Fan ne demek? | Fan anlamı nedir? | Fan

Fan anlamı nedir?

Fan ne demek?

Fan anlamı nedir?

Fan | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: fan

Türkçe - İngilizce Sözlük

An instrument used for producing artificial currents of air, by the wafting or revolving motion of a broad surface An instrument for cooling the person, made of feathers, paper, silk, etc., and often mounted on sticks all turning about the same pivot, so

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any revolving vane or vanes used for producing currents of air, in winnowing grain, blowing a fire, ventilation, etc., or for checking rapid motion by the resistance of the air; a fan blower; a fan wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An instrument for winnowing grain, by moving which the grain is tossed and agitated, and the chaff is separated and blown away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something in the form of a fan when spread, as a peacock's tail, a window, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small vane or sail, used to keep the large sails of a smock windmill always in the direction of the wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which produces effects analogous to those of a fan, as in exciting a flame, etc.; that which inflames, heightens, or strengthens; as, it served as a fan to the flame of his passion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A quintain; from its form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To move as with a fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cool and refresh, by moving the air with a fan; to blow the air on the face of with a fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To ventilate; to blow on; to affect by air put in motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To winnow; to separate chaff from, and drive it away by a current of air; as, to fan wheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To excite or stir up to activity, as a fan excites a flame; to stimulate; as, this conduct fanned the excitement of the populace. a device for creating a current of air by movement of a surface or surfaces an ardent follower and admirer make fiercer; 'fan

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a device for creating a current of air by movement of a surface or surfaces. an enthusiastic devotee of sports. an ardent follower and admirer. strike out ,. make fiercer; 'fan hatred'. agitate the air. separate from chaff; 'She stood there winnowing grai

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pile that has been spread out, so that all of its cards are visible Only the topmost card in the fan will be completely visible; the other cards will be partially overlapped and hidden Fans may be spread left, right, up, or down; fanned down is the most

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fan is the combination of blades that spin around to create the airflow to produce the vacuuming action Fans are flat impellors, and are combined in a set of two or three fans on each motor, depending on the model A motor with two fans is called 'two-

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When the car is at idle or being driven in heavy traffic at lower speeds, the fan pulls cool air through the radiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wedge-shaped body of sediment with a roughly semicircular map pattern and a gentle to steep upper surface that slopes away from the head or apex of the body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AVN forecast output for a specific location; used by meteorologists as a 'first guess'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To miss the puck completely when attempting a shot or pass. is a basic figure used in the International Style Rumba and Cha-Cha incorporating the Fan Position by swivelling on one foot while fanning with the other foot and ending with the foot that fanned

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually refers to the fan mounted to the back of the radiator Either electrically driven or drive beld driven, it is usually mounted on the radiator to force air through The fan draws air through the radiator to cool the liquid in the cooling system when

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that produces a pressure difference in air to move it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Financial Aid Notification See Award Letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To toss an unplayable roll; in particular, to fail to reenter after having been hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A strip in which all the triangles share a common vertex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Many categories of powwow dancers use dance fans There are several different varieties, including flat fan, wing fan, and loose fan, made from eagle, hawk, turkey, or macaw feathers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fan is used to pull air through a radiator or oil cooler Heat is transferred from the hot oil or water in the radiator to the moving air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Designed to supply air flow as the fan blades rotate, a fan can be driven by either a motor or belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A table near the beginning of a disk that identfies the location of everything on the disk. missing the ball completely when trying to make contact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radial or axial flow device used for moving or producing artificial currents of air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fabric Address Notification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A part of the engine which pulls air through the radiator and keeps the coolant from becoming hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigot , buff , fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ned, ning) hava vermek, yelpazelemek; savurmak; esmek, serinletmek;rüzgârın önüne katılmış gibi yavaş yavaş hareket etmek; yelpaze gibi açılmak; (beysbol) vuruş olmadığı için oyunu kaybetmek. fanthe flames kışkırtmak, tahrik etmek, körüklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (h. dili) hayran veya düşkün kimse,meraklı kimse. sport fan spor tiryakisi .movie fan sinema meraklısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yelpaze; pervane, pervane kanadı;vantilatör; yelpaze şeklindeki herhangi bir şey,yeldeğirmeninin iri kanatlarını rüzgâr yönünde tutmaya mahsus arka kanat. fanlight (i)., (mim.) kapı üstündeki açık yelpaze şeklinde pencere fantail (i). yelpaze kuyrukl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kötü şeylerden kaçınan, kötülüklerden uzaklaşan, temiz. Ashab’dan bu ismi kullananlar olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A. F.). Temiz olarak, temizce, tertemiz şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Arifler, bilgililer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Arifçe, Arife yakışır surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vezire mensup ve müteallik veya lâyık olan: Huzûr-ı Alî-i Asafânelerine = Osmanlı devrinde vezirler için kullanılan tâbirlerdendir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی طرفانه] tarafsızca, yan tutmadan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabarık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. défense

