Fah ne demek? | Fah anlamı nedir? | Fah

Fah anlamı nedir?

Fah ne demek?

Fah anlamı nedir?

Fah | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: fah

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tuzak, kapan (bu kelime Türkçe’de pek az kullanılırsa da galatı olan «fak» Türkçe’leşmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk musikisinde «Lenk FAhte» de denen 10 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ar. c.) (m. efham). (bk.) Efham.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - En ulu, pek büyük ve saygıya layık kimsel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ululuk, büyüklük, azamet. Osm. ulüvv-i şân. Sadrâzamlara, Mısır hidîvi ve hükümdarlık hânedanı mensuplarına, yarı müstakil hükümet ve emirlik başında bulunanlara verilen resmî unvan: Zât-ı fahâmet-penShî = Sadrâzam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فخامت] yücelik, ululuk. 2.kıymet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Fahimlik, ululuk. 2.İtibar, kıymet, değ(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ululuğun sığındığı makam, başvurulacak en büyük makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kömürcü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Çanak, çömlek, toprak testi. 2. Kendisini medheden, çok öğünen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فخار] övüngen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Çok övünen, kendini çok metheden. 2.Çanak, çömlek, toprak testi. 3.Saksı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kötülüğün her çeşidini şahsında toplamış kimse.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Akıllı, anlayışlı, kavrayışlı.2.Ulu, büyük, sayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. fahm’den) (c. fihâm). Çok kuvvetli, İtibar ve nüfûz sahibi olan, fahâmetli: Düvel-i fahîme = İtibar ve nüfûz sahibi devletler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anlayışlı, akıllı (erkek, kadın).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Fahîm olana yakışacak tarzda.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fahim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. fahr’den if.) (m. fâhire). 1. Kıymetli, ağır, güzel, parlak: Libas-ı fâhir = Kıymetli elbise. 2. İftihar eden övünme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فاخر] değerli. 2.şerefli, onurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Övünülecek, iftihar edilecek. 2.Şerefli, kıymetli. 3.Parlak, güzel, mükemmel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fahir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. fuhş’dan if.) (mü. fâhişe) (c. fevâhiş). 1. Ahlâk ve edebe aykırı iş, hareket ve bilhassa zina, rezalet (lisanımızda müfredi bu mânâ ile pek kullanılmaz; daha çok aşağıdaki mânâda kullanılır). 2. (mü.) ZAniye, kahbe, orospu: Birtakım fahişeler şehirden uzaklaştırıldı. 3. Mübalâğâlı, insafsızca: Fahiş fiyat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exorbitant. extortionate. steep. stiff. unreasonable. excessive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excessive. exorbitant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فاحش] aşırı. 2.büyük. çirkin, kötü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) FAhiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitute. hooker. slut. whore. harlot. bitch. call girl. courtesan. courtezan. drab. fancy woman. floozy. hustler. moll. night-walker. painted woman. pro. scarlet woman. slag. streetwalker. strumpet. trollop. trull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitute. wench. whore. harlot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitute. call girl. fancy woman. harlot. hooker. hustler. moll. scarlet woman. streetwalker. strumpet. tart. trollop. whore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فاحشه] fuhuş yapan kadın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فاحشه خانه] genelev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harlotry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. prostitution orospuluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uyluk, oyluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. fuhûl). 1. Aygır. 2. Zevç, koca. 3. mec. İleri gelen, baş, reis: Fuhûl-i ulemâdan bir zat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kömür, odun kömürü. Fahm-ı madenî = Maden kömürü. 2. Kimya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fahâmet’den smüş) (c. fihâm (bunun yerine galat olarak fahîm kullanıyoruz). Büyük, ulu, azametli, Osm. muazzam, mükerrem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Öğünülecek şey, Osm. medar-ı iftihar, kendisine nisbeti veya kendisiyle münasebeti olanlarca şeref sayılan zat, sebeb-i iftihar: Fahr-ül-ulemâ; fahr-ı Alem, fahr-ı kâinat (peygamberimiz).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فخر] övünç, kıvanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin övdüğü, diniyle övünen. Dinin seçkini. Fahreddin Razi: (Rey 1149-Horat 1209). Müfessir, kelamcı. Dilbilimci. Fizikçi. Tıpçı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Mucidi olan Alman fizikçisinin (Fahrenheit) adını taşıyan termometre. Fahrenhayt termometrelerinde donma derecesi + 32, kaynama derecesi de + 212’dir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fahrenheit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fahrenheit scale. fahrenheit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(s). fahrenhayt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. fahriyye). Şeref ve iftihar vesilesi olarak ücretsiz ve ismen verilen ve kabul olunan sıfat ve unvan: O ilim cemiyetinin fahrî reisi filan zattır, ben de fahrî Azâsından olmayı arzu ederim. Fahrî oyma == Fahri adında meşhur bir ustanın icadı olan ince ve sanatlı oyma, Fahri işi oyma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorary. unsalaried. voluntary. complimentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorary. unpaid. honorary. volunteer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voluntary. volunteer. honorary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فخری] onursal. 2.ücret almadan, kendi isteğiyle

