Ex Kulaklıklar ne demek? | Ex Kulaklıklar anlamı nedir? | Ex Kulaklıklar

Ex Kulaklıklar anlamı nedir?

Ex Kulaklıklar ne demek?

Ex Kulaklıklar anlamı nedir?

Ex Kulaklıklar | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ex kulakliklar

Teknolojik Terim

EX Kulaklıklar, derin bas sesler ve gerçek bir konfor sunmak üzere tasarlanan, kompakt ve hafif Sony kulak içi kulaklık serisidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İskenderun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İskenderiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısraları on ikişer heceli şiir; İskenderiyeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dedeağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). okuma kabiliyetinin kayboluşu, aleksi , okuma yitimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki elini aynı şekilde kullanabilen kimse; iki yüzlü kimse. ambidexter'ity (i). iki elini aynı şekilde kullanabilme hüneri; iki yüzlülük. ambidextrous (s). iki elini aynı şekilde kullanabilen; çok cepheli, usta; iki yüzlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâve; ek bina, müştemilat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilhak etmek, ilâve etmek, eklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilhak (arazi); mülhak arazi; (huk). müsadere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). iştahsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doruk, zirve, tepe, uç; (geom). açının tepesi; (astr). apeks, güneş hareketinin hedef noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inme, nüzul, felç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). haruspex.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). cinsiyetsiz, erkekliği ve dişiliği olmayan, eşeysiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma'da kâhin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bass tepkisi, ses yoluna akustik olarak ayarlı açıklıklar ekleyerek geliştirilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Orta ve yüksek frekanslı ses kalitesinden ödün vermeden bas ses üretimini en iyi hale getiren delik ya da delikler içeren bir hoparlör tasarımı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Fiziksel olarak küçük sürücü birimleri kullanıldığında bas ses üretimi çok zordur. Bu nedenle bazı hoparlörlere bass reflex sistemi eklenmektedir. Bass tepkisi, ses yoluna akustik olarak ayarlı açıklıklar ekleyerek geliştirilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki tarafı bükülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. hem erkek hem dişi, iki cinsiyetli, hünsa; bot. kendi kendini aşılayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. artık yıla ait; i. artık yıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE EX, yeni ünlü BRAVIA ENGINE Akıllı Resim Teknolojisi’nin gelişmiş bir sürümüdür. Birçok işlevin aynısını fakat daha yüksek düzeyde gerçekleştirir. Dört gelişmiş teknoloji (Kompozit Komponent Teknolojisi, Görüntü Formatı Teknolojisi, Düz Panel Ekran Teknolojisi ve Dijital Gerçeklik Oluşturma), daha fazla yoğunluk ve derinliğe sahip resim performansı üretmek için birleşmiştir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). beden zayıflığı, kaşeksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bazı ses CD’lerinde, genellikle parça bilgisi gibi çeşitli metinsel bilgiler CD’de yer almaktadır. Tüm Sony araç ses CD’si kafa birimleri ve değiştiricilerinde CD Text özelliği bulunmakta ve bu bilgileri okuyabilmekte ve gösterebilmektedirler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bazı ses CD’lerinde, genellikle parça bilgisi gibi çeşitli metinsel bilgiler CD’de yer almaktadır. CD Text özelliğine sahip çalarlar, bu bilgiyi okuyabilir ve gösterebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CD Text’in CD WALKMAN®’dan bir MD WALKMAN® Kaydediciye kopyalanmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik değiştiricideki CD’lerde bulunan CD Text bilgileri, MiniDisc ya da kaset çalar da içeriyor olsa kafa biriminde görüntülenir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ cimices)., (sim-ısiz). bit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). uzatma işareti; (s). uzatma işareti ile ilgili; eğri, çarpık; (f). etrafına dolamak; uzatarak telaffuz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). el yazması kitap, bilhassa eski Kitabı Mukaddes veya klasik metinlerin nüshası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir arada var olmak. coexistence (i). bir arada var oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aynı yer veya zamanda var olmak. coextension (i). aynı yer veya zamanda bitme. coextensive (s). aynı yer veya zamanda biten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bileşik veya karışık herhangi bir şey; karmaşa; (psik). komplek. building complex site. inferiority complex aşağılık duygusu. superiority complex kendini üstün görme duygusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karmaşık; çapraşık, muğlak; bileşik, mürekkep, birkaç elemandan meydana gelmiş; karışık, birbirine eşit olmayan elemanlardan meydana gelmiş. complex number karmaşık sayı. complexity (i). müşkuüât, güçlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cilt, ten; sima, görünüş, veçhe. complexioned (s). belirli bir ten rengi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlantı, irtibat, ilgi, alâka, ilişki, münasebet; çevre, muhit; bağ, rabıta; akrabalık, hısımlık, dostluk; siyasi veya dini çevre; cinsel ilişki; argo uyuşturucu madde tedarik eden kimse. connection by marriage hısımlık, dünürIük. business conn

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). connection.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sözün gelişi, bir söz veya davranışa anlam kazandıran içinde vuku bulduğu şartlar; şartlar ve çevre. contex,tual (s). sözün gelişine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapı, içyapı, bünye; düzen, tertip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). dışbükey, konveks, tümsekli; i yüzeyi dışbükey olan cisim. convex'ity (i). dışbükeylik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -tices)., (bot). kabuk, kışır; (anat). kabuk, korteks. cortical (s). kabuğa ait ; bir uzvun dış zarına ait. corticated (s). kabuklu, kışri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sorguya çekmek, sıkıştırmak; (huk). dava esnasında bir avukatın öbür tarafın şahidine sual sorması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinarit ballğı, (zool). Dentex vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). klasik dramda zor bir durumu halletmek için mekanik bir yolla sahneye indirilen tanrı; (edeb). buhranlı bir anda beklenilmeyen şekilde yetişen yardım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir cins amfetamin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hüner, maharet, el çabukluğu, beceriklilik, ustalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eli çabuk, eline iş yakışır, usta, marifetli, hünerli. dexterously (z). hünerle, ustalıkla, el çabukluğu ile. dexterousness (i). hüner, ustalık, marifet, el çabukluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekstrin, nişastadan yapılmış yapışkan bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üzüm şekeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat yapıtının yüzeyinin görünümü veya hissedilmesi, ki düz veya parlaktan, kaba veya mata kadar çeşitlenebilir.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

6.1 Çoklu kanal surround sesi için fazladan bir orta kanal ekler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çift; (mak.) aynı zamanda veya aynı şekilde işler iki kısmı olan; bitişik olarak inşa edilmiş çift ev; iki katlı apartman dairesi. duplex pump çift silindirli tulumba. duplex telegraphy aynı zamanda ve aynı hat üzerinde aksi yönlerde telgraf gön

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha yüksek dinamik aralık sağlayan, parlak ve karanlık ayrıntıları koruyan bir dijital fotoğraf işleme sistemi. 16.384 seviye parlaklık ile 14 bit dxp, 12 bit sistemlere göre dört kat artış sağlar ve daha derin ve gerçekçi dijital görüntüler elde edilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izahlı ilave.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’nizin nexTView menüsünde kaydetmek istediğiniz programı seçtiğinizde, zamanlayıcı programlaması için gereken tüm bilgiler otomatik olarak VCR’ınıza aktarılır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat, (Lat.), (ikt.) kullanma hakkı olmadan; ABD belirli bir senenin öğrencisi olup mezun olmamış kimse: ex '54. ex dividend (ekon.) kar hissesi ödenmiş vaziyette. ex quay (tic.) rıhtıma çıkarıldıktan sonraki harçları alıcıya düşen alım satım. ex önek -d

