Etli Butlu ne demek? | Etli Butlu anlamı nedir? | Etli Butlu

Etli Butlu anlamı nedir?

Etli Butlu ne demek?

Etli Butlu anlamı nedir?

Etli Butlu | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: etli butlu

Türkçe - İngilizce Sözlük

beefy. corpulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T.). Adâlete uygun düşen veya adâletli olan: Adâletli bir hüküm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right. just. equitable. fair. judicious. clean adil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just. equitable. fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ahretlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ahrete mensup ve müteallik: Ahretlik iş. 2. İyi yaşayıp, dünyadan el etek çekmesiyle ahreti kazanmış: Ahretlik = Evlâtlığa kabul olunmuş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an adopted maid. brother and sister forever and hereafter. brother by adoption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrumental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headed. crested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atûfet, şefkat sahibi. Son devir Osmanlı protokolünde bâlâ rütbesi sahipleri ile vezir müşir rütbesi taşımıyan dâmâd’lara verilen unvandı. Devletlû atûfetlû: Serasker (harbiye nâzırı, savunma bakanı) ile dâmâd olan müşir ve vezirlere verilen unvandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya AZAMETLÜ (i.). 1. Büyük, ulu, celâl sahibi: Ey azametli Allahım. 2. Kibirli, kibirlenen, mağrur: Azametli adamdan kimse hoşlanmaz. 3. Tantanalı, debdebeli: Azametli bir alayla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuck up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

great. grand. arrogant. conceited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalb gözü ile gören, her şeyin asıl ve hakikatini anlayıp tedbirli davranan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forethoughtful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prudent. circumspect. cautious. politic. provident. prudential. sagacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Feyz ve bereketi olan, bol, mebzûl: Bu sene ekin pek bereketlidir. Bereketli sene. 2. Meymenet ve saadete kavuşan, meymenetli. 3. Azı çok yerine geçecek surette hayrı görülen: Helâl kazanılan mal daima bereketlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. exuberant. fertile. luxuriant. plenteous. plentiful. rich. blessed. fruitful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. fertile. fruitful. copious. fat. fecund. generous. luxuriant. plentiful. productive. prolific. rich. teeming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lushness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Kapsüllü yemişlerin tek parçalı olanları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zırhın buda ve oyluğa gelen kısmı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bakır Kaplı Alüminyum Tel. Kulaklıkların yüksek frekansta ses performansı, hareketli parçaların kütlesi azaldıkça arttığından, Sony, geleneksel bobinlerden %30 daha hafifliğiyle önemli bir performans artışı sağlayan bakır kaplamalı bir alüminyum tel bobin geliştirilmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Toplu, dağınık ve perişan olmayan: Cemiyetli bir halde yaşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

great talker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cennete kavuşan, rahmetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cennete lâyık. Fars. şâyeste-i firdevs, doğru ve dindar adam: Cennetlik adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deserving of heaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deserving of heaven. sainted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük, iri, cesîm: Hayli cesâmetli bir binâdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Cesareti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spunky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. spirited. courageous. bold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courageous. brave. bold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. venturesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Cesur, yiğit davranabilen: Cür’etli adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ziyafete çağırılmış. Ar. med’uv: Filân ziyafete davetli misiniz? Kaç davetli vardı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invited. guest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invited. invited guest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkunç, ürkütücü, pek korkutucu: Dehşetli bir manzara, bir fırtına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direful. fearful. fearsome. frightful. horrendous. dire. terrifying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formidable. horrible. terrible. tremendous. marvelous. desperate. dire. dreadful. fearful. fearsome. ghastly. horrific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut DEVLETLU 1. Dünyada. veya ahirette talih ve saadet veya makam ve nimet sahibi: Ne devletli adamdı. 2. Osmanlı devletinde vezirlere ve müşirlere verilen unvandı: Devletlû paşa hazretleri. Sadrâzamlara fehâmetlû devletlû, eski sadrâzamlara: Übbühetlû devletlû, şeyhülislâmla ra: Devletlû semâhatlû, seraskerlere devletlû atûfetlû, dârüssaâdet-iş-şerîfe ağalarına devletlû inâyetlû, mekke şeriflerine devletlû siyâdetlû, şehzâdelere devletlû necâbetlû unvanları verilirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dirayet sahibi, becerikli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bilgili ve kavrama yeteneği olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Din kaidelerine riayet eden, dindâr. Ar. müttakî.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kontroller, en iyi resim kalitesinin elde edilmesi için görüntünün hassas biçimde ayarlanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Mühim, değerli, ağır. Üzerinde durulması lüzumlu: Ehemmiyetli mesele, ehemmiyetli hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

