Eu ne demek? | Eu anlamı nedir? | Eu

Eu anlamı nedir?

Eu ne demek?

Eu anlamı nedir?

Eu | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: eu

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Evropiyum elemanının senbolü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek iyi, faydalı, hoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem (i). Allah'a Ismarladık, elveda , Allah'a emanet olunuz; (i), (gen) (çoğ). veda, Allah'a emanet etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tıb). hava veya gazlarla tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ajan provokatör) bir kimse veya grubu suç işlemeye teşvik edip sonradan cezalandıran gizli ajan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Aleut adaları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amatör, meraklı, hevesli kimse; spor amatör sporcu. amateur'ish (s). acemi veya amatör işi gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, (tıb). anevrizma, atardamar cidarlarının (çeperlerinin) zayıflamış noktalarında meydana gelen şişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antinotrino.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antinotron,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). vücudun bazı yerlerinde bulunan mukavim bir deri, akderi, akortü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Erciyas Dağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., fen ve edebiyat kulübü; genel kitaplık, okuma odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hava basıncı ile kendiliğinden hareket eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr., müz. ninni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bir çeşit zaturree; bronş1arın ve ciğerlerin iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çog caducei) Yunan mabudu Hermes'in tanrıların habercisi olarak elinde taşıdığı asa; tıp ilminin sembolü olarak kullanılan yılanlı asa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -nei) topuk kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalbe ve akciğerlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüzyıla ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Cepheus takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). yumuşak bir çeşit saten kumaş, şarmöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kartuziyen rahipleri tarafından Fransa ve ispanya'da imal edilen kokulu likör; sarımtırak açık yeşil renk. chartulary (bak). cartulary.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Fransa ordusunun süratle hareket etme kabiliyeti olan piyade veya süvari kıtası mensubu; avcı. Chassidim (bak). Hasidim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). maaşlı hususi araba söförü; (f). özel şöförlük yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr)., (çoğ -chefsd,oeuvre). şaheser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuaför, kadın berberi olan erkek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Roma'da eski bir amfiteatr; k.h herhangi büyük bir stadyum veya açık hava tiyatrosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., A.B.D. (k).dili hak edilen ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ehil, erbap, bir işten anlayan kimse, mütehassıs, uzman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). dansöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). mecburi, toplumun öngördüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., iskambil ikili; zarda dü; teniste düs, berabere; (k).dili kör talih, kör şeytan. deuce of a time sıkıntılı zaman. deuce point tavlada dü hanesi. the deuce melun; şeytan; aman, deme! Who the deuce is he? Bu herif de kim ?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). klasik dramda zor bir durumu halletmek için mekanik bir yolla sahneye indirilen tanrı; (edeb). buhranlı bir anda beklenilmeyen şekilde yetişen yardım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Atom ağırlığı 2 olan hidrojen. Buna ağır hidrojen de denir; simgesi D’dir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kilisece sonradan veya ikinci derecede muteber sayılan mukaddes kitaplara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikinci evlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir proton ile bir neutron’dan meydana gelen deuterium atomunun çekirdeği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (eski) Yunanistan'da Elevsis'e ait. Eleusinian mysteries Elevsis'te icra olunan dini ayinler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. özgürlük bahşeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Avustralya'ya mahsus devekuşuna benzer iri bir kuş, zool. Dromi ceius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işadamı, müessese sahibi; müteşebbis kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Eğriboz adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sıtma ağacı, okaliptüs, (bot.) Eucalyptus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) Güney Amerika'da yetişen bir zambak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hıristiyan kilisesine mahsus Aşai Rabbani ayini, Komünyon, şarap ve ekmek yeme ayini; bu ayin için takdis edilen şarap ve ekmek. Eucharis'tic (s.) Aşai Rabbaniye ait; şükrana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) iki, üç veya dört kişiyle oynanan bir Amerikan iskambil oyunu, koz diyen oyuncunun uç el kağıt alamayışı; (f.) bu oyunda yenmek; hile yaparak yenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Oklit, milattan 300 sene evvel yaşamış olan Yunanlı geometri bilgini Euclid'ean (s.) Oklit'e veya onun geometri sistemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) saadeti en yüksek gaye bilen felsefe sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saadet, mutluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) gazları tahlil ve ölçmek için kullanılan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) insan ırkının soyaçekim yoluyla zihnen ve bedenen geliştirilmesine dair; gelecek nesillerin ıslahına ait; kalıtımla geçen iyi haslatlara sahip. eugenics (i.) insan ırkının soyaçekim yoluyla ıslahına çalışan bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) mitolojinin kişilerin ilahlaştırılmasından doğduğunu kabul eden kuram; mitlerin gerçek olay veya kişiler üzerine kurulduğunu ileri suren teori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) övmek, methetmek, sena etmek, sitayişle bahsetmek. eulogist (i.) methiye yazan ve söyleyen kimse, kaside yazarı. eulogistic(al) (s.) öven, övücü, övme kabilinden. eulogistically (z.) överek, methederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) methiye, sena, sitayiş, kaside.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mit.) günahları cezalandıran üç tanrıça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hadım, harem ağası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iğ ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) sindirim sisteminin iyi çalışması, iyi hazmetme. eupeptic (s.) kolay hazmettiren; kolay hazmedilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaba veya ağır bir söz yerine aynı anlamı veren daha hafif bir söz. euphemist (i.) bu tür hafif söz kullanan kimse. euphemis'tic (s.) hüsnütabir kabilinden. euphemis'tically (z.) hüsnütabirle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) tuba cinsinden nefesli bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tatlı ses; (dilb.) ses ahengi. euphon'ic (s.) kulağa hoş gelen, telaffuzu hoş, ahenkli ses veren. eupho'nious (s.) sesi ahenkli, sesi kulağa hoş gelen. eupho'niously (z.) ahenkli bir sesle. eu'phonize (f.) sesi tatlılaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sütleğen, (bot.) Euphorbia .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (psik.) öfori, kendini aşırı derecede zinde hissetme hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gözlük otu, (bot.) Euphrasia officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Fırat nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dilde aşırı yapmacık, yazıda aşırı süslü üslup. euphuist (i.) yapmacık bir dille yazan veya konuşan kimse. euphuis'tic (s.) yapmacık bir dille yazılan veya söylenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ufak kubbe; döküm ocağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) Europe, European. Euraquilo (bak.) Euroclydon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Avrasya. Eurasian (s.),(i.) Avrupa ile Asya'ya ait; (i.) bir Avrupalı ile bir Asyalının evlenmesinden doğan çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem.) Buldum ! Ieurhythmy (bak.) eurythmy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