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

EX Kulaklıklar, derin bas sesler ve gerçek bir konfor sunmak üzere tasarlanan, kompakt ve hafif Sony kulak içi kulaklık serisidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Bir kitabın başlık sayfasında yer alan ve sahibinin kim olduğunu gösteren özel simge ya da damga.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) şiddetlendirmek, kızıştırmak; kızdırmak, sinirlendirmek. exacerba'tion (i.) şiddetlendirme, kızıştırma, şiddetlenme; hiddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) cebren almak; mecbur tutmak, icbar etmek; talep etmek; huk (birisini) mahkemeye celbetmek. exacting (s.) titiz, çok kuvvet ve enerji sarfettiren; her şeyin harfiyen yapılmasını isteyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tam, doğru, tamam; kati, kesin; tamamen doğru; pek ince. exactscience matematik gibi kesin sonuçlar elde edilebilen bilim, pozitif ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) cebren alma; cebren ifa ve icra ettirme; cebren alınan para veya yaptırılan iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tam ve doğru olma, her işi yolunda, vaktinde ve doğru olarak yapma, hatasızlık, kusursuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) tam, tamam, tamamen, aynen, kesin olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) doğruluk, sıhhat, hatasızlık, kusursuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) mübalâğa etmek, abartmak, büyütmek, izam etmek. exaggerated (s.) mübalâğalı, büyütülmüş, şişirilmiş. exaggeratedly (z.) mübalâğalı olarak. exaggera'tion (i.) mübalâğa, abartma, aşırılık, büyütme, izam. exag'gerator (i.) mübalâğacı, büyüten kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yükseltmek, yüceltmek, paye vermek; övmek, methetmek, göklere çıkarmak; sevindirmek, aşka getirmek, gururlandırmak, heyecanlandırmak; kuvvetlendirmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) heyecan, aşkagelme, vecit; yükseklik, yücelik, ululuk; yükseğe çıkarma veya çıkarılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yüceltilmiş, yükseltilmiş; yüksek, ulu, yüce, büyük; asil, soylu, haşmetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili); sınav, imtihan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sınav, imtihan, yoklama, muayene, teftiş, tetkik; (huk.) sorgu. examination paper imtihan kâğıdı. give an examination imtihan etmek, sınav yapmak. pass an examination imtihan vermek, sınavı geçmek. postmortem examination otopsi. take an examination i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) bakmak, dikkatle gözden geçirmek; muayene etmek; teftiş etmek; sınava tabi tutmak, imtihan etmek, yoklamak; sorguya çekmek. examinee' (i.) imtihana giren kimse, imtihan olan kimse. exam'iner (i.) imtihan eden kimse, mümeyyiz, ayırtman; muayene eden k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) örnek, misal, numune, ibret. for example örneğin, meselâ. make an example of ibret olsun diye cezalandırmak. set a good example iyi örnek olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çog mata) (tıb.) eksantem, çiçek ve kızamık gibi hastalıklarda ciltte hasıl olan kızartı, leke ve kabarcıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tar.) Bizans İmparatorluğu devrinde Afrika veya İtalya'da genel vali; Ortodoks kilisesinde yüksek rütbeli piskopos. exarchate (i.) böyle bir valilik, il veya piskoposluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kızdırmak, öfkelendirmek, sinirlendirmek, çileden çıkarmak; şiddetlendirmek. exasperated (s.) darılmış,öfkeli, kızgm. exasperatingly (z.) kızdıracak surette. exaspera tion (i.) dargınlık, öfke, hiddet, sinirlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) yetkili olarak, salâhiyetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kazı yapmak, kazmak, hafriyat yapmak, kazıp çıkarmak, kazıp açmak. excava'tion (i.) kazı, hafriyat, çukur. ex'-cavator (i.) ekskavatör, kazma makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) geçmek, aşmak; üstün olmak, başkalarını geçmek; haddini aşmak, ifrata kaçmak, ileri gitmek. exceeding (s.), (z.) olağanüstü, fevkalâde. exceedingly (z.) fazlasıyla, ziyadesiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (led, ling) geçmek, üstün olmak; mümtaz olmak, ileride olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) fazilet, üstünlük, faikıyet, seçkinlik, mümtaz oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Ekselans, sefir veya vekile verilen unvan. His Excellency Ekselansları. Your Excellency Ekselans, zatı âliniz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mükemmel, kusursuz; üstün, faziletli, mümtaz, faik. excellently (z.). peka1â, mükemmelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) talaş, ince yonga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) saymamak, hariç tutmak, ayrı tutmak; karşı çıkmak, itiraz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), (bağ.) -den gayri, -den başka, hariç; (bağ.) yoksa, meğerki, olmadıkça, etmezse. not excepting dahil. always excepting -den gayri, hariç. exceptfor olmasaydı; hariç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) istisna; (huk.) mahkemenin ara kararlarına itiraz. take exceptionto itiraz etmek, kabul etmemek; gücenmek. The exception proves the rule. istisna kuralı bozmaz. (Asıl anlamı: istisna kuralı bozar). without exception ayrım yapmaksızın, istisnasız with

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) itiraz olunabilir, yakışık almaz, makbul olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) müstesna, istisnai, ender, fevkalade. exceptionally (z.) müstesna olarak, fevkalade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (bir kitap veya yazıdan) seçme parça, pasaj; (f.) almak, seçmek, iktibas etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) aşırılık, ifrat, fazlalık; (s.) fazla, ziyade, artan. excess fare bilet ücret farkı, mevki farkı, zam. excessluggage fazla bagaj. excess profits tax fazla kazanç vergisi. drink to excess içkiyi fazla kaçırmak. in excess of -den fazla, (onu) ge

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) değiş mübadele, değişme, trampa; yerini alma; kambiyo, borsa:telefon santralı, merkez. exchange broker borsa simsarı, sarraf, borsacı. exchange rate kambiyo kuru, döviz kuru; değişim oranı. exchange value mübadele kıymeti. bill of exchange poliçe, ta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) mübadele etmek, değiş tokuş etmek, değiştirmek, trampa etmek. exchange positions yer değiştirmek, birbirinin yerini almak. exchangeable (s.) mübadele edilebilir, değiştirilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Değiştiriciye, başka bir CD çalınırken ses kaybı olmadan bir CD takılmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (lng.) maliye; kraliyet veya devlet hazinesi; servet, para; (k.dili) bir kimsenin kişisel gelirinin tümü. Chancellor of the Exchequer (ing.) Maliye Bakanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hazırlanacak olan ilaçlara uygun bir şekil veya güzel bir tat vermesi için katılan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tic.) bir memlekette uygulanan istihsal, satış veya istihlâk vergi sistemi; bu vergiyi tahsil eden hükümet dairesi. excise duty bu vergi. exciseman (i.) bu verginin tahsildarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kesmek, kesip çıkarmak, atmak; oymak, temizlemek (ur). exci'sion (i.) kesme, kesip çıkarma, kesip atma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kolay heyecanlanır, kolay telâşa kapılır, tahriki kolay. excitabil'ity, excit'ableness (i.) kolay heyecana kapılma; (fizyol.) uyarılma kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) heyecanlandırmak, kışkırtmak, tahrik etmek, kızıştırmak, telâşa vermek; (fizyol.), (biyol.) harekete geçirmek; uyandırmak, tembih etmek. excita'ti on (i.) tahrik, tembih. exci'tant (s.) tahrik edici, harekete geçirici, muharrik. excited (s.) heyecanl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) heyecan, telâş, galeyan, tahrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (elek.) dinamonun sabit sarmalarına cereyan veren yardımcı dinamo; (elek.) indüksiyonlu kıvılcımla radyo sinyali veren tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), fizyol adaleyi harekete geçiren sinir, uyarıcı sinir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ansızın bağırıp çağırmak, hayretini ifade etmek, hiddetle söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ünlem, nida, ani olarak söylenen söz; bağırma, telâşla itiraz etme. exclamation mark, exclamationpoint ünlem işareti (!). exclam'ative (s.) ünlem ifade eden. exclam'atory (s.) sevinç, hayret veya keder belirten; gürültülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir memleketin başka bir devlette bulunan küçük toprak parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) hariç tutmak, dışarıda bırakmak, dahil etmemek, engel olmak, yoksun bırakmak, mahrum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ihraç, kabul etmeyiş,tart, ret, yoksun bırakma, mahrum etme. to the exclusion of hariç tutarak, dışında bırakarak, mahrum ederek, meydan vermeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) umuma açık olmayan; bir kimse veya zümreye has; tek, eşi olmayan; hariç tutan; of ile müstesna, -den gayri, hesaba katmadan; (i.) yalnız bir gazete veya mecmuanın temin edebildiği mülâkat. exclusively (z.) yalnız, münhasıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) düşünüp bulmak, çıkarmak, icat etmek, düşünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kiliseden aforoz etmek, mahrum etmek, cemaatten tardetmek, Hıristiyan ayinlerine kabul etmemek. excommunica'tion (i.) aforoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) deriyi sıyırmak, deriyi yüzmek; şiddetle suçlamak, itham etmek. excoria'tion (i.) deriyi sıyırma, sıyrılma; şiddetle suçlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pislik, dışkı. excremen'tal (s.) pislik kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) nasır ve ur gibi hayvan ve bitki gövdelerinde hâsıl olan fazla cisim; fazlalık, normal dışı çoğalma. excrescent (s.) normalden fazla büyüyen, fazla, gereksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) ifrazat, salgı; pislik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ifraz etmek, çıkarmak (vücuttan). excretion (i.) salgı, ifrazat; ifraz etme,boşaltım. excre'tive, ex'cretory (s.) ifraz eden, salgı çıkaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) eza etmek, üzmek, ıstırap vermek, işkence etmek, acıtmak. excruciating (s.) eza verici, işkence edici. excrucia'tion (i.) ıstırap, işkence, eza, keder,elem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) suçsuz çıkarmak, temize çıkarmak, tebriye etmek. exculpa'tion (i.) beraat, temize çıkma, tebriye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dışarı akan; (bot.) ana gövdesi uzamış olan; fizyol kalpten akan (kan ).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gezinti, yolculuk, kısa süreli seyahat; (mak.) yarım titreşim veya devir hareketi; bu harekette alınan mesafe. excursion ticket özel bir tur için indirimli gidiş dönüş bileti. excursion train özel indirimli tren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dolaşan, belirli bir çizgi takip etmeyen, kararsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) arasöz; konu dışına çıkma, konudan ayrılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) özür, mazeret, bahane, sebep; özür dileme; izin verme, izin, hâk verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) affetmek, mazur görmek, göz yummak, kusura bakmamak; suçsuz çıkarmak, haklı çıkarmak; from ile izin vermek, müsaade etmek. Excuse me özür dilerim, affedersiniz, kusuruma bakmayın. excuse oneself özür dilemek, izin istemek. excusable (s.) affedilebili

