Esme ne demek? | Esme anlamı nedir? | Esme

Esme anlamı nedir?

Esme ne demek?

Esme anlamı nedir?

Esme | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: esme

Türkçe Sözlük

(i.). Esmek işi, Ar. hübûb. (bk.) Esmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşmek işi. (bk.) Eşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumsal yerde kaynayan pınar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Esmek fiili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming odd / awkward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become odd / awkward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Muaheme yapmak, sözleşmek, aht ve peymân etmek, yeminleşmek, biribirine karşı taahhüt altına girmek: Kendisiyle bu iş hakkında ahitleştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pledge mutually. to conclude an agreement with one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master agreement. main agreement. main contract. principal agreement. founding charter. primary contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sinirlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get nervous. to be irritated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow rebellious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Askerî bir durum almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asrî hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become modernized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come to be wandering aimlessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become simple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave like a baby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to argue. to quarrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müştereken ve birlikte beklemek: Birçok halk bekleşiyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wait together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. to become clear. to crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become clear / evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. dilbilgisi). Yan yana olan iki sesten birinin öbürüne benzemesine yol açan ses hadisesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. analogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to resemble each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to resemble each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Berâber gelmek, bir hizada veya müsavi, eşit olmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bulaştırmak, kirletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) «Bismillâhirrahmânirrahîm» cümlesi. Besmele ile işe giriştim. Besmele-hân = Bu cümleyi okuyan, bir işe başlayan. Besmele-hân olarak = Besmele okuyarak. Besmele demek — Başlamak. Besmele çekmek = Bismillâh cümlesini okumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become deformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Birleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to combine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individualization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birleşmek fiili. (bk.) Birleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

