decrepit. month eaten. obsolete. past praying for. supperannuated. timeworn. trite. twice- told. used up. well worn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi). Grönland, Alaska ve Kuzey Kanada’da yaşayan bir kavim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eskimo. esquimau. amerind. amerindian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eskimo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of a peculiar race inhabiting Arctic America and Greenland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In many respects the Eskimos resemble the Mongolian race. the language spoken by the Eskimo people a member of a people inhabiting the Arctic ; the Algonquians called them Eskimo but they call themselves the Inuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eskimo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historically used to refer to indigenous people of Arctic North America The term derives from the Algonquin word for 'eaters of raw meat '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Amarok. a member of a people inhabiting the Arctic ; the Algonquians called them Eskimo but they call themselves the Inuit. the language spoken by the Eskimo people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Eskimo; Eskimo dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az eski, eskiye benzer, eskice.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Eşen, koşan, çabuk yürüyüşlü, yürük (at). 2. Yürüyüşün yorga da denilen çeşidiyle yürüyen (at). 3. Yürüyüş: Eşkini açık at. 4. Atın bir çeşit yürüyüşü ki, fâsılasız ve muntazam bir adımla süratlj yürümekten ibarettir, yorga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Sipahilerin bilfiil sefere koşan sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk ve muntazam yürüyen (at). Yürük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muntazam yürüyüşü olmayan (at.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eskisehir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meerschaum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kullanılarak eski ve köhne haline konmak: Kitaplar bu kadar çabuk eskitilir mi? 2. Kullanamayarak eskimeye bırakılmak: Tütün eskitildikçe daha iyi olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kullanarak eski hâline komak, yıpratmak: O elbiseyi, o potini eskittim, bu çocuk, kitaplarını çabuk eskitiyor. 2. Kullanmayarak eskimeye bırakmak: Bu zeytinyağını eskitmeli. 3. Müzmin hale getirmek: Hastalığı eskitmek iyi şey değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age. to wear to pieces. use up. to wear sth out. to age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wear to pieces. to use up. fret. overwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şaki). Şakiler, haydutlar, yol kesenler, (bk.) Şaki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highwayman. brigant. bandit. brigand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigand. bandit. bandits. highwayman. thug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشقيا] haydutlar, yol kesenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haydutluk, fesatçılık, yol kesicilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigandage. banditry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banditry. brigandry. brigandage. highway robbery. thuggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. esquisse

taslak

Bir şeyi, bir sanat veya edebiyat eserini ana çizgileriyle, türlü bölümleriyle belirten ön çalışma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sketch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preliminary sketch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. escorte

koruma aracı

Önemli kişileri yolculukları sırasında varacakları yere ulaştırmak ve korumakla görevli kişilerin bulunduğu araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. eserime). Kılıç ve meç talimi. Osm. silâhbâzlık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. escrime

sp. kılıç oyunu

Dürtücü kılıç, kesici kılıç ve delici kılıç adı verilen silahlarla yapılan spor.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fencing. fence. swordplay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fencing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fencing. fence. swordplay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fencer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fencer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). sünnet derisi, gulfe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. ). Henüz kurumadan duvar sıvası üzerine yapılan sulu boya resim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mural. fresco. fresko. wall-painting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fresco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keen sighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grotesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grotesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grotesquely , ludicrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [هوسکار] hevesli, istekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyil ve arzusu olanın, istekli olanın hâli: İlme heveskârlığı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Slavca’dan). Dört tekerlekli bir çeşit araba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, Asya’nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağacın ve bu ağaçtan alınan, koyu renkte bir sakızın adı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ejderkanı): Birçenekgiller sınıfının, zambakgiller familyasından, Kanarya adalarında yetişen bir ağaç veya ağaçcıktır. Gövdesi kalındır. Yaprakları sert ve kılıç şeklindedir. Dallarının ucunda demet şeklinde toplanmıştır. Yaşlı gövdelerden, boyacılıkta kullanılan, reçinemsi kırmızımtırak bir özsu akar. Kullanıldığı yerler: Yaraları tedavi eder. Dış kanamaları keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) KAş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir atım barut miktarı: Bir kesi, beş kesi barut. Barutluk kesisi — Ölçüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if only. if. i wish to goodness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

