Evc-maye ne demek? | Evc-maye anlamı nedir? | Evc-maye

Evc-maye anlamı nedir?

Evc-maye ne demek?

Evc-maye anlamı nedir?

Evc-maye | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: evc maye

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Initial Capital)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların sahip olmaları zorunlu asgari çıkarılmış sermayeleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mayası bozuk, soysuz, sütübozuk

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Capital Increase Through Rights Issues)

Şirketlerin sermaye artırımı karşılığında çıkardıkları hisse senetlerini nominal değerinden veya daha yüksek bir fiyattan satmak suretiyle gerçekleştirdikleri sermaye artırımlarına denir. Söz konusu hisse senetleri ortaklara satılabileceği gibi (rüchan hakkının kullandırılması), ortaklar dışındaki yatırımcılara da satılabilir. (rüchan haklarının kısıtlanması). Bedelli sermaye artırımına katılım bedeli belli bir süre ile sınırlıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Capital Increase Through Bonus Issues)

Anonim ortaklıkların, iç kaynaklarından yaptıkları sermaye artırımı karşılığı çıkardıkları hisse senetlerini bir bedel almaksızın ortaklarına dağıtarak gerçekleştirdikleri sermaye artırımlarıdır. Bedelsiz hisse senedi alma hakkı bir süre ile sınırlandırılamaz.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدمایه] mayası bozuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Erkek ve dişi organları aynı kök üzerindeki ayrı çiçeklerde bulunan mısır, ceviz, fındık gibi bitkiler.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Issued Capital)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların satışı yapılmış hisse senetlerini temsil eden sermayeleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. dest = el, mâye = asıl, esas). Sermaye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulating capital. floating / liquid / working capital. floating capital. liquid capital. current capital. effective capital. floating assets. rolling capital. revolving fund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Mineli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enamel. glazing. varnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enamel. enamelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enameled. glazed. gloss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Farsça «evk» ten Arapça’laşmış) (astronomi). Gezegen mahreklerinin merkezden en uzak noktaları, mec. Bir şeyin en son derecesi, zirvesi, en yüksek noktası: Evc-i ikbâline vâsıl olmuştu = Yükselişin zirvesine erişmişti. Evc-i bâlâ da denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Eve.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اوج] doruk, zirve.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile biten mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (eve = zirve, F. giriften = tutmak). En yüksek dereceye ulaşan, en yükseğe, zirveye çıkmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Evdeki insan evcimen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün ev halkı ile beraber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafta tatilini evinde geçiren asker veya yatılı öğrenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boarding student who goes home on weekends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Evceğiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Ehli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic. pet. domesticated. tame. housebroken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic. tame. domesticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic. tame. domesticated. home abiding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tamed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tame. to tame. to domesticate ehlileştirmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tame. to domesticate. train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evine, ailesine bağlı olan; evini iyi geçindiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homebody. domestic. home-loving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home-lover. homebody. domestic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Evine, ailesine bağlı. Ev işlerinde becerikli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «encümen» den galat). 1. Top, yğın, küme, toplanma: Gelin bir evcümend olalım. 2. Toplu idareli, evini muntazam tutan: Evcümend bir kadın (bu ikinci mânâ hem top ve toplu mânâsından hem de «ev» den çıkmış sanılmasından doğmuştur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. efvâc). Bölük, gürûh, cemaat: Fevc fevc, fevcâ-fevc = Bölük bölük, akın akın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فوج] grup, cemaat, zümre. 2.bölük, takım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bölük bölük, akın akın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Takım takım, akın akın, bölük bölük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. fürû = aşağı, mâye = asıl). Asıl ve nesebi alçak, soysuz, kötü asıllı: Fürû-mâye adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرومایه] aşağılık, alçak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pahası ağır, kıymetli, yüsek mânevî değerli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گران مایه] değerli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

functionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Grev yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HİMAYE) (i. A.). Koruma, sahip çıkma, Ar. siyânet, sahâbet: O adam filânın himayesi altındadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patronage. shadow. umbrella. protection. protectorate. defence. custody. auspices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patronage. protection. defense. support. asylum. auspices. conservation. guard. keeping. overlordship. patronization. safeguard. safeguarding. safekeeping. sponsorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمایه] koruma, esirgeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protectionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protectionism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) himaye etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Koruma, korunma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Erkek ve dişi çiçekleri ayrı köklerde bulunan bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

registered capital. authorized capital. capital. registered capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Authorized Capital)

Ortaklıkların, esas sözleşmelerinde hüküm bulunmak kaydıyla, Yönetim Kurulu Kararıyla, Türk Ticaret Kanunu’nun sermayenin artırılmasına dair hükümlerine tabi olmaksızın çıkartabilecekleri, azami hisse senedi miktarını gösteren, Ticaret Sicili’ne tescil edilmiş sermayeleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kem = eksik, mâye = cevher). Aslı ve cevheri aşağı, kıymetsiz, hakir, soysuz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کما ینبغی] gerektiği gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. «ir şeyin yapıldığı madde, Ar. cevher, unsur: Bunun mâyesl topraktan İbarettir. 2. Bir İş görmek için lâzım olan şey, sermaye: Mâyesl yok ne yepsın? 3. Servet, mal. 4. Tahsil, ilim, bilgi: Mâyesiz eser yazılamaz. Sermâye, (bk.) Sermaye, fürû-mâye. (bk.) FUrO-mâye. Bed-mâye. (bk.) Bed-mâye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. F.) (musiki). Türk musikisinde çeşitli şekilleri olan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ مایه] maya. 2.para. 3.mal. 4.güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Maya, asıl ve gerekli madde. 2.Para, mal. İktidar güç. 3.Bilgi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mayhoş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ مایه دار] mayalı. 2.paralı. 3.mal sahibi. 4.güçlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. emvâc). Dalga. Mevc-zen = Dalgalı, Ar. mütemevvic.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موج] dalga.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. mevc = dalga, Fars. zeden = vurmak). Dalgalı, Ar. mütemevvic.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موجه] dalga.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mevcut.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ موجود] var. 2.hazır. 3.varlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Var olan, bulunan. Hazır olan, hazır bulunan. -Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Var olan her şey, yaratılmışların hepsi, kâinat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assets entre mains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موجودات] varlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mevcud).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Varlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

