Fec ne demek? | Fec anlamı nedir? | Fec

Fec anlamı nedir?

Fec ne demek?

Fec anlamı nedir?

Fec | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: fec

Türkçe Sözlük

(FECC) (i. A.). İki dağ arasındaki derin yol: Mİn-küllü fecc-i amtk = Her taraftan (hemen yalnız bu tâbirde kullanılır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etkilemek, tesir etmek, değiştirmek ; müteessir etmek, dokunmak; taslamak. affect ignorance cahillik taslamak, bilmezlikten gelmek. My arm is affected. Hastalık koluma yayıldı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapmacık, taklit; naz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). taklitçi, sahte tavırlı, poz yapan; etkilenmiş, tesir altında kalmış, müteessir. affectedly (z). yapmacık tavırlarla. affectedness (i). yapmacık, sahte tavır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). taklitçi, sahte tavırlı; etkileyen, tesir eden, müessir. affectingly (z) müessir şekilde, etkileyici bir tarzda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sevgi, muhabbet; etkileme , tesir etme, teessür; hastalık. play on one's affections karşısındakinin hislerine hitap etmek. win one's affection bir kimsenin sevgisini kazanmak. affectionate (s). seven; sevgi gösteren.affectionately (z). sevg

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hissi, dokunaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asıl tesirden sonra görülen tali tesir, tali reaksiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). vücutta hâsıl olan mikroplarla iltihaplanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). imal etmek, hazırlamak (reçel, tatlı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). imâlat, hazırlama; bonbon, şekerleme; (ecza). şeker veya bal ile hazırlanan preparat; konfeksiyon, hazır elbise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şekerleme imalathanesi ; şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şekerci. confectioner's sugar pudra şekeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dışkı boşaltmak; tortusunu çıkarmak. defeca'tion (i). dışkı boşaltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: tefeci). Çok yüksek faizle ötekine berikine gizlice borç para veren: Defeciye borcu vardır, (bk.) Tefeci.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kusur, noksan, eksiklik; (f). terketmek; karşı tarafa iltica etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bulunduğu veya mensup olduğu zümre, parti, taraf v.b.'nden çekilme, terketme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kusurlu, sakat, eksik, noksan; (gram). bazı çekim şekilleri kullanılmayan. defectively (z). kusurlu olarak, noksan olarak. defectiveness (i). kusurluluk, noksanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı tarafa kaçan kimse. defence (ing)., (bak). defense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sevgisini azaltmak, soğutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sevgisi azalmış, soğumuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dezenfekte etmek, mikroptan temizlemek. disinfectant (i)., (s). dezenfektan, mikrop öldürücü kimyasal madde; (s). dezenfekte eden. disinfection (i). dezenfekte etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). etki, sonuç, eser; anlam, husus, meal; tatbik mevkii, fiil, iş, işlem. put into effect, give effect to tatbik mevkiine koymak, uygulamak.cause and effect sebep ve sonuç. for effect gösteriş için. in effect gerçi, aslında, gerçekten, filhakika. o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başarmak, sonuca vardırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). işe yarar; itibar olunur, sayılır; yürürlükte; etkili, tesirli; hakiki, fiili; (i). faal hizmete hazır asker veya ordu; (tic.) efektif, nakit, para .effective range tesirli top menzili. effectively (z). tesirli olarak, fiilen. effectivenes

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). istenen sonucu veren, tesirli, etkileyici; yeterli, kifayet edici; geçerli, muteber .effectually (z). etkili bir şekilde; yeterli olarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). icra etmek, tatbik mevkiine koymak; üstesinden gelmek, başarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Fecilik, acıklılık, yürekler acısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fecî»). Öfkeler, musibetler, belâlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فجاعت] feci durum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. facir). (bk.) Facir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فجره] günahkarlar. 2.kötü insanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tortu, posa; pislik, bok, dışkı. fecal, faecal (s). tortulu; pislik ile ilgili, dışkıya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. fecla). Acıklı, hüzün verici, tesirli. Ar. elim, müessir: Fecî bir vaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disastrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disastrous. tragic. terrible. be. extremely. very. painful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragic. terrible. extremely. very. disastrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فجيع] çok kötü, korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. fecâyi). Musîbet, Afet, belâ. (bk.) FAcia.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sabahın pek erken vakti; güneşin doğuşundan evvelki vakit, tan vakti. 2. Güneşin doğuşundan evvel görülen kızıllık ve aydınlık. Feer-I şimalî = Kuzey fecri. Dünyanın iki kutbunda bazan pek acayip ve güzel bir surette beliren rengârenk ve muhtelif şekillerdeki ışıklar. Velfecri = Kur’an-ı Kerîm’ln böyle başlayan sûresi. Gözleri vel-feeri okuyor = Pek uyanık ve zekîdir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فجر] tan ağartısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (Lat). yapmıştır, amelehu (''bunu yapan'' anlammda sanatçının imzası ile beraber kullanılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فجيعه] facia, felaket.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hünersiz, beceriksiz, elinden iş gelmeyen; cansız, zayıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فجر] tan ağartısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فجرکاذب] gerçek tan ağartısından önceki geçici aydınlık

