Esp (elektronik Şok Koruması ne demek? | Esp (elektronik Şok Koruması anlamı nedir? | Esp (elektronik Şok Koruması

Esp (elektronik Şok Koruması anlamı nedir?

Esp (elektronik Şok Koruması ne demek?

Esp (elektronik Şok Koruması anlamı nedir?

Esp (elektronik Şok Koruması | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: esp elektronik sok korumasi

Teknolojik Terim

Diskten okunan CD verileri, geçici bir tampon bellekte tutulur ve sürekli buradan okunur. CD verisinin sonraki 10 saniyesi her zaman kayıtlıdır. Bir darbe ya da titreşim sonucunda veri akışı kesilirse, veriler hafızadan okunarak ses sinyalinin kesintisiz verilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Akrep; sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğuyla zehirli bir iğnesi olan böcektir. Akrep soktuğunda yapılacak ilk iş; soktuğu yerin altını ve üstünü sıkıca bağlamaktır. Sonra; iğnenin bulunduğu yer, iki parmak arasına alınıp, kan akıncaya kadar sıkılır ve üzerine amonyak sürülür.

Tedavi için gerekli malzeme : 1- Domates. 2- Sirke ve Sarımsak

Hazırlanışı : 1- Olgun bir domates, tam ortasından kesilir ve akrebin soktuğu yere temiz bir bezle bağlanır. 2- Sokulan yer steril bir jiletle kanatılıp, emilir. Sirke ile yıkanır. Sarmısak lapası bağlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Arı; bal ve balmumu yapan fakat, iğnesiyle sokan bir böcektir. Hassas bünyeli kimseleri soktukları zaman,onların şok geçirmelerine neden olabilirler. Eşek arıları ise; bal arılarına nazaran daha tehlikelidir. Arı sokmasında yapılacak ilk iş; arının iğnesini, ucu yakılmış bir iğne ile çıkarmaktır. Sonra arının soktuğu yerin alt ve üstünden sıkıca boğulur. Üzerine soğuk su dökülür.

Tedavi için gerekli malzeme : 1- Maydanoz. 2- Arpa unu, sirke.

Hazırlanışı : 1- Bir demet taze maydanoz iyice dövülür ve arının soktuğu yere sarılır. 2- Arpa unu, sirke ile karıştırılıp hamur yapılır. Arının soktuğu yere sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back street. back alley. back / side street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش پاره] kıvılcım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش پرست] ateşe tapan, ateşperest.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşe tapma, ateşe tapanların hal ve sıfatı ve mezhebi, eski Iranlılar’ın Zerdüşt tarafından kurulmuş dini.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Önde olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. nüktedan insan, zarif kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pul veya payet ile süslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derisidikenlilerden . bir deniz hayvanı. Beş ışınlı yıldız şeklindedir. Beşpençe (uraster).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kaz otu): Gülgillerden; yol kenarında ve çayırlarda yetişen 40-70 santimetre boyunda yabani bir bitkidir. Yaprakları beşparmak şeklindedir. Rozete benzer. Gümüşi renktedir. Uzun saplı çiçekleri, yaprakların arasından çıkar. Altın sarısı rengindedir. Yaprak ve kökleri Temmuz, Ağustos aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: İshali keser. Mide rahatsızlıklarını giderir. Vücuda kuvvet verir. Bademcik ve boğaz ağrılarını giderir. Diş ağrılarını dindirir. Diş etlerini kuvvetlendirir. Yüz lekelerini giderir ve cildi yumuşatır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülgillerden bir bitki, yol kenarı ve çayırlarda yetişir, ishale karşı kullanılır (potentilla reptans).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çamur sıçratmak; zifos atmak, lekelemek; iftira etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. Ismarlamak, talep etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beşparmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. benek benek lekelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. örtmek, yaymak; kaplamak, saçmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., şiir örtülü, saçılmış, serpilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. serpmek, saçmak, lekelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Böceğin ısırdığı yerde şiddetli kaşıntı, kızarıklık ve şişlik görülür. Böceğin zehirli olabileceğini düşünerek aşağıda tarif edilen işlem yapılır. Vakit kaybetmeden böceğin soktuğu yerin alt ve üstünden sıkıca bağlanır. Sonra böceğin soktuğu yer iki parmak arasına alınıp, sıkılır ve zehirli kanın akması sağlanır. Daha sonra aşağıdaki reçetelerden biri uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pırasa

