Fare ne demek? | Fare anlamı nedir? | Fare

Fare anlamı nedir?

Fare ne demek?

Fare anlamı nedir?

Fare | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: fare

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Arapça’da asıl isim fâr’dır). Küçük sıçan, ev sıçanı, fındık sıçanı (dilimizde bu şekil adı geçen hayvanın küçüğüne tahsis olunarak büyüğüne hasrolunan sıçandan ayrılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To go; to pass; to journey; to travel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be in any state, or pass through any experience, good or bad; to be attended with any circummstances or train of events, fortunate or unfortunate; as, he fared well, or ill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be treated or entertained at table, or with bodily or social comforts; to live.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To happen well, or ill; used impersonally; as, we shall see how it will fare with him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To behave; to conduct one's self.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A journey; a passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The price of passage or going; the sum paid or due for conveying a person by land or water; as, the fare for crossing a river; the fare in a coach or by railway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ado; bustle; business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Condition or state of things; fortune; hap; cheer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Food; provisions for the table; entertainment; as, coarse fare; delicious fare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The person or persons conveyed in a vehicle; as, a full fare of passengers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The catch of fish on a fishing vessel. the food and drink that are regularly consumed a paying passenger the sum charged for riding in a public conveyance eat well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouse. house mouse. rat. whisker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an agenda of things to do; 'they worked rapidly down the menu of reports'. the sum charged for riding in a public conveyance. a paying passenger. the food and drink that are regularly consumed. proceed or get along; 'How is she doing in her new job?'; 'Ho

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The required payment for a ride on a public transportation vehicle It must be paid by an acceptable means, for example, using cash, token, ticket, transfer, farecard, voucher, pass or user's fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fahrpreis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yol parası, bilet ücreti; navlun; yolcu, kayık veya araba yolcusu; yiyecek. bill offare yemek listesi. full fare tam bilet; tam navlun. half fare yarım bilet; yarım navlun. plentiful fare bol yemek. poor fare kötü yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., eski olmak, vaki olmak; başından geçmek; yemek yemek; geçinmek, yemek temin etmek; eski yolculuk etmek. Fare ye well. Uğurlar olsun, selâmetle. fare forth yola çıkmak. fare ill işleri yolunda gitmemek. fare sumptuously bol bol yiyip içmek, sefa sürm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şeytanî, pek kötü, ifritçe niyet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (otobüste) bilet parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). nefesli çalgıların hep birden çaldıkları coşkun parça; fanfar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouse nest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çuhaçiçeğigillerden bir bitki cinsi. 2. Yabanî mercanköşk.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(güveyotu): Çuhaçiçeğigillerden; tohumları kuşyemi olarak kullanılan bitkilerin cins ismidir. Kokusu güzeldir. Çiçekleri, beyazımtırak erguvan rengindedir. Dallarının ucunda, küçük demetler halinde bulunur. Yapraklarının altı tüylüdür. Yaz aylarında toplanıp, kurutulur. İçeriğinde; terpinol, terpinin vethymol gibi kokulu maddeler vardır. Kullanıldığı yerler: İştahı açar, vücuda dinçlik verir. Nezleyi keser. Göğsü yumuşatır, öksürüğü giderir, balgam söktürür. Diş ağrılarını keser. Sinir bozukluklarını giderir. Görme zafiyetinde de faydalıdır. Midevi, yatıştırıcı ve spazm gidericidir. Yaralar için hazırlanan ilaçların bileşiminde vardır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharyngitis. quinsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharyngitis anjin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sütleğengillerden Amerika’da yetişen bir bitki meyvesi; fareleri zehirlemekte kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (i)., (s). Uğurlar olsun, Güle güle. (i). ayrılma, gitme; veda, geçirme,uğurlama; (s). son, ayrılma. farewell dinner veda yemeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ardıç kuşu, (zool). Turdus pilaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazel mouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mongoose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (masdar gibi kullanıyorsak da «küffâr» mübalâğa isminin müennesi olup asıl «örtücü ve imhâ edici» demektir). Bir mecburiyet altında veya yanlışlıkla işlenmiş bir günahı affettirmek ümidiyle şerîate uygun olarak verilen sadaka veya tutulan oruç vesaire, günahtan arınma: Kefâret lâzımdır; kefâreti kolaydır, mümkündür. Kefâret-i yemin = Yerine getirilemiyen bir yemine karşı icab eden şer’İ sadaka, oruç ve köle veya halayık Azat etmekten ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act on atonement as laid down in Islamic law and usually involving a paymen. atonement. penance. redemption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Günahı örten anlamına gelir. 2.Günahların ödenmesi gereken bedeli.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Elçilik, elçi vazifesi: Sefâretle Avrupa’ya gitmişti. 2. Bir yabancı devlet nezdinde bulunan sefirin unvanı, sıfatı ve yeri, elçilik: Paris sefâreti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassadorship. embassy. legation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. legation. ambassadorship. envoyship. embassy building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفارت] elçilik, büyükelçilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. legation. building housing the residence and office of an ambassador or envoy. embassy building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سفارت خانه] elçilik binası, elçilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Bir sefir ile maiyyeti heyetinin makamı ve resmî dairesi, elçilik: Londra’da Türk Sefarethanesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شفارسان] şifa veren, iyileştiren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harvest mouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cadde, yol, geçit. No thoroughfare Yol yok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harp, savaşma, savaş; mücadele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yolcu, yaya yolcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyi hal, iyilik; sıhhat, afiyet, refah; yoksullara yardım. on welfare ihtiyaç dolayısıyle resmi kuruluştan yardım alan. welfare mother bakacak kimsesi olmayan küçuk çocuklu kadın. welfare state yurttasların bireysel ve toplumsal gereksinmelerini s

İngilizce - Türkçe Sözlük by