Eya ne demek? | Eya anlamı nedir? | Eya

Eya anlamı nedir?

Eya ne demek?

Eya anlamı nedir?

Eya | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: eya

Türkçe Sözlük

(e. F.). Ey, hey: Eyâ şâh-ı hûbân = Ey güzeller şâhıl

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askıda oluş, muallakıyet in abeyance kullanılmaz durumda, askıda, muallâkta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Eğer dünyanın merkezinden geçen ve öbür tarafa açılan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun ağzından içeri atlasaydık ne olurdu?

Kesin olan bir şey var ki, dünyanın merkezine ulaştığımızda, erimiş magma içinde eriyip yok olacaktık. Biz yine de magmayı ve hava sürtünmesini unutup, bu boş kuyuda yapacağımız yolculuk nasıl olurdu, ona bakalım.

Dünyanın merkezine ulaştığımızda ağırlığımız sıfırlanırdı. İnsanı dünyanın merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde aynı olduğundan, ağırlığımız sıfır olur, ama ilk hızla merkezi geçer Öbür uca doğru seyahate devam ederdik.

Kuyudan atladığımızda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yavaşlamaya başlar, kuyunun öbür ucunda, yani başladığımız noktadan yaklaşık 13.000 kilometre sonra hızımız sıfırlanır, kuyunun kenarına iyi tutunamazsak, gerisin geriye düşer ve bu hareket kuyunun iki ucu arasında sonsuza kadar devam ederdi.

Ama unutmayalım ki, başlangıçta hava sürtünmesini hesaba katmadığımızı söylemiştik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzaklaşır ve sonunda merkezde hareketsiz kalırdık. Siz, siz olun, her gördüğünüz kuyunun içine atlamayın!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Eğer dünyanın merkezinden geçen ve öbür tarafa açılan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun ağzından içeri atlasaydık ne olurdu?

Kesin olan bir şey var ki, dünyanın merkezine ulaştığımızda, erimiş magma içinde eriyip yok olacaktık. Biz yine de magmayı ve hava sürtünmesibi unutup, bu boş kuyuda yapacağımız yolculuk nasıl olurdu, ona bakalım.

Dünyanın merkezine ulaştığımızda ağırlığımız sıfırlandı. İnsanı dünyanın merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde aynı olduğundan, ağırlığımız sıfır olur, ama ilk hızla merkezi geçer öbür uca doğrun seyahate devame ederdik.

Kuyudan atladığımızda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yavaşlamaya başlar, kuyunun öbür ucunda, yani başladığımız noktadan yaklaşık 13 bin kilometre sonra hızımız sıfırlanır, kuyunun kenarına iyi tutunamazsak, gerisin geriye düşer ve bu hareket kuyunun iki ucu arasında sonsuza kadar devam ederdi.

Ama unutmayalım ki, başlangıçta hava sürtünmesini hesaba katmadığımızı söylemiştik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzaklaşır ve sonunda merkezde hareketsiz kalırdık. Siz, siz olun, her gördüğünüz kuyunun içine atlamayın!


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آتی البيان] aşağıda açıklanacak olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snow-white. extremely white. whiter than white. hoar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grey. snowy. snow-white.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snow-white. lily white. snow white. snowy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çöl, Ar. sahrâ, beriyye. Beyâbân-nişîn = Çölde oturan. Beyâbân-neverd — Çöllerde dolaşan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيابان] çöl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BEYAN) (i. A.). 1. Söyleme, bildirme. 2. (Edebiyat). Belâgatin anlatış yollarını gösteren bölümü. 3. Belli. Beyan etmek bildirmek, söylemek, ileri sürmek, anlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declaration. statement. representation. asseveration. profession. pronouncement. recital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profession. pronouncement. rescript. statement. declaration. announcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declaration. announcement. statement. clarity. account. affirmance. asseveration. avowal. description. expression. recital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيان] açıklama, ifade etme, dile getirme. beyân edilmek açıklanmak, dile getirilmek. beyân etmek açıklamak, dile getirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Bildirme, söyleme, açıklama. 2.Belagat ilimlerinden ikincisi. 3.Belli apaçık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(BEYANAT) (i. A.). Sayılı kimselerin bir konu üzerine söyledikleri, bildirdikleri demeç: Başbakanın beyanatı büyük bir ilgiyle karşılandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statement. declaration. speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statement. declaration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيانات] açıklamalar, demeç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Beyannâme, bildirge (uyd k.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifesto. declaration. affidavit. bill. proclamation. specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charter. proclamation. declaration. manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statement. declaration. written statement. manifest. declaration form. proclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بيان نامه] bildirge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bayatî makamının yanlış telâffuz şekli. (bk.) Bayatî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gece uyuma, gece iş görme, geceyi işiyle geçirme. 2.Türk müziğinin en eski makamlarından olup, hala kullanılmakta olan bir makamdır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Aklık, sefîdlik, beyazlık: Gözün, yumurtanın beyazı. 2. Müsveddenin temize çekilmesi: Beyaz etmek, beyaza çekmek: Osm. tebyîz etmek. Türkçesi: Ak, Ar. abyaz, Fars. sefîd: Beyaz kâğıt, çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white. hoar. white part. heroin. white. leuco-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white. white person. heroin. snow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white. fair-skinned. blank paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بياض] ak, beyaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Ak, en açık renk. 2.Aydınlık. 3.Deri rengine göre bir insan ırkı. 4.Yumurta akı. -Mahalli yerlerde kadın adı olarak kullanılmakladır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paleface. white. white man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Beyaz nesnelerin beyaz görünmesini ve daha doğal renk dengesinin elde edilmesini sağlayan bir ayar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white meat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white meat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydroelectric power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movie screen. the cinema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft white cheese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Belarus) Başkent: Minsk.

