Fal-name ne demek? | Fal-name anlamı nedir? | Fal-name

Fal-name anlamı nedir?

Fal-name ne demek?

Fal-name anlamı nedir?

Fal-name | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: fal name

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Fal kitabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

AFAL şaşkın şaşkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bewildered. to be stupefied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggle. flabbergast. stupefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

şaşkınlığa düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daze. flummox. stun. to take to town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Şaşkınlığa düşürmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,modernleşme, asrileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). Lakap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عهدنامه] ahitname, antlaşma metni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Muahede kâğıdı, bir muahedenin şartlarını havi olarak kaleme alınıp iki tarafça imza edilen resmî kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treaty / pact in writing. convention. pact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kıfl). (bk.) Kıfl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kefal balığına benzer bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaba yonca, alfalfa, (bot). Medicago sativa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Siyah renkte, şekilsiz bir cins bitüm. 2. Asfaltlanmış: Alfalt yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphalt. blacktop. motorway. pavement. tarmac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphalt. pavement. tar. tarmac. asphalted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphalt. mineral pitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asfaltla kaplamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphalt. tar. to asphalt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to asphalt. to cover with asphalt. tarmacadam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) - Melek gibi, melek görünüşlü kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Açık saçık yazı ve resimleri havi kitap.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. olmak, vaki olmak, zuhur etmek; başına gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Mektup başlığı. 2. Fihrist. 3. Zarfın üzerine yazılan adres.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Beyannâme, bildirge (uyd k.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifesto. declaration. affidavit. bill. proclamation. specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charter. proclamation. declaration. manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statement. declaration. written statement. manifest. declaration form. proclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بيان نامه] bildirge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for once only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absentminded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empty- headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kısakafalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. birkaç cins yaban sığırı; kara sığır, zool. Bos bubalus; f. gözdağı vermek. buffalo grass boğa otu. buffalo moth bir cins bokböceği tırtılı. buffalo robe bizon derisinden yapılmış diz örtüsü. bull buffalo kara boğa. water buffalo manda, dombay, cam

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katafalk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (den). Iengeri grivaya kaldrrmak için kullanılan zincir veya halat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thorny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. celb = davet, F. nâme = mektup, kâğıt). Birini mahkemeye davet için yazılan tezkere: Celbnâme yazıldı; bir celb-nâme aldım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جلب نامه] çağırı mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CELBNAME) (i.). Celp kâğıdı, (bk.) Celb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summons. written citation. capias ad respondendum. letter of convocation. process. subpoena. writ of subpoena.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çengiler (oyuncu kadınlar) için yazılan şiir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. cevâb = karşılık, F. nâme = mektup). Cevâbı bildiren mektup, cevap yolunda yazılan mektup: Mektubumun cevâb-nâmesi geldi, cevâb-nâme-l Alînizi aldım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kederli, süngüsü düşük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yılgın, başı önünde, meyus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şahâdetnâme, diploma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrow-minded. narrow- minded. petty minded. small minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry. parochialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayışı zayıf, kavrayışı az.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time after time. over and over. again and again. time and again. numbers of times. times without numbers. tons of times. scores of times. for the nth time. for the umpteenth time. repeatedly. always. fast. heaps of times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeatedly. again and again. over and over again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time and again. on a number of occasions. again and again. at different times. dozens and dozens of time. plenty of times. on more scores than one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). emanet paradan çalmak, zimmetine geçirmek. defalca'tion (i). emanet paradan çalma, zimmetine geçirme, suiistimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstinate. pigheaded. bul headed. headstrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opinionated. recalcitrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Uzun kafalı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dolichocéphale

