Eşk-riz ne demek? | Eşk-riz anlamı nedir? | Eşk-riz

Eşk-riz anlamı nedir?

Eşk-riz ne demek?

Eşk-riz anlamı nedir?

Eşk-riz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: esk riz

Türkçe Sözlük

(i. F.) (eşk = gözyaşı, rîhten = dökmek). Gözyaşı döken, çok ağlayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبریز] tuvalet. 2.ıbrık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aphorisme

özdeyiş

Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. aphorisme

özdeyiş

Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Alev saçan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). remiz ve kinaye yolu ile öğüt verici hikâye haline getirmek; bir hikâyeyi remiz ve kinaye şeklinde yorumlamak. allegorist (i). kinayeli hikâyeler meydana getiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. empirisme

fel. deneycilik

1. Bilginin gözlem, deneme veya duyular ile elde edilebileceğini ileri süren geleneksel öğreti. 2. Organizma ile durum veya çevre arasında bir etkileşim olarak yaşantıya önem veren, bilgiyi, simgelerle iletişimi yapılan denetimli ve yeniden düzenlenmiş yaşantı biçiminde düşünen çağdaş bir felsefe anlayışı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Atardamarlardan birinin bir noktasında meydana gelen ve ur biçiminde olan gevşeme şişkinliği.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Arabamızın motoru arabayı yürütecek gücü sağlarken bir yandan da ısı üretir. Motor bloğu içinde devamlı dolaşan su ile motor soğutulur. Motordan aldığı ısı ile ısınan bu su da radyatörde havanın yardımıyla soğutulur.

Kapalı bir çevrimde ve ideal ısı dengelerinde devamlı oluşan bu olayın farkına biz ancak, herhangi bir arıza durumunda soğutma olayı yetersiz kaldığında, radyatörden buharlar çıktığında, yani bilinen tabiri ile arabamız hararet yaptığında varırız.

Kışın soğuk aylarında, hava sıcaklığı sıfırın altına düşünce, arabamız kapı önünde hareketsiz halde iken bu soğutma suyu da her su gibi donabilir. Donunca genişler ve yaptığı basınçla motor bloğunu çatlatabilir. Bu olayı önlemek için suyun içine, sıfırın çok altındaki derecelerde bile donmasına mani olacak ‘anti-firiz’ dediğimiz sıvı ilave edilir.

Motorun soğutma suyunun içine ne oranda antifiriz konulacağını, o bölgede olabilecek en düşük hava sıcaklığı belirler. O zaman şöyle düşünülebilir. Tam emniyetli olması bakımından, soğutma suyunun yerine niçin tamamen antifiriz doldurmuyoruz? Antifiriz oranı yüzde yüzü bulunca sıcaklık ne kadar düşerse düşsün maksimum korunma sağlanmış olmaz mı?

Hayır, olmuyor. Mantıken ters gelebilir ama belirli orandan fazla konulan antifiriz bu sefer de tamamen ters tepki veriyor. Suya yüzde 50 oranında katılmış antifiriz -37 derecede donarken, antifirizin kendisi yani saf antifiriz -12 derecede donuyor.

Suyla karışabilen her şey onun sıfır derece olan donma noktasını düşürür. Yani donma derecesini düşürmek için suya toz şeker, şurup hatta aküdeki asit bile konulabilir. Hepsi de bir dereceye kadar aynı işlevi görür ancak hiçbiri diğer tehlikeli yan etkileri bakımından tavsiye edilmez.

İlk otomobillerde şeker ve balın antifiriz olarak kullanılmaları denendi, sonraları ise alkolde karar kılındı. Ancak bu sefer de alkolün kaynama noktası düşük olduğundan motor sıcakken sorun çıkardı. O halde ideal antifirizin donmayı önlemesi ama aynı zamanda da suyun kaynamasına sebep olmaması gerekiyordu. Günümüzde bu amaçla ‘etilen glikol’ denilen renksiz kimyasal bir sıvı kullanılıyor.

Suyun içine katılan kimyasalların donmayı önleme özelliği, suyun ve buzun moleküler yapıları ve antifirizin bu yapılara olan etkisinden ileri geliyor. Bilindiği gibi tüm sıvılarda olduğu gibi suda da moleküller serbest ve düzensiz halde, katılarda (buzda) ise sabit ve düzgün bir yapıdadırlar. Su donarken önce moleküllerinin hareketleri yavaşlar sonra da düzgün ve sabit bir pozisyona gelirler yani kristalleşirler. İşte antifirizin buradaki rolü, moleküllerinin su molekülleri ile birleşerek onların buz kristalleri oluşturmalarına mani olmaktır.

Peki öyleyse ortada su yokken antifiriz kendi kendine niçin daha çabuk donuyor? Çünkü suya katıldığında antifirizin su moleküllerine yaptığını su da antifiriz moleküllerine yapar. Donmayı önlemek daha doğrusu geciktirmek iki taraflı çalışır, su da antifirizin donma derecesini düşürür. Sonuç olarak arabanın soğutma suyuna önerilenden fazla antifiriz konmasının hiçbir faydası yoktur aksine zararı vardır.


Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

İng. antifreeze

dondurmaz

İçine katıldığı sıvının belli bir dereceye kadar donmasını önleyen kimyasal bir madde.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antifreeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antifreeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Askerlik tutumuna zıt olan düşünce ve davranış.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthropocentrisme

fel. insanmerkezcilik

İnsanı evrenin merkezi sayan, bütün öbür yaratıkların insan için yaratılmış olduklarını söyleyen dinî nitelikli öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). haber vermek, bilgi vermek; paha biçmek, kıymet takdir etmek. apprizer (i). muhammin. apprizement (i). paha biçme; haber verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süslemede kullanılan bir tezyinat çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Musikide Arap stiline’ benzetilmiş, içiçe giren nağmelerle yapılmış parça. Balede bir pozisyonun adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ter döken, terleyen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). maden veya fosillerde bulunan ağaç gibi şekil; (anat). dallanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «araz» dan if.) (mü. arıza ). Tabiî ve zâtî olmayıp sonradan hâsıl olmuş, zuhur eden, gelip yapışan: Kendisine bir hal, bir hastalık Arız oldu. Bu sene ekinlere bir böcek Arız oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yanak: Arız-ı al = Al yanak, kırmızı yanak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «arz» dan smüş.) (müarîza). Geniş, vâsî, enli. Arîz ve amîk: Enine boyuna, dûr ü dırâz, etraflıca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عارض] yanak. 2.gelen. 3.engel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عریض] geniş, genişlemesine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Avârız). Arız olan hâlet, sonradan meydana gelen eksiklik: Bir arızaya uğradı. Avârız-ı mütenevviaya (çeşitli Arızalara) dûçâr oldu. Yeryüzünün düzlüğünü bozan her çeşit iniş, çıkış, tepe, çukur v.s., engebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Asttan üste takdim olunan mektup. Bir maslahat arzı için yazılan tahrirat ve nâme: Takdim-i arîzada kusurum çoktur. Arîza-i kemterânem = Eskiden çok kullanılan klişe tâbirlerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. defect. fault. hitch. obstruction. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. bug. fault. malfunction. failure. defect. hitch. roughness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malfunction. defect. fault. failure. breakdown. trouble. obstruction. unevenness. roughness of a country. accidental. tie-up. profile. accident. hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break down. to go out of order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break down. to go out of order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arızası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken. faulty. defective. out of order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faulty. broken-down. out of order. defective. uneven. rough. rugged. broken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of order. defective. rugged. rough. uneven. broken. damaged. accidented. undulating. hilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Arızası olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in working order. smooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Arızîye). Yaradılıştan olmayıp sonradan zuhur ve taalluk eden: İlim insanda zâtî değil, Arızî bir haldir. (bk.) Arazî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidental. casual. temporary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عارضی] geçici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش کار] külhancı, ateşçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armistice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armistice. truce. cease-fire. armistice mütareke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cease-fire. armistice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). izin, ruhsat, cevaz; tensip, uygun görme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yetki vermek, saIâhiyet vermek; yetkili olarak kurmak; izin vermek; ruhsat vermek; müsaade etmek; caiz görmek; teyit etmek, tasdik etmek. Authorized Version Kitabı Mukaddes'in 1611'de yapılan ingilizce tercümesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Arıza). Arızalar. Avârız akçası = Vaktiyle her mahalleden fevkalâde olarak alınan vergi. Avârız vakfı: Geliri bir yer veya mahalle ahalisinin veyahut bir sanat halkının belirli ihtiyaçlarına sarfolunmak için kurulan vakıf. (bk.) Arıza.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوارض] belalar. 2.engeller. 3.geçici vergi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yağmur saçan, yağmur döken, serpiştiren.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ing. rise (f). vahşileştirmek, vahşileşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «büruz» den if). Açık, zahir, belli, aşikâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. conspicuous. blazing. avowed. blatant. gross. as plain as a pikestaff. pronounced. sharp. conspicuously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. obvious. marked. distinct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. obvious. blatant. conspicuous. eminent. salient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بارز] belirgin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Birleşke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resultant. product.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.). Bir cisme tatbik edilen birkaç kuvvetin, tesir bakımından toplamını gösteren kuvvet, muhassala.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir eserden ahlaka aykırı olduğu düşünülen kısımları çıkarmak veya değiştirmek; ıslah etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atsineği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. k.ili ev soymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burlesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cçeprast» tan gelir, sağ ve sol demektir). Engel, mâni: Sizin gecikmeniz işimize çaparız verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mümânaat, güçlük, engel.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (eldiven yapımında kullanılan) kuzu veya koyun derisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karbon ile birleştirmek. carburiza tion (i). karbon ile birleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sınıflandırmak; vasıflandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing)-ise (f)., (tıb). yakmak, dağlamak cauteriza'tion (i). dağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavsif, tanımlama, tarif, nitelendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tanımlamak, tavsif etmek. characterizer (i). tanımlayan şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kabuk bağlamak, kapanmak, onmak (yara); kapatmak. cicatriza'tion (i). kabuk bağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÇİĞİSKİN yahut ÇİSKİN) (i.). 1. Pek ince çiğ, az ve hafif şebnem. 2. İnce ve güneş görünce eriyip görünmez olan kırağı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sirküler yollamak: sirküler halinde kaleme almak. circulariza'tion (i). sirküler yollama. circularizer (i). sirküler yollayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kompüter ile hesaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Bir çeşit İbrik. 2. Damla damla döken.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rengini açmak, soldurmak, ağartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). askeri teşkilâtı ilga etmek, ordu teşkiline müsaade etmemek. demilitarized zone askeri donanmadan tecrit edilmiş mıntıka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Göz yaşı döken, ağlayan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f ).kokusunu gidermek. deodorizer (i). koku giderici şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). depolarize etmek, kutbiyeti izale etmek. depolariza'tion (i). kutuplarını yoketme, kutupengellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazı masası, yazıhane; daire, şube, masa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. descriptif

tasvirî

Tasvir niteliğinde olan, tasvirle ilgili.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. deep-freeze

derin dondurucu

Bozulabilecek yiyecekleri niteliklerini bozmadan çok düşük ısılarda dondurarak uzun süre saklamak için kullanılan buzdolabı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deepfreeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deepfreeze. food freezer. deep freeze. home freezer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). ince ince yağmak, çiselemek, serpiştirmek (yağmur); (i). ince ince yağan yağmur; çiseleme. drizzly (s). çiseleyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socket with outlets for plugs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. mimarlık). Saçaklarda binanın enince uzayıp giden ve baş tabanı kornişten ayıran kısmı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. égocentrisme

fel. beniçincilik

Dünyada kişinin benliğini merkez sayan felsefe görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Kişisel tatil ve çevreye verilen önemin bileşimi. Doğa turizmi, çevre tatili de denmektedir. Ekoturizm tabiri, soyu tehlikede olan türler veya yağmur ormanı gibi bir çevresel özellik nedeniyle bir yere giden bireylere ortak bir dizi faaliyeti anlatmak için kullanılmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épicrise

tıp hikâye

1. Hastanın rahatsızlığı ile ilgili geçmişi. 2. Hastalığın teşhis ve tedavisiyle ilgili her türlü bilgi.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