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) alçak, melun, Lânete lâyık, murdar, tiksindirici, iğrenç; berbat, kötü, süfli. execrably (z.) kötü bir şekilde; alçakça, murdarca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) Iânet etmek, belâ okumak, nefret etmek. execra'tion (i.) lânet, nefret; melun şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) icra eden kimse; konser veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) icra etmek, tatbik mevkiine koymak, yürürlüğe koymak; başarmak, üstesinden gelmek, yapmak, etmek; idam etmek, hükmü infaz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) infaz, idam; yerine getirme, ifa, icra, tatbik etme, uygu lama, yapma; (güz.) (san.) yapış veya yapılış tarzı, icra usulü. executioner (i.) cellât, idam hükmünü tatbik eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) idareci, yetkili şâhıs; (s.) idareci durumunda olan, yetki sahibi, icra salâhiyeti olan, kanunları yapan. executive officer (den.) ikinci kaptan, (çoğ.) güverte subayları. executive power icra kuvveti, yürütme yetkisi. executive session gizli c

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) icra eden kimse; (huk.) vasiyet hükümlerini yerine getiren kimse. exec'utory (s.) icrai.; (huk.) ileride veya belirli şartlar altında yürürlüğe girecek olan. exec'utrix (i.), (huk.) vasiyet hükümlerini yerine getiren kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ.) (drae) (i.) eski mimarîde kapalı toplantı yeri; kavisli bank.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yorum, tefsir, şerh, kutsal kitapların tenkitli yorumu. ex'egete (i.) yorumlayan kimse; tefsir eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tefsir ilmi. exegetical (s.) yorumlama ile ilgili, tefsire ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) örnek, numune, sembol, timsal, misal; suret, kopya, nüsha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) örnek alınacak, tavsiyeye şayan, ibret teşkil eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) örnek, misal, numune, sembol, timsal; (huk.) resmi mührü taşıyan bir senedin resmî kopyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) örnek olmak, misal teşkil etmek; örnek olarak göstermek, misal göstermek; kopya etmek, (huk.) tasdikli suretini çıkarmak, resmi suretini göstererek ispat etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) (kıs eq) örneğin, meselâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (f.) bağışık, muaf, ayrı tutulan, müstesna; (i.) muaf olan kimse, mükellef olmayan kimse: (f.) muaf tutmak, bağışıklık tanımak; hariç tutmak, istisna etmek. exemption (i.) muafiyet, bağışıklık, ayrı tutma,ayrılık, istisna etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (tıb.) bir uzvu kesip çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir devletin diğer bir devletin konsolosunu tanıdığını gösterir belge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) cenaze alayı; (çoğ.) cenaze merasimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) uygulama, tatbik, icra, yürütme, ifa, yerine getirme, kullanma;talim, alıştırma egzersiz; beden terbiyesi, jimnastik, idman; deney, tecrübe; (çoğ.) tören; (f.) icra etmek, ifa etmek, ettirmek, yaptırmak;idman yapmak, egzersiz yapmak; hareket et

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) egzersiz, pratik, işletme (bedeni veya zihni) talim yetiştirme,eğitim; edebi kabiliyet gösterisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sikke veya madalyanın arka yüzünün alt tarafındaki yazı yeri veya yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (gayret, hak, güç) kullanmak, sarfetmek. exert oneself çabalamak, uğraşmak, gayret sarfetmek. exertion (i.) gayret,çaba, emek. exertive (s.) gayret sarfeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.), tiyatro sahneden çıkarlar. exeunt omnes hepsi sahneden çıkarlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) pul pul olup dökmek veya dökülmek; kabuğu ince pullar hâlinde dökülmek (ağaç). exfoliation (i.) böyle dökme veya dökülme. exfoliative (s.) böyle dökülmeye sebebiyet veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) soluk alıp verme, nefes verme; soluk, nefes; herhangi bir şeyden çıkan koku veya buhar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) nefes vermek, buhar çıkarmak, koku saçmak, buhar ve koku hâlinde çıkmak, nefes alıp vermek. exhalant (s.) dışarı veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mak.) egzos, egzos borusu; vakumla tozu dışarı atan alet. exhaustchamber (oto.) çürük gaz kutusu. exhaust pipe egzos borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tüketmek, bitirmek; boşaltmak; boşluk meydana getirmek; kuvvetini tüketmek; (bütün imkânları) denemek; bitap düşürmek, yormak; teferruatıyla incelemek,inceden inceye tetkik etmek; (kim.) eriyebilen maddeleri içinden çıkarmak. exhausted (s.) tükenmiş;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) etraflı, geniş, teferruatlı, ayrıntılı, bütün imkânlar sağlanmış. exhaustively (z.) etraflıca, ayrıntılı olarak, teferruatıyle. exhaustiveness (i.) genişlik,etraflı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) sergi; (huk.) mahkemeye veya hakemlere ibraz olunan vesika veya delil; vesika gösterme; (f.) teshir etmek, sergilemek; göstermek, arz etmek; resimle göstermek; (tıb.). ilâç olarak vermek; (huk.) dava esnasında vesika veya delil ibraz etmek. exh