important. consequential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ehliyeti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capable. competent. having a licence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capable. competent. talented. fit for office. having a license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Emniyet ve Asâyişi yerinde olan: Emniyetli yerdir. 2. İtimada şâyân, emin: Emniyetli adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

securely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe. secure. trustworthy. reliable. admissible. allowable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe. secure. trustworthy. reliable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleshy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleshy. plump. made with meat. pulpy. containing meat. meaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleshy. meaty. paella.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beefy. corpulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zahmetli, meşakkatli, çok ağır ve yorucu: Eziyetli bir iştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun okunur) (i. T. A.). Fıkıh ilminde bilgi sahibi olan. Eskiden nesir dilinde müftülere verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zihni açık, anlayışlı, zeyrek. Ar. fatîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuous erdemli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuous. virtious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fazilet sahibi. (bk.) Fazilet. Yazı dilinde de din adamlarına İstanbul ve Haremeyn pâyelerini haiz olanlarına verilen unvandı: Fazîletlû Mustafa efendi hazretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musibet ve felâket getiren. Fars. Afet-Amîz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Mert, lutufkâr, cömert, eli açık. Osm. sehâvet sahibi. 2. Tanzimat sonrası Osftıanlı devletinde mülkiyede râbia ve hâmise rütbelerinde bulunanlara ve askeriyede mülâzim ve yüzbaşılara resmen verilen unvan ve lâkap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çalışan ve himmet eden, yorulmaz, bıkmaz, çalışkan. 2. Kıskanç. 3. Hamiyetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eager. hardworking. zealous. persevering. arduous. assiduous. diligent. fervent. industrious. full of pep. sedulous. strenuous. studious. vigorous. full of vim. as keen as mustard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardent. avid. diligent. eager. fervent. strenuous. zealous. sedulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zealous. persevering. hard-working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strenuousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adalet ve insafa yakın olan, Adil, Adilâne: Hakkaniyetli adam; hakkaniyetli karar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tatlı, Fars. şîrîn, Ar. halva. 2. Lezzetli, Ar. lezîz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamiyet sahibi, hamiyet sahiplerinden olan. Osmanlı devrinde Tanzimat’tan sonra askerlerde mülâzım (teğmen) rütbesinde ve mülkiyede ona eşit rütbede bulunanlara verilen unvandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Canlı, coşkun: Öyle hararetli anlatıyordu ki, sözünü kesemedim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feverish. heated. keen. zealous. thirsty. vehement. active. excited. lively. intense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active. excited. lively. feverish. fierce. glowing. heated. hot. intense. strenuous. warm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hareketi çok olan, canlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving. mobile. active. live. animate. full of action. alive and kicking. bouncing. brisk. bustling. like a jack-in-the-box. rattling. restless. shifting. sliding. swinging. zippy. go-go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active. agile. alive. brisk. busy. colourful. dashing. dynamic. floating. hectic. lively. restless. sappy. skittish. swinging. vibrant. moving. energetic. vivacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active. moving. vivacious. animated. breezy. brisk. busy. dapper. dramatic. eventful adj. fervent. go go. / adj. snappy. spry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Otomobil, motosiklet, uçak, gemi gibi hareket halindeki hava kirliliği oluşturucular.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Geleneksel video kaydedicilerde, silme kafası, kaydetme/oynatma kafasından biraz uzakta yer aldığında video düzenlemesi mümkün değildir. Döner silme kafası, video kafası diski üzerinde bulunur ve kaseti tam kayıt konumunda siler. Hareketli silme kafaları Video8, Video Hi8 ve yüksek kaliteli VHS kaydedicilerde standarttır. Sonuçta bu özelliğe sahip kaydediciler, video düzenlemesi için idealdir ve mükemmel ekleme-kesme işlemleri yapabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour. dynamism. activity. liveliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activity. vivacity. animation. briskness. buzz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesome. nourishing. healthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Hasiyyeti, itibarı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majestic. grand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