1991’de Avusturya Alpleri’nde buzullar arasında donmuş bir erkek cesedi bulundu. Şaşırtıcı olan cesedin 5.200 yıl önce yaşamış birine ait olması ve bugüne kadar hemen hemen hiç bozulmadan kalabilmesiydi. ‘Alp Çobanı’ adı verilen bu cesette dikkat çeken bir başka husus da, yüzünde sakal ve bıyık olmamasıydı.

Arkeologlara göre erkekler tarih öncesi devirlerde de tıraş oluyorlardı. Mağara duvarlarındaki bu devirlerden kalma resimler sakal tıraşı için kabukların, köpekbalığı dişlerinin, en çok da keskinleştirilmiş çakmaktaşlarının kullanıldığını göstermektedir. Günümüzde keşfedilen bazı ilkel kabilelerde çakmaktaşının bu amaçla kullanıldığı gerçekten de görülmektedir. Mısır’da açılan mezarlarda eski Mısırlıların M.Ö. 4. yüzyılda sakal kesmek için kullandıkları altın ve bakır aletler bulunmuştur.

Tarih öncesi erkeğinin sakal tıraşı olma nedeni, kesilmezse 150 santimetreye kadar uzayabilecek olan sakalın hareket kabiliyetini hayli kısıtlamasıdır. Ancak sinek kaydı tıraş olma ihtiyacının nedeni bilinmemektedir. Her gün kesilmesi gerekiyorsa erkekler niçin sakallı yaratılmışlardır, o da ayrı bir konu. Erkekler günümüzde olduğu gibi geçmiş zamanlarda da din, toplumsal konum ve moda gibi nedenlerle tıraş oluyorlardı. Örneğin, Roma’da sadece özgür insanlar tıraş olabilirdi.

MS. 14. yüzyılda şimdiki usturanın ilkelleri ortaya çıkmaya başladı, ama erkeklerin acılı ve kanlı tıraş derdi 20. yüzyılın başlarına kadar devam etti. King Camp Gillette (jilet) ABD’de 1901 yılında ilk iki taraflı jileti keşfetti. Ancak Birinci Dünya Savaşı yıllarına kadar 168 jilet ve 51 makine satabilmişti. Savaş başlarında ABD hükümeti ordunun ihtiyacını karşılamak için firmaya 3,5 milyon tıraş makinesi sipariş etti. Böylece tıraş bıçağı bir sektör haline geldi.

Kısa bir süre sonra eski bir kılıç üreticisi olan Wilkinson firması da tıraş bıçağı üretimine geçti ve bu ikili günümüze kadar piyasanın devleri olarak geldiler. Günümüzde Gillette dünya pazarının yüzde 66’sim elinde bulundururken, Wilkinson’un payı yüzde 20’dir. Daima sektörün motoru olan Gillette aslında kaşifinin ve firmanın ismi ve bir marka iken ürünün de ismi haline gelmiştir

1950’li yıllarda ilk elektrikli tıraş makineleri devreye girdi. Aynı yıllarda ise paslanmaz çelik tıraş bıçağı piyasaya çıktı. Günümüz erkeklerinin yaklaşık yüzde 80’i ıslak tıraşı yani tıraş bıçağı kullanmayı tercih ediyor. Dünyada tıraş olan 2 milyar erkek ve her birinin yüzünde ortalama 15 bin kıl varken ve hele hele bu kıllar günde yaklaşık 2 milimetre uzarken, yani bir erkeğin ömrünün ortalama 100 günü tıraş olmakla geçerken, kim bükebilir tıraş bıçağı sektörünün bileğini?


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gözyaşı, Ar. dem’: Eşk-i tahassür = Hasretten akan gözyazı. Eşk-i şâdî = Sevinçten akan gözyaşı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اشک] gözyaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. eşk = gözyaşı, bârîden = saçmak). Gözyaşı yağdıran, çok ağlayan: Eşk-bâr olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut EŞK-FEŞAN (i. F.). Gözyaşı saçan, döken, ağlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (eşk = gözyaşı, rîhten = dökmek). Gözyaşı döken, çok ağlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gözyaşı döken, ağlayıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun okunur) (i. A. c.) t m. sakîl = ağır). Ağır şeyler, eşya, kalabalık, ağırlık. Cerr-i eşkal = Mekanik ilmi (Fr. mechanique).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sakîl’den itaf.). Daha sakîl, daha ağır, daha çirkin veya en sakil, en ağır, en çirkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şekl). Şekiller, (bk.) Şekil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشکال] şekiller

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اشک آلود] gözyaşlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun okunur) (i. A. c.) (m. sakam), (bk.) Sakam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

esker (i.), (jeol.) buzulların bıraktığı kum veya çakıldan ibaret yığın veya sırt halinde küme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (matematik). Kenarları eşit olan: Eşkenar dörtgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lozenge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhombus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhombus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilateral triangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ortaya çıkmasından beri çok zaman geçmiş olan. Ar. kadtm, atîk, Fars dîrîn, göhen: Eski zaman, eski maden, eski adamlar, eski şarap. 2. Şimdikinden önce olan. Ar. mukaddem, sabık, sâlif, Fars. pîşîn: Yenisi, eskisini aratıyor, eski bahçıvan. 3. Eskiyip yerleşmiş. Ar müzmin: Eski bir öksürüğüm vardır. 4. Kıdem kazanmış, kıdemli, Fr. doyen: Vezirlerin en eskisi. 5. Hükmü geçmiş, Ar. muattal: Eski takvim, eski moda. 6. Yaşlı, ihtiyar. Eski adamdır. 7. Zamanla bozulmuş şey, Osm. fersude, köhne: Eski esvap, eski kundura. 8. Bozuk, harap, viran: Eski ev, eski kale. Eskiler = 1. Eski adamlar. Ar. kudemâ, mütekaddimîn. 2. Eski esvap vs. Eskiden = Eski zamandan beri, Ar. minelkadîm. Baş eski = Eskiden saray emektarlarının en kıdemlisi. Eski pabuç = Değersiz şey. Eski pabucumu alırsın = Bir şey kazanamazsın. Eski püskü = Köhne şey, yırtık pırtık. Eski tas, eski hamam = Eskisinden asla farkı yoktur. Eski kurt = Kurnaz adam, bulunduğu mesleğin her şeyini bilen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old. ancient. early. former. earlier. ex. out-of-date. old-time. used. secondhand. archaic. bygone. crusted. cut-and-dried. disused. erstwhile. immemorial. late. obsolete. olden. onetime. passe. passee. past. previous. prior. quondam. sometime. of lo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancient. antiquated. archaic. bygone. corny. dated. early. former. late. obsolete. old. onetime. past. shabby. sometime. unto. used. veteran. ex. previous. obsolescent. old-fashioned. out of date. outmoded. worn-out. secondhand. back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancient. ex. former. old. veteran. worn out. second hand. archaic. early. gray. grey. hoary. olden. one time. outworn. previous. primitive. pristine. quondam. stale. threadbare. used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Old World.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancient monuments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an old flame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanlar tarihlerinde çok uzun bir süre tuvalet kullanmadılar. Başlangıçta hayvanlar nasıl yapıyorlarsa, onlar da öyle yaptılar. İşlerini en yakın çalının dibinde veya bir ırmak kenarında görebiliyorlardı. Ancak toplumlar geliştikçe, köyler, kasabalar ortaya çıktıkça tuvalet ihtiyacını karşılamak için daha uzak mesafelere gitme zorunluluğu doğdu. Ayrıca açıkta bırakılan atıkların yarattığı kötü koku ve hastalık tehlikeleri de insanlarda bu konuda bazı önlemler almanın zamanının geldiği bilincini oluşturdu.

Binlerce yıl önce Sümerler, Mısırlılar ve Hindistan’da yaşayanlar oturakta oturup, ihtiyaçlarını giderdikten sonra oturağa düşenleri uzakta bir yerlere döküyorlardı. İki bin yıl önce ise Romalılar ilk basit tuvaleti kullanmaya başladılar. Atıklar oturdukları deliğin içine düşüyor, deliğin altından akan su onları uzağa taşıyordu.

Çiftçilerin, açık arazide çalışanların ise zaten böyle bir dertleri yoktu. Tarlanın bir köşesine çukur kazıyor, çukur yeterince dolunca, toprakla dolduruyor ve başka bir çukur kazıyorlardı. Geceleri ise yataklarının altında bir lazımlık bulunduruyorlardı.

Ortaçağda kale ve şatolarda atık bir delik vasıtası ile binanın etrafındaki su birikintisine düşürülüyordu. Bir yere tuvaletini yapıp, onu bir tanktan gelen su ile sürükleyip, uygun bir yere bırakma fikri ilk olarak Kraliçe 1. Elizabeth zamanında, 1589 yılında John Harrington’dan geldi. Ancak o zamanlar İngiltere’deki evlerde ne böyle bir tankı dolduracak, ne de atığı alıp götürecek su sistemi vardı.

Günümüzdekilere benzer bir tuvalet ancak iki yüzyıl sonra 1778’de İngiltere’de bir saat yapımcısı olan Alexander Cumming tarafından tasarlandı ve Joseph Bramah tarafından geliştirildi. Tuvaletlerden evlere yayılan kötü koku ise 1849 yılında Stephen Green’in ‘U’ şeklinde bir boruyu tuvaletin çıkışına monte etmesi ile son buldu. Tuvaletlerin ve günümüzde lavaboların da altında bulunan bu ‘U’ şeklindeki boruda her zaman bir miktar su kalır ve kokunun oluşmasını önler. Tabii o zamanlar tuvaletler dökme demirden yapılıyordu. Sonra düzgün yüzeylerinin temizlenme kolaylığı bakımından seramik tuvaletler üretilmeye başlanıldı. 1888 yılında ise tuvaletlere zinciri çekilince suyu akan klozetler ilave edildi.