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. exhibition

sergi

Alıcının görmesi, seçmesi için dizilmiş şeylerin tümü ve bu nesnelerin serildiği yer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sergi; gösterme, teşhir, izhar, ibraz, arz; (ing.) üniversiteden verilen burs; (tıb.) ilaç olarak verme. make an exhibition of oneself kendini teşhir etmek, kendini gülünç duruma düşürmek. exhibitionism (i.) kendini teşhir merakı,teşhir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) neşelendirmek,coşturmak, canlandırmak, hayat vermek, renk katmak exhilarant (s.), (i.) neşelendirici, canlandırıcı (şey). exhilara'tion (i.) neşe, canlılık, hayatiyet. exhil'arative (s.) neşelendiren,canlandıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) teşvik etmek; öğüt vermek,akıl öğretmek, nasihat etmek; uyarmak, ikaz etmek, ihtar etmek. exhortation (i.) teşvik; nasihat, öğüt, vaız. exhortative, exhor'tatory (s.) teşvik veya öğüt niteliğinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) toprağı kazıp çıkarmak; mezardan çıkarmak; açığa çıkarmak. exhuma'tion (i.) mezardan çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital görüntülerin kaydedilmesini ve saklanmasını sağlayan görüntü biçimi. Exif biçimi, gerçek resim verilerinin yanı sıra, etiketler halinde kayıt tarihi ve saati gibi fotoğraf makinesi verilerini kaydeder.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ihtiyaç; zorunluluk, zaruret, derhal tedbir almayı icap ettiren olay; lüzum. exigent (s.) hemen tedbir almayı icap ettiren; icbar edici, zorlayıcı, çok acele, acil; buhranlı; çok şey isteyen, fazla kuvvet ve enerji sarf ettiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) istenilir, talep edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) azlık, kıtlık, yoksunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) sürgün, sürülme; sürgün edilen kimse; (f.) sürmek, sürgüne yollamak. the Exile İ.Ö. VL yüzyılda Musevîlerin Babil'e sürülmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sürgüne ait, menfaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ufak, cüzi, az.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) var olmak, mevcut olmak; bulunmak, olmak; kalmak, baki olmak; yaşamak, geçinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) varlık, mevcudiyet, var oluş; hayat, ömür; bulunma, tezahür. existent (s.) mevcut, mevcut olan, var olan, bulunan. existen'tial (s.) var olan, mevcudiyeti olan. existen'tialism (i.),(fels.) egzistansiyalizm, varoluşçuluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) çıkış, gidiş, çıkılacak yer, çıkış kapısı; sahneden çıkış; f çıkmak, gitmek; tiyatro çıkar (sahneden).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.).....'nın kitaplığından (üzerinde kitap sahibinin ismi bulunan ve kitabın başına yapıştırılan etikete yazılan ibare). exo önek dış, harici: exoskeleton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Işığı yakalayarak elektrik sinyaline dönüştüren bir yarı iletken çip. ‘Tamamlayıcı Metal Oksit Yarıiletken’ anlamına gelen CMOS sensörleri, daha az görüntü lekesi, daha geniş dinamik aralık ve daha düşük güç tüketimi sunar. Exmor™ teknolojisi çip üzerinde analog/dijital (A/D) sinyal dönüştürme ve kurursuz, temiz görüntüler iki aşamaları gürültü azaltma gerçekleştirir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) meyvanın dış kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) ectoderm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çıkış, özellikle Musa Peygamber zamanında Musevilerin Mısır'dan çıkışları; Eski Ahit'te ikinci kitabın ismi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) memuriyetle, memuriyetinden dolayı, memuriyet veya mevkiden ileri gelen (üyelik).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (sosyol.) egzogami, dışarıdan evlenme. exogamic, exog'amous (s.) dışarıdan evlenme ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (bot.) dıştan büyüyen bitki; sapı her sene dış halkalarla büyüyen bitki. exo'genous (s.), (biyol.) dıştan doğan, dış etkilere bağlı olarak büyüyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mim.) bir kilisenin dış dehlizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) beraat ettirmek, temize çıkarmak, suçlamalardan kurtarmak; muaf tutmak, hizmetten affetmek exoneration (i.) beraat, temize çıkarma. exonerative (s.) beraat ettiren, temize çıkaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (tıb.) egzoftalmiye ait, göz küresinin fırlamasına ait exophthalmic goiter guatrdan meydana gelmiş egzoftalmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) hastalık sebebiyle gözün ileriye fırlaması hali, egzoftalmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aşırı, had derecede, fahiş (fiyat), çok fazla, ifrata kaçan; (huk.) kanun dışında kalan. exorbitance, cy (i.) fazlalık, aşırılık, ileri gitme, haddini aşma. exorbitantly (z). aşırı olarak, had derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dualarla defetmek,okumakla çıkarmak (cinleri); cinlerden kurtarmak; (nad). çağırmak (cinleri). exorcismi dualarla defetme (cinleri); böyle dua.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başlangıç; nutuk veya yazının giriş kısmı, mukaddeme, önsöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). hayvanın dış kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). osmosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atmosferin basıncı en az olan en yüksek tabakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kemik şişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). harici,zâhiri; genel, umumi; kolay anlaşılır; (fels). dışrak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). ısı veren,hararet neşredici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dışarıdan gelme, ecnebi,harici, yerli olmayan; garip, tuhaf, alışılmamış, dikkati çeken, ekzotik. exoticism (i). dışarımalı, dışarıdan gelme; başka ülkelere ait olanları benimseme eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) export, express.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). büyütmek; geliştirmek,inkişaf ettirmek; şişirmek; genişletmek, tevsi etmek; açmak, yaymak; büyümek, gelişmek,inkişaf etmek; genişlemek, şişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geniş saha veya meydan;açılma, yayılma; genişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yayılıp büyümesi mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açılıp yayılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açılıp yayılma, büyüme, genişleme; genişleyen kısım, ek. coefficient of expansion (mat). genişleme katsayısı. expansion bolt sıkıştırma cıvatası,kurtağzı cıvata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yayılan, genişleyen,geniş, engin, yayılıp genişlemeye elverişli; şümullü, yaygın; coşkun, ateşli, açık sözlü. expansively (z). yayılarak, genişleyerek; coşkunlukla. expansiveness (i). yayılma, genişleme;coşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). yalnız bir tarafın yararına, tek taraflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etraflıca yazmak veya söylemek. expatia'tion (i). etraflıca yazma veya söyleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). memleket dışına çıkmak, göç etmek;memleket dışına sürmek; (i). kendi vatanından başka bir memlekete yerleşen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beklemek, intizar etmek,ümit etmek, ummak; (k).dili zannetmek, tahmin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bekleme, bekleyiş,intizar, ümit; (huk). beklenen haklar. Iife ex pectancy ortalama ömür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). bekleyen, ümit eden, uman (kimse). expectant mother hamile kadın. expectantly (z). bekleyerek,ümitle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bekleme, intizar, ümit; beklenilme. contrary to expectations beklenilenin aksine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). muhtemel, beklenilen; ümit eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). balgam söktüren: (i). balgam söktürücü ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). balgam çıkarmak, tükürmek. expectora'tion (i). tükürme; tükürük, balgam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i). doğru yolu aramadan istenilen sonucu elde etmek için en kolay yolu teşkil eden; uygun, münasip, muvafık, kestirme; (i). yol, çare, tedbir. expediency (i). yarar veya amaca erişmek için başvurulan çare; politika, bir işi doğru veya haklı olup olm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çabuklaştırmak, hızlandırmak, kolaylaştırmak; çabuk icra etmek;(nad). göndermek, sevk etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güçlük ve eksiklere çare bulan kimse, bir iş için lüzumlu malzemenin vaktinde gelmesini temin eden memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sefer, kesif heyeti veya seferi; zor yolculuk; sürat, acele; gönderme, sevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). süratli ve becerikli; iş bilir. expeditiously (z). süratle, acele olarak, vakit kaybetmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (led, ling) kovmak, azletmek, defetmek, tardetmek, çıkarmak; sürmek. expellant, lent (s)., (i). çıkaran; (i). defeden ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sarf etmek, harcamak. expendable (s). harcanabilen; (ask). feda edilebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). masraf, harcama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). masraf, fiyat, paha, harcama, sarf etme, verme; masraflı kimse veya şey. a Iaugh at his expense bir kimse ile alay etme. at the expense of pahasına, hesabıma; zararına. pay his expenses masraflarını ödemek. with no expense to you bedava, size masraf

