Eter ne demek? | Eter anlamı nedir? | Eter

Eter anlamı nedir?

Eter ne demek?

Eter anlamı nedir?

Eter | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: eter

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. ether) (kimya). Çabucak buharlaşıp uçan bazı sıvılar, ruh: Eter kibriti = Lokman ruhu. (bk.) Esir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ether. ether aether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneş ışınlarının kuvvetini ölçen araç, aktinometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava ölçme aracı, aerometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yükseltiyi gösteren alet, altimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). elektrik akımını amperle ölçen alet, ampermetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rüzgârın şiddet ve hızını tayin eden araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).atmometre, buhar ölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işitme kuvvetini ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). barometre, hava basıncını öIçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deniz derinlik ölçeği, iskandil aleti, batometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Beterin beteri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «bed-ter»den muhaffef). Daha kötü, daha fena: O, iyi değildi, bu, ondan beterdir. Daha kötü hal: Beterine uğramak, Allah beterinden saklasın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدتر] daha kötü, beter, şiddetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. bolometre, çok az miktarda radyasyon enerjisini ölcebilen elektrikli alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sütölçer; sütteki tereyağı oranını ölçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kafeterya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ısıölçer, kalorimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laundry detergent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). sonda, akaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

santigrat termometresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mezarlık, kabristan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santimetre .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). diğerleri eşit olmak üzere; (kıs). cet. par.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kronometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klinometre, meyil öIçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ezeli ve ebedi olarak bir arada bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolorimetre, renk ölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siklometre, mesafe saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekametre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). desimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekametre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sağlıga zararlı, muzır, fena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (-red, -ring) niyetinden vazgeçirmek, caydırmak; yıldırmak. determent (i). engel, mani; menolunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deterjan, temizleyici madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). fenalaşmak, bozulmak, alçalmak, gerilemek. deteriora'tion (i). fenalaşma, gerileme, bozulma, çürüklük, çürüme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. détergent

arıtıcı

Petrol türevlerinden elde edilen, temizleme özelliği bulunan, toz, sıvı veya krem durumunda olabilen kimyasal madde.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detergent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detergent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. matematik). Denklemlerin çözümlerini kolayca bulmaya yarayan matematik tablosu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serving to determine or limit; determinative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which serves to determine; that which causes determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sum of a series of products of several numbers, these products being formed according to certain specified laws A mark or attribute, attached to the subject or predicate, narrowing the extent of both, but rendering them more definite and precise. a de

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any factor, whether event, characteristic, or other definable entity, that brings about change in a health condition, or in other defined characteristics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any factor, event, characteristic, or other definable entity that brings about change in a health condition or other defined characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any definable factor that effects a change in a health condition or other characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The attribute on the left-hand side of the arrow in a functional dependency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The attribute on the left-hand side of the arrow in a functional dependency. risk factors that include exposure level and influences probability of cumulative exposures, peak or remote exposures, recent or lagged exposures according to duration, place, en

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tayin eden, tarif eden; hükmeden, galebe çalan; (i). etkileyen veya tayin eden şey; (mat). determinant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. détermination

fel. belirlenim

Bir kavramın anlamının, içeriğinin, yapısının veya sınırlarının tam olarak belirlenmesi işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). belirli, muayyen, hudutlu, mahdut, kesin, kati; kararlaşmış, mukarrer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). azim, sebat, metanet, inat, kararlı oluş; hüküm, tespit, tayin; niyet, kasıt; sınırlama, tahdit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tahdit eden, tayin eden, tahsis eden; (i). tayin eden şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karar vermek, azmetmek; niyetlenmek, kesmek; tayin etmek, kararlaştırmak, belirlemek; bitirmek; belirtmek; sınırlamak, tahdit etmek; tanımlamak, tarif etmek; yön vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesin, kati, azimkâr, metin, niyetinden şaşmaz. determinedly (z). metanetle, azimle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). determinizm, gerekircilik. determinist (i). determinist, gerekirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Determinizme bağlı kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déterministe

fel. belirlenimci

Belirlenimcilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who believes in determinism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also adj.; as, determinist theories.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anyone who submits to the belief that they are powerless to change their destiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Aynı sebeplerin aynı şartlar eltında aynı neticeleri doğurduğunu ve her vakanın bir sebebi olduğunu ileri süren ilmî prensip.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déterminisme