would that. if only. i wish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ah ! If only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) KAşki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dövülmüş buğday ile etten bir cins yemek. bk. Keşkeş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keşk» ten). Döğülmüş buğday ile etten bir cins yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dal kesmeye mahsus ufak balta, el baltası. 2. Sac ve demir kesmeye mahsus düz ve yassı kalem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bit. chisel. cutter. chaser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting implement. hatchet. cold chisel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Head covering worn between the turban and hair by some Sikhs Also worn by some boys before they begin wearing turbans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Keski.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok kesici, bilenmiş, Ar. kaatı’, sârim, Fars. tîz, bürrân: Keskin kılıç, bıçak, çakı. 2. Delici, sivri, hâd: Keskin iğne, diken. 3. Sert, kuvvetli, şiddetli, şedîd, pek: Keskin koku, sirke, tütün. 4. Müessir, tesirli, dokunaklı: Keskin dil, söz, kalem. 5. Pürüzsüz: Keskin yazı. 6. Faal, serî, Fars. cüst ü çâlâk: Keskin adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharp. sharp-edged. cutting. keen. pungent. severe. stinging. strong. incisive. acute. piquant. acrid. biting. bitter. blazing. dead. deep. edged. exquisite. keen-edged. mordacious. nipping. nippy. piercing. poignant. pointed. quick. sharp-cut. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrid. bitter. keen. piercing. poignant. pungent. rank. searching. sharp. shrill. smart. strong. tart. virulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keen. sharp. pungent. acute. severe. biting. bitter. clear cut. exact. exquisite. incisive. intense. lively. nipping. penetrant. penetrating. piercing. poignant. quick. salty. searching. shrewd. shrill. smart. splitting. strong. trenchant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpshooter. dead shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Keskin olmak, bk. Keskin ve keskinleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çok kesici veya delici olmak, Osm. kaatı’ veya hâd olmak, bilenmek: Bu çakı, bu iğne keskinleşti. 2. Sertleşmek, kuvvet kazanmak: Sirke keskinleşti. 3. mec. Faal ve çevik olmak: O çocuk çok keskinleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sharpen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Keskin veya sivri şeyin hâli: Kılıcın, çakının, iğnenin keskinliği. 2. Sertlik, şiddet: Sirkenin keskinliği. 3. mec. Tesir, dokunaklılık: Dilin, sözün keskinliği. 4. Dinçlik, çeviklik: O çocuğun keskinliği. 5. Bir kesici Aletin kesen tarafı: Kılıcın keskinliği. 6. Kılıçlama vaziyet: Tahtaları keskinliğine komak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpness. keenness. pungency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eskiden Hind dilencilerinin ve kalenderlerin kollarına asılı tuttukları ve herkesin önüne uzattıkları büyük hindistancevizi kabuğundan ibâret kap ki; aldıkları şeyleri içine koyarlardı. Keşkül-i fukara = Muhtelif şeylerden mürekkep bir çeşit sütlü tatlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کشکول] dilenci çanağı. 2.keşkül, bir tür tatlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Süt tatlılarından biri. bk. Keşkül.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ لشکر] asker. 2.ordu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Asker, ordu. Leşgerşiken = Düşman askerini kıran, ordu bozan. Leşger-keş = Asker çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ordugâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Asker çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Düşman askerini kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. F.). Düşman askerini kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Düşman askerini kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka İle) (i. A.). 1. Yazı örneği, aynını yazmaya çalışmak IçLn hocası tarafından yazılıp talebeye verilen yazı: Meşk almak, meşk vermek (asıl Arapça’da «eli yazıya alıştırmak için karalama yazmak» demektir). 2. Musikide eser geçmek: Ustâdımdan pek çok eser meşk ettim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مشق] yazı örneği. 2.temrin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مشک] kırba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Musiki parçaları geçilen yer. Eskiden bir çeşit hususî küçük konservatuvar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükûn» dan im.) (c. mesâkin). Oturulan yer, içinde barınılan yer, Osm. ikâmet-gâh: İnsan meskenini temiz tutmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwelling. habitation. domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domicile. dwelling. house. residence. tabernacle. legal residence. lodgment. lodging. private house. tenement. homestead. abode. domestic building. dwelling unit. habitation. hangout. home. inhabitancy. inhabited. living quarter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National home. pad. padho.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسکن] konut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yurt tutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) yurt tutmak, mesken edinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Miskinlik, fakirlik, zavallılık. 2. Beceriksizlik, acizlik, tenbellik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسکنت] miskinlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükûb» dan imef.) (mü. meskûb). Kalıba dökülmüş, dökme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. meşkûke). Darbolunmuş, basılmış, damgası vurulmuş, sikke hâline konmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şekk» den imef.) (mü. meşkûke). Hakkında şek ve şüphe olunan, şüpheli: Onun geleceği meşkûktür.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشکوک] şüphe götürür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Darbolunmuş, basılmış sikkeler: Meskûkât-ı Osmâniyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسکوکات] madenî paralar, sikkeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشکوکيت] şüphe götürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükûn» dan imef.) (mü. meskûna). 1. İçinde oturulan: Meskûn bir ev. 2. Ahalisi olan: Avustralya’nın en çok güneydoğusu meskûndur. Afrika’nın büyük kısmı zencilerle meskûndur. Gayr-i meskûn = İçinde oturulmayan veya ahalisi olmayan, boş, ıssız. Rub’-ı meskûn = Eskilerce dünyanın iskân edilmiş sayılan dörtte biri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسکون] yerleşilmiş, iskan edilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şükr» den İmef.) (mü. meşkûre). Şükrü yerine getirilen, teşekküre lâyık, teşekkür olunacak: Meşkûr hizmetleri inkâr edilemez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشکور] övülen, beğenilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Beğenilmiş, övülmüş. Teşekkür edilmeye değer olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Meşkur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükût» tan imef.). Söylenmemiş, sükût edilmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köstebek derisi; buna benzer kumaş; çoğ. bu kumaştan yapılmış pantolon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıklet» ten imef.) Ağır ve soğuk davranıp sertlikle karşılanan, aşağılanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i, A. «saky.dan if.) (tıp) Karnına su dolmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı Fars. pîş-keş = öne çekilen). Hediye, ermağan. Peşkeş çekmek = Olmayacak bir şeyi teklif etmek, sözde mükâfatlandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: Fars. pîş-gîr = öne tutulan). I. Yemek yerken vaktiyle peçete yerine dizlerin üzerine alınan uzun bez. 2. Havlı, peçete.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

napkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., k.dili sıkıntı veren, sinir bozucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Resim mevzuu olmaya uygun manzara.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pittoresque

resimsi

Durumu ve görünüşü resim konusu olmaya değer (görünüş).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picturesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Estetik etkiyi matematiksel düzen bağıntılarıyla değil de, doğadaki gibi bir rastlantısallıkla elde etmeye çalışan her tür sanatsal tutumu niteler. 18.yy. İngiliz bahçe tasarımı, Yakın Çağda Pitoresk tutumun ilk örneklerini vermiştir. Bu dönemde doğanın Baroktaki gibi geometrik biçimde düzenlenmesi yadsınıp doğal öğeler kullanılarak “düzenlenmemiş”, “el değmemiş” doğa izlenimi yaratacak bahçeler oluşturulmaya çalışılmıştır. Aynı tutum hemen hemen zamandaş olarak resim sanatında da görülür. Bu anlayıştaki resimler doğayı bir yandan “olduğu gibi” yansıtmaya çabalarken öte yandan da onu “yabani” olmaktan uzaklaştırmışlardır. Dolayısıyla pitoreski Romantizmden bağımsız düşünmek olanaksızdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir bankanın elinde bulundurduğu senetleri başka bir bankaya iskonto ettirmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rediscount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rediscount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kıskanma, hased, gıpta. 2. Hased ve gıpta veren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رشک] kıskançlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kıskandıran, kıskançlık veren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رشک آور] kıskandırıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Roman gibi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «saki» den masdar) Ağırlaştırma, ağırlığını arttırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Yıldızları incelemekte kullanılan çok kuvvetli dürbün.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. télescope

gök b. gözlemci, ırakgörür

Sonsuzdaki bir nesnenin gerçek görüntüsünü, içbükey bir aynadan yapılmış merceğinin odak düzleminde veren ve gök bilimiyle ilgili gözlemlerde kullanılan optik aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telescope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telescope. telescope ırakgörür. astronomical telescope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telescope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meskenet» ten). Miskin olma, miskinleşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hastaları veya kırılabilecek ağır şeyleri taşımaya mahsus, iki adam tarafından taşınan kollu tahta, sedye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tezkere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretcher. litter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şekUden) (c. teşkilât). 1. Bir şeye bir şekil ve biçim-verme, bir şekle koyma, belirli bir şekilde meydadana getirme. 2. Birleştirme, husule getirme, vücut verme. 3. (c.). Tertibat, tanzimat, icraat, ıslahatla alâkalı işler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formation. organization. forming. organizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formation. forming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تشکيل] şekillendirme, oluşturma. 2.kurma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kurulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

oluşturmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Kuruluş, organizasyon. (bk.) Teşkil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organization. organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organization. organized group. corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unorganized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unorganized state. lack of an organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calming. tranquillization. remission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسکين] yatıştırma, sakinleştirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yatıştırmak, sakinleştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yatışmak, sakinleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükûn» dan). Yatıştırma, durdurma, sükûn buldurma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükût» tan). Susturma (iskât gibi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «saky»dan). Su verme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bağlaç) -iken, süresince, müddetince; olduğu halde, olmakla beraber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarap tulumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by