anat. uzun kafalı

Başı dar, kafatasının uzunluğu genişliğinden fazla olan (kimse).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düşüş, yıkılış, sükut, gerileme, çökme, inkıraz; yağmur boşanması. downfallen (s). düşmüş, yıkılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EHLİYET-NAME) (i. A. F.). Ehliyeti belirten vesika, şöförlük vesikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palmistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. emr-nâme). Bir emri içine alan resmî yazı ki, üstten asta yazılır: Emir-nâme-i nezâret-penâhî = NAzırlığın (bakanlığın) emri. Emir-nâme-i sâmî = Sadâret makamından yazılan yazı. Nezâket icabı hususî mektuplara da emirname denilirdi: Emirname-i Alîlerini aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Osmanlı devrinde sadrâzamın emrini bildiren resmî yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mandate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [امرنامه] ferman, emir belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emay, mine; emay gibi şey; diş minesi; emay işi. enamelware i. emay işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-led, -ling) minelemek, mine ile kaplamak; değişik renklerle süslemek; parlaklık vermek. enamelling i. mine işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nefel). 1. Ganimetler, düşmandan alınan mallar, emeksiz kazançlar. 2. Kur’an-ı Kerîm’de bir sûrenin adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ganimet. 2.Kur’an-ı Kerim’in 8 suresinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuddy-duddy. fusty. square. stodgy. straight. stuffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidebound. old hat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fathead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطفال] çocuklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalın kafalı, anlayışsız, dangalak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akşam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. aslı: fa’l). 1. Uğur, iyi talih. 2. Baht ve talihi anlamak için birtakım garip vasıtalara müracaat etme, atılan boncuk ve baklaya, açılan bir kitabın bir satırına, koyunun kürek kemiğine vesair böyle şeylere bakıp bunlardan mânâ çıkarma: Fal açmak, atmak, fala bakmak. Fâl-i hayr = İyi fal. Huceste-fâl = Mübarek talihli. Faltaşı = Falcıların fala bakmak için attıkları ufak çakıl taşlarıyle boncuklar. Gözlerini faltaşı gibi açmak = Hayretle veya hırs ve tamahla bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune. fortune-telling. fortunetelling. soothsaying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one's fortune. fortune telling. augury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Facilitation Committee of the IMO.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Facilitation. nIII: dangerous; danger, threat; enmity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fusil Automatique Leger A 7 62mm battle rifle designed by FN and copied the world over The FAL has not made it into the world of airsoft so far, but we're keeping our fingers crossed. v fall; befall [OE Angl fallan].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

File Access Listener FAL is a DECnet module that listens for network requests to access its local files In effect, FAL is a network file server for DECnet. parting, separation, to leave, to depart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فال] fal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Fal kitabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Sabah aydınlığı. 2. Tomruk, falaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Eskiden suçluları ve öğrencileri cezalandırmak için kullanılan Alet. Orta tarafında ayakları sıkıştırmaya mahsus ip geçirilmiş bir sopa ile tabanlara vurmaya mahsus bir sopadan ibaretti: Falakaya çekmek, falaka değnek getirtti, falakaya yatırmak, falaka vurmak. 2. Bazı manivela işlerini yapmak için kullanılan ucu iple bağlı ağaç parçası 3. (denizcilik). İki ucu bir yere bağlı bir parça halat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastinado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastinado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلقه] falaka, ayağa sopa atarak acı çektirmek için hazırlanan düzenek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Felâket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Belirsizlik zamiri ve eş mânâlı takımların ikinci unsurudur. Belirsiz olarak ismin yerini tutar: Falan geldiği zaman şöyle yaparmış, filan gelince böyle edermiş... Falan tarihte falan kişi görmüş... Falan filân yahut falan feşmekân. Küçümsenen şeyler, vaziyetler hakkında kullanılır: Yok gönlünü almamışız, yok kalbini kırmışız, falan filân. 2. Bazı kelimelerden sonra gelince benzerini ifade eder: Musluğu falan iyice kapadınız mı? Akşama gelirken karpuz falan getir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so and so. and so on. such and such. so-and-so. or so. and such like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a certain (person. so and so. such and such as. et cetera. and so forth. about. such and such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İsmi söylenmek, istenilmeyen veya belli olmayan bir şahıs veya şeyi gösterip «falan» sözünden daha belirli gibi kullanılır: Falanca adam geldi diye haber vermeli, falanca yeı% gideceğim, dedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so and so. such and such a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir İspanyol faşist örgütü. falangist (i). İspanyol faşist örgütü üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Kunduracı bıçağı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). orak şeklinde,kanca veya çengel şeklinde, hilal şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski pala gibi enli ve ağır kılıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fal açan, fala bakan: Falcı kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune-teller. fortune teller. augur. diviner. seer. warlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortuneteller. seer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune teller. augur. soothsayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat.) orak şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fal açmak işi. Fala bakanın meşguliyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune-telling. fortune telling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunetelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune telling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şahin, sungur, doğan. falconer (i). şahinci, doğancı, avcı. falconry (i). şahin veya doğan ile avlanma; doğancılık,kuşçuluk. peregrine falcon alaca doğan,şahin, (zool.) Falco peregrinus. red footed falcon kırmızı ayaklı kerkenez, (zool.) Falcovespert