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). pahalı, masraflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tecrübe, deney,görgü, vukuf; bir kimsenin geçirdiği tecrübeler, yaşantı; hayat. in all my experience bütün hayatım boyunca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). görmek, başından geçmek, çekmek, maruz kalmak, tecrübe etmek, denemek, tatmak, hissetmek. experienced (s). görgülü, tecrübeli, bilgili, irfan sahibi, marifetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). deneysel, tecrubi, tecrübeye dayanan, ampirik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). deney, tecrübe, deneme; (f). deney yapmak, tecrübe etmek. experimen,tal (s). deneysel, tecrübeye dayanan, tecrübe. experimen'talism (i). deneyselcilik. experimen'tally (z). deneysel metotla,tecrübe ederek. experimenta'tion (i). deneme, deneyim,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). usta, mahir, becerikli,uzman, mütehassıs, ehil; (i). uzman, mütehassıs,eksper, bilgi ve tecrübe sahibi kimse; bilirkişi. expertly (z). ustalıkla, mahirane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilirkişi raporu; ehliyet,hüner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kefaret etmek, yapılan kötülüğü affettirecek bir harekette bulunmak,cezasını çekerek ödemek (suç). expiable (s). kefaret edilebilir. expiation (i). kefaret. ex'piatory (s). kefaret kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). keşfetmek; incelemek, tetkik etmek, araştırmak; (tıb.) inceden inceye muayene etmek, ameliyatla araştırmak. explora'tion (i). keşif, araştırma, inceleme. explor'atory, explorative (s). keşif kabilinden,tetkik mahiyetinde. explorer (i). kâşif, keşfede

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hitam, son, nihayet; nefes verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bitmek, sona ermek, müddeti hitama ermek; nefes vermek; ölmek, son nefesini vermek. expiratory (s). nefes vermekle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hitam, son, bitim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). anlatmak, açıklamak, izah etmek, beyan etmek, belirtmek, tasrih etmek,aydınlatmak, tenvir etmek, tarif etmek; açıklamada bulunmak, izahat vermek. explainaway örtbas etmek tevil etmek, sözü çevirmek. explain oneself kendisi hakkında izahat vermek; mer

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açıklama, izah,izahat; anlam, mana; tanımlama, tarif; yorum,tefsir; uzlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açıklayıcı, izahat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). heyecan ifade eden söz; gereği olmayan harf,hece, kelime; anlamı kuvvetlendirici söz; küfür; (s). fazla, boşluğu dolduran, tamamlayan (kelime).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yorumlamak, tefsir etmek; açıklamak, izah etmek, anlatmak. explic'able (s). anlatılabilir; anlaşılabilir. explication (i). açıklama, izah, izahat; ayrıntılı tasvir. explicative. explicatory (s). açıkalayıcı, izah edici; tahlili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarih, apaçık, aşikar; kesin, katî. explicitly (z). açıkça, sarahatle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). patlatmak, infilak ettirmek;patlamak, infilâk etmek, patlak vermek; boşa çıkarmak, yanlış olduğunu ispat etmek, çürütmek. explode a theory bir kuramı çürütmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kahramanlık, yiğitlik; sergüzeşt, macera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sömürmek, istismar etmek,istifade etmek; kullanmak, işletmek. exploita'tion (i). kendi çıkarına kullanma, sömürme, istismar. exploiter (i). sömüren veya istismar eden kimse; işleten kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). infilak, patlama; galeyan, parlama, hiddetlenme. population explosion hızlı nüfus artışı. explosion oflaughter kahkaha tufanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). patlayıcı; (i). infilak maddesi, patlayıcı madde. high explosive yüksek patlamalı madde. explosively (z). patlayarak. explosiveness (i). patlama kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). beyan ve ifade eden; temsil eden; (i). örnek, misal, sembol; (mat). üs exponen'tial (s)., (mat). üsse ait, üs rakamı cinsinden olan. exponentially (z). üs rakamlarına dayanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihraç etme, ihracat; ihraç malı. export duty ihracat resmi. export license ihracat lisansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ihraç etmek, dışarıya mal göndermek, ihracat yapmak. exporta'tion (i). ihraç etme, ihracat; ihraç edilen mal. ex'porter (i). ihraç eden kimse, ihracatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suçu ortaya koyma, gizli bir şeyi açığa vurma; gizli kusurları meydana çıkaran makale veya kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). maruz bırakmak, karşı karşıya getirmek; göstermek, arz etmek; terk etmek, bırakmak (çocuk); teşhir etmek; keşfetmek, açmak, meydana koymak, açığa vurmak, alenen göstermek; (coltoq). kirli çamaşırları ortaya dökmek; (foto). almak, çıkarmak(filim üzeri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açıkça, meydanda; açık,maruz, korunmasız, muhafazasız; (foto). çekilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ifade, izah, açıklama, şerh, yorumlama, tefsir; teşhir, sergileme; sergi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şerh eden kimse,yorum yapan veya tefsir eden kimse. expository (s). şerh ve izah eden, açıklayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). sonradan yapılmış olup öncekileride kapsayan; (huk). karar veya kanun yürürlüğe girmeden öncesi için geçerli olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., with ile dostça tenkit etmek, uyarmak, ikaz etmek, nasihat etmek. expostula'tion (i). dostça tenkit,uyarma. expos'tula'tor (i). nasihat eden kimse. expos'tulator'y (s). tenkit veya ikaz kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açma, keşfetme, teşhir;muhafazasız olma, maruz olma, açık olma;açığa çıkarma; (huk). mahrem yerlerini gösterme suçu; (foto). alma, çıkarma, poz (filim üzerine). The house has a southern exposure. Evin cephesi güneye bakar. exposure meter (foto). ışık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). açıklamak, izah etmek,şerh etmek, yorumlamak, tefsir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tarif etmek; ifade etmek, beyan etmek, anlatmak: yüz ifadesi veya mimiklerle anlatmak, belli etmek; sıkıp çıkarmak, sıkıp içini boşaltmak. express oneself maksadını anlatmak, meramını ifade etmek. express in other terms başka sözlerle anlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (i)., (f). açık, belli, sarih;kesin, katî; özel, hususi, mahsus; tam, tıpkı; gayesine uygun; sürat sağlayan; (z). sürat postası ile, ekspresle; (i). nakliye şirketi, ambar; sürat postası, ekspres; (f). ambarla göndermek. express company nakliy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekspresle paket gönderme; bu iş için ödenen ücret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ExpressCard™ teknolojisi PCMCIA tarafından sunulan yeni bir standardın adıdır. ExpressCard standardı masaüstü ve dizüstü bilgisayar kullanıcılarına daha ince, daha hızlı ve daha hafif modüler genişleme olanağı sunar. Tüketiciler bellek, kablolu veya kablosuz iletişim kartları ve güvenlik kartları gibi donanım seçenekleri ekleyebilirler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ifade, deyim, ibare,söz, tabir; eda, yüzdeki ifade veya anlam;sıkıp içini boşaltma; (mat). ifade, ifade işareti. expressionism (i)., (güz san). ekspresyonizm. expressionless (s). ifadesiz, anlamsız, manasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anlamlı, manalı, dokunaklı, tesir edici, etkileyici; canlı. expressively (z). anlamlı olarak, tesir edici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). kesinlikle, katiyetle;belirli olarak, açıkça, sarahatle; özellikle, bilhassa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nakliyat şirketi memuru; nakliyat arabacısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekspres yol, otoban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). istimlak etmek, kamulaştırmak. expropria'tion (i). istimlak, kamulaştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kovma, kovulma, tard, ihraç. expulsive (s). ihraç edici, ihraç kuvvetini haiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). silmek, bozmak, çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sansürden geçirmek(kitap); arıtmak, ıslah etmek, temizlemek. expurga'tion (i). ıslah etme, arıtma, temizleme. ex'purgator (i). ıslah eden veya arıtan kimse. expur'gatory (s). ıslah edici, ıslah kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ince,zarif, nefis, enfes, çok güzel; mükemmel; keskin; şiddetli; (i). züppe adam. exquisitepain şiddetli ağrı. exquisite taste ince zevk. exquisitely (z). zarif bir şekilde; şiddetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kesmek, kesip çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dışarı çıkarmak. exserted (s)., (bot)., (zool). dışarı çıkmış (uzuv veya kısım).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kurutmak, suyunu çektirmek. exsicca'tion (i). kurutma, kuruma, kuruluk. ex'siccative (s). kurutucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). halâ mevcut, baki,günümüze kadar gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). irticali, önceden yapılan bir hazırlığa dayanmayan. extemporaneously (z). doğaçtan, irticalen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). irticalen yapılan veya söylenen, evvelce düşünülüp hazırlanmamış. extemporar'ily (z). irticalen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). irticalen, hazırlıksız olarak, ani olarak; (s). hazırlıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). irticalen söylemek, hazırlıksız söz söylemek. extemporiza'tion (i). ani olarak tertipleme. extemporizer (i). irticalen söyleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uzatmak, yaymak; genişletmek, büyütmek, tevsi etmek; kapsamına almak, teşmil etmek; uzamak, büyümek, sürmek; yetişmek, varmak; (ing)., (huk). kıymet takdir etmek. extended insurance (sig). müddeti uzatılan sigorta. extended order (ask). (den). açılma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uzatılabilir, uzatılması mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uzatma, uzama, genişletme, büyütme, uzatılma, genişleme; (tıb.) kemik veya kasları yerine oturtmak için çıkık bir uzvu çekip uzatma; (tic). vadenin uzatılması. extension course öğrenci olmayanlar için açılan yardımcı kurs, dinleyici öğrenciler için a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). geniş, yaygın, şümullü, vâsi, uzatılmış. extensively (z). geniş bir şekilde, yaygın olarak, ziyadesiyle, çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). bir uzvu çekip uzatan kas, açıcı, ekstensor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). boy, uzunluk, mesafe, saha,büyüklük; kapsam, şümul; derece, mertebe,had; (huk). musadere emirnamesi, müsadere; (mat). uzanma. to a great extent büyük çapta. to the full extent of his power elinden geldiği kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). azaltmak, eksiltmek, hafifletmek, mazur göstermek; ciddîye almamak, hafiften almak. extenuating circumstances (huk). hafifletici sebepler. extenua'tion (i). azaltma, hafifletme; ciddiye almama, hafiften alma. exten'uator (i). hafifletici sebep. exten