euro

avro

Avrupa Birliği’nin ortak para birimi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. eurobond

ekon. avrovil

Avrupa Birliği dışındaki ülkeler tarafından çıkarılan ve tutulan avroya dayalı borç senedi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (cogr.) Akdeniz'de esen kuvvetli kuzeydoğu rüzgarı, poyraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Avrupa. Europe'an (i.),(s.) Avrupalı; (s.) Avrupa'ya mahsus. European plan otelde oda ve kahvaltı parasını beraber ödeme sistemi. European Economic Community Ortak Pazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Eurobond)

İhracı yapan ülkenin kendi para birimi dışındaki bir döviz cinsinden ve uluslararası bir konsorsiyum aracılığı ile bir banka ve/veya sendikasyon tarafından birden fazla ülkede eşannlı olarak ihraç edien, genellikle hamiline kayıtlı tahvilerdir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), Yu. (mit.) doğu veya güneydoğu rüzgârı tanrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) müzikteki ahenk ve ritmi vücut hareketleriyle ifade etme sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ritmik hareket veya düzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(anat.) östaki borusu, ortakulakla yutak arasındaki boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (fiz.), (kim.) maksimum erime yeteneği olan, ötektik (madde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) müzik tanrıçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rahat ölüm, ıstırapsız ölüm; özellikle ümitsiz durumda olan hastaların ıstıraplarını dindirmek için hayatlarına son verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çevrenin etkisiyle insanların zihinsel ve bedensel niteliklerini geliştirme teşebbüsü ve ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Karadeniz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.), tiyatro sahneden çıkarlar. exeunt omnes hepsi sahneden çıkarlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). şakacı, muzip; gülünçlü tiyatro oyunu yazan veya oynayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). koltuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kan davası; kavga; (f). ihtilâflı olmak, kavga etmek. feud with kavgalı olmak, husumet beslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tımar, zeamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). derebeyliğe ait. feudal system Avrupa derebeylik sistemi. feudalism (i). derebeylik feudal'ity (i). derebeylik; tımar, zeamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tımarcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). Avrupa gazetelerinde roman veya sanat eleştirisine ayrılan sütun; bu sutunda çıkan yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. fleurs-de-lis) süsen çiçeği, susam; eski Fransız armasındaki zambak şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). Fransız akıncı neferi, çeteci asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Freud tarafından bulunan psikanaliz usulünün taraftarı, Freudyen; (s). Freud kuramlarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). kadın berberi, kuvaför.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kibarlık, büyüklük, azamet; ihtişam, güzellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. cea) eski Yunan ve Roma'da harem dairesi; (bot.) çiçek pistillerinin topu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kibir, gurur, azamet .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bu zamana kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bunun üzerine, binaenaleyh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tefsir eden, açıklayan tefsiri. hermeneutics (i). tefsir ilmi; dini kitapları tefsir ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). keşfe yarayan, anlamaya vesile olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. ordövr, çerez, meze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. firavunfaresi, zool. Herpestes ichneumon. ichneumon fly tırtır, zool.Ichneumon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anat. incebağırsağın alt yarısı, kıvrım bağırsak ileac s. bu bağırsağa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Hint- Avrupa dillerinden birini konuşan kimse; s. Hint-Avrupa dil ailesine ait; bu dillerden birisini konuşana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. oyun, eğlence. jeu d'esprit espri. jeu de mots kelime oyunu, cinaslı söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. ortaçağda saz şairi, aşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eskiden Almanya ve Avusturya'da kullanılan gümüş veya bakır ufak para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek renksiz, beyaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kandaki beyaz kürecik, akyuvar, lökosit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, leukoma i., tıb. gözün kornea tabakasında meydana gelen beyaz leke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kadınlarda olan beyaz akıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. lösemi, kan kanseri. leuko bak. leuco-.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yer, mekan, mahal; yalnız in lieu of deyiminde kullanılır. in lieu of yerine, bedel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. teğmen; den. yüzbaşı; vekil, naip. lieutenant colonel yarbay. lieutenant commander ön yüzbaşı, kıdemli yüzbaşı. lieutenant general tuğgeneral. lieutenant governor devlet başkan vekili, vali muavini. second lieutenant teğmen. first lieutenan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yoklamada sıraya girme; spor oyuna başlamadan oyunculann yerlerini alması; sıra tutma; sıra; program.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. linolyum, döşemelik mantarlı muşamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. likör, alkollü ve tatlı içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. edip, edebiyatsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap veya piyeste fazla uzun ve sıkıcı kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., b.h. Atina yakınlarında Aristo'nun felsefe öğrettiği koru; konferans salonu; konferans ve konser yoluyle halk eğiten örgüt; lise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uydurma, yalan; makyajlı, yüzü boyalı; tamamlanmış; tazmin edilmiş, zararı ödenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zihinde şekil almamış bir düşünceyi Sokrat tarzında sorgu usulü ile meydana çıkarmaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapılış; makyaj, yüze düzgün sürme; matb. mizanpaj, tertip; bütünleme sınavı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ortakulaktaki çekiç kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. manevra; hile, dolap; tedbir; f. manevra yapmak; dolap çevirmek; tedbir almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. maneuver