Nüfus: 104.405.000.

Yüzölçümü: 80.134 km2.

Komşuları: Batı’da Polonya, Kuzey’de Litvanya, Letonya.

Önemli Şehirleri: Minsk, Homel.

Dil: Belarus Rusçası, Rusça.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Bölge, Ortaçağ’da Litvanyalıların ve Polonyalıların yerleşimine sahne oldu. 1503’te başlayan Rusya-Polonya savaşında ödül olarak ortaya kondu. Bölgenin batı kısmının Polonya tarafından yönetilmesine rağmen, 1992’de SSCB’ye bağlandı. 1941’de Alman orduları tarafından işgal edildi. Beyaz Rusya 1944’de Rus birliklerince ele geçirildi. SSCB’ye ilhak edilen Kuzeydoğu Polonya topraklarını almak suretiyle topraklarını genişletti. 25 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan etti. Sovyetler Birliği’nin 26 Aralık 1991’de dağılması üzerine de bağımsız bir devlet oldu. Ülkenin yeni anayasası 15 Mart 1994’te kabul edildi ve 10 Temmuz 1994 seçiminde de yeni bir devlet başkanı seçildi.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bakkaldan veya marketten yumurta alırken kabuğunun rengi sizin için önemli mi, bu konuda bir tercihiniz var mı? Sizce kabuk renkleri farklı olan yumurtaların içleri de besin değeri olarak farklı olabilir mi? Tavukların niçin bazılarının yumurtaları beyaz da bazılarının açık kahverengi?

Bu konuda iki zıt ama ikisi de yanlış olan görüş var. Kabuktaki beyaz rengin, yumurtanın ideal oluşumunu tamamladığını gösterdiğini, bunun dışında bir renk değişiminin kalitede düşüş anlamına geldiğini iddia edenlerin yanı sıra kabuğun rengi ne kadar koyu ise besin açısından da o kadar değerli olduğunu ileri sürenler de var. Genellikle Avrupa ülkelerinde kahverengi yumurtalar makbul sayılırken ABD’de durum tam tersidir.

Oysa her iki görüş de yanlıştır. Besin değeri, lezzet ve pişme karakteristikleri bakımından her iki renk yumurtanın da içi aynı değerdedir. Her iki yumurtada da aynı miktarda protein, mineral ve vitaminler (C vitamini hariç) vardır. Tabii tavuğun yediği yemin kalitesi de belirli farklar yaratabilir.

Yumurtanın içi değil de kabuğunun rengi ile haklı olarak ilgilenenler sadece onları paketleyenler ve satanlardır, çünkü bir pakette hep aynı rengin olması müşteri tarafından tercih edilmektedir.

Tabiatta yaşayan hayvanların yumurtalarını renkli veya koyu renkte hatta gölgeli ve çizgili şekilde yumurtlamalarının ana nedeni, bu yumurtaları yemek isteyen düşmanlarına karşı kamuflaj yaparak neslin devamını sağlamaktır.

Yumurtaların kabuklarının renklerini, tavuğun kökenine, atalarının yaşadığı yerlere bağlayanlar da var. Bu görüşe göre Asya kökenli tavukların yumurtaları kahverengi, Akdeniz kıyıları kökenlilerin ise beyaz oluyormuş.

Daha çok kabul gören bir diğer görüşe göre ise beyaz kabuklu yumurtalar beyaz ibikli ve kulak memesi beyaz olan tavuklar tarafından yumurtlanıyormuş. İbik ve kulak memesi kırmızı olanlar ise kahverengi kabukları olanları yumurtluyormuş.

Kabuğu hangi renk olursa olsun işte size yumurta ile ilgili bazı faydalı bilgiler: Yumurtayı haşlayıp haşlamadığınızı unuttunuz. Masanın üstünde fırıldak gibi döndürün. Eğer hemen duruyorsa taze yani pişmemiş, biraz daha uzun süre dönmeye devam ediyorsa içi katı yani haşlanmış demektir. Yumurtanın tazeliğini merak ediyorsanız suya koyun, taze ise suda batacak, bayat ise yüzecektir.

Yumurtada hemen hemen hayati tüm vitaminler vardır. Bulunmayan tek vitamin C vitaminidir. Yumurtanın besin değeri yüksek olan kısmı sarısıdır. Akı ve sarısı karıştırılarak, omlet gibi pişirilen yumurtalarda, aktaki bazı maddeler sarıdaki vitaminlerin bir kısmının etkilerini yok ederler.

