Evli ne demek? | Evli anlamı nedir? | Evli

Evli anlamı nedir?

Evli ne demek?

Evli anlamı nedir?

Evli | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: evli

Türkçe Sözlük

(i. «ev» den). Ev bark sahibi, Ar. müteehhil, zü’l-zerc, karılı, kocalı: Evli adam, evli kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connubial. handcuffed. married.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

married. hitched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

married. having houses. hitched. hooked. wedded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alevlenmiş, alevi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ablaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in flames. furious. fiery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

research assistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بولی] idrar ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), idrar yolları hastalıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urology üroloji.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بوليه] üroloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eve mahsus veya lâyık, evde yaşar, Ar. beytî: Evlik hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evli adam veya kadının hâli. Osm. müteehhillik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marriage. marital. spousal. nuptial. conjugal. connubial. marriage. spousal. wedlock. matrimony. hymen. union.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marriage. married. matrimony. union. wedlock. marital. conjugal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matrimony. wedlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjugal community.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra conjugal. out of wedlock. illegitimate. unlawful. extramatrimonial. extramarital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjugal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. velî). Velîler, (bk.) Velî. Velâyet ve keramet sahibi, Tanrı’ya yakın adam: Bu türbede bir büyük evliyâ yatıyor. Veli gibi iyi ahlâk sahibi: Bu adam Adeta evliyadır (Türkçe’de müfret gibi de kullanılır, fakat «evliyâlar» şeklinde ikinci defa cem hâline getirilmesi kaidelere aykırı sayılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saint. mahatma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saint. muslim saint. siant-like person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moslem Saint (s. saint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اوليا] velîler. 2.önderler. 3.yetkililer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Velil(Erkek İsmi) 2.Allah’ın dostları. 3.İman edip salih amel işleyenl(Erkek İsmi) 4.Allah yolunda mallan ve canlarıyla cihad edenl(Erkek İsmi) 5.Allah’ın emaneti olan dinini ve hükümlerini yeryüzünde tevelli ederek korumaya çalışanlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sainthood. saintliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Vazifeli, görevi olan, vazifedar, memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on duty. employee. attendant. functionary. incumbent. office-bearer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. officer. official. charged. employee. in charge. on duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charged. assigned. appointed. on duty. commissional. commissioned. functionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security employees / guard / man / officer. security guard. security man. security officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مولد] doğum yeri, doğuş yeri. 2.mevlüt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vely» den if.) (mü. müstevliyye). 1. Zapt ve istilâ eden, sahip olan, ele geçiren: Cengiz Han bütün Asya’ya müstevli olmuştu. 2. Yayılan, yayılıp her tarafı kaplayan. Illet-i müstevliye = Vebâ veya kolera gibi, bir yere girince yayılan salgın hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invader. incursionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who has taken sth on as a duty. sb who is on duty. incumbent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government health official.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vilâdet» ten). 1. Doğurma, dünyaya getirme: Herkesi bir ana tevlid etmiştir. 2. Doğurtma, doğum yapmakta olan bir kadına veya bir dişi hayvana yardım etme, ebelik etme: Filan kadını hangi ebe tevlid etti? 3. mec. Vücuda getirme, hâsıl etme, sebep olma, sebebiyet verme: Bu meseleyi tevlid eden odur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ توليد] doğurtma, üretme. 2.meydana getirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.üretmek. 2.meydana getirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Birini müteselli etme, bir vakfa mütevelli tayin etme. 2. Mütevellîlik, mütevelli sıfat ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by