Hazırlanışı : 1 adet pırasa uzunlamasına yarılıp, böceğin soktuğu yere sarılır. 1 saat sonra yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Layık, uygun, münasip, yakışır. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind alley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cul-de-sac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead end. blind alley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). zina davasında maznunun suç ortağı olan uçüncü şahıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uymak, uygun gelmek, tekabül etmek, karşılamak; benzemek. correspond to tekabül etmek, benzemek. correspond with mektuplaşmak muhabere etmek, haberleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tekabül, uygunluk; mektuplar, mektuplaşma, yazışma muhabere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). muhabir; tekabül eden şey; (s). karşılıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yerini tutan; mektuplaşan, muhabere eden. correspondingly (z). mukabil olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı casusluk , casusluk faaliyetlerini meydana çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alley. lane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yeis, üzuntü, keder, ümitsizlik; (f)., sık sık of ile ümitsiz olmak, meyus olmak. despairingly (z). üzüntüyle, kederle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gözü dönmüş haydut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ümitsiz; çaresizlikten deliye dönmüş; vahim, müthiş, korkunç, tehlikeli; dehşetli; aşırı despera'tion (i),. yeis, ümitsizlikten ileri gelen akıl dengesizliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). adi, alçak, değersiz, küçümsenen. despicably (z). alçakça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hakir görmek, küçümsemek, yukarıdan bakmak, adam yerine koymamak, hor görmek; nefret etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., edat nefret, kin, garez; edat -e rağmen. in despite of -e rağmen, bununla beraber, yine de; karşı koyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). soymak, malını yağma etmek, mahrum etmek. despolia'tion (i). yağma, soygun, soygunculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ümidini kaybetmek, morali bozulmak. despondency (i). yeis, keder, ümitsizlik. despondent (s). ümitsiz, kederli, bedbin, meyus. despondently (z). ümitsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Rum piskoposu, metrepolidi. 2. Eskiden Bizanslı ve Balkanlı derebeyi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autocrat. despot. despotic. high-handed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A master; a lord; especially, an absolute or irresponsible ruler or sovereign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who rules regardless of a constitution or laws; a tyrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despot. despotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a cruel and oppressive dictator. n an absolute ruler, a tyrant. an absolute ruler or a person who wields power oppressively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). despot, müstebit hükümdar. despotical (s). despotça, müstebitçe despot'ically (z) despotlukla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. F.). Rum piskoposunun dairesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlakiyet, hakimiyete dayanan idare; despotizm, istibdat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rum piskoposluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despotism. high hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hürmetsizlik, saygısızlık, adam yerine koymayış, kabalık; (f). hürmet etmemek, saymamak. show disre spect for saygısızlıkta bulunmak. disre spectable (s). saygısız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Elektron temeline dayanan, elektronlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic. electronics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic brain. computer. devil box. thinking machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diskten okunan CD verileri, geçici bir tampon bellekte tutulur ve sürekli buradan okunur. Lazer pikap, bir darbe ya da titreşim sonucunda yerinden oynarsa, bu belleğe yazılı veriler, sesin kesilmesini önler. Yeni Sony CD tepsili cihazlarda bulunan gelişmiş G-PROTECTION™ teknolojisi, yalnızca 0,5 saniye içinde lazerin yeniden odaklanmasını sağlarken “alpha GEL®” sönümleyici düşük frekanslı titreşimleri emmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic / synthetic music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Program konumları için menü sistemlerine sahip akıllı TV program kılavuzu (yayının mevcut olmasına bağlı olarak kullanılabilir).

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic clock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir düğmeye basarak tercih ettiğiniz ses tarzını (Rock, Pop, Caz, Konuşma) seçmenzi sağlayan özellik.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electro shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) extrasensory perception.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Diskten okunan CD verileri, geçici bir tampon bellekte tutulur ve sürekli buradan okunur. CD verisinin sonraki 10 saniyesi her zaman kayıtlıdır. Bir darbe ya da titreşim sonucunda veri akışı kesilirse, veriler hafızadan okunarak ses sinyalinin kesintisiz verilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bahç.) meyva ağacı dallarının yelpaze şeklinde büyümesi için tek yüzeyli kafes; böyle açılmış ağaç veya ağaç sırası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), esparto grass halfa otu, (bot.) Stipa tenacissima.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. espace