union. joining. coalition. cohesion. conjugation. accord. alliance. association. coalescence. concrescence. concretion. conjunction. copulation. fusion. hookup. incorporation. integration. joinder. juncture. meeting. merger. reunion. unification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alliance. bond. coalescence. coalition. combination. conjunction. consolidation. fusion. incorporation. mating. union. unity. association. junction. unification. merger. sexual intercourse. intercourse. coitus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merger. combination. accord. adjunction. alliance. coalescence. coalition. cohesion. concert. conjunction. consolidation. join. joining. league. marriage. sodality. tie up. unification. union. unity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir olmak, iştirak ve ittihat etmek: İki şirket birleşip bir fabrika yaptılar. 2. Bir yere gelmek, toplanmak: Bugün belediye dairesinde birleşip bir karar verecekler. 3. Uyuşmak, ittihat etmek: Müteahhitler birleşip müzayedede arttırmıyorlar. 4. (kimya, fizik). İki veya daha çok unsur bir araya gelerek yeni bir unsur meydana getirmek terekküp etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inosculate. join. unite. confederate. coalesce. combine. conjoin. reunite. agree. affiliate. ally. ally oneself. amalgamate. associate oneself. band together. congregate. conjugate. converge. couple. fasten. federate. fuze. gang. incorporate. knit. k.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affiliate. ally. amalgamate. assemble. associate. bond. close. coalesce. cohere. combine. communicate. confederate. consolidate. conspire. federate. incorporate. join. knit. merge. reunite. unite. to unite. to join. to connect. to associate. to combine. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make one. to unite. to meet. to agree. to combine. accrete. ally. amalgamate. close. coalesce. cohere. confederate. congregate. conjoin. conjugate. consolidate. consort. converge. incorporate. link. merge. piece. warm wise. to merge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integration. concretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalesce. integrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defragment. to become a united whole. to be integrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grapple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cenk etmeye, muharebeye girişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quarrel. to fight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birbirine geçmek, çitişmek, çapraz olmak. 2. Sıkışmak, kenetlenmek, şiddetlenmek (şimdi çapraşmak deniyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İçilecek, akar suyu olan yer ki, ya daimî «kar veyahut hazne ve musluğu olur ve ekseriyetle mermerden yapılmış ve san’at eseri olarak hayır eserlerinden sayılır. Çeşmeden su içmek, doldurmak. Kuru çeşme = Suyu kesilmiş. Çeşme-i hıyvân = Ab-ı hayat çeşmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tap. fountain. drinking fountain. well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain. drinking fountain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain. fount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چشمه] pınar. 2.çeşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çeşmesi bol olan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çetin bir hal almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw oneself up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanların cinsî birleşmesi: Koyunların çiftleşme vakti yaklaşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mating. copulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (bir tek) Eşini bulup çift olmak: Güvercinin eşi ölürse bir daha zor çiftleşir. 2. (hayvanlar) Cinsî birleşmek: Ekseri hayvanlar senede bir kere çiftleşirler. İyi bir kısrak, cins bir etla çiftleşince elbette güzel bir tay vücuda gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breed. mate. copulate. pair. couple. rut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mate. to become a pair. copulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dalliance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karşılıklık olarak cilve yapmak. 2. Birbiriyle dostça şakalaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to flirt with each other. to bill and coo. to joke with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin olmak, çirkinlik peydâ etmek: Küçükken oldukça güzeldi; lâkin büyüdükçe çirkinleşiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Doğal iklim değişimleri ya da insanın doğayı tahribatı sonucunda kurak bölgelerin, çöl koşullarını taşıyan ekosistemlere dönüşmesi olayıdır. ( Vervüstung / Desertification )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desertification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çöl haline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equivalence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Denk olmak, denge hasıl etmek. Osm. tevazün etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach equilibrium. to become equal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kımıldanmak, oynatmak, harekete getirmek, (bk.) Tepreştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Derin hale gelmek, derinliği artmak. Osm. taammuk etmek: Yara işledikçe derinleşir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deepen. to deepen. to become deep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get deep. to specialize in (a field of study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dert ve kederleri söyleyip karşılıklı konuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pour out one's grief to each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pour out one's grievances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yarmak, delmek: Çıbanı deşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probe. to prick. to incise. to dig up. to lance. to open up. to recall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lance. to scratch open. to dig up. to open up. incise. rip. whack up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become steep. to get stubborn. to be defiant. to challange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steepen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Söyleşmek, karşılıklı konuşmak. Osm. mükâleme, müsahabe etmek: Hüneri varsa gelsin, dilleşelim. 2. Ecnebi dili ile konuşmak. 3. Münakaşa etmek (ağızlarda).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dinç hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become vigorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Kız alıp vermek suretiyle hısım olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become smooth / level / straight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become immortal / eternal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act rudely. to be rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become legendary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Oturmak, durmak. Osm. meks ve Arâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become tame evcilleşmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become tame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. El ile itişerek şekalaşmak, el şakası etmek. 2. Dövüşmek. 3. Gücünü denemek.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en sert olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da canı kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkta grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistor telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince işçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to industrialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Enli olmak, en kazanmak. Osm. tevessü etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Enlilenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pubescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pubescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ergin hâle gelmek, tekemmül etmek. Osm. Reşid olmak, gelişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vedalaşmak, afiyette kalın diyerek ayrılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pair off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be partners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (hava) Oynamak, (yel) hareket etmek. Osm. hübûb etmek, vezân olmak: Yel, rüzgâr (fail bilindiği için failsiz de kullanılır): Bugün çîık esi yor. 2. Ansızın hatıra gelmek, Osm. hutur, sünûh etmek: Oyle esti, aklına eserse. 