Evsel Atık Su ne demek? | Evsel Atık Su anlamı nedir? | Evsel Atık Su

Evsel Atık Su anlamı nedir?

Evsel Atık Su ne demek?

Evsel Atık Su anlamı nedir?

Evsel Atık Su | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: evsel atik su

Türkçe Sözlük

Evlerin ve işyerlerinin oluşturduğu ve fabrikaların endüstriyel nitelik taşımayan pis sularının da dahil olduğu atık su.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

13 sayısının uğursuz olduğuna ilişkin inanç dünyada o kadar yaygındır ki, yaşamı birçok yönde ciddi olarak etkilemektedir. Bazı ülkelerde evlerin kapılarına 13 numarası verilmez, uçaklarda 13. koltuk sırası yoktur, apartmanlarda, otellerde 13. kat ya 12A’dır ya da 14’tür. 13 numaralı oda yoktur. Olsa bile insanlar o odada kalmak istemezler. Hatta ayın 13’ünde işe gelmeme, uçak ve tren rezervasyonlarının iptali, alışverişin düşmesi ve benzeri davranışların ABD’ye günde milyonlarca dolara mal olduğu söylenmektedir. Bu inanç bir fobi yani bir çeşit korku hastalığı olarak kabul edilmiş olup adı ‘triskaidekaphobia’dır.

Genel olarak bu inancın, Hz. İsa’nın meşhur son yemeğindeki havarilerin sayısından kaynaklandığı sanılsa da, kökü çok daha eskilere mitolojik tanrıların yaşadığına inanılan çağlara, İskandinavya topraklarına kadar gider.

O zamanlarda ışık ve güzellik tanrısı Balder bir ziyafet verir. Balder Vikking’lerin meşhur tanrısı Odin ile Frigga’nın oğulları olup, ay kraliçesi Nanna’nın da eşidir. Bu ziyafete 12 kişi davetli iken, yalanların ve hilelerin tanrısı Loki, davetli olmadığı halde, zorla 13. kişi olarak katılmak ister. Ancak bu arada çıkan tartışmada, Loki diğer tanrılar tarafından da çok sevilen Balder’i öldürür.

Bu mitolojik hikaye ve inanış İskandinavya’dan Avrupa’nın güneyine kadar yayılır. Hıristiyan din adamları bu halk masalını kullanırlar ve Hz. İsa’nın son yemeğine uygularlar. Hıristiyan versiyonunda Balder’in yerini Hz. İsa, Loki’nin yerini de hain Judas alır. Bu yemekten sonra 24 saat içinde de Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülür. Bu nedenle Hıristiyanlarda akşam yemeğinde 13 kişi bir araya gelirse bunlardan birinin başına bir felaket geleceğine inanılır.

Bu inanışlara göre 13 sayısı uğursuzdur ama ayın cumaya rastlayan 13. günü hepten uğursuzdur. Ancak böyle bir günde doğmuşsanız tam tersi, yani 13 sizin uğurlu gününüzdür.

Cuma gününün uğursuz sayılmasına Havva anamızın Adem babamıza elmayı cuma günü yedirtip cennetten kovulmasına sebep olması, Hz. Nuh zamanındaki büyük selin cuma günü olması, Hz. İsa’nın cuma günü çarmıha gerilmesi gibi olaylardan biri veya hepsi neden olmuş olabilir. Müslümanlar ise Hz. Adem’in cuma günü yaratıldığına inandıklarından bu güne diğer günlerden daha çok değer verirler.

13 sayısının uğursuzluğuna duyulan inancın kökeninde bir yıl içinde ayın 13 kez dolunay olarak gözükmesinin yattığını söyleyenler de vardır.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

15 pin D-sub bağlantı noktası, filmleri doğrudan bir bilgisayardan çalıştırabilmenizi sağlar. Bu, depolanan dijital içeriğin gücünü açığa çıkarabilmeniz için ev sinema projektörünüzü bilgisayarınıza bağlamak için bilgisayarlarda kullanılan elektrikli bir konektördür.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

18. yüzyıl sonlarında İstanbul gençleri arasında şemsiye modası çıkmıştı. Rengarenk ipek püsküllü şemsiyeler yalın ayaklı, dökük kıyafetli gençlerin bile elinde görülürdü.

Kibar ve zengin gençler o zamanın kabadayılarından sayılan Levent’lerin külhanbeyi kıyafetlerini giyerler, at üstünde şemsiye açarak dolaşırlardı.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İstanbul’un en korkunç depremlerinden biri 14 Eylül 1509’da yaşandı. Sarsıntılar 45 gün sürüp ortalığı harabeye çevirirken deniz dalgaları Galata Surları’nı aşarak şehirde bir tufan görüntüsü yarattı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anlamsız, manasız, akılsızca, gülünç; birbirine karşıt düştüğü için yanlış; imkansız, olmayacak absurdity (i). anlamsızlık, manasızlık; delilik, maskaralık absurdly (z). esassız olarak; saçma bir şekilde absurdness (i). anlamsızlık, manasız

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. absurde

saçma

Akla uygun olmayan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undrinkable water. briny / hard water. brackish water. raw water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air theater. open-air theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). anlamsız veya saçma bir hale gelinceye kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Odaklama Aydınlatıcı, zayıf aydınlatma koşullarında fotoğraf makinesinin otomatik odaklama işlemini gerçekleştirebilmesi için yeterli aydınlatma sağlamak için kullanılan, düşük güçte bir kırmızı ışık kaynağıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyü, (bk.) efsûn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [افسون] büyü, efsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) sütleğen.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Kazanım Kontrolü, elle ayarlama gerektirmeden en iyi kayıt seviyesini belirleyen bir elektronik işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gross negligence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indictable offence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full to the brim. mouthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halitosis. whim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عهد عتيق] Tevrat, Zebur ve Mezâmir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اخترشمار] yıldızbilimci. 2.geceleri uyuyamayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1: Nehir, dere, çay gibi durmadan akıp giden su. 2. Bir sıra inci veya elmastan gerdanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stream. tributary. river.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

river. stream. diamond necklace. running water. watercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of tune. discordant. dissonant. off key. tuneless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessories. accessory. accessaries. accessary. attachment. fixings. ornament. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessory. refinement. prop. spare part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessory. stage prop. appliances. props.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözlerde görülen bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cataract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Temiz, pırıl pırıl su gibi. 2.Nehir

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undesired reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Cıva ile klordan mürekkep zehirleyici tesiri fazla bir tuz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aksu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) -Ak renkli yaban ördeği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aksungur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -Doğan cinsinden bir nevi av kuşu. - Aksungur b. Abdullah. Melikşah zamanında Halep’in hakimliğini, yöneticiliğini yapan Türk Emiri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türklerde soylu anlamında kullanılırdı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عکس العمل] tepki, reaksiyon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agoraphobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Hele, husûsiyle, en çok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الخصوص] özellikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Usûle göre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in due form. as a formality. duly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. sûhten = yakmak). Cihanı yakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dünya çapında, dünyaya yaygın, evrensel, cihanşümûl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universal. worldwide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علم شمول] dünyayı kaplayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft. non-alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

british plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Azotik asitle hidroklorik asit karışımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T.A.). Bir şube içinde bulunan ikinci derecedeki şube.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deliotu, (bot). Alyssum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمدشد] geliş gidiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمدوشد] geliş gidiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaseti otomatik olarak geçerli parçanın ya da bir sonraki parçanın başlangıcına getiren, tek dokunmalı bir kontroldür.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keynote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother's pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Anne sütünü artırmak için bol bol sulu gıdalar yemek, üzüntülerden sıyrılıp bir süre dinlenmek faydalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çakal eriği, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya; 30 gram çakal eriği meyvesi konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Teknolojik Terim

Sony’nin Blu-ray Disc ortamındaki güçlü performanslı sert muhafazası sayesinde, son derece düşük elektrostatik şarj bulunur, bu da statik enerji üretilmesini ve toz çekmesini zorlaştırır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Demokrasiye, halk idaresine aykırı olan.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Arabamızın motoru arabayı yürütecek gücü sağlarken bir yandan da ısı üretir. Motor bloğu içinde devamlı dolaşan su ile motor soğutulur. Motordan aldığı ısı ile ısınan bu su da radyatörde havanın yardımıyla soğutulur.

Kapalı bir çevrimde ve ideal ısı dengelerinde devamlı oluşan bu olayın farkına biz ancak, herhangi bir arıza durumunda soğutma olayı yetersiz kaldığında, radyatörden buharlar çıktığında, yani bilinen tabiri ile arabamız hararet yaptığında varırız.

Kışın soğuk aylarında, hava sıcaklığı sıfırın altına düşünce, arabamız kapı önünde hareketsiz halde iken bu soğutma suyu da her su gibi donabilir. Donunca genişler ve yaptığı basınçla motor bloğunu çatlatabilir. Bu olayı önlemek için suyun içine, sıfırın çok altındaki derecelerde bile donmasına mani olacak ‘anti-firiz’ dediğimiz sıvı ilave edilir.

Motorun soğutma suyunun içine ne oranda antifiriz konulacağını, o bölgede olabilecek en düşük hava sıcaklığı belirler. O zaman şöyle düşünülebilir. Tam emniyetli olması bakımından, soğutma suyunun yerine niçin tamamen antifiriz doldurmuyoruz? Antifiriz oranı yüzde yüzü bulunca sıcaklık ne kadar düşerse düşsün maksimum korunma sağlanmış olmaz mı?

Hayır, olmuyor. Mantıken ters gelebilir ama belirli orandan fazla konulan antifiriz bu sefer de tamamen ters tepki veriyor. Suya yüzde 50 oranında katılmış antifiriz -37 derecede donarken, antifirizin kendisi yani saf antifiriz -12 derecede donuyor.

Suyla karışabilen her şey onun sıfır derece olan donma noktasını düşürür. Yani donma derecesini düşürmek için suya toz şeker, şurup hatta aküdeki asit bile konulabilir. Hepsi de bir dereceye kadar aynı işlevi görür ancak hiçbiri diğer tehlikeli yan etkileri bakımından tavsiye edilmez.

İlk otomobillerde şeker ve balın antifiriz olarak kullanılmaları denendi, sonraları ise alkolde karar kılındı. Ancak bu sefer de alkolün kaynama noktası düşük olduğundan motor sıcakken sorun çıkardı. O halde ideal antifirizin donmayı önlemesi ama aynı zamanda da suyun kaynamasına sebep olmaması gerekiyordu. Günümüzde bu amaçla ‘etilen glikol’ denilen renksiz kimyasal bir sıvı kullanılıyor.

Suyun içine katılan kimyasalların donmayı önleme özelliği, suyun ve buzun moleküler yapıları ve antifirizin bu yapılara olan etkisinden ileri geliyor. Bilindiği gibi tüm sıvılarda olduğu gibi suda da moleküller serbest ve düzensiz halde, katılarda (buzda) ise sabit ve düzgün bir yapıdadırlar. Su donarken önce moleküllerinin hareketleri yavaşlar sonra da düzgün ve sabit bir pozisyona gelirler yani kristalleşirler. İşte antifirizin buradaki rolü, moleküllerinin su molekülleri ile birleşerek onların buz kristalleri oluşturmalarına mani olmaktır.

Peki öyleyse ortada su yokken antifiriz kendi kendine niçin daha çabuk donuyor? Çünkü suya katıldığında antifirizin su moleküllerine yaptığını su da antifiriz moleküllerine yapar. Donmayı önlemek daha doğrusu geciktirmek iki taraflı çalışır, su da antifirizin donma derecesini düşürür. Sonuç olarak arabanın soğutma suyuna önerilenden fazla antifiriz konmasının hiçbir faydası yoktur aksine zararı vardır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Soğuk, sevimsiz. ANTİPİRİN (Yunanca: Ateşe karşı, tıp). Sıtmayı kesmeye ve asabî ağrıları teskine yarayan bir ilâç, beyaz bir toz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antipathique

sevimsiz, itici, soğuk

1. Hoşa gitmeyen. 2. Soğuk, benimsenilmeyen, sevimsiz, sevilmeyen, beğenilmeyen. 3. Sevimsiz veya yersiz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizaltı avcı gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat ve huzûru bozan, rahatsızlık veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fieldfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thrush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fieldfare. ousel. ouzel. mavis. song-thrush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir arı kolonisinde on binlerce işçi arı, binlerce erkek arı ve sadece bir tane ana (kraliçe) arı vardır. Ana arı kovanın her şeyidir, yokluğunda iş düzeni ve üretim durur. Ana arı kovanda tek olduğu gibi, ölümü halinde yerine geçebilecek ikinci bir arıya da izin vermez. Kovanda ana arı adayı olmak demek ölüm demektir.

Ana arının yok olmasına bir şekilde ölmesi neden olabileceği gibi arıcı tarafından da bilinçli olarak kovandan alınabilir. Ana arı yok olunca koloninin kendisine süratle yeni bir ana arı edinmesi gerekecektir. Bu yeni ana arı eskisinin yumurtladığı son yumurtalardan çıkacaktır.

Bu yumurtaların arı sütü ile beslenmesi, yeni ana arının arı sütü içinde doğuş ve gelişme evrelerini geçirmesi gerekmektedir. Burada görev yine işçi arılara düşer. İşçi arılar üst çene bezlerinden beyaz renkte, pelte kıvamında, hafif keskin koku ve tatta bir sıvı salgılarlar. İşte arı sütü budur. Bu salgı ile beslenen yumurtalar 16 gün sonra arı olarak gözü terk ederler.

Arı yetiştiricileri bu safhada larvaları yok ederek, arı sütünü kaşıklarla gözlerden toplarlar. Her bir gözden yaklaşık 0,1 gram arı sütü alınabilir. Yüzde 65’İ su, yüzde 35’i ise protein, yağ, şeker ve vitamin ihtiva eden kuru maddeden oluşmuştur.

Arı sütü, özellikle sinir sistemi hastalıklarında, yorgunluk sorunlarında, kısırlık ve damar sertliği tedavilerinde, insana güç ve zindelik kazandırmada kullanılan, doğrudan doğadan gelen önemli bir tabii gıdadır. Piyasaya saf veya bala karıştırılmış halde, draje veya tablet halinde sunulmaktadır.


Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

Fr. aromatique

hoş kokulu

Hoş kokusu olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aromatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aromatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arpa vesaire bazı hububattan çıkarılan maruf gıda verici içki, bira.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artesian well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artesian well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling of inferiority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eski eserler, eski binalar (tarihî değeri olmalıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thundercloud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glum. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulky. surly. down faced. glum. saturnine. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recruiting office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gök, sema, sipihr, felek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). azaltmak, hafifletmek, yatıştırmak, teskin etmek, kesmek; tatmin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hafifletici, dindirici, teskin edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Çavuş, üstçavuş ve başçavuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). üzerine almak, deruhte etmek ; farzetmek, var olduğunu kabul etmek; var gibi göstermek, yakıştırmak; yetkisi olmadan bir vazifeyi üstüne almak. assumed (s). farzolunan; hayali; takma, müstear (isim) ; gasbedilmiş assuming (s). kibirli, mağru

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). bir vaat uzerine yapılan sözlesme; akdin bozulması halinde zarar ziyan davası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) farz, tahmin, zan; tavır, poz, amirlik taslama; kendine is edinme, ustune alma; kibir, gurur, kustahlık; semaya yukselme, uruç, bilhassa Hazreti Meryem'in semaya urucu. Feast of the Assumption 15 Ağustosta kutlanan Meryem'in urucu yortusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). farzolunan, zannedilen ; kibirli, magrur. assumptively (z).farzederek , zannederek; kibirle, gururla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güven, itimat; inanç, itikat; nefsine itimat, kendine güvenme, cesaret ; söz, yemin, teminat; arsızlık, yüzsüzlük; (ing). sigorta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).temin etmek , temin edici söz söylemek;ikna etmek; söz vermek;sigorta etmek.assured (s).önceden belli olan (ışur'idli) (z) elbette, her halde, mutlaka, muhakkak assuring (i).,(s). emniyet veren, inandıncı (şey veya kimse). assuringly (z). inand

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). yükselen, yukarı dogru kıvrılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petty officer. sergeant. junior officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noncommissioned officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-commissioned officer (NCO. noncommissioned officer. petty officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Aşeften» den). Kargaşalık. Karıştırıcı. Sıfat terkibine girer: Cihân-Aşûb = Alemi karıştıran. Pür-lşûb = Fesatla dolu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشوب] kargaşa. 2.karıştırıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ve AŞUB-GEH (i. F.). Karışıklık yeri, kargaşalık mahalli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشوب انگيز] kargaşa çıkaran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat, huzur, rahatlanma, istirahat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «asuden» fiilinden imef.). Rahatlamış müsterih. Asûde-hâtır = Hatırı, gönlü rahat. Asûde-dil = Gönlü rahat. AsOde-nişîn = Rahat oturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسوده] rahat, huzurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Rahatlamış, sükuna ermiş, keder ve sıkıntıdan uzak, müsterih. 2.Sakin, sessiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü rahat, başı dinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hâli rahat olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat, huzur, istirahat, Asfyiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسودگی] huzur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آسوده خاطر] gönlü rahat, huzurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Meftûn, şeydâ, çıldırırcasına Aşık. 2. Açık meşrebli, oynak, namusu şüpheli kadın. (bk.) Aşifte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü perîşan olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aşiftelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Asmân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firmament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Gök, sema, felek. Asuman ile Zeycan hikayesinin erkek kahramanı. Doğu Anadolu’da yaygın olarak anlatılır. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) Asunsion, Paraguay ,ın başkenti,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ayrılmış olarak, parçalanm ış bir şekilde; parçalar halinde; birbirinden ayrı veya uzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاشورا] aşûre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noah's pudding. a dessert with wheat grains. nuts. dried fruit. etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Muharremin onuncu günü ki, İslâm’dan önce de resmî bir gün idi. 2. O gün pişirilip dağıtılması mutad olan mâruf bir tatlı ki, dövülmüş buğdayla meyve ve hububatın ekserinden birer miktar karıştırılmakla yapılır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hırçın tay.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشفته] iffetsiz kadın. 2.perişan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشفته دل] gönlü perişan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسمان] gökyüzü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kasetin hızlı ileri/geri sarılması ya da CD/MiniDisc değişimleri sırasında otomatik olarak radyoya geçmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dokunaklı, hatır kıracak şekilde söz söyliyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «atk» dan if.). 1. Azat olmuş, azatlı, itâk olunmuş (köle), müz. 2. Eski, kadîm. («Atik» daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk davranan, çevik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i.A. «atık»dan smüş.) mü. atîka) (c. uteka). 1. Eski, kadîm, beyt-i atîk-ı kâbe-i şerife. Ahd-I atîk = Tevrât. Atîk, Sahâbelerin en eskisi olan Ebû Bekr’in lâkabıdır. 2. Azatlı, azat olmuş (köle). Asâr-ı atika = Eski zamanlardan kalan san’at eserleri: Asâr-ı atîka ilmi; Asâr-ı atîka müzesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çevrede başkalaşmaya yol açacak miktarda çevreye boşaltılan, sıvı, katı, gaz ya da radyoaktif istenmeyen her tür madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste. waste. waste product. faecal matter. contaminant. fallout. fall-out. contamination. faeces. refuse. rejectamenta. rejection. throw-out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small churn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agile. lissom. nimble. nippy. swift. alert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agile. alert. nippy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عتيق] eski, antik. 2.asil. 3.özgür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sırtın üst kısmı. 2.Berrak, saf, karışmamış, kıymetli. 3.Eski, kadim, kühen, dirin. 4.Azatlı, hür. 5.Güzel genç kız. 6.Çok hareketli, çevik, hızlı hareket eden. 7.Asil. 8.Hz.Ebubekir’in lakabı. Peygamber (s.a.s)’in “Sen ateşten kurtulmuş kimsesin” müjdesine kavuşmuş olmasından ötürü bu lakapla anıldığı söylenir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Atığın toprak katmanları arasına gömülmesinden ibaret, katı atık tasfiyesinin en yaygın yöntemi; Atıkların gömüldüğü çukur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عتيقه] eski, antik. 2.asil. 3.özgür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Atik). Atike: Kureyş kabilesinden Zeyd b. Amr’ın kızıdır. Hicretten önce İslamiyeti kabul etmiştir. Medine’ye hicret edenler arasındadır. Hz.Ebubekir’in oğlu ile evlenmiştir. Abdullah, Taif te şehid olunca Hz.Ömer’le O şehid edilince Zübeyr b. el-Avvam ile, o da şehid edilince Hz.Hüseyin ile evlendi. Ve Hz.Hüseyin de şehid olunca şehid zevcesi olarak anıldı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عتيقيات] arkeoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını Öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşularında, pistin köşelerinde koşucular hafif içe meylederek koştukları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece yüzde 5’i, kadınların ise yüzde 3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşullarında, pistin köşelerinde koşucular haifif içe meylederek koştuları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece %5’i, kadınların ise %3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir ve bu sayede 64 mm’lik diske 80 dakikalık yüksek kaliteli stereo ses kaydedilmesine olanak sağlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony ATRAC sıkıştırma sistemini kullanarak, 30 müzik CD’sine eşit bir alana sahip ATRAC CD oluşturabilirsiniz. Tek bir CD-R/-RW üzerinde sakladığınız müziğinizi uyumlu bir CD çalarda çalabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kulak ve göze aynı anda hitap eden sistem, öğretimde kullanılan yardımcı araç; (s). kitaptan başka ögretim araçları (radyo, resim, fonograf, televizyon) ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kendi kendine telkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird of prey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Ses Seviyesi Sınırlandırma sistemi, kulaklık ses seviyesinin çok yükselmesini engelleyerek işitme bozukluklarını ve yakındaki kişilerin rahatsız olmasını engeller.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handful. a lot of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aysun).