aralık

Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) özel, hususi; müstesna, mahsus, en ileri, baş. especially (z.) özellikle, hususiyle, bilhassa. (Bak.) special.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İsp.). Polonyalı doktor Zamenhof tarafından 1887’de meydana getirilen basit bir yapma dil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esperanto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An artificial language, intended to be universal, devised by Dr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Zamenhof, a Russian, who adopted the pseudonym 'Dr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Esperanto' in publishing his first pamphlet regarding it in 1887.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The vocabulary is very largely based upon words common to the chief European languages, and sounds peculiar to any one language are eliminated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The spelling is phonetic, and the accent is always on the penult. an artificial language based as far as possible on words common to all the European languages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

English.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Language created by Ludwig Zamenhof in 1887 The foundation blocks are: The alphabet consists of 28 letters, each of which has one sound Six standard accented letters exist: c, g, h, j, s, u Stress falls on the penultimate syllable of each word Verbs do no

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Alternative Esperanto Dictionary Esperanto-German-Esperanto Esperanto - German On-line Dictionary Features a translator of words from Esperanto to German French - Esperanto On-line Dictionary. an artificial language based as far as possible on words c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Esperanto dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğanın terbiye kabûl etmez cinsi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) keşfetme, merak, tecessüs; görme, keşif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) casusluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. espionnage

casusluk

Casus olma durumu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) meydan, deniz kenarında piyasa yapılan yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir CD ve MiniDisc çalarlara, bellek kapasitesini artırmadan darbelere karşı müthiş bir direnç kazandırır. Ses sinyalleri, veri akışı darbe ya da titreşim sonucunda kesilmese bile sürekli olarak okunur. Olası veri hataları hafızada düzeltir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kabullenme, benimseme; evlenme, nikâh; nişanlama, nişanlanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kabullenmek, benimsemek;evlenmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.) (musiki). Bir şeyler anlatır gibi çalınması gereken parçaların başına yazılan terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

With expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (it.), (müz.) dokunaklı, tesir edici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espresso.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong black coffee brewed by forcing hot water under pressure through finely ground coffee beans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This thick, strong coffee is made from French or Italian roast - beans with a shiny, dark oily surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Served in very small cups, this is a dark, strong coffee made by forcing steam through finely ground, Italian-roast coffee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The finest quality, dark roast coffee, producing a strong, flavor-filled, traditional espresso coffee Made by introducing very hot steamy water very quickly to a special grind that produces a rich product.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Coffee made by forcing steam through coffee grounds rather than the traditional boiling water method The word is often misspelled as expresso.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Darkest of the dark roasts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thick, strong coffee, usually served in a tiny cup, often used as a base for coffee drinks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very dark roast Also a drink made with finely ground espresso beans, about 11/2 tablespoons of ground coffee to 1 to 11/2 ounces steam forced through the grounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A one-ounce espresso is produced using seven freshly drawn grams of finely ground Italian Espresso blend, forced under steam pressure which extracts the essence of the Arabic coffee bean A one-ounce espresso has only half the caffeine of an 8 oz cup of dr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a very thick, strong coffee , espresso.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Italyan usulü kahve, espreso kahve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Nükte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. witticism. humor. humour. drollery. quip. quirk. sally. salt. wisecrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gag. jest. pleasantry. witticism. wit. clever remark. joke. crack. quip nükte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joke. clever remark. bon mot. wit. witticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ruh, can, neşe. esprit decorps bir grup içindeki birlik duygusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) uzaktan görmek, gözüne ilişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir CD çalarlar için bellek kapasitesini artırmadan darbelere karşı yüksek düzeyde direnç sağlayan bir sistemdir. Ses sinyalleri, veri akışı darbe ya da titreşim sonucunda kesilmese bile sürekli olarak okunur. Olası veri hataları hafızada düzeltir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). bazı aşağı cins hayvanlarda bulunan basit göz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açık sözlu, sözünü esirgemeyen, düşündüğünü söyleyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Çanakkale Boğazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Hera'nın altın elmalarına bekçilik eden dört peri; bu altın elma bahçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akşam yıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. evde dokunmuş; saf, temiz kalpli; i. evde dokunmuş kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) göz önünde bulundurmayan, -e bakmaksızın, hesaba katmayan. irrespective of ne olursa olsun, hesaba katmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mesuliyet duygusu olmayan, sorumsuz, güvenilemeyen. irresponsibil'ity (i.) sorumsuzluk, mesuliyetini düşünmeden hareket etme. irresponsibly (z.) sorumsuzca, mesuliyetine müdrik olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) cevap vermez, mukabele etmez. irresponsiveness (i.) mukabele etmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the end of the spinal column. tailend. behind. rump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi), insanda omurganın ait ucunun bitim yeri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kavela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Uzayın sınırlanmış parçası. Mimarlık mesleğinin konusunu oluşturur. Aynı zamanda mekân, bir mimari ürünün vazgeçilmez tek niteliği, bir mimari ürünü var eden temel koşuldur. Bir mekân oluşturmak için onun mutlaka her yönden kesin engellerle sınırlanması gerekmez. Mekânı oluşturan sınırlama fiziksel olabileceği gibi yalnızca görsel de olabilir. Örneğin ışık, herhangi bir somut engel niteliği taşımadığı hâlde, bir mekanı belirleyebilir. Bir yapıyı üç boyutlu bir kitle olmaktan çıkaran özellik, bir mekâna sahip olmasıdır. Yapı onun sayesinde, en, boy ve yüksekliğin ötesinde, bireyin devingenliğinden kaynaklanan anlık yaşantılarla edinilen bir mekân boyutu kazanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Lâyık olmayan, yakışıksız.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir TV program kılavuzu.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Boncuk, kemik, taş gibi küçük parçaların bir ipe dizilmesi insanlık tarihi kadar eskidir. İlk insanlar avladıkları avın parçalarını ip benzeri şeylere dizer, bir sonraki avda başarı getirmesi için üzerlerine takarlardı. Daha sonraları bu tip takılar kötülüklerden ve düşmanlardan koruması için savaşlarda da takılmaya başlandı. Bugün bile bazı taşların özel uğurlar getirdiklerine inananlar vardır.