Bizde tuvaletler için hela, kenef, ayakyolu, WC., 00, yüznumara gibi birçok isim kullanılır. ‘WC.’ İngilizce ismindeki ‘Water Closet’in baş harfleridir. Yüznumaranın hikayesi ise değişik. Eskiden Fransa’da otellerde tuvaletler koridorların uçlarındaydı. Odaların her birine birer numara verirken, tuvaletlere numarasız demişler ve ‘00’ diye işaretlemişlerdi. Fransızca’daki ‘numarasız’ kelimesi ile ‘100 numara’ kelimesi hemen hemen aynı telaffuz edildiğinden, bizde Fransızcası biraz kıt birinin tercüme hatası sonucu ‘yüznumara’ olarak yerleşmiştir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuddy-duddy. fusty. square. stodgy. straight. stuffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidebound. old hat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shabby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old and battered. ragged. shabby. tattered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az eski, eskimsi, (bk.) Eski.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eski esvap vs. alıp satan adam. 2. Eski kundura veya elbise yamalayıp tamir eden adam, yamacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old clothesman. junk dealer. ragman. rag-and-bone man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second hand dealer. junk dealer. ragman. ragpicker. second-hand clothes dealer. shoe repairman. cobbler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junk dealer. itinerant buyer of junk. reg-and-bone man. shoe repairman. cobbler. buyer up. dealer in rags. second-hand dealer. old clothesman. secondhand buyer. secondhand dealer. wardrobe dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in old times. in times of old. of old. before now. once. beforetime. sometime. formerly. anciently. erstwhile. lang syne. onetime. in days of yore. of yore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formerly. once. in the old days. in the past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formerly. in the old days. in the past. autrefois. catchpol. once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski olan şey veya şahsın hali. (bk.) Eski.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancientness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oldness. agedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsolescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing out. becoming old. obsolescence. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ortaya çıkışından beri çok zaman geçme. Osm. kadîm ve köhne olmak: Zeytinyağı eskidikçe iyileşir: 2. Müzmin olmak: Bu öksürük eskidi. 3. Kıdem kazanmak, kıdemli olmak: Bir memuriyette eskimek bu adama nasip olamıyor. 4. Hükmü geçmek, muattal olmak: O moda eskidi, fen kitapları birkaç senede eskir. 5. ihtiyarlamak, kocamak: O adam da çok eskidi. 6. Bozulmak, Osm. fersude ve köhne olmak: Elbisem eskidi, yenilemeye mecburum. 7. Harap ve viran olmak: Ahşap evler yirmi senede eskir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wear out. become old. grow old. date. frazzle. stale. wear away. wear down. wear off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age. to wear out. get old. to become worn out. to age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become worn out / old. to grow obsolete. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old. dated. outworn. worn. worn-out. timeworn. obsolescent. decrepit. effete. moss-grown. rusty. stale. superannuated. well-worn. worm-eaten. out. detrited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hackneyed. obsolete. shot. old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of date. decrepit. month eaten. obsolete. past praying for. supperannuated. timeworn. trite. twice- told. used up. well worn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi). Grönland, Alaska ve Kuzey Kanada’da yaşayan bir kavim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eskimo. esquimau. amerind. amerindian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eskimo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of a peculiar race inhabiting Arctic America and Greenland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In many respects the Eskimos resemble the Mongolian race. the language spoken by the Eskimo people a member of a people inhabiting the Arctic ; the Algonquians called them Eskimo but they call themselves the Inuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eskimo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historically used to refer to indigenous people of Arctic North America The term derives from the Algonquin word for 'eaters of raw meat '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Amarok. a member of a people inhabiting the Arctic ; the Algonquians called them Eskimo but they call themselves the Inuit. the language spoken by the Eskimo people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Eskimo; Eskimo dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az eski, eskiye benzer, eskice.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Eşen, koşan, çabuk yürüyüşlü, yürük (at). 2. Yürüyüşün yorga da denilen çeşidiyle yürüyen (at). 3. Yürüyüş: Eşkini açık at. 4. Atın bir çeşit yürüyüşü ki, fâsılasız ve muntazam bir adımla süratlj yürümekten ibarettir, yorga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Sipahilerin bilfiil sefere koşan sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk ve muntazam yürüyen (at). Yürük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muntazam yürüyüşü olmayan (at.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eskisehir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meerschaum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kullanılarak eski ve köhne haline konmak: Kitaplar bu kadar çabuk eskitilir mi? 2. Kullanamayarak eskimeye bırakılmak: Tütün eskitildikçe daha iyi olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kullanarak eski hâline komak, yıpratmak: O elbiseyi, o potini eskittim, bu çocuk, kitaplarını çabuk eskitiyor. 2. Kullanmayarak eskimeye bırakmak: Bu zeytinyağını eskitmeli. 3. Müzmin hale getirmek: Hastalığı eskitmek iyi şey değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age. to wear to pieces. use up. to wear sth out. to age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wear to pieces. to use up. fret. overwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şaki). Şakiler, haydutlar, yol kesenler, (bk.) Şaki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highwayman. brigant. bandit. brigand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigand. bandit. bandits. highwayman. thug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشقيا] haydutlar, yol kesenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haydutluk, fesatçılık, yol kesicilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigandage. banditry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banditry. brigandry. brigandage. highway robbery. thuggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. esquisse

taslak

Bir şeyi, bir sanat veya edebiyat eserini ana çizgileriyle, türlü bölümleriyle belirten ön çalışma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sketch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preliminary sketch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. escorte

koruma aracı

Önemli kişileri yolculukları sırasında varacakları yere ulaştırmak ve korumakla görevli kişilerin bulunduğu araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. eserime). Kılıç ve meç talimi. Osm. silâhbâzlık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. escrime

sp. kılıç oyunu

Dürtücü kılıç, kesici kılıç ve delici kılıç adı verilen silahlarla yapılan spor.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fencing. fence. swordplay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fencing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fencing. fence. swordplay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fencer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fencer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) eter haline getirmek, eterle uyutmak etheriza'tion (i.) eterle uyutma, eterin verdiği uyku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). irticalen söylemek, hazırlıksız söz söylemek. extemporiza'tion (i). ani olarak tertipleme. extemporizer (i). irticalen söyleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr.). Hindistan’da, fakirlerin yaptığı, tabiat üstü kuvvetlere atfedilen fevkalade gösteri ve temrinlerin tamamı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alıştırmak, tanıtmak; tanımak, ilişki kurmak. familiarize oneself with poetry şiirle aşinalık peyda etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. feraîz). 1. Şer’an yapılması mecburî olan dînî işler: Namaz fârîzadır. 2. Vârislerden beherine şer’ an düşen hisse. 3. (c.) Ilm-i ferâiz. (bk.) Ferâiz. 4. mec. Yerine getirilmesi şart olan vazife: Bu, benim için farizadır. Fariza-i zimmetimdir = Boynumun borcudur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فریضه] farz. 2.borç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keten vesaireyi dövüp tohumunu ayırmaya mahsus tokmak, keten tokmağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keten dövmeye yarayan tokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dövmek suretiyle; keteni döverek tel haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). sünnet derisi, gulfe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. ). Henüz kurumadan duvar sıvası üzerine yapılan sulu boya resim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mural. fresco. fresko. wall-painting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fresco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To curl or form into small curls, as hair, with a crisping pin; to crisp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To form into little burs, prominences, knobs, or tufts, as the nap of cloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To soften and make of even thickness by rubbing, as with pumice stone or a blunt instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which is frizzed; anything crisped or curled, as a wig; a frizzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, frizzle (f)., (i). kıvırmak, kıvrılmak, kıvrım kıvrım olmak; (i) kıvrım, bukle. frizzy, frizzly (s). kıvırcık, kıvrım kıvrım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, frizzle (f). cızırdatarak kızartmak, cızırdayarak kızarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1910 yılında italya’da doğan ve geçmiş, şimdiki zaman ve gelecekle alâkalı ihtisasları aynı zamanda gösteren sanat çığırı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. futurisme

gelecekçilik

İtalyan şairi Marinetti’nin 1909 yılında yayımladığı bildiri ile ortaya çıkan, yeni hayatı övme, geleneksel edebî kuralları yıkma amacını güden ve Dadacılık, gerçeküstücülük vb. akımlara öncülük etmiş olan edebiyat çığırı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futurism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غریزه] içgüdü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غریزی] içgüdüsel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geometrik usullerle çalışmak, geometri ile ugraşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çirkef lağımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cevher döken, çok güzel konuşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kaçma, firar: Cây-ı girîz: Kaçacak yer, Ar. melce. 2. Kaçan firar eden, korkup sakınan (sıfat terkibi teşkiline de girer): Merdüm-glriz = İnsanlardan kaçan, kimseye yakın olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Girizme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça gâhriz’den). Pislik ve çirkef lâğımı: Keriz tıkanmış, kerizi açmışlar. Keriz suyu. (bk.) Keriz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kaçan, kaçıcı: Girizân olmak = Kaçmak. 2. Kaçarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tabiî ve yaratılıştan olan hal ve keyfiyet, Ar. cibillet, hilkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÜRİZENDE) (i. F.). Kaçan, kaçıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kaçacak ve sığınacak yer. 2. Kasidede konuya giriş beyti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. gırîziyye). Tabiî, esasta olan: Harâret-i gırîziyye = İnsan ve hayvanda solunumdan meydana gelen iç sıcaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağlayan, gözyaşı döken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keen sighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) içinden sayfaları keserek kitablı düzenini bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Büyük kısmı karbonlu hidrojenden ibaret bir gaz. Kömür madeni ocaklarından çıkan bu gaz, alevle karşılaşınca parlar. Grizu patlamalarını önlemek için Devi lâmbası kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pit gas. methane. firedamp. mine gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) kır saç; kır peruka; (s.) kurşuni, gri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) bozlaştırmak, bozlaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (ing.), (k.dili) üzülmek, sinirlenmek; şikâyet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kurşuni, gri, (boz.) grizzly bear Kuzey Amerika'ya mahsus çok vahşi ve kuvvetli boz ayı, (zool.) Ursus horribilis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grotesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grotesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grotesquely , ludicrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Cevher döken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Gül saçan, gül serpen. 2. Bir çeşit lâle.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül saçan, gül serpen. 2.Meşhur bir çeşit lale.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) GirîzSn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçan, (bk.) Girîzende.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گلریز] gül saçan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گریز] kaçış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گریزان] kaçan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (hav.) suni ufuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Amuderya’nın aşağı kısmının her iki yanında bulunan ülke. Bu ülkede XIII. yy’a kadar dilini muhafaza ederek yaşamış olan İran kavminin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Azgın hayvanların ağzına ve ayının dudağının üstüne geçirilen demir halka (halk dilinde: Hırızma).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [هوسکار] hevesli, istekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyil ve arzusu olanın, istekli olanın hâli: İlme heveskârlığı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı hayvanların dudağına geçirilen demir halka. Bazı yerlerde kadınlar da takar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufuk, çevren; mec. fikir ufukları; astr. ufuk dairesi. apparent horizon görünen çevren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yatay, ufki, ufka para!el, ufka ait; i. yatay düzlem veya çizgi. horizontally z. yatay bir şekilde, ufki olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ hûn = kan, rîhten = dökmek). Kan döken.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خونریز] kan dökücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kan dökücülük, gaddarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Halis altın.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Halis, saf altın. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic tourism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. géocentrisme