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tar.) bir çeşit ufak top; Asya'ya mahsus birkaç çeşit doğan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (eski). şarkılarda kullanılan anlamsız nakarat; boş laf; önemsiz şey, süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilisede diz çökmek için kullanılan alçak tabure.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. falaise

coğ. yalı yar

Yüksek kıyılarda dalga aşındırmasıyla oluşan ve aşınma sürdükçe karanın içine doğru gerileyen yar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cliff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (felc’den imef). Vücudun bir kısmının tutmaz hale getirilip battal edennüzûl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلج] felç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Toprak ekici. 2. Başarılı ve bahtiyar. 3. Şöhret, ün.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Felaha eren, başarı kazanan, muradına eren. 2.Toprağı süren, eken.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(FAL-i HAYR) (i. F. A.) Hayır falı, iyiye yorulan şey.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (fell, fallen) düşmek, dökülmek,yağmak; çökmek; kapanmak, yıkılmak, mahvolmak, ölmek; alınmak, zapt olunmak, düşmek (kale); inmek, azalmak, eksilmek, kesilmek; gelmek, çıkmak, vurmak; tutulmak,duçar olmak; dalmak, başlamak; rastlamak,tesadüf etmek, v

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düşüş, düşme, sukut, iniş; sarkma;yıkılma, çökme, inkıraz; yağış; bir defada yağan yağmur miktarı, düşüş mesafesi, fiyatların düşmesi, ucuzlama; dökülme, akma; sonbahar, güz, aynı mevsimde veya aynı zamanda doğan kuzular, hayvanların doğması; meyil,y

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boş, yanlış, ,çürük, aslı esası olmayan, yalan, yanıltıcı, aldatıcı, temelsiz. fallaciously (z). esası olmadan, boşuna,yanlış olarak. fallaciousness (i). yanlışlık, asılsızlık, temelsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yanlış fikir, aldatıcı kavram,sahte görünüş; aldatma, hile, yanlışlık, yanlış, hata, temelsizlik; (man.) safsata, mantık kurallarına aykırı gelen sav. pathetic fallacy insanlara has duyguların doğal belirtilere mal edilmesi (insafsız deniz gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süslü şey, süs. fallalery (i). süs eşyaları, gösterişli şeyler, biblo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) fall.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yanılabilir, hataya düşebilir,yanlış olabilir. fallibil'ity (i). yanılma payı. fal'libly (z). yanılarak, hata ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(anat.) döl yatağı borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nükleer bir patlama sonucu meydana gelen radyoaktif zerrelerin atmosferde aşağı doğru inmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). nadas olarak dinlendirilen arazi, nadas; dinlendirilecek tarlayı sürme, nadas etme, canlıların hamile olmadığı devir: (s). nadasa bırakılmış, ekilmemiş; (f). dinlendirilecek tarlayı sürmek, nadas etmek. Iie fallow boş kalmak. fallow crop

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açık sarı; deve tüyü rengi. fallow deer Avrupa'ya mahsus açık sarı renkte bir çeşit küçük geyik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

anat. erkeklik organı

Erkeğin çiftleşme organı.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فالنامه] fal kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (müz.) (erkekte) yüksek perdeden ses, kafa sesi; böyle sesle şarkı söyleyen kimse; (s). böyle sesli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k.dili) göğüsleri dolgun göstermek için sutyen içine doldurulan pamuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tahrif etmek, bozmak, kalpazanlık etmek; yalan olduğunu söylemek; hukaslı olmadığını ispat etmek. falsifica'tion(i). tahrif, sahtesini yapma, taklit. falsifier (i). düzenbaz kimse, yalancı; tahrifçi kimse; kalpazan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yalan oluş, doğru olmayış,yanlış oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Musikide bir sesin gerçek perdeye aykırı olarak icrası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