fel. belirlenimcilik

Her olayın başka olayların gerekli ve kaçınılmaz bir sonucu olduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). engel olan, mâni olan, meneden, caydıran; (i). engel olan şey veya kimse, caydıran şey veya kimse. deterrence (i). engel oluş; caydırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çap, kutur. diamet'rical (s). çapla ilgili, kutra ait. diamet'rically (z). çap boyunca; tamamen. diametrically opposite taban tabana zıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., şiir iki vezinli mısra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dinamometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Tanımlamalı (ED) Tweeter. Bu karbon kompozit tweeter, hafifliği üstün dayanıklılıkla birleştirerek, Super Audio CD’lerin dinlenilmesi için ideal, 70kHz’ye uzanan bir frekans aralığına sahiptir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) duyumölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ebedi ve ezeli, başı ve sonu olmayan; daimi, baki, ölümsüz; (i.), (b.h.) ebedi varlık, Tanrı, Allah. the Eternal City Roma the eternal triangle evli bir çift ile bunlardan birinin sevgilisi. eternally (z.) ebediyen, daima.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) edebiyet, ezel ve ebed, nihayetsizlik, sonsuzluk; ölümsüzlük; çok uzun bir zaman .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ebedi kılmak, sonsuzluğa kavuşturmak, ebediyen uzatmak; şöhretini ebedileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) gazları tahlil ve ölçmek için kullanılan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit süpürge darısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak: lacto meter

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i galvano metre, elektrik öIçegi galvanometry i elektrik cereyanı öIçme ilmi galvanoplastic s galva noplastik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D gazölçer; İng. gazometre. gasometry i. gaz öIçme bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretary general. general secretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) açıları öIçmeye mahsus alet; mimar gönyesi, goniometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hektometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneşin ve gezegenlerin çaplarını veya gök cisimleri arasındaki küçük açı farklarını ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karşı cinse ilgi duyan, homoseksuel olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek başka, farklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabul edilmiş dini esaslara aykın olan. heterodoxy (i). kabul edilmiş doktrinlere muhalefet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., radyo gelen sinyali devamlı bir frekansa karıştıran (alıcı tipi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). heterogam, hem erkek hem dişi çiçek veren; iki ayrı cinsin birleşmesiyle hâsll olan. heterogamy (i). heterogamlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Ayrı cinsten.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). farklı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kısımları veya içindeki fertler birbirinden farklı, hep aynı cins olmayan (grup, toplum); ayrı cinsten, heterogen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heterogeneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heterogen eous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). anormal şekil ve bünyeli; (zool). başkalaşımın değişik evrelerinde farklı şekillere giren. heteromorphism (i). farkll şekillere girme özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kanatlı böceklerin bir alt sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heterosexual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heterosexual. straight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karşı cinse ilgi duyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). altı ayaklı mısra. hexametric(al) (s). aytı ayaklı, altı tefileli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidrometre. hydromet'ric(al) s. hidrometreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. higrometre. hygrometry i. havadaki nem miktarını ölçme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meyil ölçeği, uçak veya geminin ufka göre egimini ö1çen alet; dünyamn manyetik alanının eğimini gösteren mıknatlslı iğne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belgilenemez ve sınırlanamaz; hallolunamaz. indeterminably z. çözülemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınırsız, belirli olmayan, meçhul, bilinmedik, bilinmeyen; şüpheli, bellisiz; mat. değeri tespit edilemeyen. indeterminate sentence süresi belirsiz ve suçlunun davranışlarına bağlı olan hapis cezası. indeterminately z. belirsiz olarak. indeterminat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kararsızlık, duraksama, tereddüt; sebatsızlık; belirsiz oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. yadgerekircilik, indeterminizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. indéterministe

fel. belirlenmezci

Belirlenmezcilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Determinizmin tabiatta yaygın olarak gerçekleşemiyeceğini esas alan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. indéterminisme

fel. belirlenmezcilik

1. Nedensellik yasasına bağlı olmayan, bir sebebe bağlanmayan olay ve durumların da bulunduğunu öne süren görüş. 2. İnsan iradesinin hiçbir şarta bağlı olmadığını, içinde bulunduğu şartlarla belirlenmediğini, insanın özgür iradesinin nedensellik yasasına bağlı olmadığını savunan görüş.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) küçük hareket veya mesafeleri iki ışının çarpışmasıyle öIçen alet, çatışma öIçeği .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yorumcu; tercüman, mütercim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kökleşmiş, yerleşmiş, müzmin; düşkün, müptelâ, tiryaki. inveteracy, inveterateness (i.) müzminlik, yerleşme, kökleşme; tiryakilik. inveterately (z.) kökleşmiş olarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cafeteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cafeteria. coffee bar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cafeteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Karaciğerin görevini yeterince yapmaması sonucu görülen bir hastalıktır. Belirtileri bağırsaklarda gaz, karın şişliği, sağ böğürde ağrı, burun kızarması, solgun renk, yüz ve elde çil gibi lekeler, paslı dil, ağızda acılık, mide bulantısı, kabızlık, çarpıntı, el ve ayak şişleri, görme ve işitmede azalma görülür. İdrar rengi, sabahları koyu, gündüz ise açık ve durudur. İdrara çok çıkılır. Hastanın çukulata, baharatlı yiyecekler, turşu, kızartmalar, ve yağlı şeyler yememesi gerekir. Tedavi için aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ayva