sp. savunma

Bir takımın, kalesini korumak için gösterdiği çaba.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stonewalling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. défensive

sp. savunmalı

Savunmayı esas alarak kurulan (oyun düzeni).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir balık ağı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cefn). (bk.) Cefn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. üfnûn). 1. Sarmaşık gibi birbirine sarılmış sık ağaç dalları. 2. Değişiklikler; işler, haller şartlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکفان] kefenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. yaramaz çocuk, soru veya sözleriyle büyükleri güç durumda bırakan çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi) 1. İhtiyarlıktan dişleri dökülüp sözü anlaşılmaz: Fan fan bir ihtiyar.’2. Böyle söylenilen söz: Onun fan fan lakırdısından ben ne anlarım. Fanfan böceği = Tonuzlan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). aşırı derecede bir parti veya din meraklısı; mutaassıp; müfrit, aşırı,öIçüsüz; (i). aşırı fikirleri olan kimse. fanaticals aşırı, müfrit, ölçüsüz olarak. fanatically (z). aşırı bir bağlılıkla, sabit fikirle; tutuculukla,taassupla. fanaticize (f

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fanatique

bağnaz

Bir düşünceye, bir inanışa aşırı ölçüde bağlanıp ondan başka bir düşünce ve inanışı kabul etmeyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanatic. fanatical. rabid. red-hot. roaring. fanatic. devotee. energumen. rooter. zealot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigoted. fanatic. zealot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigot. fanatic. gold buck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fanatisme

bağnazlık

Bir kimseye veya bir şeye aşırı düşkünlük ve tutkuyla bağlılık, bağnazca davranış.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanaticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanaticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hayal mahsulü olan, muhayyel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merak sahibi; meraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gerçekten uzak, kaprisli,hayalperest, hayal peşinde koşan. fancifully(z). hayal mahsulü olarak. fancifulness (i). hayale dayanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). hayal, düş, imge; merak,kuruntu; kapris; meyil, sevgi; zevk; zihinde yaratılan bir kavram, mefhum; (s). fantazi, süslü; hayale dayanan, keyfi; yüksek kaliteli (meyve); ifrat derecesinde. fancy dress fantazi elbise, karnaval kıyafeti. fancy dres

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayal etmek, tasavvur etmek,kurmak; beğenmek, sevmek; zannetmek, tahmin etmek, neslini ıslah etmek için hayvan yetiştirmek. Fancy ! Fancy that ! Takdir sizindir! Acaba! Yok canım!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. - gos) hareketli bir İspanyol dansı, bu dansın müziği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mabet, küçük mabet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Fr.) Yakın nefesli sazlardan kurulmuş orkestra.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). nefesli çalgıların hep birden çaldıkları coşkun parça; fanfar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). övünme, atma, farfaralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlaşılmaz konuşma ve daha çok anlaşılmayan yabancı bir dil hakkında söylenir: Kapıda iki kişi var, fanfin edip duruyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayvanın azı dişi; yılanın zehirli dişi; dişin kökü; pençe. fanged (s). dişli, azılı. fangless (s). dişsiz (hayvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fena’dan imef.). (mü. fâniye). Zevâl ve son bulan, bâki olmayan, geçici olan: Alem fânidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