availability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being. entity. existence. presence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existence. presence. actuality. entity. subsistence. thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

varlık göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موجودیت] var olma, varlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEVCÜD) (i. A. «vücûd» tan imef.) (mü. mevcûde). 1. Var olan, bulunan, yok olmayan: Mevcut mal. 2. Hazır olan, kaybolmayan, hazır bulunan: Ben meclise girdiğim vakit siz de orada mevcut idiniz. 3. Bir topluluğu teşkil edenlerin hepsi: Mektebin mevcudu iki bine ulaşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

present. available. actual. existing. existent. in hand. attendant. physical. prevalent. stock. substantial. visible. total. total number of attendance. supply. store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

available. going. present. supply. existing. in stock. the number present. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asset. extant. those present. the number present. the number of personnel on a unit's muster roll. the amount of sth on hand. stock. existent. existing. forthcoming. going spare. actual stock. supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be in existence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent. missing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent without leave. absent. absentee. missing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boruçiçeği, patlıcançiçeği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Makam, ahenk ve nasip ile ilgili. Ali Şakir’in lakabı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نوجوان] delikanlı, genç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Genç, delikanlı.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Paid in Capital)

Esas sermaye sistemine tabi ortaklıklarda, ortaklarca taahhüt edilen sermayenin nakden ödenmiş kısmıdır.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Atıcılık, ok, kurşun, gülle gibi şeyleri almada usta.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Venture Capital Investment Trust)

Kayıtlı sermayeli olarak kurulan ve çıkarılmış sermayelerini esas olarak sermaye ve faiz kazancı elde etmek amacıyla risk sermayesi yatırımlarına yönelten halka açık anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tüccarların ve ticaretle uğraşan müesseselerin ticaret esası olarak ortaya koydukları asıl mal, Ar. re’s-ül-mâl: Sermayesi yok ki, ticaret yapsın; bin liralık sermaye ile ticarete girişilir mi? 2. Bir şeyin tâcire mal olduğu meblâğ; ticaret ve kâr payı katılmaksızın olan değeri: Yüz liraya veremem çünkü sermayesi daha yüksek. 3. mec. Kazanılmış bilgiler: Zavallı adam çok yazıyorsa da sermayesi noksan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital. stock. stock-in-trade. fund. principal. corpus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital. fund. capital anamal. kapital. riches. wealth varlık. servet. prostitute. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital. capital, capital stock. proprietorship. outlay. costprice. wealth. cost. fund. bond fund. funds. stock in trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سرمایه] anapara. 2.genelev kadını.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Capital Increase)

Yeni hisse senedi ihraç edilerek mevcut ödenmiş / çıkarılmış sermayenin artırılmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital market. money market. capital / issue market. capital / money market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Sermayeli, sermayesi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owing or investing of capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financier. capitalist. investor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owner or investor of capital. equity owner. magnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرمایه دار] sermaye sahibi, kapitalist.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sevgili insan, sevimli Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning towards. aiming pointing. leveling sth at. directing. conferring. bestowing sth upon sb. granting sb sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

richten. verleihung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ توجيه] yöneltme, yönlendirme. 2.yorumlama. 3.rütbe verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vech»den) (c. tevcîhât). 1. Yüzü bir tarafa çevirme, döndürme: Yüzünü güneşe tevcih etti. 2. Doğrultma, bir adama hltabetme, bakma: Tevcih-i hitap, tevcih-i kelâm; tevcih-i itâb. 3. Mânâ verme, tefsir, tevil: Şu sözü, falan muameleyi şöyle tevcih ediyordu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dehşete düşmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Sermaye sahibi.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Foreign Capital Market Instruments)

Çıkarıldıkları ülke borsalarında alım satım konusu olan ve Kurulca niteliği belirlenen menkul kıymetler ile hak ve alacakları temsil eden diğer kağıtlardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ecvâc, tes. zevceyn). 1. Çift, eş, iki şeyden mürekkep takım. 2. Bir çift teşkil eden iki şeyin herbiri, eş. 3. Koca ve karının herbiri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ زوج] koca. 2.çiftin teki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زوجات] nikahlı kadınlar, karılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zevcât). Karı, Ar. halîle: Zevç ile zevce arasında iyi geçinmek şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goodwife. rib. wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wife. helpmate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زوجه] nikahlı kadın, karı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زوجتين] karıkoca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kafi-koca: Zevceyn arasına soğukluk girmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زوجين] karıkoca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. zevciyye). Karıkocayla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زوجيت] eşlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kocalık karılık, karı kocalık hâli: Yirmi yaşından aşağı bir genç zevciyyet vazifelerini takdir edemez.

Türkçe Sözlük by