Hazırlanışı : 2 tane ayva külde pişirilip, yemeklerden önce yenir. Bunun yerine ayva marmelatı da yenebilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sütün özgül ağırlığını ölçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manometre, basıölçer. manomet'ric(al) s. manometreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sayaç, saat; f. saat ile ölçmek. gasmeter havagazı sayacı. water meter su sayacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şiir vezni, ölçü; müzik ölçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metre .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikrometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Neodimium, olağanüstü güçlü manyetik özellikleri sayesinde hoparlör sistemlerinde mükemmel biçimde kullanılan, nadir bulunan bir metaldir. Neodimium mıknatıslar, düşük ağırlıkla maksimum yüksekliği bir arada sunarlar ve genellikle daha yüksek hassasiyet sağlarlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Nil nehri taştığı zaman suyun yüksekliğini ölçmek için kullanılan alet; (kh) herhangi bir nehrin su yükselmesini öIçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) araba ile katedilen mesafeyi ölçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözün görüş alanını ölçmeye mahsus alet. optometrist i. görme bozukluğunu ölçen gözlükçü. optometry i. görme bozukluğunu ölçme mesleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz yüzeyinden yukarı yükseklikleri ölçmeye mahsus dereceli barometre. orometric s.dağ yüksekliklerine ait. bu yükseklikleri ölçen alete ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. parametre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adımları sayarak mesafe ölçen alet, pedometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (şiir) beştefileli mısra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. iki boyutlu bir cismin çevresi veya çevre uzunluğu; tıb. görüş sahasını ölçme aleti. perimetric(al) s. iki boyutlu bir cismin çevresine veya çevre uzunluğuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili, out ile tavsamak, hızı azalmak; tükenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışıkölçer, fotometre. photometry i. ışınların kuvvetini ölçme; bununla uğraşan optik dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basıölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. planimetre, düz bir alanın yüzolçümünü ölçen alet planimetry i. yüzölçümü ölçme usulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. pleksimetre, göğüs muayenesinde hastanın göğsüne konulup üzerine hafif hafif vurulan ufak levha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pluviyometre, yağmurölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.sıcak memleketlere mahsus ve çiçeklerinin altında iri kırmızı yaprakları olan bir bitki,bot.Euphorbia heterophylla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. bir ışığın polarma oranını öIçen alet, polarölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. üç bağlantılı reosta; voltölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden tayin veya takdir etmek; önceden kararlaştırmak. predeterminate s. önceden tayin olunmuş. predetermina'tion i. önceden tayin veya takdir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) -den öte, ötesinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insanüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., gram. geçmiş zamanı gösteren; i. geçmiş zaman kipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) vaz geçmek; ihmal etmek; göz önünde tutmamak. pretermission i. ihmal; vaz geçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olağandışı; doğaüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Günlük çalışmasının karşılığından başka geliri olmayan kimse, emekçi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. prolétaire

emekçi

Geçimini, emeğini sermayeciye satarak sağlayan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proletarian. proleterian. proletarian emekçi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proletarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nem ölçeği, çiylenme noktası ile bağıl nemi ölçen aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. nabız ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buhar kuvvetiyle işleyen tulumba; nabız ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. yoğunluğu ölçmek için kullanılan ve bazen termometreli cam kap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş ısısını ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksek sıcaklık derecelerini ölçme aleti, pirometre; ısı tesiriyle cisimlerde vücuda gelen genişlemeyi ölçme aleti. pyrometric(al) s. sıcaklık derecelerini ölçmeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. ışınları camdan geçirme suretiyle yüksek sıcaklık derecelerini ölçen bir çeşit pirometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışınların kuvvetini ölçmeye yarayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. solunumu ölçen alet; tazyikli oksijen vasıtasıyle dalgıca temiz hava veren alet, respirometre .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir karışım içindeki şeker oranını ölçmeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güherçile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taş veya madenlerin katılık derecesini öIçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sismometre, yersarsıntılarının süre, şiddet ve yönünü kaydeden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Kâtip. 2. (gazetecilik) Gazete ve mecmualarda sayfa planı yapan gazeteci, «teknik sekreter» de denir. Genel sekreter .= Bir teşkilâtın umumî işlerini idare eden şahıs: Parti genel sekreteri; Birleşmiş Milletler genel sekreteri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretarial. secretary. girl friday. amanuensis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretary. typist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretary. amanuensis. girl friday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretarial. secretaryship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretariat. secretaryship. secretarial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a secretary. secretryship. office where secretaries work. secretariat. secretarial work. secretaryship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretariat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kanzlei.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. self-determination