Boncukların dini amaçla ve duaları saymada kullanılmasına ilk olarak Hindistan’da, Hindu inanışında rastlanıyor. Tespihin ataları Hindistan’dan doğuya, sonra Ortadoğu’ya, en sonunda da Avrupa’ya yayılıyor. Tespihin kullanış amacı Müslümanlık, Hıristiyanlık (Katolik), Hinduizm ve Budizm’de aynı olup hepsinde de duaları ve dualar arası bölümleri saymada kullanılır.

Tespihin İslam dünyasında ne zamandan beri kullanıldığı kesin olarak belli değildir. Hz. Muhammed’in tespih taşıdığına dair bir kayıt yoktur. Hatta belki Osman Gazi, belki de Fatih Sultan Mehmet’de tespih kullanmadılar. Arşivlerde tespih ile ilgili bilgilere ancak 16. yüzyılın sonlarına doğru rastlanmaktadır.

Ne var ki, Hz. Muhammed zamanında namaz ve dua sırasında hurma çekirdeği veya çakıl taşı kullanıldığı bazı hadislerden anlaşılmaktadır. İslam’da Peygamber’in namaz kılarken sünneti olan ‘Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahüekber’ kelimelerini 33’er defa tekrarlamanın hangi tarihte başlayıp, yayıldığı da bilinmiyor.

Yüce Yaratıcı’ya 99 ayrı isim veren İslami anlayış, onu anarken, her isim için bir işaret olmak üzere ipe dizdiği bu 99 taneli şeye de ‘tespih’ adını vermiştir. Çeşitli malzemelerden yapılan tespihteki tane sayısı 33, 99, 500 veya 1000 olabilir.

500 ve 1000’lik tespihler daha ziyade tekkeler ve dergahlarda zikr için kullanılırlardı. Tekke şeyhleri, hastaları veya bir muradı olanları, iyileşmeleri veya muratlarının olması için bu tespihlerin içinden geçirirlerdi.

Tespih çekmek, tespih tanelerini birer birer işaret parmağı ile baş parmak arasından geçirmektir. Ancak günümüzde tespihi bir oyuncak veya el alışkanlığı olarak kullananlara, sallayarak veya çeşitli figürler meydana getirerek dolaşanlara, hatta tuttukları futbol takımının renklerine göre yapılmış tespihleri çekenlere sıkça rastlanmaktadır.