false note. blunder. error.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

false note. blunder. clanger. fluff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a false note. faulty. false.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without any false note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). portatif bot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sendelemek, sürçmek; kekelemek, sarsılmak; tereddüt etmek, duraklamak;tereddutle söylemek. falteringly (z). tereddütle, kekeleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Ağızdan dolan eski usul topların ağızlık otu ve yemleme koymaya mahsus deliği, çanaklık; falya iğnesi, burgusu. Falyaya basmak = Topu doldururken ateş almaması için falyasına parmağını basmak. Falya yüksüğü = Parmağın hararete dayanamamasıyle bu iş için kullanılan yüksük. Falya çivilemek — Düşmana terki zaruri topları battal etmek için falyalarla çizi tıkmak, mec. Gözükme, meydana çıkma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Balina denilen ve denizde yaşadığı halde balık olmayıp, memelilerden olan büyük bir hayvan, kadırga balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Falı uğurlu, kutlu olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bahtı açık, tâlihl uğurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. feth = zafer, F. nâme = risale, mektup). 1. Bir memleketin fethi veya bir zafer sonunda neşrolunan galibiyet fermanı. 2. Bir fetih ve zafer hakkında yazılan kaside ve manzume, zafer-nâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this and that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birinci isim, küçük isim, şahıs ismi, vaftiz ismi. forenamed (s). yukarıda ismi geçen, mezkur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Esnaf teşkilâtı ile bunların uymaları icab eden usul ve kaidelerden bahseden eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back number. behind the times. reactionary. conservative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yatay bir direkten aşağıya doğru asılan bir çeşit bayrak. gon falonier' (i.) bu bayrağı taşıyan adam; orta çağda İtalya'da yüksek bir rütbe .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Sevgiliye yazılan mektup, kaside.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geçiş tezkeresi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) gerfalcon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rüyâ kitabı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواب نامه] rüya tabiri kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. edebiyat). Ayrılık vesilesiyle yazılan mektup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Bir ödemenin üçüncü bir şahsa veya münasebeti bulunan bir daireye verildiğini gösteren yazılı emir: Aydın vilâyeti için bir havale-nâme aldı; banka, havale-nâmeyi kabûl etti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). highfalutin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili tumturaklı, şatafatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Falı uğurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mahkeme ve heyetin hüküm ve kararını hâvî vesika, hükmü hâvi kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittance. certificate of release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ابرانامه] aklanma belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eskiden yüksek medrese ve meşk (yazı) talebesine hocaları tarafından verilen diploma, izinnâme, şehadetnâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madrasa diploma. practicing certificate. professional licence license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اجازت نامه] diploma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Savcının, iddialarını topladığı ve soruşturma sonunda mahkemede okuduğu yazı, savcının görüşü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indictment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. indictment. criminal charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gaflet» ten masdar) (c. iğfâlât). Gaflette bırakma, gaflete düşürme, aldatma: Dolandırıcıların iğfâlâtına kapılacak kadar budala değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rape. to seduce. to tempt. to delude. abduct. seduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اغفال] aldatma, kandırma. 2.ırza geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.aldatılmak, kandırılmak. 2.ırzına geçilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.aldatmak, kandırmak. 2.ırzına geçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İHBAR-NAME) (i. F. hukuk). 1. Belirli olaylara dair bilgi olarak, ilgili olduğu yere verilen yazı. 2. Bir paranın ödenmesi veya diğer bir muamelenin yapılması lüzumuna dair bir resmî daireden gönderilen ihtarname.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notice. notification. letter of advice. monition. garnishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notice. notification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

written notice. notification. prompt note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اخبارنامه] bildiri kağıdı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (ed). İltifat mektubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official warning. protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official warning. protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hafi» den masdar) (c. ihtifâlât). Büyük bir alay ile saygı gösterme, merasim, tören: Cenazesi ihtifâlât-ı lazıme ile kaldırıldı. Mehmed Akif için yarın bir ihtifâl yapılacak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احتفال] anma töreni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ihtifâl). Ihtifâller, merasimler, törenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İçinde resmî veya hususî İlân olan kâğıt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanılmaz, şaşmaz, hata yapmaz. infallibil'ity i. yanılmazlık. infal'libly z. yanılmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir istek ve rica için bir makama sunulan damgalı ve pullu kâğıt, arzuhal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petition. formally written petition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [استدعانامه] dilekçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir memurun görevinden alınmasını istemek maksadıyla verdiği resmî kâğıt: İstîfâ-nâmesini sundu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of resignation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hukuk). Sanığın, sorulan suallerle verdiği cevapları içine alan zabıt: Istintak-nâmeyi mühürledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir rica ve niyaz için yazılan mektup veya sunulan dilekçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bir şeyin ithâf edildiğine dâir yazılan yazı, Fr. d6dicace.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hukuk). Bir cinayetten sanık olup tevkif olunan adama o cinayetin isnâdı hakkında adliye tarafından verilen resmî kâğıt ki, onunla mahkemeye teslim olunup muhakemesine başlanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. allegation. indictment. bill of indictment. articles of impeachment. criminal charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir ülkeye tâyin olunan elçiye, devleti tarafından verilen mektup ki, elçi, onu gittiği devletin başkanına sunarak elçi tanınır: Yeni Fransa büyükelçisi İtimâd-nâmesini takdîm etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اعتمادنامه] güven mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credentials. ambassador's letter of credence. letters of credence. letters credentials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عتق نامه] âzâdlık belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Prospectus)