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Normal aybaşı kanaması 2-7 gün devam eder. Bazı kimselerde bu süre uzar. O zaman rahimde ur veya kist olduğundan, yumurtalıkların üşütülmüş olmasından, sinir veya kalp hastalığından şüphe edilir. Tedaviye geçmeden önce esas nedeni bulmak gerekir. Önemli bir durum yoksa aşağıdaki reçetelerden arzu edilen uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Böğürtlen, su

Hazırlanışı : 2 su bardağı kaynak suya, 2 kahve kaşığı böğürtlen konur. 10 dakika bekletilip, süzülür. Sabah bir bardak, akşam bir bardak içilir.


Sağlık Bilgisi by

Genel Bilgi

Ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine olan inanış, en eski batıl inançlardan biridir. Kökeni ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine, hatta ilk çağ insanına kadar gider. Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan şaşırmış, bunun kendisinin ruhu olduğunu sanmış, suyu bulandırıp görüntüsünün kaybolmasına neden olanları da düşman bilmiştir.

İlk aynaların kullanılışı eski Mısır devirlerine rastlar. Bunlar pirinç, bronz, gümüş hatta altın gibi metallerden yapılmış ve çok iyi parlatılmış yüzeylerdi ve de tabii ki kırılmaları mümkün değildi. Bu devirde de bu parlak yüzeylerden yansıyan görüntünün o insanın ruhunun bir yansıması olduğuna inanılıyordu. Sonraları buna vampirlerin ruhları olmadığından bu parlak yüzeylerde görüntülerinin de yansımadığı inancı ilave edildi.

Cam kapların yapılmaya başlanılmasından sonra da, içindeki sudan yansıyan görüntünün ruhun bir yansıması olduğu inancı devam etti ama camlar kırılabiliyordu ve o zaman da içinde bulunan ruhun bir parçası vücudu terk ediyordu.

Birinci yüzyılda Romalılar bu uğursuzluğun süresini 7 yıla çıkardılar Romalılar hayatın her yedi senede bir kendini yenilediğine İnanıyorlardı. Camın kırılması sonucu ruh ve dolayısıyla insanın sağlığı tahrip olduğundan, vücudun kendini yenileyerek, sağlığına kavuşması için yedi yıl geçmesi gerekiyordu.

Bu batıl inanç, 15. yüzyılda İtalya’da, Venedik şehrinde, arkası gümüş kaplı, çok kolay kırılabilir ve pahalı ilk aynaların yapılması ile birlikte iyice gelişti. İnanç biraz da ekonomik boyut kazanmıştı. Aynayı taşıyanlar, evlerde aynaları temizleyen hizmetkarlar, aynaları kırmaları halinde, yedi yıl boyunca, ölümden daha beter felaketlerle karşılaşabilecekleri hususunda uyarılıyorlardı.

Bu inançla beraber geliştirilen bazı önlemler de oldu tabii. Örneğin: aynanın kırılan parçaları toplanır ve güneye doğru akan bir ırmakta yıkanırsa veya toprağa gömülürse kötü şans yok edilmiş olur. Ancak kırılan parçaları alıp evden çıkarken içlerine bakmamak gerekir. Yatak odalarındaki aynaların üzerleri kullanılmadığı zamanlarda örtülmelidir ki ruh içinde kalmasın. Ölen bir insanın evindeki aynaların da üzerleri örtülmelidir ki ruh gökyüzüne doğru olan yolculuğunda bir engelle karşılaşmasın.

17. yüzyılın ortalarında İngiltere ve Fransa’da ucuz maliyetli aynalar üretilmeye başlanıldı ama batıl inanç o kadar yerleşmişti ki, günümüzün modern dünyasında bile hala devam ediyor.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Su gibi berrak ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Suya yansıyan ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) 1.Ay kıvılcımı. 2.Ay ışığı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay gibi ışıltılı ve güzelsin anlamında.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aysu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aysu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sungur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Atmosferdeki azotun bitkiler tarafından özümlenmesi, sonra topraktan geçerek atmosfere dönmesi süreci. Azot, proteinlerin önemli bir bileşenidir ve bu nedenle hem bitkiler hem de hayvanlar için gereklidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F. bâ = ile A. husûs = tayin). Husûsiyle, husûsen, alel-husûs, hele, en ziyade, en fazla, bilhassa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

especially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [باخصوص] hele hele, özellikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bittern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash dispenser. cashomat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automated teller machine. automated teller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bütün vücudumuz, bir kısmı gözle görülebilen, büyük bir kısmı da ancak dikkatli bakınca fark edilen kıl ve tüylerle kaplıdır. Bu tüy ve kılların dibinde ‘sebum’ adı verilen yağ bezleri vardır. Bunların çıkardığı yağ, su geçirmez keratin bir tabaka oluşturur ve suyun derimizden içeri girmesini önleyerek derimizi yumuşak tutar.

Belki de en çok kullanılan yerler olmaları nedeni ile vücudumuzda sadece parmak uçlarımız ve tabanlarımızda kıl veya tüy yoktur. Dolayısı ile koruyucu keratin tabaka da yoktur. Ayrıca parmaklarımızın uçları ve ayaklarımızın tabanları kalın bir deri tabakası ile kaplanmıştır.

Parmaklarımızın uçları ve tabanlarımız suyun altında belli bir süre kalıp iyice ıslanırsa, osmos denilen daha sulu bir maddenin daha koyu bir maddenin içine girişi sonucunda derimizin altına su girer ve bu su burada kendine yer bulmak ister. Ancak buradaki kalın derimizin genleşerek bu suya ayırabileceği fazla yeri olmadığı için, aynen yazın çok sıcak havalarda yollardaki asfaltlarda olduğu gibi eğilir, bükülür yani büzüşür.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headscarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Ölümden sonra dirilme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin baş tarafı. 2. (Astronomi) yeryüzündeki bir noktada şakul doğrultusunda olan üst yön, semtürre’s Başucu uzaklığı = Bakılan yıldızdan bakan göze gelen ışın çizgisi ile o yerdeki çekül çizgisi arasında meydana gelen açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zenith. head. bedside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head end. bedside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anusta ve kalın barsağın alt kısmında toplardamarların genişlemesiyle kendisini gösteren bir hastalık. Basur sonucu anusta beliren, meme ucuna benzer damar şişkinliği: Basur memesi. Basurotu = Düğünçiçeğigillerden, sarı çiçekli bir bitki (Ranunculus ficaria). Ormanlarda yetişir, kökünde basura iyi gelen bir madde vardır.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Son bağırsakta bulunan siyah kan damarlarının genişleme, şişme ve kanamalarına; halk arasında basur, tıp dilinde hemoroid denir. Başka bir hastalığın da belirtisi olabilir. Kabızlık, hamilelik, şişmanlık, soğuk yerlerde fazla oturma, alkol alışkanlığı ve son bağırsaklardaki bazı hastalıklar, basura neden olur. Basurlar iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılır. İç basur; makatın içinde meydana gelen basurlara verilen isimdir. Dış basur; makatın dışında, küçük, yuvarlak, eflatuni renkte tümörlerdir. Tedavide ilk şart, kabızlığı gidermektir. Aşağıdaki reçetelerden biri uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su.

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya bir avuç papatya konur. Kaynatılır, süzülür. Bu su ile basur memelerinin üzeri yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemorrhoids. haemorrhoids. piles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemorrhoid. piles. hemorrhoids emoroit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(küçük kırlangıç otu): Düğünçiçeğigiller familyasından; ilkbaharda çalılıklar arasında yetişen küçük bir bitkidir. Yaprakları üç parçalıdır. Yeşilimtıraktır. Yumruları yapraklarının arasındadır. Kökü küçüktür. Çiçekleri altın sarısı rengindedir. Sabahları açar, akşamları kapanırlar. Ev ilaçlarında kökleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Basur memelerinden doğan şikayetleri giderirler.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. basuriyye). Basura, mayasıla ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aye aye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batmış, çökük: Batık gözlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunken. submerged. submersed. ingrown. ruined. lagan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aground. sunken. sunk. submerged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunken. submarine / submerged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

batik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a dyed fabric; a removable wax is used where the dye is not wanted dye with wax; 'Indonesian fabrics are often batiked'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

batik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method of applying dye to cloth which is covered in part with a dye resistant, removable substance such as wax After dying, the wax is removed, and the design appears in the original color against the newly colored background The cloth itself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Originated in Java; a method of dyeing textiles Wax is applied to sections of material which are to remain uncolored; the dyes do not penetrate wax Once dyed, the wax can be removed by various methods, one of which is boiling Repeated waxing and dyeing re

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A non-directional geometric type design with an East Indian influence The background has a tie-dyed appearance The word itself refers to a method of dyeing designs on cloth by coating with removable wax the parts not to be dyed. an Indonesian method of pr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Technique using hot wax as a resist applied with a tjanting tool; a drawing instrument with a cup and spout from which molten wax is poured onto fabric in a design Dye is then applied in progressive layers over the wax Batik is traditionally done on eithe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Malay word, it refers to a method of creating designs by laying downwax on the parts of the surface not to be dyed. a traditional dyeing process in which portions of cloth are coated with wax and therefore resist the dye Batik fabrics are characterised

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A paste or wax resist dyeing technique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This fabric is dyed over wax resist in simple patterns. is a method of dyeing fabric by covering parts of the cloth with a wax design The cloth is dipped into cool vegetable dye which dyes the uncovered cloth, but does not melt the wax When the design is

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Centuries-old fabric dyeing technique that uses wax to resist dyes Original designs are hand traced, then hand painted on both sides of the fabric using brushes or droppers Hot wax is applied to the design in the areas where color is not required The fabr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method of dyeing cloth which involves the use of removable wax to repel the dye on parts of the design, where dye is not desired Batik originated in Indonesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fabric dying process that uses wax as a resist, usually with layers of wax and colors applied, one over the other When the image is completed, the wax is removed to reveal the gradients of color in the image.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method of producing printed effects by resist- dying, developed in Java A design is drawn on both sides of a cloth and the parts not to be colored by the first dye are covered with molten wax, which on solidification resists dyeing The cloth is crushed

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Indonesian method by which fabric is printed by coating with wax the parts of the textile that are not to be dyed; also, a patterned fabric created by such method. a dyed fabric; a removable wax is used where the dye is not wanted. dye with wax; 'Indon

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i batik, kuma51 boyama iSi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baysan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Şalıin cinsinden, yırtıcı bir kuş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akkoyunlu hükümdarlarından. Gıyase’d-Din Baysungur. Timur’un torunu ve Şahruh Mirzanın oğlu. Büyük bir hattattır ve resim ve sanatın koruyucusu olarak tanınmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعث بعد الموت] ölümden sonra diriliş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period of waiting. waiting period. waiting line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Mobil cihazlarda, hiç görüşme yapılmadan, şarj edilebilir bataryanın tam olarak dolduğu andan, tükenene kadar geçen süredir. Bu süre, en başta baz istasyonuna yakınlık olmak üzere çeşitli nedenlerle değişiklik gösterebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Efsanelere göre, içene ebedî hayat veren su, ab-ı hayat.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ebedilik, ölümsüzlük veren su, Ab-ı hayat.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soğuk ve keskin su.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Güler yüzlü mânâsiyle «beşâşet» den mübalağa ismi olmak üzere kullanılıyorsa da, Araplar’ca kullanılmadığı için galat sayıldır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشوش] güleç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Okşadıkça süt veren deve. 2.Araplarca çok meşhur ve meş’um bir kadın.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بشوشانه] güleryüzle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanoğlu ana rahmine düşünce, embriyon halinde iken, hücreleri bölünerek çoğalmaya baslar. İleride vücudun hangi parçasının bir hücresi olacaklarını bilirler. Yani bir kısmı kas hücresi olarak gelişirken bir diğeri göz, sinir, vb. hücresi olmak üzere çoğalır.

Sinir sistemimizdeki nöron hücreleri ise anne karnında oluşumlarının son safhasına ulaşırlar, tüm yaşam boyunca ulaşabilecekleri en çok sayı olan bu miktarda da kalırlar. Beynimizin milyarlarca hücresinin bu safhada oluşabilmesi için dakikada 2,5 milyon nöron meydana gelir.

Beyin hücreleri oluştuktan sonra ölünceye kadar sayı olarak artmazlar. Aslında vücudumuzda sonradan çoğalmayan başka hücreler de vardır. Ama boyut olarak büyüyebilirler. Eğer vücudu geliştirmek için halter çalışılırsa, kaslar büyür ama bu yeni kas hücrelerinin oluşması demek değildir. Mevcut hücrelerin boyutları büyümüştür. Çalışma bırakıldığında bu kaslar tekrar pörsüyebilirler.

Bir insan doğduğunda beyni 350 gram ağırlığındadır. Bir yaşında 1000 grama, gelişme tamamlanınca da nihai ağırlığına ulaşır. Beyin hücreleri daha anne karnında iken son şekillerini aldıklarına göre bu artış miktarı nereden geliyor diye sorulabilir. Burada da kas örneğinde olduğu gibi hücrelerin çoğalması değil büyümeleri söz konusudur.

20 yaşına gelince beyin hücrelerinde eksilme başlar. Her gün yaklaşık 50 bin tanesi ölür. Bu sayı 60 yaşlarında günde 100 bin hücreyi bulur. 75 yaşına geldiğimizde tüm nöronların yüzde 10’unu kaybetmiş oluruz. Tabii bu doğduğumuz ana oranla zekamızın yüzde 10 azaldığı anlamına gelmez. İnsan hayatında iyi beslenme, tecrübe ve öğrenme gibi faktörler geriye kalan nöronların kapasitelerinin daha da gelişmelerini sağlarlar. Yani beyin ne kadar çok kullanılırsa o kadar iyi durumda olur.

Beynin oksijen tüketimi sabittir. Beyinde oksijenle birlikte sadece glikoz kullanılır ve bunların beyinde yedeği yoktur. Bu demektir ki, sinir hücrelerinin yaşaması her an için kan dolaşımının getireceği miktara bağlıdır. Oksijensizliğin ve kanda glikoz azalmasının yol açtığı kötü ve onarılmaz sonuçlar hatta beynin bazı bölümlerinin ölmesi bununla açıklanabilir. Beyindeki bu kan akımı vücudun diğer kısımlarına oranla bağımsızdır. Kalpten çıkan kanın yaklaşık beşte biri buraya gider.

Vücut ağırlığımızın yalnızca yüzde 2’sini oluşturan beynimiz, toplam enerji üretimimizin yüzde 20’sini tüketir. Bu enerjiyi kanın taşıdığı oksijen ve glikozdan alır. Kanımızdaki glikoz (kan şekeri) seviyesi düşerse önce acıkır ve huzursuz oluruz. Seviye daha da alçalırsa beyin faaliyetini azaltır, biz de yarı baygın hale geliriz. Oksijen daha da hayati bir önem taşır. Oksijensiz kalan beyin hücreleri en fazla 5 dakika içinde ölürler. Beynin bir bölümünde kan dolaşımı duracak olursa, o bölgede hayatiyet sona erer.

Spor yaparken kalp daha hızlı çalışır, daha fazla kan pompalar. Bu durumda beyne daha çok kan gitmesi, dolayısıyla beynin daha iyi çalışması gerekmez mi? Hayır. Beyne giden kan miktarı hep aynıdır. Ortalama bir kalp dakikada yaklaşık 5 litre kanı vücudun her tarafına pompalar. Bunun 750 mililitresi beyne giderken 600 mililitresi de bacakların diz altındaki kısımlarına gider. Spor yaparken kalbin pompaladığı miktar 17 litreye kadar çıkar. Bunun 14.000 mililitresi bacaklara giderken beyne giden miktar yine aynı, yani 750 mililitredir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Nazik insan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Boş, faydasız, neticesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sayısız, hesapsız, çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Şuursuz, düşüncesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R. A.). Şuursuzca, düşünmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientific thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Billûru andıran. 2. (Kimya) Eriyiği zardan geçen cisimlerin umumî adı, koloit zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multitudinous. pocketful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisexual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی سود] yararsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bisülfat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bisülfit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی شعور] bilinçsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی شبهه] kuşkusuz, şüphesiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی شمار] sayısız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetation. flora. greenstuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block of neutral countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sulu k; k.dili asalak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividing. distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without any debt. ungeared. clear of debts. free from debt. debtless. free of debt. not indebted. unembarassed. unencumbered. unincumbered. unindebted. without debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without borrowing any money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom from debts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in vain. needlessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boş yere.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. boatswain.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boş yere, nafile, beyhude, lüzumsuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fondly. futile. hopeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in vain. for nothing. to no effect. uselessly. to little avail. without avail. to no end. to little purpose. to no purpose. thankless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boynuzu olmayan: Boynuzsuz keçi, inek. mec. Boynuzsuz koyun = Yumaşak huylu ve miskin adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boylu. Ar. kasîrül-kame.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boy eksikliği, kısalık: Boysuzluk ne fena şey!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arası açılmış, iyi müj nasebette olmayan, biriyle arasına soğukluk ve anlaşmazlık girmiş olan: Filânla bir sebepten bozuşmuştuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Ara açıklığı, soğukluk, münasebet kesme: Aralarında bir bozuşukluk vardır. Osm. Münaferet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Küçük kitap, risale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booklet. brochure. folder. leaflet. pamphlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brochure. leaflet. literature. pamphlet. prospectus. booklet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booklet. brochure. folder. leaflet. pamphlet. prospectus. tract. fascicle. broadside. keyline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishwater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tepenizde gördüğünüz orta büyüklükte, yaklaşık l kilometre çapındaki bir bulutun hacmi 4 milyar metreküptür ve içinde l-5 milyon kilogram su vardır. Peki nasıl oluyor da bu kadar su başımıza kovadan dökülür gibi dökülmüyor, bu kadar tonlarca ağırlık havada durabiliyor? Gerçekten bulutlar gökyüzünün inanılmaz ve harika süsleridir.

Hiçbir bulut diğeri ile şekil ve hacim olarak aynı değildir. Çünkü oluşumlarına etki eden hava akımları, sıcaklık, basınç, havadaki toz miktarı v.b. gibi o kadar çok etken vardır ki, çok değişken olan atmosferde iki yerde bütün bu şartları eşit olarak sağlamak mümkün değildir.

Isınan yeryüzünden buharlaşan su, havadan hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir. Belirli bir yükseklikte basınç azaldığı, hava da soğuduğu için minik su damlacıkları haline geçerler ve bulutları oluştururlar. Başlangıçta bu damlalar o kadar küçüktür ki, çapları birkaç mikrometredir. (İnsan saçı 100 mikrometredir.) Ortalama bir yağmur damlasının oluşabilmesi için bunlardan milyonlarcasının birleşmesi gerekir.

Bulutların bu kadar ağırlığa rağmen gökyüzünde asılı kalabilmelerinin sebebi bu damlacıkların çok küçük olmalarıdır. Her ne kadar bir kilometre çapındaki bir bulutta en azından 1.000 ton su varsa da bu hacimdeki hava 1.000.000 tondur, yani bin kez daha ağırdır. Bu nedenle de bulutlar içerlerindeki yağmur taneleri iyice oluşup, ağırlaşıp yere düşene kadar tepemizde gezinip dururlar. Aslında yağmur yağarken yağmur damlası oluşma işlemi devam ettiğinden bulut içindeki suyu boşaltıp bir anda kaybolmaz.

Bulutun oluşumunda başlangıçta oluşan su damlacıkları o kadar küçüktür ki, üzerlerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi beyaz görünürler. Su damlacıkları birleşip büyüdükçe, yani kalınlaştıkça ışığı daha az yansıtırlar, bu nedenle de yağmur bulutları daha koyu, gri hatta siyaha yakın renkte görünür. Gittikçe büyüyerek ağırlaşan bu damlalar bulutun altında toplandığından, bu tip bulutların tabanları üst taraflarına nazaran daha koyu renktedirler.

Havadaki sıcaklık yatay olarak genellikle aynıdır. Bu nedenle havanın içine suyu alabileceği yükseklik yatay olarak hemen hemen aynı olduğundan bulutların altları daha düzdür. Bulutun ortası ile üst kenarı arasındaki ısı farklı olduğu ve üst tarafında su damlası oluşumu devam ettiği için üst taraflar kıvrımlıdır.