Aslında tespih çekmek din adamlarına özgü bir davranışmış gibi algılanır ama halk arasında da neredeyse bir alışkanlık haline gelmiştir. Tespih çekmenin daha çok kırsal kesimlerde yaygın olmasının nedeninin tespihin boş elleri meşgul edebilme özelliği olduğu ileri sürülüyor. Sıcak ayları tarımsal çalışma ile geçiren, sürekli ellerini kullanmaya alışmış kişilerin kış aylarında bu boşluğu tespihle doldurduklarına inanılıyor.

Günümüz biliminin tespih çekme alışkanlığına bakış açısı biraz değişik. Bilim insanları, beynimizin, çalışma yaşamının güçlükleriyle, sorunlar, endişeler ve korkularla sürekli baskı altında tutulduğunu, bunun sonucunda sinir hücrelerinin aşırı yorulup yıprandığını ve beynimizi rahatlatmak, onu özgür bırakmak, dikkatimizi başka tarafa yöneltmek için tespih çekmenin çok etkili ve faydalı olduğunu söylüyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(PEST-PAYE) (i. F ). Aşağılık, Adî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgar. squalid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. respective, respectively, respondent.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. münasebet, yön, husus; hürmet, saygı, itibar, hatır sayma; uyma; çoğ. hürmetler, selâmlar, saygılar. pay one's respects saygılarını sunmak. with respect to, in respect to göre, konusunda, -e gelince .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hürmet etmek, hürmete lâyık saymak; saygı göstermek; ilgisi olmak. respecter of persons kişilere rütbesine göre değer veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hürmete lâyık olma, itibar, saygınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hürmete lâyık; namuslu; hatırı sayılır, epeyce, hayli; ahlâk veya davranışları iyi; dış görünüşü iyi. spectably z. hürmete lâyık şekilde, namusu ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hürmet gösteren, saygılı, hürmetkâr. respectfulness i. hürmetkârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her biri kendisinin olan, ayrı ayrı. They went to their respective homes. Her biri kendi evine gitti. respectively z. zikredildikleri sıra ile, birisi birine ve diğeri ötekine ait olmak üzere .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teneffüs edilebilir. respirabil'ity i. teneffüs edilebilme .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teneffüs, nefes alma, solunum; nefes, soluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teneffüs olunan havayı ısıtmak veya temizlemek için ağız veya buruna geçirilen alet, respiratör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. solunumla ilgili, solunumda kullamlan, solunumun sebep olduğu. respiratory system solunum sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. teneflüs etmek, nefes almak, soluk almak; dinlenip tekrar kuvvet ve cesaret bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. solunumu ölçen alet; tazyikli oksijen vasıtasıyle dalgıca temiz hava veren alet, respirometre .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mühlet, tehir, geçici olarak erteleme; huk. idam hükmünün infazını geçici olarak erteleme; dinlenme vakti, tatil, paydos; alacaklının borçluya tanıdığı zaman; f. mühlet vermek, tehir etmek ertelemek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parlak, şaşaalı, göz alıcı resplendence, resplendency i. parlaklık, şaşaa .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kitabı Mukaddes okunduktan sonra cevap yerine söylenilen sözler; mim. bir kemerin ağırlığını karşılamak amacı ile duvar içine konan yarım direk veya sütun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cevap vermek; karşılık verme. respondence, respondency i. cevap verme, karşılık verme. respondent s., i. cevap veren, karşılık veren; i. cevap veren kimse; huk. savunan kimse (bilhassa boşanma davalarında).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cevap; yanıtlama; tepki; papazın okuduğu şeye cevap olarak ahali veya okuyucuların terennüm ettiği veya soylediği parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mesuliyet, sorum, sorumluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mesul, sorumlu; sağduyulu; itimada layık; borcunu ödeyebilecek durumda olan; mesuliyetli. They are responsible to me for the results So nuçlardan onlar bana karşı mesuldür. responsibly z. itimada layık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cevap vermeye hazır, hevesli; uyumlu; cevap kabilinden, mukabele gibi. responsively z. hevesli olarak. responsiveness i. heveslilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öz saygısı, nefsine hürmet, izzetinefis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEŞ-PER) (i. F. şeş: altı, per: kanat). Dilli topuz ve soğancık denilen altı dilimli eski savaş Aleti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش پر] topuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. candan, içten; kahkaha yaratan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyada yaklaşık üç bin sivrisinek türü olduğu bilinmektedir. Bunların çoğu insana saldırmaz. Zaten aksi olsaydı dünyanın her yerinde bulunabilen bu yaratıklar ormanda,dağda,insan bulunmayan yerlerde yaşamlarını idame ettirmezlerdi.