Kalori açısından et ve süt ile mukayese edildiğinde 55 gramlık bir yumurta, 40 gram yağlı sığır etine veya 100 gram yağlı süte eşdeğerdedir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white-collar workers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az ak, aka çalar, beyaz gibi görünür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Beyazımsı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ebu Yezid, Yezid’in babası, kısaltılmıştır. - Arapça’dan Türkçeleşmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağarmak, beyaz olmak: Amerikan bezi, kullanıldıkça beyazlanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get white.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağartmak, beyaz yapmak: Şu mermerleri ovarak beyazlatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiten. bleach. blanch. chalk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whiten. to bleach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with white. wearing white.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aklık, beyaz: Karın beyazlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kesici Aletleri bileyecek Alet. Ar. meşhaz: Bileği çarkı = Bilemeye mahsus çark. Bileği demiri = Kasap masadı. Bileği taşı = Bilemeye mahsus maruf taş. Bileği kayışı = Berberlerin ustura biledikleri kayış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yalnız bir, bir tanecik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Bosnalı, Bosna ahalisinden olen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

among other things. among the other things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Koku, râyiha: Anber-bO = Anber gibi kokan. Hoş-bû = Güzel râyihalı. mec. Ümit: BÜy-i vefâ = Vefadarlık kokusu (ümidi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çek Bohemya ahalisinden olan, bu memlekette oturan kavim ki, Kuzey Slavlar’ındandır: Çeh kavmi. (bk.) Çek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Tekliğinin şekli bozulmadan yapılan Arapça çokluk. İki türlüdür: Cem’-i müzekker, cem’-i müennes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CEREYAN) (i. A.). 1. Akma, akıntı, suyun cereyanı: Anadolu’da cereyan eden Kızılırmak. CereySn-ı havi = Hava cereyanı (bu da Türkçe değilse de «Fransızca kurander (courant d’air)»den daha iyidir). 2. Geçme, geçiş, gidiş: Zamanın cereyanı; cereyan etmekte olan temmuz ayında. 3. Vuku, vâki olma. Ar. hudûs: Aralarında bir anlaşmazlık cereyan etmiş; vak’aların cereyan şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. draught. run. flow. draft. current. course of events. movement. tendency. trend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. race. stream. tide. current. draft. course of events. movement. tendency. influx. jet. run. drift. course. rapid. swift. progress. switch. circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جریان] akış. 2.oluş. 3.akım. cereyân etmek olmak, gerçekleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya 9 voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsanız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgalan, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralından gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmalarını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya dokuz voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsınız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgaları, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralınden gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drafty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draughty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Elde sıkıştırıp ovalıyarak yıkamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nakletme; araba; (huk). terk, feragatname, temlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yasdanma, Ar. ittikâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). E, haydi! hal ya: De imdi = Haydi şimdi! De de = Ya yal

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. der = zarf edatı, miyân = orta, bel). Ortada, arada bulunan. Darmeyân etmek = Araya sürmek, söylemek, bildirmek: Birtakım özürler dermeyân ediyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درميان] ortada. dermeyân edilmek ortaya konulmak, ele alınmak. dermeyân etmek ortaya koymak, ele almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harman savurmaya mahsus kalın yaba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. yed). Yedler, eller. (bk.) Yed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zeminler, yeryüzleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. eyâlet). Eyâletler, umumî valilikler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ایالات] eyaletler. 2.memleketler, topraklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eyâlât). Büyük vilâyet, umumî valilik: Budin, Mısır, Anadolu, Provans, Britanya, Gaskonya eyaletleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state. state. principality. commonwealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state. province. principslity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Formerly, one of the administrative divisions or provinces of the Ottoman Empire; now called a vilayet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

province. state. commonwealth. county.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şahin yavrusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Flaş Beyaz Dengesi, zorlu çekim koşulları altında renk tonlarının korunmasını sağlayan bir dijital fotoğrafçılık özelliğidir. Çok sayıda yansıtan yüzeyin bulunduğu durumlarda fotoğraf makinesi nesnenin etrafındaki tüm ışık kaynaklarını algılayabilir ve renk bozulması meydana gelebilir. Bunu önlemek için flaş kullanıldığında çekimdeki beyaz dengesi otomatik olarak ayarlanarak, renkler doğal halinde kaydedilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). trinketa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kaynama: Su galeyan etti. 2. mec. coşkunluk, coşma: Galeyâna geldi. Nokta-i galeyan = Suyun kaynamaya başladığı ısı derecesi ki, 100 santigrat derecesidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferment. fit. agitation. excitement. ebullition. rage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excitement. rage. agitation. paroxysm. popular tumult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غليان] kaynama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kusma, kay, istifrağ: Gaseyân etmek (Arapça’da asıl mânâsı bulanma ve bulantı’dır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea. vomiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غصيان] kusma. 2.kusmuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçuk gibi, birdenbire oluveren, kabarcıklı türlü deri döküntülerine verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Çocuk annesine sormuş: ‘Anne gelinlerin giysisi niçin beyaz renkte?’ Annesi cevaplamış: ‘Beyaz renk masumiyetin ve mutluluğun sembolüdür.’ Çocuk tekrar sormuş: Teki o zaman damatlar niçin siyah giyiyorlar?’

Eski Roma’da gelinliklerin rengi sarıydı. Gelinler yine sarı renkte peçe takıyorlardı. Peçe evli ve bekar kadınları ayırt ediyordu. Ortaçağlarda ise gelinliğin rengi üzerinde pek durulmadı. Kumaşın kaliteli ve gösterişli olması daha önemliydi. Herkes en iyi elbiselerini giyiyordu, renk de herkesin kendi tercihine göreydi.