Bulutlar şekillerine ve yüksekliklerine göre sınıflandırılırlar. Genelde üç ana grupta toplanırlar. Bu sınıflandırmaya göre, ince, tutam tutam, ufak bulutlara ‘sirüs’, kümeler halinde olanlara ‘kümülüs’, ufukta tabaka halinde görünenlere de ‘stratus’ deniliyor. Ayrıca iki tane de yükseklik kategorisi var. Bulutun tabanı yerden 2.000 - 6.000 metre yükseklikte ise ön ismi ‘alto’, 6.000 metreden daha yükseklikte ise de ‘sirro’ oluyor. Yağmur bulutlarına da diğerlerinden ayırmak için ‘nimbo, nimbus’ gibi isimler ekleniyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tepenizde gördüğünüz orta büyüklükte, yaklaşık 1 kilometre çapındaki bir bulutun hacmi 4 milyar metreküptür ve içinde 1-5 milyon kilogram su vardır. Peki nasıl oluyor da bu kadar su başımıza kovadan dökülür gibi dökülmüyor, bu kadar tonlarca ağırlık havada durabiliyor? Gerçekten bulutlar gökyüzünün inanılmaz ve harika süsleridir.

Hiçbir bulut diğeri ile şekil ve hacim olarak aynı değildir. Çünkü oluşumlarına etki eden hava akımları, sıcaklık, basınç, havadaki toz miktarı v.b. gibi o kadar çok etken vardır ki, çok değişken olan atmosferde iki yerde bütün bu şartları eşit olarak sağlamak mümkün değildir.

Isınan yeryüzünden buharlaşan su, havadan hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir. Belirli bir yükseklikte basınç azaldığı, hava da soğuduğu için minik su damlacıkları haline geçerler ve bulutları oluştururlar. Başlangıçta bu damlalar o kadar küçüktür ki, çapları birkaç mikrometredir. (İnsan saçı 100 mikrometredir.) Ortalama bir yağmur damlasının oluşabilmesi için bunlardan milyonlarcasının birleşmesi gerekir.

Bulutların bu kadar ağarlığa rağmen gökyüzünde asılı kalabilmelerinin sebebi bu damlacıkların çok küçük olmalarıdır. Her ne kadar bir kilometre çapındaki bir bulutta en azından 1000 ton su varsa da bu hacimdeki hava 1 milyon tondur, yani bin kez daha ağırdır. Bu nedenle de bulutlar içerlerindeki yağmur taneleri iyice oluşup, ağırlaşıp yere düşene kadar tepemizde gezinip dururlar. Aslında yağmur yağarken yağmur damlası oluşma işlemi devam ettiğinden bulut içindeki suyu boşaltıp bir anda kaybolmaz.

Bulutun oluşumunda başlangıçta oluşan su damlacıkları o kadar küçüktür ki, üzerlerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi beyaz görünürler. Su damlacıkları birleşip büyüdükçe, yani kalınlaştıkça ışığı daha az yansıtırlar, bu nedenle de yağmur bulutları daha koyu, gri hatta siyaha yakın renkte görünür. Gittikçe büyüyerek ağırlaşan bu damlalar bulutun altında toplandığından, bu tip bulutların tabanları üst taraflarına nazaran daha koyu renktedirler.

Havadaki sıcaklık yatay olarak genellikle aynıdır. Bu nedenle havanın içine suyu alabileceği yükseklik yatay olarak hemen hemen aynı olduğundan bulutların altları daha düzdür. Bulutun ortası ile üst kenarı arasındaki ısı farklı olduğu ve üst tarafında su damlası oluşumu devam ettiği için üst taraflar kıvrımlıdır.

Bulutlar şekillerine ve yüksekliklerine göre sınıflandırılırlar. Genelde üç ana grupta toplanırlar. Bu sınıflandırmaya göre, ince, tutam tutam, ufak bulutlara ‘sirüs’, kümeler halinde olanlara ‘kümülüs’, ufukta tabaka halinde görünenlere de ‘stratus’ deniliyor. Ayrıca iki tane de yükseklik kategorisi var. Bulutun tabanı yerden 2 bin-6 bin metre yükseklikte ise ön ismi ‘alto’, 6 bin metreden daha yükseklikte ise de ‘sirro’ oluyor. Yağmur bulutlarına da diğerlerinden ayırmak için ‘nimbo, nimbüs’ gibi isimler ekleniyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. no clouds. sunny. unclouded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very creased. wrinkled all over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucratic. red-tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burnu düşük veya pek küçük ve basık olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burnu düşük veya pek küçük ve basık olan adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çekilip toplanmış, Osm. takabbuz etmiş: Buruşuk yüz. 2. Ütüsü ve düzgünlüğü bozulmuş: Buruşuk kâğıt, kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wizened. crinkly. wrinkled. crumpled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puckered. crumpled. ruffled. wrinkled. crease. crinkle. crinky. crisp. furrow. wrinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrinkle. crease. pucker. ruck. rumple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit tam dörtlünün ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A). Türk musikisinde 15 zamanlıdan daha fazla zamanlı usullerin hepsi. 15 zamanlı ve daha az zamanlılara küçük usul denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puckered. wrinkled. crinkly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bazı kabuklu hayvanlan kayalara bağlayan lif; iyi cins sarımtırak keten:Mısırlıların mumyalamada kullandıkları kumaş; pamuklu veya ipekli kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). c. Çâbük-süvârân, iyi at süren, ata iyi binen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چابک سوار] usta binici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. caesuras, caesurae) bir mısraı okurken hafifçe durulacak yer; (müz). durgu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

string bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrub bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broom made from heath. besom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleaching liquid. wash. chlorine water. wash-water. bleacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çamaşır yıkayan, çamaşırcı (çamaşır kelimesi bundan galattır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جامه شوی] çamaşırcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mud bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal fear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Can yakan, fazla keder ve sıkıntı veren.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Hayat veren su, tazelik. 2.Sevgili, sevimli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Cansu). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kapsül, kaşe (hap); (bot). tahıl veya tohumu içinde saklayan kuçük kese, kapsül, açılır meyva; (anat)., (zool). muhafaza eden zar; (s). özlü. capsular (s). kapsüle benzer; kapsül içinde. capsulated (s). kapsül şekli verilmiş; kapsül içinde sakl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çarşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit dörtlünün Tincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplication table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارسو] dört yön.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [چارسو] çarşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). tesadüfen olan; kasıtlı olmayan, rasgele; dikkatsiz, ihmalci; ilgisiz;(i). ihtiyaç oldukça gündelikle tutulan işçi; bir görevden başka bir göreve gitmek üzere yolda olan asker; yerine henüz yerleşmemiş hayvan veya bitki. casual clothes günlük

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazaya uğrayan kimse; (ask). şehit, öIü, yaralı; kayıp; kaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahlâk meseleleriyle ugraşan kimse. ahlâk kurallarını kendi isteğine göre yorumlamaya gayret eden kimse. casuis'tic (s). ahlâk kurallarıyla ilgili; ahlak kurallarınl kendi çıkanna göre yorumlayan. casuis'tically (z). kendi çıkarına göre yorumlayarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ces» ten) (c. cevâsis). 1. Kötülüğe ait haber ve sırları gizlice öğrenip haber veren kimse. 2. Düşman tarafından bir devletin askerî, siyasî, iktisadî durumunu ve kuvvetini öğrenmek üzere asıl şahsiyetini gizleyerek onun ülkesine veya ordusuna sokulmuş, yahut kendi vatanı aleyhinde böyle bir hizmette bulunmak üzere düşman tarafından kazanılmış adam. Eski Türkçe’de: Çaşıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spy. intelligencer. beagle. emissary. gumshoe. infiltrator. spook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emissary. spy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An event; an occurrence; an occasion; a combination of circumstances; a case; an act of God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See the Note under Accident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secret agent. spy. beagle. emissary. intelligence agent. intelligencer. nack. plant. scout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). savaşı gerektiren olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جاسوسی] casusluk, ajanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Casus sıfat ve hizmeti: Düşmana casusluk etmek, casus olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloak-and-dagger. espionage. spying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espionage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espionage. spying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to commit espionage. snook. spy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uçlarından bitişik, kavuşuk. 2. Birbirine kavuşmuş, bitişmiş, fasılasız: Çatık kaşlar. 3. Buruşturulup ekşitilmiş, abûs: Çatık çehre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitted together. joined. stocked. frowning. sulky. carcass. construction. structure. skeleton. stack. frame. framework. studding. cage. truss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frowning brows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). ketchup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kafkas Dağları; Kafkasya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoopoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). İşkillenecek nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarla kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yiğitlik, beceriklilik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kahraman, cesur, atak, delikanlı, yiğit. 2.Genç sağlıklı, gürbüz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çelik).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garrulous. chatterbox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird of paradise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ithama lâyık, kusurlu bulunabilir. censurably (z). tenkide yol açan bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). tenkit, kınama; itham etme, suçlama; (f). sert bir şekilde tenkit etmek; kabahatli bulmak; tasvip etmemek, uygun bulmamak, münasip görmemek. censurer (i). kınayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sayım, nufus sayımı; eski Roma'da vergi sistemiyle ilgili olarak vatandaş ve mal sayımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cesaret» ten) (mü. cesOre). Cesaretli, yiğit, yürekli. Fars. dilîr: Pek cesur bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave. courageous. bold. daring. gutsy. adventurous. audacious. bulldog. chivalrous. dashing. dauntless. doughty. enterprising. fearless. foolhardy. gallant. game. gamy. great-hearted. gritty. hardy. heroic. intrepid. martial. plucky. redoubtable. re.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bold. brave. courageous. gallant. intrepid. spunky. stalwart. stout. stouthearted. valiant. plucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bold. brave. courageous. adventuresome. adventurous. chivalrous. daring. doughty. gallant. gutsy. intrepid. leonine. lion hearted. manful. plucky. red blooded. stalwart. stout. stout hearted. undaunted. valiant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسور] cesaret sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cesaretli, yürekli, yiğit, gözüpek, atılgan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courageously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heroic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cesaret, yiğitlik, yüreklilik: Bu muharebede cesurluğunu gösterdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courageousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çetin).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayin sırasında Katolik papazlannın giydiği kolsuz. cüppe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). kundura, ayakkabı, çizme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çin lokantalarında yenen sebzeli et, piliç gibi türlü yemeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ciğer, sûhten = yakmak). Ciğeri yakan, pek acıklı, gönül yakıcı. Fars. dil-sûz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جگرسوز] yürek yakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). T. Her tarafı kaplayan. 2. Dünya çapında, dünya ölçüsünde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cihânı yakan. mec. 1. Çok zulmeden. 2. Güneş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

global.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Cihan yakan. 2.Gaznelilerden Buhran Şahı mağlup edip, Gaznice ve Bust şehirlerini yakıp-yıkan, gaddar vahşi Alaeddin-Hüseyin’e verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Babayiğit, boylu, boslu, delikanlı, gürbüz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). f kapama, kapanma; son verme, sona erdirme; kapayan kısım; bir toplantıda tartışmaları keserek oylamaya geçiş; (f). tartışmaları keserek oylamaya geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kendinden fazla emin, kendine fazla güvenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortion. miscarriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocukça, çocuk gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babyish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childish. childlike. infantile. puerile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boyish. childish. puerile. soppy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puerility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childless. without issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ortak sigorta poliçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ortak sigorta yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Multiple Price Continuous Auction Method)

Çok fiyat yöntemi; bir menkul değer için verilen alım satım emirlerinin fiyat ve zaman önceliği kurallarına uygun olarak teker teker karşılaştırılması sonucunda oluşan fiyatlarla alım satım işleminin gerçekleştirilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

luckily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunately. happily. thankfully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çoksamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çoksanmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -lossi, -lossuses) çok büyük herhangi bir heykel; büyük ve azametli herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dünyanın yedi harikasından biri sayılan Apollo'nun Rodos'daki efsanevi bronz heykeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı ölçülere sahip olan, eşit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı birim ile ölçülebilen; orantıl commensurably (z). orantılı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). orantılı, eşit; yeterli; uygun, münasip. commensurately (z). uygun bir öIçü ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birleşme noktası, ek yeri; (anat)., (zool). birleşik iki organın birbirleriyle birleşme yeri, dudakların veya göz kapaklarının bitiştiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sukunet huzur, dinginlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (huk). tarafların rızasıyla gayri resmi surette akdedilmiş (mukavele); (biyol). bilinçli hareketlerin uyardığı içgüdüsel ve tepkisel hareketleri belirten; (psik). his veya şuurla beraber giden gayri ihtiyari (hareket).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fikir veya oy birliği, umumun fikri; (biyol). uzuvların ahenkle işlemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). özleri bir olan, aynı tabiattan. consubstantial'ity (i). cevher birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aynı cevherle birleştirmek; aynı esasa dayandığını farz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). örf, adet, alışkanlık, itiyat. consuetu'dinary (s). mutat, alışılagelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konsolos; (eski Roma'da) konsül. consul general başkonsolos. vice consul konsolos muavini. consular (s). konsolosa ait ; konsüle ait. consular agent fahri konsolos. consulate (i). konsolosluk, konsoloshane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). danışmak, baş vurmak, müracaat etmek, sormak; göz önünde tutmak, hesaba katmak; istişare etmek. consultant (i). müşavir, danışman, rehber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışma, müzakere, istişare; konsültasyon. consul'tative (s). istişari; müşavirlikle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). müşavirlik eden, danışman olan; (i). danışma. consulting room muayene odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tüketilir, istihlâk edilir, yanması mümkün; sarfolunur, kullanılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tüketmek, istihlâk etmek; yakıp yok etmek, çürütmek, bitirmek; israf etmek, ziyan etmek; sarfetmek; yemek, yutmak; tükenmek, istihlâk edilmek, yanmak, uçmak; ziyan edilmek, israf edilmek. consumed with jealousy kıskançlıktan deliye dönmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). çok fazla, yanarcasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tüketici, müstehlik; sarfeden kimse. consumer goods tüketim maddeleri. consumers' cooperative tüketim kooperatifi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tam, mükemmel. consummately (z). mükemmelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tamamlamak, ikmal etmek. consummate a marriage nikâhtan sonra cinsel temas yolu ile izdivacı tamamlamak. consumma-tion (i). ikmal, itmam, yerine getirme; iyi sonuç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tüketim, istihlak; yok etme; (tıb). verem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tüketilecek; (tıb)., eski vereme tutulmuş; (i). veremli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çöpü olmayan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sel, gürültüyle akan su.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). müteselsil kefil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (pol). gerillacılarla savaşmak için yetiştirilmiş.(asker,komando).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı tedbir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). serveti ile meşhur Lidya kralı Krezüs; çok zengin adam, Karun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor. destitute. penniless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cism). Cisimler. (bk.) Ecsâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tamahkârlık, pintilik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dikkati çeken şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grebe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information bureau / office / centre / center. information bureau / office. press bureau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

(Dijital Doğrudan Çift Sürücü Subwoofer) Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunmak için tasarlanan bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimi (diğer modellerde bulunan geleneksel tek amplifikatör yerine) kullanan iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Demokrasiye uygun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trial period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seabus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu mineralleri ve içlerinde tuz bulunan kayaları erozyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu mineraller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan bildiğimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.

Bilim insanları bu teoriden yola çıkarak dünyanın yaşının da hesap edilebileceğine inanıyorlardı. Ancak nehirlerdeki tuz oranı ile okyanuslardaki tuz oranı mukayese edilerek yapılan hesaplamalarda dünyanın yaşı 300 milyon yıl çıktı. Dünyamız ise gerçekte 4,5 milyar küsur yaşındadır.

Ayrıca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen yıl artması gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oranı bölgelere ve zamana göre değişiklik gösterse de içindeki belli başlı elementlerin yoğunluklarının yüz milyonlarca yıl hemen hemen aynı kaldıkları bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz başlangıçta denizlere nereden gelmiştir? Bilim insanları da tam olarak bilemiyorlar ve emin değiller ama iyi bir tahminleri var.

Tuz iki çeşit atomdan yapılmıştır. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanları Sodyum’un ilk teoride olduğu gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere taşındığını, Klor’un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabuğu ile yer merkezi arasında kalan katmanlardan, okyanusların diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize karıştığını ve bu ikisinin birleşerek denizin tuzunu oluşturduklarını tahmin ediyorlar.

Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmadığının cevabını alabilmiş değiliz. Bilim insanları bunun açıklamasını da şöyle yapıyorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir, ama aynı zamanda denizdeki diğer kimyasallarla birleşerek, okyanus tabanındaki kayalar tarafından emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayrılıp çökelti haline gelerek bir şekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.

Yüz milyonlarca yıl, eksiltme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oranını hep aynı tutan bu müthiş ayar gerçekten çok etkileyici.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu minarelleri ve içlerinde tuz buluna kayaları erezyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu minareller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan bildiğimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.

Bilim insanları bu teoriden yola çıkarak dünyanın yaşının da hesap edilebileceğine inanıyorlardı. Ancak nehirlerdeki tuz oranı ile okyanuslardaki tuz oranı mukayese edilerek yapılan hesaplamalarda dünyanın yaşı 300 milyon yıl çıktı. Dünyamız ise gerçekte 4,5 milyar küsur yaşındadır.

Ayrıca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen yıl artması gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oranı bölgelere ve zamana göre değişiklik gösterse de içindeki belli başlı elementlerin yoğunluklarının yüz milyonlarca yıl hemen hemen aynı kaldıkları bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz başlangıçta denizlere nereden gelmiştir? Bilim insanları da tam olarak bilemiyorlar ve emin değiller ama iyi bir tahminleri var.

Tuz iki çeşit atomdan yapılmıştır. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanları Sodyum’un ilk teoride olduğu gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere taşındığını, Klor’un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabuğu ile yer merkezi arasında kalan katmanlardan, okyanusların diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize karıştığını ve bu ikisinin birleşerek denizin tuzunu oluşturduklarını tahmin ediyorlar.

Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmadığının cevabını alabilmiş değiliz. Bilim insanları bunun açıklamasını da şöyle yapıyorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir, ama aynı zamanda denizdeki diğer kimyasallarla birleşerek, okyanus tabanındaki kayalar tarafından emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayrılıp çökelti haline gelerek bir şekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.

Yüz milyonlarca yıl, eksilme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oranını hep aynı tutan bu müthiş ayar gerçekten çok etkileyici.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval base. sea base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İttihat ve Terakki’nin son sadrazamı Talat bey, trenle Ankara’ya giderken Tuzla’yı geçtikten bir müddet sonra suikaste uğramıştı. Kıyı boyu giden trene birden bire Tuzla açıklarında suyun üstüne çıkan bir denzialtından ateş açılmış, Talat Bey’e bir şey olmamasına rağmen trenin yola devam edecek hali kalmamıştı. Denizaltının ve suikastın kimler tarafından yapıldığı tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştı.

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Hepsi, kamilen, baştan başa hep. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). İzinsiz, müsaadesiz, sellemehüsselâm

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kullanılmayış, yürürIükten kalkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). devamslı, istikrarsız, birbirini tutmayan; tertipsiz, düzensiz, aralannda bağlann olmayan, rabıtasız, dağmık rasgele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Afrika’da yaşayan, vücudunun ağırlığı ve tüylerinin azlığından dolayı uçamayan büyük bir kuş ki, kanatlarının tüyleri terbiye olunarak şapka süslerinde kullanılmakla pek kıymetlidir. Devekuşu tüyü, yumurtası.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunmak için tasarlanan bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimi (diğer modellerde bulunan geleneksel tek amplifikatör yerine) kullanan iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tongue twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip of the tongue. lapse. lapse of the tongue. malapropism. parapraxis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, Aşüften = fesada düşürmek). Gönlü alt üst eden, çelen (güzel).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü rahat, huzurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü gitmiş, Aşık, vurgun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, sûhte = yanmış). Yüreği yanık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü açılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, sûhten = yakmak). Yürek yakan, pek acıklı ve tesirli: Vak’a-i dil-sûz-i Kerbelâ = Gönül yakan Kerbelâ vak’ası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل آشوب] gönül karıştıran, sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل سوخته] bağrı yanık, gönlü yaralı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönül çiçeği.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلسوز] yürek yakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönül yakan, yürek yakıcı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dış siyasetle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomatic language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dramatik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break of discipline. disciplinary offense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). memnuniyetsizlik, hoşnutsuzluk, kırılma, gücenme, öfke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aksine ikna etmek, caydırmak, vazgeçirmek. dissuasion (i). vazgeçirme, caydırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). bisulfat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). disülfür bir eleman ile iki kükürt atomundan meydana gelen bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). disulfürik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aynlma; nifak, ihtilaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırmak, aralarını bozmak; ayrılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayrılık, ahenksizlik, uyumsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kullanılmama, kullanılmazlık; terk. fall into disuse kullanılmaz olmak, terkedilmiş olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kullanmaz olmak, kullanmamak, terketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kullanışsızlık, faydasız oluş; zararlı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tabii evinizdeki teneke kutu kolaları suya atıp, yüzme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merakınız yoksa bilemezsiniz. Suya atılan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama aynı hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun doğruluğunu ABD’deki kola üreticilerinin yetkilileri de onaylamışlardır. Peki diyet kola yüzmeyi nasıl öğrendi?