3. Birden görünmek, çıkıvermek: Daha esmedi. 4. Nasip, kısmet olmak, isabat etmek: Bu, size nereden esti? Esip savurmak = Hiddet ve gürültü etmek. Başta hülyalar esmek = Kuruntu içinde olmak. Yerinde yeller esmek = Görünmez olmak, adı ve eseri kalmamak, adı sanı kaybolmak, izi kalmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kazmak, kazımak, tırmıklamak, hafretmek: Çukur eşmek = 1. Gezmek, sürtmek, koşmak. 2. Bir hizmet yapmak ve bilhassa sefere çıkmak: Eşen sipahilerin çoğu kışın şiddetinden kırıldıllar. 3. (at) Eşkin ve yorga yürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow. fan. fan out. breathe. set. whiffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow. to blow. to come to one's mind. to blow. to come suddenly to mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blow. to cross one's mind. to take a fancy. fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dig up slightly. to scratch. to search and investigate. to scrape. to rake. to excavate. quash. squash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. semrâ). 1. Karaya yakın, buğday renginde (asıl Türkçe’si konur olup kumral dediğimizin doğrusu «konural» dır): Esmer benizli, esmer ekmek. 2. Esmer benizli (insan): Esmerimi görmeyince.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark-skinned. dusky. brunette. swart. swarthy. tawny. brunette. blacky. blackie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brunet. dark. swarthy. tawny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark skinned. swarthy. brunette. dark brown. dark. swarty. tawny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسمر] karayağız, esmer, koyu tenli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Esved).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Siyah ay, buğday renkli, karayağız.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Az esmer, buğday rengine çalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Esmere çalan, buğday rengine bakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Esmer hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown. to brown. to tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to brown. to tan. to become tan. darken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown. to brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karaya bakan renk, buğday rengi: Pek latif bir esmerliği vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brownness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swarthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Asitlerin alkillerle birleşikler kurması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to influence each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tamed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impoverishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impoverishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get poor yoksullaşmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get poor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Falan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f,). Karşılıklı fingirdemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dally with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fossilize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become null and void. to lapse. to expire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juvenescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Genç olmak, gençlik kuvvet ve tazeliği kazanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become youthful. to be rejuvenated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilatation. dilation. expansion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansion. dilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilation. expansion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expand. to dilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dilate. to be dilated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realization. materialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realization. fulfilment. fulfillment. accrual. fruition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tahakkuk etmek, gerçek hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialize. actualize. come true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become true. to materialize. to eventuate. come to the fruition. to come true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gergin bir hal almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tense. to become taut. become tense. to get stretched. to get tensed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get stretched. to become tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backward assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zor ve zahmetli olmak, güce sarmak: Bu ders gittikçe güçleşiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Güreş, güreşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güreş etme, Ar. musâraa, pehlivan oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestling. tussle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Güreş etmek, döğüşmek, birbirini yere vurmaya çalışmak, Osm. musâraa etmek: Pehlivanlar, koçlar, horozlar güreşiyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestle. to wrestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wrestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to flow strongly. to become abundant. to become thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha net bir işitilebilir aralık için insan konuşma sesini geliştirir ve kayıt alırken dikkati dağıtan arka plan gürültüsünü azaltır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Güzel olmak, güzelliği artmak, iyileşmek: O kız büyüdükçe güzelleşti. Hava güzelleşti, bahçeler pek güzelleşmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smarten. to become beautiful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become beautiful. to become good or excellent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. correspondence. intercommunication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. correspondence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Biribirine haber göndermek, biribirine malûmat vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspond. communicate. intercommunicate. speak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to correspond. communicate. to communicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to correspond. to communicate with one another. communicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hafiflemek. 2. mec. Ağırbaşlılığını kaybetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get light (in weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hain bir hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become malicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Paylaşmak, müşterek bir malı bölüp herkes hissesini almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to separate into factions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) sosyalleşme, sosyalizasyon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sosyalleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İki olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become two. to be doubled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regress. to become primitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Farklı cinslerin birleşerek ortaya bir yavru çıkarmalarına biyolojik bir engel vardır. Bunun birincisi spermin yumurtayı bulabilmesidir. Spermler gözleri olmamalarına, takip edecekleri güzergahı gösteren bir sistem de bulunmamasına rağmen şaşırmadan yollarını bulurlar. En önde giden de yumurtaya ilk ulaşan olarak içine girer. İşte burada tabiatın koyduğu bir sınırlama vardır. İnsan spermi sadece insan yumurtasını tanır ve birleşme işlemini sadece onunla yapar.