yermerkezcilik

Yer yuvarlığını evrenin merkezi sayanların görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Slavca’dan). Dört tekerlekli bir çeşit araba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heart attack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coronary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heart attack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, Asya’nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağacın ve bu ağaçtan alınan, koyu renkte bir sakızın adı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ejderkanı): Birçenekgiller sınıfının, zambakgiller familyasından, Kanarya adalarında yetişen bir ağaç veya ağaçcıktır. Gövdesi kalındır. Yaprakları sert ve kılıç şeklindedir. Dallarının ucunda demet şeklinde toplanmıştır. Yaşlı gövdelerden, boyacılıkta kullanılan, reçinemsi kırmızımtırak bir özsu akar. Kullanıldığı yerler: Yaraları tedavi eder. Dış kanamaları keser.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کاریز] yeraltı su kanalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: kâh-rîz, halk dilinde: keriz). Yer altında çirkef yolu, lâğım (Farsça’da yer altındaki su yoluna da derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransızca charisme "Bir kimsenin kişiliği etrafında oluştuğu kabul edilen ve niteliği kolay açıklanamayan, hayranlık uyandıran etkileyici güç." anlamındaki bu söz için Kurumumuzca etkileyicilik karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. charisme

etkileyicilik

Bir kimsenin kişiliği etrafında oluştuğu kabul edilen ve niteliği kolay açıklanamayan, hayranlık uyandıran etkileyici güç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charisma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charisma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransızca charismatique "Etkileyebilecek özellikte olan." anlamındaki bu söz için etkileyici karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. charismatique

etkileyici

Etkileyebilecek özellikte olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) KAş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credulous guy. fall guy. simpleton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

green. drain. sewer geriz. lağım. gambling kumar. dupe. sucker. gull. frolic. party eğlenti. gullible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewer. drain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Bir noktanın gemiden bakılınca pusula kertelerine nazaran kaldığı yön. Kerteriz almak = Bir yerin yönünü pusula kertesi vasıtasıyle tâyin etmek. Kerteriz pusulası = Kerteriz almaya mahsus hedefeli pusula. Kerteriz noktaları = Geminin yer ve yönünü kerteriz vasıtasıyle tâyine yarayan fener kulesi veya dubası ve şamandıra gibi kıyıda bulunan bilinen noktalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point where bearing is taken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir atım barut miktarı: Bir kesi, beş kesi barut. Barutluk kesisi — Ölçüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if only. if. i wish to goodness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

would that. if only. i wish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ah ! If only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) KAşki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dövülmüş buğday ile etten bir cins yemek. bk. Keşkeş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keşk» ten). Döğülmüş buğday ile etten bir cins yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dal kesmeye mahsus ufak balta, el baltası. 2. Sac ve demir kesmeye mahsus düz ve yassı kalem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bit. chisel. cutter. chaser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting implement. hatchet. cold chisel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Head covering worn between the turban and hair by some Sikhs Also worn by some boys before they begin wearing turbans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Keski.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok kesici, bilenmiş, Ar. kaatı’, sârim, Fars. tîz, bürrân: Keskin kılıç, bıçak, çakı. 2. Delici, sivri, hâd: Keskin iğne, diken. 3. Sert, kuvvetli, şiddetli, şedîd, pek: Keskin koku, sirke, tütün. 4. Müessir, tesirli, dokunaklı: Keskin dil, söz, kalem. 5. Pürüzsüz: Keskin yazı. 6. Faal, serî, Fars. cüst ü çâlâk: Keskin adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharp. sharp-edged. cutting. keen. pungent. severe. stinging. strong. incisive. acute. piquant. acrid. biting. bitter. blazing. dead. deep. edged. exquisite. keen-edged. mordacious. nipping. nippy. piercing. poignant. pointed. quick. sharp-cut. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrid. bitter. keen. piercing. poignant. pungent. rank. searching. sharp. shrill. smart. strong. tart. virulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keen. sharp. pungent. acute. severe. biting. bitter. clear cut. exact. exquisite. incisive. intense. lively. nipping. penetrant. penetrating. piercing. poignant. quick. salty. searching. shrewd. shrill. smart. splitting. strong. trenchant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpshooter. dead shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Keskin olmak, bk. Keskin ve keskinleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çok kesici veya delici olmak, Osm. kaatı’ veya hâd olmak, bilenmek: Bu çakı, bu iğne keskinleşti. 2. Sertleşmek, kuvvet kazanmak: Sirke keskinleşti. 3. mec. Faal ve çevik olmak: O çocuk çok keskinleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sharpen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Keskin veya sivri şeyin hâli: Kılıcın, çakının, iğnenin keskinliği. 2. Sertlik, şiddet: Sirkenin keskinliği. 3. mec. Tesir, dokunaklılık: Dilin, sözün keskinliği. 4. Dinçlik, çeviklik: O çocuğun keskinliği. 5. Bir kesici Aletin kesen tarafı: Kılıcın keskinliği. 6. Kılıçlama vaziyet: Tahtaları keskinliğine komak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpness. keenness. pungency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eskiden Hind dilencilerinin ve kalenderlerin kollarına asılı tuttukları ve herkesin önüne uzattıkları büyük hindistancevizi kabuğundan ibâret kap ki; aldıkları şeyleri içine koyarlardı. Keşkül-i fukara = Muhtelif şeylerden mürekkep bir çeşit sütlü tatlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کشکول] dilenci çanağı. 2.keşkül, bir tür tatlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Süt tatlılarından biri. bk. Keşkül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Toprağı derince kazarak belleme, altüst etme: Kirizme yapmak. iki bel, üç kol kirizme: İki, üç bel derinliğinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass tourism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Buhran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crisis. fit. attack. acme. bout. conjuncture. ictus. invasion. paroxysm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. bout. crisis. fit. seizure. slump. spell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. crisis. fit of hysteries. fit. conjuncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crisis management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Bir böceğin kelebek olmadan önce koza veya kozasız olarak geçirdiği başkalaşma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysalis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik). Kasımpatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum. chrysanthemum kasımpatı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Parlayan, parıldayan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ لشکر] asker. 2.ordu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Asker, ordu. Leşgerşiken = Düşman askerini kıran, ordu bozan. Leşger-keş = Asker çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ordugâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Asker çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Düşman askerini kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. F.). Düşman askerini kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Düşman askerini kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. lirizme). Lirik olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «marazadan smüş.) (mü. marîze), t. Hasta, alîl, keyifsiz: İnsan marîz olmadan sıhhatine bakmalıdır, (i. A. c.) Maraza, hasta adam: Marîzlere mahsus araba. 2. (argo) Dayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «arza dan im.). Bir şeyin göründüğü yer. Mâriz-ı itâbda = Azarlama maksadıyla. Mâriz-i teşekkürde = Teşekkür maksadıyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sick. ill. sickly. tanning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مریض] hasta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şehit etmek, şehit kılmak; şehit olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ezberlemek, ezbere öğrenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pamuklu kumaşları boyamaya hazırlamak için bunları alkaliye batırmak; parlaklık vermek suretiyle kumaşı ipeğe benzetmek, merserize etmek. mercerized s. merserize.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İnsandan kaçan, insanlara karışmaktan hoşlanmayan kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مرمگریز] insanlardan kaçan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). 1. Parlaklık verilmiş iplik. 2. Bu iplikle yapılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka İle) (i. A.). 1. Yazı örneği, aynını yazmaya çalışmak IçLn hocası tarafından yazılıp talebeye verilen yazı: Meşk almak, meşk vermek (asıl Arapça’da «eli yazıya alıştırmak için karalama yazmak» demektir). 2. Musikide eser geçmek: Ustâdımdan pek çok eser meşk ettim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مشق] yazı örneği. 2.temrin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مشک] kırba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Musiki parçaları geçilen yer. Eskiden bir çeşit hususî küçük konservatuvar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükûn» dan im.) (c. mesâkin). Oturulan yer, içinde barınılan yer, Osm. ikâmet-gâh: İnsan meskenini temiz tutmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwelling. habitation. domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domicile. dwelling. house. residence. tabernacle. legal residence. lodgment. lodging. private house. tenement. homestead. abode. domestic building. dwelling unit. habitation. hangout. home. inhabitancy. inhabited. living quarter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National home. pad. padho.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسکن] konut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yurt tutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) yurt tutmak, mesken edinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Miskinlik, fakirlik, zavallılık. 2. Beceriksizlik, acizlik, tenbellik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسکنت] miskinlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükûb» dan imef.) (mü. meskûb). Kalıba dökülmüş, dökme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. meşkûke). Darbolunmuş, basılmış, damgası vurulmuş, sikke hâline konmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şekk» den imef.) (mü. meşkûke). Hakkında şek ve şüphe olunan, şüpheli: Onun geleceği meşkûktür.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشکوک] şüphe götürür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Darbolunmuş, basılmış sikkeler: Meskûkât-ı Osmâniyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسکوکات] madenî paralar, sikkeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشکوکيت] şüphe götürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükûn» dan imef.) (mü. meskûna). 1. İçinde oturulan: Meskûn bir ev. 2. Ahalisi olan: Avustralya’nın en çok güneydoğusu meskûndur. Afrika’nın büyük kısmı zencilerle meskûndur. Gayr-i meskûn = İçinde oturulmayan veya ahalisi olmayan, boş, ıssız. Rub’-ı meskûn = Eskilerce dünyanın iskân edilmiş sayılan dörtte biri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسکون] yerleşilmiş, iskan edilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şükr» den İmef.) (mü. meşkûre). Şükrü yerine getirilen, teşekküre lâyık, teşekkür olunacak: Meşkûr hizmetleri inkâr edilemez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشکور] övülen, beğenilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Beğenilmiş, övülmüş. Teşekkür edilmeye değer olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Meşkur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükût» tan imef.). Söylenmemiş, sükût edilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bütün yurt davalarının sadece ordu gücüyle çözülebileceğini esas alan siyasî görüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