Beyaz gelinlik adetinin yaygınlaşması 16. yüzyılda olmuştur. Bu yıllarda kraliyet ailesi gelinlerinin gümüşi renkte gelinlik giymeleri gelenekti. Kraliçe Viktorya bunu reddetti ve beyaz gelinlik giymekte ısrar etti.

Bundan sonra İngiliz ve Fransız yazarlar, beyaz rengin masumiyetin simgesi olduğu konusunu işlemeye başladılar. O dönem ahlakına göre bekaret evliliğin vazgeçilmez koşulu olduğu için beyaz gelinlik adeti tuttu. Evlenirken beyaz giysi giymek genç kızların bekaretlerini topluma ilan etmelerinin vasıtası oldu.

Gelinlikle ilgili bazı batıl inançlar da var. Bunlara göre gelinin gelinliğini bizzat kendisi dikmesi, damadın düğünden önce gelini gelinlikle görmesi, gelinin gelinliği düğünden önce giymesi uğursuzluk getiriyor.

Söz evlenmeden açılınca evlilik yüzüğünden de bahsetmek gerekiyor. İnsanların evlenince yüzük takmaları eski Mısırlıların inançlarına dayanıyor. Milattan 2800 yıl önce Mısır’da yaşayanlar dairenin veya halka şeklindeki cisimlerin, başlangıç ve bitiş noktalarının olmaması nedeni ile sonsuzluğu temsil ettiklerine inanıyorlardı. Yüzük evliliğin sonsuza dek süreceğini simgeliyordu. Sonra bu inanç ve adet Romalılar vasıtası ile iyice yaygınlaştı. Kazılarda o devirlere ait çok ilginç evlilik yüzüklerine rastlanılmıştır.

Evlilik yüzüğünün sol ele ve sondan bir önceki parmağa takılmasının sebebi ise modern tıbbın gelişmesinden önceki devirlere ait yanlış bir insan anatomisi bilgisidir. O zamanlarda dolaşım sistemimizdeki ana damarın sol elimizde bu parmaktan başlayıp kalbimize gittiği sanılıyordu. Böylece buraya takılan yüzükler evli çiftin kalben bağlılığını simgeliyordu. Gerçi şimdi damarların nereden gelip nereye gittiği biliniyor ama bu da bir adet olarak kaldı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Art, jirka, kıç, halef: Evin, geminin, kervanın gerisi. 2. Bir şeyin sonra gelen kısmı, son, art: Kışın, soğuğun, alınan haberlerin gerisi. 3. insan ve hayvanın arkasındaki organ, kıç, kuyruk. Ar. acz, verâ: Tavuğun gerisi. 4. Alt taraf, Ar. mâbâd: Gerisi gelecektir. Gerisi bundan iyidir. 5. Dönüş, avdet; arkaya doğru hareket: Sağdan geri, soldan geri. 6. Arkada bulunan, art, halef, Fars. pesîn: Binanın, geminin geri tarafı, kervanın geri kısmı. 7. Sonraki, Ar. muahhar, ait: Hikâyenin geri kısmı, yazın geri sıcakları. 8. Aşağı bulunan, Fars. dön. Derste arkadaşlarından geridir. 9. Gerçek vakitten az gösteren, ileri mukabili: Sizin saat geridir. 10. Arkada, artta: Geri kalmak, geri geri gidiyor. 11. Sonra, Ar. bâde, muahhar: Şimden geri. 12. Tekrar, yine: Geri gitmek, geri dönmek, geri çevirmek, geri vermek. Katılan harflerle beraber yer ve zaman zarfları teşkil eder: Geriden, geride, geriye, gerisince: Geride kalmak, geriye dönmek, geriden yürümek, gerisince gitmek. Geri almak = Tekrar almak: Malımı beğenmezse geri alırım. Bu sözü geri alın. Gerisini almak = Kalan kısmı da yapıpı bitirmek: O işin gerisini aldınız mı? Ayakları geri geri gitmek = Gönülsüz ve istemiyerek gitmek. Geri çevirmek = İade etmek, yüzgeri etmek. Geri dönmek = Avdet etmek. Geri durmak = Teşebbüs etmemek, karışmamak, ictinâb etmek, çekilmek. Geri kalmak = 1. Diğerlerine yetişememek, arkada kalmak: Arkadaşlarından geri kaldı. O, kimseden geri kalmıyor. 2. Tehir olunmak, geciktirilmek, muvakkaten vazgeçilip yapılmamak: O iş geri kaldı. 3. Uzak olmak, vazgeçmek: Çalışmaktan geri kalmıyor. 4. Gecikmek: Bugün vapur geri kaldı. Geri koymak = Tehir etmek, sonraya bırakmak. Geri gelmek = Geri dönmek. Geri gitmek = Çökmek, çözülmek. Geri vermek = Red, iade etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bugün kullanılmayan eski bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fransızca: gorille). Maymunların en büyük ve en vahşî cinsi ki, Afrika’da yaşar ve insana benzerliği en fazla olan maymun cinsidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mezarlık, kabristan. graveyard shift gece vardiyası (fab- rikalarda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Kadın İsmi) - Beyaz gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bostan ve ormanda daldan yapılan bekçi ve avcı kulübesi. 2. Bostan korkuluğu, höyük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük halı, kilim, seccade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Türkistan’da Aral gölünün güneyindeki delta ve çevresindeki ülke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Belli belirsiz, ancak seçilebilir bir halde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaguely. indistinctly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. heykel). Heykeller. (bk.) Heykel.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هياکل] heykeller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (aslı: Eyyâm ola, yahut: Hey yâ mevlâ). Tayfaların gemi demirini alırlarken veya kürek çekerlerken ve bunu taklid ederek ağır bir şeyi çeken her sınıf işçinin bir ağızdan söyledikleri bir tâbirdir. Heyamola ile = Zorla, pek büyük güçlükle: Okulun sınıflarını heyamola ile atladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sayıklama. 2. Saçma, herze, yâve, halt: Hezeyân etmek, söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delirium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talking nonse. delirium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delirium. nonsensical talk. raving. drivel. ravings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ هزیان] sayıklama. 2.saçmalama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حصه یاب] pay alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