İkinci sebep, iki farklı cinsin DNA’larının birbirlerine uymamasıdır. Aynı cinste dişi ve erkeğin DNA’ları, bir fermuarı kapattığınızda dişler nasıl karşılıklı olarak birbirlerine geçerlerse, o şekilde uyumlu olarak birleşirler. İnsanlarda 23 çift kromozom vardır. Örneğin 15 veya daha farklı sayıda kromozoma sahip bir hayvanı döllediğinde, meydana gelen orantısızlıktan, ortaya çıkacak hücre anormal bir yapıda olur ve gelişimine bile başlayamaz.

Şempanze ile insanın genetik yapıları yüzde 99 aynı olduğuna ve teorilere göre milyonlarca yıl evvelki ataları aynı olduğuna göre onlar arasında bir uyumun sağlanması gerekmez mi?

Bilim insanlarına göre bu yüzde 99 benzerlik sadece proteinlerin mukayesesinden ortaya çıkıyor, yoksa DNA dizilişinin uyumu anlamına gelmiyor. İnsan sağlığı için DNA haritasını çıkarmada son aşamaya gelinmiştir ama tüm bu bilgiler, tekrar insan sağlığı için tıp alanında kullanılacaktır. Yani ileride mitolojide olduğu gibi insan başlı, hayvan vücutlu veya tersi yaratıklar ortalarda dolaşmayacaklardır. Buna en azından ahlaki bakımdan toplumun baskısı müsaade etmeyecektir.

Madem iki ayrı cinsin birleşmesinden yavru olmuyor, o halde at ile eşek birleşince nasıl katır doğabiliyor? Bir kere bu istisnai bir durum ve at ile eşeğin DNA yapıları insan ve diğer hayvanlar arasındakilere kıyasla birbirlerine çok yakın. Bunda bile sonuç üreme açısından sağlıklı olamıyor.

Katırın annesi at, babası eşektir. Katırlar erkek veya dişi olabilirler ama doğuştan kısırdırlar, üreyemezler. Çok ender de olsa bazı dişi katırların doğum yaptıkları görülmüştür ama erkekleri kesinlikle kısırdır. Bu nedenle katır elde etmek için her seferinde ata ve eşeğe ihtiyaç vardır.

Katırlar kuvvetli, dayanıklı ve kanaaatkardırlar. Biraz huysuz ve inatçı olmalarının nedeni bu özel durumları olabilir. Aslında uygun ortam bulduklarında erkek at (aygır) ile dişi eşek de birleşiyor. Bu ilişkiden doğan çocuklara ‘Bardo’ (veya ester) deniliyor. Bunlar öbürleri kadar dayanıklı olmadıklarından daha seyrek yetiştiriliyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyüme, gelişme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Büyük, cüsseli ve kocaman olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow gradually large. to hypertrophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract of employment. business agreement / concert / contract. empoyment agreement. business agreement. business contract. employment agreement. work contract. working agreement. business concert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Karşılıklı işaret vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make signs to one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convalescent. recovery. healing. improvement. betterment. getting better. amelioration. convalesce. recruitment. recuperation. upswing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cure. progress. recovery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recovery. improvement. getting better. getting well. amelioration. convalescence. healing. restoration. upturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. iyi olmak, daha iyi olmak: Çayırlar çok iyileşti. 2. Sıhhat kazanmak, hastalıktan kalkmak: Hasta iyileşti. 3. Biriyle arası iyi olmak, arasını iyileştirmek: Filânla aramız iyileşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recover. heal. get better. improve. do better. pick up. heal over. ameliorate. amend. cicatrize. come along. come through. come to. convalesce. get well. heal up. meliorate. mend. perk oneself. perk oneself up. pull round. pull through. rally. be rec.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recover. heal. get better. improve. do better. pick up. heal over. ameliorate. amend. cicatrize. come along. come through. come to. convalesce. get well. heal up. meliorate. mend. perk oneself. perk oneself up. pull round. pull through. rally. be rec. rec