militarism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyin daha küçüğünü icat etmek veya yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köstebek derisi; buna benzer kumaş; çoğ. bu kumaştan yapılmış pantolon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To substitute motor- driven vehicles, or automobiles, for the horses and horse-drawn vehicles of. equip with a motor; 'motorized scooters are now the rage' equip with a motor vehicle; 'The police around here are not motorized and patrol the streets on hor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorized as opposed to mechanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equip with a motor vehicle; 'The police around here are not motorized and patrol the streets on horseback'. equip with a motor; 'motorized scooters are now the rage'. equip with armed and armored motor vehicles; 'mechanize armies'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «arz» dan if.) (mü. muarıza). Karşı gelen, muaraza ve muhalefet eden: O adam bana daima muârız bulunur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معارض] karşıt, itirazcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bürûz» dan if.). Diğer biriyle başbaşa kavgaya tutuşan, iddia ile kavgaya girişen, düello yapan: Mübârizler karşı karşıya geldiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hırz» dan if.) (mü. muhterize). Sakınan, çekinen, ihtirâz eden: Ben, böyle iftiralardan pek muhterizim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محترز] kaçınan, uzak duran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «karz» dan if.). ikrâz eden, ödünç, borç \feren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Münkariz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «karz» den if.) (mü. münkarize). Tükenip bitmiş, çökmüş, arkası, soyu sopu kesilmiş: Mamut denilen filin nesli münkariz olmuştur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منقرض] yıkılan, çöken, sönen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yıkılmak, çökmek, sönmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( i. A. «karz» dan if.) (mü. müstakrize). İstikrâz eden, borç alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıklet» ten imef.) Ağır ve soğuk davranıp sertlikle karşılanan, aşağılanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i, A. «saky.dan if.) (tıp) Karnına su dolmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Taâruz eden, zıt giden, muhalif olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «arz» dan if.). Taarruz eden, sataşan, tecavüz eden, saldıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bürûz» dan if.). Tebarüz eden, belirmiş, bâriz, Aşikâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «maraz» dan if.) (mü. mütemârıza). Yalandan hastalanan, hastalık taslayan, Osm. temârüz eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «arz» dan if.) (mü. mûterize). Karşı gelen, itiraz eden, engel ve müşkilât çıkaran, başkalarının fikrine bahane bulup muhalefet eden: Kendisi dalma mûteriz bulunuyor. Cümle-i mûterize = Asıl sözle münasebeti olmayıp bir münasebetle veya bir ibareyi izah için söz arasına katılan ve ekseriya parantez içine alınan cümle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protestor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir) (matbaacılık). Parantez işereti: ( ).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متبارز] açık seçik, belirgin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Göbek düşüren. 2.Koku saçan.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Duyu organlarımız bize dış dünya ile ilgili bilgileri aktarırlar. Bu bilgilerin yüzde 80’ini gözlerimizle, yüzde 1’ini ise burnumuzla alırız. Ancak nezle veya grip olup burnumuz tıkandığında, koku alamayınca, yediğimiz yemeklerin tadını bile alamayız, dünyadan aldığımız zevk azalır. Eğer burnunuzu parmaklarınızla iki yandan sıkarsanız, bir dilim çiğ patates mi yoksa elma mı yediğinizi söylemekte bile güçlük çekersiniz.

Koku duyumuz anlaşılması en güç olan duyumuzdur. Bellek ve duygularımızla çok ilgilidir. Bir toprak yolda yürürken yağmur kokusu aldığımızda, birden bir çocukluk anımız canlanabilir.

Peki bir koku duyduğumuz zaman ne oluyor? Bu kokuyu diğerlerinin arasından nasıl tanıyoruz? Beynimiz bu farklı uyarıları nasıl algılıyor? Bir kokunun oranı, bir litre havanın içinde bir miligramın milyonda birinden bile küçük olsa onu nasıl ayırt edebiliyor?

Aslında tek bir koklama ile hemen hemen yeterli algılamayı sağlarız. Normal bir insan dakikada 30 litre havayı içine çekip koklayabilir. Ancak belli bir zaman sonra algılama süratle azalır, yani bir kokunun içinde uzun zaman kalırsak artık onu duymamaya başlarız. Kokunun hangi yönden geldiğini ise burun deliklerimize gelişi arasındaki anlık farktan anlarız.

Koku alma kapasitemiz şüphesiz koku kaynağının gücüne de bağlıdır. Havanın bir litresinde 5,83 miligram eter olunca kokuyu ancak hissederiz de 0,000.000.4 miligram sarımsak kokusu bile hemen hissedilebilir. En güçlü koku çürük yumurta kokusudur. Bu kokunun molekülleri havada 100 bin molekül içinde bir tane dahi olsa burnumuz tarafından hemen algılanır. Bir kokunun artıp azaldığını hissedebilmek için, onun hava içindeki oranının en az yüzde 30 değişmesi gerekir.

İnsanlar gün başlarken daha iyi koku alırlarken kahvaltıdan sonra koku hissi azalır. İlkbahar ve yazın ise kışa göre daha kuvvetlidir. Koku alma duyusunu sıcaklık, aç veya tok olma ve alınan ilaçlar da büyük ölçüde etkiler. Kadınlar erkeklerden daha iyi koku alırlar. Bu duyu 60 yaşından sonra azalmaya başlar. Koku alma duyusu eğitimle arttırılabilir.

Burnumuzun boşlukları içinde, her biri birer metal para büyüklüğünde iki koklama mukozası vardır. Buralarda milyonlarca algılama hücresi bulunur. Bu sinir hücrelerinin tüylü uçları, nefes aldığımız zaman havada bulunan koku veren molekülleri yakalarlar. Aldıkları bilgileri beyin kökündeki koklama soğanına iletirler.

Görüldüğü gibi koklama mekanizması biliniyor da sistem nasıl çalışıyor tam belli değil. Bir görüşe göre her koku molekülü kendine özgü bir frekansta titreşim yapıyor ve burnumuzdaki koku sinirleri bu özel titreşimleri algılıyor. Bu durumda koku seste olduğu gibi dalgalar halinde yayıldığından sinir hücreleri ile moleküller arasında doğrudan bir temas olması da gerekmiyor.

Bir başka görüş ise kokuyu renklere benzetiyor. Nasıl bütün renkler aslında temel renklerden oluşuyorsa, bir kaç kokunun, bütün diğer kokuların temelini oluşturduğu ileri sürülüyor.

Bazı bilim insanları ise her bir kokunun kendisinin başlı başına ayrı bir koku olduğunu, her koku için hücrelerin özel olarak ayrı ayrı görev yaptıklarını, beynin uyarının hangi hücreden geldiğine bakarak karar verdiğini düşünüyorlar. Bunun ispatlanması için her bir sinir hücresinin ayrı bir koku ile uyarılıp test edilmesi gerekir ki bu da imkansızdır.

Görüldüğü gibi burnumuz ve koku alma hissimizin sırları tam çözülebilmiş değil. Kokuları burnumuz gibi olağanüstü bir hassasiyetle ve bir saniyeden çok az bir zamanda algılayıp, ayırt edebilecek bir makineyi günümüzün gelişmiş teknolojisi bırakın yapmayı tasarlayamamaktadır bile.


Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

Fr. naturisme

fel. doğacılık

Toplumsal kuruşların ve yaşayış biçiminin doğaya dönük olmasını amaç edinen öğreti.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Sadece uykumuz gelince mi esneriz? Esneme bulaşıcı mıdır? Aslında esnemenin ve fizyolojisinin ardında yatan gerçek hala tam olarak bilinememektedir.

Önceleri esneme, insanın yorgun olduğu zamanlarda kandaki oksijen miktarını artırmak için vücudun yaptığı bir solunum sistemi refleksi olarak düşünülüyordu. Yapılan deneylerin sonucunda, esnemenin, solunum olayına kısa bir destek verdiği, ancak onun önemli bir fonksiyonu olmadığı tespit edilmiştir.

Hem burnumuzla, hem de ağzımızla nefes alabilmemize rağmen, kapalı ağızla esnemek mümkün değildir. En çok ve sık esnemenin olduğu zaman, sabah uykudan kalkma vaktidir. Ortalama bir esneme 6 saniye sürer.

Sadece insanlar değil, kediler, kuşlar, fareler ve birçok canlı türü de esner. Ancak farklı türlerdeki bu davranış biçimi, aynı fonksiyona yönelik olabilir mi? Örneğin insanların gülme olarak yaptığı yüzdeki kas hareketi diğer bazı canlılarda korkunun ifadesi olabilmektedir.

Yapılan araştırmalarda, hayvanların daha çok dikkat gerektiren bir olayı karşılama sırasında esnedikleri, insanların ise, tersine dış uyarılarda azalma olduğunda esnedikleri saptanmıştır.

Derslerde canı sıkılan öğrencilerin değil de, canı sıkıldığı halde uyumamaya çalışanların daha çok esnedikleri gözlemlenmiştir. Bir diğer görüşe göre de, sınava girecek bir öğrencinin veya yarışa girecek bir atletin çok esnemesinin sebebi, organizmanın kendini sakinleştirmesidir.

Esneme de gülme gibi bulaşıcıdır. Esneyen kişinin yüz hatlarında meydana gelen şekillenmenin, diğer insanlar üzerinde esnemeyi teşvik edici bir etki uyandırdığı tahmin ediliyor. Yani nasıl yemek yiyen bir insanı görünce acıkırsak, onun gibi bir şey.

Esnemenin bulaşıcı olduğunu ileri süren bir görüşe göre ise ilk insanlardan kalma bir davranış olarak esnemekteyiz. İlkel atalarımız akşamları ateşin etrafında topluca otururken grubun lideri tüm dişlerini göstererek esner, oturumu kapatır, artık gecenin başladığı, herkesin sabaha kadar yatması ve hareket etmemesi gerektiği sinyalini verirdi. Grubun diğer üyeleri de esneyerek görüş birliği içinde olduklarını beyan ederlerdi.

Günümüzde bu iş için daha karışık teknolojiler kullanılıyor. Baba televizyonu uzaktan kumanda ile kapatıp koltuğundan kalkıyor. Bu nedenle günümüzde esnemenin hiçbir faydası görülmemektedir ve önümüzdeki bir milyon yıl içinde ortadan kalkacağı sanılmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sadece uykumuz gelince mi esneriz? Esneme bulaşıcı mıdır? Aslında esnemenin ve fizyolojisinin ardında yatan gerçek hala tam olarak bilinmemektedir.

Önceleri esneme, insanın yorgun olduğu zamanlarda kandaki oksijen miktarını artırmak için vücudun yaptığı bir solunum sistemi refleksi olarak düşünülüyordu. Yapılan deneylerin sonucunda, esnemenin, solunum olayına kısa bir destek verdiği, ancak onun önemli bir fonksiyonu olmadığı tespit edilmiştir.

Hem burnumuzla, hem de ağzımızla nefes alabilmemize rağmen, kapalı ağızla esnemek mümkün değildir. En çok ve sık esnemenin olduğu zaman, sabah uykudan kalkma vaktidir. Ortalama bir esneme altı saniye sürer.