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فجر صادق] tan ağartısı, şafak sökmesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sabaha karşı güneş doğmadan önce ufkun gündoğusu tarafından görülen aydınlığı, tanyerinin ağarması.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(FECR-İ KAZİB) (i. F.). Gün doğmadan tan yerinde belirip sonradan kaybolan aydınlık, geçici tan, yalancı tan, aldatıcı fecir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FECR-İ SADIK) (i. F. A.). Tan yerinde gün doğmadan belirip, gün doğuncaya kadar süren aydınlık, gerçek ten, hakikî fecir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fecri).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. lae) (i)., (kim). nişasta fekül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çamur, bulanıklık; tortu, posa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çamurlu, tortulu, bulanık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). verimli, doğurgan; mahsuldar, bereketli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gebe bırakmak, döllemek, ilkah etmek; verimli bir hale getirmek, bereketlendirmek, mümbitleştirmek. fecunda'tion (i). dölleme; bereketlendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doğurganlık, veludiyet; verimlilik, müsmirilik; yaratıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosopher. philosophy teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosopher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. eksik, noksan, kusurlu; bitmemiş; huk. tamam olmayan; uygulanamaz, tatbik olunamaz; gram. bitmemiş bir eylem gösteren (fiil), be ing kipinde olan (fiil); i., gram. bunu belirten zaman veya fiil. imperfectly z. eksik olarak, kusurlu olarak. imper

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kusur, eksiklik, noksan, ayıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çürümez; hatasız, yanılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tesirsiz, beklenilen tesiri göstermeyen, iyi tesir bırakmayan, faydasız, kabiliyetsiz. ineffectively z. netice vermeden, sonuç vermeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tesirsiz, faydasız, boş, başarısız. ineffectually z. boşuna, faydasızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bulaştırmak, hastalığı sirayet ettirmek; bozmak; huk. ifsat etmek; herhangi bir hissi sirayet ettirmek. infection i. bulaşma, bulaştırma, sirayet, geçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bulaşıcı, sari; bulaştırıcı; bozucu, ifsat edici; başkalarına kolay geçen (gülme, neşe). infectiously z. bulaşıcı olarak, başkalarına kolay geçebilir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kısır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Latife söylemeyi seven ve bilen, şakacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witty. jocose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witty. jocose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tiyatro rolünü harfi harfine ezberlemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) tesirsiz, etkisiz; (ask.), (den.) hizmete yaramaz (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f tamamlamak, bitirmek, ikmal etmek; tekamül ettirmek. perfectibil'ity i. kemale erme kabiliyeti. perfectible s. tamamlanabilir; tekâmül ettirilebilir. perfective s. mükemmelleştirici; tamamlayıcı. perfectively z. tamamlayıcı olarak; mükemmelleştirici

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tam, mükemmel; kusursuz; iyice öğrenilmiş (ders); bot. olgun; aynı çiçekte hem erkeklik hem dişilik uzvu olan, tam; k.dili pek çok, müthiş; gram. geçmiş; i., gram. geçmiş zamanlı fiil; geçmiş zaman. perfect circle tam daire. perfect nonsense saç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğrafların çekildiği andaki kadar canlı görünmesini sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kemal, mükemmellik, tekâmül; bitirme, ikmal, tamamlama; kusursuz kimse veya şey; kusursuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. günahsız hayatın kabil olduğunu kabul eden kuram; hayatın en yüksek gayesinin ahlâki kemale erişmek olduğunu kabul eden kuram. perfectionist i. bu nazariyeler taraftarı; her şeyin mükemmel olmasın aşırı derecede isteyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., gram. belirli bir geçmişteki olaydan daha önce olmuş olayın hikâyesi, (kıs. plup).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Roma'da vali, yüksek rütbede memur; baş memur, reis; Paris polis şefi; özel okullarda bazı sorumlulukları olan öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir vali veya yüksek rütbeli memurun sorumlu olduğu bölge, makam, hizmet süresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hafif kahvaltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) manastır yemekhanesi; üniversite yemekhanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle düşman memleketinde seyahat edenlere verilen seyahat tezkeresi veya himaye belgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasa hırsızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usurer. pawnbroker. loan shark. moneylender. money lender. cutthroat. shylock. discount broker. broker. jew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usury. loan shark. usurer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usurer. loan shark. blood sucker. money broker. pawn broker. collybist. excess profiteer. moneymonger. pawn shop. pawnbroker. pawnbroker's business shop. money scrivener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Tefek» sıfatının küçültülmüşü olup «ufacık» sıfatına katılarak kullanılır. Ufacık tefecik = Pek küçük yapılı, zarif ve nazik: Ufacık tefecik bir kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usury. loan sharking. pawn brokery pawn broking. ramp. unconscionable bargain. usurious trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teeny weeny teensy weensy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski bir sınıf Osmanlı süvari askeri (yanlış olarak «ulûfeciyân» suretinde cem’ini de kullanırlardı).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sahte tavırlı olmayan, tabii, samimi; etkilenmemiş, değişmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by