His Majesty. stately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Azamet ve heybet sahibi, haşmetmeâb. İmparator ve kral derecesinde olan ecnebi hükümdarlara unvan olur: Haşmetlû İsveç kralı hazretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hasreti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separation. homesickness. longing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longing. yearning. homesickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değer, kadir ve itibar sahibi, muhterem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dignified. self-respecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-respecting. proud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görenlere korku ve saygı duygusu verecek şekilde görünüşü olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

august. grand. imposing. proud. solemn. majestic. stately. sublime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand. imposing. majestic. awesome. awe-inspiring. dread. gallant. heroic. monumental. redoubtable. solemn. tremendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öfkeli, Fars. gazabnâk, pür-hiddet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde). 1. Hainlik, hiyanet. 2. Vefasızlık, sözünde durmayış. 3. Hilekârlık, gaddarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. employee. servant. vassal. follower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. employee. servant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man who works as a janitor and messenger for a firm. retainer. vassal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respectful. deferent (action. worthy of respect. respected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Şeref, haysiyet ve itibar sahibi, saygıya değer. 2. mec. Büyük, okkalı. 3. Osmanlılar’ca Hıristiyan piskopos ve metropolidlere verilen resmî unvandır: Selânik Rum metropolidi hürmetlû felsnca efendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçümsenmiyecek büyüklükte, oldukça büyük, okkalıca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Namus ve iffet sahibi, namuslu: İffetli bir kadın. 2. Çalıp çırpmaz, rüşvet yemez, doğru, müstakim, haram yemez: İffetli memurun değeri bilinir. 3. Osmanlı devrinde kadınlara «iffetle» şeklinde lekab olarak kullanılıp ismetlü’dan aşağı addolunurdu: Iffetlû hanımefendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaste. virtuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaste. pure. pure sili. afif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaste. virtuous. upright. honest. continent. incorrupt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). 1. Kabuğu çatladığı zaman iki çenete ayrılan meyve. 2. (zooloji) Midye ve istiridye gibi iki parçadan ibaret olan hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir illet ve hastalığa uğramış. Her vakit tekrarlanıp kendisini rahat bırakmıyan bir müzmin hastalığa tutulmuş: O zavallı, illetlidir. 2. Sakat, vücudunda bir sakatlık olan. 3. Bir istisna sebebi olan, özürlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diseased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Lutuf ve kerem sahibi. Nesir dilinde devletlû ile beraber DArüssaâdet’-iş-Şerife ağasıiçin söylenirdi: Devletlû, inâyetlû efendim hazretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsaniyeti olan, insana yakışır vasıf ve faziletleri bulunan, vicdanlı, iyiliksever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humane. kind. benevolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Yerinde, uygun, münasip, yerini bulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-directed. on the mark. pointed. sagacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unerring. right. exact. well-timed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very fitting. very appropriate. felicitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marked. tagged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marked. tagged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İSMETLÜ) (i.), ismet, iffet, namus ve perde sahibi. Eski protokolde kadınlar hakkında kullanılan unvan. Devletlû ismetlû = VAlide-sultânlar, sultân-efendiler, kadın-efendiler hakkında kullanılan unvan. Yalnız . ismetlû, hanım-sultenlar ve hanım-efendi denen padişah ve şehzâde eşleri hakkında kullanılırdı. Bu prenseslere «ismet-meâb, ismet-penâh» denirdi. Prenses olmayan yüksek kadınlara. meselâ vezir zevcelerine iffetlû unvanı verilirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paved with good intentions. well intentioned. well meant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değer, itibar ve şeref sahibi, değeri ve mertebesi yüksek olan. Tanzimat devri sonrası Osmanlı protokolünde mülkî rütbelerden sivil paşalığın en aşağı derecesinde ve bunlarla eşit sayılan askerî rütbelerden kaymakam (yarbay) ve miralay (albay) olanlara verilen resmî unvan: Izzetlû paşa, izzetlû miralay bey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabiliyeti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

