Fail ne demek? | Fail anlamı nedir? | Fail

Fail anlamı nedir?

Fail ne demek?

Fail anlamı nedir?

Fail | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: fail

Türkçe Sözlük

(i. A. fiil’den if.) (mü. fâile). 1. işleyen, yapan, Amil: Acaba bu işin, bu cinayetin fâill kimdir? 2. Müessir, tesir eden. 3. (gramer) Cümlede fiili icra edeni gösteren isim: «Kitap okuyordum» cümlesinde olduğu gibi fâil, fiilin çekimindeki son ekte gizli olabilir. Iım-i fiil = Eden, gelen, söyleyen gibi fâile sıfat olan fiil parçası. (hukuk) FAil-i müstakil = Bir suçu bizzat yapan veya yapılmasına sebep olan. Fiil-i müşterek = Bir cürmün işlenmesine sebep olmayıp iştiraki olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. author. perpetrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be wanting; to fall short; to be or become deficient in any measure or degree up to total absence; to cease to be furnished in the usual or expected manner, or to be altogether cut off from supply; to be lacking; as, streams fail; crops fail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be affected with want; to come short; to lack; to be deficient or unprovided; used with of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fall away; to become diminished; to decline; to decay; to sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To deteriorate in respect to vigor, activity, resources, etc.; to become weaker; as, a sick man fails.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To perish; to die; used of a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be found wanting with respect to an action or a duty to be performed, a result to be secured, etc.; to miss; not to fulfill expectation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To come short of a result or object aimed at or desired ; to be baffled or frusrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To err in judgment; to be mistaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To become unable to meet one's engagements; especially, to be unable to pay one's debts or discharge one's business obligation; to become bankrupt or insolvent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be wanting to ; to be insufficient for; to disappoint; to desert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To miss of attaining; to lose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Miscarriage; failure; deficiency; fault; mostly superseded by failure or failing, except in the phrase without fail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Death; decease. get worse; 'Her health is declining' stop operating or functioning; 'The engine finally went'; 'The car died on the road'; 'The bus we travelled in broke down on the way to town'; 'The coffee maker broke'; 'The engine failed on the way to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perpetrator. subject. active. agency. efficient. offender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fail to do something; leave something undone; 'She failed to notice that her child was no longer in his crib'; 'The secretary failed to call the customer and the company lost the account'. be unsuccessful; 'Where do today's public schools fail?'; 'The att

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A deal is said to fail if on the settlement date either the seller does not deliver securities in proper form or the buyer does not to deliver funds in proper form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A trade is said to fail if on settlement date either the seller fails to deliver securities in proper form or the buyer fails to deliver funds in proper form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A situation where either the seller fails to deliver the security in proper form or the buyer fails to deliver funds in the proper form on settlement date As long as the fail exists, the seller will not be paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A trade that does not settle properly, as the seller failed to deliver security as contracted or the buyer does not have money to pay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The failure of a seller to deliver securities to the purchaser or to a specified place of delivery as contracted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A transaction between two municipal securities brokers or dealers on which delivery does not take place on the settlement date A transaction in which a dealer has yet to deliver securities is referred to as a 'fail to deliver;' a transaction in which a de

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Failure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Prolog operator that causes backtracking to occur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A security transaction which does not settle per its contract terms because of a failure by one of the counterparties to meet their obligation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A goal is said to haved failed if it could not be proven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Udh Brir Khser. specifies a failure condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the context of computers, one of the three historic choices offered by DOS when it could not complete the requested operation Also see Abort and Retry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Make the pattern fail on this occasion When a pattern fails, it means that the pattern was not truly available The calling routines in the compiler will try other strategies for code generation using other patterns Failure is currently supported only for

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فاعل] yapan. 2.özne. 3.etkili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başaramamak, becerememek, muvaffak olamamak, çıkmamak, bitmek, kifayet etmemek; kuvveti kesilmek, zayıflamak; iflâs etmek; kalmak (sınavda), geçememek; boşa çıkarmak, bırakmak, ümidini kırmak; ihmal etmek, yapmamak; sınıfta bırakmak, geçirmemek. fail

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(s). kusur, zaaf, ayıp; (s). zail olan, eksilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat olmadığı takdirde. failing that aksi takdirde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yapan ve işleyen adamın hâli. Ar. Amiliyyet. 2. Müessirlik, tesir: Bu İlâcın fâiliyyeti tecrübe edilmiştir:

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فاعليت] etkenlik, aktivite.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendinden çizgileri olan yumuşak ipekli kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başarısızlık, muvaffakiyetsizlik, beceremeyiş; ihmal, yapmayış; bitme,tukenme, kaybolma; zail olma, zayıflama, inkıraz; iflâs; başarı kazanamayan kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

irlandada aşırı milliyetçi parti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fiilden if.) İçine işlemiş, alınmış, müteessir, gücenmiş, muğber: O sözden münfail oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gücenmek, alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ancak geçti ve geçmedi diye değerlendirme yapan karne sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tef’İl, tef’ile bu mânâya gelmez) (edebiyat). Aruz’da mısraın belirli hecelere bölünmesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gevşemeyen, yorulmaz, zayıflamayan; yanılmaz, şaşmaz, güvenilir; sadakatli; tükenmez, nihayetsiz. unfailingly z. daima, muhakkak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by