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bir karşılık beklemeden yalnızca şeref ve iftihar vesilesi olarak kabul edilen iş. (İş, sıfat, unvan). Fahri aza, fahri üye; maaşsız, ücretsiz veya müessese için gurur kaynağı olan kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorary consul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. fahriyyât). Şairin eski Arap usûlü üzere kendi vasıf ve meziyetlerini ve bilhassa kahramanlık ve her türlü müsbet taraflarını yazarak övme yolunda söylediği kasîde. Türk şiir ve musikisinde eser sahibinin kendisini övdüğü eser. Kasîde formunda duâ’dan önceki kısım.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fahri). İslami edebiyatla, şairlerin kendi vasıflarından, faziletlerinden ve şairlik kuvvetlerinden bahsettikleri şiirl(Erkek İsmi) Daha çok kasidelerin bir bölümü bu şekildedir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fahir). - Çok övünen, şanlı, şerefli, onurlu kadın.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فحشا] fuhuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde 20 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. fevahât). Üveyk denilen kuş, bir cins kumru.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فاخته] güvercin, yaban güvercini.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ferah fahur = Ferah verici, iç açıcı. (bk.) Ferîh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fahr’den imüb,). Çok övünen, kendi vasıf ve meziyetleriyle övünen, tefâhur eden. Osm. mütekebbir, mutaazzım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فخور] övüngen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Övünerek, tefahhurla, iftihar ederek: Birtakım fahûrâne bir tavırla sallanarak geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bacak, oyluk. Farsça rân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefh» ten masdar). Şişme, kabarma, şişkinlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Türk-musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Refahla, rahat ve bollukla yaşama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki) (Türkçe: Aksak FAhte). Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. botanik). Kan kurutan, Ar. yebrûh-us-sanem, Fr. belladone.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفاهيم] mefhumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mefharet). Mefharetler, övünmeler, bk Mefharet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفاخر] övünülecek şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - İftihar edilecek, övünülecek şeyl(Erkek İsmi) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahr»dan). Kendi iyiliklerini sayarak akranına üstün çıkmaya çalışma, başkalarına karşı övünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Muflharet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahâmet» den imef.) (mü. mufahhama). Saygıdeğer, hürmet edilen: Müşîr-i mufahham; düvel-i mufahhama; metbû-ı mufahhamımız (eski protokol tâbirleri).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). «Kömür hâlini almış» mânâsıyla eski kimya eserlerinde kullanılmış ise de Arapça’da mânâsı büsbütün başka olup o mânâda «mefhûm» kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahr» dan if.) (mü. mufâhire). Mufaharet eden, akranına üs-, tün çıkmaya çalışarak övünen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mufâhir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Övünen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Fahreden, övünen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «safaha» dan masdar). El ele tutuşma, selâm ve sevgi maksadıyla birine el uzatma, el sıkma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصافحه] tokalaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tokalaşmak, el sıkışmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hı ile) (i. A. «fahr» dan if.)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahs» dan if.). Araştıran, yoklayan, her şeyi anlamayı merak eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Araştırıp yoklayarak veya yoklamakla olan; her şeyi anlamayı merak ederek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hı ile) (i. A. «fahr» dan if). Tefâhür eden, övünen, kurulan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (musiki). Türk musikisinde 12 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yaşayışta bolluk ve kolaylık, bollukla kolay ve rahat yaşama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperous. comfort. ease. welfare. weal. prosperity. bonanza. opulence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort. ease. opulence. prosperity. weal. welfare. wellbeing. luxury. affluence. comfort gönenç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy circumstances. prosperity. welfare. affluence and ease. affluence. boom. comfort. easy street. high living. milk and honey. physical comfort. weal. well being.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رفاه] bolluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Bolluk, rahatlık, sıkıntı içinde olmamak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Refâhiyet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Bolluk, gürlük.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Refâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.). Safhalar, devreler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phases. stages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صفحات] aşamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauch. debauchery. dissipation. dissolytenesss. reckless extravagance with money. profligacy. squandering. depravation. libertinism. orgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفاحت] sefihlik, zevk ve eğlence düşkünlüğü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sonunu düşünmeyerek lüzumsuz yere malını israf etme. 2. Zevk ve eğlenceye düşkünlük, süs, zevk ve eğlence yolunda isrâf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سفاح] kandökücü. 2.cömert.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güzel söz söyleyen, hatip. Cömert, eli açık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şefe). Şefeler, dudaklar, (bk.) Şefe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شفاخانه] hastane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ağızdan, yazı ile olmayarak, söylemekle: Kendisine emrinizi şifahen söyledim. Zıddı: Tahriren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viva voce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verbally. orally. viva voce. by word of mouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفاها] sözlü olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A.) (mü. şifihiyye). Ağızdan olan, zıddı: tahrirî: Şifâhî emir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفاهی] sözlü olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şifihî olan, ağızdan alınan sözlü ifadeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’ce yapılmış bir Ar. kelimedir) («kömür» demek olan «fahm»dan) (kimya). Kömürleşme, kömür kesilme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفخر] şişinme, övünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahr» dan) (c. tefahhurât). Övünme, kurulma, Osm. fahretme: Dünyada hiçbir şeyle tefahhur etmemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahs»dan) (c. tefahhusât). Etrafıyla araştırıp inceleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفحص] derinlemesine araştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahr» dan) (c. tefâhürât). Birine karşı tefahhur etme, övünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفاخر] övünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Elma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفاح] elma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by