sıfat (fa:ni:) Arapça 1. Ölümlü, gelip geçici, kalımsız: "Her fâni güneşten, çimden nasibini alıyor." - Yusuf Ziya Ortaç. 2. isim İnsanoğlu. fani isim, fizik Fransızca phanie İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transitory. fleeting. mortal. earth-born. ephemeral. evanescent. fading. fleet. transient. earthling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal. transient. transitory. perishable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal. transitory. earth born. temporal. transient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فانی] ölümlü. 2.yok olucu. 3.geçici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the world of mortality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. flanelle). 1. Teri içmek ve sıcak tutmak için tenin üzerine giyilen yünden dar gömlek veya don: Fanila giymek, fanilayı çıkarmak. “2. Yünden ince ve yumuşak bir nevi kumaş: Bu fanilanın metresi kaça? Faniladan gömlek. 3. Fanilâ denilen kumaştan yapılma: Fanila mintan, fanila hırka. 4. Yünden, fanila tarzında yani ince ve yumuşak olarak yapılmış olan: Fanila çorap, fanila don. «yün çorap» ile «fanila çorap» arasında fark vardır. Birincisi yerli ve az, çok kaba olarak eğirilmiş yünden mamul çoraba ve ikincisi ise fabrika işi olarak ince ve yumuşak olanına delâlet eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flannel. undershirt. vest. singlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flannel. undershirt. vest. flannel undershirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flannel. flannels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortality. transitoriness. transience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zayıf olmak, ihtiyarlıktan eli ayağı tutmaz hale gelmek (Vefik Paşa merhum bunu Türkçe sanıp kırılmak demek olduğunu ve «fanfan ile bir asıldan bulunduğunu söylüyorsa da, Ar. «fanı» sözünün Arapça’da da böyle bir mânâsı olduğundan dilimize Arapça’dan geçmiş olduğunda şüphe yoktur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Fânilik, ölümlülük.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., (k).dili but, kaba et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağ isketesi denilen gök renginde bir ufak kuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Çin'e mahsus ve parayla oynanan bir kâğıt oyunu; bir çeşit kâğıt oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). fantezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). phantasm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. psikoloji). Olmayan şeyleri var gibi görmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayalperest, hayal peşinde koşan kimse, garip fikirleri veya üslubu olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). garip, tuhaf, acayip; mantıksız; hayali, gerçekten uzak; kaprisli, hayalperest; (i). hayali ve garip fikirleri olan kimse; sÜs düşkünü. fantastical (s). hayali;fantezi seven. fantastically (z). aşırı derecede;acayip bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fantastic. fantastical. fanciful. raving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fantastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fantastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayal, fantezi,kapris; hülya, kuruntu, garip fikir, garabet; (müz). fantezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Yalandan gösteriş, boş tantana ve debdebe: Fantazyayı sever bir adamdır. Başlıca Araplar’ca kullanılıp lisanımıza onlardan geçmiştir: 2. Araplar’ın at koşturup yarış etmeleri: Fantazyaya çıktılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(mus.) (Fr.). Musikide serbest stilde yazılmış parça. Türk musikisinde serbest stilde yazılmış şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fancy. fancy. fantasy. phantasy. flamboyance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fantasy. fancy. fantasia. conceit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fancy. caprice. whim. fanciful. distinctive looking. original. fantasy. phantasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). kukla oyunundaki bebekler; kukla oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Phantom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Yunanca’dan) (c. fevânîs). 1. Mus vesair ışığın rüzgârdan sönmesini önlemek için camla çevrili mahfazası, fener. 2. Liman ağızlarında ve tehlikeli sahillerle deniz içindeki kayalar üzerinde gemilere gidilecek yolu göstermek için dikilmiş deniz feneri. Direk veya kule tepesinde yanan muhtelif renkte büyük fener. 3. (kimya) Bazı şeylerin üstüne konmaya mahsus camdan kapak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lantern. lamp glass. glass cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bell jar. glass. translucent globe over a light bulb. lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فانئس] fener.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek geniş gözlü bir balık ağı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (s.), (i.) yarı yarıya; (s.) karışık; (i.), (ing.) iki çeşit içki karışımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Esnafça eğlenceye giden, esnaf gibi her biri masrafının hissesini vererek (Arifâne denmesi yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hasâfetli, aklı başında bir adama yakışacak surette.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bebeklik, çocukluk; huk. rüştten önceki zaman, küçüklük; başlangıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. bebek, küçük çocuk; huk. reşit olmayan kimse; s. küçük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Portekiz veya İspanya prensesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Portekiz ve İspanya'da veliahttan başka kral hanedanından herhangi bir prens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeni doğan çocuğu öldürme; çocuk öldüren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çocuğa ait, çocukça, çocuğa benzer infan- tile paralysis tıb. çocuk felci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yetişkinde anormal çocukluk emaresi, gelişmemişlik; yetişkinde çocukça davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyade, yaya asker. light infantry hafif piyade askeri. mounted infantry süratli gitmek için at veya arabaya binen fakat piyade olarak dövüşen asker. infantryman i. piyade, yaya er.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İRFAN) (i. A.). 1. Bilme, biliş, anlayış, kültür, hakikate vâkıf olma, içyüzüne varma, ilim ve zekâ ile hâsıl olan olgunluk. 2. Dinî sır ve gerçekleri bilme: İlim ve ibâdet kâfi değildir, irfan lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. insight. knowledge. culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. comprehension. insight. knowledge. occult knowledge. enlightenment. learning. scholarship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عرفان] bilme. 2.kültür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Bilme, anlama. 2.Gerçeği sezme, kavrama gücü. 3.Dini gerçek ve sırlan biliş. 4.Kültür. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. mü.). 1. İrfan, anlayış. 2. (felsefe). Fr. anosticisme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عرفان پرور] kültürlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Asıl mânâsı taç olup, Hıristlyanlar’da nikâh sırasında eşlere çiçek ve mücevherden taç giydirmek Adet olduğundan, Hıristiyan nikâhı mânâsiyle kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of resignation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gale. hysterics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüferin büyük cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large bluefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large bluefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. insaf ve doğrulukla: Pek munsıfâne hareket ediyor. 2. Pek ileriye varmayarak: Biraz munsıfâne vuruyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kılı kırk yararcasına.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [موشکافانه] kılı kırk yararak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). İsrafla, müsriflikle, müsrifçeslne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متصوفانه] sûfice.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متأسفانه] üzgün, esefli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متفلسفانه] bir filozof gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili yeni çıkmış, yeni model.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. offence