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get better. to improve. to recover from an illness. ameliorate. amend. come along. convalesce. heal. improve in health. look up. pick up. prosper. recover. regenerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become carefree and unconventional in one's attitude towards life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calcify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kutsal gecelerden bir kandil gecesini birbirine tebrik etmek, bu münasebetle tebrikleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartellising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cartellize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become definite. to finalize. to acquire a peremptory tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Katmerli hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become layered. to increase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Kavî hale gelmek, kuvvetlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sözleşmek, söz bağlamak, mukavele etmek: Yarın ava gitmek üzere kevileştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Uyuşmak, hışır hışır olmak: Bahçede çalışmaktan ellerim keçeleşti 2. Karışıp teller belli olmayacak surette keçe gibi olmak: Bu kızın saçı keçeleşmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become matted. to become callused and rough. to become numb. mat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Keçi gibi olmak, inadı tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become mulish. to become pig-headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become bald.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ossification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ossification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kemik hâline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ossify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urbanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urbanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become urbanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become urbanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming definite. finalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (y. k.). Kesin bir hâl almak, kat’İleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become absolute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become definite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become definite. to become final. become final / valid. jell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çok kesici veya delici olmak, Osm. kaatı’ veya hâd olmak, bilenmek: Bu çakı, bu iğne keskinleşti. 2. Sertleşmek, kuvvet kazanmak: Sirke keskinleşti. 3. mec. Faal ve çevik olmak: O çocuk çok keskinleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ar. fatın, fıtâne, aynı mânâdadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kesmek işi. Kesmek. 2. Kalıba dökülmüş parça şeker. 3. Kesilmiş, Ar. maktû. 4. Kat’İ, kesin, götürü: Kesme hesap; kesme resim. 5. Kesilmiş gibi veya kesilebilir, yumuşak taş veye sert kil halinde olan: Kesme kaya; buranın arazisi bütün kesmedir. 6. Kesip beğenmek şartıyla: Kavunu, kesme olarak aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Teneke vesair kesmeye mahsus büyük makas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting. cut. stoppage. discontinuation. interception. shutoff. abscission. clip. curtailment. cutback. nip. scission. section. shearing. suppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clip. incision. sector. shutoff. trim. cutting. shears. chop. cut. definite. fixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrupt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostrophe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostrophe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostrophe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kesme Modu ile Kayıt Yapma, ayrı ayrı fotoğraflardan animasyonlu bir film yapılmasında kullanılır. Bu sayede çizgi filmler ya da duraklamalı oynatılan animasyonlar yaratılabilir. Her kesmeden 5 çerçeve (saniyenin 1/5’i) kaydedilir

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hewn stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavun ve karpuz gibi meyveleri kesip beğenirse almak şartiyle: Kesmece satıyor; kesmece aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