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). dış, harici, zahiri; hariçten gelen; yabancı memleketlere ait; (i). hariç, dış taraf dış, gösteriş, görünüş. exterior angle dış açı. exterior planets (astr). dünyanın yörüngesi dışında kalan gezegenler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). imha etmek,yok etmek kökünü kazımak, bitirmek. extermina'tion (i). imha, izale. exter'minator (i). (fare böcek) imha eden ilâç veya şâhıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). çalıştığı kurumda geceleri yatmayan; (i). gündüzlü öğrenci: asistan veya stajyer doktor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). harici, dış, zahiri; gözle görülen, maddi; dıştan gelen arızi, yüzeysel; yabancı, ecnebi; (anat). vücudun dış kısmını ilgilendiren; (fels). dış dünyaya, algılanan dünyaya ait. externals (i). dışta veya yüzeyde kalan olaylar, durumlar, dış görün

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). maddileştirmek, haricileştirmek, cismanileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). extraterritorial.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sönmüş, sönük; nesli tükenmiş, varisi olmayan; battal, ilga edilmiş,kaldırılmış yok edilmiş. extinct animal nesli tükenmiş hayvan. extinct volcano sönmüş yanardağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). söndürme, sönme, imha; bir neslin tükenmesi; ortadan kaldırma; (fiz). ekstinksiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). söndürmek, bastırmak, ortadan kaldırmak, bitirmek, yok etmek, imha etmek, izale etmek; (huk). feshetmek. extinguisher (i). yangın söndürme aleti, mum söndürmeye mahsus şamdan külâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kökünden sökmek, kökünü kazımak; izale etmek, yok etmek, imha etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (Ied, ling) övmek, yüceltmek, lehinde konuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (huk). zorla almak, koparmak,gaspetmek, slang sızdırmak (para); zorla yaptırmak. extortion (i). zorla alma, zorbalık,kanunsuz şekilde baskı yaparak alma; zorla alınan şey; şantaj. extortioner, extortionist (i). zorla alan kimse, zorba kimse, görevin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zorbalığa ait, zalim, insafsız, görevini kötüye kullanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek dışarı, hariç; extra-legal kanun dışında kalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (i). fazla, gereksiz, zait, ayrı; üstün, âlâ, fevkalade; (z). fevkalade surette, ilâve olarak, ayrıca; (i). ekstra, zam, fazladan olan şey; ikinci, üçüncü v.s. baskı (gazete);(sin). ufak rollerde oynayan kimse. Dancingis an extra. Dans dersler

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özet, hulâsa, öz, ruh; esans; seçilmiş parça, iktibas edilmiş kısım. beef extract et suyu özü. lemon extract limon özü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çıkarmak, çekmek; söyletmek, itiraf ettirmek; özetini veya özünü çıkarmak; seçmek; (bir kitap vb'nden bir parçayı) almak, iktibas etmek; suretini almak. extractable (s). çıkarılabilir. extractor (i). sökücü, çıkarıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çıkarma, istihraç,çekme (diş); nesil, sülâle, nesep; özet, öz, hulâsa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çıkarılabilir; çıkarıcı; doğal maddeleri işlemeye ait. extractive industries doğal maddeleri işleme endüstrisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ders programı dışında kalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suçluları iade etmek veya ettirmek. extraditable (s). iade edilebilir(suçlu). extradition (i). suçluları iade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). bir kemerin dış çevresi; kemer sırtı, kubbe sırtı, bir kemerin tümsekli yüzeyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (astr). Samanyolu'nun dışında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mahkeme veya dava dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). maddesel evrenin dışında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şehir veya okul duvarları dışında, okullar arası (karşılaşma).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). konu dışı mevzu haricî; dıştan gelen, yabancı, ecnebi. extraneously (z). konu dışı olarak; dıştan gelerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. extranet

