Fast Break ne demek? | Fast Break anlamı nedir? | Fast Break

Fast Break anlamı nedir?

Fast Break ne demek?

Fast Break anlamı nedir?

Fast Break | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: fast break

Yabancı Kelime

İng. fast break

sp. hızlı hücum

Takım sporlarında karşı tarafın toparlanmasına fırsat vermeden, paslaşarak yapılan hücum.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bedenen yorucu , yıpratıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f kırmak, parçalamak; ihlâl etmek, riayet etmemek, uymamak (kanuna); bir yerini kırmak, yaralamak; bozmak, araya girmek; sona erdirmek, bitirmek; nüfuz etmek, içine girmek; iflâs ettirmek; bozdurmak (para); kaçmak, firar etmek; elek. devreyi bozmak, devr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kırık, çatlak, aralık, açıklık, fasıla; atılma; kaçış; ani kesiş, ani düşüş; az bir miktar, parça, kısım; k.dili fırsat, şans; k.dili gaf, pot; elek. devrenin bozulması, devrenin kapanması; cazda solo bölüm; borsada ani fiyat düşüşü; matb. paragraflar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. cepheyi yarıp geçme; hamle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısılma, bozulma, dağılma, parçalanma; Kan. buzların çözülmeye başladığı zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırma, kırılma; kırılan şeylerin tutarı; ikt. kırılma payı, kırık bedeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bozulma, durma (makina); asap bozulması, çökme; teferruatlı hesap; analiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırıcı şey veya kimse; sahile çarparak köpük haline gelen dalga; den. mancana, gemilerde kullanılan küçük su fıçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kahvaltı, sabah kahvaltısı; f. kahvaltı etmek; kahvaltı çıkarmak, kahvaltı vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırılma. breaking point kırılma noktası. breaking and entering huk. meskene tecavüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tehlikeli, kafa göz yarabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalgakıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). solmaz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tan, şafak, seher.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). oruç tutmak, perhiz etmek; (i).. oruç, perhiz; oruç süresi. fast day oruç günü, perhiz günü. break one's fast orucu açmak,oruç bozmak, perhiz bozmak; kahvaltı etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). çabuk, tez, seri, süratli; ileri;ahlaksız, eğlenceye düşkün; sıkı, sabit, yerinden oynamaz, çıkmaz; sadık; metin, dayanıklı,solmaz; derin (uyku); (z). çabuk, süratle; sıkıca, sıkı olarak; tamamen, derin bir şekilde; yakında, yanında. fast color

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. fast break

sp. hızlı hücum

Takım sporlarında karşı tarafın toparlanmasına fırsat vermeden, paslaşarak yapılan hücum.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. fast food

hazır yemek

Kısa sürede hazırlanan ve yemek için az zaman harcanan hafif yiyecek.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bağlamak, açılmayacak surette kapamak, sürmelemek, tutturmak; dikmek,ayırmamak (gözünü); üzerine atmak. He fastened his eyes on her. Gözlerini ona dikti. fastener (i). bağlayan şey, bağ, toka, bağlaç. fastening (i). kapalı tutan şey, raptiye, süngü,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). titiz, müşkülpesent. fastidiously (z). titizlikle. fastidiousness (i). titizlik, müşkülpesentlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). dik olarak aynı düzlemde biten (dallar), koni şeklinde (servi, kavak); (zool). koni şeklindeki demet gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). metanet; kale, istihkâm,emin yer; sağlamlık; sürat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda üzerindeki renkle kodlanmış düğmeler, sayfa numarasını girmeden belirli sayfalara doğrudan ulaşmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyük keder, kalp kırıklığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tutma aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at terbiyecisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev soyan hırsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buzkıran; bir toplantıda insanları birbirine kaynaştırmak için vasıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kanuna aykırı hareket eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. palamarın bağlandığı iskele babası veya şamandıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. feveran, patlama, patlak verme, isyan; baş gösterme, çıkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., eski gerçek, hakiki; hakikatli, sadık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sabit görüş; kımıldamayan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sabit, değişmez, dönmez, muhkem; metin. stead fastly z. sebatla. steadfastness i. sebat .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. steadfast.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güneşte solmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından geliştirilen yüksek hızlı baskı teknolojisi. Daha hızlı baskı yapar ve özellikle günümüzdeki yüksek çözünürlüklü dijital fotoğraf makinelerinin kaydettiği büyük görüntü dosyaları için uygundur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çözmek, gevşetmek, açmak; çözülmek, gevşemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüzgârdan koruyan ağaç kümesi veya çalılık, ruzgâr çiti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark rüzgâra karşı koruyan spor ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by