Her iki kolayı da suya koyduğunuzda (attığınızda değil) diyet kola yüzeye doğru çıkar ama, klasik kola da taş gibi dibe oturmaz. Yüzeye çıkayım mı, çıkmayayım mı dercesine salınır durur.

Üreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullanılan suni tatlandırıcıların yoğunluklarının şekere göre daha az olması ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullanılmaları şeklinde izah ediyorlar. Gerçekten ‘aspartame’ denilen tatlandırıcı, şekerden 200 kez daha tatlıdır. Yani bir kolayı tatlandırmak için 10 çay kaşığı şeker koymanız gerekiyorsa, aynı tatlılığı bir çay kaşığının yirmide biri kadar suni tatlandırıcı katarak verebilirsiniz.

Aslında diyet kola ve kutunun yapıldığı alüminyumun yoğunlukları ayrı ayrı sudan fazladır ama kutunun içindeki hava ve gaz kabarcıkları, onun ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun biraz altına indirir. Arşimet’e göre ortalama yoğunluğu sudan az olan her şey yüzebilir.

Bu arada biradan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Evinizdeki aynı hacimdeki teneke kutu biraları suya koyun, hepsinin farklı derinliklerde kaldıklarını göreceksiniz. Bunun nedeni suyun kaldırma gücünden ziyade tüketici yasalarıdır. Kutunun kenarında yazan hacim miktarı yasal olarak en az olanıdır. Doldurma sistemindeki hassasiyet pek iyi değilse, daha çok dolanlar daha ağır olabilirler.

Kutu biralar eğer üzerlerinde yazan yasal minimum miktar kadar doldurulurlarsa, içlerindeki hava ve karbondioksit sayesinde yüzebilirler. Ancak üreticiler, yasadan çekinmeleri nedeni ile, biraları minimumdan değil de, biraz fazla doldurmayı tercih ettiklerinden kutuların çoğunluğu suda dibe gider.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tabii evinizdeki teneke kutu kolaları suya atıp, yüzme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merakınız yoksa bilemezsiniz. Suya atılan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama aynı hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun doğruluğunu ABD’deki kola üreticilerinin yetkilileride onaylamışlardır. Peki diyet kola yüzmeyi nasıl öğrendi?

Her iki kolayı da suya koyduğunuzda (attığınızda değil) diyet kola yüzeye doğru çıkar ama, klasik kola da taş gibi dibe oturmaz. Yüzeye çıkayım mı, çıkmayayım mı dercesine salınır durur.

Üreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullanılan suni tatlandırıcıların yoğunluklarının şekere göre daha az olması ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullanılmaları şeklinde izah ediyorlar. Gerçekten “aspartame” denilen tatlandırıcı, şekerden 2 yüz kez daha tatlıdır. Yani bir kolayı tatlandırmak için 10 çay kaşığı şeker koymanız gerekiyorsa, aynı tatlılığı bir çay kaşığının yirmide biri kadar suni tatlandırıcı katarak verebilirsiniz.

Aslında diyet kola ve kutunun yapıldığı alüminyumun yoğunlukları ayrı ayrı sudan fazladır ama kutunun içindeki hava ve gaz kabarcıkları, onun ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun biraz altına indirir. Arşimet’e göre ortalama yoğunluğu sudan az olan her şey yüzebilir.

Bu arada biradan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Evinizdeki aynı hacimdeki teneke kutu biraları suya koyun, hepsinin farklı derinliklerde kaldıklarını göreceksiniz. Bunun nedeni suyun kaldırma gücünden ziyade tüketici yasalarıdır. Kutunun kenarında yazan hacim miktarı yasal olarak en az olanıdır. Doldurma sistemindeki hassasiyet pek iyi değilse, daha çok dolanlar daha ağır olabilirler.

Kutu biralar eğer üzerlerinde yasal minimum miktar kadar doldurulurlarsa, içlerindeki hava ve karbondioksit sayesinde yüzebilirler. Ancak üreticiler, yasadan çekilmeleri nedeni ile, biraları minimumdan değil de, biraz fazla doldurmayı tercih ettiklerinden kutuların çoğunluğu suda dibe gider.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dogmayla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dogmetique

fel. inaksal

Deney bilgisini, deneye dayanan kanıtları hiçe sayarak kanılarını inanç öğretilerinden çıkaran (düşünce biçimi).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dogmatic. dogmatic inaksal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dogmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunması için oluşturulmuş bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimini çalıştıran iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kaset hızında kısa süreli hız değişikliklerini önlemek için kaset sürücünün döner mekanizması, kayışlar yerine doğrudan motorlarla döndürülmektedir. Bu sayede daha güvenilir, doğru kaset hareketi ve en iyi ses kalitesi elde edilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in fact. actually. as a matter of fact. honestly. to tell the truth. in all conscience. frankly speaking. strictly speaking. the straight of it. frankly. honest. indeed. in sooth to say. strictly. verily. of a verity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the truth of the matter. to speak honestly. indeed. frankly. verily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sense of touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Üç boyutlu ses efektlerinin oluşturulmasını sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Don giymemiş olan. 2. mec. Yoksul, serseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Değişme, başka bir hale girme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformation. transmutation. mutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformation. conversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transform. transformation. conversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Osm. istihâle ve tahavvül etme nazariyesi. Lamarck’ın ortaya attığı ve Darwin’in geliştirdiği nazariye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotative. rotatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dönerken, dönüşte: Kalemden dönüşün size uğrarım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşarcıların ekin yığınlarını damgalattıkları tahta damga (eskiden).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiable. greedy. avid. grasping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malcontent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Dramla alâkalı. 2. Heyecan yahut üzüntü verici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dramatic. stagey. stagy. theatrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dramatic. tragic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dramatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dramatic art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labial consonant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the wake of a ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

world view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Delinmemiş inci. mec. Bâkire.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çocukları devamlı ölen ailelerin yeni doğan çocuklarına verdikleri ad. *

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Erkek İsmi) - Kız çocuğu olmayan ailelerin en son doğan erkek çocuklarına verdikleri isim.*

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Düşmüş, yerinden çıkıp eksik olmuş: Düşük diş, düşük kiremit. 2. Aşağıya sarkmış: Düşük et. 3. Vakitsiz doğmuş, kazaen rahimden çıkmış: Düşük çocuk, Osm. cenîn-i sâkıt. 4. Kusurlu, eksik, nâkıs, üstüne ve altına uymaz: Bu cümlenin şurası düşüktür. Düşük yerlerini tashih etmeli. 5. Sâkıt, düşürülmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. fallen. falling. nominal. subdued. abortion. miscarriage. hypo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. fallen. falling. nominal. subdued. abortion. miscarriage. hypo-. baggy. lowly. paltry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. fallen. low. misconstrued. comedown. hypo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, bir HiFi sistemi için bekleme modunda güç tüketiminin azaltılmasına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sarkma, sarkan şeyin hâli: Bu eteğin düşüklüğü şu elbiseyi çirkinleştiriyor. 2. Kusur, noksan, eksiklik, bağlantısızlık, rabıtasızlık: Bu cümlenin düşüklüğü apaçıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünme, efkâr, endişe: Sizin bir düşünceniz vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinking. reasoning. sentiments. thinking. thought. belief. idea. opinion. mind. consideration. judgement. apprehension. attitude. cogitation. conceit. counsel. fancy. remark. say-so. sense. voice. ideo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. attitude. communion. conception. consideration. estimate. estimation. idea. judgment. mind. observation. opinion. remark. sense. sentiment. sight. thinking. thought. view. voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idea. opinion. reflection. thought. thinking. observation. anxiety. worry. conception. consideration. counsel. estimate n. proselyte. sentiments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latitude of thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünce içinde bulunan, düşüncesi olan, dolgun, sıkıntıda, tasalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thoughtful. considerate. regardful. circumspect. wistful. advised. forethoughtful. mindful. pensive. worried. abstracted. delicate. meditative. philosophic. philosophical. reflective. ruminant. ruminative. sophisticated. tactful. minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considerate. contemplative. meditative. nice. pensive. preoccupied. reflective. thoughtful. anxious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pensive. thoughtful. careful. lost in thought. depressed. worried. mindful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliberateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düşünmeden iş gören. 2. Tasasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thoughtless. inconsiderate. careless. mindless. unmindful. blind. blindfold. brusque. flighty. freewheeling. gauche. half-baked. headfirst. headforemost. headlong. heady. ill-advised. ill-judged. imprudent. impulsive. incautious. indiscreet. injudici. cav

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. thoughtless. tactless. unworried. carefree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iyi düşünememe hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fecklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscretion. lack of consideration. rash judgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meditate. muse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Düşünmeyi sağlamak: Bu çocuğun terbiyesi beni çok düşündürüyor. 2. Gaile ve endişeye sebep olmak, gaileye sokmak: Sizi bu kadar düşündüren nedir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preoccupy. strike. to make think. to weigh on sb. to preoccupy. to worry. to disturb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb think. to give sb pause to think.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engrossing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber. thought-provoking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thought provoking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünmek işi, düşünüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinking. thought. consideration. cerebration. cogitation. drift. reck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. thinking. thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisement. thought. thinking. introspection. cogitation. contemplation. reasoning. reflection. study. think. think tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Düşünmek, Osm. tefekkür etmek, fikir ve mülâhaza eylemek: Ne düşünüyorsunuz? 2. Uzun uzadıya incelenip tetkik etmek: Düşünmeden söyleme. Siz bu işi iyi düşündünüz mü? 3. Hatıra getirmek: Ben bir şey düşündüm. 4. Üzülmek, tasalanmak, dertli olmak, keder eylemek: Hasta çok düşünüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

think. give thought to. think of. conceive. imagine. remember. give a thought. be pensive. allow. balance. bethink oneself. cerebrate. cogitate. consider. consult. contemplate. deliberate. envision. excogitate. fancy. figure. intend. meditate. opine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

think. give thought to. think of. conceive. imagine. remember. give a thought. be pensive. allow. balance. bethink oneself. cerebrate. cogitate. consider. consult. contemplate. deliberate. envision. excogitate. fancy. figure. intend. meditate. opine. asso

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to think of. to consider. to think about. to worry about. care. chew over. cogitate. contemplate. contrive. deem. deliberate. entertain. expect. figure. give though to. look. mean. meditate. plan. puzzle over. reason. reckon. reflect. revolve. speculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiritual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellectual. ideational fikri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Üzerinde çok durulmak, incelenmek, tetkik ve mülâhazadan geçrilmek: Düşünülecek iştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be thought of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolve a problem. think.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Düşünen, düşünücü, mütefekkir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinker mütefekkir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinker. intellectual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düşünmek işi. Ar. tefekkür, mülâhaza, Fars. endişe. 2. Gaile, vesvese, dalgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentality. thought. way of thinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşürmek işi. (bk.) Düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dropping. reducing. abortion. lowering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Aşağıya bırakmak, indirmek. Osm. ıskat etmek: Kâseyi elinden düşürüp kırdı. Ağaçtan meyve düşürmek. 2. Düşmesine sebep olmak: Bu çocuğu kim düşürdü? O beni düşürdü. 3. Tesadüf ettirmek, rast getirtmek. Osm. İkaa etmek: Talih büyük ikramiyeyi bana düşürdü, itibardan düşürmek = İtibarını kırmak. Çocuk düşürmek = Ana rahminde ölen cenini vücuttan çıkarmak. Sırasını düşürmek = Münasebet getirmek. Küçük düşürmek = Mahcûb etmek, karşılık vermekten Aciz bırakmak, utandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drop. cause to fall. beat down. lower. reduce. mark down. let down. let fall. curtail. deflate. depress. flop. knock off. overthrow. precipitate. pull dawn. put down. roll back. scale down. send down. sink. slim down. spill. step down. take from. thr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crash. dip. dump. fell. lower. reduce. topple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drop. to let fall. to reduce. to abort. to get sth at a bargain. to remove from power. to overthrow. bring down. fell. overshadow. spill. topple. undermine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşağıya bıraktırmak, attırmak. Osm. ıskat ettirmek: Kendisini ürkütüp elindeki kâseyi düşürttü. Çocuk düşürtmek = Bir gebe kadının ceninini zamanından önce aldırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to drop. to cause sb to abort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dropped. to be decreased. to be overthrown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recessional. fall. falling. drop. reduction. scale-down. collapse. comedown. cutback. decline. decrease. downgrade. ebb. ebb tide. eclipse. purler. sinking. spill. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downfall. drop. eclipse. fall. recession. falling. decrease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descent. fall. drop. decrease. loss. sinking. reduction. crashing. crash. falling. incident. downfall depression. comedown. downfall. downturn. shortfall. slippage. spill. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sakat, alîl, el ve ayak gibi bir uzvu kusurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hissiz, duymaz, hissetmez, hiçbir şey kalbine tesir etmez. Katı yürekli. Osm. teessürsüz. 2. Anlayışsız, malûmatsız, habersiz, bilgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitive. apathetic. apathetical. coldhearted. hard-hearted. senseless. unfeeling. unemotional. numb. bloodless. blunt. callous. cold. devoid of feelings. dull. frigid. impassible. insensate. marble. matter-of-fact. obtuse. phlegmatic. phlegmatica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathetic. asleep. callous. crass. deadpan. insensitive. stolid. unfeeling. unmoved. impassive. hardhearted. cold-blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfeeling. hardhearted. callous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hissizlik, duymazlık, hissetmeyiş, teessürsüzlük. 2. İdraksizlik, malûmatsızlık, anlayışsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity. heartlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Alaca ata binmiş, mec. Yiğit, muharip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ابریشم] ipek, bükülü ipek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EFSÜN) (i. F.). Büyü, sihir; eski Türkçe: Arpağ (halk dilinde: Afsun).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charm. spell büyü. sihir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [افسون] afsun, büyü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Efsun, büyü, sihir, gözbağcılık, (bkz.Füsun).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Efsuncu, üfürükçü, büyücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üfürükçü, büyücü, sihirbaz, eski Türkçesi arpağcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üfürükçülük, büyücülük, arpağcılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ افسونگر] afsuncu. 2.büyüleyici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir büyücüye kendini okutup büyülenmek, okunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendini okutup büyü etmiş veya başkasının büyüsü kendisine tesir etmiş olan. Ar, meshûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Füsürde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalbi, gönlü donmuş, hissiz, duygusuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Beyni donmuş. mec. Kabiliyetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Yazık, hayf, diriği

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [افسوس] yazık, çok yazık, eyvahlar olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ افسرده] donuk. 2.üzgün, moral çöküntüsü içinde. 3.duygusuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [افشره] sıkılmış meyva suyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sourpuss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (daha doğrusu öksü). Bir tarafı yanmış odun ve bilhassa ateş tutuşturmakta kullanılanı, köseği, (bk.) Öksü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÖKSÜLEMEK (f.) Bir tarafı yanmış odun koyarak (ateşi) tutuşturmak, parlatmak, mec. Kızdırmak, azıtmak: Fesadı eksülemek. (bk.) Oksülemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hand towel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feel. handle. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cerrahlıkta elektrik kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum cleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum cleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik) Cisimlerin sathındaki durgun elektrikle alâkalı hadiseleriinceleyen fizik kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrostatic. electrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apple juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kapı veya pencerenin meyilli pervazı, ask. mazgal şevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orderly officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) I. Beyazıd zamanında Buhara’dan Bursa’ya hicret eden mutasavvıf.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety-valve. safety valve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapama, kuşatma, çevirme; kapanma, çevrilme; kapanıp çevrilen şey, etrafı çit veya duvarla çevrili yer, zarf içine konulan şey, ilişikte gönderilen şey; mânia, çit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Endüstriyel işlemler sonucunda ortaya çıkan atık, özellikle sıvı atıklar. Bu atıkların hava, toprak ve su üzerinde olumsuz etkileri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir enerji biçiminin diğerine dönüşmesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. informatique

bilişim

İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steeplerace. steeplechase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Açık deniz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. birbirini takip etmek, ardından gelmek; sonuç olmak, çıkmak, meydana gelmek. the ensuing year ertesi sene. Silence ensued Onu sessizlik izledi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sağlamak,temin etmek,garanti etmek, emniyete almak; sigorta etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Aşai Rabbani ayininde Hazreti isa'nın ekmek ve şarapla birlikte var olması doktrini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Efes, şimdiki Selçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) birçok şeyden meydana gelen tek şey, Amerika Birleşik Devletlerinin resmi sloganı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Erdurmuş).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eren).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gücünü, kudretini göst(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ersöz).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ersu).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ata binmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) obur, açgözlü, tamahkâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bouillon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broth. consomme. gravy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meat broth. consommé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heaps. lots of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Evlerin ve işyerlerinin oluşturduğu ve fabrikaların endüstriyel nitelik taşımayan pis sularının da dahil olduğu atık su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sağlığa ve çevreye yönelik tehlikenin azaltılması amacıyla atık suyun arıtılması işlemi; ilkin mekanik işlemlerin kullanıldığı, daha sonra bunu biyolojik ve kimyasal işlemlerin izlediği bütünsel bir süreç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) arasöz; konu dışına çıkma, konudan ayrılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açma, keşfetme, teşhir;muhafazasız olma, maruz olma, açık olma;açığa çıkarma; (huk). mahrem yerlerini gösterme suçu; (foto). alma, çıkarma, poz (filim üzerine). The house has a southern exposure. Evin cephesi güneye bakar. exposure meter (foto). ışık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) Cehenneme giden yol kolaydır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without any false note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fanatique

bağnaz

Bir düşünceye, bir inanışa aşırı ölçüde bağlanıp ondan başka bir düşünce ve inanışı kabul etmeyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanatic. fanatical. rabid. red-hot. roaring. fanatic. devotee. energumen. rooter. zealot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigoted. fanatic. zealot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigot. fanatic. gold buck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ekser Doğu dilleri arasında ortak olup asıl hangi dilin malı olduğu kestirilemezse de Latince «faseolus» dan olması uzak ihtimaldir). Bilinen sebze ki, tazesi kabuğu ile beraber ve kurusu tane tane olarak yenir. Barbunya, çalı, ayşekadın, yer fasulyesi vesair çeşitleri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bean. haricot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bean. pod. bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bean. beans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(phaseouls vulgaris): Baklagillerden; barbunya, çalı, ayşekadın, horoz gibi birçok çeşitleri olan bir bitki ve bunun sebze olarak kullanılan yeşil ürünü ve kuru tohumlarıdır. Kullanıldığı yerler: Taze fasulye, bedeni ve zihni yorgunlukları giderir. Vücudun kuvvetlenmesini sağlar. Pankreas bezi’nin gereği gibi çalışmasına yardımcı olur. Şeker hastalığını önler ve kandaki şeker miktarını düşürür. İdrar tutukluğunu giderir. Albümini düşürür. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer yetersizliğini tedavi eder. Kalbi ve böbrekleri kuvvetlendirir. Kalp çarpıntılarını giderir. Zehirlenmelerden sonra yenilecek olursa; çabuk iyileşmeyi sağlar. Fasulye pişirilirken, pişirme suyunu en azından 2-3 kere değiştirmek gerekir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. füttâk). Her fırsatta adam öldüren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. fevâtik). Her fırsatta adam öldüren kadın.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Süper İnce Nokta Aralıklı Resim Tüpü, görüntü çözünürlüğünü inanılmaz geliştirir. Ortadan aralıklı tüp yuvaları, 0,47 mm’ye indirilerek yatay çözünürlük %60 oranında artırılmış ve hassas resim ayrıntıları daha iyi görüntülenebilir hale getirilmiştir. Yeni CRT sürücü devresi, odaklanmayı %25 oranında geliştirmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eskimiş, yıpranmış, buruşmuş, bozulmuş: Fersûde kıyafetle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ فرسوده] solgun. 2.yıpranmış. 3.eprimiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fersûdelik, eskilik, yıpranmışlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Hayret ifade eden bir söz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yarık, çatlak, rahne; yarma; (tıb). fisur, cilt veya mukozanın hafifçe veya yüzeysel olarak çatlaması; (f). yarmak, çatlatmak; ayrılmak, çatlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). ipotekli malı sahibinin kaybetmesi, hakkın düşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi), iyi yanan çubuktan çıkan sesi taklit ve tasvir ederek art arda kullanılır: Fosur fosur çubuk içiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fosur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fosur sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fosur sesi çıkartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ney sazını üflerken, asıl nağmeye Adetâ eşlik eden ses ki, ne kadar az olursa o kadar makbuldur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fasi). Fasıllar, bölümler, b. Fasıl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فصول] fasıllar, bölümler. 2.mevsimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (efsûn’un hafifletilmişi). Büyü, sihir. (bk.) Efsûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic sihir. büyü. afsun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Büyü sihir. Şaşırtıcı güzelliğe sahip, hayret verici derecede güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). T. Sihirbaz, büyüleyici. mec. Çok güzel, dilber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyüleyici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İsrar eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ. F.). Donmuş, Ar. câmid: Füsürde-dil = Yüreği donmuş, hissiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. fass). (bk.) Fas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.) (efsûs’un hafifletilmişi). Yazık, eyvah! (bk.) Efsûs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkusuzca, önemsemeden, umursamadan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jauntily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فسون] afsun, büyü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ فسونگر] afsuncu, büyücü. 2.büyüleyici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فسرده] donuk, solgun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير محسوس] hissedilmeyecek şekilde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a mess. place of confusion. pit of hell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night flight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Uygun aksesuar ile iletişim sağlayan bir aksesuar yuvası. Örneğin, video ışığı, kayıt başladığında otomatik olarak yanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Aksesuar Yuvası, flaş işlemlerinde çeşitli gelişimler sağlar ve kablosuz bağlantı, ön-flaş özelliği ve otomatik pozlama ayarı gibi olanaklar tanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem çok yaşayın ! (aksıran bir kimseye söylenir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gerginliği giderilmek, koyuverilmek, salıverilmek. Osm. irhâ olunmak: Dizgin, yay gevşeldi. 2. Sıkılık ve pekliği azalmak: Kuşak, et gevşeldi. Kilidin yayı gevşeldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gerginliği gidermek, koyuvermek, salıvermek, gevşek etmek. Osm. irhâ eylemek: Dizgini, bağı, yayı gevşeltmek. 2. Sıklığını, pekliğini azaltmak: Kemeri gevşeltmek. 3. Devamlılığını bozmak; gevşeme vermek: İşi gevşeltti.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Uzun saç, saç örgüsü, zülüf.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giresun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uzun saç, zülüf, kâkül, saç örgüsü, perçem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گيسو] saç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Saç bağı, saç örgüsü. 2. Altından yapılmış kadın tarağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saçlı. Necm-i gisûdar = Kuyruklu yıldız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گيسوبند] saç bağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. glikozüri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çobanaldatan, keçisağan, (zool.) Caprimulgus europaeus .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde sulu zatülcemp denilen hastalıktır. Akciğerlerin etrafını saran zarın iltihaplanması sonucu meydana gelir. Zarın iki yaprağı arasına su toplanmıştır. Nedeni; şiddetli soğuk algınlığı, bronşit, böbrek hastalıkları veya kulak iltihaplarıdır. Göğsün yan taraflarında şiddetli ağrı hissedilir. Bunlara bastırıldığı zaman ağrı şiddetlenir. Nefes darlığı vardır. Yatak istirahati ve doktor tedavisi şarttır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Kantoron, bal.