öz belirtim

Kendini yönetme hakkını belirleme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elindelik, hür irade; kamunun kendi geleceğini saptaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarıçap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., foto. filim. veya levhanın hassaslık derecesini ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İskoçya'ya mahsus kısa bacaklı ve uzun tüylü bir çeşit teriyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ses ölçen cihaz, sonometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. spektrometre. spectrometry i. spektrometre ile tayfı ölçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. spektrofotometre. spectrophotometry i. renklerin bu aletle karşılaştırılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hızölçer, spidometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. sferometre, küresel düzeylerin kıvrıntılarını ölçmeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nefesölçer, spiro metre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oylum ölçme aleti. stereometry i. katı cisimlerin oylumunu ölçme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweater. pullover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jumper. sweater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jersey. jumper. pullover. sweater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ısı değişikliklerini ölçmeye mahsus elektrikli cihaz, tasimetre. tasimetry i. tasimetre ile ölçme .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taksi saati, taksimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sendeleyerek yürümek; düşmek üzere olmak sallanmak; kararsız olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahterevalli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telemetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answerphone. answering phone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answering machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) birer hecesi vurgulu olan dört hece grubundan meydana gelen mısra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. termometre, sıcak ölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ses perdesini ölçme aleti; diyapazon, akort verme aleti; gözün tansiyonunu ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üç cüz (tef'ile)den. ibaret (mısra).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boru çalan kimse, borazan; ilan eden kimse, tellâl. trumpeter swan borazan kuşu, zool. Psophidae.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tiz sesler için küçük hoparlör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağmur miktarını ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok hassas bir mikrometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kararsız; müphem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. azimli; önlenemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sidik yolu, idrar yolu, siyek, uretra. urethral s. idrar yoluna ait, uretral. urethrotomy i. idrar yolunu açma ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. varyo metre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. evtâr). 1. Yay çilesi, kiriş. 2. Saz kirişi, teli. 3. (matematir) Bir yayın iki ucunu birleştiren doğru çizgi. 4. (anatomi). Kasları hareket ettiren kalın sinir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وتر] kiriş. 2.saz teli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kıdemli, tecrübeli; kıdemli asker; emekli asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. baytarlığa ait; i. baytar, veteriner. veterinar'ian i., A.B.D. baytar, veteriner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Baytar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veterinary. horse doctor. vet. veterinarian. veterinary surgeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vet. veterinarian. veterinary surgeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veterinarian. vet. veterinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veterinary medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veterinary medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaraptaki alkolün miktarını ölçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıvıların yapış kanlığını ölçmeye yarayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vatmetre, vatları ölçme aleti; volt veya amperi ölçebilen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. gaz veya sıvı veya katı cisimlerin hacmini ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yetişen, kâfi: Bütün kışa yeter odunumuz yoktur. 2. Elverir, kâfi, fazlası lâzım değil: Yeter, söyleme, artık yeter.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enough. sufficient. enough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sonuncu olması istenen çocuklara verilen adlardır. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Yeterliği olan, kifayetli, ehliyetli, ehil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adequate. ample. competent. decent. effectual. efficacious. efficient. enough. equal. fit. proficient. qualified. satisfactory. satisfying. snug. sufficient. suited. working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adequate. ample. bonny. due. enough. satisfactory. sufficient. competent. qualified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adequate. ample. commensurate. up to par. pat. roundabout. satisfactory. sufficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Bir iş yapma gücünü saklayan hususa bilgi, emiyet. 2. Vazifesini yerine getirme kuvveti, kifâyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ability. adequacy. capacity. competence. competency. efficiency. proficiency. qualification. sufficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proficiency. qualification. competence. capacity. efficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfactoriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sufficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adequacy. efficiency. sufficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeterliği olmayan, kifayetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defective. deficient. disqualified. exiguous. half-way. handicapped. inadequate. incapable. incommensurate. incompetent. inconclusive. inefficient. ineligible. insufficient. meager. meagre. powerless. scant. scanty. scrimp. scrimpy. shoestring. short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deficient. impotent. inadequate. incompetent. inconclusive. inefficient. insubstantial. insufficient. meager. poor. powerless. scanty. short. skimpy. slender. subnormal. substandard. unequal. unqualified. weak. incapable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insufficient. deficient. exiguous. hopeless. inadequate. incommensurate. incompetent. meagre. poorly. ropy. scant. scanty. slim. in short supply. thin. unsatisfactory. ropey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deficiency. disability. disablement. flimsiness. handicap. inability. inadequacy. incapability. incapacity. incompetence. inefficacy. insufficiency. littleness. paucity. poorness. poverty. scantiness. scantness. slenderness. slimness. spareness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deficiency. disability. failure. inability. inadequacy. incapacity. incompetence. insufficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deficiency. disability. inadequacy. incompetence incompetency. insufficiency. paucity. scantiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by