able. capable. competent. skilful yetenekli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligent. capable. talented. gifted. skillful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imposing out. well-dressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tasalı, kederli, gamlı, gaileli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hüzün ve melâl veren, hazîn, sıkıntılı: Orası kasvetli bir yerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloomy. dreary. cheerless. dismal. dark. sad. black. bleak. comfortless. doleful. drear. funereal. grave. howling. lugubrious. melancholy. mopish. muzzy. pitchy. sable. somber. sombre. sullen. tenebrous. waste. depressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismal. dreary. funereal. lugubrious. sombre. sullen. depressing. gloomy. desolate. cheerless. glum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloomy. depressing. bleak. cheerless. close. dismal. dreary. funereal. gaunt. leaden. lonely. murky. oppressive. saturnine. severe. solitary. sombre somber. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kenet denilen demir veya tel bağ ile bağlanarak yapıştırılmış, kenetlenmiş: Kenetli taşlar; kenetli tabak. 2. mec. Pek sıkı kapalı, kenetlenmiş gibi açılmaz: Dişleri kenetlendi

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bolluk üzre olan, çok fazla, ziyade: Orada böcekler kesretlidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) çok, fazla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeterli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well dressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısmeti bol olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunate. lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunate. lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şekil, biçim veya giyeceği uygun ve yolunda olan: Kıyafetli bir adam idi. 2. Belli bir kılıkta bulunan: Mübaşir kıyafetli bir adam geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressed in a certain way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değeri olan, pahalı, ağır: Kıymetli taşlar; zümrüt, kıymetli bir taştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precious. valuable. valued. dear. pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precious. valuable. venerable. precious değerli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precious. valuable. worth. substantial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security. commercial paper. valuable papers. negotiable instrument. securities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gemstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precious stone. gem. jewel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malevolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jaundiced. malevolent. malignant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mala fide. malevolent. in bad faith. baleful. corrupt intent. malicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Muktedir, iktidar sahibi, gücü yeter. Kudretlû = Padişahlara verilen unvanlardandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mighty. powerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powerful. capable. mighty. puissant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Külfeti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troublesome. inconvenient. burdensome. cumbersome. cumbrous. onerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burdensome. troublesome. involving great expense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a lot of. a great deal of. great. vast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok, bol: Anadolu’dan külliyetli buğday elde edilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güçlü, zorlu, kavî, sağlam, tüvânâ, muktedir: Kuvvetli adam, at, makine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong. powerful. vigorous. energetic. hearty. healty. forceful. mighty. doughty. heady. intense. lusty. muscular. potent. robust. rugged. sappy. sinewed. sinewy. sound. stalwart. stout. swinging. virile. virulent. powered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acute. beefy. hard. massive. mighty. potent. stern. stiff. stout. strong. sturdy. powerful. forceful. potent güçlü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powerful. strong. acute. doughty. energetic. forceful. forcible. hearty. heavy. humming. intense. jungle- juice. potent. punchy. rugged. smart. stout. tenacious. tough. vigorous. violent. vivid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lânetlenmiş, ilinmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cursed. effing. accursed. accurst. cussed. damnable. damned. dratted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accursed. cursed. damned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cursed. damned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lezzeti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tasty. delicious. yummy. zestful. dainty. delicate. goluptious. luscious. palatable. sapid. savory. savoury. succulent. sweet. tasteful. toothsome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palatable. tasty. delicious. dainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicious. tasty. dainty. delectable. nutty. palatable. rich. toothsome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapışıp uzayan, vıcık vıcık: Bal lüzûcetli bir maddedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Becerikli, usta, mahir, hâzik: Maharetli adam. 2. Ustalıkla yapılmış, ustalıklı, hünerli: Maharetli