payını almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declaration of intention. expression of one's will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business travel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business travel. official tour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. key). Keyler, şâhlar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Büyük hükümdar, şah.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Key’e, şâha ait, şâhâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) Leyller, geceler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gecel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c) (m. leyi). Leyller, geceler, bk. Leyi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ليالی] geceler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Parlayan, parlayıcı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Parlayan, parlayıcı, konforlu, lüks hayat.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meydân). Meydanlar, alanlar, (bk.) Meydan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayal kelimesine uydu rarak kullanılır: Hayal meyâl bir şey göldüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. meymenet), Meymenetler, uğurlar, (bk.) Meymenet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. maymûn). Maymunlar, (bk.) Maymun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİYAN) (i. F.). 1. Bel: Çok ince miyânı var. 2. Orta, ortalama. Miyân-ı râh = Yolun ortası. 3. Ara, aralık, Ar. mâbeyn: Meyânımızda olan sevgi. Miyân-beste = Bel bağlamış, hazır. Mû-miyân = Kıl gibi belli, çok ince belli. 4. (musiki) Şarkı ve bestelerin üçüncü mısrâları ki, geçki yapılan parçalardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

bk. Miyân-hâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Araya giren, iki kişinin aralarını bulan, aracılık eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Araya girme, aracılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

bk. Miyâne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) arasında.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Şerbeti yapılan ve ilâç gibi de kullanılan bir bitki kökü.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(piyan): Baklagillerden kalın rizomlu bir ağaçcıktır. Yaprakları tüysü, yaprakçıkları pek çoktur. Çiçekleri beyaz, morumsu veya mavimsidir. Başak biçimindedirler. Yurdumuzda Batı ve Güney Doğu Anadolu’da yetişir. Boyu 50 cm ile 2 m arasındadır. Çok yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri mavi mor renklidir. Meyankökü adı verilen kökleri tatlıdır. İçeriğinde glikoz, sakkaroz, nişasta, tanen, asparagin, yağ, zamk, reçine ve glisirizin vardır. Meyan balı da kökünden elde edilir. Üç yıllık kökler kullanılır. Kullanıldığı yerler: Grip, nezle, anjin ve nefes darlığında faydalıdır. Öksürük ve balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir. İdrar söktürür. Yüksek tansiyonu düşürür. Mide - 12 parmak bağırsağı ülseri ve gastriti tedavi eder. İştah açar, hazmı kolaylaştırır. İncebağırsak iltihaplarını giderir. Vücuda serinlik verir. Kabızlığı giderir. Fazlası tiryakilik yapar ve zararlı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (feriy’den imef. olup müfteriyât şekli galattır. Müfredl dilimizde kullanılmaz). Birine yalandan isnat olunan »uçlar, iftiralar, uydurma ithamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mukteziyât şekli galattır). 1. İktizâ eden ve lâzım gelen şeyler, lüzumlu işler: Yolculuğun muktezeyâtını hazırlamak. 2. Neticeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (if. suretinde müştehiyât şekli galattır). Arzu olunan, şehvet veren şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «yakaz» dan if.) (mü. müteyakkıza). 1. Uyanık, uyanmış. 2. Gözü açık, gaflette olmayan, uzak görüşlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awake. vigilant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Uyanıklıkla, gaflette olmayarak, uzak görüşle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متيقظ] uyanık, teyakkuz durumunda olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

neşelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tarih boyu erkek mesleği denilince genel olarak fiziksel gücün gerektirdiği ve öne çıktığı işler anlaşılır. Ancak ruhsal ve duygusal özellikler ile hayal gücünün öne çıktığı bazı işler de yine erkeklerin tekelindedir. Ressamlık, bestecilik, orkestra şefliği gibi.

Şüphesiz tarih boyunca bir çok kadın ressam çok önemli eserler yaratmışlardır. Ne var ki müzeler ve değerli koleksiyonlara bakınca kadın sanatçıların eserlerine pek rastlayamıyoruz. Hadi Rafael, Rambrandt gibi ustaların yaşadıkları çağlarda kadınların sosyal konumları nedeniyle resimle uğraşmaları zordu diyelim, ama Dali ve Picasso gibi yakın tarihlerde yaşamış ressamların zamanında böyle bir zorluk yoktu ki. O halde bunun başka bir sebebi olmalı.