Hazırlanışı : 250 gram süzme bala 3 tatlı kaşığı dövülmüş kantaron kökü konup, iyice karıştırılır. Günde 3 kere aç karnına birer tatlı kaşığı yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thunder. clap of thunder. thunderclap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Türklerin oturduğu birçok akarsuya verilen isim. 2.Adana’dan gelerek Akdeniz’e dökülen Seyhan nehrinin önemli kollarından. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Binboğa dağlarından Elbistan’ın güney batısında Seyhan nehrine karışan çay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kibirsiz, mütevazı. 2. İstemeyerek, arzusuz. Gönülsüz çalışıyor. Gönülsüz okunan dersten hiçbir istifade olunmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grudging. indisposed. loath. reluctant. humble. modest. unwilling. disinclined. half-hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwilling. disinclined. loath. reluctant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kibirslzlik, gönül alçaklığı. 2. Arzusuzluk, istemiyerek iş görme, isteksizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwillingness. indisposition. reluctance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tecrübesiz, alışmamış, acemi, toy.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbarous. graceless. ignorant. provincial. uncouth. inexperienced. without manners. impolite. ill-mannered. ill-bred. unmannerly. rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impolite. ill-mannered. rude. inexperienced. brutish. ill- behaved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Tecrübesizlik, acemilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of manners. rudeness. inexperience. lack of experience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

déjà vu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mülâkat edilmek, bir araya gelinmek: Vakitsiz görüşülmek olmaz, sonra görüşülebilir. 2. Konuşulmak, sohbet edilmek, anlaşma için müzakere olunmak: Bu iş hakkında kendileriyle görüşülmek lâzım gelir. Kahvede görüşülmek münasebet almaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be discussed. to be talked over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyewash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyewash. girl-watching. eye bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göze toz kaçması, çapaklanma, göz iltihabı, nezle veya bazı alerjik hastalıklar göz yaşının fazlalaşmasına neden olur. Şikayetler soğuk havalarda daha da artar. Doktora başvurmak gerekir. Aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Susam, su.

Hazırlanışı : 1 kahve kaşığı susamın üzerine 5 damla su dökülür. Karıştırılıp göz kapaklarının üzerine sürülür. Yarım saat sonra ılık su ile yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picheter. picket. strike picket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Müşkülât çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir işi güç görerek yapmak istememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuvvetsiz, zayıf, gevşek, dermansız. 2. İşsiz ve aylak. İşsiz, güçsüz duruyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faint. feeble. flimsy. impotent. incapable. insubstantial. limp. powerless. senile. thin. unsound. weak. strengthless. languid. languorous. listless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeble. weak. without strength. faint. flabby. floppy. impotent. limp. nerveless. poor. power off. powerless. small. weakling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powerlessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuvvetsizlik, zayıflık, dermansızlık. 2. İşsizlik, meşguliyetsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feebleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debility. failure. languor. weakness. feebleness. incapacity. powerlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. feebleness. frailty. impotence. incapability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncontrolled. unguided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Kurutulmuş penbe gül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rose water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rose water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirty pink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gül renkli su, taze su.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Hz.Peygamber (s.a.s.)’in kızlarından birinin adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gül gibi çekici kadın. Güzel sevgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaybolmuş, telef olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duty-free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duty free. duty-free. free of duty. toll- free. uncustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğu. 2. Bu yönden esen rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gündoğrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş sistemimiz, bizim Güneş adını verdiğimiz tek bir yıldız ve onun etrafında dönen dokuz gezegen, bu gezegenlerin etrafında dönen 60’dan fazla uydu (Ay), yine Güneş’in etrafında dönen gezegen olarak kabul edilemeyecek kadar küçük 5 bin civarında astroit, sayısız göktaşı, toz ve parçalardan oluşur. Güneş bu sistemdeki enerjinin de tek güç kaynağıdır.

Güneş’e baktığımızda katı bir maddeymiş gibi görürüz ama aslında yanan bir gaz kütlesinden başka bir şey değildir. Bilim insanlarına göre Güneş’ten söz ederken yüzey kelimesini kullanmak hatalıdır çünkü Güneş tamamen gazdan oluşmuştur. Güneş’in fotoğraflarında görülen keskin köşeler ise gazın yoğunluğunun birdenbire arttığı yerlerdir.

Güneş evreni dolduran milyarlarca yıldızdan biridir. Üstelik tamamıyla sıradan bir yıldızdır. Gezegenimizin de içinde bulunduğu Samanyolu galaksisinde tam 200 milyar güneş bulunuyor. Bizim güneşimiz de bunlardan farklı bir oluşum değil.

Güneş bize çok yakın (150 milyon kilometre) olduğu için çok büyük ve parlak görünür. Güneşten sonra bilinen en yakın yıldızın, bu mesafenin 250 bin katı daha uzakta olduğu düşünülürse, Güneş’e burnumuzun dibinde diyebiliriz.

Dünyamızdan bakınca Güneş sabitmiş gibi görünür ama o da kendi ekseni etrafında döner. Dönüş yönü dünyanınkine göre terstir. Katı bir cisim olmadığından ekvatoru üzerindeki bir nokta 24,5 günde tam dönüş yaparken daha kuzeydeki bir noktası 31 günde yapar. Yani kutuplarına gittikçe dönüş hızı yavaşlar.

Güneş’in ısı ve ışık olarak yaydığı enerji, merkezinin hemen çevresinde sürüp giden nükleer tepkime (hidrojen bombasında olduğu gibi) yani hidrojen atomlarının helyum atomlarına dönüşürken çıkardığı büyük enerjidir. Güneş tarafından saniyede yakılan hidrojen miktarı 564 milyon tondur. Bunun yüzde 0,7’si ise doğrudan enerjiye çevrilmekte, ısı ve ışın yayınımına gitmektedir.

Yeryüzünde yaşam Güneş ışınlarına bağlı olduğuna göre, Güneş’in insanlar için gerekli olan enerjiyi daha ne kadar zaman sürdürebileceğini bilmek hakkımızdır. Güneş’in şu andaki enerji durumunda önümüzdeki 5 milyar yılda önemli bir değişiklik olmayacak, aynı şekilde ısı ve ışık vermeye devam edecektir.

Daha sonra genleşmeye başlayacak, sıcaklığı bugünküne göre yüzdde 20 artacak dev bir kızıl yıldıza dönüşecektir. O zaman yeryüzündeki sıcaklık dayanılmaz bir yüksekliğe ulaşacak, okyanuslar kaynayıp buharlaşacak ve gezegenimiz bizim bildiğimiz türden bir hayatın var olduğu bir yer olmaktan çıkacaktır. Ancak 5 milyar yıl hayli uzun bir zaman süresidir, şimdiden telaşa kapılmaya gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunrise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji) (y. k.). Kökbacaklılardan ışın biçimindeki yalancı bacaklarıyla ötekilerden ayrılan tek hücreli bir hayvan takımı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Temiz, pak, hızlı su. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Sessiz, patırtısız, şamatasız, sükûnetle, sessiz olarak yapılan: Gürültüsüz iş, gürültüsüz, patırdısız bir düğün oldu. Sessizce, sükût ve sükûnetle, gürültüsüz çalışıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noise free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noiseless. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça sessiz ve şamatasız: Gürültüsüzce bir ziyafet, gürültüsüzce konuşuyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pislikten veya kadınlar Adet ve lohusalık vesaireden temizlenmek için bütün bedeni belirli şartlarla yıkayarak şer’an temizlemek işi: Gusletmek, gusul abdesti almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şer’an gusül abdesti almak üzere yıkanmaya mahsus yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gusn). Gusnlar, dallar, (bk.) Gusn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Seçilmiş, beğenilmiş söz, şiir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) alçıtaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sükût hakkı, susma payı, bir kimseye bildiğini söylememesi için verilen para veya tâviz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Bodrum, Halikarnas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( HALİSÜ’D-DEM) (i. A.). Saf kan, kanına başka kan karışmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Praise be to God ! Thank God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir asra yakın bir müddet kullanılmış bir nota yazısı sistemi. Kısaca «Hamparsum» da denir ve notayı yapan Ermeni asıllı bestekârın adını taşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mayasız ekmek. Hamursuz bayramı = Israilliler’in hamursuz ekmek yedikleri bayram.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unleavened. unleavened bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jewish Easter Feast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Passover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamur kıvamında

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doughy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ev yakıcı, mec. Ailesini düşünmeyen, gözü dışarıda olan kimŞ6-

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Osmanlı hânedânında «sultan» denen imparatorluk prenseslerinin kızlarına verilen resmî unvan. Bu prensesler, yalnız ana tarafından Osmanoğlu’dur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Hânüman, ev, bark, ocak yakıcı, yakan, kül eden. Harîk-ı hânmân-sûz = Evi kül eden yangın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hapşırma sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atishoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haşarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). (bk.) Haşır haşır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خاص و عام] herkes.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hasetçi, kıskanç (hasede, sanıldığı gibi bunun cem’i olmayıp, hâsid’in cem’idir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسود] kıskanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Hasetçilikle, hasetçiye yakışır bir surette, kıskanarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حسودانه] kıskanarak, kıskançlıkla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حسودی] kıskançlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air crossing. skylift. air lift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airbase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air base. naval base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bunlar havayla suyun kalitesini önemli ölçüde etkiler ve kirliliğin başlıca nedenlerini oluştururlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrot juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Burun deliğinin yukarısı, derin yeri, geniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whelp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get. young animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kış mevsimi yaklaştıkça, hava soğur, günler kısalır, yapraklar renk değiştirir ve yere düşerler, kar toprağın üzerini kaplar. İnsanlar sıcak alışveriş merkezlerinde ihtiyaçlarını alıp, sıcak arabalarında, sıcak evlerine gelirler. Üzerlerine kazaklar, hırkalar giyerler. İyi de, tabiatta doğal ortamda yaşayan hayvanlar kışı nasıl geçirir, hiç düşündünüz mü?

Bir kısmı daha ılıman yerlere göçeler. Bu konuda kuşlar ve balıklar avantajlıdır. Bazıları kendilerini kışa adapte ederler, daha kalın yeni tüyler çıkarırlar. Hatta bazı tavşan türlerinde karda saklanabilmek için tüyler beyazlaşır. Bazıları yiyeceklerini önceden depoladıkları bir sığınak bulurlar. Bazıları da toprakta derin tüneller açarlar ama bazıları için de kış mevsimini uyuyarak geçirmekten başka çare yoktur.

Genellikle ayıların kış uykusuna yattıkları bilinir ama bu doğru değildir. Gerçi ayılar kışın mağaralarda uzun uzun uyurlar ama bu kış uykusu değildir. Daha doğrusu kış uykusu bir çeşit uyku değildir. Normal canlılarda uyanıkken ve uyku halindeyken, vücut ısısında ve metabolizmanın çalışmasında ciddi bir fark yoktur. Oysa kış uykusu, hayvanların hayat ile ölümü ayıran çizgiye kadar gelmeleri şeklinde tanımlanabilir.

Bazı hayvanların kış uykusuna yatmalarının iki sebebi vardır: Havanın çok soğuması ve yiyecek bulma güçlüğü. Soğuk havada yaşayabilmek için hayvanların daha çok enerjiye ihtiyaç duymalarına rağmen karlı kış günlerinde yiyecek bulma imkanı azalır. Kış uykusu bu zor mevsimde hayvanın enerji ihtiyacını azaltır, enerji tasarrufu sağlar.

Kış uykusu bildiğimiz şekilde uymak değildir. Buna bilim dilinde ‘’hibernasyon’’ diyorlar. Vücut ısısının ortam sıcaklığına düştüğü bu durumu birçok balık türünde, kurbağalarda, sürüngenlerde, kuşlarda ve memelilerde görebiliyoruz.

Hakiki anlamda kış uykusuna yatan bir hayvanı (hibernatör) gördüğünüde, ölmüş olduğunu sanabilirsiniz. Vücut ısıları sıfır dereceye kadar düşebilir. Bir dakika içinde sadece brkaç kez nefes alırlar, kalp atış hızı o kadar düşüktür ki, hissedilmez bile. Havalar ısındığında ise vücudun normal düzene geçmesi sadece birkaç saat alır.

Kış uykusuna yatan hayvanlar, uyku süresince kendi vücutlarındaki yağı tükettikleri gibi ara ara uyanarak bulundukları yere yazdan stok ettikleri yiyeceği yiyenler de vardır.

Kış uykusu sırasında hayvanlar vücut ağarlıklarının yüzde kırkına yakınını kaybederler. Bu kaybın yüzde doksanına periyodik olarak uyanmalardaki ısı üretimi ve enerji kaybı sebep olurken geri kalan yüzde on kayıp ise uyku sırasında olur. Kış uyksu kış boyunca sürmez. Hayvanlar havaların soğumaya başlaması ile birkaç günlük bir uyku periyoduna girerler. Kış mevsiminin şartları ağırlaştıkça bu periyotlar uzar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasury bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasury bills. certificate of indebtedness. treasury bill. treasury bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Treasury Bill)

Hazine tarafından vadesi bir yıldan kısa süreli olarak çıkarılan ve iskontolu olarak işlem gören borçlanma senetleridir.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Hazır Aksesuar yuvası üzerinden harici flaş birimleri takılabildiğinden, çeşitli flaşlar kullanılabilir. Bu durum özellikle stüdyo ortamı için çok kullanışlıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir sofrada yemek yiyenerin beheri, sofra arkadaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heterosexual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heterosexual. straight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde basit makamlar teşkiline yarayan altı çeşit dörtlünün altıncısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrostatics. hydrostatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). yüksek basınç; (s). zorla yapılan (satış); zorlayıcı; (f). (bir kimseyi) zorlamak, üstüne düşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıllı, tüylü, saçlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlarda kullanılan bir çok sürücüdekine benzer, yüksek erişim hızı ve yüksek düzeyde güvenilirlik sunan bir sürücü mekanizması.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kendi cinsinden olanlara karşı cinsî istek duyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homosexual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homosexual. homo. queer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homosexualism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homosexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hanımeli, bot. Lonicera caprifolium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock fight. cockfight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adamant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard. intolerant. strict. uncharitable. strict toleranssız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intolerant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austereness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoşnut olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontented. displeased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoşnutsuz olma hail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blahs. dissatisfaction. displeasure. discontentment. discontent. ill-feeling. aversion. disaffection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disapproval. discontent. disfavour. displeasure. dissatisfaction. discontentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontent. dissatisfaction. displeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değersiz, bayağı, kaba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sınırsız; sonsuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlimited. boundless. illimitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regnant. rife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prevail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtain. ride. to be rife. rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hüküm, kuvvet ve tesiri olmayan, Osm. keen-lem-yekün olan: Feshedilmiş kanunlar hükümsüzdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalid. null. void. inoperative. nude. nugatory. statute-barred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalid. null. void. abolished. null and void geçersiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

null and void. invalid. null. no longer in force. without effect. inoperative. lapsed. nugatory. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalidity. voidness. void.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity geçersizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity. negation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ YÜSUF) (i. A.). Karanfilgillerden güzel çiçekler açan bir süs bitkisi, Fr. bychnide.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(guguçiçeği): Karanfilgiller familyasından bir çeşit süs bitkisidir. Kullanıldığı yerler: Mide üşütmesinden doğan şikayetleri giderir. İktidarsızlıkta da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tevâzu, gönül elçaklık

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humility. submissiveness. deep reverence for God. submission to God. awe. reverence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خشوع] alçakgönüllülük. 2.Tanrı’ya karşı korku ve saygı duyma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ayın tutulması: Husuf-i külli = Ayın tam tutulması. Husüf-i cüz’i = Ayın kısmen tutulması. Husuf vâki olmak = Ay tutulmak. Güneşinkine «küsûf» derler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خسوف] ay tutulması.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vücuda gelme, peyda olma: Husûl bulmak, husule gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coming into existence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصول] ortaya çıkma, gerçekleşme, var olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. husûl = peydâ olma. F. pezîreften = kabûl etme). 1. Kabil-i husûl = Husûlü mümkün, hâsıl olabilir. 2. Husûl bulmuş, hâsıl olmuş: Husûl-pezîr oldu = Gerçekleşti, hâsıl oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

meydana getirmek, gerçekleştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hasm). (bk.) Hasım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hasımlık, düşmanlık, Ar. adâvet: Husûmetini saklayıp yalandan dostluk gösteriyor. Illn-ı husûmet = İki devlet arasında savaş ilânı, Osm. İlân-ı harb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enmity. spite. hostility. hostility hasımlık. düşmanlık. yağılık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enmity. hostility. animosity. antagonism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصومت] düşmanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hısn). Hısnlar, kaleler, (bk.) Hısn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sertlik, katılık, dürüştlük: HuşOnet-i tab’ = Tabiat sertliği.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خشونت] haşinlik, sertlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. husûsât). 1. Hâs ve mahsûs olma, zıddı: umum; husûsiyet, bir şahıs veya şeye ait: Umumdan husûsa geçelim. 2. İş, madde, keyfiyet: Bu hususta; (cem’i bu mânâ ile kullanılır). 3. Eskiden mahkemeye gidemeyen adamın ikrar, takrir veya şehâdetini dinlemek üzere kendi isteğiyle mahkemeden evine gönderilen heyet: Husûs gönderildi; husûs getirdi (bu mânâ bugün terkedilmiştir). Bâ-husûs, alel-husûs, husûsiyle = Hele, hepsinden fazla, bilhassa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject. point. case. matter. particularity. particular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consideration. point. matter. subject. question. respect. case. a particular point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. particularity. respect. subject. question. case. a particular point. relation. peculiarity. effect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصوص] konu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Husûsi olarak, bilhassa, hasseten, ayrıca. 2. Hele, alelhusûs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. husûs). Husûslar. (bk.) Husûs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصوصات] hususlar, konular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. husûsiyye). 1. Umuma ait olmayıp bir şahıs ve şeye veya bir hey’ete ait olan: Bu konferans umumî olmayıp husûsî olduğundan yalnız dâvetliler girebilir. 2. Zâtî, şahsî, resmî göreve ait olmayıp şahsa ve zâta ait olan: Hususî bir mektup yazıyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particular. personal. private. special. characteristic. distinctive. privately owned. reserved. privately owned automobile. in camera. peculiar. proper. specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصوصی] özel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HUSÜSIYYET) (i. A.). 1. Hususîlik, umumî olmayıp hususî olan şeyin hal ve sıfatı: Bu yazının maksadı hususiyetinden bellidir. 2. Bir adamın şahıs ve zâtına ait ve bağlı olma, mensubiyet: O zâta eskiden hususiyetim vardır. 3. Birine mehsus olma, ayrıca bir halde bulunma: O adamın husûsıyyet-i ahvâli vardır = Kendine mahsus hal ve tavrı vardır. ‘

