Fakı ne demek? | Fakı anlamı nedir? | Fakı

Fakı anlamı nedir?

Fakı ne demek?

Fakı anlamı nedir?

Fakı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: faki

Türkçe Sözlük

(i. A.) (fakîh’ten galat). Eski den Anadolu’da okumuş adamlara yani köy imamı ve öğretmen gibi adamlara derlerdi: Fakıya danışmalı, fakının oğlu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Fakih’ten bozma kelime. Anadolu’da okuryazar ve bilgili imam, hoca gibi kimselere eskiden verilen unvan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم موفقيت] başarısızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. Afâk cem’ine yây-ı nisbet katılarak teşkil olunmuş galat tâbirdir). Havaî, lüzumsuz ve ehemmiyetsiz (söz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small. wandering. rambling. objective nesnel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

objective. not specific talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آفاقی] nesnel. 2.şuradan buradan konuşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فقيد] eşi az bulunur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. fıkh’dan smüş.) (c. fukahâ). Fıkıh Alimi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فقيه] islam hukukçusu, fakih.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) l. Bir şey bilen yahut anlayan kimse. 2.Fıkıh ilminde üstad. İslam hukuk bilgini.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فاکهه] meyva.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. fevakih) (asıl fekâhet’ten if. olup sevindiren ve şenlendiren demektir). Meyve, yemiş, Ar. semere FAkihet-üş-şitâ = Kış meyvesi, yani ateş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FAKR) (i. A.). Fakirlik, (bk.) Fakr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor. needy. pauper. destitute. distressed. impecunious. indigent. necessitous. penniless. penurious. ropy. small. pauper. poor person. fakir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humble. needy. pauper. poor. fakir. dervish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Oriental religious ascetic or begging monk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Faker. a Muslim or Hindu mendicant monk who is regarded as a holy man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needy. poor. destitute. needy / unfortunate or miserable person. barehanded. fakir. have- not. impecunious. indigent. necessitous. penurious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Muslim or Hindu mendicant monk who is regarded as a holy man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fakir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فقير] yoksul. 2.bendeniz. 3.dilenci. 4.derviş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). derviş, fakir, Hint fakiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the poor. have-nots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. fakr’dan smüş.) (mü. fakire) (c. fukarâ). 1. Yoksul, züğürt, malsız, servetsiz, parasız, fukara, muhtaç. 2. Bîçare, zavallı: Ne yapsın fakiri 3. Tevazu yoluyle daha çok dervişler arasında birinci şahıs için kullanılır: Fakir, dün ziyaretinize geldimse de bulamadım. Çokluğu Türkçe’de teklik yerine de kullanılır. 4. Hindistan’da tabiat üstü gibi görünen gösteriler yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. F.) Konuşanın evi (tevazu tâbiri): Fakirhâneye teşrifinizi rica ederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. F.). 1. Fakire yakışır surette. Fakirâne bir evim vardır, fakirâne yaşamayı kabüllenip gelirinin çoğunu hayra sarfediyor. 2. Acizane (tevazu tâbiri): Fakirâne takdimine cüret ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home for impoverished old people who are homeless or handicapped. wretched little hole. mean house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فقيرخانه] bendenizin evi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr.). Hindistan’da, fakirlerin yaptığı, tabiat üstü kuvvetlere atfedilen fevkalade gösteri ve temrinlerin tamamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impoverishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impoverishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get poor yoksullaşmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get poor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impoverish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poverty. poorness. pauperism. want. beggary. indigence. nudity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

want. poverty. indigence yoksulluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poverty. destitution. indigence. need. pauperism. poorness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sadece Hindistan’a değil, kuzey Afrika ülkelerine, özellikle Fas’a gidenlerin en çok ilgisini çeken şeylerden biri de yılan oynatıcılarıdır. Yılan oynatıcısının yılanının sepetinden çıkartıp oynatmasının, onu bir tür hipnotize etmesinin, flütünden (aslında flüt benzeri bir çalgıdan) çıkardığı seslerle bir alakası yoktur.

Çünkü kobra yılanı bir taş gibi sağırdır. İşitme organı ve buna bağlı sinirleri yoktur. Sesleri duyması mümkün değildir. O sadece yerden, yani topraktan gelen titreşimleri hissedebilir. Yılanlar titreşimlere karşı çok hassastırlar.

Aslında yılanın sepetinden çıkıp, dikelip aldığı pozisyon saldırı pozisyonudur. Kobra gövdesinin ön bölümünü havaya diker ve boynunu yassıltarak genişletir. Bu hareketi boyun kaburgalarını birbirlerinden ayırarak sağlar.

Yılan oynatıcısı elindeki flütü sağa sola sallayarak yılanın baktığı hedefin yerini sürekli değiştirir. Yılan flüte doğru kafasını oynattıkça bu, seyircilere sanki yılan dans ediyormuş izlenimini verir. Aslında yılanın sallanması fiziksel bir olaydır. Onu vücudunun üst kısmını yerden yükseltebilmek için yapar. Sallanmayı kestiği an yere düşer.

Kobra yılanları türünün hepsi bir değildir. Yılan oynatıcıları genellikle gördükleri her şeye anında saldıran Kral Kobrası’nı tercih etmezler. Bunlar aynı zamanda dünyanın en büyük zehirli yılanlarıdırlar. Boyları 5 metreyi geçer zaten en kuytu yerlerde yaşarlar ve diğer kobraların aksine insandan kaçarlar.

Yılan oynatıcılarının tercihleri daha sakin olan ve yemeyi gözünün kesmediği büyüklükteki objelere saldırmayan Asya Kobrası’dır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (m. ittifâkıyye) (imen). 1. İttifak ve ittihada ait: Muâhede-i ittifâkıyye. 2. Tesâdüfî: Garâib-i ittifâkıyye (garipliklerin bir araya gelmesi).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اتفاقی] tesadüfî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. muvaffakıyyât). 1. Muvaffak olma. 2. Muktedir olma: Muvaffakıyyetiniz için duâ ederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

success. accomplishment. achievement. hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موفقيت] başarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

başarı göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Nifakla alâkalı.

Türkçe Sözlük by