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. masajcı, masör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. masajcı kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sanatla süslenmiş büyük türbe, mozole; eski Karya kralı Mausolus için Bodrum'da inşa edilmiş olan ve dünyanın yedi harikasından biri sayılan türbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr., çoğ. (tek. monsieur) efendiler, baylar (kıs. Messrs.)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhit, çevre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mitralyöz, makinalı tüfek. mitrailleur i. makinalı tüfek kullanan asker, mitralyözcü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, çoğ. messieurs i., Fr. bay; efendi, bey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. rüyalar tanrısı. in the arms of Morpheus uykuda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat., zool. sinire ait, sinirle ilgili, asabi. neural ganglions anat. sinir boğumları. neural tissue sinirdoku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. şiddetli sinir ağrısı, nevralji. neuralgic s. nevraljiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sinir zayıflığı, sinir argınlığı, nevrasteni. neurasthen'ic s., i. nevrasteniye ait; i. nevrastenik kimse, sinir hastası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sinir iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinirbilim, nevroloji. neurolog'ical s. sinirbilime ait. neurol'ogist i. sinir mütehassısı, asabiyeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. sinir hücresi, nöron.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinir hastalığına maruz kalmış kimse, nevropat kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinir sistemi patolojisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. dantel gibi dört kanadı olan böcekler takımı, sinirkanatlılar. neuropteral, neuropterous s. sinir kanatlılara özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sinirce, nevroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sinir hastalığı tedavisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. nevrozlu, sinir hastalığı olan; k.dili evhamlı; sinirlere ait; nevrozlu kimse; fazla duygulu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. nevralji tedavisi için yapılan sinir ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. neuter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., gram. cinssiz; gram. geçişsiz (fiil); biyol. cinsiyetsiz; i. cinsiyet belirtmeyen kelime; iğdiş edilmiş hayvan; ne erkek ne de dişi olan hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tarafsız, yansız; belirli bir niteliği olmayan; tarafsız memlekete ait; rengi belli olmayan; kim. ne asit ne de alkali niteliğinde olan, nötr; elek. ne müspet ne de menfi, nötr; bot., zool. erkeklik veya dişilik organı olmayan; i. tarafsız kims

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. -ise f. tesirini yok etmek, tesirsiz bırakmak; huk. tarafsız kılmak; kim. asit veya alkali niteliğini kaldırmak. neutraliza'tion i. asit veya alkali niteliğini yok etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Kitlesi yok denecek kadar az, elektrik yükü olmayan ve Beta ışınlarıyla beraber yayınlanan bir atom zerreciği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Protonla beraber atom çekirdeğini meydana getiren ve elektrik yükü olmayan atom zerreciği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz., kim. nötron, atomun elektriksel bakımdan nötr bir parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip). Allah’a sığındık!

