Felaket-zede ne demek? | Felaket-zede anlamı nedir? | Felaket-zede

Felaket-zede anlamı nedir?

Felaket-zede ne demek?

Felaket-zede anlamı nedir?

Felaket-zede | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: felaket zede

Türkçe Sözlük

(i.) (yanlış tâbir). Felâkete, musibete uğramış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. Affet-zedegân) (A. Afet, F. zeden = vurulmak). Bir musibete ve bilhassa yangın, zelzele gibi bir felâkete uğramış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. F.) (Afetzede’ nin çokluğu. Afete, belâya, felâkete uğramışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victim of a misfortune. sufferer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آفت زده] belaya uğramış, afet görmüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça belâ = musibet, Farsça zede = vurulmuş). Musibete uğramış, felâkete düşmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. elem = keder, F. zeden = vurmak). Dert ve kedere düşmüş, acı görmüş. Ar. mükedder, Fars. gam-dîde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. elem-zede). Elemliler, dertliler, kederliler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [الم زده] elemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Musîbet, belâ. 2. Bahtsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catastrophe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abominable. atrocious. bane. calamity. catastrophe. disaster. evil. fatality. grotty. misfortune. scourge. tragedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calamity. catastrophe. disaster. awful. terrific. bane. blow. fatality. harm. scourge. tragedy. woe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلاکت] büyük bela, musibet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yanlış tâbir). Felâkete, musibete uğramış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musibet ve felâket getiren. Fars. Afet-Amîz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victim of a disaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فلاکت زده] felakete uğrayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. felek = semâ, F. zeden = vurmak). Sanki feleğin zulmüne uğramış, bedbaht, musibet görmüş, kötü talihli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فلک زده] kader kurbanı, felek vurgunu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça fürkat = ayrılık, Farsça zeden = vurmak). Ayrılık çeken, sevdiğinden ayrılmış, hicran çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (A. gam = keder, F. zeden == vurmak). Keder ve hüzne kapılmış, Ar. mağmum, mükedder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (f. c. gurbetzedegân) (A. gurbet, F. zeden = vurmak). Memleketinin dışında bulunan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غربت زده] gurbet elde yaşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. F. A.) (c. harîk-zedegân) (Ar. harîk = yangın, Fars. zeden = vurmak). Yangına uğramış, yangın vermiş: Harîk-zedegâna iane toplamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Harîkzede’nin c. Yangına uğramış kimseler, yangından zarar görmüşler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hasret, Fars. zeden = vurmak) (c. hasret-zedegân). Mahrumiyet veya iştiyak düşkünü, hasrete düşmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. R. F. c.) (m. hasret-zede). Hasrete uğramışlar, hasrete düşmüşler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F, Ar. hayret = şaşkınlık, Fars. zeden = vurmak) (c. hayret-zedegân). Hayrete düşmüş, şaşakalmış, Ar. mütehayyir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حيرت زده] şaşkın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kalem, Fars. zeden = vurmak). Yazılmış, kaleme alınmış, Ar. muharrer: Yukarıda kelem-zede-i beyân olunduğu üzere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KAZA-ZEDE) (I. F., Ar. kazâ, Fars. zeden = isabet etmek vurmak). Bir kazâ görmüş, kazaya uğramış, kaza ile sakatlanmış veya tahrip olunmuş: Gemisi kazazede oldu, sahilde fırtınadan kazazede olan gemilerin enkazı duruyordu, zavallı adam kazazededir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

survivor. sufferer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casualty. disaster victim. castaway. wrecked. shipwrecked. struck down by an accident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victim of an accident. struck by an accident. shipwrecked person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ar. mâtem = yas, Fars. zeden = vurmak). Yasa tutulmuş, yaslı, musibete uğramış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماتم زده] yaslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. mihnet = dert ve belâ, Fars. zeden = vurmak). Afet ve belâya, mihnete uğramış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. nekbet-zedgân) (Ar. nekbet = düşkünlük, Fars. zeden vurmak). Nekbete uğramamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. rakam, Fars. zeden = vurmak). 1. Yazılmış, kayıtlı. 2. Sözü edilen, anılan,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başvurmuş, baş gösterilmiş. Ser-zede-i zuhûr olmak = Çıkıvermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. sevdâ, Fars. zeden = vurmak) (c. sevdâ-zedegân). Aşk ve alâka vurgunu, Aşık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سودازده] sevdalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زخم زده] yaralı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «zeden» fiilinden; terkiplerde bulunur) (c. zede-gân). Vurulmuş, uğramış. Ar. musâb, Fars. dûçâr, giriftâr. Musîbet-zede = Musibete, felâkete uğramış. Harik-zedegân = Yangına uğramış olanlar. Ser-zede = Başgöstermiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زده] vurmuş, dövmüş. 2.vurulmuş, dövülmüş. 3.uğramış, müptela olmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurmak, berelemek, çürütmek: Sepeti sallayarak içindeki meyveleri zedelemişler. 2. Zarar ve hasara uğratmak: Muharebe daima ticareti zedeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurulmak, berelenmek, çürümek: Bu meyveler zedelenmiş. 2. Zarar ve hasara uğramak: Ticareti çok zedelendi.

Türkçe Sözlük by