that will be cut and shown for approval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir kesici Aletle ayırmak, Osm. kat’etmek: Tahta, ağaç, kâğıt, bez kesmek. 2. Biçmek: Ceket, pantolon kesmek; kesip dikmek. I. Durdurmak, dindirmek, geçirmek: Rüzgâr, yağmuru kesti; aspirin baş ağrısını keser. 4. Aralık vermek, fâsıla vermek: Lâkırdısını kesti; sözünüzü kesmeyin. 5. Kararlaştırmak, karar vermek, hükmetmek, kesin şekilde söylemek, tâyin etmek: Gününü, miktarını kesmedi; dâvâyı, meseleyi kesti. 6. Kaldırmak, yok etmek, Osm. ref’etmek: Ümidi kesti, kendisiyle muhabereyi, münasebetleri kesti. 7. Boğazlamak, Osm. zebhetmek: Bir koyun, bir hindi kesti. 8. Kılıçla ve diğer kesici Aletle öldürmek: Adam kesmek. 9. Yontmak: Kalem kesmek; tırnak kesmek. 10. Enemek, hadım etmek, iğdiş etmek, Osm. ihsâ eylemek: Atı kesmek. 11. Paralamak: Fare, eşyayı kesiyor. 12, TAyin ve tahsis etmek: Maaş, tayın kesmek. 13. Fiyat indirmek, ödenecek bir meblâğın bir miktarını alıkoymak: Alacağından kesme; işçinin ücretinden kesme. 14. Tutmak, çıkmak, mal olmak: Bu iş ne kesti, ne kesiyor? İS. Taklit etmek, eğlenmek, elaya almak. Ardını kesmek = Terketmek, devam etmemek. Para, sikke, akça kesmek = MAdeni para basmak. Ayağını kesmek — Artık gitmemek, gitmekten vazgeçmek Elini kesmek = Men’etmek. Umlt kesmek = Ümitsiz olmak. Önünü kesmek — Önüne çıkıp ileri gitmesine engel olmak. Başkesmek = Başaşağı etmek. Başını kesmek = Boynunu vurmak. Boyun kesmek = İtaat etmek. Bahâ kesmek = Kıymet, değer biçmek. Had kesmek = Sınır tayin etmek. Hesap kesmek = Hesabı temizleyip ilişik bırakmamak. Sesini kesmek = Artık susmak. Sözü bal İle kesmek Başkası konuşurken sözünü ağzından almak. Akıl kesmek = Anlamak, mümkün olduğunu kabûl etmek: Aklım kesemiyor; bunu aklım kesiyor. Kısa kesmek = Uzatmamak, kısaca söylemek. Gözü kesmek = Yapabileceğini anlayıp güvenmek. Kesip atmak = Kesin şekilde karara varmak. Memeden, sütten kesmek = Çocuğa artık meme vermemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut. break. clip. cease. stop. discontinue. interrupt. disconnect. intersect. abandon. butcher. carve. chop. chop off. close. close down. crop. cut back. cut off. cut out. deaden. dock. drop. dry up. excise. fair. fell. gash. give over. hack. hew. ki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrest. butt. carve. cease. clip. curdle. cut. discontinue. dock. drop. excise. hew. interrupt. leer. lop. ogle. sever. shave. slash. spin. to cut. to chop. to hew. to clip. to cut sth off. to cut sth down. to cut down. to dock. to sever. to stop. to ceas

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. interrupt. truncate. cut off. cut. to cut. to cut in two. to cut off. to cut down. to cut up. to slice. to wound by cutting. to slaugther. to interrupt. to stop. to turn off. to stop the flow of. to coin. to issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çekişme, Ar. münâzaa, muâraza. 2. Kararsızlık, tereddüt, karışıklık: O iş keşmekeşe kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confusion. disorder. conflict. blight. chaos. rat race. snarl. snarl-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bustle. thick. whirl. confusion. disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

great confusion. disorder. chaos. rat race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کشمکش] kargaşa, çekişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Taşocağı. 2. Ağaç. kilit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keskin olmayan, kör küt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lease agreement. hiring contract. hiring agreement. contract of lease / premises / tanancy. real agreement. contract of lease. contract of premises. contract of tenancy. indenture of lease. lease arrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calcification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kireç hâline gelmek. 2. (botanik) Bitkilerin hücre zarlarında (kalsiyum karbonat ve kalsiyum oksalat gibi) kalsiyum tuzları toplanmak. 3. (biyoloji) Dokularda, dokunun vazifesine engel olacak derecede kalsiyum tuzları birikmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calcify. to become calcified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a classic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form a clique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become stereotyped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become dilapidated. to become outmoded. to go out of date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kök tutmak, kök salmak. 2. Yerleşmek, kurulmak, Osm. teessüs etmek, devamlı olmak: Bu öksürük bende kökleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take root. to settle down. to become established. to become generally accepted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into a slave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become comical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kömür hâline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a cooperative. to be organized on a cooperative basis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cringe. to fawn. to grovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relapse. slump. growing worse. deterioration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravation. pejoration. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kötü olmak, fenalaşmak, bozulmak: O iş kötüleşti; hasta yeniden kötüleşmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get worse. worsen. deteriorate. go down. retrograde. retrogress. sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deteriorate. relapse. to become bad. to worsen. to deteriorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become bad. to deteriorate. to go downhill. regress. worsen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become pessimistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Küçük hâle düşmek, küçülmek. 2. Küçükler gibi davranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harden in a lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