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peculiarity. special feature. characteristic. intimacy. close relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصوصيت] özellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) özellikle, hele hele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Bilhassa.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) özellikle, hele hele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. husûsî). Husûsî hayata ait şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particularly. especially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyi huyu olmayan, kötü huylu, hırçın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad-tempered. ill-tempered. ill-natured. grumpy. moody. cranky. peevish. difficult. vicious. acrimonious. bilious. cantankerous. churlish. crabbed. crabby. cross-grained. crotchety. crusty. cursed. disagreeable. disgruntled. doggish. farouche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellicose. cantankerous. contrary. crabby. cranky. cross. crusty. difficult. disagreeable. finicky. fractious. fretful. fussy. grumpy. irascible. mean. moody. morose. peevish. perverse. petulant. prickly. shirty. sour. surly. vicious. bad-tempered. ill-te

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fractious. peevish. petulant. bad-tempered. irascible. acerbic. bearish. choleric. churlish. crabbed. crabby. cranky. crochety. cross- grained. cross. crusty. difficult. disagreeable. edgy. fretful. fussy. gruff. grumpy. harsh. ill- tempered. mean. moody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harshly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fret. to become bad-tempered. to fret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act peevishly. to fuss. to fret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become peevish. to become fretful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötü huy, hırçınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crabbedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bile. huff. mood. spleen. bad temper. obstinacy. petulance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad temper. fractiousness. petulance. distemper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be irritated. to show bad-temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fidgety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disturbed. restive. restless. uneasy. troubled. ill at ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneasy. troubled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disquiet. uneasiness. discomfort. trouble. unrest. disquietude. fermentation. fidget. hump. inquietude. qualm. restiveness. restlessness. sleeplessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bother. disturbance. ferment. qualm. unrest. disorder. uneasiness. disquiet. restlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disquiet. uneasiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hakim olmak, hükmetmek, hüküm sürmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ حسن صورت] yüz güzelliği. 2.en iyi biçim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Aynı tesis içinde yeniden işlenip kullanılan atık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing at attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allege. propose. propound. submit. weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allege. adduce. assert. bring forward. contend. to bring forward s. maintain. make out. offer. propound. put forward. set forth. set up. submit. suggest. urge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ülkenin suyu, bereketi, bolluğu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölçülemez: sınırsız, hudutsuz. immeasurably z. ölçulemez derecede, gayet, pek çok .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölçülemez

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kapsül içine kapamak, sarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. oranssız, nispetsiz, kıyas kabul etmez; ölçülmeyen; i., çoğ, ortak ölçülmez sayılar. in commensurabil'ity i ölçülemez oluş, nis - petsizlik. incommen'surably z nispet sizce, ölçülemez bir ,sekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oransız, nispetsiz, kıyas edilemez; yetersiz. in commensurately z. nispetsiz olarak; yetersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tüketilemez, istihlak edilemez .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer science , computer sciences , informatics , information science , information technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyadaki 6 milyar kişinin konuştuğu 3000’den fazla dil vardır ama dünya nüfusunun yarısı bu dillerden yalnızca 15’ini konuşmaktadır. En çok sayıda insanın konuştuğu dil ise Çin’deki Mandarin dilidir. Yazı dili bütün Çin’de aynı olmasına rağmen halkın yüzde 70’i Mandarin dilini konuşur ve kuzeyde oturan bir kişi güneydekinin konuştuğunu anlamaz.

Afrika’da 1000’e yakın dil konuşulmaktadır fakat l milyondan çok kişinin konuştuğu dillerin sayısı 30’u geçmez. Hindistan’da 800’den fazla dil konuşulmaktadır. Hatta bu kalabalık ülkede, her 12 kilometre gittikçe lisanın değiştiği söylenmektedir.

Genetik bilimi, insanlığın dünyanın belli bir noktasında, çok büyük bir olasılıkla Yakın Doğu’da doğarak yayıldığı ve dünya üzerindeki iki toplum coğrafi olarak birbirinden ne kadar uzaksa genetik yapılarının da o kadar farklı olduğu düşüncesini doğrulamaktadır. Örneğin Çin, Japon gibi doğu milletleri genetik olarak birbirlerine, Avrupalılar ise Kuzey Afrikalılara, Ortadoğululara ve Hintlilere daha yakındırlar.

Dünyanın bu genetik haritası ile konuşma lisanlarının yayılışı paralellik gösterir. Teoriye göre milattan önce 7500 yıllarında tarımın başlaması ve hayvancılığın gelişmesi ile birlikte Yakın Doğu’dan Avrupa’ya, Kuzey Afrika’ya ve Hindistan’a büyük göçler olmuştur. Bu büyük göç dalgaları üç ana dil gurubunun oluşmasına yol açmışlardır.

Diller arasındaki akrabalığa, bir başka deyişle dillerin tarihsel oluşumuna dayanan bu sınıflandırmada, ortak bir kökenden kaynaklandıkları varsayılan diller aynı öbeğe konulmuştur. Çelişkili olmalarına ve tam tatminkar açıklaması yapılamamasına rağmen bu üç dil grubu şunlardır: (1) Hint-Avrupa dilleri, (2) Ural-Altay dilleri, (3) Hami-Sami dilleri.

Türk dilleri Ural-Altay ailesinin Altay öbeğindedir. Büyük dil öbeklerinin dışında sınıflandırılmalarına rağmen Kore, Japon ve Eskimo dilleri de bu aileden gösterilir. Hami-Sami dillerinin en belirgin örneği Arapça’dır. Çin-Tibet ve Kafkasya dilleri, Avustralya, Afrika ve Amerika yerli dilleri bu ana sınıflandırmanın dışındadırlar.

Diller ayrıca dilbilgisi yapılarına göre de dört sınıfa ayrılır: (1) Kelimelerin kısa kısa, ek almadan, cümle içindeki yerlerine göre anlam yüklendikleri diller (Çin, Vietnam, vb.); (2) Zaman, kişi, olumsuzluk gibi tüm durumların fiilin köküne ek gelmesiyle türetilen diller (Türkçe); (3) Dilbilgisi bağlantılarının fiil kökünde değişiklik yapılarak ifade edildiği diller (Hint-Avrupa, Hami-Sami); (4) Sözcüklerle ekler birleştirilerek bir cümlenin tek sözcüğe dönüştürüldüğü diller (Eskimo). Örneğin Eskimo dilinde “takusariartorumagaluarnerpa” kelimesi “onun bununla uğraşmaya gerçekten niyetli olduğunu sanıyor musunuz” anlamına gelir.

Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin, daha az kullanılanlara göre az sayıda harfle yazılmaları, yani daha kısa olmalarıdır. Ayrıca hemen hemen bütün lisanlarda vücudun kısımlarının ve organlarının isimlerinin bir çoğu kısa kelimelerle ifade edilir. Türkçe’deki baş, bel, kaş, göz, kas, dil, diş, el, kol, saç, aya, ten, diz, kan, boy, bel, kıl, vb. gibi.

Lisanın zenginliğinde milletlerin yaşadığı ortamın ve kültürün etkisi vardır. Eskimo’lar ata, sadece at demekle yetinirken Türklerde atın cinsine, yaşına, rengine göre değişik isimleri vardır. Ancak bizler de ‘kar’a sadece kar derken Eskimo dilinde karı ve yağışını tanımlayan 32 kelime vardır.

Hayvanlara sesleniş bile dillere göre değişir. Bir İngiliz tavuğunu “bili-bili” diye çağırırsanız anlamaz. İngilizler tavuğu “çak-çak” (chuck), Finliler “fibi-fibu” diye çağırırlar ama hemen hemen bütün dillerde tavuğu kovalama sesleri birbirlerine benzer; kış-kış, kuş-kuş, kş-kş, kiş-kiş...


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyadaki 6 milyar kişinin konuştuğu 3000’den fazla dil vardır ama dünya nüfusunun yarısı bu dillerden yalnızca 15’ini konuşmaktadır. En çok sayıda insanın konuştuğu dil ise Çin’deki Mandarin dilidir. Yazı dili bütün Çin’de aynı olmasına rağmen halkın yüzde 70’i Mandarin dilini konuşur ve kuzeyde oturan bir kişi güneydekinin konuştuğunu anlamaz.

Afrika’da 1000’e yakın dil konuşulmaktadır fakat 1 milyondan çok kişinin konuştuğu dillerin sayısı 30’u geçmez. Hindistan’da 800’den fazla dil konuşulmaktadır. Hatta bu kalabalık ülkede, her 12 kilometre gittikçe lisanın değiştiği söylenmekledir.

Genetik bilimi, insanlığın dünyanın belli bir noktasında, çok büyük bir olasılıkla Yakın Doğu’da doğarak yayıldığı ve dünya üzerindeki iki toplum coğrafi olarak birbirinden ne kadar uzaksa genetik yapılarının da o kadar farklı olduğu düşüncesini doğrulamaktadır. Örneğin Çin, Japon gibi doğu milletleri genetik olarak birbirlerine, Avrupalılar ise Kuzey Afrikalılara, Ortadoğululara ve Hintlilere daha yakındırlar.

Dünyanın bu genetik haritası ile konuşma lisanlarının yayılışı paralellik gösterir. Teoriye göre milattan Önce 7500 yıllarında tarımın başlaması ve hayvancılığın gelişmesi ile birlikte Yakın Doğu’dan Avrupa’ya, Kuzey Afrika’ya ve Hindistan’a büyük göçler olmuştur. Bu büyük göç dalgaları üç ana dil gurubunun oluşmasına yol açmışlardır.

Diller arasındaki akrabalığa, bir başka deyişle dillerin tarihsel oluşumuna dayanan bu sınıflandırmada, ortak bir kökenden kaynaklandıkları varsayılan diller aynı öbeğe konulmuştur. Çelişkili olmalarına ve tam tatminkar açıklaması yapılamamasına rağmen bu üç dil grubu şunlardır:

(1) Hint-Avrupa dilleri, (2) Ural-Altay dilleri, (3) Hami-Sami dilleri.

Türk dilleri Ural-Altay ailesinin Altay öbeğindedir. Büyük dil öbeklerinin dışında sınıflandırılmalarına rağmen Kore, Japon ve Eskimo dilleri de bu aileden gösterilir. Hami-Sami dillerinin en belirgin örneği Arapça’dır. Çin-Tibet ve Kafkasya dilleri, Avustralya, Afrika ve Amerika yerli dilleri bu ana sınıflandırmanın dışmdadırlar.

Diller ayrıca dilbilgisi yapılarına göre de dört sınıfa ayrılır:

(1) Kelimelerin kısa kısa, ek almadan, cümle içindeki yerlerine göre anlam yüklendikleri diller (Çin, Vietnam, vb.);

(2) Zaman, kişi, olumsuzluk gibi tüm durumların fiilin köküne ek gelmesiyle türetilen diller (Türkçe);

(3) Dilbilgisi bağlantılarının fiil kökünde değişiklik yapılarak ifade edildiği diller (Hint-Avrupa, Hami-Sami);

(4) Sözcüklerle ekler birleştirilerek bir cümlenin tek sözcüğe dönüştürüldüğü diller (Eskimo). Örneğin Eskimo dilinde “takusariartorumagaluarnerpa” kelimesi “onun bununla uğraşmaya gerçekten niyetli olduğunu sanıyor musunuz” anlamına gelir.

Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin, daha az kullanılanlara göre az sayıda harfle yazılmaları, yani daha kısa olmalarıdır. Ayrıca hemen hemen bütün

lisanlarda vücudun kısımlarının ve organlarının isimlerinin bir çoğu kısa kelimelerle ifade edilir. Türkçe’deki baş, bel, kaş, göz, kas, dil, diş, el, kol, saç, aya, ten, diz, kan, boy, bel, kıl, vb. gibi.

Lisanın zenginliğinde milletlerin yaşadığı ortamın ve kültürün etkisi vardır. Eskimo’lar ata, sadece at demekle yetinirken Türklerde atın cinsine, yaşına, rengine göre değişik isimleri vardır. Ancak bizler de ‘kar’a sadece kar derken Eskimo dilinde karın ve yağışını tanımlayan 32 kelime vardır.

Hayvanlara sesleniş bile dillere göre değişir. Bir İngiliz tavuğunu “bili-bili” diye çağırırsanız anlamaz. İngilizler tavuğu “çak-çak” (chuck), Finliler “fibi-fibu” diye çağırırlar ama hemen hemen bütün dillerde tavuğu kovalama sesleri birbirlerine benzer; kış-kış, kuş-kuş, kş-kş, kiş-kiş...


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., asi, itaatsiz, kafa tutan, baş kaldıran,isyan eden. insubordination i. baş kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. esassız, hakiki olmayan, hayali; zayıf, kuvvetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekilmez, katlanılamaz, tahammül olunamaz. insufferably z. tahammül olunamayacak derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eksik, kiyafetsiz, yetersiz, ehliyetsiz. insufficiently z. yetersiz derecede. insufficiency i. yetersizlik, yetmezlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üzerine üflemek; içine üflemek, içine hava vermek. insuffla'tion i. üzerine veya içerisine üfleme veya hava verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adaya ait, adaya özgü; adada yaşayan; ayrılmış; dar fikirli; tıb. adacıklar halinde olan. insular'ity i. dar görüşlülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tecrit etmek, izole etmek, yalıtmak; ayırmak. insulating tape elek. izole bant. insula'tion i. tecrit, izolasyon. insulator i., elek. izolatör, fincan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Şeker hastalığına iyi gelen bir hormon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insulin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insulin, pankreas bezesinin çıkardığı bir madde (şeker hastalığında vücuda ilâç olarak zerkolunur).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hakaret, onur kırma, aşağısama, hor görme, kötü davranış; tıb. yara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tahkir etmek, hor görmek, fena muamele etmek, şerefini kırmak. insultingly z. aşağısayarak, hakaretle, onur kırarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başa çıkılmaz, yenilemez; geçilemez. insuperably z. başa çıkılamayacak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahammül edilemez, çekilmez, dayanılmaz; haksız. insupportably z. dayanılmaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bastırılamaz, önlenemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sigorta, sigorta etme; sigorta parası, sigorta taksiti. insurance broker sigorta acentesinde çalışan kimse. insurance company sigorta şirketi. insurance policy sigorta poliçesi. insurance premium sigorta primi. fire insurance yangın sigortası. hea

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sigorta etmek; emniyet altına almak; sigorta olmak; temin etmek. insurable s. sigorta edilebilir. insured s. sigortalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. asi, baş kaldıran, kafa tutan; i. ihtilalci, asi. insurgence, insurgency i. ayaklanma, isyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yenilemez, geçilemez, başa çıkılmaz, üstün gelinemez. insurmountably z. yenilemeyecek derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. isyan, ayaklanma, ihtilâl. insurrectional, insurrectionary s. isyan kabilinden. insurrectionist i. isyan taraftan, asi, baş kaldıran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusuz, hissiz; to ile hissetmez, etkisinde kalmaz; of ile çözümlenemez, yapılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انس و جن] insanlar ve cinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (biyol.) içine alma; (tıb.) bir kısım bağırsağın yanındaki kısmın içine girmesi; yiyecek gibi yabancı bir maddenin vücuda girerek doku haline gelmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kızılötesi (IR) ve RF kulaklarda, kablosuz ağ menzili dışına çıkıldığında ya da verici ile kulaklıklar arasında bir engel meydana geldiğinde rahatsız edici bir cızırtı duyulabilir. Otomatik Susturma, alınan sinyal yeniden kabul edilebilir bir seviyeye gelinceye kadar bu gürültüyü susturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bazı mürekkep makamların sonunda kullanılan bir dörtlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hakkuşu, Fars. mürg-ı şeb-Avîz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Işın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

functional. physiological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

functional. functional fonksiyonel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

functional. clinical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idle. with nothing to do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) yayınlama, yayın, basım; konu, müzakere konusu, mesele, sorun; sonuç, netice; (mecmua) sayı; boşalma yeri; boşalma, çıkış; donatma, tevzi, dağıtım; çocuklar, nesil; (tıb.) cerahat; (f.) dışarı çıkmak, dışarı akmak; sonuç vermek; husule gelme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yiyip içmek, gününü gün etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.). 1. Bir ışık kaynağından çıkan ışıklarla bir ekran üzerinde bir görüntü meydana getirme işi veya böylece meydana gelen görüntü. 2. (matematik) İzdüşüm düzlemi denilen bir düzlem üzerinde, bazı geometri kaidelerine uyularak, bir cismin gösterilmesi, Ar. irtlsâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection. projection. projection projeksiyon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yerkürenin katı dış kabuğuna (litosfer) ait kimyasal özellkleri kapsar. (Çeşitli kimyasal bileşimdeki mineraller ve bunların ayrışma ürünleri olan kimyasal elementler.)

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cizvit, 1534'te İspanyol Ignatius Loyola'nın kurduğu tarikata bağlı kimse; entrikacı kimse, düzenbaz kimse. Jesuit'ical s. Cizvit gibi; entrikacı, düzenbaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hazreti İsa. Jesus! (ünlem) Allah Allah! Jesus Christ İsa Mesih. Society of Jesus Cizvit cemiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Japanese art of self- defense without weapons, now widely used as a system of physical training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It depends for its efficiency largely upon the principle of making use of an opponent's strength and weight to disable or injure him, and by applying pressure so that his opposing movement will throw him out of balance, dislocate or break a joint, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It opposes knowledge and skill to brute strength, and demands an extensive practical knowledge of human anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. jujitsu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hem bir idman sistemi hem de silahsız savunma sanatı olan Japon güreş metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. jujitsu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tulum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hukuk bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endless questioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wireless. cordless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wireless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Wi-Fi® ya da Kablosuz teknolojiye sahip aygıtlar yerel alan ağına bağlanabilir ve fiziksel (kablolu) bağlantı gerekmeden veri gönderebilir/alabilir. Dizüstü, vb. gibi birçok aygıt ‘Wi-Fi® Teknolojili’ olacaktır – bu, sözü geçen aygıtların her zaman tam donanımlı olacağı ve erişime izin veren herhangi bir yerel alan ağına bağlanabileceği anlamına gelir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

‘Fotoğraf makinesinden bağımsız’ adı verilen uzak flaş ünitelerine, fotoğraf makinesi gövdesine bağlantı kablosu gerekmeden otomatik olarak komut verilebilir. Pozlama ve flaş güç düzeyleri en iyi sonuçları vermesi için fotoğraf makinesi tarafından otomatik olarak ayarlanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabuğu olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without bark. without skin. without shell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without bark. rindless. shelled. circumcised. soft fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damn with!. down with !.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tepesi sivri başlık, külah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reveille.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Çin’in kuzey batısında önemli bir sınır kenti. 2.Çin’de müslümanların en çok bulunduğu eyalet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kanunu olmayan. 2. Kanuna aykırı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorderly. illegal. unlawful. lawless. illegitimate. illicit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegal. unlawful. not covered by a law. lawless. against the law. undue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kanuna aykırılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawlessness. nonexistence of law. unlawfulness. illegality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claustrophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). T. Laboratuvarlarda kullanılan kâse biçimindeki kap. 2. (botanik) Bazı bitkilerde, içinde tohumun bulunduğu kuru kabuk. 3. (tıp) Bazı ilâçların, yutulmak üzere içine konduğu jelatinden kapçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fransızca: capsule). 1. Çakmaklı tüfekten sonra icad olunan eczalı tüfek ve tabancaları ateşlemek için eczayı hâvî ince tenekeden ufak mahfaza. 2. Pek acı ve lezzetsiz bazı ilâçları hâvî olarak yutulmak üzere hazırlanmış, yumuşak mahfaza: Hintyağı kapsülü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capsule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capsule. primer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capsule. primer. cachet. detonator. explosive fuse. gasket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kapsül denen, eczayı hâvî mahfazacık vasıtasıyle ateş alan: Kapsüllü tüfek, tabanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captain's bridge. bridge of boats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. musiki). Klasik Türk musikisinde bir kâr çeşidi. Bu çeşit büyük ve uzun kâr’da, eserin güftesindeki makam adları geçtikçe o makam yapılır ve bu şekilde birçok makam dolaşılır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünya tarihinde kedilerden başka, önce tanrılaştırılan, sonra şeytanla özdeşleştirilip soykırımına uğrayan, sonra da tekrar evin baş köşesine yerleştirilen hiçbir canlı türü yoktur.

Bir insanın önünden siyah renkli bir kedi geçmesinin uğursuzluk getireceğine ilişkin inancın kaynağının milattan önce 3000’li yıllara, eski Mısırlılara dayandığı biliniyor. O devirde kediler kutsal bir canlı olarak görülüyordu. Hatta siyah dişi kedilerin tanrıça olarak kabul edildikleri kazı çalışmaları sonucu çıkan duvar kabartmalarından anlaşılmaktadır.