Sadece insanlar değil, kediler, kuşlar, fareler ve birçok canlı türü de esner. Ancak farklı türlerdeki bu davranış biçimi, aynı fonksiyona yönelik olabilir mi? Örneğin insanların gülme olarak yaptığı yüzdeki kas hareketi diğer bazı canlılarda korkunun ifadesi olabilmektedir.

Yapılan araştırmalarda, hayvanların daha çok dikkat gerektiren bir olayı karşılama sırasında esnedikleri, insanların ise, tersine dış uyarılarda azalma olduğunda esnedikleri saptanmıştır.

Derslerde canı sıkılan öğrencilerin değil de, canı sıkıldığı halde uyumamaya çalışanların daha çok esnedikleri gözlemlenmiştir. Bir diğer görüşe göre de, sınava girecek bir öğrencinin veya yarışa girecek bir atletin çok esnemesinin sebebi, organizmanın kendini sakinleştirmesidir.

Esneme de gülme gibi bulaşıcıdır. Esneyen kişinin yüz hatlarında meydana gelen şekillenmenin, diğer insanlar üzerinde esnemeyi teşvik edici bir etki uyandırdığı tahmin ediliyor. Yani nasıl yemek yiyen bir insanı görünce acıkırsak, onun gibi bir şey.

Esnemenin bulaşıcı olduğunu ileri süren bir görüşe göre ise ilk insanlardan kalma bir davranış olarak esnemekteyiz. İlkel atalarımız akşamları ateşin etrafında topluca otururken grubun lideri tüm dişlerini göstererek esner, oturumu kapatır, artık gecenin başladığı, herkesin sabaha kadar yatması ve hareket etmemesi gerektiği sinyalini verirdi. Grubun diğer üyeleri de esneyerek görüş birliği içinde olduklarını beyan ederlerdi.

Günümüzde bu iş için daha karışık teknolojiler kullanılıyor. Baba televizyonu uzaktan kumanda ile kapatıp koltuğundan kalkıyor. Bu nedenle günümüzde esnemenin hiçbir faydası görülmemektedir ve önümüzdeki bir milyon yıl içinde ortadan kalkacağı sanılmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsan bir yakınını kaybedince, başarısından dolayı bir ödül kazandığında, duygusal bir film seyrederken, yıllardır üzerine titrediği çocuğunu evlendirirken veya çok haklı olduğuna inandığı bir konuda haksızlığa uğradığında gözyaşlarını tutamaz.

Nedenleri çok değişik de olsa tüm bu olaylar karşısında gözlerden akan damlalar ruhsal bir boşalma sağlar. İnsan ağladıkça açılır, ferahlar gibi görünür. Ancak gözyaşının arkasında yatan psikolojik ve biyolojik mekanizma hala tam anlaşılmış değildir.

Ağlama şekli insandan insana değiştiği gibi gözyaşı dökmenin de değişik biçimleri vardır. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı salgılanır. Bunlar göz kırpmamız sayesinde gözlerimizi korur ve devamlı nemli kalmalarını sağlarlar.

Bundan başka soğan doğrarken veya mangal yakarken dumanın gözümüze kaçması sonucu olarak döktüğümüz yakıcı gözyaşları vardır. Son olarak da asıl konumuz olan, üzüntü, aşırı sevinç veya benzeri gerginliklerimize tepki olarak döktüğümüz ruhsal gözyaşları vardır.

Ruhsal ağlama konusunu ilk inceleyen Darwin oldu. Tabii her şeyde olduğu gibi bunu da evrim teorisine bağladı. Ona göre ruhsal tepki ve ağlama bir davranış şeklinin tümü idi. Evrim sürecinde bu tepki içinde anlamsız bir işlevi olan gözyaşı öne çıktı. Bu teoriye karşı çıkanlar gerekçe olarak yine Darwin’in doğal seçme ve ayıklama teorisini ileri sürdüler. Buna göre evrim içinde insan için faydalı fonksiyonlar öne çıkmakta, diğerleri körelmekte ve gözyaşı anlamsız bir fonksiyon ise evrim süreci içersinde yok olması gerekirdi.

Yirminci yüzyılın ortalarında ortaya atılan bir diğer teoriye göre ise hıçkırarak ağlayınca dökülen gözyaşlarının hastalıklara karşı korunmamıza yardım eden yaşamsal bir değeri vardır. Gözyaşı dökmeden hıçkırarak ağlarken nefes kesiliyor, burun ve boğazdaki koruyucu zarlar kuruyor ve bakterilerin istilasına uygun bir ortam haline geliyorlar. Oysa ağlarken burun pasajına akan gözyaşları bu kurumaya mani oluyor.

Tabii bu teoriyi ileri sürenler herkesin hıçkırarak ağladığını varsayıyorlardı. Halbuki insanların çoğu hıçkırmadan sessiz sessiz ağlarlar. Bu teoriye göre spor yaparken burun ve boğazları kuruyan sporcuların da gözyaşı dökmeleri gerekmekteydi.

Pek akla yakın gelmeyen bu iki teoriden sonra bir hipotez daha ileri sürüldü. Buna göre de ruhsal sıkıntılar sırasında vücutta bir takım kimyasal maddeler oluşuyor, bunlar tıpkı ter, idrar, dışkı sayesinde toksik maddelerin vücuttan atılışına benzer şekilde gözyaşı ile vücuttan uzaklaştırılıyorlardı.

Bu teori doğru ise ruhsal gözyaşları ile soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapılarının farklı olmaları gerekiyordu. Yapılan deneyler sonucu görüldü ki, ruhsal gözyaşları, soğan (yakıcı) gözyaşlarından daha fazla protein içermektedirler. Fakat henüz bu farkın nedenini açıklayacak bir kanıt bulunabilmiş değildir. Sevinç ve üzüntü gözyaşlarının da aralarında kimyasal bir fark olup olmadığı halen araştırılmaktadır.

Dünyadaki yaratıklardan sadece insan ruhsal nedenlerle ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum da şüphesiz yaşam tarihindeki evriminin bir sonucudur. Doğrudan gözünü rahatsız edecek bir şey olmazsa yeni doğmuş bir bebek doğumundan bir kaç hatta sonraya kadar gözyaşı dökmezsizin ağlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Akciğerlerimiz kaburgalarımızın içinde birer torba gibi dururlar. Nefes aldığımızda bu torbalar içerlerine alabildikleri kadar hava alarak şişerler. Göğsümüzü karnımızdan ayıran ve akciğerlerimizin altına bitişik büyük bir kas olan diyafram, büzüşerek ciğerlerimizin genişlemesini sağlar, nefes almamıza yardımcı olur.

Süratli yemek yenildiğinde, yutkunma neticesinde yemek ile birlikte bir miktar da hava alınır. Hıçkırık, yiyeceğin yüzeyine yapışarak sindirim sistemine giren bu havayı atmak için sistemin gösterdiği bir tepkidir. Diyafram süratle büzüşerek, çok ani ve hızlı nefes almamızı sağlar. Bu arada boğazımızın üst tarafında, ses tellerimizin bulunduğu kısımda bir kapanma olur ve buradan geçen hava bir an bloke edilir. Bu da ‘hıck’ şeklinde bir sesin çıkmasına neden olur.

Midedeki bir olayla diyaframın ilişkisi, bu iki organdaki sinirlerin birbirine çok yakın hatta iç içe geçmiş olmalarındandır. Bu nedenle en çok yemekten sonra hıçkırırız. Sindirim işlemi bittikten sonra hıçkırık olmaz. Hıçkırığı önlemek için çok çeşitli öneriler vardır.

Baş aşağı durmak, yavaş yavaş su içmek, kolları yukarıda tutmak, nefesi tutmak, ileride bir noktaya bakarak derin nefes almak, buzlu su içmek, nefesi tutarak üç kere yutkunmak, nane yutmak, parmağı kulağa bastırarak su içmek ve korkutmak gibi.

Bunlardan korkutarak insanı şok etmek, dolayısıyla sinir sistemini etkilemek, derin nefes alarak diyaframın mideyi itmesini sağlamak ve de kandaki düşük karbondioksit seviyesinin hıçkırığın oluşumunu hızlandırdığı bilindiğinden nefesi tutmak en mantıklı önlemlerdir.

Aslında ise bu önlemlerin hiçbirine gerek yoktur. Hıçkırıklar yaklaşık 5 saniyede bir olur ve genellikle bir dakikadan fazla sürmezler. Siz önlemlerle uğraşırken, o zaten kendi kendine kesilir. Hıçkırığı kesmek için kabul edilen genel görüş hiçbir önlemin hıçkırığı kesmediğidir. Ancak aylarca süren istisnai durumlarda, muhakkak tıbbi müdahale gerekir, hatta bu durumlarda sinirler üzerinde operasyon yapılması bile gündeme gelebilir.

Çok miktarda biber yemek gibi kimyasal yanmaların, enfeksiyonların ve ülser gibi hastalıkların da hıçkırığı meydana getirebilecekleri ileri sürülüyor. Hıçkırık süresince bir şey yememekte ve içmemekte fayda vardır, çünkü bu sırada tekrar fazla hava alınabilir.

Hıçkırığı önlemek için en iyisi yemeği yavaş yiyin, çok miktarda yemeyin, yemek yerken karbonatlı içki içmeyin, yemeğe konsantre olun, çok konuşmayın ve gülmeyin. Yemeğe saygınız ne kadar artarsa, hıçkırık o kadar azalır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Akciğerlerimiz kaburgalarımızın içinde birer torba gibi dururlar. Nefes aldığımızda bu torbalar içerlerine alabildikleri kadar hava alarak şişerler. Göğsümüzü karnımızdan ayıran ve akciğerlerimizin altına bitişik büyük bir kas olan diyafram, büzüşerek ciğerlerimizin genişlemesini sağlar, nefes almamıza yardımcı olur.

Süratli yemek yenildiğinde, yutkunma neticesinde yemek ile birlikte bir miktar da hava alınır. Hıçkırık, yiyeceğin yüzeyine yapışarak sindirim sistemine giren bu havayı atmak için sistemin gösterdiği bir tepkidir. Diyafram süratle büzüşerek, çok ani ve hızlı nefes almamızı sağlar. Bu arada boğazımızın üst tarafında, ses tellerimizin bulunduğu kısımda bir kapanma olur ve buradan geçen hava bir an bloke edilir. Bu da “hıck” şeklinde bir sesin çıkmasına neden olur.

Midedeki bir olayla diyaframın ilişkisi, bu iki organdaki sinirlerin birbirine çok yakın hatta iç içe geçmiş olmalarındandır. Bu nedenle en çok yemekten sonra hıçkırırız. Sindirim işlemi bittikten sonra hıçkırık olmaz. Hıçkırığı önlemek için çok çeşitli öneriler vardır. Baş aşağı durmak, yavaş yavaş su içmek, kolları yukarıda tutmak, nefesi tutmak, ileride bir noktaya bakarak derin nefes almak, buzlu su içmek, nefesi tutarak üç kere yutkunmak, nane yutmak, parmağı kulağa bastırarak su içmek ve korkutmak gibi.