bl. dış ağ

Yerel ağlarla birbirine bağlı birçok bilgisayarın Genel Ağ’ı kullanarak birbirleriyle iletişim kurduğu bilgi iletişim ağı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). olağan üstü, fevkalade, nadir, garip,müstesna, özel bir durum için görevlendirilmiş. extraordinar'ily (z). fevkalade bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (mat). bir seride bilinen rakamları veya miktarları esas alarak bilinmeyenleri tahmin etmek, mana çıkarmak. extrapola'tion (i). bilinene dayanan tahmin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bilinen duygulara dayanmayan. extrasensory perception altıncı his.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bulunduğu memleketin kanunları dışında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb.) rahmin dışında olan veya oluşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). israf,aşırılık, ifrat, taşkınlık, delilik, saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tutumsuz, müsrif, aşırı, müfrit, çok pahalı, mübalâğalı, fazla. extravagantly (z). tutumsuzca, aşırı olarak,mubalâğa ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fantezi, zarif ve hayal gücüne dayanan müzik veya piyes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başıboş dolaşmak; müsrif olmak, haddi aşmak, ileri gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb.) damarlardan dışarıya kan akıtmak veya akmak. extravasa'tion (i). bu çeşit akma; böyle akan kan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). son derece; müfrit, aşırı; en uçta veya kenarda olan; son; (i). sınır, bitiş noktası veya çizgisi, kenar, uç; son derece; (mat). denklem ve seride başlangıç veya bitiş noktası. extreme case olağan üstü bir örnek. go to extremes ifrata kaçmak, a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ifrata kaçan kimse,aşırı giden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uç, nihayet, son, zirve; hudut, sınır; son derece; aşırı sıkıntı veya tehlike; aşırı davranış veya fikir. extremities el ve ayaklar. resort to extremities aşırı gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kurtarmak, çıkarmak,açmak, ayırmak. extricables kurtarılabilir, çıkarılabilir. extrica'tion (i). kurtarma, kurtulma, çıkarma, ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). harici, dıştan gelen,arızi, esaslı olmayan, geçici; (fels). dışınlı, özdışlı. extrinsically (z). dıştan, hariçten, arızî olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). dışa bakan, dışa dönen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik). ilginin içten dışa dönmesi, çevreyle ilgi kurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik). dışa dönük karakter, başkalarıyla ilgilenen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). itip çıkarmak, ihraç etmek; suyunu çıkarmak, sıkmak. extruded rods yumuşak halde iken deliklerden geçirilen demir çubuklar. extrusion (i)., (mad). ihraç etme, çıkarma. extrusive (s). ihraç eden; fırlatan, püskürten; (jeol). püskürük (volkanik kaya).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). coşkunluk, taşkınlık; bolluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). coşkun, taşkın; bol, mebzul, bereketli, çok. exuberantly (z). coşkunlukla; bollukla, mebzulen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). coşmak, taşkınlık yapmak; taşmak, bereketli olmak, bol bol bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ter gibi dışarı vermek veya çıkmak, sızmak. exuda'tion (i). dışarı sızan şey, ter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (bir zafer sonucu) coşmak,övünmek, sevinç izhar etmek. exulta'tion (i).. sevinç, sevinme, övünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehrin herkesin oturduğu banliyösünden daha uzak ve daha muteber yerinde oturan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehirden uzak ve zenginlere göre düzenlenmiş banliyölerin topu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ.) böcek ve yılan gibi hayvanların dökülmüş kabuk veya derileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kabuk dökmek, deri veya tüy dökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bütün gün yaptığınız video çekimleri içinde sürekli bir çekimin bir sahnesinde yer alan kişilerin görüntülerini aramayı kolaylaştıran teknoloji.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda üzerindeki renkle kodlanmış düğmeler, sayfa numarasını girmeden belirli sayfalara doğrudan ulaşmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bükmek, eğmek, kasılmak (kas).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bükülebilir, eğrilebilir, esnek; uysal, yumuşak başlı, mülayim; uyabilir, kalıba girer. flexibil'ity (i). eğilme kabiliyeti, esneklik; uysallık. flexibly (z). bükülme suretiyle; uysallıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bükülme, esneme, çevrilme, eğilme; bükülebilen yer, dirsek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). bükülme hareketini yaptıran kas, fleksör kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eğri, eğri büğrü, bükümlü, kıvrımlı. flexuosity (i). eğrilik, kıvrımlılık büküntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eğrilik, bükülme, dirsek, katlanma; kuş kanadının son mafsalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mat.) (10 1o) 100.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski Roma ve Etrüsk'te kesilen kurbanın bağırsaklarına bakarak ilâhların arzularını oku- yan kâhin. haruspicy (i.) bu şekilde falcılık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karşı cinse ilgi duyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (A.B.D)., (k).dili büyü, nazar; (f). nazarı değmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek altı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). altılık grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). altıgen, altı kenar ve açılı şekil. hexag'onal (s). altıgen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). altı köşeli yıldız, Süleyman'ın mührü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). altı yüzlü cisim. hexahedral (s). altı yüzlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). altı ayaklı mısra. hexametric(al) (s). aytı ayaklı, altı tefileli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). altı açılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). altı ayaklı böcek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). altı devletten meydana gelen grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. cinsel sapık; s. cinsel sapıklıkla ilgili, homoseksüel. homesexual'ity i. homoseksüellik. Hon. kıs. Honorable; k.h. honorably, honorary.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boynuzları arkaya doğru kıvrık bir dağkeçisi, zool. Capra ibex.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çobanpüskülü, bot. Ilex aquifolium

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ.- ex.es,- i.ces) i., f. indeks, fihrist; katalog; gösterge, işaret; delil, kanıt; mat. üs; işaret parmağı; b.h., Kat. okunması yasak kitaplar listesi; f. indeks yapmak, indeks içine koymak; işaret etmek. index finger işaret parmağı. index number

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tam doğru olmayan, yanlış, hatalı; hakikatten farklı, hakiki rakam veya ölçüden farklı. inexactly z. tam doğru olmayarak. inexactness i. tam doğru olmama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mazur görülemez, affedilemez, mazeret kabul etmez. inexcusably z. affedilemez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. icra etmeyiş, bir işi yerine getirmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tükenmez, tüketilemez, arkası alınamaz; yorulmaz. inexhaustibly z. bitip tükenmeden, yorulmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mevcudiyeti olmayan, varlığı olmayan. inexistence,- cy i. yokluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalvarışa kulak vermez, amansız, merhametsiz; değiştirilemez. inexorably z. yalvarışa aldırmayarak; karşı konulmaz şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. münasebetsiz, uymaz, tedbire aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ucuz, masrafı az. inexpensively z. ucuza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tecrübesizlik, görgüsüzlük, acemilik. inexperienced s. tecrübesiz, acemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acemi, tecrübesiz,eli yakışmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kefaretle ödenemez, affı imkansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sebebi anlaşılmaz, izah edilemez, açıklanamaz. inexplicably z. açıklanamayacak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çapraşık, muğlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarif olunamaz, anlatılamaz, ifade edilemez. inexpressibly z. tarif edilemez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlatımsız, ifade etmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zaptolunamaz, hücumla alınamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. tam olarak, tamamen, kısaltılmamış olarak, etraflıca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. söndürülemez, bastırılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kökünden sökülemez, kökleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ölüm döşeğinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sökülemez, içinden çıkılmaz, ayrılamaz derecede karışmış. inextricably z. içinden çıkılmaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eğilmez, çok sert; inatçı; sebatlı, bir kararda. inflexibil'ity i. eğilmezlik. inflexibly z. eğilmeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. intertextuality