İnsanların kanlarını emerek yaşayan sivrisinek türlerinin yalnız dişileri kan emer. Dişiler de insanların kanlarını kendi yumurtalarını üretebilmek için protein sağlayabilmek amacıyla emerler. Birçok cinste dişi sivrisinekler en azından ilk yumurtalarını kana ihtiyaç duymadan üretebilirler, fakat sonraki yumurtaları için kana ihtiyaçları vardır. Bulabildikleri her canlının kanını emerler, hatta deniz yüzeyine gelen balıklar bile ellerinden kurtulamaz.

Erkekler çiçek özleri ile beslenirler. Yumurta üretme gibi bir dertleri olmadığından insanları sokmazlar.

Dişi sivrisinekler avlarının yerlerini duyargaları ve üç çift bacaklarındaki alıcılarla bulurlar. Alıcılar ile nem, ter ve ısı özelliklerini saptarlar. Sivrisineğin duyargaları bir santigradın binde biri kadar sıcaklık değişimleri algılayabilecek kadar hassastır.

Dişi sivrisinekler insanın nefes verirken çıkardığı karbondioksit bulutu içinde, ileri geri hareketler yaparak bu bilgileri değerlendirirler, avın yararlı olacağına karar verirlerse eyleme geçerler. Bazılarının „sivrisinek bana dokunmaz’ demelerinin esas nedeni ter ve nefes kokularının sivrisinek için cazip ve özendirici olmamasıdır.

Sivrisinek sanıldığı gibi içi delik ve sivri uçlu bir boruyu deriye sokarak kanı emmez. Sivrisinekte ağzın altındaki kesede iki tüp, iki de neşter olarak kullandığı testere ağızlı bıçak vardır. Önce bıçaklarla deride delik açar, sonra tüplerden biri ile tükürüklerini bu deliğin içine akıtır.

Bu tükürük insan kanının pıhtılaşmasını önler, böylece ikinci tüpü sokarak, sıvı kanı size farkettirmeden kolayca emer. Eğer bir dakika içinde hala fark etmediyseniz, deposu kanınızla dolu olarak, kafayı bulmuş şekilde derinizden ayrılır.

Sivrisinekleri tahrik eden şey nefesinizdeki karbondioksit oranı ile derinizdeki ısı ve nem oranı olduğundan, özellikle geceleri sivrisinek hücumlarını geçiştirebilmek için, çok sık nefes alış-verişi gerektirecek fiziksel hareketler yapmamamız, teninizi serin ve kuru tutmanız gerektiğini unutmayın.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock. trauma. concussion. impact. blow. jar. jolt. jounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concussion. consternation. jar. jolt. shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curfew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curfew. curfew order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zukak»tan). Şehir ve kasaba içinde evler arasındaki yol. Sokak lâkdırısı, havadisi = Ehemmiyetsiz ve itibarsız söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