Bunlardan korkutarak insanı şok etmek, dolayısıyla sinir sistemini etkilemek, derin nefes almak ve de kandaki düşük karbondioksit seviyesinin hıçkırığın oluşumunu hızlandırdığı bilindiğinden nefesi tutmak en mantıklı önlemlerdir.

Aslında ise bu önlemlerin hiçbirine gerek yoktur. Hıçkırıklar yaklaşık beş saniyede bir olur ve genellikle bir dakikadan fazla sürmezler. Siz önlemlerle uğraşırken, o zaten kendi kendine kesilir. Hıçkırığı kesmek için kabul edilen genel görüş hiçbir önlemin hıçkırığı kesmediğidir. Ancak aylarca süren istisnai durumlarda, muhakkak tıbbi müdahale gerekir, hatta bu durumlarda sinirler üzerinde operasyon yapılması bile gündeme gelebilir.

Çok miktarda biber yemek gibi kimyasal yanmaların, enfeksiyonların ve ülser gibi hastalıkların da hıçkırığı meydana getirebilecekeleri ileri sürülüyor. Hıçkırık süresince bir şey yememekte ve içmemekte fayda vardır, çünkü bu sırada tekrar fazla hava alınabilir.

Hıçkırığı önlemek için en iyisi yemeği yavaş yiyin, çok miktarda yemeyin, yemek yerken karbonatlı içki içmeyin, yemeğe konsantre olun, çok konuşmayın ve gülmeyin. Yemeğe saygınız ne kadar artarsa, hıçkırık o kadar azalır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(NİKRİZ, NİRİZ) (i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam (İran’da bir şehrin adıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu makamda kullanılan beşli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) noterde tasdik ettirmek, noter tarafından onaylatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autorisation

yetkilendirim

Yetkilendirme işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazla değer vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayrı ayrı söylemek veya göz önünde bulundurmak; ayrıntıları ile anlatmak, isim zikretmek, şahıslar üzerinde durmak. particularization i. ayrı ayrı mütalaa etme; isim zikretme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pastorize etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pastörize etmek. pasteurizer i. pastörize makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Pastörize etme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasteurization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasteurization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Pasteur’ün adından). 65 dereceye kadar ısıtıldıktan sonra sıcaklığı birdenbire düşürülmek suretiyle mikropları öldürülmüş olan süt, konserve vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasteurized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasteurized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasteurized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasteurized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Bağırma, haykırma. 2.Su kenarında yetişen yeşil saz, ot.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Peri çocuğu. 2.Güzel, çok güzel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kırmızı altın. 2.Ateşte pişirilen ekmek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı Fars. pîş-keş = öne çekilen). Hediye, ermağan. Peşkeş çekmek = Olmayacak bir şeyi teklif etmek, sözde mükâfatlandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: Fars. pîş-gîr = öne tutulan). I. Yemek yerken vaktiyle peçete yerine dizlerin üzerine alınan uzun bez. 2. Havlı, peçete.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

napkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., k.dili sıkıntı veren, sinir bozucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Resim mevzuu olmaya uygun manzara.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pittoresque

resimsi

Durumu ve görünüşü resim konusu olmaya değer (görünüş).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picturesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Estetik etkiyi matematiksel düzen bağıntılarıyla değil de, doğadaki gibi bir rastlantısallıkla elde etmeye çalışan her tür sanatsal tutumu niteler. 18.yy. İngiliz bahçe tasarımı, Yakın Çağda Pitoresk tutumun ilk örneklerini vermiştir. Bu dönemde doğanın Baroktaki gibi geometrik biçimde düzenlenmesi yadsınıp doğal öğeler kullanılarak “düzenlenmemiş”, “el değmemiş” doğa izlenimi yaratacak bahçeler oluşturulmaya çalışılmıştır. Aynı tutum hemen hemen zamandaş olarak resim sanatında da görülür. Bu anlayıştaki resimler doğayı bir yandan “olduğu gibi” yansıtmaya çabalarken öte yandan da onu “yabani” olmaktan uzaklaştırmışlardır. Dolayısıyla pitoreski Romantizmden bağımsız düşünmek olanaksızdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir başkasının eserini kendisininmiş gibi yayımlamak, intihal etmek. plagiarism i. intihal; intihal edilmiş eser. plagiarist i. intihal eden kimse. plagiary i başkasının eserini kendisine mal etme, intihal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). (bk.) Polarma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. polarisation

fiz. 1. kutuplanma, 2. polarma

1. Kutuplanmak işi. 2. Doğrudan doğruya kendi kaynağından çıkan bir ışığın, yansıdıktan veya kırıldıktan sonra gösterdiği özelliklerin tümü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir ışının titreşimlerini belirli bir yöne çevirmek, polarmak; özel bir anlam veya yön vermek. polarized light polarılmış ışık. polariza'tion i. polarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. halkın rağbet edeceği şekle sokmak; halka hitap etmek; herkesin anlayacağı şekle sokmak. populari za'tion i. halkın benimseyeceği şekle sokma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tazyik altında tutmak; hav. yüksek uçuşlarda uçağın içindeki havayı yeterli basınçta tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socket. plug. plug socket. wall plug. switch plug. jack. outlet. power outlet. power point. receptacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socket. drive. setting. setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power socket. socket for a plug. wall plug. jack. connector. solidification. setting. convenience. outlet. electrical outlet box. plug contact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. ödül; çok istenilen şey; f. çok değer vermek; paha biçmek, kıymet takdir etmek; s. ödül olarak verilen; ödül kazanan; mükemmel. prize fight mükâfatlı boks.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ganimet almak; zaptetmek; manivela ile kaldırmak veya açmak; i. ganimet (gemi). prize court savaş ganimetleri mahkemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Alt ve üst kenarları birbirine eşit ve paralel İki çokgen, kenar ayrıntıları da eşit ve paralel olan çok satıhlı cisim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prism. prism biçme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Püskürtme cihazı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pulvérisateur

püskürteç

Sıvıları ve toz durumundaki maddeleri gaz veya toz durumunda saçmaya, atmaya yarayan tulumba veya körük biçimindeki aygıt, püskürme makinesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomizer. sprayer. spray gun. duster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ezmek, ezip toz haline koymak. pulverizer i. toz haline getiren kimse veya alet. pulveriza'tion i. ezme, toz haline getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. purisme

dil b. özleştirmecilik

Bir dili yabancı ögelerden arıtarak arı, katışıksız bir duruma getirmeyi ve kendi imkânlarıyla geliştirmeyi amaçlayan çalışma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir bankanın elinde bulundurduğu senetleri başka bir bankaya iskonto ettirmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rediscount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rediscount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) intizama koymak, düzenlemek, usulüne uydurmak. regulariza'tion (i.) tanzim etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Renklerin insan davranışını ve psikolojisini önemli ölçüde etkilediği bugün kesinleşmiştir. Kanada’da bir okulda yapılan deneyde, odaların renk ve ışık düzenlerinin değiştirilmesi ile bazı öğrencilerin zeka düzeylerinin ve disiplin sorunlarının olumlu biçimde etkilendiği tespit edilmiştir. Ancak insan gözünün ışık ve rengi algılayan ağ tabakasının görme sinirleri vasıtasıyla bunu beyne ilettikten sonra beyinde nasıl fizyolojik etkiler yarattığını renkbilimciler henüz açıklayamıyor.

Aslında gözümüze gelen görüntü iki çeşit görme hücresi aracılığı ile taranır. Silindir veya çomak şeklinde olanlar ışığı, koni şeklinde olanlar ise rengi algılar. Gözümüzde 7 milyon konik ve 100 milyon kadar silindirik hücre vardır.

Renge duyarlı konik hücreler ağ tabakasının ortasında, ışığa duyarlı silindirik hücreler ise kenarında daha yoğundur. Bu nedenle gece gökyüzünde gözümüzün kenarından gördüğümüz bir yıldızı, ona doğrudan bakınca göremeyiz. Çünkü burada ışığa hassas silindirik hücreler daha az olduğundan görüntü kaybolur. Aynı şekilde gözümüzün kenarıyla baktığımız şekillerde renkler kaybolur.

Yapılan deneylerde, pembe renge bakan kişilerin rahatladıkları, kırmızı, turuncu ve sarı gibi sıcak renklere bakanlarda tansiyonun yükseldiği, nabzın ve solunumun hızlandığı, terlemenin çoğaldığı, mavi rengin ise tam tersi etki yarattığı belirlenmiştir.

Araştırmalar insanların en çok mavi rengi sevdiklerini, bunu kırmızı ve yeşilin takip ettiğini göstermektedir. Erkekler yeşil, deniz mavisi, turuncu ve koyu mor renkleri tercih ederken, kadınlar firuze yeşili, açık mavi, pembe gibi açık-uçuk renkleri, çocuklar ise mavi, kırmızı, yeşil, sarı ve turuncu gibi canlı renkleri daha çok sevmektedirler.

Bir binada sarı renge boyanmış bir tavan, odayı daha yüksek, sarı renkli duvarlar ise daha geniş gösterir. Kliniklerin sıcak renklere boyanması, beyaz rengin hastalarda yarattığı hüzün duygusunu azaltır. Ayaküstü hazır yiyecek satan dükkanların duvarları iştah açtıran portakal rengine boyanırken yarış arabalarında kırmızı veya turuncu-sarı renkler tercih edilir. Aslında bir renk olmayan, daha doğrusu renksizlik olan siyah da makam araçlarının klasik rengidir.

Kırmızı renk kan rengidir, asırlar boyu tehlikenin ve tahribatın simgesi olmuştur. Trafik ışıklarında ‘dur’ sinyali olarak kullanılmasının nedeni de budur. Ameliyathanelerde, bulaşan kan rengini belli etmeyeceği için mantıken kırmızı giysi kullanılması gerekirken, teskin edici mavi ve yeşil renkler tercih edilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Renklerin insan davranışını ve psikolojisini önemli ölçüde etkilediği bugün kesinleşmiştir. Kanada’da bir okulda yapılşan deneyde, odaların renk ve ışık düzenlerinin değiştirilmesi ile bazı öğrencilerin zeka düzeylerinin ve disiplin sorunlarının olumlu biçimde etkilendiği tespit edilmiştir. Ancak insan gözünün ışık ve rengi algılayan ağ tabakasını görme sinirleri vasıtasıyla bunu beyne ilettikten sonra beyinde nasıl fizyolojik etkiler yarattığını renkbilimciler henüz açıklayamıyor.

Aslında gözümüze gelen görüntü iki çeşit görme hücresi aracılığı ile tanınır. Silindir ve çomak şeklinde olanlar ışığı, koni şeklinde olanlar ise rengi algılarlar. Gözümüzde yedi milyon konik ve 100 milyon kadar silindirik hücre vardır.