sp. atak

Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılan akın.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. offensive

sp. atağa dayalı

Hücum esas alarak kurulan (oyun düzeni).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

isim, eskimiş (pi:'rifa:ni:) Farsça + Arapça İhtiyar kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hürmetsizce kullanma, kutsiyetini bozma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. bulaştırmak, pisletmek, kirletmek; hürmetsizce kullanmak: kötüye kullanmak, suiistimal etmek; s. kâfir, zındık; adi, bayağı; mukaddes olmayan, cismani, dini işlerden ayrı olan; küfür kabilinden. profanely z. hürmetsizce. profaneness i. kutsal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sözle hürmetsizlik, ağız bozukluğu, küfür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Sarsılma, halecan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Nasır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Yeşilköy'un eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y.). Selülozdan yapılan saydam bir kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellophane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellophane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شفاناپذیر] iyileşmez, onulmaz, şifa bulmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), idare, tutum, iktisat maksadıyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undershirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok ince muslin kumaş; yanardönerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TÜFAN) (i. A.). 1. Ortalığı kaplayıp çeviren umumî ve pek şiddetli yağmur ve fırtına: Bir tufan koptu. 2. Hazret-i Nûh zamanında sapıtmış insanlığı yoketmek için Tanrı tarafından meydana getirilen umumî fırtına, mec. Tûfân-ı NÜh = Nûh Tûfânı. 1. Pek büyük yağmur ve fırtına: TÜfân-ı NÜh oldu. 2. Pek eski zaman: Tûfân-ı Nûh’tan kalma. Kable’t-tûfân = Tûfân’dan önce, Fr. antédiluvien.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deluge. flood. flooding. cataclysm. cyclone. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the flood. the deluge. violent rainstorm. flood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deluge. cataclysm. flood. the flood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hz.Nuh zamanında Allah’ın kötülüğe sapmış insanları cezalandırmak için gönderdiği bütün dünyayı su ile kaplayan yağmur. 2.Şiddetli yağmur ve sel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’dan). Mevsiminden önce yetiştirilen meyve ve sebze: Turfanda çilek. Son turfanda = Mevsiminden sonra yetiştirilen meyve ve sebze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very early. out-of-season. avant-garde. precocious. first fruits. primeur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mevsimsiz meyve ve sebze yetiştiren ve satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turfanda yetiştirilen tarla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küçük parçalara bölünmek, dağılmak: Bu ekmek durduğu yerde ufanıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırıntı, ufak parçalar: Ekmek ufantısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Nazikâne, zarafetle, kibarca: Zarifâne muamele ediyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ظریفانه] zarifçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by