Sermaye piyasası araçlarının ihracında ya da halka arzında ortaklıklarca halkı şirket ve hisse senetleri konularında bilgilendirmek amacıyla düzenlenmesi gereken belgedir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ruhsat ve mezuniyet alan bir kimseye verilen yazı, izin kâğıdı, icâzet-nâme, ruhsat-nâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir kompozisyonda tüm figürlerin boy ve önem farkı gözetilmeksizin başları aynı hizaya gelecek biçimde yerleştirilmesi. Özellikle Yunan sanatının Klasik Dönem kabartmaları için kullanılan bu terim, resim ve grafik sanatında da geçerlidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.9 elinden her iş gelen kimse, becerikli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. bareheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kafası olan: Koca kafalı = Aptal, anlayışsız. 2. Bilgili, anlayışlı: Kafalı adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. headed. brainy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune told by inspecting the grounds remaining in one's coffee cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalfa olma hâli, kalfa ücreti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank. work or pay of an experienced apprentice workman or master builder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dense. obtuse. slow. thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thick headed. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mevzu hakkında devletçe uyulacak maddeleri, bir kanunu hâvî kitap, broşür vs.: Ticaret kanun-nâmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. digest of the laws regulating a particular subject. rule book. statute book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (doğrusu «kâr-nümâ = iş gösteren» olsa gerektir). Esnaf kalfalarından usta çıkıp kendi başına çalışmak üzere icâzet isteyenlerin, imtihan için yapıp sundukları iş örneği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). 1. Cumhurbaşkanının imzasıyle tamamlanan hükümet kararı. 2. Bakanlar kuruluna verilen yetkilere dayanılarak alınan karar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree. bylaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree. legal decision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree. governmental decree or decision. statutory order / decree. decree-law rule of law. order in Council. governmental decision signed by the Council of Ministers and / or President. presidential decree. emergency enactment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Hatırasına saygı gösterilmek istenen kimsenin cenazesini koymak üzere yapılmış dekoratif kaide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catafalque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catafalque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kavi = söz, Fars. nâme = yazılı şey). Üzerine bir mukavele ve anlaşma yazılmış ve imzalanmış kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Başı büyücek bir cins makbûl balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gray mullet. grey mullet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grey mullet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grey mullet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hukuk). Birinin vereceği bir parayı veya yapacağı bir işi, bir taahhüdü yerine getirmediği takdirde onun yerine yapmayı üzerine almak kanunî muamele ve taahhüdü, kefil olma, yüklenme, Ar. zımân: Kendisine kim kefâlet edecektir? Bu işi ancak sizin kefâletinizle kabûl ederim; onun kefâleti kabul olunmadı. Kefâlet senedi = Kefil olmayı, gösteren, kefilin verdiği senet. Kefâleti-bi’n-nefs = Nefsine kefil olma, yani bir adamın şahsı talep olundukta bulup vermek taahhüdü. Kefâleti bi’l-mâl = Malına kefil olma, yani onun borçlu olduğu parayı vermeyi taahhüt etme. Kefâlet-i müteselsile = İki veya daha fazla kişinin karşılıklı ve zincirleme kefil ve zâmin olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail. security. suretyship. guarantee. bailment. caution. caution money. guaranty. indemnification. recognizance. sponsion. warranty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail. guaranty. security. surety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail. caution. civil bail. bailment. caution money. security. suretyship. going bail for. surety bond. surety. accessory contract. bill guarantee. cautio. cautionary. guaranty. indemnity. pawn. security bond. sponsorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کفالت] kefillik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail bond. bailment. deed of suretyship. letter of indemnity / guarantee. bond of indemnity. indemnity bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kefâlet süreliyle, kefil olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on bail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kefâlet senedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guaranty. bond. surety bond. bail bond. deed of suretyship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brachycephalic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kafatasının ön-art ekseni, yan eksenine göre kısa olan insan, brakisefal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıyafet ilminden (fizyonomiden) behseden kitap.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (denç) sahile yaklaşan gemicilerin karayı ilk görüşleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Alıklık, sarsemllk. Ar. gabâvet. 2. Beygirde şiddetli bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) sürgün hayatı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Gelişme kusuru sonunda kafatası ve beyni küçük olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Peygamberimizin mîrâcı hakkında yazılmış kasîde ve şiir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.yanlış isim vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Daha doğrusu: Ahdnâme. (bk.) Ahidnâme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [معاهده نامه] antlaşma metni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

written defense. defendant's plea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dostça mektup: Muhabbet-nâmenizl aldım (büyükten küçüğe yazılan mektup için kullanılırdı). 2. Aşk mektubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dil öğrenmek için karşılıklı iki dilden konuşma örnekleri veren kitap: Fransızca Türkçe bir mükâleme-nâme (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mukavele senedi: Mukavele-nâmesini gösterdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract. written agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مقاوله نامه] sözleşme metni.)