O devirde Mısır’da kedileri hastalık ve ölümden korumak için kanunlar bile yapılmıştı. Evin kedisinin ölmesi aile için bir felaketti. Aile fakir veya zengin olsun fark etmez, kedi mumyalanır, çok güzel kumaşlara sarılır, hatta mezarında yanına kıymetli taş ve madenler bırakılırdı.

Kedilerin Mısırlıları bu kadar etkilemesinin sebebinin çok yüksek yerden düştükleri zaman bile yara almadan kurtulmaları olduğu sanılıyor. Kedinin dokuz canlı olduğu inancı o zamanlarda gelişmiştir.

Medeniyetler geliştikçe insanlarda kedi sevgisi de arttı, Hindistan’da, Çin’de kediler insana en yakın hayvan oldular. O devirlerde, bugünkü inanışın aksine kedinin birisinin önünden geçmesi o kişi için şans demekti.

Kedilerden, özellikle siyah kedilerden nefret, Hıristiyanlığın kendinden önceki kültürleri ve onların sembol kabul ettiği şeyleri yok etme güdüsü ile ortaçağda, İngiltere’de başladı. Bağımsız, bildiğini yapan, “inatçı” ve “sinsi” karakteri, sayılarının da şehirlerde aşırı artması ile birleşince, kediler gözden düştü.

O yıllarda evinde kedi besleyenler yalnız yaşayan fakir ve yaşlı kadınlardı. Yine o yıllar büyücü ve cadı inancının tüm Avrupa’da histeriye dönüştüğü yıllardı. Siyah kedi besleyen bu kadınların kara büyü yaptıklarına dair kampanyalar başlatıldı. Siyah kedilerin geceleri şeytana dönüştükleri konusunda korku dolu halk hikayeleri üretildi.

Cadı konusu bir paranoyaya dönüşünce birçok zavallı kadın kedisi ile birlikte yakıldı. Fransa’da kral 13. Louis bu uygulamayı yasaklayana kadar her ay binlerce kedi yakıldı. Sonra da kedilerin popülaritesi tekrar yükselerek arttı. Boşuna dememişler kediler dokuz canlıdır diye.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

territorial waters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarantine period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. (tıp). En çoğu gözün iç basıncının çoğalmasıyle kendisini gösteren bir göz hastalığı. 2. Ağır akan su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slow flowing water. glaucoma glokom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Ağır akan su. 2.Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösteren körlüğe neden olabilen bir göz hastalığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Karbon atomlarının fiziksel, jeolojik, kimyasal ve diğer süreçler sonucunda atmosfer, okyanuslar, yeryüzü vb. arasındaki dolaşımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransızca charismatique "Etkileyebilecek özellikte olan." anlamındaki bu söz için etkileyici karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. charismatique

etkileyici

Etkileyebilecek özellikte olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pelican.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cacho): Kaşu akasyasının odunundan elde edilen bir maddedir. Kahverengi, kokusuz bir kütledir. Soğuk suda kısmen, sıcak suda ve alkolde tamamen çözünür. Kullanıldığı yerler: İshali keser. Vücuda kuvvet verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekmek ile beraber yenilen şey, ekmeğe katılan peynir, yemek vs. Katıksız ekmek pek aç olmadıkça boğazdan geçmez. Katık bahası = Vaktiyle işçiye ve askere katık bedeli olarak verilen belirli para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

something eaten with one's bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a food eaten with bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Müsemmen usûlüne bir zamanlar verilmiş uydurma ad. bk. Müsemmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unadulterated. pure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solitary confinement with bread and water as food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kesin olarak, kesinlikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Yer küre bir uçta kalmak üzere, yerin, güneşin ve herhangi bir gezegenin bir doğru üzerine gelmeleri, İçtima.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjunction içtima.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Yeryuvarlağı bir uçta kalmak üzere yerin güneşin ve herhangi bir gezegenin bir doğru üzerine gelmeleri. 2.İçtima. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Dünyada bir şeye aldırmayan, endişe duymayan, lâkayd, lâübali: Kaygusuz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kişi yolsuz olduğunu bildiği bir işi yaparken kendini mazur göstermek için bahane uydurur. Atasözü

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Suyu, suya girmeyi, yıkanmayı sevmeyen kedilerin balığı niçin sevdiklerine gelmeden önce kediler sudan gerçekten mi nefret eder ona bir bakalım. Kedilerin sudan nefret ettikleri inancı doğru değildir. Mısır’da evcilleştirilmelerinden önce yaşadıkları ortam su kenarları idi.

Su, kedinin tüylerini ıslatır ve bu da kedinin soğuğa karşı olan direncini azaltır. Eğer bulunduğu yerin hava şartlarına göre bu kedi için önemli ise ıslanmaktan kaçınır. Sıcak iklimlerde yaşayan aslan, kaplan, jaguar gibi akrabaları sudan kaçınmazlar. Kaplan ve jaguarlar sudaki bir avı veya düşmanı yakalamak için hiç düşünmeden suya atlayabilirler. Soğuk bölgelerde yaşayan kar leoparı gibi akrabaları da gerekirse suya girerler ama derin yerlere yaklaşmazlar.

Kedilerin sudan uzak durmalarının diğer nedenleri, zaten temiz bir hayvan olmaları, biraz kaprisli biraz da tembel olmaları ve suya girmenin menfaatleri açısından bir anlam ve amaç taşımamasıdır. Bir taraflarına su değdiğinde bütün vücutlarını yalayarak temizlemek zorunda kalmaları da cabası. Aslında kediler de diğer bir çok hayvan gibi suda gayet iyi yüzebilirler. Van ve Ankara kedileri diğer cinslere göre suyu daha çok severler.

Köpekler böyle değillerdir. Sahibi denize bir sopa veya küçük bir top attığında onu alıp geri getirmek için hiç düşünmeden, mutlu bir şekilde suya atlarlar. Karaya çıktıklarında silkelenerek etraftakilere de duş yaptırırlar. Ne var ki su, köpeklere kedilerden daha fazla zararlıdır. Köpek derisinde ter bezleri yoktur, sadece bol miktarda yağ bezi vardır.

Köpekler insanlarda olduğu gibi ısı düzenlemesi için terlemezler, ısı ayarını solunum sistemleri ile yaparlar. Çok yıkanırsalar deri kurur ve çatlar. Belki bu nedenle köpekler suya girdikten sonra tozlu topraklı yerlere gidip yatarlar.

Ev kedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere de olan düşkünlüğünün nedeni evcilleştirilmeden önce Nil vadisinde balık, kurbağa, küçük kuşlar ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılarda kedileri evcilleştirme düşüncesini yaratan da bu fare yakalamadaki ustalıkları olmuştur.

Günümüzde bile kedinin kuzey Hindistan ve güneydoğu Asya’da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında dolaşarak balık avlarlar. Patileri ile balıkları sudan dışarı atar, bu arada gerekirse tamamen suya da girerler. Ev kedileri, özellikle yavru olanları havuz veya akvaryumlardaki balıklara karşı aynı eğilimi gösterirler, bu amaçla ıslanmaktan da pek kaçınmazlar.

Yunanlı tarihçi Siculus eski Mısır’ı anlatırken kedi bakıcılarının onları ekmek ve sütle beslediklerinden, Nil nehrinden getirdikleri balıkları çiğ olarak yedirdiklerinden bahseder. Günümüz kedilerinin balık merakının vahşi atalarından gelen genlerden, süt zevkinin ise Mısırlı bakıcıların yarattığı beslenme alışkanlığından kaynaklandığı anlaşılıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word accent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Pek ufak yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi, hareketli nesnelere net şekilde odaklanılması için ‘burst’ çekimi sırasında kesintisiz olarak otomatik odaklanmayı ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Çok kâr eden, çok kazanan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keçap, baharatll domates sosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. fizik). Mekanik ilminin cisimlerin hareketlerini, yörünge, hız ve ivme gibi hususlar bakımından inceleyen kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematics. kinematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lime pit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lime juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hibernation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fancy-dress ball. costume ball. fancy dress ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tabby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (uyd. k.). Ciğerotlarında ve yosunlarda olduğu gibi, bitkinin kökü andıran ve tutunmasına yarayan kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kökü olmayan. 2. mec. Temeli, mesnedi, dayanağı, aslı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rootless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rootless. baseless. unfounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kokusu olmayan, koku neşretmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odourless. scentless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scentless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brachiopods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torso. trunk. sleeveless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KONŞI) (i.). Yakın yerde oturan, yaşayan kimsa. Kıpı bir komşu = Kapıları bitişik, çok yakın komşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

next-door. vicinal. neighboring. neighbouring. neighbor. neighbour. adjacent. contiguous. flanking. neighbor. neighbour. jones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighbour. neighbouring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow. neighbour. neighbouring. contiguous occupier. vicinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Komşu olma hâli, yakınlık: Komşuluk hakkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighborliness. neighbourliness. contiguity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighbourhood. neighborhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighbourliness. vicinage. vicinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Baldıra gelecek kısmı olmayan: Konçsuz ayakkabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. consensus

uzlaşma

Uzlaşmak durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. İ. tarih). 1. Roma cumhuriyetinde her yıl seçilen iki devlet başkanından her biri ki, imparatorluk devrinde yüksek bir pâye olmuştur. 2. İ799’dan 1804’e kadar Fransa’daki üç devlet başkanından her biri ki, birincisi, cumhurbaşkanı makamında idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir hastalığı teşhis etmek ve tedavi şeklini kararlaştırmak için birkaç doktorun toplanıp müşavere ve müzakereleri, Osm. müşâvere-i tıbbiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultation. consultation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical consultation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Konu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lallophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Mobil cihazlarda, şarj edilebilir bataryanın tam olarak dolduğu andan, tükenene kadar hiç durmadan görüşme yapıldığında geçen süredir. Bu süre, en başta baz istasyonuna yakınlık olmak üzere çeşitli nedenlerle değişiklik gösterebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Konuşma fiiline mevzû olmak: O İş hakkında şimdi konuşulmaz, bu akşam konuşulacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be discussed. to be spoken about. to be mentioned. to talk. to converse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puppy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puppy. whelp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir memleketteki diplomatların tamamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomatic corps. corps diplomatique. diplomatic body. consular corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkusu olmayan, korkmaz, pervasız: Korkusuz adam. Korkusuz yol, korkusuz ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearless. dauntless. intrepid. unafraid. safe. courageous. stalwart. undaunted. unflinching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. dauntless. fearless. intrepid. reckless. stalwart. undaunted. unflinching. courageous. daring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearless. intrepid. safe. audacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Emniyet, selâmet, tehlikesizlik, sağlamlık. 2. Cesurluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearlessness. adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verjuice. the juice of unripe grapes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Hızla yürüyüş, koşuş: Bir koşu koparmak. 2. Yarış: Koşu atı = Yarış atı. Koşu ödülü = Yarış mükâfatı. Koşu yolu = Yarış yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run. running. race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

race. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trotter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

race horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

race track. racing track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Koşan, yarışan. 2. Çok İyi koşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Koşma’ya Türkistan’da verilen ad. bk. Koşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condition. state. term. circumstance. requirement. string. provision. proviso. stipulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circumstance. condition. provision. reservation. string. stipulation. clause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conditioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be conditioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conditional. conditioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Acele ile yürünmek. O kadar koşulmaz; öyle koşulur mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eklenmek, izâfe olunmak, yakıştırılmak, Isnâd edilmek: Tanrı’ya ortak koşulmaz. 2. Birlikte gönderilmek, eşliğinde bulundurulmak: Kendisine birkaç süvari koşuldu. 3. Hayvan erabaya, sapana vesaireye takılmak, bağlanmak: Bu at tek koşulmaz, hem çift, hem tek koşulacak bir hayvan istiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

categorical. unconditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconditional. without reservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hayvanın arabaya takılması, araba ve ona benzer tekerlekli şey çekmesi. Koşum atı = Araba atı. 2. Araba ve ona benzer şeylere takılan hayvanın takımı: Araba ile atı ucuz aldıysa da koşumu pahalı geldi. Güzel bir koşum almış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draft animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coupling. harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kösünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harnessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koşulmuş, birlikte sevkedilmiş halk, asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (dişi hayvan). Erkeğine talip olup kızmak, azmak: Kısrak, koyun kösünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «koşulmak» tan). 1. Bir adamın arkası sıra gidenler, gayretkeşler. 2. Arkadaşlar, yardakçılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koşmak işi ve şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running hither and tither. agitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hep birlikte ve birden koşmak, üşüşmek, üstüne düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run / to rush together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bustle. chase. to bustle about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run hither and yon. to rush from one place to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parallel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Yarım seslerin biribirini takip ettiği dizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chromatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanat yapıtında “renkli” anlamında niteleyici olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an armful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abase. degrade. demean. disgrace. humiliate. mortify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to humiliate sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.) (musiki). Türk musikisinde 2 ilâ 15 zamanlı usullerin hepsine verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frowziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toy theater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kulağa kaçan suyu çıkarmak için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tatlı bademyağı.

Hazırlanışı : Kulağa 3 damla tatlı bademyağı konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Kültürü olmayan, cahil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illiberal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowbrow. uncultured. uneducated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncultured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde basit makamların teşkiline yarıyan 6 çeşit dörtlüden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KÜRSİ) (i. A.) (c. kerâsî). 1. Oturulacak yüksekçe yer: Camilerde vâızın ve medreselerde müderrisin oturduğu yer; birkaç basamakla çıkılırdı. 2. Taht, Ar. serîr, erîke. 3. Makam, vazife: tedris, hitabet, kürsüsü. 4. Arş’ın altında olduğuna inanılan gökyüzü tabakası. 5. Merkez: Kürsî-i hükümet: Başkent. 6. Kaide, ayaklık: Bu direğin kürsüsü çok sağlam. 7. Üniversitelerde müstakil bir ders teşkil eden branş: Türk Tarihi Kürsüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desk. chair. professorial chair. professorship. pulpit. stand. bench. dais. green table. rostrum. tribune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chair. lectern. platform. pulpit. rostrum. podium. professorship chair. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rostrum. chair. pulpit. podium. teacher's desk. cushion. dais. platform. seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlam, iyi ve oturaklı: Kürsülü yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pb senbolü ile gösterilen, yoğunluğu 11,3 olan yumuşak bir eleman. 2. Tüfek ve tabanca ile atılan mermi ki, kurşundan dökülür. Kurşun madeninden yapılmış: Kurşun boru, kurşun tahta, kurşun damga. Kurşun atmak = 1. Silâh boşaltmak: Oradan geçerken haydutlar bize kurşun attılar. 2. Çarpışmada bulunmak, düşmanlık etmek: Birbirlerine kurşun atıyorlar. 3. Nişana vurmak: Kurşun atmaya çıkmışlar. 4. mec. Hırsla istemek. Kurşun tavası = Kurşun eritecek küçük demir tava. Kurşun çıkaracak, sökecek = Tüfek ve tabancadan kurşunu çıkaracak burgu, horozayağı. Kurşun dökmek = Kurşun eritip hastanın üstünde su ile dolu bir kâseye dökerek gûyâ nazarın tesirini bozmak. Kurşuna dizmek = Askerî idam cezasını icra etmek, bir takım askere kurşun attırarak mahkûmu öldürtmek. Kurşun sirkesi = Kurşun asidi. Şeytan (ın) kulağına kurşun = Gıbtaya değer bir hâl söylenirken «münafık kulağına gitmesin» mânâsında kullanılan tâbir. Kurşuntuzu = Kimyada bir tuz. Kurşunkalem = Dışarısı tahta ve içerisi grafit kuru kalem ki, kâğıda sürülünce siyah çizgi bırakarak yazar. Boyalı kurşunkalem ™ Bu kalemin siyahtan başka renklerde yazanı, Kurşun gibi = Pek ağır. Kurşun merhemi = Bir çeşit cıvalı merhem.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Pb

Atom Numarası: 82

Kütle Numarası: 207,2

Yoğunluk: 11,34 g/cm3

Erime Sıcaklığı: 327,46 °C

Kaynama Sıcaklığı: 1749 °C

Mavi-beyaz renkli, çok yumuşak, çürümeye karşı çok dayanıklı bir metaldir.

Radyoaktif maddeleri depolamak için ve radyoaktif ışınıma karşı kalkan olarak kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plumbic. bullet. lead. projectile. saturn. plumbo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullet. round. lead. sinker. leaden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead. bullet. lead seal. leaden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil. lead pencil. black lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lividity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kurşun döken ve satan adam. 2. Hastalara kurşun döken: Kurşuncu kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurşun renginde, açık kül renginde, sincâbî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaden. dull grey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grey. gray. leaden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kurşunla kaplamak, kurşunla örtmek. 2. Kurşunla damgalamak: Gümrükte bazı malları kurşunlarlar. 3. Kurşunla vurmak: Dün gece bir adamı kurşunlamışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover sth with lead. to lead with a lead seal. to shoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kurşunla kaplanmak, örtülmek. 2. Kurşunla damgalanmak. 3. Kurşunla vurulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be covered with lead. to be sealed with a lead seal. to be shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurşunla örtülmüş: Kurşunlu cami, hamam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaded. leady. plumbiferous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing lead. sealed with a lead seal. lead-covered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unleaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haricot bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurumu olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuskunu olmayan (at). 2. Perişan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admittedly. certain. doubtless. easily. indubitable. secure. unsuspecting. trustful. of course. certainly. surely. no doubt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuspecting. trusting. definite. absolute. certainly. doubtless. easily. by all means. and no mistake. open and shut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hayvanlar aleminde genellikle dişiler erkeklerini seçerler. Bu nedenle erkek cazip olmak zorundadır. Sadece dış görünüşü ile değil kuşlarda olduğu gibi özellikle çiftleşme zamanında sesleriyle, yani ötüşleriyle de rakiplerinden üstün olmaları gerekir.

Dişileri cezbetmek için bu kadar gösterişli olmak erkekleri düşmanları için çok kolay bulunan bir av haline getirir. Dişiler kendilerini tabiat içinde veya yuvalarında gösterişsiz renkleri ile daha iyi saklayabilir, düşmanların dikkatlerini çekmezken çoğunlukla erkekler hedef olurlar.

Aslında tüm kuşlar memeli hayvanlardan daha güzel ve süslüdürler. Bu, kuşların tüylerindeki melanin denilen bir maddeden kaynaklanmaktadır. Bu madde insanın saç ve derisinde de vardır ama miktarı kuşlardakine oranla çok azdır.

Hayvanlar dünyasında güzellik ve renklilik önemli bir iletişim aracıdır. Çevresindekilere büyüklük, güç, yaş ve cinsiyet konularında fikir verir, etkiler.

İnsanların aksine hayvanlarda erkek daha güzeldir, dişisinden görünüm ve ebat olarak farklıdır. Erkek geyiğin gösterişli boynuzları, erkek aslanın yelesi, horozun ibiği hep ya düşmana karşı veya sürü içinde liderlik yarışındaki rakiplerine karşı etkileyici bir silahtır.

Kuşlarda erkeklerin daha iri olmaları, parlak renkleri ve kuvvetli ötüşleri bir açıdan da yuvayı savunma sorumluluğunu taşımalarındandır. Bu özellikler ne kadar kuvvetliyse düşman o kadar ürküp çekinebilir, o yuvayı bırakıp daha başka kolay avlara yönelebilir.

Güzellik ve gösteriş sadece kelebeklerde güzel olma amacına yöneliktir. Onlar ömürlerinin büyük bir kısmını kuluçka devrinde geçirdiklerinden, kelebek şeklindeki kısacık yaşamlarında bu kadar güzel olmaları da haklarıdır doğrusu.

Hayvanlar aleminde kuşların en çok ötenleri de erkeklerdir. Bunu hem dişi kuşu davet hem de hakimiyetleri altında olan alanları belirtmek için yaparlar. İüphesiz dişi kuşlar da en çok öten erkeği tercih ederler. Bu tercih tabii ki erkeğin sesinin güzel olmasından dolayı değil güçlü olmasından, hakimiyet sahasının geniş olmasından ve daha fazla yiyecek imkanına sahip olmasındandır.

Tabiatın kanunu dişi kuşlar için de geçerlidir. Erkeklerini zengin ve güçlü oldukları için seçerler.