Aynı şekilde niçin dişi bir Mozart veya Beethoven yok? Müziği yorumlayan kadın şarkıcılar, piyanistler, kemancılar veya orkestradaki tüm kadın elemanlar erkeklerden aşağı kalmaz hatta kendi branşlarında dünya çapında başarılı olabilirlerken niçin orkestra şeflerinin hemen hemen hepsi erkek? Acaba hala bir çok orkestrada çoğunluğu oluşturan erkek elemanların, başlarında kendilerine doğru elindeki çubuğu sallayıp duran bir kadının idaresine girmek istememelerinden mi?

Sadece bu kadar da değil. Mimarlık ve mühendislik gibi tasarım ağırlıklı işlerde niçin erkekler önde? Hatta kadınların günlük yaşamlarında en çok zaman ayırdıkları iş yemek pişirmek iken ve erkeklerin yüzde doksanı yumurta kırmayı bile beceremezken niçin dünyanın en büyük yemek ustaları, gurmeleri, aşçıbaşıları hep erkek?

Tüm bu suallere beyin araştırmacıları ve psikologların üzerinde anlaştıkları bir açıklama var. Onlara göre işin sırrı beynin sağ ve sol yarımkürelerinde. Her iki yarım küre farklı fonksiyonlara kumanda ettikleri gibi cinsiyete göre erkekler sağ, kadınlar ise sol yarımkürelerini daha fazla kullanıyorlar.

Aslında yeni doğan çocukta her iki yarımküre de ‘sağ’dır. 2 yaşına varmadan bu yarımkürelerden biri ‘sol’ olur yani konuşma merkezi ortaya çıkar. Erkek çocuklarda 6, kız çocuklarda 13 yaşında beynin asimetresi tamamlanır. İnsanlar yaşlandıkça iki yarımküre arasındaki bu görev farkı yine azalmaya başlar. Şüphesiz sağ ve sol beyin fonksiyonları insandan insana da farklılıklar gösterir.

Kadınların daha çok kullandıkları beynin sol yarımküresinde konuşma ve iletişim merkezleri bulunmaktadır. Bu nedenle her yaş grubunda yapılan deneyler sonucunda kız çocukların konuşmayı daha önce becerdikleri, çevreye daha iyi uyum sağladıkları, okullarda, iletişim, sosyal ve politik alanlarda daha başarılı oldukları saptanmıştır.

Erkeklerin daha çok kullandıkları beynin sağ yansı ise, analiz, sentez, bir olaya tümüyle bakış gibi görevleri yüklenmiştir. Yani ayrıntıları göz önüne almadan özetlersek, ilk bakışta birbirlerinin aynıymış gibi görünseler de, sol yarımkürede sezgi gücü, sağda ise analiz gücü egemendir. Sol beyin olayları tümdengelim, sağ beyin ise tümevarım ile inceler.

İşte bu nedenle sağ beyin fonksiyonlarının gerektiği işlerde erkekler daha başarılı olmaktadırlar. Şüphesiz bu bir genellemedir. Kadınlar arasında orkestra yöneten, opera besteleyen sanatçılar, hatta Marie Curie gibi iki kez Nobel ödülü kazanarak bilim tarihine geçmiş olanlar da vardır. Ancak yine de tüm bu branşlar hala erkeklerin egemenliği altındadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to avert death narrowly. almost to die.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (peygam’dan). Haber. Peyâm-Aver = Haber getiren. Peyâm-ber = Haber getiren, peygamber.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيام] haber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Haber, başkasından alınan bilgi, nebe.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيامبر] peygamber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Haberle, bilgi ile ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tedarik etme; levazım, zahire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. reyhân). Reyhânlar, (bk.) Reyhân.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Herşeyin evveli, ilk zamanı, tazelik zamanı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Aslında bir saç teli, ortası boş olan ve içinde melanin denilen boya pigmentleri bulunan bir tüpten başka bir şey değildir. Genç yaşlarda bu boşlukta saça renk veren melanini bir arada tutan bir sıvı vardır. Yaşlandıkça derimiz saçlarımızı ve vücudumuzdaki diğer kılları eskisi gibi sağlıklı olarak üretemez. Kılların ortasındaki sıvı kaybolur, boya hücreleri de tutunamadığından sadece hava kalır. Saçlar boyasız hale gelir, beyaz renge yani asıl rengine dönüşür.

Bütün saçlarımızın beyaza dönüşme süreci 10 ila 20 yıl sürebilir. Aslında her bir saç telinin rengi ya siyahtır (sarı, kırmızı, kumral vs.) ya da beyaz. Yani her bir saç teli yavaş yavaş grileşip beyazlanmaz. Ancak bu süreç içinde hepsi aynı anda beyazlanmadığından, beyazların sayısı arttıkça bütün saç gittikçe açılan gri renkte görülür. İşin ilginç tarafı boya hücreleri bazen üretime hız verirler. Gittikçe beyazlaşan saçlar geçici bir süre tekrar biraz koy ulaşmış gibi görünebilirler.

İnsanlar arasında bir şok veya aşırı gerilim geçiren birinin saçlarının bir gecede beyazlaştığı, bir süre sonra da tekrar eski rengine döndüğü söylenir. Hatta bazı tarihçiler Kraliçe Marie Antoinette’nin giyotine gideceği günün gecesinde saçlarının hepsinin bembeyaz olduğunu yazarlar.

Saçların devamlı olarak uzadığı, belirli bir süre sonra dökülüp alttan yeni saç geldiği hatırlanacak olursa, mevcut saçın değil, ancak yeni gelecek saçın beyaz olabileceği, dolayısıyla saçların bir gecede beyazlaşmasının mümkün olmadığı görülüyor. Ancak bilim insanları bu olayın birkaç haftalık bir süreçte olabileceğini söylüyorlar.