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deed of consent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isimlendirilebilir; şöhrete lâyık, unutulmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Mektup: Bir nâme yazdı. 2. Aşk mektubu: Nâme yazmaya mahsus süslü kâğıt. Nâme-i hümâyûn = Osmanlı padişahı tarafından bir hükümdara yazılan mektup. Diğer isimlere katılarak o ismin mânâsına ait kitap, risale veya yazı mânâsına gelir: Emir-nâme, beyannâme, târif-nâme, tâlim-nâme, telgraf-nâme, sâl-nâme, şâh-nâme, şehâdet-nâme, sulh-nâme, ahid-nâme, muhabbet-nâme vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The title by which any person or thing is known or designated; a distinctive specific appellation, whether of an individual or a class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A descriptive or qualifying appellation given to a person or thing, on account of a character or acts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Reputed character; reputation, good or bad; estimation; fame; especially, illustrious character or fame; honorable estimation; distinction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Those of a certain name; a race; a family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person, an individual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give a distinctive name or appellation to; to entitle; to denominate; to style; to call.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To mention by name; to utter or publish the name of; to refer to by distinctive title; to mention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To designate by name or specifically for any purpose; to nominate; to specify; to appoint; as, to name a day for the wedding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To designate by name, as the Speaker does by way of reprimand. by the sanction or authority of; 'halt in the name of the law' a language unit by which a person or thing is known; 'his name really is George Washington'; 'those are two names for the same th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. document. diploma. declaration or permit (used in compounds only. missive. music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a language unit by which a person or thing is known; 'his name really is George Washington'; 'those are two names for the same thing'. by the sanction or authority of; 'halt in the name of the law'. a person's reputation; 'he wanted to protect his good na

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

PCDATA providing the name of the MathML element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of the stock or fund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A slash-separated list of components that uniquely identifies an element of an HDF5 file A name begins that begins with a slash is an absolute name which is accessed beginning with the root group of the file; all other names are relative names and the ass

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of the request as specified by the user, using the qsub -r option.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Java expression that refers to a particular object or value Examples include variables, parameters, fields, class names, and interface names Every name has an associated type Within its scope, the name is generally bound to a value See the chapter on Th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

What a coaster is called, in order to distinquish it from others While some parks are very creative with this, others tennd to use the same name over, or even worse just use the name 'coaster' or 'roller coaster'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of the function.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Name is an attribute in an HTML element that provides a unique identifier for the element However, in recent versions of HTML, the name attribute has been deprecated in favor of the 'id' attribute in most cases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A word consisting solely of letters, numbers, and underscores, and beginning with a letter or underscore Names are used as shell variable and function names Also referred to as an identifier. hostname - This is a required parameter used in PPP authenticat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is the real name of the member This is viewed from the member profile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A name is a construct that stands for an entity: it is said that the name denotes the entity, and that the entity is the meaning of the name See also declaration, prefix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A given page presents a subject named with a single word or short phrase, such as 'Frog,' 'Lichen,' 'Pools and Riffles,' or 'The Water Cycle ' Page naming must be simple for two reasons: to be useful for basic vocabulary building exercises, and to allow s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Type of English Query minor entity that indicates how its associated major entity is identified in questions and statements, for example, 'book' refers to the major entity Books table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of identifying attributes purported to describe an entity of a certain type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The driver's full name in the format of last name, first name, initial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The self articulation of reality entering the world of human consciousness, as Namu- amida-butsu Also referred to as the Name in six letters or six syllables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The logical class name as given in the NOAO Image Data Structure Definitions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نامه] mektup. 2.kitap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. ad, isim; nam, şöhret, ün; ünvan; kızgınlık belirten hitap şekli; şöhretli kimse; dış görünüş; Tanrının kutsal ismi; f. ad koymak, isim vermek, ismiyle çağırmak; ismini vermek; belirtmek; tayin etmek; memur etmek; s. ismi olan; A.B.D., k.dil