Aslında erkekler yiyecek bulmak için çok zaman harcamazlar, onlar daha çok öterler. İunu da ilave edelim ki, memeli hayvan türleri içinde sadece yüzde 3’ü tek eşli iken kuş türleri içinde tek eşlilik oranı yüzde 90’dır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güceniklik, dargınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küşâd ve küşâde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güneş tutulması:Ay’ ın araya girmesiyle güneşin tamamen veya kısmen örtülmesi: Küsûf-ı küllî, küsûf-ı cüz’İ, küsûf-ı dairevî (Ay’ın tutulmasına «husûf» denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kusulmuş: Kusuk şey. Kusmuk = Kusulan şey: Kedi kusmuğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yendikten sonra ağızdan geri çıkarılmak: Kusulan şey meydanda bırakılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gücenik, dargın, bozuşuk, Ar. münfail, muğber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (dişi hayvan). Erkeğini isteyip kızmak, azmak: Kısrak, koyun küsünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kusulan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KUSUR) (i. A.). 1. Eksiklik, noksan: Ben çalışmada kusur etmedim, kusur bırakmadım. 2. Ayıp, özür, sakatlık: Bu atın, binanın bir kusuru olmasaydı sahibi elinden çıkarmazdı. 3. Suç, kabahat, kötülük: Benim kusurum nedir? Bir kusur mu ettim? 4. ihmal, müsamaha, gevşeklik, keyifsizlik, tedbirsizlik: İnsan vazifesinde kusur etmemeli. 5. Artan kısım, fazla, bakıyye: Şu kadarını bana gönderin, kusuru sizin olsun. 6. Satın alınan şeyin kıymetinden fazla olarak verilen paradan geri alınması lâzım gelen miktar: Liranın kusurunu vermediniz (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. kasr). Kasrlar, saraylar, bk. Kasr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. kışr). bk. Kışr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kesr). Kesirler. bk. Kesir (cem’ül-cem’i: küsûrât). KûSURAT (I.). Küsûrlar, bk. Küsûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defect. fault. deficiency. vice. taint. failing. failure. blame. imperfection. infirmity. inaccuracy. blemish. cavil. culpability. defalcation. default. demerit. flaw. freckle. gaff. remissness. scar. shortcoming. stigma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blot. defect. deficiency. failing. fault. flaw. imperfection. offence. shortcoming. taint. blemish. offense. disadvantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fault. defect. deficiency. drawback. flaw. imperfection. shortcoming. disadvantage. blame. blemish. blot. structural defect. delinquency. demerit. faux pas. gall. hole. inaccuracy. legal negligence. misdemeanour. oversight. sin. taint. weakness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fractions. remainder. odd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odd. remainder. what is left over. and a bit. and then some. odd- come shorts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قصور] kasırlar. 2.eksiklik, hata, ihmal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to find fault with sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ihmalde bulunmak, hata yapmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fractions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remainder. what is left over. fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Odd Lot Orders)

İşlem biriminin ihtiva ettiği hisse senedi sayısından daha az miktarlar için verilmiş emirlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir ayıp ve noksanı olan: Kusurlu hayvanı alıp da ne yapalım? 2. Bitmemiş, eksik: Kusurlu bir binâ. 3. Artanı ve iade olunacak kısmı olan: Kusurlu hesap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blamable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiss. blameworthy. defective. faulty. imperfect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defective. faulty. imperfect. flawed. at fault. in the wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malformation. wantonness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kusuru olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faultless. perfect. excellent. blameless. accomplished. beyond reproach. capital. clean. correct. final. flawless. ideal. immaculate. impeccable. indefectible. irreproachable. precise. free from taint. taintless. thorough. thoroughgoing. unblemished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faultless. perfect. excellent. blameless. accomplished. beyond reproach. capital. clean. correct. final. flawless. ideal. immaculate. impeccable. indefectible. irreproachable. precise. free from taint. taintless. thorough. thoroughgoing. unblemished. defi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flawless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flawlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crown. faultlessness. impeccability. perfection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean hands. exactitude. perfection. profundity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get cross with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gevşek, sülpük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Siyah ve pek ufak taneli bir üzüm çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğursuz, meymenetsiz, Ar. menhûs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kutsuz olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyruğu olmayan, güdük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tailless. acaudal. brushless. rumpless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Muhtelif kurbağa çeşitlerini içine alen takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کثوف] güneş tutulması. 2.tutulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کسور] kesirler. 2.parçalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Lat.) hata, yanlış, yanıltı. lapsus calami kalem hatası. lapsus linguae dil hatası, ağızdan kaçırma (söz) lapsus memoriae hafıza hatası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşatmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna ‘Coriolis’ kuvveti diyorlar. Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olamayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40.000 kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutuptakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak be. dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşalmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna “Coriolis” kuvveti diyorlar.

Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olmayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40 bin kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutupdakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak bu, dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dava.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekstra büyük, geniş LCD dokunmatik ekran güneşli açık mekanlarda bile mükemmel renk, kontrast ve ayrıntılara sahip net görüntüler sağlar. Fotoğraf makinesi ayarları doğrudan dokunmatik ekran üzerinden yapılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir pikselin açılması ya da kapanması için geçen süre

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. boş vakit; işsizlik, serbestlik, fırsat; s. serbest, boş. at leisure serbest, boş vakti olan; acelesiz. at one's leisure vakti olduğu zaman. leisured s. boş vakti olan, işsiz, atıl. the leisured class çalışmayan sınıf, aristokrat sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. acelesiz iş yapan; acelesiz yapılan; z. yavaş yavaş, sükünetle, acele etmeden.leisureliness i. ace- lesiz hal, acelesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lenfa sistemi normalden çok gelişmiş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lymphatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Düşman askerini kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. liposuction

yağ aldırma

Vücuda şekil vermek amacıyla fazla yağların belli yöntemlerle alınması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Yunanca). İskorpit balığının küçük bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logarithmic tables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logarithmic tables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahammüllü, sabırlı, azap çeken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alçak basınçlı; meteor. normalden aşağı basıncı belirten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yapışma, yapışıklık (lüsuk gibi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Yapışma, yapışıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumu olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inutile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needless. redundant. superfluous. unnecessary. uncalled-for. superfluous gereksiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unnecessary. unneeded. needless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumsuz olan şeyin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needlessness. unnecessariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needlessness. unnecessariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay roll. pay list. salary roll. pay bill. payroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay roll. pay list. salary roll. pay bill. payroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAA’T-TEESSÜF) (I.). Teessüfle, esef ederek, üzüntüyle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مع التأسف] ne yazık ki, üzülerek, maalesef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine shaft. pit head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Madencilik çalışmalarının sonucunda, bitki örtüsünü ve su kaynaklarını kirletici etkiye sahip materyel, özellikle kaya ve maden artıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epsom salts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epsom salts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغصوب] gaspedilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gışş» dan imef.) (mü. mağşûşe). Hâlis ve sâf olmayan. Karışık, mahlût, hileli. Slkke-i mağşûşe = Az gümüş karıştırılmış bakır para.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغشوش] karışmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hesâb» tan imef.) (mü. mahsûbe). Sayılmış, hesap olunmuş, hesaba geçirilmiş, hesaba dahil: Emrinizle verdiğim parayı alacağınıza mahsûb ettim; bu para o hesaba mahsûb değildir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محسوب] hesap edilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sayarak, sayılmak üzere, hesaba geçirilerek: Maaşınıza mahsûben şu kadar lira verdim; borcunuza mahsûben bana birkaç lira verin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to the account of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking it out of. payment on account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to the account of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking it out of. payment on account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hased» den imef) (mü. mahsûde). Haset olunan, kıskanılan, herkesin haset ettiği, herkesin hasedini çekecek halde olan: Mahsûd-i akrân oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasad» dan imef.) (mü. mahsûde). Biçilmiş ekin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husul» den imef.) (mü. mahsûle). Hâsıl olan, vücude gelen, husul bulan. (i. A. c.) Mahsûlât. 1. Topraktan yetiştirilen hububat ve ürünler: Bu yılın mahsûlâtında bereket var; buğday, arpa, üzüm, tütün mahsulü. 2. Evcil hayvanlardan elde edilen ürünler; süt, yağ ve yapağı gibi: Dağlık yerlerin hayvan mahsulü fazla olur. Sanayiden elde edilen çeşitli maddeler: Fabrika mahsulü; ingiltere’nin başlıca serveti sanayi mahsûlâtıdır. 4. Bir kalem veya daireden belirli bir müddet içinde yazılan evrak: Her günün mahsulü akşam toplanır. 5. Hulâsa: Bu şiirin mahsûlü. MahsOlât-ı kimyeviyye = Kimya vasıtasıyla vücude gelen ve kimyaya alt olan çeşitli maddeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ingathering. product. produce. crop. outturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crop. production. result. product. produce. harvest. yield. fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crop. emblements. fructus. fruit. growth. harvest. increase. outturn. produce. product. result. spoils. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محصول] ürün, sonuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mahsul, ürün veren, verimli, bereketli: Orası mahsûl-dâr yerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mahsul). Mahsuller, (bk.) Mahsul,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mahsul, ürün veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mahsulü, ürünü olmayan, verimsiz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güçlendirilmiş, güçlü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to the credit of the account. entered in an account set-off. stoppage. deduction for a counterclaim. debit note. deduction. offsetting entry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verrechnet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to the credit of the account. entered in an account set-off. stoppage. deduction for a counterclaim. debit note. deduction. offsetting entry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verrechnet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Netting Between Different Markets)

Üyelerin, bir piyasadan doğan alacaklarını talimatları doğrultusunda diğer bir piyasa işleminden doğan borçlarını ödemede kullanabilmeleridir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set-off. offsetting. to enter in an account. to charge off / to deduct losses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set-off. offsetting. to enter in an account. to charge off / to deduct losses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasr» dan imef.) (mü. mahsûre). 1. Muhasara olunmuş, kuşatılmış, muhasara altında bulunan: O kalede üç ay mahsûr kaldılar; şehir mahsûr idi. 2. Hasrolunmuş, sınırlanmış: Onun nüfuzu kendi köyüne mahsûrdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confined. cut off. stuck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuck in. confined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confined. cut off. stuck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuck in. confined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محصور] kuşatılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hiss» ten imef.) (mü. mahsûse). Hissolunan, duyulan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûs» tan imef.) (mü. mahsûsa). 1. Başkasında bulunmayan, yalnız birine ait olan, münhasır: Bu türlü yazı yazmak ona mahsûstur; bu tönbeki Şİrâz’a mahsûstur; onun, kendine mahsûs bir Adeti vardır. 2. Birisine ayrılmış bulunan, biri için ayrılmış, husûsî: O at efendiye mahsûstur; bu oda misafirlerin yatmasına mahsûstur. 3. Lâyık: Oyuncak, çocuklara mahsûstur; enfiye çekmek ihtiyarlara mahsûstur. 4. Ayrı, müstakil, hâs: Bu hastalık için mahsûs doktor vardır; bu ameliyat için mahsûs Aletler vardır. 5. Ayrıca, bilhassa, özellikle, hususî surette, sırf: Ben mahsûs sizi görmeye geldim; mahsûs eğlenmeye çıkmış; kendilerine mahsûs selâm ederim. 6. isteyerek, tabiî ve mecburî olmayarak: Oynarken topu mahsus düşürdü; o kâğıdı mahsûs oynamadım. 7. Yalandan, doğru olmadığı halde, ciddî olmayarak, sadece eğlenmek için: Ben mahsûs öyle söyledim; mahsûs bilmez gibi oldum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particular. peculiar. purposely. peculiar to. proper to. reserved for. intentionally. on purpose. just for fun. for fun. in jest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peculiar to. special to. unique to. reserved for. set aside for. appropriate. especial. intentional. particular. peculiar. purposely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مخصوص] özgü, ayrılmış. 2.bilerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخصوص] hissedilen, hissedilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hususî surette, ayrıca: Bu yazıyı mahsûsan sizin için yazdım; odaların pencerelerini mahsûsan az yaptırdım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAHSÜSİ YYET) (i. A.). Mahsûs olma, mahsûs olan şeyin hâli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hasat edilmiş, ekini biçilmiş. Biçilmiş ekin.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقصود] istenilen, maksat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kasdolunan, istenilen şey, istek. Maksad, niyet, murat. 2.Varılmak istenen y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Maksud).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kısm» dan imef.) (mü. maksûme). 1. Ayrılmış, bölünmüş, kısımlara bölünmüş. 2. (matematik) Bölüm işleminde bölünen sayı. Makıumualeyh = Bölünenin kaça bölüneceğini gösteren sayı, bölen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ayrılmış, bölünmüş. Kısmet. Rızk-ı Maksum; Allah tarafından takdir edilmiş rızık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Maksum).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kasr» dan imef.) (mü. maksûre). 1. Kasredilmiş, sınırlı, mahdut, münhasır. 2. (e.) Uzun olmayan, medsiz olunan. Elif-i maksure = Eski harflerde kısa okunan elif ki, ekseriya «y» suretinde yazılır: Dâvâ ve şekvâ gibi. Zıddı: memdûd (medli).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kasrolunmuş, kısaltılmış, kasılmış. 2.Alıkonulmuş. Bir şeye ayrılmış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cami içinde hükümdara mahsus yer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Maksur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(MAKSÜD) (i. A. «kasd» den imef.) (m. maksûde). Kasit ve niyet olunan, istenen, (i. A. c.) Makaasid. Maksat, niyet, istek, meram: Cümlenin maksûdu bir ammâ rivayet muhtelif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tâyin edilmiş, atanmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski yumuşak huyluluk, munislik, uysallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bir Ahenk (düzen).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nusret» den İmef.) (mü. mansûre). Allah’ın Inayetiyle galip ve muzaffer olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منصور] Tanrı’nın yardımıyla zafer kazanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yardım olunmuş, Allah’ın yardımıyla galip, üstün gelmiş. 2.Türk musikisinde bir düzen. 3.Bir ney çeşidi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mansur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (yeni kelime). Allah’ın Inayetiyle galip ve muzaffer olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nass» dan imef) (mü. mansûsa). Kur’an’da açıkça söylenen, hakkında Ayet-i kerime olan: Şarabın hartm kılınması mansûstur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., zool. keseli; i. keseli hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «aşk» tan imef.). Aşkla sevilen, sevgili.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معشوق] (erkek) sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sevilen, sevilmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aşkla sevilen kadın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معشوقه] (bayan) sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Maşuk).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aşk ile sevilen şahsın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MASÜM) (i. A. «ismet» ten imef.) (mü. mâsûme). 1. Günahtan uzak, suçsuz, günahsız: Onun mâsûm olduğunu vicdanım tasdik ediyor. 2. Günahsız ve suçsuz küçük çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocent. blameless. sinless. guiltless. clear. harmless. immaculate. ingenuous. lamblike. white. wide-eyed. innocent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean. clear. innocent. pure. simple. guiltless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocent. blameless. bulletproof. childlike. clean. clear. in the clear. lamb. unspotted. unsullied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معصوم] suçsuz, günahsız. 2.küçük çocuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Suçsuz, kabahatsiz, günahsız, ismet sahibi. 2.Saf, temiz. İmam-ı Rabbani’nin oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [معصومانه] masumca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معصومه] suçsuz, günahsız. 2.küçük kız çocuğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Masum). İmamiye mezhebinde günahsız sayılan ehl-i beyt mensubu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean hands. immunity. innocence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معصوميت] masumluk, suçsuzluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Günah ve suçtan bert olma, mâsum olma hâli, mâsumluk: Masumiyeti ortaya çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) MAsûmiyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. masûne). Dokunulmazlık ve korunma altında olan, mahfuz, emin, sağlam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصون] korunmuş, saklanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Korunmuş, korunan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

korunmak, zarar gelmemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Masun).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Osmanlılar’ca yapılmış bir kelimedir). Masunluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ve galatı: MâSRA) (i.). 1. Kısa ve ince kamış kalem. 2. Çıkrıkta iplik sarılıp mekiğe takılan kalem kl, mekiğin içinde dönerek ipliği bırakır. 3. Çeşme lülesi. 4. Akarsu ölçüsünde lülenin dörtte biri ki, dört çuvaldız sayılır: Bir masura suyu vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1.Aritmetik, cebir, geometri gibi müsbet ilimlerin ortak adı. 2.Eski Yunanca matesis kelimesi matematik kelimesinin köküdür ve ben bilirim anlamına gelmektedir. Daha sonradan sırasıyla bilim, bilgi ve öğrenme gibi anlamlara gelen μάθημα (máthema) sözcüğünden türemiştir. μαθηματικός (mathematikós) öğrenmekten hoşlanan anlamına gelir. Osmanlı Türkçesinde ise Riyaziye denilmiştir. Matematik sözcüğü Türkçeye Fransızca mathématique sözcüğünden gelmiştir. 3.Matematik insanlık tarihinin en eski bilimlerinden biridir. Çok eskiden matematik, sayıların ve şekillerin ilmi olarak tanımlanırdı. Matematik de diğer bilim dalları gibi geçen zaman içinde büyük bir gelişme gösterdi; artık onu birkaç cümleyle tanımlamak mümkün değil. Matematik bir yönüyle resim ve müzik gibi bir sanattır. Matematikçilerin büyük çoğunluğu onu bir sanat olarak icra ederler. Matematik, başka bir yönüyle bir dildir. Galileo Galilei tabiat matematik dilinde yazılmıştır der. Matematik başka bir yönüyle de satranç gibi entelektüel bir oyundur. Kimi matematikçiler de ona bir oyun gözüyle bakarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Matematikle uğraşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında çok eğlenceli olabilecek matematik bizlere katı formüllerle ve mantığın kolay kabul edemeyeceği ifadelerle öğretilince bir kabus olup çıkıyor. Artının artı ile, eksinin eksi ile çarpım sonucu artı iken artı ile eksinin çarpım sonucu eksi oluyor. Peki bunun mantıki izahı nedir? Yani -5 derece sıcaklıkla -8 derece sıcaklığı çarpınca sonuç +40 derece olup ortalık ısınıyor mu?

Tabii bu bir şaka, şaşırtmaca. Esas bilmemiz gereken (-2)x(-2)=(+4) diye bir eşitlik yazdığımızda, bunun sadece rakamların ve önlerindeki işaretlerin belirlediği mantıksal bir denklem olmadığı, bir beyan, bir ifade olduğudur.

Eğer sayıları bir çizgi üzerinde gösterirsek, ‘-1’ sıfırın eksi tarafındaki ilk sayı olarak düşünülebilir ama eşitlik içinde bu böyle değildir. Çizginin neresinde olursanız olun bir adım geri atmaktır. Yani çizgide ‘+4’ noktasında iseniz ve ona ‘-1’ ilave ederseniz, bir adım geri atarak ‘+3’e gelmiş olursunuz.

Toplama ve çıkartmada nispeten kolay olan bu açıklama, iş çarpmaya gelince biraz zorlaşıyor. Örneğin haftanın 5 günü işe otobüs ile gidip geliyorsunuz. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor. 10 milyon tutarında 10 tane bilet aldınız. Her gün gidiş-geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri ‘-2’ dir. Siz bu işi 5 gün süresince yani 5 kere yaparsanız (-2)x(+5)=(-l0) olur ki biletler biter.

Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın perşembe ve cuma günlerine denk geldi ve tatil. Bu sefer yapmanız gereken hareketi yapmıyorsunuz. İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu hareket yapmanız gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Her gün bilet almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz. İki kere negatif hareketi ‘-2’ bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde (-2)x(-2)=(+4) bilet kalıyor.

Hala biraz karışık değil mi? Bir örnek daha verelim. Bir eşitliğin başına ‘-2’ yazdığınız zaman başlangıçta bu sizin sıfır noktasından iki kere geri sıçrayarak ‘-2’ noktasına ulaşacağınız anlamına gelir. Ama siz yapacağınız bu hareketin tam tersini yani negatifini iki defa yapıyorsunuz. Sıfırdan ‘-2’ye sıçrama hareketini iki kere ters yönde (-2) yapıyorsunuz ve sonunda ‘+4’ noktasına ulaşıyorsunuz. Ters bir kararın tersini yapınca doğruyu buluyorsunuz yani.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Böcek veya meyve ile beslenerek ağaçlar üzerinde yaşayan ve en çok sıcek bölgelerde görülen memeliler takımı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölçülebilir, ölçüye gelir; sınırlı, ılımlı. measurably z. ölçülür surette; ölçülü olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ölçü, miktar; ölçek; her hangi bir ölçü sistemi; ölçüm, ölçme; derece, mertebe, hudut, had; şiir vezni; tedbir, yol; kanun; müz. ölçü. angular measure açı ölçüsü. beyond measure hadden aşırı, son derece. full measure tam ölçü. for good measure faz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ölçmek, tartmak, kıymet biçmek; ölçüsü olmak; karşılaştırmak; ölçüsünü almak; süzmek, dikkatle bakmak; uydurmak, ayarlamak. measure off uzunluğuna belli bir kısmı ölçmek. measure out ölçüp ayırmak. measure swords kılıçla çarpışmak; biri ile boy ölçü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. mebhûsü anhâ). Bahsolunan şey, mezkOr: Mes’ele-i mebhûsü anhâ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mebsut).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yüzü beyaz, gösterişli güzel kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bast» tan İmef.) (mü. mebsûta). 1. Açılmış, yayılmış, serilmiş, döşenmiş, açık: Cömertliği mebsûttur. 2. Etrafıyla anlatılmış, mufassal. Zamme-I mebsûta = Arap harfleri İle yazılan Türkçe’de açık okunan zamme ki, kol ve yol gibi ağırı, göz ve söz gibi hafifi olurdu. Zıddı: Zamme-I makbûza.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبسوط] yaygın, açık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Açılmış, yayılmış. Uzun uzadıya anlatılan.

İsimler ve Anlamları by