Evc ne demek? | Evc anlamı nedir? | Evc

Evc anlamı nedir?

Evc ne demek?

Evc anlamı nedir?

Evc | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: evc

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Farsça «evk» ten Arapça’laşmış) (astronomi). Gezegen mahreklerinin merkezden en uzak noktaları, mec. Bir şeyin en son derecesi, zirvesi, en yüksek noktası: Evc-i ikbâline vâsıl olmuştu = Yükselişin zirvesine erişmişti. Evc-i bâlâ da denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Eve.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اوج] doruk, zirve.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Erkek ve dişi organları aynı kök üzerindeki ayrı çiçeklerde bulunan mısır, ceviz, fındık gibi bitkiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile biten mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (eve = zirve, F. giriften = tutmak). En yüksek dereceye ulaşan, en yükseğe, zirveye çıkmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Evdeki insan evcimen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün ev halkı ile beraber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafta tatilini evinde geçiren asker veya yatılı öğrenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boarding student who goes home on weekends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Evceğiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Ehli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic. pet. domesticated. tame. housebroken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic. tame. domesticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic. tame. domesticated. home abiding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tamed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tame. to tame. to domesticate ehlileştirmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tame. to domesticate. train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evine, ailesine bağlı olan; evini iyi geçindiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homebody. domestic. home-loving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home-lover. homebody. domestic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Evine, ailesine bağlı. Ev işlerinde becerikli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «encümen» den galat). 1. Top, yğın, küme, toplanma: Gelin bir evcümend olalım. 2. Toplu idareli, evini muntazam tutan: Evcümend bir kadın (bu ikinci mânâ hem top ve toplu mânâsından hem de «ev» den çıkmış sanılmasından doğmuştur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. efvâc). Bölük, gürûh, cemaat: Fevc fevc, fevcâ-fevc = Bölük bölük, akın akın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فوج] grup, cemaat, zümre. 2.bölük, takım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bölük bölük, akın akın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Takım takım, akın akın, bölük bölük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

functionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Grev yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Erkek ve dişi çiçekleri ayrı köklerde bulunan bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. emvâc). Dalga. Mevc-zen = Dalgalı, Ar. mütemevvic.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موج] dalga.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. mevc = dalga, Fars. zeden = vurmak). Dalgalı, Ar. mütemevvic.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موجه] dalga.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mevcut.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ موجود] var. 2.hazır. 3.varlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Var olan, bulunan. Hazır olan, hazır bulunan. -Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Var olan her şey, yaratılmışların hepsi, kâinat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assets entre mains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موجودات] varlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mevcud).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Varlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

availability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being. entity. existence. presence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existence. presence. actuality. entity. subsistence. thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

varlık göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موجودیت] var olma, varlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEVCÜD) (i. A. «vücûd» tan imef.) (mü. mevcûde). 1. Var olan, bulunan, yok olmayan: Mevcut mal. 2. Hazır olan, kaybolmayan, hazır bulunan: Ben meclise girdiğim vakit siz de orada mevcut idiniz. 3. Bir topluluğu teşkil edenlerin hepsi: Mektebin mevcudu iki bine ulaşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

present. available. actual. existing. existent. in hand. attendant. physical. prevalent. stock. substantial. visible. total. total number of attendance. supply. store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

available. going. present. supply. existing. in stock. the number present. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asset. extant. those present. the number present. the number of personnel on a unit's muster roll. the amount of sth on hand. stock. existent. existing. forthcoming. going spare. actual stock. supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be in existence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent. missing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent without leave. absent. absentee. missing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boruçiçeği, patlıcançiçeği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Makam, ahenk ve nasip ile ilgili. Ali Şakir’in lakabı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نوجوان] delikanlı, genç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Genç, delikanlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sevgili insan, sevimli Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning towards. aiming pointing. leveling sth at. directing. conferring. bestowing sth upon sb. granting sb sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

richten. verleihung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ توجيه] yöneltme, yönlendirme. 2.yorumlama. 3.rütbe verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vech»den) (c. tevcîhât). 1. Yüzü bir tarafa çevirme, döndürme: Yüzünü güneşe tevcih etti. 2. Doğrultma, bir adama hltabetme, bakma: Tevcih-i hitap, tevcih-i kelâm; tevcih-i itâb. 3. Mânâ verme, tefsir, tevil: Şu sözü, falan muameleyi şöyle tevcih ediyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ecvâc, tes. zevceyn). 1. Çift, eş, iki şeyden mürekkep takım. 2. Bir çift teşkil eden iki şeyin herbiri, eş. 3. Koca ve karının herbiri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ زوج] koca. 2.çiftin teki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زوجات] nikahlı kadınlar, karılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zevcât). Karı, Ar. halîle: Zevç ile zevce arasında iyi geçinmek şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goodwife. rib. wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wife. helpmate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زوجه] nikahlı kadın, karı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زوجتين] karıkoca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kafi-koca: Zevceyn arasına soğukluk girmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زوجين] karıkoca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. zevciyye). Karıkocayla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زوجيت] eşlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kocalık karılık, karı kocalık hâli: Yirmi yaşından aşağı bir genç zevciyyet vazifelerini takdir edemez.

Türkçe Sözlük by