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skilful. proficient. dexterous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skillful. proficient. intelligent. perfection to. politic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hüner ve mârifet sahibi, Fars. hüner-ver: Çok mârifetli adamdır. 2. Hüner ve mârifetle yapılmış, hünerli: Pek mârifetli bir makine icat etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nimble fingered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deft. skilled. talented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who possesses a special skill. deft. ingenious. versed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görünüşü çekinme ve saygı duygusu veren, heybetli, şanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Keremli, cömert. 2. Saygı değer (müderris pâyesinde olan ulemâya verilen unvandı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir yerin halkından, bir memleket ahelisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clement. compassionate. gracious. merciful. pitiful. humane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compassionate. merciful. charitable. clement. gracious. humane. pitiful. soft hearted. tender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) acıyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mesuliyeti olan, sorumlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muhabbeti!, seven (eskiden aşağı rütbede bulunanlara verilen unvandı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T.). Mücerret olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth having time limitations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kalleşlik etmek, edilik etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb or sth which has staying power of resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uygun, muvafık, münasip: Bu iş pek münasebetli oldu. 2. Yakışır, yaraşır: Münasebetli bir kıyafet. (hâl) Münasebetli münasebetsiz = Münasebet olsun olmasın: Oraya münasebetli münasebetsiz gidiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportune. appropriate. securely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsaniyetli, faziletli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Musibet ve Afete uğramış, uğursuz: Babasının öldüğü gün onun için musibetll bir gün oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asalet ve necâbeti olan, soyu temiz. Devletlû necâbetlû = «Şehzade» denen Osmanlı Türk imparatorluk prensleri için resmî yazılarda kullanılan unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearness. sharpness. glibness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definition. reception. sharpness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nazikliği ve zarafeti olan (eski yazı dilinde kadınlar ve kızlar hakkında kullanılan unvandı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

höflich. verbindlich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oruç tutmak üzere niyet etmiş olan: Bugün niyetliyim; siz de niyetli misiniz?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bound. disposed. intent. prospective. set. who has an intention. fasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who intends to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İstekli, arzusu olan: Ben, bu malın rağbetlisi değilim. 2. Kabûl edilir, makbûl. 3. Vaktiyle rütbesiz gayrimüslimlere verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in demand. sought after. esteemed. admired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanrı’nın rahmetine erişmesi dua olunan, rahmete muhtaç ve lâyık, merhum: Rahmetli babam. İsim gibi de kullanılır: Rahmetli böyle şeylerden hoşlanmazdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