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çiçekleri yalnız gece açılan bir kaktüs, (bot.) Selenicereus grandiflorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (mat.) Öklit geometri sistemi kurallarından ayrı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. nuclei) öz, iç; nüve, çekirdek; cevher, esas; (fiz.) çekirdek, atomun merkez kısmı; (astr.) kuyrukluyıldızın parlak başı; (anat.) omurilik veya beyinde sinir hücreleri yığını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. s, odea) tiyatro veya konser binası; eski Yunanistan ve Roma'da müzisyenlerin içinde yarıştıkları ufak tiyatro binası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransızca kökenli bu sözcük, bir sanatçının yaşamı boyunca ürettiği tüm yapıtları ifade eder. Türkçe`de çok seyrek kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yu. mit. Orfeus, çaldığı müzikle ağaçları ve kayaları harekete getirdiği ve canavarları yatıştırdığı farzolunan bir kahraman. Orphean, Orphic s. Orfeus'a ait veya ona benzer; Orfeus'un müziği gibi ahenkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle kuduz hastalığını Pasteurun keşfettiği usule göre bir seri iğneyle tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pastorize etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pastörize etmek. pasteurizer i. pastörize makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kitabı Mukaddeste Eski Ahdin ilk beş kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -nea) tenasül uzuvları ile makat arasındaki kısım, apışarası, perine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. perinevr iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. sinir dokusunu çevreleyen zar, perinevr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ -tea) anat. kemik diş zarı, periyost, simhak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -nea) anat. karınzarı, periton. peritoneal s. peritona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. petrol. crude petroleum ham petrol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eczacılığa ait; ilâç kullanımına ait. phar- maceutic chemistry farmasotik kimya. pharmaceutically z. eczacılık usullerine göre. pharmaceutics i. eczacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili canlandırıcı içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -lea) biyol. kuş başının üst kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.-lei) bot. mantarın şemsiye şeklindeki başı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pire limanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- rae) anat. pleva, akciğer zarı, göğüs zarı pleural s. göğüs zarına ait, plevral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göğüs zarı iltihabı, zatülcenp. pleurit'ic(al) s. zatulcenp hastalığına ait veya bu hastalığa tutulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. zatulcenp ile beraber zatürree hastalığı bulunması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruh, can.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hava veya diğer gazlarla ilgili; hava basıncı ile işleyen; içinde sıkıştırılmış hava bulunan; şişirilmiş lastik tekerlekleri olan; manevi, ruhsal. pneumatic tire şişirilmiş otomobil lastiği. pneu matic tube hava basıncı ile öteberi nakleden boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişirilmiş otomobil lastiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hava ve diğer gazların mekanik özelliklerinden bahseden ilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. pnomokok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akciğerlere ve mideye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb zatürree, akciğer iltihabı. double pneumonia iki taraflı zaturree.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. plevra boşluğunda gaz toplanması; ciğer söndürme, hava verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eski. Karadeniz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapmacık tavırlar takınan kimse, (slang) numaracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hazırlık dersi ile ilgili; yeni bir ilme başlangıç olan; i. ilk ders, hazırlık dersi. propaedeutics i. herhangi bir ilimde ilk çalışma, başlangıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -laea) saray veya tapınak girişi olan bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. istediği şekle girebilen eski bir deniz tanrısı; değişken adam, dönek tabiatlı kimse; k.h., tıb. şekil değiştiren bir cins bakteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. sahte veya taklit yazı, özellikle Kitabı Mukaddes yazarları tarafından yazıldığı iddia olunan fakat doğruluğuna inanılmayan yazılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sahte, yalancı, kalp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) sahte, yalancı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. su bitkisi olmayıp sulak veya rutubetli yer- lerde biten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. yalnız tohum tutan organlardan ibaret olmayan elma gibi meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sahte klasik, klasik taslağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aldatıcı veya düzgün olmayan şekil; min. başka bir cismin dış niteliklerini taşıyan maden. pseu- domor'phic, -mor'phous s. sahte veya düzgün olmayan şekle ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takma ad, müstear isim. pseudonym'ity i. takma isimlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. yalancı ayak (amiplerde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) psik. sinirce, nevroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruhi tedavi, psikoterapi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ. dış mahalleler, etraf, hudut, civar, varoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. başın arka tarafından sarkan saç örgüsü; sıra bekleyen insan veya araba dizisi, kuyruk; f., İng. kuyruga girmek; dizilip sıra beklemek. queue up kuyruğa girmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyi hikaye anlatan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lokantacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekrar kavuşma, yine birleşme; yeniden bir araya gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) nezle. rheum'y s. nezle kabilinden, nezleli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. romatizmayla ilgili, romatizmalı; i. romatizmalı kimse. rheumatic fever ateşli romatizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. romatizma, yel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. romatizmaya benzer, romatizma kabilinden; romatizmalı. rheumatoid arthritis romatizmal arterit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sabotajcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -es, -baei) bak. scarab.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. başkasının üzüntüsüne sevinme, Oh! deme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. çukurları olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. senyor; derebeyi, efendi. seign'iorage i. eski den krallar tarafından alınan sikke vergisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Silifke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeniden düzenleme, yeni personel atama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çalışacak işçileri seçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. av köpeği A.B.D., k.dili. polis hafiyesi; f. avlamak; dedektif rolü oynamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (çoğ., -s, -nea) vekil; bedel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ip germe aleti

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Hıristiyanlarda eski bir şükran ilâhisi; Hamt olsun; bu ilahinin müziği; bu ilahi ile yapılan dinsel tören.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski Germen kabilelerinden birinin ferdi; Alman veya İskandinavyalı veya Felemenkli kimse. Teuton'ic (s.) bu milletlere veya dillerine ait. Teutonism (i.) Germen ırkının üstünlügüne inanma; Germen kültürü. Teutonize (f.) Germenleşmek, Germenleştir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tedavi edici, şifa verici. therapeutics (i.) terapi ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) onun altına, onun altında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) onun üzerine, onun üzerinde; hemen, derhal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mucize; sihir, büyü; büyücülük. theur'gic s. büyücülük kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gecikme, güçlük; k.dili bağlantı, ilgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. avcı neferi, nişancı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. maden oymacılığına ait. toreutics i. maden oymacılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda Fransa'da epik şair.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. ip germe tokası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mısır tanrı ve krallannln sembolü olan kutsal engerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (Kanada) kürk ticaretinde nehirlerde sandal işleten gemici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (bağlaç) bunun üzerine, ve bundan dolayı, üstünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gram. yanlız bir ismin anlamıyla ilgisi olan bir fiilin iki isimle kullanılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., yu. mit. Zeus, Jüpiter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by