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Sevgiliye ve aşka ait yazılmış mektup. Mektup. Kitap, dergi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mektup götüren. Kebûter-İ nâme-ber — Mektup götürmeye alıştırılmış güvercin, posta güvercini.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili kendine paye vermek için şöhretli isimlerden bahsetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir hükümdardan diğer bir hükümdara nâme götürmeye memur görevli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامفهوم] anlaşılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isimsiz, adsız, adı belli olmayan; adı konmamış; tanımlanamayan; bahsedilmeye layık olmayan; gayri meşru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yani şöyle ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نامرد] alçak, aşağılık, namert.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. insaniyetsiz. 2. Korkak, aiçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardly. despicable. vile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. base. contemptible. despicable. craven. dastardly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAmerdî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامرئی] görülmeyen, görülmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adaş, aynı adı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامسبوق] olmamış, geçmemiş, cereyan etmemiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent. missing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent without leave. absent. absentee. missing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامأمول] umulmayan, beklenmedik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeni yağmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. nickname

takma ad

Kendi adından başka eğreti alınan ad.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. lakap, takma ad; f. lakap takmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akşam vakti, akşam karanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tüzük. Nizâmnâme-i dahilî = iç tüzük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations or statutes of an organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [نظام نامه] tüzük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hayvanın yenemeyen fakat başka işte kullanılan veya atılan kısımları; (İng.) sakatat; çerçöp, süprüntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ziynet, süs. ornamen'tal s. süs kabilinden. ornamentally z. süs olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. süslemek, donatmak. ornamenta'tion i. süs, ziynet; süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün Amerika devletlerine veya haklarına mahsus veya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İçinde nasihatler olan kitap, broşür vesaire: Pendnâme-i Attâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پندنامه] öğüt kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gizli tehlike veya güçlük; tuzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir gezegene iniş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) kıçüstü düşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راهنامه] yol haritası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağış miktarı; sağanak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ruhsat veren kâğıt, izin-nâme, i; vesikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (rOz = gün, nâme = yazılmış şey). 1. Gündelik masrafların veya olayların kaydedildiği defter. 2. Her günkü olayları yayınlayan gazete, gündelik gazete. 3. Takvim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Şahlardan bahseden manzum kitap. 2. Firdevsî’nin eski İran hükümdarına dair yazdığı Farsça büyük manzum destân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Diploma. 2. Bir mesleği yapabilmek için alınan evrak. 3. Hüsn-i hâl, iyi hal vesikası. 4. Bir muamelenin yapıldığını tasdik eden kayıt ve vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. diploma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شهادت نامه] diploma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümdarın manzum biyografilerini yazan şair vak’a-nüvis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. F.). (edebiyat) SAkîye hitâben yazılan, onu, içki meclisini öven uzun manzume ki, kasîde, mesnevi, terci, terkîb vs. şeklinde olabilir: NefTnin sâkî-nâme’sl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sâl = yıl, nâme = kitap). Bir senelik takvimi ve hâdiseleri gösteren ve her sene çıkan kitap, yıllık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yearbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سالنامه] yıllık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Şartlı anlaşma metni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specification. list of conditions. contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specifications. articles and conditions. specifications. document listing the terms of a contract. specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شرط نامه] şart mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paginate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of pages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Alçaklık, aşağılık, hakirlik. 2. Son derece sıkıntılı yaşama, fakirlik ve ihtiyaçtan çekilen sıkıntı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misery. poverty. dog's life. wretchedness. beggary. calamity. sordidness. squalidity. squalidness. squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gutter. misery. poverty. the gutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misery. wretchedness. extreme poverty. baseness. vileness. abjection. pinch of poverty. squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفالت] sefillik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAhname.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شهادت نامه] diploma, mezuniyet belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAhnameci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ser = baş, nâme = mektup). 1. Mektup, risâle ve kitap vesaire başında yazılan yazı. 2. Serlevha, başlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرنامه] mektup başlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir seyyahın gezdiği yerlere ve seyahatte görüp geçirdiği şeylere dair yazdığı kitap: Evliyâ Çelebt’nin Seyâhat-NAme’sl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel book. travels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سفال] çanak çömlek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çanak, çömlek ve çini gibi topraktan yapılmış şey. Sifâl-pâre = Çanak, çömlek parçası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سفالين] topraktan yapılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şikâyet mektubu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ شکایت نامه] şikayet mektubu. 2.şikayeti konu alan yapıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şecere kitabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Eski tıpta müshil olarak kullanılan bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cassia): Baklagiller familyasından; bütün sıcak bölgelerde yetişen, sarı çiçekli otsu veya ağaçsı bir bitkidir. 