st. st. street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avenue. street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ragamuffin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street boy. guttersnipe. street arab. urchin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman of the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooker. pinchpin. streetwalker. tart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the man in the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sock. bobby socks. socket. anklesock. anklet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ankle sock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sokmak işi. (bk.) Sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sticking in. insertion. obtrusion. stinging. biting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bite. prick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inserting in. thrusting in. shoving in. sticking in. putting in. insertion. thrust. dipping. introduction. piercing. sticking. induction. immersion. admittance. penetration. importation. import. sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Girdirmek, içeriye koymak, Osm. ithal etmek. 2. Batırmak, saklamak: Şu kumaşa bir iğne sokmalı. İşe parmak sokmak ~ İş bozmak. Burun sokmak = Karışmak, lüzumsuz ve münasebetsiz yere gidip müdahale etmek. Göze sokmak = İkaz etmek, uyarmak. 3. (Arı ve akrep ve yılan gibi haşereler) ısırmak veya iğne batırmak: Arı soktu; yılan soktu. 4. (mec.) Zarara sokmak, aldatmak, hesapta ve pazarlıkta kandırmak. 5. İncitmek: Sokmayınca duramaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spatchcock. stick. insert. let in. take into. thrust. tuck in. tuck. dig into. drive. put in. put. enter. instill. sting. bite. drag. engraft. immerse. implicate. ingraft. inject. instil. involve. land. pitchfork. poke. ram. sink into. slide in. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dip. embed. insert. involve. poke. prick. stick. sting. thrust. to thrust into. introduce. to let in. to sting. bite. to insert. to stick in. to put in. to plunge into. to dip. to poke. to bite. to introduce. to involve. to embroil. to put sb through sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to insert in. to thrust in. to shove in. to stick in. to put in. to let sb / sth in. to admit sb / sth to a place. to allow sb to enter. to dip in. to introduce. to pierce. to sting. to stick. to induct. to admit. to immerse. to import. to penetrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzun bir cins Türkmen çizmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sökmek işi. (bk.) Sökmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulling out. tearing down. unstitching. removal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismantling. separation. detaching. taking to pieces. disconnection. disjoining. detachment. disassembling. dismantling breaking down. demounting. knock-down. removal. extraction. decomposing. tearing down. ripping. stripping. raveling. wreckage. scrappin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyi kökünden veya sokulmuş olduğu yerden çekip çıkarmak: Ağacı, fidanı söktü. 2. Dikilmiş veya mıhlanmış yahut yapışmış bir şeyi ayırmak: Kitabın kabını, çekmecenin kapağını sökmek. 3. Sık veya sert ve geçişe engel bir şeyi yarıp geçmek: Vapur akıntıyı, at çamuru, adam kalabalığı söktü: Tren karı sökememiş. 4. Hem toprağı işlemek, açmak: Bu kırı söküp tarla yapmalı. 5. Zor bir cümleyi okuyabilmek: Bu yazıyı sökmedim. 6. Kabızlığı gidermek; sürdürmek: Bu ilâç söktü. 7. Bir hayli bekledikten sonra ortaya çıkıvermek, çok gelmek, boşanmak: Beklediğimiz adamlar akşama doğru söktüler; sonunda yağmur söktü. 8. (tan) Atmak, (şafak) açılmak: Şafak söktü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rip. unstitch. ravel. ravel out. rip off. undo. tear down. unfix. detach. demount. dismount. cut loose. disassemble. disjoint. dismantle. knock down. read. slit. take down. unpick. unrig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rip. unstitch. ravel. ravel out. rip off. undo. tear down. unfix. detach. demount. dismount. cut loose. disassemble. disjoint. dismantle. knock down. read. slit. take down. unpick. unrig. extract. unravel. winkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take to pieces. to uproot. to pull up / out. to rip out. to take out / down. to dismantle. to take apart. to dismount. to undo. to unstitch. to unravel. to read. to decipher. to get the meaning of. t.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğitlere verilen san. Selçuklulara bağlı Hasankeyf Artuklu Beyliğinin kurucusunun adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit asker, yiğit subay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Sokmaya zorlamak veya sokmayı sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth inserted to thrust or put in (a place. to allow sb to enter (a place. to have sth smuggled into (a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sökmek işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikişi çözülmüş, sökülmüş yer: Sökük tâmiri; Çorap söküğü = mec. Gittikçe genişleyen bozukluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rip. tear. unraveled. unstitched. tipped. burst open. dropped stitch in knitting. dropped stitch. rent. unravelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a seam of which was ripped open or been ripped open. rip in a seam. raveled place. dropped stitch. detached. disconnected. loose. ripped. dismantled. knocked down. loosened. unbolted. unlocked. removed. stripped. dismantling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her yere sokulan, her yere giren, herkesle çabuk bildik ve ahbap olan, mûnis: Sokulgan adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companionable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociable. friendly. folksy. ingratiating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companionability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociability. friendliness. ingratiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Araya girmek, zorla girercesine oraya sokulmak: O her yere sokulur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sneak. snuggle. to push oneself into. to cultivate friendly relations with. to be inserted. to be put in. to be let into. to snuggle. to creep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be inserted in. to be thrust in. to be put in. to be let into to be smuggled into a place. to draw near to. creep. cuddle up. obtrude. sidle. worm in / into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismantlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sökmek işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come unstitched. ravel. ravel out. come away. cough up. rip. slit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rip. split. unravel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pulled up / uprooted / pulled out / ripped out / dismantled / unstitc. come off. cough up. unravel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Kuyruksokumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birdenbire ortaya çıkan: Sökün ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sökülmüş şey, sökük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rip in a seam. raveled place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rip in a seam. raveled place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gelincikgillerden bir bitki ve meyvesi (ornithopus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafifçe araya girmek, dar bir yere sokulup yerleşmek: O da gelip araya sokuştu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to squeeze into (a narrow place. to work on's way into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Usulca sokmak, dar yere tıkıştırmak: Şu bohçayı dolabın içine sokuşturuverin. 2. Usulca vermek: Fakirin eline birkaç para sokuşturdu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to squeeze sth / sb into a narrow place. to slip bad goods in with the good. inject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Super ESP² (Elektronik Şok Koruması), ESP²’nin üç katı şok koruması sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. servis kaşığı; yemek kaşığı, çorba kaşığı; yarım (ounce'lık) miktar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rosary. beads. prayer beads.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rosary. prayer beads. prayer-beads. beads.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer beads. rosary. chaplet. bead. paternoster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «subhan»dan) (c. tesbîhât). 1. Subhân-allâh diyerek Allah’ı tenzih ve takdis etme. 2. Duaları saymak için hazırlanmış taneler dizisi: Tespih çekmek. Tesbihağacı = Teşbih tanelerine benzeyen ve ipliğe geçirilip teşbih gibi kullanılan taneler veren büyük bir ağaç. Tesbihböceği = Teşbih tanesine benzer bir böcek, kanfeşe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Tespihağacıgillerden Hindistan ve Avrupa’nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaç. Çin leylağı (melia honig).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi tespihağacıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kabuklulardan çokayaklı küçük bir hayvan cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixing. fixation. determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