late. deceased. sainted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

late. the deceased. the late. deceased. departed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the deceased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rahmetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlam, metanetli, dayanıklı. Ar. muhkem, rasin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rasânet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humid. moist. damp. dampish. dank. clammy. sticky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humid. damp. clammy. moist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bahtiyar, mes’ut. 2. İmparatorluk devrinde rütbe-i Olâ ile Rumeli beylerbeyi ve mtr-i mtrân, ferîk ve mlrlivâ rütbelerinde (tuğgeneral korgeneral ve eşit rütbedeki mülk? görevlilere) bulunanlara verilen unvandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetli, sağlam, dayanıklı, sebatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Salâhiyet sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authorized. competent. empowered. entitlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğursuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lustful. hot. sensual. lascivious. concupiscent. fleshly. prurient. randy. salacious. voluptuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot. lascivious. licentious. lustful. lusty. randy. raunchy. sensual. voluptuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lustful. horny. hot. hot- blooded. lascivous. passionate. raunchy. salacious. steamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Senetle tasdik olunmuş, bir senede dayanan: Mânâyı kuvvetlendirmek için «senetli, sepetli» de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fully certified or set forth in writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zehirli böcek ve yılan sokmasından zarar görmeyen. 2. mec. Kötü işlerden, kötülüklerden zarar görmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zehirli böcek ve yılan sokmasından zarar görmeyen. 2. mec. Kötü işlerden, kötülüklerden zarar görmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şerbet yapmaya yarar, şerbet yapılmasına elverişli: Şerbetlik portakal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şerbet yapmaya yarar, şerbet yapılmasına elverişli: Şerbetlik portakal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Çekoslovakya’da Sedltz köyünün adından). 1. Müleyyin, iç sürdüren bir maden suyu. 2. Karbonat katılarak köpürtülmüş limonata.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Azamet ve heybet sahibi: Şevketlû pâdişâhımız efendimiz hazretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sert, pek fazla: Şiddetli soğuk, şiddetli sıtma. 2. Sıkı, müsaadesiz: Şiddetli muamele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong. heavy. harsh. sharp. acute. severe. violent. vehement. drastic. stern. astringent. bitter. brutal. burning. cast-iron. consuming. deep. exquisite. extreme. ferocious. flaming. flash. forceful. frenetic. frenzied. fucking. fulminant. furious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acute. bad. bitter. drastic. excruciating. ferocious. furious. heavy. intense. passionate. rigid. rigorous. rude. severe. smart. splitting. stern. stiff. stormy. strong. vehement. violent. virulent. intensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intense. severe. vehement. violent. passionate. violently. severely. vehemently. passionately. flaming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anguish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appetency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craving. itch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Huysuzluk, yaramazlık, hırçınlık: O çocuğun şirretliği çekilir şey değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

famed. famous. celebrated. illustrious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

famous. reputed. famed. renowned. celebrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolay kullanılır, kolaylığı olan, kullanışlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sakin, rahat: Kendisini oldukça sükûnetli gördüm. 2. Durgun, hareketsiz: Deniz pek sükûnetli idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circumcised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circumcised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güç, zahmetli, müş kül: Çok suûbetli iştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taze; yüzü pek tarâvetlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tibetan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tibetan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ticareti olan, ticaret yapmaya elverişli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. İthâm olunmuş. 2. Suçlu, kabahatli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb to whom a crime has been imputed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ücret karşılığında, ücretle olan, paralı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paid. salaried. gainful. mercenary. stipendiary. wage earner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paid. salaried. that has to be paid for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wage earner. with cost. mercenary. salary earner. stipendiary. wage- earning man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hired gun. mercenary troops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Etleri çürüyüp kokan, iltihaplı. 2. Kötü kokulu. 3. İrin dolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i.). Eziyetli, azaplı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hazmı zor, hazmolunmaz, ağır. 2. Tehlikeli, korkulu, neticesi fena, vahtm, muhataralı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. yanlış tabir). Zengin, varlık sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Güzel yüzlü, güzel, yakışıklı. 2. İtibar ve haysiyet sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir memleket ahali3 nden olan, memleketli, hemşehri (hemşeri): Bir vilâyetlisi gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zahmetle yapılan, yorucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demanding. drudging. exacting. exhausting. exhaustive. fatiguing. grueling. gruelling. incommodious. inconvenient. labored. laboring. laborious. laboured. labouring. lucubratory. onerous. painful. toilful. toilsome. troublesome. troublous. trying. up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laborious. onerous. troublesome. hard. difficult. arduous. bothersome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troublesome. hard. difficult. onerous. trying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ownership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possession. possessorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süslü, bezenmiş, Ar. müzeyyen.

Türkçe Sözlük by