400’den fazla türü vardır. Çiçekleri, yapraklarının dibinden çıkar. Uzun salkım şeklindedirler. Meyvesi, baklaya benzer. Basık silindirimsi, odunsu ve sert kabukludur. Kullanıldığı yerler: Kuvvetli müshildir. Kolit ve spastik kabızlıkta kullanılmaz. Bulantı ve kusma yapabilir. Sütlü kahveyle içilmesi daha kolaydır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir defada yağan kar miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F.) (A. sulh = barış, F. nâme = yazılmış kâğıt). İki taraf arasında kararlaştırılan sulhun şartlarını gösteren yazı, muâhede metni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). (edebiyat) Düğün, ziyafet, şenlik gibi şeyleri tasvir için yazılan manzum veya mensur eser.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. soyadı; aile ismi; lakap; f. soyadı koymak; soyadı ile tanınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affidavit. bond. letter of commitment. covenant. written contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirmative covenant. letter of undertaking. written engagement. vesting deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعهد نامه] taahhüt belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rüya tâbirlerine dair kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Beğenilen bir işe karşı verilen yazılı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testimonial. certificate of merit. letter of appreciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate / letter of commendation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تقدیرنامه] başarı belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طلاق نامه] boşanma belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Çeşitli savaş manevralarını, malzemenin nasıl kullanılacağını her sınıfın vazife ve davranışlarını belirten kaideleri hâvi kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Yönetmelik. (bk.) TAlim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations yönetmelik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations book. regulations. rules. by-laws. guide. instruction manual. instruction sheet. letter of instruction. standing rules. regulatory statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yukarıda târif olunan tandırın altında pinekleyen tenbellerden birinin okuyup veya söyleyip diğerlerinin dinledikleri masal, 2mec. Asılsız fasılsız şey, saçma sapan söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bir şeyin yapılışını, kullanılışını anlatan yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information kit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tasdik bildiren vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attestation. certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attestation. certificate. certification. certificate which formally attests sth. certificate of attendance (given to a student who has attended , but not gr. acknowledgement. school leaving certificate. instrument of ratification. instrument of signature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Birini takdim eden ve hakkında iltimas isteyen mektup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Teselli ve tâziye için yazılan mektup, teselli mektubu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعليمات نامه] yönetmelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعزیت نامه] başsağlığı mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Tebrik yazısı, kutlama yazısı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تبریک نامه] kutlama yazısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical specifications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telgrafla gelen haberin yazılı olduğu kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of conveyance. a bill of sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında, kaçış noktasının betilerin ardında ve ufuk çizgisi üzerinde değil, betilerle seyirci arasında yer aldığı perspektif türü. Böyle bir perspektifte betilerin seyirciye göre daha uzakta olan kesimleri küçük görüneceklerine, aksine daha irileşirler. Bu nedenle betimlenen nesneler gerçektekinin tam tersi bir görünümde resmedilmişlerdir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarışma, turnuva; ortaçağda mızrak oyunu; turnuva oyunları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zoolloji). Barsaklarda parazit olarak yaşayan bir kurt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crumble. disintegrate. to crumble up. to break into small pieces. to crumble. to disintegrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comminute. crumb. crumble. scrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Ufak ufak doğramak, parçalamak: Peyniri ufaladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ufalamak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chip off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crumble. molder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ufaltmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Daha ufak olmak, küçülmek: insan, ihtiyarladıkça ufalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Daha küçük yapmak, hacmini azaltmak, küçültmek. Odaları ufaltmışsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lessen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general power of attorney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isimsiz; adı geçmeyen, bahsedilmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kafatasının ön-arka ekseni, yan eksenine göre uzun olan, dolikosefal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronicle. annals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vakfiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charter of a wagf. deed of trust. act of foundation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F,). Bir kimsenin vasiyetini gösteren tasdikli vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament. will. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وصيت نامه] vasiyet mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vefası olan, sevgisinden geçmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approved. constant. faithful. loyal. true-hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. loyal. truehearted. faithful. true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithful. loyal. faithfulness. staunch. truehearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birinin vekil tayin olunduğuna dair, vekil eden tarafından verilen senet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power. proxy. power of attorney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proxy. power of attorney. proxy statement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وکالت نامه] vekillik belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çağlayan, çavlan, şelâle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. umulmadık yerden gelen para veya yardım; ağaçtan düşmüş meyva; ağaçları rüzgâr etkisiyle devrilmiş koru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. zabt = kayıt, Fars. nâme = yazılı şey). Bir meclis veya mahkemenin veya sorgu hâkimi gibi bir memurun müzakere ve ifâdeleri yazarak tanzim ettiği resmî kâğıt, tutanak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minutes of a meeting. minute book. written proceedings of a legislative assembly. court record. transcript. police record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ضبط نامه] tutanak, zabıt yazısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by