ed. metinler arasılık

Bütüncül bir yapıya kavuşturulması amacıyla bir edebî metnin dokusuna hem edebiyat alanından hem de başka alanlardan metin parçalarının katılması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir şeyin başka şeyler arasına veya muhtelif şeylerin birbirine örülüp karışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kızılötesi (IR) ve RF kulaklarda, kablosuz ağ menzili dışına çıkıldığında ya da verici ile kulaklıklar arasında bir engel meydana geldiğinde rahatsız edici bir cızırtı duyulabilir. Otomatik Susturma, alınan sinyal yeniden kabul edilebilir bir seviyeye gelinceye kadar bu gürültüyü susturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CD Text bilgileri bir CD WALKMAN®’den, CD Text kaydedebilen MD WALKMAN®’e kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu kulaklıklar, sesi iletim istasyonundan kulaklıklara aktarmak için kablosuz kızılötesi sinyalini kullanırlar. Bir iletim istasyonu aynı sinyali birden fazla kullanıcıya aktarabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bazı bitkilerin sütlü özsuyu; kauçuğun hammaddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. leges) Lat kanun, kaide, usul. lex scripta yazılı hukuk, mevzu hukuk. lex talionis kısas usulü, misli ile mukabele usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir dilin kelimelerine ait; sözlüğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sözlüğün tertiplenmesi, lexicographer i. sözlüğü dü- zenleyen kimse, lügatçi. lexicographic(al) (leksıkograf'ik, ikıl) s. sözlüğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. leksikoloji, kelimelerin anlam ve kullanışlarından bahseden ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Mexico.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Meksika. Mexico City Meksiko. Mexican i., s. Meksikalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görümü yoğunlaştıran veya değistiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MPEG EX (MPEG Extended), bir Memory Stick™ üzerinde aynı anda veri yazma ve okuma işlemlerinin gerçekleşmesini sağlar. 128 MB Memory Stick™ kullanılarak 90 dakikaya varan video kaydı yapılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok kısımlı, kat kat, katmerli; elek. tek kanalda iki yönlü iletim sağlayan sisteme ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. murices) dikenli salyangoz, iskerlet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. kiliselerde dış dehliz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., (edat) en yakın, yanı başındaki; sonra gelen; z. sonra, ondan sonra, hemen sonra; (edat) en yakın. next door yanındaki ev, bitişik komşu. next door to az daha, hemen hemen. next of kin en yakın akraba. next to hemen hemen. next to nothing hiç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir TV program kılavuzu.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. nexus) bağ, rabıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yokluk, varolmayış. nonexistent (s.) varolmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gereğinden fazla teşhir etmek; foto filme fazla poz vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fazla poz verme; fazlaca teşhir etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cinsel istekle fazla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. başlıca, belli başlı, fevkalade, mükemmel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zihnini karıştırmak, şaşırtmak, allak bullak etmek, hayrete düşürmek; karıştırmak, muğlak bir hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zihni karışmış, şaşırmış; karışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şaşırtıcı, zihni karıştırıcı. perplexingly z. şaşırtıcı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaşkınlık, karışıklık; zihni karıştıran şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir yüzü düz öbür yüzü dışbukey olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. cama benzer bir plastik çeşidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. pleksimetre, göğüs muayenesinde hastanın göğsüne konulup üzerine hafif hafif vurulan ufak levha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb perküsyon çekici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. plexus, plexuses) anat. örgü, pleksus, sinir ağı; ağ, şebeke . solar plexus bak. solar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( çoğ. pontifices) i. eski Roma'da başkâhin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Babil sürgününden sonraki Yahudi tarihi ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir zaman veya olaydan önce mevcut olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahane, sözde sebep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) başkan; rektör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. ateşe dayanıklı cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. humma, yüksek ateş. pyrexial s. humma cinsinden, hummalı, hararetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i.dört katlı; çift yönlü telgraf sistemine ait; telgraf sisteminde gönderici alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tekrar sorguya çekmek. reexamina'tion (i.) tekrar edilen sınav; yeniden değerlendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) tekrar ihraç etmek; (i.) tekrar ihraç edilen mal; tekrar ihraç. reexporta'tion (i.) ithal edilen malın yeniden ihracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çarpıp geriye veya başka yöne sekme; aksetme, yansıma, refleksiyon; aksettirilen şey, akis; üstüne atma, iftira, ayıplama, kınama; düşünme, tefekkür; fikir, düşünce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) geri çevrilmiş, ters, yansıyan; (fizyol.) elinde olmayarak vukua gelen; (i.) akis, yansımış şekil; (fizyol.) gayri ihtiyari vukua gelen hareket, refleks, tepke, yansı. reflex action gayri ihtiyari hareket, refleks. reflex center gayri ihtiya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) geriye çekmek veya bükmek; yansıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yansıyabilir, aksettirilebilir. reflexibil'ity (i.) yansıma niteliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (gram.) dönüşlü; dönüşlü fiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. remiges) kuş kanadı tüyü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geriye bükük. retroflex'ion i. geriye dönme veya kıvrılma; anat. rahmin ters dönmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. kral, hükümdar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. scoleces, scolices) zool. bağlrsak şeridinin başı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi kendini inceleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özdenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) seks, eşey, cinslik, cinsiyet. sex appeal cinsi cazibe, seksapel. sexless (s.) eşeysiz, cinsliksiz, cinsiyetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek altı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) altmışa ait; (i.) altmış ile yetmiş yaşları arasındaki kimse, altmışlık kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) altmış, altmışar; altmış yaşındaki; (i.) altmışlık kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) altmış sayısına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) altı yüz; (i.) altı yüz yıllık devre; altı yüzüncü yıldönümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) altı senede bir olan; altı sene süren; (i.) altı senede bir yapılan şey. sexennially (z.) altı senede bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) seksoloji, cinslik bilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (tıb.) altı günde bir gelen (nöbet).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sekstant, gemicilikte bir gökcisminin yüksekliğini ölçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) altı sesle söylenen veya altı çalgı ile çalınan parça: altılı koro veya orkestra; altılı takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) iki gezegen arasındaki altmış derecelik mesafeye ait; (i.), (astr.) bir birinden altmış derecelik mesafe ile ayrılmış iki gökcismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Amerikan ve Fransız usulüne göre 21 sıfırlı sayı; İngiliz usulüne göre 36 sıfırlı sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) on altı yapraklı kağıt tabakası; (i.) ortalama 10x15 cm ebadında olan kitap, (kıs.) 16 mo. veya 16 derece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zangoç; küçük ölü hayvanları gömen bir cins böcek, (zool.) Necrophorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) altı kat, altı misli; (f.) altı ile çarpmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir batında doğan altı çocuktan biri; altılı takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) cinsiyete ait, cinsi, seksüel; (biyol.) cinsiyeti olan. sexual intercourse cinsel ilişki. sexual organs tenasül uzuvları. sexuality (i.) cinsiyet; seks kuvvetine sahip olma. sexually (z.) cinsel bakımdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (k.dili) seksi cinsel arzu uyandıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. silis; sıcağa dayanan cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. basit; bir seferde tek haber gönderilebilen telgraf sistemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., -diees) mat. satır altına yazılan rakam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD nehir gemisinin kaptan köşkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) metin, parça; bahis konusu, konu; asıl kitap veya yazı. text hand büyücek ve düzgün el yazısı. text writer ders kitabı yazarı. corrupt text değişirilmiş metin. stick to one's text metne bağlı kalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu teknoloji, teletekst yazılımı ve menüleri için daha gelişmiş grafik kalitesi ve renk sunmaktadır. Super Trinitron® Wide TV’lerde, kanalın desteklemesi koşuluyla ek bilgiler ayrı bir pencerede gösterilebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ders kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) dokuma, tekstil; dokuma işlerine ait; (i.) dokuma kumaş, mensucat; dokunacak iplik veya madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) metne ait; kelimesi kelimesine. textually (z.) metinle ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dokum, dokunuş; kumaş; teşekkül, bünye, yapı. textural (s.) bir maddenin dokumuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) belirli bir yapısı veya bünyesi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Lat.) metin; (anat.) doku, nesiç. textus receptus eski bir kitabın geçerli sayılan metni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilinen teletekst sisteminin Almanya’da kullanılan yeniden düzenlenmiş bir sürümü. Özel Top-Text dekoderiyle, yayın istasyonları tarafından sağlanan ücretsiz bilgi servislerine erişim sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üç kısımdan mürekkep, üç kat; i. üç daireli ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fotoğrafı karanlık çıkarmak; güdük ışığa tutmak. underexposure i. fotoğrafı karanlık çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tetkik edilmemiş; eleştirilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. misli görülmemiş, benzeri olmayan, eşsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. itirazı mümkün olmayan, itiraz edilmeyen; kusursuz. unexceptionably z. kusursuzca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adi, bayağı; istisna kabul etmez .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. beklenilmedik. unexpectedly z. beklenilmeden, ani olarak, ansızın. unexpectedness i. ansızın olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kullanılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. günü geçmemiş, vadesi gelmemiş, müddeti tamamlanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açıklanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. patlamamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keşfedilmemiş, araştırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. izah edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusunu ifade etmeyen; ifadesiz, manasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. her iki cinse uygun, cins farkı gözetmeyen; i. cins farkı gözetmeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek cins.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cinsiyetinden yoksun kılmak; kadınlıktan çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. asıl metin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -texas, -tices) zirve, doruk, tepe; anat başın tepesi; astr. başucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. canını sıkmak, sinirlendirmek, kızdırmak, taciz etmek; darıltmak; tartışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinirlenme, kema; kızacak şey, sinirlenecek şey, üzüntü, sıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sinirlendirici, can sıkıcı, üzücü, gücendirici. vexatiously z. sinirlendirerek. vexatiousness i. sinirlen diricilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üzgün, sinirli, canı sıkkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. üzgün bir halde. vex'edness i. üzgünlük, sinirlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bayraktar, sancaktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bayrağı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -la) bayrak, sancak; sancak bölüğü; bot. kelebek şeklindeki çiçeğin büyük üst yaprakçığı, bayrak: tüy bayrağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -texes veya -tices) girdap, özellikle girdabın ortası; kasırga. vortical s. girdap gibi dönen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by