globalization. globalisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

globe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küt olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave in an overly familiar way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave in an overly familiar way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become liberal. to take a liberal turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become liberal. to take a liberal turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licence agreement. lincence contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licence agreement. lincence contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Medenî hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygarlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ondokuzuncu yüzyılda manyetizma ile hastaların tedavi edilebileceklerini ileri süren bir teori; ipnoz. mesmerize f. ipnotizma ile uyutmak; bütün dikkatini çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Miskin hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to modernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be institutionalized. institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müzmin hâle gelmek: Hastalık müzminleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become chronic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kaçınılmaz bir hal almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become polite. to become courteous. to become delicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come to a true picture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take turns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become normal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become neutral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılıklı ödemek, herkesin borcunu vermesiyle alacak verecek kalmamak, hesaplaşmak: Biz onunla ödeşiriz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to settle accounts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to settle accounts with each other. square.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Option Contract)

Belli miktarda bir malı, menkul kıymeti veya finansal göstergeyi belli bir fiyattan ileride önceden belirlenmiş bir tarihte veya öncesinde alma veya satma hakkıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become identical. to identify with sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become identical. to identify with sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquire a character of its own.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquire a character of its own.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to achieve autonomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to achieve autonomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Öz peydâ etmek. 2. Sünger ve katı irin bağlamak. 3. Koyulaşmak, pıhtılanmak, ağdalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be purified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be purified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Katı, pek hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop a lisp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pelte kıvamını almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn pink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pençe pençeye gelip tutuşmak, kavga etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grapple with. to wrestle with. to struggle against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pey alıp vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yozlaşıp bozulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become very tightfisted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become practical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Devlet namına, devlet tarafından, devletçe, resmi şekilde. 2. mec. Adet yerini bulsun diye, içten gelmeyerek görünüşte: Resmen iyi kabûl gösterdiyse de memnun olmadığını anladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downright. officially. formally. openly. publicly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

officially. formally. in an official capacity. truely. really. by deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رسما] resmî olarak.. 2.kesinlikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portrayal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portray. to draw. to picture. to describe. to depict. to portray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to draw sb's picture. to delineate. to depict. to represent. draw. figure. paint. set out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stabilize. to become stable. to become fixed. firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become simple / plain / unaffected. to become simpler / purer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gerçek çıkmak: Falanın geleceği sahihleşti mi7 2. Tasdik olunmak, doğruluğu anlaşılmak: Dünkü haber sahihleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come true. to become a reality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let one's hair down. calm down. compose oneself. cool down. quieten. smooth down. become tranquilized. hush. let up. quiet. quiet down. resettle. simmer down. slacken. smooth. still. subside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quieten. rage. subside. to get quiet. calm down. to calm. to calm down. to cool down. to quiet down. to simmer down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become calm. to calm down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow intimate. thaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialize. to become industrialized. to industrialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to industrialize. to become industrialized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become superficial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales contract. sale contract. sales agreement. contract for sale / to sell. contract for sale. note of sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Senet alıp vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çeşmebaşı, suyun kaynağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سرچشمه] kaynak. 2.pınarbaşı. 3.önder.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Serinlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get cool / chilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become loafer / vagrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardening. becoming severe. erection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erection. hardening. stiffening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sert hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toughen. harden. stiffen. solidify. become hard. become tough. tighten. tighten up. indurate. get a hard on. have a hard on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bake. harden. stiffen. toughen. to harden. to stiffen. to toughen. to become severe. to become erect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get up. harden. stiffen. toughen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become quiet. quieten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become lovable or likeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arası açılmak, açık veya nâdir olmak, yer veya zamanca aralıklı olmak: Şu ağaçlar çok seyrekleşti; misaflr’erimlz pek sekrekleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become sparse. to thin out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become indistinct. to become barely perceptible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become sly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into vinegar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ucu ince ve keskin olmak. 2. Boy atmak, incelip uzamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become pointed. to taper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become sharply pointed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialization. settling. settlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müzakere etmek, bir iş hakkında karşılıklı konuşmak: Biz onunla söyleştik, (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk informally with each other. to chat. to converse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Anlaşma, anlaşıp karar verme. 2. Sözle anlaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual. agreement. articles. contract. engagement. oral contract. charter. compact. covenant. indenture. pact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compact. contract. covenant. aggreement. contrant. appointment. agreement. bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreement. arrangement. contract. covenant. engagement. accord. treaty. convention. boilerplate. bond. compact. deal. joint compact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Söz etmek, ittifak edip karar vermek: Bu iş hakkında onunla sözleştim. 2. Söz etmek, birbirine sert söz söylemek: Kendisiyle geçen gün biraz sözleştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to promise each other. to agree to meet (at a certain place at a certain time. compact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