Tiroid bezi, şeker gibi hastalıklarda ve aşırı stres veya şok gibi durumlarda kişinin renkli saçları bu süreçte tamamen dökülebilir ve geriye sadece daha önceden beyazlaşmış saçlar kalabilir. Diğer saçlarla birlikte beyazların yerine de daha gür ve siyah saçlar çıkabilir.

Saçların beyazlaşması insanlık tarihinde nedense hep sorun olmuştur. Kimileri onu olgunluğun ve bilgeliğin simgesi olarak görürken, tarih boyu savaş kahramanları, yaşlılığın ve güçsüzlüğün belirtisi olarak görmüşler ve bir şekilde saçlarını boyamışlardır.

Bu arada bir şeyi daha belirtelim; saçlarımızın kıvırcık, dalgalı veya düz olmasını da ebeveynlerimizden aldığımız genler belirliyor. Kıvırcık bir saçı kestiğimizde kesitinin dikdörtgene yakın olduğunu, dalgalı saçın elips, düz saçın kesitinin ise daire olduğunu görebilirsiniz. İşte bu saç kesitlerinden dolayı bazı saçlar dümdüz uzarken bazıları hemen kıvrılmaya başlar. Kıvırcık saçlılar, saçlarınızı boşuna ütülemeyin, saçın yapısını yani kesitinin şeklini değiştirmeden kalıcı bir düz saça sahip olmanız mümkün değil


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Aslında bir saç teli, ortası boş olan ve içinde melanin denilen boya pigmentleri bulunan bir tüpten başka bir şey değildir. Genç yaşlarda bu boşlukta saça renk veren melanini bir arada tutan bir sıvı vardır. Yaşlandıkça derimiz saçalarımızı ve vücudumuzdaki diğer kılları eskisi gibi sağlıklı olarak üretemez. Kılların ortasındaki sıvı kaybolur, boya hücreleri de tutunamadığından sadece hava kalır. Saçlar boyasız hale gelir, beyaz renge yani asıl rengine dönüşür.

Bütün saçlarımızın beyaza dönüşme süreci on ila yirmi yıl sürebilir. Aslında her bir saç telinin rengi ya siyahtır (sarı, kırmızı, kumral vs.) ya da beyaz. Yani her bir saç teli yavaş yavaş grileşip beyazlaşmaz. Ancak bu süreç içinde hepsi aynı anda beyazlaşmadığından, beyazların sayısı arttıkça bütün saç gittikçe açılan gri renkte görülür. İşin ilginç tarafı boya hücreleri bazen üretime hız verirler. Gittikçe beyazlaşan saçlar geçici bir süre tekrar biraz koyulaşmış gibi görünebilirler.

İnsanlar arasında bir şok veya aşırı gerilim geçiren birinin saçlarının bir gecede bayazlaştığı, bir süre sonra da tekrar eski rengine döndüğü söylenir. Hatta bazı tarihçiler Kraliçe Marie Antoinette’nin giyotine gideceği günün gecesinde saçlarının hepsinin bembeyaz olduğunu yazarlar.

Saçların devamlı uzadığı, belirli bir süre sonra dökülüp alttan yeni saç geldiği hatırlanacak olursa, mevcut saçın değil, ancak yeni gelecek saçın beyaz olabileceği, dolayısıyla saçların bir gecede beyazlaşmasının mümkün olmadığı görülüyor. Ancak bilim insanları bu olayın birkaç haftalık bir süreçte olabileceğini söylüyorlar.

Troid bezi, şeker gibi hastalıklarda ve aşırı stres veya şok gibi durumlarda kişinin renkli saçları bu süreçte tamamen dökülebilir ve geriye sadece daha önceden beyazlaşmış saçlar kalabilir. Diğer saçlarla birlikte beyazların yerine de daha gür ve siyah saçlar çıkabilir.

Saçların beyazlaşması insanlık tarihinde nedense hep sorun olmuştur. Kimileri onu olgunluğun ve bilgeliğin simgesi olarak görürken, tarih boyu savaş kahramanları, yaşlılığın ve güçsüzlüğün belirtisi olarak görmüşler ve bir şekilde saçlarını boyamışlardır.