Renge duyarlı konik hücreler ağ tabakasının ortasında, ışığa duyarlı silindirik hücreler ise kenarında daha yoğundur. Bu nedenle gece gökyüzünde gözümüzün kenarından gördüğümüz bir yıldızı, ona doğrudan bakınca göremeyiz. Çünkü burada ışığa hassas silindirik hücreler daha az olduğundan görüntü kaybolur. Aynı şekilde gözümüzün kenarıyla baktığımız şekillerde renkler kaybolur.

Yapılan deneylerde, pembe renge bakan kişilerin rahatladıkları, kırmızı, turuncu ve sarı gibi sıcak renklere bakanlarda tansiyonun yükseldiği, nabzın ve solunumun hızlandığı, terlemenin çoğaldığı, mavi rengin ise tam tersi etki yarattığı belirlenmiştir.

Araştırmalar insanların en çok mavi rengi sevdiklerini, bunu kırmızı ve yeşilin takip ettiğini göstermektedir. Erkeler yeşil, deniz mavisi, turuncu ve koyu mor renkleri tercih ederken, kadınlar firuze yeşili, açık mavi, pembe gibi açık-uçuk renkleri, çocuklar ise mavi, kırmızı, yeşil, sarı ve turuncu gibi canlı renkleri daha çok sevmektedirler.

Bir binada sarı renge boyanmış bir tavan, odayı daha yüksek, sarı renkli duvarlar ise daha geniş gösterir. Kliniklerin sıcak renklere boyanması, beyaz rengin hastalarda yarattığı hüzün duygusunu azaltır. Ayaküstü hazır yiyecek satan dükkanların duvarları iştah açtıran portakal rengine boyanırken yarış arabalarında kırmızı veya turuncu-sarı renkler tercih edilir. Aslında bir renk olmayan, daha doğrusu renksizlik olan siyah da makam araçlarının klasik rengidir.

Kırmızı renk kan rengidir, asırlar boyu tehlikenin ve tahribatın simgesi olmuştur. Trafik ışılarında “dur” sinyali olarak kullanılmasının nedeni de budur. Ameliyathanelerde, bulaşan kan rengini belli etmeyeceği için mantıken kırmızı giysi kullanmaları gerekirken, teskin edici mavi ve yeşil renkler tercih edilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kıskanma, hased, gıpta. 2. Hased ve gıpta veren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رشک] kıskançlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kıskandıran, kıskançlık veren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رشک آور] kıskandırıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. crîhten» fiilinden). Döken, akıtan, saçan, serpen. HOn-rîz = Kan döken. Eşk-rîz = Gözyaşı döken. Şeref-rîz = Şeref saçan, şerefli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Hoşnutluk, memnunluk: Allah rızâsı için! 2. Razı olma: Bu işe rızânız var mı? 3. İstek, irâde: Kendi rızâsıyle gitti. 4. Kadere baş eğme, tevekkül: İnsan için dünyada rızâ ve tevekkülden başka çare yoktur. Rızâen li’llaıh = Allah rızâsı İçin. Rızâ vermek = RAzı olmak, muvafakat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Süt emme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliance. consent. implied consent. approval. assent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assent. consent. approval. choice. volition. acceptance. acquiescence. allowance. consent accession. countenance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رضا] razılık, memnunluk. 2.istek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Razılık, razı olma, hoşnutluk, memnuniyet, muvafakat, kabul. Bir şeyin olmasına muvafakat etme. Kadere mukadderata boyun eğme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Dökülen, akan, Ar. cârî: Rİzân olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Ufak parça, kırıntı, saçıntı: Rİze rîze olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. rîze = ufak parça, çîden = toplamak). Ufak parçaları ve dökülen kırıntıları toplayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). Zarara uğrama tehlikesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risk. risk risk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. erzak). 1. Azık, nafaka, yiyecek: Karınca bile rızkını tedarik eder. 2. Tanrı’ca verilen nimet. 3. Yiyecek ve içeceğe ait maddeler (Bu mânâ ile cem’i kullanılır): Erzak tedariki, erzak anbarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bread. one's daily food. sustenance. the necessities of file. one's daily bread. food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daily bread. food. livelihood. means of subsistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رزق] rızık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın verdiği nimet. Nimetler veren Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rıdvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Roman gibi olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. lastik kaplamak; kumaşı sugeçirmez hale koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., tic., mark. keten veya pamuklu kumaşları çekmesini önlemek üzere özel bir işleme tabi tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hicvetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. layikleştirmek, dünyevileştirmek. seculariza'tion i. manastır sisteminden kurtarma; vakfı mülke çevirme; dini tesirden uzaklaştırma, layikleştirme, layikleştirilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. şeker; rîhten: dökmek). Şeker döken, saçan, pek tatlı ve leziz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. secularism

fel. dünyacılık

Bireysel katılımı önemli gören, dinin devletten ayrı ve özerk olmasını savunan öğreti.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Bir gün ikinci Mahmut Mısır Çarşışı’nda halk arasında gezinirken uğradığı bir dükkanda kendisine kahve getiren sevimli bir kahveci çırağını çok sevdi. Hemen o gün saraya alınan çocuk sonradan tarihimizin meşhur Serasker Rıza Paşa’sı olmuştur.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref, Fars. rîhten = dökmek). Şeref döken, şeref veren, şeref sunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref, Fars. rîhten = dökmek). Şeref döken, şeref veren, şeref sunan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. özelliğini belirtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. incelmek, inceltmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. güneş ışığına maruz bırakmak; foto. klişeyi güneş ışığına fazla maruz bırakarak bozmak. solarization i. güneş ışınlarının etkisi; foto. klişeyi güneşe fazla maruz bırakarak bozma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. sosyoloji). Bir topluluğun fertleri arasında dayanışma olmasını lüzumlu sayan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransızca solidarisme toplum bilimi "Bir topluluğun bütün bireyleri arasında bir dayanışma bulunmasını toplu durumda yaşamanın gereklerinden sayan ve bireycilikle ortaklaşacılık arasında yer alan öğreti." anlamındaki bu söz için dayanışmacılık karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. solidarisme

top. b. dayanışmacılık

Bir topluluğun bütün bireyleri arasında bir dayanışma bulunmasını toplu durumda yaşamanın gereklerinden sayan ve bireycilikle ortaklaşacılık arasında yer alan öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kükürt katmak, kükürtlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. özetlemek, hülâsa etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Beklenmedik bir anda-olan ve insanı şaşırtarak sevindiren veya üzen hâdise, umulmadık şey.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. surprise

şaşırtı

Beklenmeyen ve insanı şaşırtarak sevindiren veya üzen olay, beklenmedik durum.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surprise. snap. surprise. bonus. bombshell. fluke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surprise. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surprise. bless me.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bakışım sağlamak, simetrik hale getirmek, mütenasip kılmak, mütenazır kılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hırz» dan mas.) (c. tahrîzât). Kışkırtma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. takrîzât, tekaariz). Bir eseri öven yazı, yazardan başkası tarafından kaleme alınmış önsöz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقریظ] eleştiri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقریض] borç verme. 2.kitaba beğeni yazısı yazma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TARİZ) (i. A. «arz» dan masdar) (c. târîzât). Dolayısıyle dokunacak söz söyleme, açıktan olmayarak dokunma: Bu söz bana tarizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Târiz yoluyla: Bu sözü bana târîzen söyledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «saki» den masdar) Ağırlaştırma, ağırlığını arttırma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعریض] laf çarpma, dokundurma, taşlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki) (Güney Azerbaycan’ın başkenti). Türk musikisinde ar tık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Yıldızları incelemekte kullanılan çok kuvvetli dürbün.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. télescope

gök b. gözlemci, ırakgörür

Sonsuzdaki bir nesnenin gerçek görüntüsünü, içbükey bir aynadan yapılmış merceğinin odak düzleminde veren ve gök bilimiyle ilgili gözlemlerde kullanılan optik aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telescope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telescope. telescope ırakgörür. astronomical telescope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telescope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meskenet» ten). Miskin olma, miskinleşme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zamana uymak; başkalarının fikrine uymak, ayak uydurmak; savsaklamak, ihmal etmek; uzlaşmak. temporiza'tion i. zamana uyma, başkalarına ayak uydurma .temporizer i. zamana uyan kimse. temporizingly z. zamana ayak uy- durarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yumuşatmak (et). tenderizer i. eti yumuşatıcı bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. terrorisme

yıldırıcılık

Bir siyasi davayı zorla kabul ettirmek için karşı tarafa korku salacak, cana ve mala kıyacak davranışlarda bulunma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrorism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrorism. terrorism tedhişçilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hastaları veya kırılabilecek ağır şeyleri taşımaya mahsus, iki adam tarafından taşınan kollu tahta, sedye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tezkere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretcher. litter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şekUden) (c. teşkilât). 1. Bir şeye bir şekil ve biçim-verme, bir şekle koyma, belirli bir şekilde meydadana getirme. 2. Birleştirme, husule getirme, vücut verme. 3. (c.). Tertibat, tanzimat, icraat, ıslahatla alâkalı işler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formation. organization. forming. organizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formation. forming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تشکيل] şekillendirme, oluşturma. 2.kurma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kurulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

oluşturmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Kuruluş, organizasyon. (bk.) Teşkil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organization. organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organization. organized group. corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unorganized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unorganized state. lack of an organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calming. tranquillization. remission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسکين] yatıştırma, sakinleştirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yatıştırmak, sakinleştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yatışmak, sakinleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükûn» dan). Yatıştırma, durdurma, sükûn buldurma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükût» tan). Susturma (iskât gibi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «saky»dan). Su verme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) teori kurmak, nazariye yürütmek. theoriza'tion (i.) teori yapma. theorizer (i.) nazariye yürüten kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elbisenin eteğine eklenen ensiz parça. 2. Ensiz tahta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

batten. border. moulding. lath. binding. slatting. slat. strip. stripe. square moulding. mould. lacing. trim. rectangular. mold. paint stripper. ribbon. scarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Totaliter rejim veya doktrini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totalitarism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Zevk için yapılan seyahatler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tourism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tourism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yetkisiz; resmi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümetçe fiyat tespiti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hükümetçe fiyat tespit etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. buharlaştırmak, bu harlaşmak. vaporiza'tion i. buharlaşma, buharlaştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. püskürgeç, vaporizatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. volontarisme

fel. ve ruh b. istenççilik

Akla ve bilime değil de iradeye üstünlük tanıyan, ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr ). Vülgarize etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). ilmî, teknik tâbirleri hafifletilerek halkın anlayacağı hâle getirilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make vulgar, or common. act in a vulgar manner; 'The drunkard tends to vulgarize'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cater to popular taste to make popular and present to the general public; bring into general or common use; 'They popularized coffee in Washington State'; 'Relativity Theory was vulgarized by these authors'. debase and make vulgar; 'The Press has vulgariz

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. adileştirmek, herkesin anlayacağı hale koymak. umumileştirmek. vulgariza'tion i. adileştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bağlaç) -iken, süresince, müddetince; olduğu halde, olmakla beraber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarap tulumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by