done by agreement or under contract. contractual. sb who is bound by a contract. founded on contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no contractual agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. T. Fr.) (kimya). Katı halden doğrudan doğruya gaz hâline geçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sublimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Taze olmak, tazelik kazanmak. 2. Gençleşmek, gençlik peydâ etmek veya genç gibi görünmek: Semirip tazeleşmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow lazy. to get lazy. rust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Temelli hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tenbel olmak, tenbel hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Depreşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (hayvanlar) Boğuşmak. 2. mc. Hile yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get very old and feeble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oscillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oscillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hep birlikte ve birden korkup titremek. 2. Titreşim hâlinde olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tremble. to quake. to vibrate. to shiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective agreement. trade agreement. collective bargaining. collection agreement. collection bargaining agreement. collective contract. joint agreement. labo u r agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Türkçe’ye çevrilmek, tercüme olunmak. 2. İyi Türkçe ile tashih edilmek: Bu kitap Türkçe’leşmeye muhtaçtır. 3. Bazı kelimelerin Türkçe’ye malolması: Kitap, Türkçe’leşmiş bir kelimedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Türk olmak, Türk dili ve kültürünü kabûl etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be turkized. be turkicized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be Turkized. to be Turkicized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üç sayısına erişmek: Onun çocukları üçleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bölüşmek, pay etmek, paylaşmak: Ganimet malını aralarında üleştiler

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

genelleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Futures Contracts)

Sözleşmenin taraflarına bugünden, belirlenen ileri bir tarihte üzerinde anlaşılan fiyattan, standartlaştırılmış miktar ve kalitedeki bir malı veya kıymeti satın alma veya satma yükümlülüğü getiren sözleşmedir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become savage. to grow / to run wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), t. işaret olmak üzere hayvana basılan damga. 2. Rastık, kaşa çekilen boya.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وسمه] rastık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Tek gözlü. 2.(Tür.) Güneş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reunification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yenilik kazanmak, yeniliğe uymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inveteracy. emplacement. habitation. lodgement. lodgment. settlement. settling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomodation. lodgment. quartering. settlement. settling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yer tutmak, yer bulup oturmak: Şuraya yerleşin. 2. Yerinde sabit olmak, yerinden oynamamak: Anadolu’da yerleştiniz artık, bu taş şurada yerleşmiş. 3. Daimî surette oturmak, vatan edinmek, ikametgâh edinmek: Sonra gelen muhacirler Ankara cihetine yerleştiler. 4. Eşyasını yerli yerine koyup nizam ve tertibe girmek: Köşke taşındık ama daha yerleşemedik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. ensconce oneself. indwell. install oneself. locate. nestle. perch oneself. take up one's residence. root. set. settle. settle down. shake down. stable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ensconce. nestle. settle. to settle down. to become established. to get into a job or office. to get into a job/office. to settle. to live. to establish oneself at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animo manendi. dig oneself in. domicile. ensconce. to be established. to become established. furnish oneself. seat. set up for oneself. settle. settle down. settle in. settle in life. settle oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naturalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cut off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yüz yüze gelmek, Osm. muvâcehe olmak, rû-be-rû olmak: Ben onunla yüzleşirim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zengin hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrichment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrichment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make one's pile. to make a packet. prosper. to grow rich. rise. thrive. be well in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by