Ezme ne demek? | Ezme anlamı nedir? | Ezme

Ezme anlamı nedir?

Ezme ne demek?

Ezme anlamı nedir?

Ezme | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ezme

Türkçe Sözlük

(i.). Ezilmiş şey: Badem ezmesi, domates ezmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crushing. mashing. grinding. puree. crush. paste. mash. pate. pomace. pulverization. scrunch. spoon meat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mash. mush. paste. puree. swat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crushing. crushed. pounded. mashed. mash. pulp. powdering. pulpy. pounding. pap. mashy. crash. stamping. squeeze. squash. marmalade. paste. pureé. crush. grind. puree. scrunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marzipan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marzipan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıkmak, usanmak, fütur getirmek, bîzar olmak, nefret etmek: Canımdan, dünyadan bezdim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be tired of life. be sickened with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sick of. to get tired. to be fed up. to be weary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dövüp toz haline getirmek, kırmak, ufaltmak. Osm. sahk etmek: Pirinci ezmek. 2. Basıp veya sıkıp yassılatmak, şeklini bozmak: Kavunu, portakalı ezmek. 3. Suyun içinde tanelerini kırarak karıştırmak: Yoğurt, boya ezmek. 4. Kahretmek, çok zahmet ve eziyet vermek: Ezip suyunu içmek = işe yaramaz bir şeyle uğraşmaktan kinayedir. Lâkırdıyı ezip büzmek = Ne söyleyeceğini bilemeyip lâkırdıyı ağızda gevelemek. Mideyi ezmek = Mideyi bayıltmak, baygınlık vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crush. pound. mash. weigh down. domineer. run over. run down. bray. comminute. crunch. grind. hold down. knock over. mangle. oppress. overbear. overwhelm. pulverize. quash. scrunch. smash. squash. squeeze. squelch. squish. stamp. stave in. steamrolle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crush. liquidize. mangle. mash. oppress. overpower. overwhelm. pound. pulverize. quell. squash. squeeze. swat. trample. tread. to crush. to pound. to mash. to squeeze. to squash. to liquidize. to run over. to tread. to trample. to oppress. to tyrannize. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crush. to mash. to run over. to depress. to oppress. to stir and mix. to overtax. to defeat. ro rub. to pulverize. to stamp. to squeeze. to mill. to squash. to batter. to grind. to pound. to break down. to knead. to triturate. to jam. to overwhelm. to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peanut butter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1, Gezmek işi: Gezmeye gitti, gezmeden geliyor. 2. Çarşı vesaire bekçisi, Osm. ases.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jaunt. locomotion. perambulation. peregrination. roam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roam. walk. trip. voyage. travel. travelling. cruising. hiking. lounging. promenade. sightseeing. spin. stroll. touring. turn. walking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yürümek, dolaşmak, devir ve hareket etmek: Bahçede geziyordum. Damın üzerinde kuşlar geziyor. 2. Seyir, temaşa ve teferrüc etmek, dolaşıp eğlenmek: Çocuklar gezmeye gitti. Derslerini bitirdikten sonra iki saat gezmeye müsaadeleri vardır. 3. Bulunmak, mevcut olmak: Siz buralarda da mı geziyorsunuz? Benim şemsiyem oralarda ne geziyor? 4. Ayakta olmak, yatmamak, hasta olmamak. Epey vakit yattı, şimdi gezmiyor. Yataktan kalkmış geziyor. 5. Dolaşmak, gezip seyahat etmek, dolanmak: Avrupa’nın her tarafını gezmiştir; o, dünyayı gezmiştir. 6. Her tarafını görüp muayene etmek, bakmak: Kiralayacağım, satın alacağım evi, bağı gezdim. Hereke fabrikasını gezmeye gidiyorum... Ardında, arkasında, peyinde, peşinde gezmek = Talibi olmak, elde etmeye, edinmeye çalışmak. El üstündie gezmek = Saygı görmek, Osm. muazzez ve mükerrem olmak. Ellerde gezmek = Çok beğenilmek. Boş gezmek = Avare olmak, işsiz durmak. Dillerde gezmek = Yayılmak, şâyî olmak, dedikodu mevzuu hâline gelmek. Kol gezmek = Muhafaza için asker dolaşmak. Gezip tozmak = Sürtmek, hovardalık etmek. Ne gezer = Nerede? Hani ya, yok: Bu küçük yerde kitap, kitapçı ne gezer? Bizde öyle şeyler ne gezer? Nerelerde geziyor = Nerededir, ne oldu?: Bizim kalemtıraş nerelerde geziyor?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walk. wander. go about. hike. itinerate. travel. tour. visit. wander in. browse around. get about. jaunt. knock about. knock around. perambulate. peregrinate. promenade. range. rove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walk. wander. go about. hike. itinerate. travel. tour. visit. wander in. browse around. get about. jaunt. knock about. knock around. perambulate. peregrinate. promenade. range. rove. gad. ramble. roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to walk. to stroll. to move around. to go on a pleasure trip. to go out. to tour (a place. to walk around a place. to go. to travel. to range. to move. to hike. to roam. to cruise. to see over. to tramp. to promenade. exercise. joy ride. look round. tour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolayısiyle anlama, his, seziş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dolayısiyle anlamak, hafif surette hissetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be sensible of. taste blood. intuit. perceive. discern. feel. guess. sense. smell. sniff. have a scent for smth. antedate. anticipate. detect. divine. rumble. scent. see.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feel. scent. sense. smell. to sense. to perceive. to feel. to foresee. to discern. to scent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to understand sth intuitively. to sense. to feel. to perceive. to discern. detect. find. rumble. scent. smell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sezen, anlayan kimse.

İsimler ve Anlamları by