Bu arada bir şeyi daha belirtelim; saçlarımızın kıvırcık, dalgalı veya düz olmasını da ebeveynlerimizden aldığımız genler belirliyor. Kıvırcık bir saçı kestiğimizde kesitinin dikdörtgene yakın olduğunu, dalgalı saçın elips, düz saçın kesitinin ise daire olduğunu görebilirsiniz. İşte bu saç kesitlerinden dolayı bazı saçlar dümdüz uzarken bazıları hemen kıvrılmaya başlar. Kıvırcık saçlılar, saçlarınızı boşuna ütülemeyin, saçın yapısını yani kesitinin şeklini değiştirmeden kalıcı bir düz saça sahip olmanız mümkün değil.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük cadde, Osm. tarîk-ı sultanî. Şaşırılması mümkün olmayan doğru ve açık yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SEYAHAT) (iki y ile yanIıştır) (I. A.). Uzak yerlere gitme, uzun yolculuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traveling. travelling. travel. trip. journey. voyage. eyre. peregrination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journey. travel. voyage. trip. expedition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journey. travel. voyage. trip. travelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سياحت] gezi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to voyage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir seyyahın gezdiği yerlere ve seyahatte görüp geçirdiği şeylere dair yazdığı kitap: Evliyâ Çelebt’nin Seyâhat-NAme’sl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel book. travels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şeytân). Şeytanlar. (bk.) Şeytan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شياطين] şeytanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overseer. overlooker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geliverme, oluverme, birdenbire çıkma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sütten elde edilen taze yağ. Tereyağından kıl çeker gibi = Her türlü güçlükten kolayca sıyrılarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butter. fresh butter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yakîn»den). Tamamiyle ve esasını bilme, asla şüphe etmeyecek surette öğrenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. «yakaz»dan) (c. teyakkuzât). 1. Uyanma, uykudan kalkma. 2. mec. İbret gözünü açma, uyanıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being vigilant or on the alert. vigilance. circumspection. awakening. waking up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تيقظ] uyanıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Halk rasında bu olay, organizmanın vitamin eksikliğine bağlanır. Oysa tırnaklar üzerinde zaman zaman beyaz lekelerin oluşmasının kesinlikle patolojik bir rahatsızlıkla ilgisi yoktur. Bu olayın nedeni, tırnağın altında küçük bir hava boşluğunun oluşmasıdır. Bu hava boşluğu zaman içinde büyür ve yukarı doğru çıkar. Daha sonra da kendiliğinden kaybolur. Ancak bu hava boşluğundan kaynaklanan beyaz lekeleri anımsatan mantar oluşumu tamamen farklı bir şeydir. “Lökonik hastalığı” adı verilen bu durum, tipik bir deri mantarı rahatsızlığıdır ve genellikle tırnaklarında mantar olan kişilerle el sıkışması yoluyla geçer. Bu hastalık, ağızdan alınan bazı ilaçlarla tedavi edilir.

Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وفيات] ölümler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(VE YA) (e.). 1. İki ayrı şeyi anlatan fakat aynı değerde kabûl edilen kelimelerden ikincisinin başına getirilir: Elma veya armut, ikisi de olur. 2. Aynı neticeye varan iki zıt kelimeden ikincisinin önüne getirilir: Sıcak veya soğuk ne olsa içeceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

or.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

or.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(VE YAHUT) (e.). Yahut, veya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağ, üzüm bağı; faaliyet alanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hayvanların yedikleri gıdaların renklerinin, neresinden çıkarsa çıksın, çıkan şeyin rengi ile bir alakası yoktur. Buna en iyi örnek inektir. Bir ineğin en çok yediği yeşil renkli otlardır. Bu otlar ineğin dört odalı midesinde çözülür ve moleküllere ayrılır, moleküllerin ise renkleri yoktur. Sütün renginin beyaz olmasının nedeninin içinde çözünmüş halde bulunan kalsiyum kasinat (caseinate)tır.

Peki o zaman dışkı niçin kahverengi, idrar niçin açık sarı renktedir? Dışkının kahverengi olmasının sebebi bağırsaklarda hazmı sağlayan sıvılar, özellikler de safra suydur. Safra suyu aslında yeşil renktedir fakat gıdalarla karıştıkça kahverengi renk alır. Bu nedenle dışkı bazen yeşilimsi de olabilir. Çok az da olsa aldığımız gıdalar dışkının rengini etkiliyebilir. Örneğin vücudumuz pancara koyu kırmızı rengi veren maddeyi bazen parçalayamaz ve pancar yedikten sonra dışkı kırmızımsı bir renk alabilir.

Dışkıdaki renk, şekil ve kıvam değişikliklerinin çoğu son zamanlarındaki bir beslenme değişikliği ya da geçici bir sindirim bozukluğuna dayanır. Ancak eğer dışkı belirgin bir şekilde normalden açık veya koyu renkte ise, ya da kanlı ise, bu daha ciddi bir durumu gösterir, derhal doktora başvurulmalıdır.

Vücudumuzu terk eden sıvı maddelerin, yani idrar ve terin renginin de içilen sıvı rengi ve kimyasal yapısı ile bir alakası yoktur. Sıvı veya katı olsun yemek borusundan içeri girip, sindirim sistemimizi boydan boya geçen gıdalar eğer metabolizmada iyi parçalamazlarsa bunun sonucu dışkıda görülebilir. Ama idrar öyle değildir. İdrar metabolik artıkların dolaşım sistemi ile taşınmasıyla böbreklerde oluşur.

İdrarın normal rengi açık sarıdır. Bu renkteki değişiklikler muhakkak bir şeylerin iyi gitmediğini gösterir. Bu durumda hemen doktora gitmek gerekir. İdrar kahverengi veya kola renginde ise karaciğer veya safrakesesi problemi, kırmızı ise enfeksiyon, iltahaplanma veya idrar sisteminde kanama olabilir.

Ancak fazlaları vücuttan atılan vitaminler veya bazı doğal ve suni gıda boyaları da idrarda bunlara benzer renk değişikliklerine neden olabilir. Eğer idrarınızın rengi yeşil veya mavi ise bu duruma hemen hemen kesinlikle gıda boyaları neden olmuştur. Endişe edilecek bir durum değildir. Boyalar zarar vermeden vücuttan çıkar.


Genel Bilgi by