establishing. fixing. determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixing. fitings making sth fast. stable or secure. setting. establishing. determining. determination. fixation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to determine. to fix. to make sth fast. to set. to establish. ascertain. clamp. confirm. immobilize. pin. state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. drama ait, tiyatroya ait; i. aktör, aktris, oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tecavüz etmek; başkasının mülküne haksız olarak ayak basmak, hududu geçmek; ihla1 etmek; bozmak; günah işlemek; i. başkasının hakkına tecavüz; kanuna karşı gelme; günah, suç. No trespassing. Geçilmez. Girilmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tepki göstermeyen; ihtiyacı karşlamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

velocipede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. akşam duası veya ilâhisi; akşam duası çanı; b.h. akşam yıldızı, Venüs, Çulpan; s. akşama veya akşam duasına ait. vespers i. akşam duaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akşama ait, akşamleyin yapılan; bot. akşamları açan; zool. gece uçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaban arısı yuvası; yaban arısı kolonisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaban arısına ait, eşek arısına özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaygın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Yılan zehiri çok çabuk ve şiddetli tesir gösteren zehirlerdendir. Ancak, bu zehirler ağızdan alındıkları zaman zehirlemezler. Zehirli yılanların çoğu büyük başlıdır. Bazılarının başları da üç köşelidir. Uzun kıvrık dilleri ve çatallı dişleri vardır. Soktukları zaman; dişlerinin dibinde bulunan bezden salgıladıkları zehiri, dişin içindeki kanal vasıtasıyla, soktukları yere aktarırlar. Orada ağrı, şişme ve kızarma görülür. Bazı kimselerde de yılan zehirinin çeşidine göre, kusma, baygınlık, titreme, nefes darlığı, uyuklama veya kısmi felç görülür. Yılan sokan kimseye zehir bütün vücuda yayılmadan önce aşağıdaki işlemi yapmak gerekir. Sokulan yer kol veya bacakta ise; yaranın üst tarafına sıkı bir bağ yapılır. Sonra alkole bandırılmış veya ateşte kızartılmış bıçak, çakı veya jiletle yara kanatılır. Arkasından, ağzın etrafına ve dudaklara zeytinyağı sürülür. Sokulan yer emilip, tükürülür. Aynı işlem 3-4 kere tekrarlanır. Sonra madeni bir şey ateşte kızdırılıp, sokulan yer dağlanır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri veya bir kaçı uygulanır. Zehirlenme belirtileri varsa vakit kaybetmeden hastaneye götürmek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Turunç.

Hazırlanışı : Bir adet turuncun suyu sıkılıp, Yılanın ısırdığı yere dökülür.


Sağlık Bilgisi by